Özcoşar, İbrahim
Loading...
Profile URL
Name Variants
Job Title
Prof. Dr.
Email Address
iozcosar@yahoo.com, ibrahimozcosar@artuklu.edu.tr
Main Affiliation
Department of History / Tarih Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
0
Research Products
2ZERO HUNGER
1
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
2
Research Products
4QUALITY EDUCATION
0
Research Products
5GENDER EQUALITY
0
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
0
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
0
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
0
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
1
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
1
Research Products
15LIFE ON LAND
0
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
2
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
2
Research Products

Documents
1
Citations
2
h-index
1

Documents
1
Citations
4

Scholarly Output
67
Articles
23
Views / Downloads
1580/3678
Supervised MSc Theses
9
Supervised PhD Theses
11
WoS Citation Count
4
Scopus Citation Count
2
Patents
0
Projects
3
WoS Citations per Publication
0.06
Scopus Citations per Publication
0.03
Open Access Source
56
Supervised Theses
20
| Journal | Count |
|---|---|
| Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi | 3 |
| Mukaddime | 3 |
| Mardin Tarihi İhtisas Kütüphanesi Yayınları | 2 |
| Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi | 2 |
| Kadim Akademi Sosyal Bilimler Dergisi | 2 |
Current Page: 1 / 6
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

67 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 67
Master Thesis Kürdistan eyaleti'nin idarî yapısı (1847-1867)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2014) Ülke, Cemal; Özcoşar, İbrahimOsmanlı Devleti'nin batıda Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırdıktan sonra doğuya yönelmesi Türklerle Kürtlerin, Malazgirt'ten sonra yeni bir döneme girmesine neden olmuştur. Yavuz Sultan Selim'in İran'a yönelik seferi aynı zamanda bölgedeki Kürt emirlikleri ile ittifak sürecini de başlatmıştır. Bu ittifak bölgenin Osmanlı hâkimiyetine girmesinin ardından yerel Kürt yöneticilere (emirliklere) imtiyazlar tanıyan idari düzenlemelerle devam etmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminden, 1639 yılında İran'la imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'na kadar süren Osmanlı-İran savaşlarında Kürt emirlikleri genellikle Osmanlı Devleti saflarında yer almışlardır. Kürt emirliklerinin Osmanlı Devleti'nden yana tavır takınmalarında pek çok sosyal, siyasal, ekonomik faktör bulmak mümkündür. Ancak genel olarak bu ilişki düzeyinin karşılıklı çıkarlar çerçevesinde yürüdüğünü belirtmek gerekir. 17. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devlet-İran ilişkilerinin yoğunluğunu ve önemini kaybetmesine paralel, Kürt emirlerinin de önemi azalmıştır. Bu sebeple Osmanlı Devleti merkezi refleksle fırsat buldukça emirliklerin imtiyazlarına son vermiştir. 19. yüzyıla gelindiğinde Kürt emirliklerin önemli bir kısmı ortadan kalkmıştı. 19. yüzyılın ilk yarısında ise Kürdistan Eyaleti'nin kuruluşu, Yavuz Sultan Selim ile başlayan ve "Kürt Emirlikleri" üzerine bina edilmiş dönemin sonu sayılabilir. 