Ünverdi, Veysi
Loading...

Profile URL
Name Variants
Unverdi, Veysi
Veysi Ünverdi
ÜNVERDİ, Veysi
Veysi Ünverdi
ÜNVERDİ, Veysi
Job Title
Prof. Dr.
Email Address
Main Affiliation
Department of Basic Islamic Sciences / Temel İslam Bilimleri Bölümü
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
SDG data is not available

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
16
Articles
10
Views / Downloads
160/2357
Supervised MSc Theses
6
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
3
Scopus Citation Count
0
WoS h-index
1
Scopus h-index
0
Patents
0
Projects
3
WoS Citations per Publication
0.19
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
11
Supervised Theses
6
Google Analytics Visitor Traffic
| Journal | Count |
|---|---|
| Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi | 2 |
| BILIMNAME | 1 |
| Bingöl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi | 1 |
| Dinbilimleri Akademik Arastirma Dergisi | 1 |
| DINBILIMLERI AKADEMIK ARASTIRMA DERGISI-JOURNAL OF ACADEMIC RESEARCH IN RELIGIOUS SCIENCES | 1 |
Current Page: 1 / 2
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

16 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 16
Article ŞEHBENDERZÂDE FİLİBELİ AHMED HİLMİ’NİN ALLAH VE İNSAN TASAVVURU(Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 2022) Ünverdi, Mustafa; Ünverdi, VeysiBu makalenin amacı Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi’nin Allah ve insan hakkındaki görüşlerini incelemektir. Son dönem Osmanlı düşünürlerinden olan Filibeli’nin Allah ve insan kavramlarına ilişkin görüşleri felsefî ve tasavvufî niteliktedir. Tanrı ve ruhu inkâr eden pozitivist düşüncenin yaygınlık kazandığı bir dönemde Filibeli’nin din savunusu temelde vahdet-i vücûd görüşüne dayanmaktadır. Vücûd sıfatına sahip tek hakikatın olduğunu savunan Filibeli, insanı Allah’ın irade ve kudret sıfatlarının bir tecellisi ve yansıması olarak tanımlar. Ona göre insan ruh ve cesedin vahdetidir. Yeryüzünde şahsiyet sahibi yegâne varlık insan olup ona bu özelliğini idrak ve ahlak sahibi oluşu verir. Ahlak için dinin zorunlu olması, insanın dine muhtaç oluşunun temel sebebi niteliğindedir. Filibeli vahdet-i vücûdu savunsa da Allah tasavvurunda teşbihi reddetmiştir. Keza Filibeli aşırı tenzihî yoruma çıkmışsa da özellikle Batı düşüncesinde görülen bu tip yorumların dünyevileşmeye ve oradan da deizme yöneleceğini fark etmiş ve kendine has bir yorumla vahdet-i vücûd düşüncesinde somutlaşan Tanrı tasavvuruna ağırlık vermiştir. Hakikati tek varlığa indirgemiş olan Filibeli’nin insan yorumu, ruh ve din ile sıkı bir ilişki içerisindedir. Sekülerizmin gölgesinde din karşıtlığının ivme kazandığı bu dönemde Filibeli’nin görüşlerini incelemek, günümüz akaid ve kelam probleminin çözümüne katkı sağlayacağına inanıyoruz.Article MU'TEZİLE'DE PEYGAMBERLERİN İSMETİ(2015) Veysi ÜnverdiKelamda peygamberin özel sıfatlarından birisi olan ismet, Mu'tezile tarafından da benimsenmiştir. Mu'tezile'de ismet vahyin selameti ve peygamberin risâlet görevinde muvaffakiyeti için gereklidir. Bu sıfat, Allah Resulünün nübüvvet vazifesi öncesinden başlamak üzere nefret uyandıracak ve kendisinden uzaklaşılmasına neden olacak günah, davranış, yüz kızartıcı fiil, ahlaki yapı ve mizaçtan korunması demektir. Peygamber, kendi iradesiyle günahtan uzak kalmaktadır ve dolayısıyla da tekliften muaf değildir. O nefret uyandırmayan ama sevap azlığına neden olan küçük günahı işleyebilir. Nitekim peygamber de bir beşerdir ve tebliğ vazifesinin dışında diğer insanlar gibidir. Bu yüzden de insanî ve