Akyüz, Çiğdem

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Akyüz Öztokmak, Çiğdem
Akyüz, Ç.
Çiğdem Akyüz
Job Title
Yardımcı Doç. Dr.
Email Address
Main Affiliation
Department of Turkish language and Literature / Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

SDG data is not available
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

6

Articles

4

Views / Downloads

0/0

Supervised MSc Theses

0

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

1

WoS h-index

0

Scopus h-index

1

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.17

Open Access Source

0

Supervised Theses

0

JournalCount
Turkish Studies (Elektronik)2
Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü Dergisi1
Milli Folklor Dergisi1
Turk Kulturu ve Haci Bektas Veli - Arastirma Dergisi1
Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi1
Current Page: 1 / 1

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Article
    YENİ LİSAN, ESKİ TARZ: ZİYA GÖKALP’İN KOŞMA VE DESTANLARI
    (2015) Çiğdem Akyüz
    XIX. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan Türkçülük ve dilde sadeleşme hareketleri millî yazın oluşturulması fikrini doğurmuş, bu fikri sistematize eden "Yeni Lisan" hareketi, bu hareketin sözcüsü ise 1911'de yayımlanan "Genç Kalemler" dergisi olmuştur. Başlangıçta Ali Canip Yöntem ve Ömer Seyfettin'in çabalarıyla çıkan dergiye Ziya Gökalp'in de katılmasıyla çalışmalar hız kazanır ve milliyet, kavmiyet kavramlarına dayalı bir Türkçülük düşüncesi ve bu düşüncenin etrafında şekillenen bir "Millî Edebiyat" anlayışı geliştirilir. Zira halk edebiyatı da temelinde millî ve kavmî unsurlar taşıması bakımından "Yeni Lisan" hareketi ile büyük oranda kesişmektedir Dönemin yenileşme yanlısı yazar ve şairleri, Türk dilinin yabancı unsurların tesirinden kurtarılarak ulusallaşması gerekliliğine inanır; bu bakımdan halk lisanına (İstanbul Türkçesi) yönelir. Ziya Gökalp ise diledebiyat ve kimlik arasındaki bağa dikkati çekerek yalnız halk lisanını değil yüzyıllardır halk arasında icra edilen edebî verileri de önceler. Bu çalışmada "Yeni Lisan" hareketi Ziya Gökalp'in destan ve koşmaları etrafında ele alınacak, söz konusu metinler biçim ve içerik bakımından incelenecek; Gökalp'in, "Millî Edebiyat"a katkıları "Turancılık" ve "Türkçülük" ideolojileri çerçevesinde irdelenecektir
  • Article
    DAĞ, SU VE MAĞARA KÜLTLERİ BAĞLAMINDA ANKARA HÜSEYİN GAZİ TÜRBESİ
    (2017) Akyüz Öztokmak, Çiğdem
    Yeryüzünü sabit tuttuğuna inanılması bakımından "yerin çivisi" ve yeryüzünün en yüksek noktalarını teşkil etmesi bakımından da "Tanrı'nın mekânı" olarak tasavvur edilen dağ, eski Türk inanç sistemlerinde bir kült olarak geleneksel pratikleri ve sosyal yaşamı şekillendirir. Dağ, aynı zamanda çağlayan nehirlerin, pınarların ve akarsuların kaynağını barındırır. Su ise maddi ve manevi yaşamın kaynağı ve idame ettiricisi olarak tüm inanışlarda kutsal kabul edilir. Bu bakımdan birçok kutsal anlatının dağ ve su etrafında teşekkül ettiği ifade edilebilir. Dağ, mağara ile birlikte kutsal kişiliklerin tefekkür mekânıdır. Nitekim Ankara'nın Mamak ilçesinde yaşadığı belirtilen Anadolu erenlerinden Hüseyin Gazi'nin bölgede kendi adı ile anılan bir dağ, bir türbe ve onun kutsal kişiliği ile ilintili anlatılar mevcuttur. Diyalektik bir etkileşimle hem dağı hem Hüseyin Gazi'yi kutsayan bu anlatılarda, su ve mağara kültleri de dikkati çeker. Söz konusu anlatılar, bölgedeki yükseltilerin isimlendirilmesi çerçevesinde kutsal dağ ve mağara metaforuna, bölgedeki su kaynaklarının menşei hakkında bilgiler vermesi bağlamında da kutsal su metaforuna atıf yapar. Bu çalışmada, Hüseyin Gazi etrafında teşekkül eden anlatılar, basılı kaynakların yanı sıra kaynak kişiler ile yapılan birebir mülakatlar yolu ile derlenerek dağ, su ve mağara kültleri bağlamında ele alınmıştır. Söz konusu anlatılardan mülhem tarihî kişiliklerin fenomenlere evrilmesi ve yer adlarının efsanevi menşei konusu irdelenmiştir. Bu kavramsal çerçevede Hüseyin Gazi hakkında anlatılagelen sözlü veriler, kutsal kişiliğinin, tarihî kişiliğinin önüne geçtiğini göstermiştir.