1847'de Bedirhan Bey isyanı bastırıldıktan hemen sonra yapılan yeni idari yapılanmada Diyarbekir Eyaleti, Kürdistan Eyaleti'ne (26 Zilhicce 1263/5 Aralık1847) dönüştürülmüştür. Yeni kurulan bu eyalet ile Osmanlı Devleti yüzyıllardır bölgede egemen olan emirliklerin/yerel güçlerin hâkimiyetine son verip özellikle Rusya ile mücadelesine katkı sağlayacak merkezi bir yönetim tesis etmeyi planlamıştı. Bu sebeple yeni eyalet kurulurken üzerinde en çok tartışılan konu eyalet merkezinin değiştirilmesi olmuştur. Yeni eyalet ve aynı zamanda Anadolu Ordusu'nun merkezi olarak "Kürdistan'ın kalbinde" yer aldığı belirtilen Van Gölü Kıyısındaki Ahlat Kasabası seçilmiştir. Ancak büyük umut ve heyecanla kurulan yeni eyaletin merkezi değiştirilemediği gibi daha sonraki düzenlemelerde de klasik bir Osmanlı eyaletinin ötesine geçmemiştir.Doctoral Thesis Klasik Dönemde Süryani Kimliği (XII. ve XIII. yy.)(2025) Hacımustafaoğlu, Ayşe; Özcoşar, İbrahimBu tez, klasik dönemde oldukça karmaşık bir yapıya sahip olan Süryani kimliği konusunu, Süryanilerin kendi kalemlerinden üretilen eserler özelinde, kendilerini nasıl tanımladıklarını incelenmeyi amaç edinmiştir. Süryani yazarlarının tüm eserlerini incelemek bu çalışma kapsamında mümkün olmadığı için, bu sebeple XII. ve XIII. yüzyıl Süryani yazın geleneğinin altın çağını yaşadığı son dönemin önemli temsilcilerinin belirli eserleri tercih edilmiştir. Bu eserlerin seçilme amacı, söz konusu Süryani müelliflerin klasik dönemin son temsilcileri olmalarının yanı sıra kendilerinden önce yazan ruhbanlardan iktibas yapmak suretiyle metinlerini inşa etmeleri olmuştur. Bu kronikler sayesinde erken dönem yazan ruhban sınıfının görüşlerine, dönemin siyasi, dini ve sosyal yaşamına dair birçok bilgi edinilmektedir. Kronik yazarları çoğu zaman yaratılıştan başlattıkları anlatılarını, iktibaslar yapmak suretiyle çağdaşı oldukları döneme kadar getirip sonlandırmıştır. Tezin odak noktasını Mihayel Rabo'nun Maḵthḇonut Zaḇne Kroniği, 1234 Süryani Anonim Kroniği ve Bar Ebroyo'nun Maḵthḇonut Zaḇne Kroniği teşkil etmiştir. Bu kronikler kapsamında tarihsel süreçte şekillenen Süryani 'kim'lik algısının etno-dinsel bağlamda inşa edilmesi incelenmiştir. Süryani 'kim'liği hakkında Türkiye'de ilk defa yapılan bu çalışmanın akademik literatüre katkı sunması hedeflenmektedir.Article 19. YÜZYILDA MİSYONERLİK FAALİYETLERİNİN SÜRYANİ KADİMLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ(BAŞAR MEVZUAT BANKASI, 2009) Özcoşar, İbrahimOsmanlı Devleti; geniş coğrafyası sebebiyle 19. yüzyılda bir yandan Batı emperyalizminin iştahını kabartırken, diğer yandan yoğun misyonerlik çalışmalarına sahne olmuştur. Bu çalışmalar hem Osmanlı modernleşmesinin bir ayağını oluşturmuş hem de toplumsal çatışmanın da sebeplerinden biri olmuşlardır. Misyonerlik çalışmalarının bu etkileri öncelikle Osmanlı sınırlarında yaşayan Hıristiyan cemaatlerde hissedilmiştir. Bu cemaatlerden biri de Süryani Kadimlerdir. Süryani Kadimler, misyonerlik çalışmalarının hem modernleştirme hem de parçalayıcı tüm etkilerini 19. yüzyıl boyunca yaşamışlardırMaster Thesis 8 NUMARALI MÜHİMME DEFTERİ’NİN (977-978/ 1569-1570) TRANSKRİPSİYON VE DEĞERLENDİRİLMESİ(2017) ALAN, SEBAHAT; Özcoşar, İbrahimMühimme Defterleri, Osmanlı Devleti’nde Divân-ı Humâyûn’da alınan kararların suretlerinin kaydedildiği defterler olarak adlandırılmaktadır. Bu