Kanter, Beyhan
Loading...

Profile URL
Name Variants
Kanter. Beyhan
KANTER, Beyhan
Beyhan Kanter
KANTER, Beyhan
Beyhan Kanter
Job Title
Prof. Dr.
Email Address
Main Affiliation
Department of Turkish language and Literature / Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1
NO POVERTY

2
Research Products
8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH

0
Research Products
7
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY

0
Research Products
17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS

0
Research Products
13
CLIMATE ACTION

0
Research Products
2
ZERO HUNGER

0
Research Products
4
QUALITY EDUCATION

0
Research Products
3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING

2
Research Products
9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE

0
Research Products
16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS

1
Research Products
5
GENDER EQUALITY

0
Research Products
12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION

0
Research Products
10
REDUCED INEQUALITIES

0
Research Products
14
LIFE BELOW WATER

1
Research Products
11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES

2
Research Products
15
LIFE ON LAND

0
Research Products
6
CLEAN WATER AND SANITATION

0
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
36
Articles
26
Views / Downloads
0/0
Supervised MSc Theses
7
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
1
Scopus Citation Count
0
WoS h-index
1
Scopus h-index
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.03
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
29
Supervised Theses
7
| Journal | Count |
|---|---|
| Erdem | 2 |
| Dergi | 2 |
| Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi | 1 |
| Folklor Akademi Dergisi | 1 |
| Folklor Akademi Dergisi (Online) | 1 |
Current Page: 1 / 3
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

