Çekiç, Ayşe

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Çekiç, A.
Cekic, Ayse
Çekiç, Ayşe
Job Title
Doktor Öğretim Üyesi
Email Address
aysecekic@artuklu.edu.tr
Main Affiliation
Department of Islamic History and Arts / İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü
Status
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

11

SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES Logo

1

Research Products

12

RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION Logo

1

Research Products

17

PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS Logo

1

Research Products
Documents

2

Citations

3

h-index

1

Documents

3

Citations

3

Scholarly Output

17

Articles

11

Views / Downloads

85/315

Supervised MSc Theses

4

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

1

Scopus Citation Count

3

WoS h-index

1

Scopus h-index

1

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.06

Scopus Citations per Publication

0.18

Open Access Source

14

Supervised Theses

4

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Şarkiyat Mecmuası3
Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi2
Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi1
Gazi Türkiyat1
History Studies1
Current Page: 1 / 2

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 17
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Citation - Scopus: 1
    Manifesting the Crusaders' Instinct for Violence in the Context of the Capture of Antioch
    (Univ Malaya, Acad Islamic Studies, 2024) Cekic, Ayse
    This paper scrutinises the ideological foundations and violent practices of the Crusaders during the First Crusade, focusing specifically on the massacre at Antioch in 1098. It posits that the Crusaders' notion of divine salvation was inherently linked to the brutalisation of non-Christian populations, particularly Muslims, whom they perceived as adversaries to Christian faith and sovereignty. By conducting a comparative analysis of Crusader and Muslim sources, this study investigates the development of a Crusader ethos that legitimised mass slaughter as a divinely sanctioned act. Antioch, a strategic waypoint en route to Jerusalem, held significant religious importance for Christians, thereby intensifying Crusader aggression. This massacre, driven by religious zeal and demographic ambitions, precipitated a transformative shift in the city's populace and symbolised the Crusaders' determination to re-establish Christianity in the East. Chronicles from the period, including those by Raymond d'Aguilers and Peter Tudebode, vividly describe the slaughter, often depicting it as fulfilling God's will. The paper underscores how Crusader narratives celebrated this violence as divine retribution, setting a precedent for subsequent massacres in Maara and Bayt al-Maqdis. Ultimately, this study enhances our understanding of the Crusader mindset, particularly how it rationalised extreme violence against perceived 'infidels' as essential to fulfilling a holy mandate. The findings highlight the complexities of Crusader ideology, shaped by theological, cultural, and geopolitical factors, which influenced European perspectives on the Eastern world for centuries to come.
  • Article
    Aziz Augustinus’un Tanrı Devleti’ni Kurmak: Papa Iı. Urbanus ve Haçlı Savunusu