defterler devletin siyasi, sosyal, askeri ve ekonomik meselelerine ait önemli kararları oluşturmaktadır. Tez konusu olan bu defter Mühimme Defteri olarak kaydedilmesine karşın hükümleri tayin ve tevcih kararları oluşturduğundan defterin bir Ruus Defteri olduğu anlaşılmaktadır. Defter 168 sayfadan oluşmaktadır. Hicri 977-978 (M. 1569-1570) tarihli bir defter olup II. Selim Dönemi’ne tekabül etmektedir. Söz konusu defter, çoğunlukla tımâr ve zeamet tevcihleri ile ilgili kararları içermektedir. Bununla birlikte bu dönemde vuku bulan Kıbrıs Seferi ile ilgili kararlar da defterin ihtivasını oluşturmaktadır. Transkripsiyonu yapılan bu defterin değerlendirilmesi yapılmış ve çalışmanın daha anlaşılır hale getirilmesi amacıyla da bir dizi tablolar oluşturulmuştur.Article Doğu Hristiyanlığına Doğu’dan Bakmak: Çağdaş İran Kaynaklarına Göre 19. Yüzyılda İran Nasturileri(2025) Ozcosar, Ibrahım; Açar, CaferThe Nestorians, followers of Nestorius, who were excommunicated after the Councils of Ephesus (431) and Chalcedon (451), could not hold on in Roman lands and began to operate in Iran. The Nestorians, who were defined as Eastern Christians, gradually settled in the mountainous regions of Hakkâri and Urmia in western Iran after Islam took over Iran. In the 1830s, after the arrival of American missionaries to the region, a new era began for the Nestorians. The American mission carried out efforts to revive the Nestorian Church. As a result of the work of the American mission, the Nestorians evolved into an organized structure with political goals. With the outbreak of World War I, the Nestorians, who carried out armed activities with the support of Russia, Britain and America, suffered a great break at the end of the war and were forced to leave the lands they had lived in for centuries. This study examines the spread of Nestorianism in Iran and the transformation of the Nestorian community in Iran after the 19th century based on contemporary Iranian sources. In the study, the Urmia-based American missionary activities and the effects of these activities on the Nestorian community are discussed. There is no study on the 19th century Iranian Nestorians in Turkey. Therefore, it must be said that there is a serious gap in this field. In order to fill this gap to some extent, the 19th century Iranian Nestorians were analyzed and the subject was examined from the perspective of Iranian sources. It is hoped that this study, which is based on contemporary Iranian sources, will be an original study that will contribute to the field.Master Thesis ŞEYH UBEYDULLAH İSYANI(2014) KILIÇ, AVNİ; Özcoşar, İbrahimYavuz Sultan Selim’in Kürdistan’ı hâkimiyetine almasıyla başlayan Osmanlı-Kürt ilişkileri başlangıçta İran Safevi Devleti’ne karşı bir ittifak olarak varlığını sürdürmüştür. Daha sonraki dönemlerde Osmanlı-İran ilişkilerine paralel olarak hareket alanları daralan pek çok Kürt emirliği bağlı bulundukları hükümetlerce tarih sahnesinden silinmiştir. 