36 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 36
Article Orhan Kemal’in Romanlarında Göç Merkezi Olarak Kentler ve Kültürel Araf(İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, 2020) Kanter, BeyhanOrhan Kemal, romanlarında, özellikle işçilerin, köylülerin, işsizlerin ve ezilen sınıfların sorunlarını ve hayata tutunabilme çabalarını iktisadi ve beşeri ilişkiler açısından ele alır. Yazar, işçi sınıfının sorunlarını anlattığı eserlerinde köyden kente göç olgusunu ise iktisadi sorunlar ve emeğin sömürüsünün yanı sıra kültürel araf bağlamında kurguya taşır. Bu çerçevede, sosyo-kültürel olarak arada kalmışlık, köyden kente göçün yol açtığı psikolojik ve sosyolojik olgular/travmalar üzerinden yansıtılır. Büyük kentlere göç eden köylü bedenlerin dışlanma pratiklerine maruz kalmaları, “öteki bedenler”, “gayrimedeni bedenler” olarak ayrıştırılmaları ve “kentli/modern bedenler” tarafından etiketlenmeleri; Orhan Kemal’in romanlarındaki göç eksenli kültürel krizin sosyolojik yönünü oluşturmaktadır. Bununla birlikte kendi kültürlerine yabancılaşan, alışkanlıklarından, değerlerinden taviz veren/vermek zorunda kalan köylülerin, kentleri yurt edinme, kentsel pratikleri benimseme ve kentli bedenler tarafından onaylanma mücadeleleri de Orhan Kemal romanlarındaki göç olgusunun psikolojik boyutunu oluşturmaktadır. Bu makalede Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üzerinde ve Gurbet Kuşları romanlarında yer alan göç olgusunun sosyo-kültürel etkileri sosyolojik bakış açısıyla irdelenecektir. Söz konusu iki romandaki yoksul karakterlerin köyden kente göç ettiklerinde yaşadıkları kültürel karşılaşmalar ve kültürel çatışmalar, özellikle Pierre Bourdieu’nun “habitus” ve Erving Goffman’ın “damga” kavramları çerçevesinde açıklanacaktır. Göçün failleri ile göçe maruz kalan kentliler arasındaki gerilim ise mekânsal ötekileşme ve “davranış repertuvarları”na yansıyan farklılıklar özelinde değerlendirilecektir /In his novels, Orhan Kemal addresses problems and survival struggles of workers, peasants, the unemployed, and oppressed classes in terms of economic and human relations. In his novels in which he focuses on the problems of the working class, the author fictionalizes the concept of rural depopulation in the context of economic problems and labor exploitation as well as cultural limbo. In his novels, Bereketli Topraklar Üzerinde and Gurbet Kuşları, limbo as a sociocultural concept is reflected through psychological and sociological concepts/ traumas created by rural depopulation. The fact that peasants migrating to big cities suffer from discriminating practices, the fact that they are discriminated against "other people" and "uncivilized people," and that they are influenced by the urbanite constitute the sociological aspect of migration-based cultural limbo in Orhan Kemal's novels. In addition, the struggles of peasants who have become alienated from their own culture and compromise/have to compromise their habits and values in forming households in the city, adopting urban practices and being approved by the urbanite constitutes more of the psychological aspects of migration. In this article, the sociocultural effects of migration in Orhan Kemal's novels Bereketli Topraklar Üzerinde and Gurbet Kuşları are examined through a sociological lens.Article HALİDE EDİB ADIVAR’IN ROMANLARINDA ERİL TAHAKKÜMÜN SINIRINDA GEZİNEN KADINLAR(The Journal of Academic Social Science, 2016) KANTER, BeyhanOsmanlı Türk kadınlarının kamusal yaşamda görünürleşmeye başladıkları bir süreçte Halide Edib Adıvar da eserlerinde kadınları merkeze alır. Romanlarında kadınların toplumsal yaşam içindeki rollerini sorgulayan yazar, geleneksel yaşam ile modernizm arasındaki dualiteyi de farklı perspektiflerden değerlendirir. Bu makalede Halide Edib’in Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye ve Yeni Turan romanlarındaki kadın karakterlerin eril tahakkümün hüküm sürdüğü mekânlarda kendilerine alan açma çabaları ele alınacaktır. Ayrıca söz konusu romanlardaki kadın karakterlerin geleneksel yapı tarafından inşa edilen kadınlık rollerini yeniden kurgulama mücadeleleri irdelenecektir.Master Thesis Refik Halid Karay'ın romanlarında mekân(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Karasu, Ferhat; Kanter, BeyhanMekân, insanların bedensel ve ruhsal anlamda konumlarını, duruşlarını, hayat tarzlarını belirleyen ve bireylerin karşılıklı etkileşim içinde oldukları uzam şeklinde tanımlanabilir. İnsanın yaşadığı coğrafya ve içinde bulunduğu fiziki