ictihadî söz ve kararlarında hatayla mualleldir. Neticede Mu'tezile'de ismet sıfatı peygamberlik müessesesini koruma odaklıdır. Bu bağlamda Mu'tezile'nin ısrarla altını çizdiği nitelik "nefret uyandırmama"dır. Onların peygamberden ancak nefret uyandırmayan fiillerin sadır olacağını savunmalarının temel nedeni de peygamberlik müessesine olan güveni sarsmamak içindir Mu'tezile'de ismetin dayanakları mucize, salah-aslah ve adalet prensibi, lütuf ilkesi ve peygamberin hüccet olmasıdır. Buna göre Allah, peygamberi, insanlara maslahatlarını bildirmesi için göndererek lütufta bulunmuştur. Bu maslahatın, lütfun en güçlü şekilde gerçekleşmesi için onun masum olması elzemdir. Onun mucize ile desteklenmesi ve hüccet olması da korunmuşluğu gerektirmektedir. Zira masum olmayan peygamber, risâlet görevinde hedefine ulaşamayabilir. Bu ise Allah'ın âdil olması ile bağdaşmazArticle Citation - WoS: 1THE BASIS OF QADI ABD AL-JABBAR ON THE REJECTION OF VISIBILITY OF ALLAH(ILAHIYAT BILIMLERI ARASTIRMA VAKFI, 2015) Unverdi, VeysiQadi Abd al-Jabbar has rejected visibility of Allah because of ontological and epistemological reasons. According to him the acclaim of visibility requires the existence of Allah in particular environment and direction. This means that transcendental presence is similar to finite and limited cases. As to Mu'tazila tawhid principle it is impossible for Allah to resemble a creature. So that the rejection of visibility of Allah is inevitable in order to protect Him from embodying and similitude. In accordance with those thoughts Abd al-Jabbar has interpreted verses on visibility of Allah on the basis of reason, so that he has built a doctrine on foresight of mind instead of the arguments of the verses. This can be inferred from his declaration which indicates that the verses on tawhid and justice should be understood by principles of mind. As conclusion he built his arguments on the basis of tawhid principle and declared negative view of Mu'tazila on visibility of Allah. Moreover according to him the narrated evidences asserted for visibility of Allah do not bear epistemological merit in terms of certainty and indication. This study aims to reveal the conclusion of reading written sources of Islam by the principles of mind. The selection of its interpretation instead of the actual thing will lead conclusions that cannot be accepted, or at least cannot be proved. Therefore it is the right decision to speak via verses instead of reason on issues of transmission such as life of the Hereafter.Article KÂDÎ ABDÜLCEBBÂR’DA HZ. PEYGAMBER’İN NÜBÜVVET DELİLLERİ(Dinbilimleri Akademik Arastirma Dergisi, 2021) Ünverdi, Veysi; Ünverdi, MustafaBu çalışmanın amacı Kâdî Abdülcebbâr’ın Hz. Peygamber’in nübüvvetini temellendirme yöntemini ve risâletinin kanıtlarını sistematik şekilde ortaya koymaktır. Usûl-i selâse arasında bulunan nübüvvet ulûhiyyet ve meâd ile birlikte yer alan üç temel mevzudan birisidir. Allah’a imanın ve diğer itikadî esasların kabulü ancak nübüvvet müessesesi ile mümkündür. Günümüzde ateistik akımların peygamber ve din karşıtlığı üzerinde merkezileşmesi nübüvvetin ispatına dair literatürü daha fazla önemli hale getirmiş ve bu konuda yeni çalışmaları gerekli kılmıştır. Kâdî Abdülcebbâr’ın nübüvvetin ispatı bağlamında ortaya koyduğu deliller, peygambere imanın klasik kanıtlarını görmek açısından mühimdir. O, aklî, haberî ve hissî mûcizelere dayanarak nübüvveti ispat etmeye çalışmıştır. Bu bağlamda Kur’an fesâhat ve belagat açısından, içerdiği gaybî haberler ve aklî delillere vurgu