Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/91
Browse
Recent Submissions
Other Mülteciler ve Sinema: Andaç Haznedaroğlu ile Misafir Üzerine Bir Görüşme(ARTS: Artuklu Sanat ve Beşeri Bilimler Dergisi, 2019) Kına, Sezer AhmetThe interview with Andaç Haznedaroğlu who is one of the most significant women directors in Turkish cinema that after the millenium has done upon The Guest (2017) that the thirth full-length film of her. At the Haznedaroğlu’s cinema films and television series, there is a social realistic perspective and a documanteristic content theme. The Guest is a film from “this side of border” that focuses the question of Syrian refugees that the primary agenda topic of Turkey at the last ten years. Then in this context, Haznedaroğlu has the feature of being the first director, producter, and scenarist. The Guest which is the more significant sample of refugee cinema in Turkey is note and document for the future, said Haznedaroğlu.Article OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDAKİ PROPAGANDA FAALİYETLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME: HARP MECMUASI ÖRNEĞİ(Hacettepe Üniversitesi, 2018) Işık, Mehmet; Eşitti, Şakirİlk sayısı Kasım 1915’te yayımlanan Harp Mecmuası, I. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı propagandasının başlıca araçlarından birisi olmuştur. Osmanlı Devleti’nin görsel propaganda bakımından en başarılı yayını kabul edilen Mecmua, toplam 27 sayı yayımlandıktan sonra Haziran 1918’de kapanmıştır. Bu çalışmada özellikle Osmanlı Devleti’nin en büyük toprak kayıplarını verdiği Sina ve Filistin cephelerinde yaşanan muharebelerle ilgili haberlerin Harp Mecmuası’nda nasıl sunulduğu tematik içerik analizi kullanılarak ortaya konulmuştur. Yapılan analizler neticesinde, Osmanlı Devleti’nin, Harp Mecmuası’nda düşmanını ötekileştiren, onu “canavarmışçasına” gösteren bir söylem yerine Osmanlı askerlerinin kahramanlıklarını ve olumlu yönlerini yücelten bir söylem kullanılmıştır.Book Part Yakın Dönem Türk Sinemasında Kadın Emeğinin Görünümlerı̇: Zerre ve Toz Bezı̇ Filmleri Üzerinden Karşılaştırmalı Bir Çözümleme(Çizgi Kitabevi, 2020) Kına, Sezer Ahmet...Article Nadine Labaki Sinemasında Kadın Temsili(Erciyes İletişim Dergisi, 2020) Aşılıoğlu, Emre; Işık, MehmetNadine Labaki, Lübnan’ın yetiştirdiği önemli yönetmenlerden birisidir. Eğitimini Lübnan’da tamamlaması ve filmlerini burada yapması, onu diğer Lübnanlı ve Ortadoğulu yönetmenlerden ayırmaktadır. Labaki’nin filmlerindeki kadın temsilinin incelenmesi, kadın sorunlarının genelde Ortadoğu özelde ise Lübnan sinemasında nasıl işlendiğinin ortaya konulması açısından önemli veriler sunar. Bu çalışmada Labaki’nin çektiği üç uzun metraj film olan Karamel (2007), Peki Şimdi Nereye? ve Kefernahum (2018) filmlerinde kadınların ve kadın sorunlarının nasıl temsil edildiği incelenmiştir. Yapılan analizler neticesinde incelenen filmlerin, toplumsal cinsiyet rol kalıplarını ve ataerkil ahlaki normları onayan bir anlatı yapısına sahip olması nedeniyle ana akım sinemaya benzer özellikler taşımakla birlikte; aktif, mücadeleci ve çözümler üreten kadın karakterlere yer vererek ana akım sinema filmlerinden farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen filmlerdeki kadınların genellikle güçlü karakterler olduğu ve çoğu zaman diğer kadınlarla dayanışma içerisinde, birlikte hareket ederek başarıya ulaştıkları; bunun mümkün görünmediği durumlarda kaderlerine razı olmadıkları ve mücadeleyi sürdürdükleri, erkek egemenliğine boyun eğen pasif kadın karakterlerin ise genellikle kaybeden taraf olarak konumlandırıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca filmler boyunca ele alınan kadın sorunlarının ekonomik nedenleri üzerinde durulmadığı; sorunların bireyselleştirilerek kolay çözülebilir hale getirildiği belirlenmiştir.Conference Object ''Öteki”yle Alışıldık Deneyim: Mardin Yerel Basınında Sığınmacıların Temsili(T.C. Cumhurbaşkanlığı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, 2021) Kına, Sezer Ahmet2011 yılında Suriye’de iç savaşın patlak vermesiyle büyük bir göç dalgası ve sığınmacı mobilizasyonu ortaya çıkmıştır. Türkiye söz konusu mobilizasyondan önemli derecede etkilenen ve etkilenmeye devam eden ülkeler arasında önemli bir yer tutmaktadır. Hukukî statüleri ve sığınma biçimleri fark etmeksizin bu mobilizasyona dahil olup on yıla yakın bir süredir ülkelerinden farklı bir yerde yaşamlarını idame ettiren ve/veya ettirmeye çalışan insanların, söz konusu bu “yeni yaşam”larında şüphesiz karşılaştıkları yeni sosyal karşılaşmalar, girdikleri yeni kültürel ilişkiler, deneyimledikleri yeni politik tutumlar ve değerlendirildikleri yeni ideolojik çerçevelemeler bulunmaktadır. Bu noktada izleyicilerinin politikadan ekonomiye, ideolojiden gündelik yaşama, kültürden tarihe pek çok bağlamda gerçekleşen olaylar ve olgular hakkında bilgi sahibi olması amacıyla faaliyet gösteren bir toplumsal kurum olarak medyanın hem bahsi geçen “yeni yaşam”lara hem de sığınmacılara dair önemli bir misyonunun bulunduğu sabittir. Buna göre medya metinleri bir taraftan zenofobi gibi toplumsal bir anomaliyi besleyecek türden bir ideoloji üretebileceği gibi, bir arada yaşamanın ve dayanışmanın öneminin altının çizildiği ve bunun toplumsal anlamda yaygın ölçekte kabul görmesini de sağlayabilir birer araç olabilmektedir. Dolayısıyla medya metinlerinin, sığınma‐ cıların sığınma deneyimlerine ilişkin bulguların izinin sürülebileceği bir nitelik taşıdığı açıktır. Bu çalışmada medya metinlerinin söz konusu niteliğinden hareketle, sığınmacılara ilişkin ürettiği temsillerin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda tarihsel süreç içerisinde pek çok dine, dile ve millete ev sahipliği yapan ve günümüzde de yapmaya devam eden, dolayısıyla “öteki”yle yaşama pratiğine sahip olan Mardin’in önemli bir saha olduğu ön kabulünden hareketle Mardin yerel basını araştırma evreni olarak belirlenmiştir. Mardin’in Suriye’yle sınır komşusu olması ve 2011 sonrası sığınmacıların çoğunluğunun olduğu gibi Arap nüfusun yoğunluk gösterdiği bir kent olması, yerel medyada sığınmacıların temsil edilme biçimlerinin seril‐ menmesini önemli kılmaktadır. Buradan hareketle Mardin’de basılı bir gazete olmadığından, internet haberciliği yapan dokuz haber sitesinin en çok ziyaretçi trafiğine sahip olan üçü üzerinden belirlenecek peri‐ yodik aralıklarda üretilen içerik, tematik çözümlemeye tâbi tutula‐ caktır. Bulgulardan hareketle medyanın sığınmacılara ilişkin nasıl bir temsil ve çerçeveleme pratiği içerisinde olduğu tartışılacaktır.Book Black Mirror: Aynadan Yansıyanlar(Nika Yayınevi, 2021) Kına, Sezer AhmetBlack Mirror: Aynadan YansıyanlarArtistic Work Buradan Nereye? Zaman Dışı Dokumlar(İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Sanat ve Kültür Yönetimi Programı, 2016) Aşılıoğlu, Emre…Book Part Bellek, Yas ve Yeni Medya: Be Right Back(Nika Yayınevi, 2021) Kına, Sezer AhmetBellek, Yas ve Yeni Medya: Be Right BackArtistic Work Article “Lale Film Stüdyolarında Seslendirilmiştir”: Necip Sarıcı ile Türk Sinemasında Seslendirme Üzerine Bir Görüşme(ARTS: Artuklu sanat ve beşeri bilimler dergisi (Online), 2022) Işık, Mehmet; Aşılıoğlu, EmreNecip Sarıcı, Türk Sinemasının en önemli isimlerinden biridir. 1949 yılında, henüz on beş yaşındayken, makinist çırağı olarak girdiği sinemaya yetmiş yılı aşkın süredir hizmet etmeye devam etmektedir. Üç yüz elliden fazla filmi seslendirmiş, bu filmlerin seslerini kaydetmiş ya da ses mühendisi olarak altyapısını düzenlemiştir. Bunun yanı sıra yapımcılık ve yönetmenlik koltuklarına da oturmuştur. 