Salihoğlu, Hamit

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Job Title
Doçent
Email Address
hamityurter@artuklu.edu.tr
Main Affiliation
Department of Basic Islamic Sciences / Temel İslam Bilimleri Bölümü
Status
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

SDG data is not available
Scopus data could not be loaded because of an error. Please refresh the page or try again later.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

20

Articles

7

Views / Downloads

78/1208

Supervised MSc Theses

13

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

12

Supervised Theses

13

JournalCount
Turkish Studies2
Bingöl Üniversitesi İlahiyat FakültesiDergisi1
Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi1
Turkish Studies- Comparative Religious Studies1
Turkish Studies - Language and Literature1
Current Page: 1 / 2

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 20
  • Master Thesis
    İbn Hişâm'ın "Şerhu Şüzûri'z-Zeheb" adlı eserinde istişhâd ettiği ayetler
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Geyik, İbrahim; Salihoğlu, Hamit
    Arapça grameri üzerine çalışmalar, Kur'an-ı Kerim'in nüzulu ve İslamın yayılmaya başlamasından sonra, Arapların dışındaki diğer milletlerin İslam'a girmesine paralel olarak gelişmiştir. Böylelikle Kur'an-ı Kerim bu öğrenim sürecinin hem başlatıcısı hem de kusursuz dili itibariyle Arap gramerinin kurallarının belirlenmesinde ana kaynak olmuştur. Bu çalışmada Arap dilinin en büyük âlimlerinden olan İbn Hişâm'ın önemli eserlerinden olan Şerh-u Şûzûri'z-Zeheb isimli kitabı özelinde, Kur'an-ı Kerim ayetleriyle istişhad metodunu nasıl tatbik ettiği ve kullandığı ayetler konu olarak seçilmiştir. Çalışmamız, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, istişhadın tanımı ve kaynakları ele alınmıştır. Birinci bölümünde, İbn-i Hişâm'ın hayatı, ilmî kişiliği, eserleri ve Şerh-u Şûzûri'z-Zeheb adlı eserinin yazılış gayesi, ihtiva ettiği konular ve istişhad metodu ele alınmıştır. İkinci bölümünde, Şerhu'ş-Şûzûri'z-Zeheb'de Arap gramerine dair kuralların ispatında istişhâd edilen ayetler, konu başlıkları altında ele alınarak istişhâd yönleri ortaya konulmuştur. Ele alınan konun daha iyi anlaşılması için, konular detaylandırılarak açıklanmıştır.
  • Master Thesis
    Molla Sadullah el-Fetlevî ve et-Tibyân fî Tasrîfi Kelimâti'l-Kur'an adlı Eseri
    (2024) Atalay, Mahfuz; Salihoğlu, Hamit
    Bu çalışma, hala hayatta olan ve Diyarbakır'da ikamet eden Molla Sadullah'ın hayatı ve 'et-Tibyân fî Tasrîfi Kelimâti'l-Kur'ân adlı eserini ele almaktadır. Molla Sadullah, bu eserinde Kur'ân'ı Kerîm'de geçen bazı kelimelerin aslını, sarf açısından geçirdikleri değişiklikleri, kelimelerin anlamlarını, kıraat farklılıklarını izah etmektedir. Söz konusu eseri, Kur'ân'da geçen bazı kavramların köklerini ve bu köklerin uğradığı i'lâl, idgâm ve kalb gibi sarfla ilgili kuralların izahı ve buna bağlı olarak da onlarda meydana gelen değişikliklerin ortaya konulması açısından çok önemli bir çalışmadır. Kur'ân'da geçen ve mevzu bahsi olan kelimelerin uğradığı değişimleri sarf ilmi açısından izah etmekle kalmayan müellif, söz konusu kelimelerin geldikleri farklı manaları da bazen ayrıntılı bir şekilde ele alarak ilim talebeleri ve onları yetiştiren hocaların istifadesine sunmaktadır.