ortam, onun iç dünyası ve yaşam tarzı üzerinde etkili olur. Mekânın insan hayatı üzerindeki etkisi, sosyo-kültürel ve ekonomik unsurlarla da ilişkilidir. Mekân, yaşanılan coğrafyadan başlayarak insanın hayatına, düşünce biçimine, alışkanlıklarına doğrudan etki eder. Dolayısıyla bireyin içine doğduğu ve hayatının farklı anlarında konumlandığı mekânlar, aidiyet bilincinin, hayat tarzının oluşumuna katkı sağlar. Sosyo-kültürel ve iktisadi değişimlerin de mekâna etkisi söz konusudur. Kentler, evler, kutsal sayılan mekânlar, oteller, eğlence mekânları insanların hayat tarzlarını, ekonomik durumlarını, alışkanlıklarını, birbirleriyle olan ilişkilerini yansıtan mekânlardır. Bireylerin bu mekânlara bakış açıları onların yaşam tarzlarını belirlediği gibi mekânın fiziksel görünümü bireyin düşüncesini ve davranışlarını etkiler. Söz gelimi evler "barınma ve korunma mekânı" şeklinde tanımlanırken, kutsal mekânlar bireylerin dinî görevlerini yerine getirdiği "uhrevî içerikli toplanma mekânı" şeklinde yorumlanabilir.Bu çalışmada Refik Halid Karay'ın 1960 yılına kadar yayımlanan romanlarında mekân unsuru ele alınacaktır. Mekânın değişmesine bağlı olarak romandaki karakterlerin sosyal hayattaki değişimleri ve ruhsal durumu eski-yeni, gelenek-modernizm düzleminde irdelenecektir. Açık ve kapalı mekânların roman kişileri üzerindeki etkisi hem sosyolojik hem de psikolojik olgular çerçevesinde sorgulanarak değişik muhitlerde bulunan roman kişilerinin yaşam tarzları ele alınacaktır.Master Thesis Mehmed Tâhir Münîf'in "İbret" adlı tiyatrosu: İnceleme-metin(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Ayanoğlu, Bülent; Kanter, BeyhanTanzimat Dönemi Türk tiyatrosu hakkında bugüne değin çok önemli çalışmalar yapılmıştır. Üretken yazarların birçok eser verdiği bu dönemin tüm hatlarıyla ortaya çıkarıldığı/incelendiği yine de söylenemez. Öne çıkan büyük yazarların dışında kalan bazı isimler, edebiyat tarihi kitaplarında sadece bir kayıt olarak anılmıştır. Bu duruma bir örnek de Mehmed Tâhir Münîf'tir. Yazarın ulaşılabilmiş tek tiyatrosu olan İbret, tiyatro tekniği açısından barındırdığı aksaklıklara rağmen ele alınıp değerlendirilmesi gereken bir eserdir. Bu tez, Tanzimat Dönemi Türk tiyatrosunun eksik kalan parçalarını tamamlamak adına ortaya konmuş bir çalışmadır. Yazarın sekiz perdelik bu eseri, dönemin yaşayışı, sosyal yapısı, kültürü hakkında önemli izler taşımaktadır.Book Part Mehmed Âkif Ersoy’un Şiirlerinde Mekânın Anlam Alanları(Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı, 2017) Beyhan KanterOsmanlı İmparatorluğu’nun hem içte hem de dışta güçlüklerle mücadele etmek zorunda kaldığı kaotik bir atmosferde Mehmed Âkif, şiirleriyle toplumsal yapıya ilişkin veriler sunarken aynı zamanda yaşadığı toplumun sosyo-kültürel analizini yapar ve kurtuluş için çözüm önerilerinde bulunur. Dış dünyayı betimlerken mekân-insan ilişkisini, mekânların dönüştürücü ve kimlik kurucu etkisi çerçevesinde ele alan Mehmed Âkif’in şiirlerinde mekânlara atfedilen anlam dizgeleri toplumsal yapıdan bağımsız olmadığı gibi mekânlar, estetik bir çerçeveden ziyade sosyolojik ve psikolojik işlevleri bağlamında ele alınır. Bu bildiride Mehmed Âkif Ersoy’un şiirlerindeki mekânların toplumsal yapıda konumlanışları ve gündelik hayat etkileri, Âkif’in mekân dikkati ve bilinci üzerinden dile getirilecektir.Article The Loss of Values and Critique of Modernism in Şükrü Erbaş’s Poems(2025) Kanter, Beyhan; Ataker, BüşraThe individual, suppressed, and controlled by modern life practices, gradually loses traditional values and becomes isolated both socially and internally. This stems from the fact that the structure of modern life alienates individuals from their reality and confines them to rigid norms. Cities, the primary habitats of modern life, intensify individual experiences of loneliness, distress, and alienation. Surrounded by concrete and steel and enveloped by towering skyscrapers, the individual’s relationship with nature and the natural weakens to the point of disconnection. This disconnection is not only physical but also brings about spiritual alienation and numbness. As modernization progresses, individuals become increasingly estranged from their essence and internal reality, they try to adapt to the chaotic and destructive atmosphere of the city. In the mechanical daily actions, they become alienated from both themselves and their surroundings. Caught in a constant rush and immersed in the complex and intense atmosphere of urban life, the city dweller loses their