19. yüzyıla gelindiğinde varlığını sürdüren emirlikler ise hem Osmanlı hem de İran hükümeti ile çeşitli sorunlar yaşamış, bir taraftan mevcut hükümetler ile çatışırken diğer taraftan da hâkimiyet alanlarını genişletmek için birbirleriyle çekişme içerisinde olmuşlardır. Yüzyılın başında merkezi otoritesini güçlendirmeyi hedefleyen Osmanlı Devleti, bunun önünde engel olarak gördüğü yerel yönetimleri ortadan kaldırmaya başlamıştır. Böylece 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Kürdistan’da merkezi otorite önünde engel teşkil edecek hiçbir emirlik kalmamıştır. Ancak emirliklerin kaldırılması merkezi otoriteyi güçlendirmediği gibi bölgede yönetim krizi ve kargaşanın hâkim olmasına neden olmuştur. Kargaşanın hâkim olduğu bu dönemde toplumsal sorunların çözüm mercii haline gelen şeyhler Kürt mirlerinden boşalan liderlik koltuğuna oturmuşlardır. 1876-77 Osmanlı-Rus Harbi’ne katılarak dini kimliğine siyasi bir kişilik de ekleyen Şeyh Ubeydullah bundan sonra bölgedeki Kürtlerin siyasi açıdan da hamisi ve savunucusu durumuna gelmiştir. Osmanlı ve İranlı yöneticilerin bölgedeki tutumları ve özellikle İran sınırları içerisinde bulunan Sünni Kürtlerin İran’ın mezhebi baskılarından şikâyetleri şeyhin onları korumaya yönelik harekete geçmesine neden olmuştur. İran’ın bu baskıcı mezhebi taassubunu değiştirmemesi ve Osmanlı hükümetinin duruma çözüm üretememesi üzerine İran’a saldıran şeyh, bu durumu kendi yöntemleriyle çözme yoluna gitmiştir. Ancak harekâtında başarısız olan şeyh, Hakkâri’ye dönmek zorunda kalmış ve bir yıllık İstanbul iv ziyareti/sürgününden sonra tekrar Hakkâri’ye dönmüş fakat İran ve Rusya’nın baskıları neticesinde tekrar bölgeden uzaklaştırılarak Hicaz’da ikamete tabi tutulmuştur.Doctoral Thesis 19. yüzyılda Diyarbekir'de kıtlık(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Mengirkaon, Sabri; Özcoşar, İbrahimKıtlıklar, insanların geçmişten bu yana en fazla etkilendikleri afetlerin başında gelmektedir. Ortaya çıkmaları ve sonuçları itibariyle etki alanları büyük olan bu afetler toplumların sosyo-ekonomik yapılarını her açıdan etkilemiştir. Bu çalışmada 19. yüzyılda Diyarbekir'de meydana gelen kıtlıklar sebepleri ve sonuçları bağlamında incelenmiştir. Ayrıca konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bu dönemde Diyarbekir'de başta tarım olmak üzere toplumsal refahın kaynakları ile ulaşım ve haberleşme imkânları da değerlendirilmiştir. Çalışmada ele alınan diğer konular kıtlıkların 19. yüzyıl Diyarbekir'inde sosyal yapıya ne şekilde etki ettiği ve devletin kıtlıklarla mücadele stratejileridir.Kıtlıklar, ortaya çıkışları itibariyle birçok olumsuzluğun müşterek sonuçlarıdır. Dolayısıyla bu çalışmada 19. yüzyıl Diyarbekir'inde meydana gelen kıtlıklar, başta asayişsizlik olmak üzere dönemin yerel meseleleri ile beraber ele alınmıştır. Bu nedenle Osmanlı arşiv belgeleri, konsolosluk raporları, Diyarbekir Vilayet Gazetesi gibi yerel kaynaklar analiz edilmiştir. Ayrıca Diyarbekir'e gelen seyyahların ve dönemin bazı müelliflerinin yazdıkları kitaplar da bu çalışmanın ana kaynaklarındandır.Bu çalışmanın sonuçlarına göre 19. yüzyılda Diyarbekir'de ulaşım ve taşıma imkânlarının yetersizliği tüketim maddelerinin teminini tamamen yerele bağımlı hale getirmiştir. Bu dönemde Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Diyarbekir'de de iaşe büyük oranda buğdaya bağlı olduğundan, tarımsal üretimi olumsuz etkileyen başta kuraklıklar, göçebe aşiretlerin baskıları, çekirge istilaları, salgın hastalıklar gibi birçok mesele kıtlıklara zemin hazırlamıştır. Özellikle yüzyıl boyunca eksik olmayan