    (2023) Çekiç, Ayşe
    Aziz Augustinus V. Yüzyılın Hristiyan teoloğu ve tarih felsefecisidir. Yazmış olduğu Tanrı Şehri/Devleti isimli eseri Batı Roma’nın Gotlar tarafından yağmalanmasının hemen akabinde kaleme alınmıştır. Eserin yazılış mantığı Roma’nın yıkılış sebebinin, insanların pagan inancını bırakıp Hristiyanlığa geçmeleriyle açıklayanlara bir cevap niteliği taşımaktadır. Buna göre Augustinus, Roma’nın yıkımının pagan inancına sırt çevirmekten değil yozlaşmaktan olduğu görüşünü savunmaktadır. Bu minvalde Augustinus, Pagan tanrılarının beceriksizliği karşısında Hristiyan inancının gücüne ve kurtarıcılığına vurgu yapmaktadır. Hristiyan medeniyetinin belki de tarih felsefesi bağlamında en erken savunusunu yapan Augustinus, bu savunusunu Tanrı Devleti ve yeryüzünün kurtuluşu metaforunu işleyerek derinleştirmektedir. Tanrı Devleti fikrinin Haçlı seferlerinde birincil itici güç olması, Papa II. Urbanus ve Haçlıların Augustinus’un Tanrı Devleti savunusunu bir yönüyle teoriden pratiğe geçirme girişimi olarak düşünülebilir. Bu girişim, Augustinus’u haklı çıkarmaktan ziyade Haçlı kimliğini kanonik bir forma büründürme şeklinde ele alınmalıdır. Bu makale, Tanrı devleti düşüncesinin Hristiyan tarih tasavvurundaki yeri ve önemini Augustinus’un zihnî arka planından anlamlandırarak Haçlı seferlerine nasıl etki ettiği üzerine odaklanmıştır. Çalışmada, Tanrı Devleti’nin mümkünlüğü Augustinus’un yaklaşımından hareketle tarihsel sarkacın ileriye yönlendirilişiyle incelenmeye çalışılmıştır. Makalede kıyas yöntemi kullanılmıştır. Bu sayede Augustinus’un fikirleri ile Papa Urbanus’un fikirleri arasındaki benzerlik aşikâr kılınmaya çalışılmıştır. Nihai olarak Haçlı seferlerinin teolojik ve fikri zemininde, Augustinus’un Tanrı Devleti düşüncesi ve Hristiyanlık savunusunun etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Article
    HAÇLI SEFERLERİNDEN GÜNÜMÜZE DÜŞMAN İSLAM VE HZ. MUHAMMED ALGISI
    (Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi, 2022) Çekiç, Ayşe
    Haçlı seferleri Avrupa dünyasında siyasi, sosyal, ekonomik ve baskın dini gerekçelerle başlatılmıştır. Haçlı seferlerinin gerek Batı dünyasında gerekse de Doğu İslam dünyasında önemli sonuçları olmuştur. Haçlı seferleri esnasında Avrupa muhayyilesinin İslam’a rağmen ve İslam’a karşı kendisini konumlandırdığı noktada daima düşmana ihtiyaç duyacak bir yerde olmaları nasıl anlaşılmalıdır? Haçlı ordularını harekete geçirici düşman “İslam/Müslüman” söylemi ve İslam peygamberi Hz. Muhammed’in algılanışı meselesi Haçlı seferlerinin neden? ve nasıl? tahrik edici sloganı yapılmıştır. Buradan hareketle, Hz. Muhammed ve İslam üzerinden oluşturulan algı ve bu algının oluşmasında Haçlı seferlerinin rolünün ne derece önemli olduğu makalenin üzerinde duracağı ana konudur. Ötekisi ve düşman olarak İslam ve Hz. Muhammed’in tasviri/tanımı Avrupa dünyasında sürdürülebilir bir düşman üreticiliğine yaramıştır. Bu algının Haçlı seferlerinin sürdürülmesi konusunda itici güç unsuru olma durumu ise makalede detaylıca işlenmiş, İslamofobia ile bağlantıları tespit edilmeye çalışılmıştır. Makalede kullanılan yöntem Bergson’un anı-imge ve algı- imge önermesi/metaforudur. Haçlı tarih tasavvurunun İslam’a ve Müslümanlara bakış açısının anlaşılması ve algılanması noktasında bu yöntemin oldukça geçerli olduğunu ifade edebiliriz. Ayrıca İslamofobia’nın bugüne evrilen bağlantılarının yine anı-imge ve algı imge-ile daha somut anlaşılacağını söyleyebiliriz.