1979 yılında Lale Film’i satın alarak değerli arşivinin korunmasını sağlamıştır. Bu görüşme hem Sarıcı’nın zengin geçmişine hem de onun anlatımıyla Türk Sinemasında seslendirmenin yolculuğuna odaklanmaktadır.Artistic Work Article İlköğretim İkinci Kademe Görsel Sanatlar Dersi Programının Sanat Eğitimi İlkelerinin İncelenmesi(Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2012) Aşılıoğlu, Emre…Article SİNEMANIN MARDİN’DEKİ SEYRİ: SİNEMA, ŞEHİR VE SEYİR(sinecine: Sinema Araştırmaları Dergisi, 2021) Duyan, Yektanurşinİkinci Meşrutiyet sonrası sinema, Weinberg’in 1908 yılında Tepebaşı’nda Pathé Sineması’nı açmasıyla diğer eğlence programlarını zenginleştiren teknolojik bir buluş olmaktan çıkar, tek başına bir eğlence haline gelir. Büyük şehirler dışında ilk film gösterimleri, yine bu tarihte yapılır. Halkevlerinden önce Anadolu’da birkaç girişimcinin teşebbüsleriyle açılan sinema salonları kısa sürede kapanır. Halkevleri bünyesinde açılan sinema salonları çoğunlukla çok amaçlı salonlar olsalar da sinemanın toplumsal alanda önemli bir kültür ögesi haline gelmesine aracılık etmiştir. 1938 yılında Mardin’de açılan Halkevi Sineması’nın da benzer bir işlevi olmuştur. Halkevi Sineması’ndan sonra 1950’lerde Mardin’de birçok sinema açılmıştır. Çalışmada 1960-1975 yılları arasında Mardin’de sinema olgusu, sinema salonları, gösterilen filmler ve dönemin seyir pratikleri üzerinden değerlendirilmiştir. Bu bağlamda Mardin’deki ilk film gösteriminin tarihi ve ilk sinema salonunun hangisi olduğu tespit edildikten sonra ileriki yıllarda açılan sinema salonlarının sayısı, teknik ve ergonomik durumları, Mardinlilerin sinemaya karşı ilgileri, izlenen filmler, yerel sinema haberleri ve sinemanın gündelik hayattaki yeri incelenmiştir. T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’ndaki belgeler ve dönemin yerel gazeteleri ve belirtilen dönemde şehirde yaşamış ilgili kişilerle yapılan görüşmeler ile Mardin’de sinemanın, şehrin gündelik yaşam ve eğlence kültürü üzerinde önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir.Article Salgın Filmlerinde İdeoloji: Tehdit (Outbreak) ve Salgın (Contagion) Filmleri Üzerine Bir İnceleme(MSGSÜ Sosyal Bilimler Dergisi, 2020) Aşılıoğlu, Emre; Işık, Mehmet KürşatSalgın hastalıklar insanlık tarihinin en önemli olgularından birisidir. Milyonlarca insan salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmiş, büyük medeniyetler ve imparatorluklar salgın hastalıklar sonrasında çökmüştür. Ortaya çıkma sıklıklarının giderek artması ve 2000’li yıllardan itibaren hemen hemen iki üç yılda bir yenisinin başlaması, salgın hastalıklara yönelik ilgiyi artırmıştır. Dolayısıyla sinemanın da salgın hastalıklara olan ilgisi artmış ve giderek artan sayıda salgın konulu film üretilmeye başlanmıştır. Bu çalışmada Hollywood yapımı Tehdit (Outbreak, 1995) ve Salgın (Contagion, 2011) filmlerinin ideolojik arka planı çözümlenmiştir. Yapılan çözümleme sonucunda her iki filmde de otoriter bir yönetim anlayışının savunulduğu, demokratik hak ve özgürlüklere önem atfetmeyen, birey yerine devleti ve kamu güvenliğine öncelik veren, toplum yararı karşısında bireylerin yaşam hakkını hiçe sayan oldukça muhafazakâr bir ideolojinin hâkim olduğu bulgulanmıştır. Salgının başlaması ve yayılması bireysel kusur ve dikkatsizliğe, durdurulması ise bireysel başarı ve fedakârlığa indirgenmiş, sorunun ekonomik ve siyasal boyutları görmezden gelinmiştir. Ayrıca Amerikalılar dünyanın kurtarıcıları olarak kodlanırken Afrikalılar ve Çinliler hastalığın hayvanlardan insanlara geçmesine neden olan kişiler olarak etiketlenmiştir.Article Presentation Of Nuri Bilge Ceylan In Turkish Mass Media(CINEJ Cinema Journal, 2018) Işık, Mehmet; Parlak, ZaferNuri Bilge Ceylan is the most famous Turkish film director with numerous international prizes. However, Ceylan’s presentation by the Turkish media is far from emphasizing his success, talent, creativity, style, technique, and