Özcoşar, İbrahim
Loading...
Name Variants
Job Title
Prof. Dr.
Email Address
iozcosar@yahoo.com
Main Affiliation
Department of History / Tarih Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Scholarly Output
55
Articles
21
Citation Count
0
Supervised Theses
10
55 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 55
Book Part Bir İslam ve Osmanlı Şehri Olarak Diyarbakır/Amid(İbrahim Özcoşar, 2018) Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimBu çalışmada Diyarbakır/Amid, İslam şehri ve bir uzantısı olarak Osmanlı şehri kavramları çerçevesinde incelenmiştir. Makalenin temel sorunsalı İslam şehri kavramına dair, kaba oryantalist yaklaşımlardan kurtulmuş özgün bir yaklaşımın Amid şehri bağlamında örneklenip örneklenemeyeceğidir. Bu bağlamda Amid, üç açıdan değerlendirilmiştir: Şehir-şehirli ve siyasi bilinç, şehrin hukuku, İslam şehrinin sakinleri ve farklılıklar. Şehrin siyasi bilinci 16. yüzyıl ile 19 ve 20. yüzyıllardaki bazı gelişmeler üzerinden açıklanmıştır. Şehrin hukuki yapısı, özellikle Amid mahkeme kayıtlarının sunduğu veriler ışığında değerlendirilmiştir. Şehirdeki etno-dinsel farklılıklar ile şehrin homojen olmayan sosyal yapısı açıklanmıştır. Çalışmada “Amid” İslam şehri kavramının içine alınabilecek şehir tiplerinden sadece biri olarak değerlendirilmiştir. Oryantalist yaklaşımın siyasi bilinç, hukuk ve belediye gibi kurumsal yapılardan yoksunlukla itham ettiği ve çerçevesini kendisinin belirlediği “İslam Şehri” tipi karşısında Amid’in hem siyasi bilince, hem hukuka hem de belediye işlevine sahip kurumsal bir yapıya sahip olduğu tarihi veriler ışığında açıklanmıştırBook Fuat Sezgin ve Temel İslam Bilimleri Güncel Tartışmalar- Teorik Teklifler(İbrahim Özcoşar, 2019) Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahim; Karakaş, Ali; Öztürk, Mustafa; Aslan, SıracettinAltmış darbesinin iktidara getirdiği yönetim tarafından hazırlanan ve 147 akademisyenin “zararlı” olarak nitelendirildiği listede kendi adının da bulunması üzerine ideal sahibi bir muhacir olarak bilim ve araştırma faaliyetlerine Almanya’da devam eden Fuat Sezgin, kendisini dünya bilim çevrelerinde tanıtacak olan faaliyetlerinin ikinci evresine geçmiş oluyordu. Öz yurdundan hicret etmek zorunda bırakılan bu büyük bilgin, tutku dolu bilim serüvenine burada ömrünün sonuna kadar devam edecek, Avrupa’nın orta yerinde muhteşem bir enstitü kuracaktı. Kendi değerlerine sahip çıkıp ömrünü, ait olduğu medeniyeti yüceltmeye adayan bir doğulu tarafından kurulan bu şarkiyat enstitüsü, Avrupa’daki alışılageldik şarkiyat enstitülerinin oryantalist yaklaşımlarından arınmış ciddi bir enstitü olacaktı.Article Osmanlı Dönemi Mardin Ermenilerinde Dini Değişim(İbrahim Özcoşar, 2008) Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimOsmanlı Devleti’nin gayrimüslim vatandaşlarını yönetme şekli olan “millet sistemi”, temel olarak cemaatlerin kendi dini ritüel ve teşkilatlarını korumasını öngören bir yapıya sahipti. Bu sayede Osmanlı hâkimiyetinde yüzyıllar boyu kendi cemaat yapılarını koruyan gayrimüslimler, Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte Batı dünyasının misyonerlik faaliyetleri karşısında korumasız kalmışlardır. Batılıların misyonerlik faaliyetlerinin etkili olduğu alanlardan biri de Mardin Ermenileri olmuştur. 