  • Other
    Dünden bugüne Türk dünyası destan anlatıcıları
    (2011) Çiğdem Akyüz
    Kültürel bellekte saklanan veriler, geçmişten günümüze genetik bir kod aktarması şeklinde taşınmış ve sözlü kültürün zenginleşmesini sağlamıştır. Sözlü kültür ürünlerinin yazıya geçirilmeleriyle de gelecek nesillerin onlara erişebilmeleri mümkün kılınmıştır. Destanlar da sözlü kültürden yazılı kültüre transfer edilmiş toplumsal miraslar olmaları bakımından yaratıldığı ve yaşatıldığı çevrenin kültürel imkânlarını gözler önüne sermektedir. Destanın yaratılması kadar icra bağlamı çerçevesinde yaşatılmasının da önemine binaen destanların statik yapısını korumasında birincil önemi destan anlatıcıları almaktadır. Bu makalede, Türk boylarında “bahşı/baksı”, “akın”, “jırav”, “âşık”, “meddah” gibi adlandırmaları bulunan genel anlamıyla destan anlatıcılarının dünü ve bugünü ele alınacak, geleceğiyle ilgili öneriler sunulacaktır.
  • Article
    HALDUN TANER’İN “KEŞANLI ALİ DESTANI” VE AXEL OLRİC’İN EPİK YASALARI
    (2012) Çiğdem Akyüz
    Sözlü ve yazılı ürünler birbirlerinden farklı yaratmalar olsalar da çağdaş/yazılı ürünlerin sözlü kültürden etkilenmesi kaçınılmazdır. İlk olarak dini ayinlerde görülen, “isteğini bedensel hareketlerle anlatma”nın kültürel bir miras olarak toplumsal hafızada korunduğu ve çağdaş tiyatronun temelinin de ilkel insanın ritüellerinde var olan kültürel hazineden beslendiği düşünülmektedir. Axel Olric, toplumsal hafızada saklanan bu ve benzeri kültürel verilerin “sage”lerde (halk masalı, mit, efsane, halk şarkısı vb.) bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde korunduğunu göstermek için “halk anlatılarının epik kuralları”nı on beş maddede sistematize etmiş ve bu tespitlerini birçok eser üzerinde deneyimleyerek ispatlamaya çalışmıştır. Haldun Taner’in, bir gecekondu mahallesinde yaşananlardan kesitler sunduğu “Keşanlı Ali Destanı”nda, Bertolt Brecht’in “epik tiyatro” anlayışıyla, Geleneksel Türk Tiyatrosundan (halk tiyatrosu) izler bulunmakla birlikte, halk söylemi, duyuş ve düşünüşünden de yararlanılmıştır. Bu makalede, Olric’in halk anlatılarından yola çıkarak oluşturduğu epik kuralları, “Keşanlı Ali Destanı”na tatbik edilecek, söz konusu eser, bu yasalara uyan ve uymayan yönleriyle değerlendirilmeye çalışılacaktır.
  • Presentation
    Denizli yöresinden derlenmiş masallar inceleme-metinler
    (2009) Çiğdem Akyüz
  • Article
    Citation - Scopus: 1
    Ankara huseyin gazi tomb in the context of mountain, water, and cave cults;
    (Gazi Universitesi, Turk Kulturu ve Haci Bektas Veli, 2017) Akyüz, Ç.
    Mountain is believed to keep the earth "stand straight" and conceived as a space of God to carve out the highest point of the earth. They shape traditional practices and social life as a cult in the old Turkish belief system. It contains rushing rivers, the springs and the sources of rivers. Water is the source of the material and spiritual life and it is considered to be sacred. In this regard, it can be said that many sacred narrative formed around the mountains and the water. Mountain and cave are also contemplation places for divine personality. Huseyin Gazi, one of the saints in Anatolia, who is believed to live in Mamak, Ankara, there is a mountain and a tomb by his name and stories associated with his sacred personality. Water metaphor is also noteworthy in a dialectical interaction with both mountain and Huseyin Gazi is blessed in this stories. In this regard, such stories refer naming the places in the context of the sacred mountain and cave metaphores and providing information about the origin of water resources in the context of the metaphor of holy water. In this study, stories that talk about Huseyin Gazi are handled in the context of mountain, water, and cave cults by analyzing printed materials and interviewing people. The issues of evolvement of historical personalities into phenomenon and mythical place names are also studied.Within this faremework in the foregoing verbal data about Huseyin Gazi indicates that his holy personality passes ahead of his historical personality.