cinematography. He often falls victim to undeserved and superficial criticism of “would be” critics who openly confess they did not watch Ceylan’s movies. He is sometimes portrayed as a political figure and critic of the present day Turkish politics and system. This article focuses on how two mainstream Turkish newspapers, columnists and microbloggers portrayed and reacted to Ceylan and his cinema after his film Winter Sleep won the top prize (the Golden Palm) at Cannes Film Festival in 2014 and the reasons behind this portrayal.Book Part Yeni Medyanın, Yeni Yıldızları Youtuberların Türkiye’deki Genel Görünümü(Adnan Menderes University, 2018) Işık, MehmetConcurrently with the expansion of communication and transport facilities, growing number of users every day a little more social media, as well as all over the world, it has become part of everyday life in Turkey. Social media is also causing new business areas such as many social institutions and habits to be deeply influenced and transformed. One of the new business areas that emerged with the widespread use of social media was the preparation of content for video sharing sites, which are referred to as "YouTuber". The young content creators who have the opportunity to earn money and fame with the videos they upload to Youtube have opened their way to become a business line of their work. YouTube since May 2013 with the YouTube Partnership Program to also implement in Turkey, Turkish youth have rapidly increased interest in Youtubers and gained fame and reputation as well as by many young youtubers in a short time. This study clarifies the general view youtuber in Turkey has been making predictions about the future.Article Comparison of Ottoman and British War Magazines in the Context of Propaganda in the First World War Period: The Case of "The War Illustrated" and "Harp Mecmuasi"(2022) Eşitti, Şakir; Işık, Mehmetİlk kitlesel savaş olan I. Dünya Savaşı’nda, kitle iletişim araçlarının propaganda amacıyla yoğun şekilde kullanıldığı görülmektedir. Savaş yılları boyunca basın sıkı bir denetim altında tutulmuş, bizzat devlet eliyle çıkarılan gazete ve dergilerle halka ve askerlere verilmek istenilen mesajlar doğrudan iletilmiştir. Bu dönemde çıkarılan “savaş dergileri” (war magazine) ya da “askeri dergiler” (military magazine), mesajların doğrudan hedef kitleye iletilmesi açısından önemli bir yere sahiptir. Mevcut literatürde Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı yıllarında yaptığı propaganda faaliyetleriyle savaştığı ülkelerdeki propaganda faaliyetlerini karşılaştırarak inceleyen çalışmaların sayısının oldukça yetersiz olduğu gözlenmektedir. Bu çalışmanın temel amacı I. Dünya Savaşı yıllarında, dönemin süper gücü konumundaki Büyük Britanya’nın ve Osmanlı Devleti’nin askeri dergilerdeki propaganda faaliyetlerini propaganda teknikleri açısından karşılaştırmalı olarak incelemek, bu yolla dönemin iki karşıt devletinin propagandalarındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışmada, I. Dünya Savaşı yılarında Büyük Britanya’da yayınlanan The War Illustrated dergisi ile Osmanlı Devleti’nde çıkarılan Harp Mecmuası dergisinin içerik ve söylemleri propaganda teknikleri açısından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda The War Illustrated dergisinde Domenach’ın güçlü propagandanın beş temel kuralına uygun bir propaganda kampanyası yürütüldüğü Harp Mecmuası’nda ise bu kurallara yeterince uyulmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Article Moda Felsefesi ve Taklidin Etnografisinin İzini Terzilik Rutini Üzerinden Sürmek(Akdeniz Üniversitesi, 2019) KINA, Sezer AhmetBireylerin cisimleşmiş birer toplumsal özne olarak çözümlenmesi, literatürde bedene ilişkin yürütülen araştırmaların çıkış noktasını oluşturmuştur. Bedeni toplumsal bir öğe olarak kavramak, bedende birleşen