yapması yönüyle en önemli nübüvvet delilidir. Haberî mûcizeler de Hz. Peygamber’in nübüvvetini kanıtladığı gibi bu haberlerin yer aldığı Kur’an’ın da hak kitap olduğunu ortaya koyar. Onun, Mu’tezilî kelamcıların çoğunluğundan farklı olarak hissî mûcizeleri risâlet delili olarak ele alması da onu Sünnî düşünceye yaklaştırmıştır.Master Thesis Muhanmmed Khair Halawani ve Abdel-Sabour Shaheen arasındaki fonetik ve morfolojik yönler (Karşılaştırmalı tanımlayıcı bir çalışma(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Abdullah, Hamoud Al; Ünverdi, VeysiBu araştırma, fonetik (ses bilimi) ve morfoloji (kelime yapısını inceleyen bilim dalı) Bilimlerinin başlangıcı ve yenilikçi yöntem uyarınca gelişiminin incelenmesini Anlamına gelmektedir. Araştırma, Muhammed Hayr Halvâni ve Abdussabur Şahin'in, kendilerinden önce gelenlerden farklı bir görüş açısına sahip olarak sergiledikleri, ses ile sarf (morfoloji) arasındaki ilişkinin sağlamlaştırılması üzerine kurulmuştur. Bu çalışma, bir ön söz, bir giriş, onu takip eden dört bölüm ve bir son sonuç oluşmaktadır. Bu çalışmada, fonetik ve Sarf ilmi bilimlerinin kökeninden, geçirdikleri gelişim aşamalarından ve Arapça fonetik düşüncesine oryantalistlerin nasıl baktıklarından söz ettik. Aynı şekilde, ilme ve dile dair biyografilerini sunmak suretiyle, iki gözde âlim Halvâni ve Şahin'in fonetik ve Sarfilmi incelemelerinden de bahsettik. Bu arada, zikredilen âlimlerin her ikisinin de sahip olduğu fonetik ve morfolojik yönleri, sesleri (fonetik unsurları), ses birimlerini (fonetik birimleri) tanımlamak suretiyle ve konu ile ilgili fenomenlerden, i'lâl (illet harflerinin değiştirilmesi), ibdâl (bir harfin diğer bir harfle değiştirilmesi), idgam (yan yana gelen iki aynı harfin, şeddeli tek bir harf olarak yazılması) ve nebr (bazı harflere veya söz duraklarına vurgu yapılması) hususunda dilde ve seste görülen değişimlerden bahsetmek suretiyle ele aldık. "Sözcük" maddesinden ve onun morfolojik dengesinden, morfolojik isim ve fiillerin nitelik ve özelliklerinden, her iki âlimin yönteminden ve Arap fonetik ilmine dair yenilikçi teorilerinden detaylı bir biçimde söz ettik. Bu iki âlim arasında bir karşılaştırma yaparak onların benzer ve farklı noktalarını tespit ettik. Bu bölümü, Arap fonetik morfolojik inceleme hususundaki görüşümüzü beyan ederek tamamladık. Araştırmaya, içerisinde ulaştığımız sonuçları, Arapçaya ve Arapça konuşanlara hizmet edecek şekilde, Arap fonetik ve morfoloji ilimlerinin kolaylaştırılması ve yenilenmesine katkıda bulunacak bazı önerileri belirttiğimiz bir son söz ekledik.Master Thesis Suriyeli göçmen romancılar nezdinde kadının imajı (2011-2021)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Aldared, Fozya; Ünverdi, VeysiÇalışmada son on yılda Suriyeli göçmen kadın romancıların çalışmalarına yansıyan Suriyeli kadın portresi, Suriye devrimi sebebiyle Suriye toplum yapısında oluşan büyük dönüşümler neticesinde Suriyeli kadınların davranışlarında ve bakış açısında görülen değişiklikler incelenmiştir. Suriyeli kadın romancıların kendi çalışmalarında Suriyeli kadın portresini araştırmaya sevk eden amıller bırbırınden farklıdır. Devrımın ılk yıllarında yapılan çalışmalar ıle daha sonradan yapılan çalışmalar birbirinden farklı içeriğe sahiptir. Suriyeli göçmen kadın romancılar, yeni teknikler kullanarak kadın meselesini irdelemişlerdir. Bütün bu hususlar savaş etkisinde olgunlaşan, yeni bir bilinç ve farklı bır bakış açısı kazanan Suriyeli kadınların yazdığı Suriye savaş romanlarının çerçevesini belirlemiştir.Master Thesis Ali