  • Article
    El-‘UKBERÎ’NÎN ET-TİBYÂN FΠΑRÂBİ’L-KUR’ÂN’INIDA KÛFE DİL EKOLÜNE YAPTIĞI İTİRAZLAR
    (2019) Salihoğlu, Hamit
    Hicri altıncı yüzyılın son yarısı ile yedinci yüzyılın başlarında yaşamış olan Ebûl-Bekâ el-‘Ukberi, Bağdat’ta dönemin seçkin âlimlerinden dil ve gramer derslerini almıştır. Kaynaklarda en-Nahvî elLuğevî el-Faradî gibi lakaplarla anılan el’Ukberi, Arap dili ve grameri başta olmak üzere pek çok ilim dalında dönemin âlimleri tarafından asrının teki ve imamı olarak kabul edilmiştir. Bütün hayatını ilme adamış ve çeşitli ilim dallarında eser telîf etmiş olan el-‘Ukberî, özellikle nahiv, sarf, lugat edebiyat ve i’râba dair pek çok değerli eserleri ortaya koymuştur. el-‘Ukberi’ye en büyük şöhreti kazandıran eseri, i’râbu’l-Kur’ân’a dair kaleme almış olduğu et-Tibyân fî i’râbi’l-Kur’ân adlı tefsiridir. Onun bu eseri, dilciler ve müfessirler tarafından büyük bir ilgi görmüş ve kendisinden sonra i’râbu’l-Kur’ân’a dair eser yazmış olan bütün müellifler için temel kaynak olmuştur. Bu eserinde Kur’ân’ın bütün âyetlerini i’râb eden el-‘Ukberi, eserinin muhtelif yerlerinde dil ve gramerle ilgili birçok konuda dilcilere itiraz etmiştir. Onun bu itirazlarına Ebû ‘Ubeyde, el-Muberrid, el-Ferrâ, el-Kisâî, en-Nahhâs ve ez-Zamaşerî gibi dil ve gramerin önde gelen âlimleri maruz kaldığı gibi Basra ile Kûfe dil ekolleri de bu itirazlardan nasibini almıştır. Ancak bu itirazlardan en büyük payı ise, Kûfe dil ekolü almıştır. Bu çalışmada el-‘Ukberi’nin hayatı ve eserleri hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Onun et-Tibyân fî i’râbi’l-Kur’ân adlı eserinde Kûfe dil ekolüne yönelik nahiv ve sarf dair yaptığı itirazlar geniş bir şekilde ele alınıp tahlil edilmiştir. el-‘Ukberi’nin bu itirazlarına konu olan meseleler, ilgili kaynaklarda yer alan bilgiler ışığında detaylı bir şekilde ele alınıp tartışılmış ve onlar hakkında gerekli değerlendirmeler yapılmıştır. Onun bu meselelerle ilgili ortaya koyduğu görüş ve tercihler, Basralıların onlara dair görüş ve tercihleriyle büyük oranda örtüştüğü görülmüştür
  • Master Thesis
    Ebû Alî El-fârisî'nin El-îdâh Fi'n-nahv Adlı Eserinde İstişhâd Ettiği Âyetlerin İncelenmesi
    (2025) Ertan, İlhan; Salihoğlu, Hamit