her tür kültürel anlamın denetlenmesini, düzenlenmesini ve/veya yeniden üretilmesini ele almayı ve irdelemeyi gerekli kılmaktadır. Bedenin ahlâken ve tecimsel yollarla toplumsal olarak üretildiği savunusu, moda felsefesinin sosyal bir anlam taşıyan dış-beden üzerindeki normatif etkisine dair malûmat toplanabilecek ve üzerinde çalışılabilecek bir rutinin varlığını haber vermektedir. Buradan hareketle, yürütülen çalışmada anılan bu rutinin terzilik rutiniyle kesiştiği noktada doğduğu varsayılan taklit mekanizmasının mahiyeti etnometodolojik bir yordamla irdelenmiştir. Sahada ulaşılan temalar, kapitalist ekonomik işleyiş içerisinde toplumsal tasarım araçlarından biri olan kültürel melezleşmenin her bireyi eşit şartlarda değerlendiren, buradan hareketle de soğurucu bir öze sahip olan yapısının bireyler ve beden üzerindeki izdüşümü gözetilerek anahtar kavramlar ekseninde tartışılmıştır. Sonuç olarak, taklit mekanizmasının bireylerin giyinmeye ilişkin tasarruflarındaki tercihleri açısından etki sahibi olduğu görülmüştür. Bu noktada, modanın ve onun taklit mekanizmasıyla izini süren bireylerin kurduğu kamusallıkların dış-bedende cisimleşmesinde terzilik rutininin önemi serimlenmiştir. Ortak bir düşünme ve eyleme biçimi olan ve o ortaklıklardan sıyrılmaya izin veren bir itki barındıran modanın, dış-bedenin sınıfsal olarak şekillendirilmesi bağlamındaki üretiminde, döngüsel bir fenomen olmasının ve bu yüzden öngörülemez bir manevra alanı içinde bulunmasının altı çizilmiştir.Article Kısa Filmlerin Uzun Etkilerini Mardin’de Hissetmek(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Kına, Sezer AhmetBu değini yazısının amacı, geride bıraktığımız üç yılda Kısa Film Platformu tarafından düzenlenen yarışmalarda ödüle layık görülen filmlere ve bu filmlerin Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi evsahipliğinde Mardinli sanatseverlerin ilgisine sunulduğu 20 Eylül 2019 tarihli etkinliğe ilişkin anekdotlar paylaşmaktır.Article Extreme Nationalist Discourse In The Early Period Of The Turkish Republic And Its Reflection To The Turkish Media: The Case Of Gök-Börü Journal(Siyasal: Journal of Political Sciences, 2018) Işık, MehmetSince its emergence, nationalism has been maintaining its influence on societies and media has enabled the re-production of nationalist ideologies, rituals, symbols, myths and discourses. Nationalism has changed and transformed both over time and among different political regimes and societies. Therefore, in order to fully understand the current state of nationalist ideologies, it is important to examine the historical development of nationalism and its reflections in media. This article examines the emergence and early period of Turkish nationalism and its reflections in the Turkish media. After the establishment of the Turkish Republic, particularly during the period between 1923 and 1950, new notions and institutions settled into the society. One of the most important notions during that time was nationalism given that the new Turkish Republic was established as a nation state. Turkish nationalism is mostly affected by political and social changes of the external world. Between the two world wars, extreme nationalist ideologies were popular all around the globe. This atmosphere of the external world also affected Turkish nationalist discourse and its reflections in the media. “Gök-börü” Journal is an important example of extreme Turkish nationalist discourse. The Journal was published in the Autumn of 1942 when Germany was pushing through Russia. This period was also a time when extreme nationalism and racism was occurring in the world and in Turkey, both were popular concepts. The journal can be differentiated from the other Turkic magazines published during the same period by its harsh rhetoric and ideas about blood nationalism.