  • Article
    İhtiyaca Binaen Çağırılan Peygamber: Haçlı Muhayyilesinde İsa Tasavvuru
    (2024) Çekiç, Ayşe
    Bu çalışmada, Haçlı seferleri esnasında Batı dünyasında Hz. İsa’nın seferlerdeki konumu ile ilgili algısal değişime odaklanılmıştır. Hz. İsa’nın Haçlıları harekete geçirmek için seferlere dâhil olması süreci peygamberler tarihi ekseninde ihtiyaca binaen bir peygamberin tarihe çağrılması kabilinden değerlendirilmesi gereken bir olgusallıktır. Hz. İsa’nın anakronik durumu seferlerin işleyişinde herhangi bir olumsuzluğa sebebiyet vermediği gibi; Hz. İsa üzerinden geliştirilen bu tasavvur Hristiyan ümmetinin peygamberine bakış açısını ortaya çıkaran bir mahiyet de arz etmektedir. Ortaçağ tarihinin en karmaşık süreçlerinden biri Haçlı seferleri ve seferlerin Doğu Batı eksenindeki önemidir. Hristiyanlığın bir tutkal vazifesiyle kıta Avrupası’nı birleştirici yanı Haçlı seferlerinin fikri temellerini atmıştır. 1096 ve 1291 yılları arasında fasılalarla gerçekleşen Haçlı seferleri temel dinamiğini dini motivasyondan almakla birlikte, dünyevi faydayı ve Doğu’nun zenginliklerini de arzulayan bir düşünceyi içerisinde barındırmaktadır. Batı Avrupa kıtasının Roma’nın yıkılması akabinde geçirdiği dönüşüm ve feodalitenin bıraktığı tahribat, kilisenin gücünü artırıcı bir süreci başlatmıştır. Bu süreç içerisinde Batı Hristiyanlığının tarih tasavvuru belirli bir sona doğru ilerleyerek, Tanrı iktidarının yeryüzünde teşekkül edileceği düşüncesine yoğunlaşmıştır. Bu düşünce kiliseyi, tarihsel motor gücü kılarken; Batı Hristiyanlarını da Tanrı’nın devletine hizmet edici bir noktada konumlandırmıştır. Bu düşüncenin gerisinde Doğu’nun zenginliklerine ulaşma arzusu ve kıta Avrupa’sının yetersiz kaldığı maddi kaynakları oluşturma içgüdüsü ise Haçlı seferlerinin gerçekleşmesine zemin hazırlamıştır. Papalık makamının 1095 yılında Clermont Konsilinde verilen genel Haçlı vaazıyla başlattığı seferlerin amacı Kudüs’ü dinsiz addedilen Müslümanlardan geri almak ve Hz. İsa’nın yolundan yürümektir. Dönem itibariyle Kudüs Müslümanların hâkimiyet sahasında yer almakta ve Haçlı düşüncesine göre Hristiyanların kutsal şehrinin Müslümanların tasallutundan kurtarılması gerekmektedir. Kudüs’ün Hz. İsa için oldukça önemli bir yanının olması ve Hristiyan kutsallarının Kudüs ile özdeşleştirilmesi Kudüs’ün kurtarılmasında oldukça önemli bir yer işgal etmiştir. Bilhassa seferlerde İsa üzerinden yapılan vurgu Hristiyan ümmetine seferler boyunca yol gösterici bir peygamber tayin etmiştir. Bu yönüyle Hz. İsa Batı Hristiyanlarının ihtiyacına yönelik olarak yeniden tarihe çağrılmıştır. Haçlı muhayyilesinde Hz. İsa’nın seferlerin başlangıcından itibaren yol gösterici, teşvik edici ve yeri geldiğinde de azarlayıcı yanı seferlerin seyrinde olumlu bir katkıya dönüşmüştür. Burada Hz. İsa’nın seferleri dinamize eden yanı Haçlılara Doğu’ya giderken yol gösterici olması durumudur. Haçlı seferlerinin başarı paydasında ve dini motivasyonun temerküzünde oldukça önemli bir yer tutan Hz. İsa, Haçlı seferleriyle birlikte kendi çağında iddia etmediği fikirleri Haçlı seferlerinde iddia etmiştir. Bu makalede İsa tasavvurunun seferler boyunca Haçlı muhayyilesindeki yeri ve