    Bu çalışmada Ebû 'Alî el-Fârisî'nin (ö. 377/987) nahiv alanında yazmış olduğu 'el-Îdâh fi'n-nahv' adlı eseri, müellifin istişhâd ettiği âyetlerin dâhil olduğu nahiv kuralları ve istişhâd yönleri ve varsa ihtilafları geniş bir şekilde ele alınmıştır. Söz konusu eser ile ilgili çalışma, giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın önemi ve amacı, yöntemi ve kaynakları incelenmiş, bunların dışında nahiv ilminde istişhâd meselesi ele alınmıştır. Birinci bölümde el-Fârisî'nin hayatı, ilmî kişiliği, seyahatleri, mensup olduğu dil ekolü, hocaları, öğrencileri, eserleri ve çalışmamızın esas konusunu teşkil etmesi sebebiyle el-Îdâh adlı eserinin adı, yazılış gayesi, içeriği, metodu ve bu eserindeki yaptığı tanımlamaları, ıstılahları ve ta'lilleri tetkik edilmiştir. İkinci bölümde ise el-Fârisî'nin söz konusu eserinde, başta istişhâd ettiği âyetler saptanıp teşkil ettiği nahiv konuları hakkında, nahiv âlimlerinin ve müellifin ifade ettiği tanım ve açıklamalar zikredilip mukayese edilmiştir. Sonrasında mevzu bahis eserde âyetlerin tespit edilen istişhâd yönlerine ve bu âyetlerin istişhâd yönü bakımından varsa diğer görüşler ve âlimlerin arasındaki ihtilaflara temas edilmiş ve geniş bir şekilde tahlil edilmiştir. Sonuç bölümünde ise çalışmada elde edilen veriler zikredilmiştir. Bu eserde müellifin her konuyla ilgili âyet istişhâd etmediği, istişhâd ettiği âyetlerin vecihlerinde ise o mesele hakkında Bağdatlıların görüşlerini tercih ettiği gibi sonuçlar, bunların arasındadır.
  • Article
    Meyyit Kavramının Etimolojik ve Semantik Yönden İncelenmesi
    (2024) Salıhoglu, Hamıt
    Arap dili, çok geniş bir dildir. Bu nedenle Arapça, kelime ve kavramlar yönünden çok zengin bir dil olmuştur. Bu dilin sahip olduğu özellik ve incelikleri iyi bir şekilde anlayabilmek için ona ait olan kelime ve kavramları geniş bir şekilde ele alıp tahlil etmek gerekir. Diller bazı yönleriyle canlı varlıklara benzemektedir. Canlı varlıklar zamandan, mekândan, çevresel ve dışsal faktörlerden etkilenip zamanla değişmeye uğradığı gibi diller de aynı şekilde zaman, mekân, diğer dillerle olan iletişim ve etkileşim gibi çevresel ve dışsal faktörlerden etkilenmekte ve buna bağlı olarak da bazı değişim ve dönüşümlere uğramaktadır. Bu değişim ve dönüşüm zamanla kelime ve kavramların yeni anlamlar kazanmaları, anlamlarında daralma, genişleme, anlam kayması gibi farklı şekillerde tezahür etmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada m-v-t kök harflerinden türeyen ve temel İslâm bilimlerine ait pek çok kaynakta geçen meyyit kelimesi, etimolojik ve gramer yönünden ele alınıp analiz edildikten sonra kök harflerinde bu kelimeyle ortak olan diğer bazı kelime ve kavramlar da lügat ve terim yönünden geniş bir şekilde ele alınıp incelenmiştir. Bunun ardından da meyyit (مَيِّت) kelimesinin, Kur’ân-ı Kerîm, hadis, Arap şiiri, fıkıh ve tefsir kaynaklarında hangi anlamlarda kullanıldığı geniş bir şekilde ortaya konmuştur. Böylece bu kavramın geniş yelpazedeki anlam çerçevesi bütün yönleriyle iyi bir şekilde çizilmiştir. Dil ve lügatle ilgili kaynaklarda yapılan araştırmalarda tekil bir isim olan meyyit (مَيِّت) kelimesinin, sözlükte “ölmüş olan, ölümlü olan, hayatta olan, henüz ölmeyen fakat ölümü yakın olan kişi, ölü hükmünde olup yaşayan kişi” gibi manalara geldiği görülmektedir. Bu kavramın kendisinden türediği مَات َ َ kelimesi de Arap dilinde pek çok manaya gelmektedir. “Ölmek, durmak, çürümek, uyumak, Hakka boyun eğmek, sönmek, kapanmak-kesilmek ve günah işlemek” bu fiilin geldiği gerçek ve yan anlamlardan bazılarıdır