b. Salâhuddîn b. Ali el-Kevkebânî'nin Duraru'l-Esdâfi'l-Muntekât min Silki Cevâhiri'l-İs'âf adlı eseri: Tahkik ve değerlendirme (56-110 sayfalar arası)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Alkhezem, Rayed; Ünverdi, VeysiEski âlimler Zemahşerî'nin (v. 538/1143) el-Keşşâf an hakâiki gavâmizi't-tenzil ve Kâdî Beydavî'nin (v. 685/1286) Envâru't-tenzil ve Esrâru't-tevil adlı tefsirlerine çok büyük bir önem atfetmişlerdir. Bu iki tefsir üzerine yapılan birçok haşiye ve şerh de bu tefsirlere verilen önemi ortaya koymaktadır. H. 10. asrın sonunda bu iki kitabın şiirsel delillerine önem gösteren kitaplar ortaya çıkmaya başlamıştır. Hıdır b. Atâillâh b. el-Mevsılî'nin (v. 1007/1598) el-İs'âf fî şerhi şevâhidi'l-Kâdî ve'l-Keşşâf adlı eseri bu alandaki ilk çalışmalardandır. el-İs'âf fî şerhi şevâhidi'l-Kâdî ve'l-Keşşâf adlı kitap hacimli bir eser olduğu için Ali b. Salâhuddîn b. Ali el-Kevkebânî (v. 1191/1777) söz konusu çalışmayı Duraru'l- Esdâf el-Muntekât min Silki Cevâhir'l- İs'âf isimli kitabında ihtisar etmiştir. Bu çalışma tefsir sahasında önemli bir yeri olan Duraru'l-Esdâfi'l-Muntekât min Silki Cevâhiri'l-'İs'âf adlı tahkik üzerinden yapılmıştır. Eserin başka yazma nüshasına ulaşılamadığından tahkik, müellif nüshası üzerinden sürdürülmüştür. Tahkik yapılırken bu eserin kaynağı olan el-'İs'âf adlı eserin birkaç nüshasından istifade edilmiştir.Article Citation - WoS: 2Ismah of the Prophets in Mu'tazila(DINBILIMLERI AKAD ARASTIRMA MERKEZI, 2015) Unverdi, VeysiIsmah, one of the special attributes of Prophets in Kalam, is also adopted by Mu'tazila. Ismah is necessary in Mu'tazila for the safety of revelation and for the Prophet to be successful in risala duties. This quality, which the Messenger of Allah has before his prophethood, means he is immune from sins, indecent behavior, disgraceful act, bad moral structure and temperament that would arouse hatred and cause people to stay away from him. Prophet stays away from sin through his own will, and therefore he is not exempt from the proposal. He may commit small sins that won't arouse hatred, but which will lead to lack of merit. Indeed, the prophet is a mortal he is like other people except for his notification duty. Therefore he is also faulted in his humanly speech and decisions. As a result, ismah in Mu'tazila is regarded as a quality that protects the prophethood status. In this context, the quality that Mu'tazila persistently underlines is "not to arouse hatred". The main reason of the fact that they claim only acts that wouldn't arouse hatred could come out of the prophet is because they don't want to harm the confidence in prophetic institution In Mu'tazila, the bases of ismah are miracles, salah-aslah (God does for men what is to their greatest advantage, benefit) and justice principle, the principle of grace and prophet of hujjat. Accordingly, God has bestowed his favor on people by sending the prophet to let them know their interests. For this favor to be the greatest, it is necessary that he is innocent. The fact that he is supported by his miracles, and he is hujjat also requires protection. Otherwise, a non-innocent prophet may not reach his goal in Risala task. And this is incompatible with the fact that God is fair.Article Eş’arî Kelâmında İmâmet Nazariyesi: Cüveynî Örneği*(Usul İslam Araştırmaları, 2018) ÜNVERDİ, Veysiİslâm düşünce tarihinde Hz. Peygamber’in vefatını takip eden süreçte her toplumda olabilecek bazı ihtilaflar ortaya çıkmıştır. Bunların arasında önemli bir yere sahip olan konulardan birisi