geçirdiği değişim dönüşüm ele alınmıştır. Batı Avrupa’nın ihtiyacına binaen çağrılmış İsa’nın seferleri dinamize etme ve seferlerin Tanrı dayanaklı yapıldığını deklare etme durumu, Haçlılar için meşruiyetin de kaynağı olmuştur. Makalede kaynak analizi ve kıyas yöntemi eşgüdümlü kullanılmıştır. Bu sayede Haçlı kaynaklarının mukayesesi daha sağlıklı bir şekilde yapılmıştır. Sonuç olarak Haçlı muhayyilesine göre Hz. İsa’nın (çağrılan İsa), Haçlıları düzenlenen seferlerle Hristiyanlığı ve kutsallarını Doğu’daki Müslüman tasallutundan ve saldırısından kurtarmak adına harekete geçirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Burada Hz. İsa’nın yönlendirici güç merkezi olma durumu Haçlıların meşruiyetlerini İsa vasıtasıyla Tanrı’ya ve yerleşke itibariyle de Kudüs’e endekslediklerini aşikâr kılmaktadır. Buradan hareketle denilebilir ki Haçlılar Hz. İsa üzerinden geliştirdikleri kurguyla Haçlı seferlerinde önemli bir başarı paydası yakalamışlardır.
  • Book Review
    Dante ve Orta Çağ’da Dinî Sembolizm
    (2022) Çekiç, Ayşe
    -
  • Article
    Haçlıların Kudüs’ü Zapt Etme Düşüncesinde Dinî Referansların Motivasyon Bağlamında Tesiri: I. Haçlı Seferi Örneği
    (2024) Çekiç, Ayşe
    1095-1291 yılları arasında gerçekleşen Haçlı Seferleri siyasi, sosyal ve ekonomik sebeplerinin yanında; dinî gerekçelere bağlı motivasyonu da oldukça yüksek bir organizasyondur. Seferlerle birlikte Kudüs’ün, Haçlılar tarafından ele geçirilmesi zaruri bir şehir olarak görülüp, Tanrı devletinin Kudüs’te temayüz edeceği düşüncesi Haçlıları Tanrı’nın ordusu olarak harekete geçirmeyi başarmıştır. Semavî dinler açısından Hıristiyanlığın dinî-ideolojik bir bakış açısıyla Kudüs’ü kollektif bir bilinçle zapt etme düşüncesinin yöntem ve sürecindeki işleyişi görmek Haçlıların inanmışlık derecesini ortaya çıkarmaya matuf bir sürecin analizini yapmayı sağlayacaktır. Bu minvalde makale, I. Haçlı seferi sınırları içerisinde Kudüs’ün zaptı düşüncesinde dini referansların Haçlılar tarafından nasıl algılandığı sorusuna odaklanmıştır. Haçlı ordularını Kudüs’e sevk eden dinî dayanak noktalarının Haçlı motivasyonuna sunduğu katkı ve Haçlıları harekete geçirici yönü anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmada kaynak ve söylem analizi yöntemleri Haçlı kaynaklarına uygulanarak Haçlı aklının dinsel argümanları ve bunun Haçlı motivasyonuna sunduğu katkı değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
  • Article
    Haçlı Kaynaklarında Türk Algısı
    (2024) Çekiç, Ayşe
    Haçlı seferleri tarihsel bağlamda Avrupa’nın Doğu İslam dünyasına düzenlediği ön kolanyal bir girişim olmanın yanında; bu girişimin fikri dayanak noktalarını da inşa eden bir süreçtir. Haçlı kaynak literatürünün oluşumunun temel amacı Haçlı seferlerinin sebep, süreç ve sonuçlarını Haçlı bakış açısıyla ele almaktır. Mevcut bakış açısıyla kaleme alınan ve çoğunluğu din adamlarının zihin dünyasından çıkmış Haçlı kronikleri dönemin Haçlılarını resmederken; Haçlıların düşmanlarını da aynı kararlılıkla resmetmiştir. Bu durum Haçlı kaynaklarında, ontolojik olarak var olma dürtüsüyle yapılmış ve epistemolojik bağlamda Haçlı külliyatına düşmanın kim olduğu düşüncesini yerleştirmiştir. Bu makalede Haçlı kaynaklarında Türklerin nasıl ve ne şekilde ele alındığı konusu incelenmiştir. Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasının uzun vadeli bir çıktısı olan Haçlı seferlerinin kaynak külliyatındaki Türk algısının korku üzerinden işlenip, akabinde tekfir ve İslam karşıtlığıyla derinleştirilmesi, Haçlı kimliğini ötekini resmetmesi üzerinden koyulaştırmıştır. Bu bakış açısı Avrupa literatüründe Türklerin algılanışı meselesine Türk düşmanlığı bağlamında da bir paradigma sunmuştur. Makalede kavram analizi yöntemi kullanılmış ve bu minvalde Türkleri tanımlayan kavramların Haçlı/Batılı aklındaki çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Otrar Olayı Bağlamında Harezmşahların Yıkılış Süreci
    (2025) Dur, Suphiye; Çekiç, Ayşe
    Türkistan bölgesinde kurulan Harezmşahlar Devleti önceleri Büyük Selçuklu Devleti'ne bağlı iken Harezmşah Atsız ile başlayan bağımsızlık hareketi sonucunda Büyük Selçuklu Devleti'nden ayrılarak bağımsız bir devlet kimliğini kazanmıştır. Muhammed Tekiş dönemine kadar ülke sınırları genişlemiş Alâeddin Muhammed dönemi ile en geniş sınırlara ulaşılmıştır. Bu sırada doğu tarafında ortaya çıkan Moğol Devleti hızla büyümüş ve büyük bir imparatorluk olma yolunda ilerlemiştir. Alâeddin Muhammed döneminde ise Harezmşahlar ulaştığı sınırlar nedeniyle Moğollara komşu olmuş ve Moğol Devleti ile ticaretin gelişmesi amacıyla anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşmanın devamını sağlamak amacıyla sürekli irtibat halinde olan iki devlet Otrar'da gerçekleşen bir olay nedeniyle karşı karşıya gelmiştir. Her iki devletin savaş stratejileri birbirinden oldukça farklı olmakla birlikte; her iki tarafın da karşı tarafı yıldırma amaçlı stratejiler geliştirdiği görülmektedir. Otrar'da gerçekleşen bir kervan yağması üzerinden gelişen olay Harzemşahların yıkılış sürecini başlatmış ve Cengiz Han önderliğinde Moğol istilası başlamıştır. Bu tezde devletlerarası bir krize sebep olan Otrar olayının Harzemşahların çözülüş ve yıkılış sürecine tesiri ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Alâeddin Muhammed, Cengiz Han, Harezmşahlar, Moğollar, Otrar Olayı.
  • Article
    William of Tyr’ın Gözünden İslam ve Müslümanlar
    (2024) Çekiç, Ayşe
    Ortaçağ, Batı dünyasının İslam ve Müslümanlar hakkında geniş kapsamlı veri ürettiği bir zaman dilimidir. Haçlı Seferleri tarihi ele alındığında belki de sürecin en mütekâmil kalem ehli sayılabilecek kişisi William of Tyr’dır. Historia Rerum in Partibus Transmarinis Gestarum adını verdiği 23 bölümden müteşekkil Haçlı Seferleri anlatısında yazar, İslam ve Müslümanlar hakkında kapsayıcı bilgiler aktarmaktadır. Haçlı tarih yazımının genel seyrinde İslam’a ve Müslümanlara karşı olumsuz bakış açısının zirve noktası sayılabilecek William’a göre İslam dini ve Müslümanlar uydurulmuş bir inanç sisteminin ürünüdür. Haçlı seferleri tarihinde İslam ve Müslümanları bu bakış açısıyla sistematik olarak tasnifleyen ve düşman olarak telakki eden yazarın anlatıları gerçekle örtüşmemektedir. Bu makale William’ın gözünden İslam ve Müslümanların konumunu ve hangi gerekçeyle ele alındığı kaygısını incelemektedir. Kaynak analizi yöntemiyle İslam ve Müslümanları tasvir eden anlatıların tasnifiyle yazarın zihnindeki profil anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Sonuç itibariyle William’ın gözünden İslamiyet ve Müslümanların varlığının Haçlı seferlerini tetikleyen bir sürece tekabül etttiği sürecine ulaşılmıştır.