  • Article
    ARAP EDEBİYATI VE BELAGATI ÂLİMLERİNDEN İBNEBİ’L-İSBA‘ EL-MISRÎ
    (Bingöl Üniversitesi İlahiyat FakültesiDergisi, 2020) Salihoğlu, Hamit
    Mısır’ın en meşhur edip, beliğ ve şairlerinden olan İbnEbi’l-İsba‘, Eyyûbîlerin son dönemi ile Memlukların ilk döneminde Mısır’da yaşamıştır. Bu çalışmada hayatı, ilmi kişiliği ve yaşadığı ortamla ilgili kısa bir bilgi verildikten sonra özellikle onun Arap edebiyatı ve belagatı alanında öne çıkan yönleri ele alınıp incelenmiştir. Dil, edebiyat, şiir, belagat ve Kur’ân ilimlerinde uzman olan İbnEbi’l-İsba‘, çok değerli eserler ortaya koymuş ve bu eserlerinde birçok âlim, beliğ, edip ve şairi tenkit etmiştir. Yaşadığı dönemin meşhur şairi olarak bilinen bu edip, övgü, hiciv, aşk ve züht başta olmak üzere şiirin bütün dallarındaşiir söylemiş ve şiirlerini bedî‘ ilminin edebi sanatlarıyla donatmıştır. Onun nazmetmiş olduğu şiirlerinden sadece bir kısmı gönümüze ulaşmıştır. Gönümüze ulaşan bu şiirlerinden bir bölümü eserlerinde, bir bölümü de edebiyat ve tabakat kitaplarında parçalar halinde dağınık bir şekilde yer almıştır. Bedî‘ ilminde de önemli bir yer ve kudrete sahip olan bu âlim, kendisinden önce geçen âlimler tarafından keşfedilen bedî‘ ilminin edebi sanat türlerini, usûl ile furû‘ olarak nitelendirmiştir. Önceki âlimlerin yöntemlerine göre kendisinin de otuz bedî‘ sanat türünü keşfettiğini ifade etmiş ve i‘câzu’l-Kur’ân’a dair büyük katkıları olmuştur.
  • Article
    Situations That First Part in Sentence Cames as Indefinite and Its Applications in the Koran
    (2019) Salıhoglu, Hamıt
    İsim cümlesinin iki temel unsuru bulunmaktadır. Bu unsurlardan biri mübtedâ diğeri ise haberdir. Dilciler tarafından birbirinden farklı şekillerde tanımlanmış olan mübtedâ, Sîbeveyhi tarafından “bir ifadenin üzerine bina edilmesi için kendisiyle başlatılan isim” olarak tarif edilmiştir. Mübtedâ cümlede müsnedün ileyh konumunda olan bir unsur olduğu için onun ma‘rife olması gerekir. Çünkü belli olmayan bir şey hakkında hüküm vermek muhataba herhangi bir fayda sağlamayacağı gibi bir şey de ifade etmez. Ancak bazı durumlarda mübtedâ nekre olarak da gelebilir. Nahiv kaynaklarında mütekaddimun ile müteahhirun olarak ifade edilen nahiv âlimlerinin bu konuya dair yaklaşımları birbirinden farklı olmuştur. Nitekim mütekaddimun olarak geçen âlimler, fayda vermesi durumunda mübtedâ’nın nekre olarak gelebileceğini zikretmiş fakat onun hangi durum ve sebeplerle fayda vereceği konusunda bazı örnekler dışında herhangi bir bilgi vermemişlerdir. Kaynaklarda müteahhirun olarak geçinen âlimler ise, mübtedâ’nın hangi sebeplerle nekre olarak gelebileceği hususuyla ilgili