hiç şüphesiz “imâmet” sorunudur. İmâmet ya da başka bir ifadeyle hilâfet meselesi tarihte bir yönetim sorunu gibi görünse de aslında itikâdî bir tartışmaya dönüştürülmüş ve İslâm inanç ekolleri arasında “Şia” ile ete kemiğe bürünen bir itikadî ekolün varoluşsal esası olmuştur. Şia’nın siyasî olan imâmet meselesini bir inanç esası olarak kabul etmesi, imâmın ancak nass ve tayin yoluyla atanabileceği ve masum olması gerektiği gibi fikirleri savunması üzerine Ehl-i Sünnet, imâmet meselesine ilişkin tartışmalara dâhil olmuş ve konuyu Şia’ya reddiye şeklinde ele almıştır. Sünnî kelâm ekolü olan Eş’ariyye de imâmet konusunda İmâmiyye Şiası’nın iddialarını reddetmiştir. Bu iki ekolün imâmet konusunda temel ayrışma noktaları imâmetin vücûbiyetinin temellendirilmesi, imâmetin belirlenme yöntemi, mefdûlün imâmeti, ilk üç halifenin meşruiyeti, imâmda bulunması gereken vasıflar, imâmın görevden azlinin imkânı, her dönemde bir imâmın olmasının gerekliliği gibi yapısal hususlardır. Bu noktada Eş’ariyye, temelde imâmeti ictihadî bir mesele olarak görmüş ve siyasal otoriteyi dinî otoriteden farklı bir düzleme yerleştirme çabasına girişmiştir. Fakat Eş’arî okulun imâmet anlayışını derli toplu ortaya koyan müstakil bir çalışma mevcut değildir. Bu makalede, Eş’arî kelâm okulunun imâmet nazariyesini anlamak için İslâm siyaset anlayışının hatırı sayılır teorisyenlerinden olan İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî’nin konu ile ilgili görüşleri mercek altına alınmıştır. Öyle ki o, imâmet meselesine ilişkin müstakil eser telif eden birkaç kelâmcıdan biridir. Onun görüşleri temelde İmâmiyye Şiası’nın iddialarına bir reddiye olduğu için, bu çalışmada, öncelikle İmâmiyye Şiası’nın iddiaları kendi kaynaklarından tespit edilerek ele alınmış, ardından da Cüveynî’nin eleştirilerine yer verilmiştir. Böylelikle Eş’arî kelâmında imâmet meselesinin nasıl ele alındığı tespit edilmeye çalışılmıştır.Master Thesis Ali b. Salâhuddîn b. Ali el-Kevkebânî'nin Duraru'l-Esdâfi'l-Muntekât min Silki Cevâhiri'l-İs'âf adlı eseri: Tahkik ve değerlendirme (1-56 sayfalar arası)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2020) Khuder, Adil; Ünverdi, VeysiŞiir şevâhidinin şerhi ve manası konusundaki telifler Arap ve İslam mirasımızda önemli bir yere sahiptir ve edebiyatın önemli bir yekûnünü oluşturmaktadır. Bu önemi dil ve nahivdeki özgünlüğünden kazanmıştır. Zemahşerî ve Beydavî tefsir kitaplarında dil, nahiv, belagat, edebî ve tarihsel amaçlar için şiir şevâhidini kullanmışlardır. Bu nedenle İbn Atâullah el-Mevsilî (h.1007\m.1598) el-İs'âf bişerhi Şevâhidi'l-Kâdî ve'l-Keşşâf adlı kitabında en iyi şekilde şerh etmiştir. Ama bu kitabın büyüklüğü ve bahsedilen şiirler ve şairleri detaylı bir şekilde anlatımından dolayı Ali bin Selahaddin el-Kevkebânî (h.1191/m.1777) Duraru'l-Esdafi'l-Muntekât min Silki Cevâhiri'l- İs'âf adlı kitabında söz konusu çalışmayı özetlemiş ve daha basit ve anlaşılır bir hale getirmiştir. Duraru'l-Esdafi'l-Muntekât adlı kitap el-İs'âf bişerhi Şevâhidi'l- Kâdî ve'l-Keşşâf çalışmasını bazı yönlerinde tamamlaması, konuyu ihlal etmeden ve sıkıcı olmadan özetlemesi söz konusu eserin tahkik edilmesini önemli hale getirmiştir. el-Kevkebânî'nin kişiliği, seçkinliği, tezhibi, tashihi bu kitapta yansımıştır. Bu tezde yazara ait tek nüsha tahkik edilmiştir. Bu tez araştırma ve tahkik olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Tahkik söz konusu kitabın başlangıcından elli altıncı sayfasına kadardır. İlgili kısımlar da Fâtiha ve Bakara sürelerine ilişkin delilleri içermektedir.