17. yüzyıla kadar sadece Gregoryen Ermenilerden oluşan Mardin Ermeni cemaati, misyonerlerin kararlı ve onların inanç sistemini değiştirmeyi amaçlayan çalışmaları neticesinde büyük bir değişime uğramıştır. Yaklaşık 200 yıl süren mücadele ve çatışma, 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde misyonerlerin kesin zaferiyle sonuçlanmıştır. Bu çalışmada, Mardin’de Gregoryen Ermenilerin tamamen ortadan kalktığı bu süreç değerlendirilmiştir.Article İttifak Ve Tabîiyet: 16-18. Yüzyıllar Arasında Osmanlı Devleti-Erdelan Emirliği İlişkileri(2024) Özcoşar, İbrahim; Açar, Cafer; Özcoşar, İbrahimBu çalışmada, Osmanlı Devleti’nin Erdelan Emirliği ile olan münasebetleri, Osmanlı, İran ve Erdelan dönem kaynaklarına, arşiv belgelerine ve araştırma eserlerine bağlı olarak incelenmiştir. Şehrezor’da kurulan Erdelan Emirliği Osmanlı ve Safevilerin Şehrezor’da hakimiyet kurmak için mücadele ettikleri dönemlerde bölgedeki dengelerin oluşmasında büyük bir etkiye sahip olmuştur. Safevilerin 16. yüzyılın başlarında İran’da merkezi bir güç olarak ortaya çıkmaları ve Şiiliği resmi mezhep olarak benimsemeleri Sünni Osmanlılar açısından Erdelan Emirliği’ni daha da önemli kılmıştır. Osmanlı Devleti ile Erdelan mirleri arasındaki ilk münasebet, Kanuni Sultan Süleyman döneminde başlamış ve ittifak-tâbiiyet düzleminde uzun bir süre devam etmiştir. Ancak Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan sonra Osmanlılar, Erdelan üzerindeki nüfuzlarını kaybettiler. Safevi Devleti, 1720li yıllarda başlayan Afgan saldırıları sonunda ortadan kalkınca Osmanlı Devleti, Batı İran’a girdi ve Erdelan’ın da içinde bulunduğu bölgeleri ele geçirdi. Osmanlı Devleti yaklaşık on yıl boyunca Erdelan topraklarını hakimiyeti altında bulundurdu, Erdelan’da tahrir yaptırdı, bölgenin imar ve inşası için gayret gösterdi, camiler ve kervansaraylar inşa ettirdi ve kamu yatırımları yaptı. Afşar, Zend ve Kaçar saltanatları boyunca Erdelan üzerindeki doğrudan hakimiyetini kaybeden Osmanlı Devleti, emirlikle olan münasebetlerini emirliğin ortadan kaldırıldığı 1867 yılına kadar dolaylı olarak devam ettirdi. Bu çalışma kapsamında ulaşılan temel bulgu Osmanlı Devleti’nin Erdelan mirleri için her zaman güvenli bir liman ve güçlü bir hâmi olduğudur. Keza, İran merkezi devletlerinin Şiileştirme politikalarına karşı Erdelan mirlerinin ve sakinlerinin sığındıkları ilk yer Osmanlı Devleti olmuştur. Ayrıca Erdelan Emirliği'nin uzun süre siyasi varlık gösterebilmesinin en önemli sebeplerinden biri, İran'a karşı ihtiyaç duyduğunda Osmanlı Devleti gibi sığınılacak bir alternatife sahip olmasıydı.Doctoral Thesis Cebel-i Lübnan'da kimliksel varoluşlar: Dürzîler ve Marunîler (1820-1860)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Yiğit, Sibel Ceylan; Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimAkdeniz'in doğu kıyısında yer alan Lübnan, XIX. yüzyıldan itibaren yabancı güçlerin siyasî ve dinî amaçlı faaliyetlerine sahne olmuştur. Lübnan'ın sahip olduğu jeopolitik konum ve bünyesinde barındırdığı etnik/dinî unsurlar, bir yandan dış müdahalelere fırsat sunarken diğer yandan da hassas dengeler üzerinde sürdürülen toplumsal ilişkileri ortaya çıkarmıştır. Zira Lübnan'ın toplumsal yapısını oluşturan