geniş bilgiler vermişlerdir. Fakat onlar da söz konusu sebeplerin sayısı hususunda kendi aralarında ihtilaf etmişlerdir. Nitekim onlardan bazıları, bu sebepleri umum ve husus ile ifade edilen iki ana sebebe hasrederken, onlardan çoğu ise söz konusu sebepleri belli sayılarla ifade etmiş ve onları teker teker ele alıp incelemişlerdir. Örneğin İbn Mâlik bu sebeplerin sayısını altı, İbn Hişâm on, Sabbân on beş, İbn ‘Akil yirmi dört, Ebû Hayyân yirmi yedi, Suyûtî otuz bir, İbnü’n-Nehhâs otuz iki, el-‘Unnabî ise, kırk iki olarak vermiştir.Kur’ân’nın muhtelif yerlerinde değişik sebeplerle mübtedâ’nın nekre olarak geçtiği görülmektedir. Ancak nahiv kaynaklarında yer alan söz konusu sebeplerden sadece belli bir kısmının Kur’ân’da geçtiği müşahede edilmektedir.
  • Master Thesis
    Molla Sadullah el-Fetlevî'nin 'Avnu'l-Bârî fî Halli Ba'di Müşkilâti'l-Lârî adlı eserinin tahlil ve tahkiki
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Çetin, Mehmet; Salihoğlu, Hamit
    Kadim kültür ve medeniyetleri içinde barındıran ve bölgenin en önemli kentlerinden olan Diyarbakır, öteden beri ilim ve irfana beşiklik eden önemli bir ilim merkezi olmuştur. Havzasında yer alan ilim müesseselerinde eskide olduğu gibi günümüzde de büyük âlimler yetişmiştir. Yaşadığımız dönemde bu kadim şehirde yetişen değerli âlim ve şahsiyetlerden biri, Molla Sadullah el-Fetlevî'dir. Nahiv, sarf, lügat, fıkıh, tefsir ve hadis gibi ilim dallarında ihtisas sahibi olan el-Fetlevî, nahiv ve sarf başta olmak üzere pek çok ilim dalında eser telif etmiş ve çok sayıda makale yazmıştır. Onun en önemli eserlerinden biri, Abdülgafûr el-Lârî'nin (ö. 912/1506) Hâşiye 'alâ şerhi'l-Câmî li'l Kâfiye adlı eseri üzerine kaleme almış olduğu'Avnu'l-Bârî fî Halli Ba'di Müşkilâti'l-Lârî adlı kitabıdır. Çalışmamızın konusu olan 'Avnu'l-Bârî fî Halli Ba'di Müşkilâti'l-Lârî adlı eser, 98 varaktan oluşmaktadır. Eserin mukaddimesinde pek çok edebi sanata yer veren yazar, garip ifadeler kullanmış ise de metin kısmını anlaşılır ve yalın bir dille yazmıştır. Müellif, söz konusu eserde Abdülgafûr'un ismin özelliklerinden izafet konusuna kadar olan kısmı ele alıp şerh etmiştir. Bu tez çalışmasında Molla Sadullah el-Fetlevî'nin hayatı ve ilmi şahsiyeti ile İbnü'l-Hâcib, Molla Câmî ve Abdülgafûr el-Lârî'nin hayatı ele alınmıştır. Haşiyetu 'Abdilgafûr 'ala şerhi'l-Câmî ve el-Fetlevî'nin'Avnu'l-Bârî fî Halli Ba'di Müşkilâti'l-Lârî'nin genel özellikleri hakkında bilgiler verilmiştir. Bunun ardından el-Fetlevî'nin 'Avnu'l-Bârî fî Halli Ba'di Müşkilâti'l-Lârî adlı eserin tahlil ve tahkiki yapılmıştır.
  • Master Thesis
    İbnu'l-Enbârî ve el-Vecîz fî İlmi't-Tasrîf Adlı Eseri
    (2024) Güç, Hasan; Salihoğlu, Hamit