asayişsizlikler kıtlığa neden olan bu olumsuzlukların etkilerini daha da artırmış hatta bunların etkilerini de aşarak kıtlığın sürekli hale gelmesinde katalizör görevi görmüştür.Article Şehir ve Eşraf: Osmanlı Diyarbekir'inde Eşraf(Cahit Aydemir, 2015) Özcoşar, İbrahimİslam/Osmanlı şehrine dair araştırmalarda göze çarpan özelliklerden biri de "tekti pçi " ve “merkeziyetçi yaklaşımların etkisidir. Bu yaklaşımlar, İslam/Osmanlı şehirlerini hiçbir özgün yanı bulunmayan iradesiz şehirler olarak tanımlama eğilimindedirler. Bu çalışmada, Osmanlı Dönemi Diyarbekir’inde, şehir eşrafımn şehir yönetiminde etkin olma çabaları üzerinden bu yaklaşımın eleştirisi yapılmıştır. Yine bu örnek üzerinden, merkezin/iktidarlann yönlendirdiği varsayılan İslam/Osmanlı şehri kavramına, şehirliyi merkeze alan bir açıyla yaklaşılarak şehrin iradesi ve özgün yanları vurgulanmıştır.Doctoral Thesis Hamidiye alayları ve sosyo-politik etkileri (1890-1908)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Ertekin, Abdusselam; Özcoşar, İbrahimGeç dönem Osmanlı Devlet'inin tarihi, yakın zamana kadar bir gerileme perspektifinden anlatılagelmiştir. Devlet idaresindeki aksaklıklara işaret eden çoğunluğu Avrupa-merkezli bu anlatılar, modernleşen Avrupa karşısında durağan, kendini yenileyemeyen ve doğrusal olarak gerileyen bir Osmanlı Devleti anlatısını yeniden üretmiştir. Yakın dönemde yapılan çalışmalar bu sorunlu tarihsel yaklaşımı eleştirmiş ve gerileme anlatısını alaşağı etmiştir. 19. yüzyılın son on yılında Osmanlı merkezi idaresinin geliştirdiği yeni bir kurumsal mekanizma olan Hamidiye Alayları, Osmanlı Devlet mekanizmasının dinamizmini anlamak açısından bize çok önemli bir perspektif sunmaktadır. Hamidiye Alayları göçebe, yarı göçebe Sünni/Müslüman aşiretlerden teşkil edilmiştir. Bu bağlamda Hamidiye Alayları, Sultan II. Abdülhamid'in İttihad-ı İslam politikasına uygun hatta İttihad-ı İslam'ın milis güçleri olarak tasarlanmıştır. Bu minvalde, araştırmanın konusu, Sultan II. Abdülhamid tarafından Türk-Kürt-Arap aşiretlerinden teşkil edilmiş olan ve II. Abdülhamid'in kendi adını verdiği Hamidiye Alaylarının kuruluşu, amacı ve sosyo-politik yapıyı ne derece etkilediği ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma, 1890-1908 yıllarını kapsamaktadır. Bu çalışmanın temel kaynağı Başbakanlık Osmanlı Arşivi olmuştur. Çalışmada, arşiv belgelerinden olabildiğince istifade edilmiştir. Bunun yanında bölgedeki İngiliz konsolosluk raporlarında Hamidiye Alaylarına ait belgeler büyük bir titizlikle işlenmiştir. Çalışma, 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Hamidiye Alaylarının kuruluşu, ikinci bölümde Hamidiye Alaylarının amacı, üçüncü bölümde Hamidiye Alaylarının yayılması ve merkezi otoriteye intibakı ve dördüncü bölümde Hamidiye Alaylarının toplumsal yapıya etkileri şeklinde ele alınmıştır.Article Osmanlı Devletinde Gayrimüslimlerin Hukuki Durumu ve Millet Sistemi(İbrahim Özcoşar, 2003) Özcoşar, İbrahimOsmanlı Devleti'nde, diğer İslam ve Türk devletlerinde olduğu gibi, hukuk esas itibariyle İslam hukukundan oluşmaktadır. Dolayısıyla Osmanlı Devleti'nin gayrimüslimlere uyguladığı hukuk, İslam hukukuna dayanmaktadır. Bu sebeple Osmanlı'da gayrimüslimlerin durumundan bahsetmeden önce, İslam hukukunun meseleye bakış açısı bilinmelidir.