etnik/dinî kimlikler çoğu zaman ülkedeki çatışma ve kaos ortamının temel nedeni olarak kabul edilmektedir. Cebel-i Lübnan'da XIX. yüzyılda yaşanan gerilimler ve çatışmalarda bölgenin iki başat toplumsal grubu olan Marunîler ile Dürzîler arasındaki güvensizlik duygusunun önemli bir rol oynadığı aşikârdır. Bu iki grubun birbirlerine karşı duyduğu güvensizlik ve bu nedenle ikisinin de güvenliğini arttırmak için verdiği mücadele çoğu kez dış destek ihtiyacını doğurmuş ve yabancı güçlerin bölgeye müdahalesinin yolunu açmıştır. Bu bağlamda çalışmamızda, 1820-1860 tarihleri arasında Marunîler ile Dürzîler arasındaki gerilimlerin ve çatışmaların arkasında yatan muhtelif nedenler, tarafların bekalarını korumaya yönelik kaygıları, toplumlararası güvensizlik duygusu ve dış müdahalecilik kavramı ön plana çıkarılarak tarihsel bir süreklilik içerisinde ele alınmaktadır. Bu minvalde çalışmamızda Lübnan'daki mezhepsel ve dinsel çeşitliliği referans noktası alarak mezkûr tarihler arasında yaşanan olaylar bağlamında Marunî ve Dürzî toplumlarının kendilerini ve çıkarlarını nasıl tanımladıkları, düşünce ve algılarının kimlik inşa sürecine etkileri, yabancı güçlerle ilişkileri ve yeni kimlik oluşumları karşısında merkezi otorite olan Osmanlı Devleti'nin bakış açısı incelenmektedir.Book Antakya Süryani Kadim ( Ortodoks ) Kilisesi Patriklerinin Özgeçmişi(Mardin Tarihi İhtisas Kütüphanesi, 2006) Dolabani, Hanna; Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahim; Akyüz, GabriyelBu çalışma 2002 yılında teorik olarak ortaya atıp, üç yıllık bir hazırlık döneminden soma 2005 yılında hayata geçirebildiğimiz “Mardin Tarihi ihtisas Kütüphanesi” adli Mardin tarihiyle ilgili çok yönlü projenin bir parçasıdır. Proje, Mardin'in çok konuşulan ancak çok az araştırılan tarihi bir şehir olması gereğinden yola çıkılarak hazırlanmıştır.Presentation TARİHİ MARDİN EVLERİNDE KEMERLER(imakofset, 2006) Tahir, Ateş; Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimOrta çağlardan 20. yy’ ın ilk yarısına kadar süregelen Tarihi Mardin evlerindeki değişmeyen benzerlikler gözlemlenmektedir. Geleneksel yapım teknolojisinin 1960’lara kadar sürdüğü Mardin’de duvarların taşıyıcı olduğu yığma yapı sistemi ile ayak, sütun ve kemerlerin taşıyıcı olduğu iskelet yapı sisteminin birlikte kullanımı söz konusudur. Ayaklar ve sütunlar kolon gibi,bunlar arasındaki bağlantıyı oluşturan “kemerler” de kiriş gibi çalışarak ve tonoz çeşitlerinden oluşan döşemenin yükünü alarak bir iskelet sistem yaratmışlardır. Modülün etken olduğu diğer mekanlarda ise kimikez asıl taşıyıcı olarak duvarlar yığma sistemi varlığını daha baskın hale getirmiştir. Yığma yapı ve iskelet yapı sistemini birarada kullanılmasını sağlayan bir kiriş görevi üstlenen “kemerler” bildirinin ana konularından biri olacaktır.Book 19. Yüzyılda Mardin Süryanileri: Bir Yüzyıl Bir Sancak Bir Cemaat(Beyan Yayınları, 2008) Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimCoğrafi konumuna bağlı olarak tarih boyunca birçok kavmin, etnik grubun ve dinsel cemaatin yurdu olan Mardin, 19. yüzyılda, kale çevresinde kümelenmiş 13 mahallesi ve bu mahallelerde yaşayan 7 farklı dini/etnik cemaatin (Müslüman, Ermeni Katolik, Süryani Kadim, Süryani Katolik, Keldani, Şemsi ve