    Bu çalışmada, İbnü'l-Enbârî'nin (ö.577/1181) yaşadığı dönemin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel durumuyla beraber, hayatı ve ilmî kişiliğiyle ilgili önemli bilgiler verilmiştir. Çalışmanın temel gayesi İbnü'l-Enbârî'nin sarf ilmiyle ilgili yazmış olduğu el-Vecîz fî İlmi't-tasrîf adlı eserinin incelenmesidir. Bu nedenle eserin temel özellikleri hak-kında geniş bilgiler verilmiştir. Eserin yazılış gayesi, metodu, istişhâdı, muhtevası, kaynak-ları, ıstılah ve talilleri ele alınmış ve örnekleriyle geniş bir şekilde incelenmiştir.
  • Article
    Cahiliyye Dönemi Evsiye Şiir Ekolü
    (2019) Salihoğlu, Hamit
    Evsiyye şiir ekolü, Temîm kabilesine mensup cahiliye dönemi şairlerinden olan Evs b. Hacer (ö. m. 620) adındaki şaire nispetle anılan bir şiir ekolüdür. Bu şiir ekolü, cahiliye dönemi Arap kasidesinin inşasında Arap şiirinin stiline uygun hareket etmek suretiyle şiirlerin biçimine çok önem veren bir ekoldür. Bu ekol, cahiliye döneminde bir yandan bedevi hayatı bütün yönleriyle yaşayan ve onun ilham ettiği duyguları kalbin derinliklerinden hisseden, diğer yandan da başta şehir medeniyetinden ve daha sonra da Fars kültüründen etkilenen bir grup şairi içinde barındırıyordu. Bu şiir ekolünün ilk kuruyucusu ve üstadı ise Evs b. Hacer’dir. Onun en meşhur öğrencileri de Beşâme b. Gadîr, Züheyr b. Ebî Sülmâ (ö. 609), Ka‘b b. Züheyr (ö. 24/645), Büceyr, Hutay’e (ö. 59/678), en-Nâbiga ez-Zübyânî (ö. 604) ve Cemîl b. Ma‘mer (ö. 82/701)’dır. Bu ekole mensup râvî ve şairleri söz konusu mektepte bir araya getiren ortak payda ise şiir rivayetinin dışında ve mensubu oldukları kabilenin ötesinde şiirlerinde kullandıkları edebi üslup ve sanatsal özelliklerdir. Bu ekole mensup mezkûr şairler, kendilerinden sonra gelen çoğu şair tarafından taklit edilmeye çalışılmış ve şiirle ilgili ortaya koydukları edebi tenkit ve dilsel üslubun etkisi günümüze kadar devam etmiştir. Sahip olduğu üstün meziyetleriyle, şiir alanındaki mahareti ve titiz davranışlarıyla öne çıkan Evs b. Hacer’in belirlediği şiir kaideleri üzerine kurulmuş olan bu ekol, şiir sanatına önem vermeyen ve şiirlerinin kölesi olmayan şairlerin bu sanatta yükselme imkânı olmadığını düşünmektedir. Bu sebeple söz konusu ekole mensup şairler, bütün hayatlarını söyledikleri şiirlerinin hizmeti ve güzelleştirmesi için adamış ve şiirlerinin köleleri olarak tanınmışlardır. Mensubu oldukları söz konusu ekol de “‘Abîdu’ş-şiir” adıyla anılmıştır. Şiir sanatında düşünme, sabır ve teenniden yana tutum sergileyen bu ekol, şiiri bir sanat olarak benimsediği gibi yaratılış ve mizaçlarıyla şiir söylemeye kalkışan şairlere karşı çıkmış ve onların bu tür şiirlerini de reddetmiştir. Bu nedenle söz konusu ekole mensup şairlerde teşbih, mecaz, istiare kinaye ve benzeri edebi sanat çeşitleri çokça görülmektedir. Şiirin tasvirinde hayalden daha çok maddi suretlere başvuran bu ekolünün şairleri, şiirin şekil ve suretinin güzelliğine verdiği önem, onun konusuna ve manasına verdiği önemden daha az olmamıştır. Bu ekolün öne çıkan temel özelliklerinden biri teenni ve itkandır. İkincisi ise şiirlerinde geniş bir şekilde ele alınan ve yayın olarak kullanılan teşbih sanatıdır.