Yahudi) birlikte yaşadıkları ve bunun gerektirdiği sosyal uyumu yakalayabildikleri bir şehirdir. Bu cemaatlerden Süryani Kadimlerin genelde tüm Osmanlı coğrafyasında özelde Mardin'deki durumları değerlendirildiğinde, hem yüzyılın, hem Osmanlı ve dünyadaki gelişmelerin, hem de Mardin'in kendine has şartlarından etkilenen ve bu etkilenmenin sonucu değişim süreci yaşayan bir cemaatle karşılaşılmaktadır. Günümüzde, ülkemizin Güneydoğu Bölgesi'nde yaşayan en önemli hatta tek gayrimüslim cemaat olma özelliği taşıyan Süryanilerin, 19. yüzyılda yaşadıkları değişim süreci bilinmeden günümüzdeki durumlarının doğru değerlendirilmesi ve geleceklerine yönelik doğru öngörülerde bulunulması mümkün değildir.Article Separation and conflict: Syriac Jacobites and Syriac Catholics in Mardin in the eighteenth and nineteenth centuries(MANEY PUBLISHING, 2014) Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimFrom the sixteenth century onwards, the Syriac Jacobites living in the Ottoman empire were confronted by the propaganda of Catholic missionaries. As a result of this propaganda, a Syriac Catholic patriarchate was established in the late eighteenth century, and the Syriac community was divided into two. A merciless conflict ensued between Orthodox Syriacs, aligned with the main Church, and the Catholic Syriacs. While this conflict occurred in all places where Syriacs lived, it was most intense in the city of Mardin, the location of the patriarchal centre of Syriac Jacobites. The Jacobites struggled to prevent both the Catholicization of their community, and also the Catholic takeover of their churches, monasteries and cemeteries. At various times and for various reasons, the Ottoman empire and certain European states felt the need to intervene in this conflict. Continuing almost uninterrupted throughout the nineteenth century, this conflict adversely affected the Syriacs, and also precipitated their modernization.Book Keşf-i Kadîmden Vaz’-ı Cedîde İslam Bilim Tarihi Felsefesi(Divan Kitap, 2019) Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimİslâm bilim tarihi, dünya bilimler tarihinde hak ettiği yeri alacak şekilde ve küre ölçeğinde akademik araştırmalara mevzu olmadığı izahtan vareste bir gerçekliktir. Öyle ki, bu duruma modern bilim paradigmasının temellerinin atıldığı iddia edilen Reform ve Rönesans hareketlerinden, gelişimini sürdürdüğü 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar dikkat çekilmediği de bilinmektedir. İslâm biliminin, bilimler tarihi içerisinde konumlandırılamaması sorunu, her ne kadar G. Sarton’un Introduction to the History of Science (1927) adlı eseriyle birlikte nispeten kırılmaya uğramış olsa da, bilimler tarihi alanındaki yeriyle ilgili tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Müsteşrikler başta olmak üzere çeşitli modern bilim çevreleri, bilimsel bilginin tarihi gelişim seyri bakımından, İslâm bilimine edilgen bir anlam yüklemektedirler. Öyle ki, İslâm’ın doğuşundan bugüne kadar binlerce mütefekkirin bilim, teknik, felsefe, tıp, ilahiyat, sanat, medeniyet, siyaset ve iktisat gibi alanlardaki teliflerinin tahlili yapıldığında, İslâm bilim tarihine ilişkin söz konusu muhtelif yorumların epistemik bağlamdan yoksun kaldığı/kalacağı muhakkaktır.