self-awareness and is deprived of nature’s healing and calming effect. As their social values weaken, their spiritual bonds also unravel. The psychological dilemmas of the alienated and desensitized city dweller are among the important thematic values of literary works. Contemporary Turkish poet Şükrü Erbaş addresses in his poems the loneliness, pains, dilemmas, and distress of the modern urban individual, while also highlighting the tragedies of people from different segments of society. Erbaş thematically explores the loss of values in city life with diversity, focusing on the effects of urbanization on the individual, including the mental and physical pressures of modern life. Praising natural life as purity and goodness, Erbaş implies that urbanization transforms the individual into a selfish and insensitive personality. The city dweller, who submits to the impositions of modern life, expresses the standardized and monotonous lifestyle through a critique of modernity in his verses. This study examines, from a sociological perspective, the psychological crisis and loneliness of the urban individual who transforms into a new personality through modern life in Şükrü Erbaş’s poems — one who loses their identity and submits to the impositions of the modern order.Article SEZAİ KARAKOÇ İLE İKİNCİ YENİ ŞAİRLERİNİN ORTAK İMGE EVRENİ(Folklor Akademi Dergisi, 2022) Kanter, Beyhanİkinci Yeni şairleri, uzak, yoğun ve serbest çağrışımlı imgeler kullanmaları, kapalı ve muğlak bir anlatımı benimsemeleri ile Türk şiirine tartışmaları uzun yıllar devam edecek yeni bir poetik anlayış getirirler. Sezai Karakoç’un İkinci Yeni şairleri arasında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği de güncelliğini koruyan bir tartışmadır. Ancak Sezai Karakoç da imgelerin kuruluşu, verili dilin kullanım biçimi, modern hayata başkaldırı ve kapalı anlatımın benimsenmesi gibi poetik özellikler bakımından İkinci Yeni’nin öncü şairleri arasında yer almaktadır. Dünya görüşleri ve hayatı anlamlandırma biçimleri bakımından farklı bir bağlamda yer alsalar da Sezai Karakoç’un estetik tutumu ile İkinci Yeni şairlerinin estetik tutumları ve şiir dilini kullanış biçimleri pek çok ortak noktada buluşmaktadır. Zira Sezai Karakoç da diğer İkinci Yeni şairleri gibi şiirlerinde yaşadığı çağın bunaltılarını, huzursuzluklarını, uyumsuzluklarını, tedirginliklerini ve bireyi etkisi altına alan dayatmalarını derin ve yoğun anlamlar içeren metaforik ve imgesel söylemler aracılığıyla dile getirir. Sezai Karakoç’un yoğun imgelerle kurulan şiirlerinde, içinde yaşanılan çağın ve modern kent hayatının eleştirisi; kapitalizmin etkileri, mimarinin dönüşümü, bireyin yozlaşması ve asli gerçekliğinden uzaklaşması bağlamında yansıtılırken geleneksel, İslamî ve metafizik unsurlar merkeze alınır. İkinci Yeni şiirinin öncülerinden olan Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya’nın şiirlerinde ise modern hayatın eleştirileri, modern ve kentli bireyin kendine yabancılaşması ve dinmek bilmeyen bir uğultuya dönüşen varoluşsal kaygılarla, bunaltılarla boğuşması üzerinden aktarılır. Bu bağlamda Sezai Karakoç’un şiirlerindeki modernlik eleştirisi, Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya’nın modernlik eleştirilerinde olduğu gibi bunaltı, uyumsuzluk ve huzursuzluk gibi yıkıcı duygu durumlarını yansıtmakla birlikte dinî ve metafizik bir içerik barındırması yönüyle daha farklı anlam alanlarına işaret etmektedir. Bu çalışmada Sezai Karakoç’un şiirlerinde yoğun olarak kullandığı imgeler ile Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya’nın şiirlerindeki imgelerin çağrışımları ve göndergeleri bakımından benzerlikleri tespit edilerek yorumlanacaktır. Çalışmanın kapsamından dolayı sadece örneklem olarak seçilen imgelere odaklanılacaktır.Article AŞK VE İNTİHAR BAĞLAMINDA FERDÂ-YI GARÂM ROMANI(2009) KANTER, BeyhanServet-i Fünûn romanında hayal ve gerçek çatışmasının birey üzerinde kurduğu baskı yoğun olarak işlenir. Özellikle hayattan kaçma arzusu, bu dönem romanında ana kurguyu destekleyen yan tema olarak karşımıza çıkar. Mehmet Rauf'un Ferdâ-yı Garam romanı da dış dünyaya uyum sağlamakta zorluk çeken on beş yaşındaki Sermet'in psikolojisi üzerine kurgulanmıştır. Romanda amca çocukları olan Sermet ve Macit'in aşkları iki gencin ruhsal yönelimleri doğrultusunda anlatılır. İki gencin ruhsal sıkıntıları hem sosyolojik hem de psikolojik boyutta sunulmuştur.Article ÖMER SEYFETTİN HİKÂYELERİNİN KURUCU UNSURLARI: TARİH VE DİL(2013) KANTER, Beyhan1911’de Genç Kalemler dergisi etrafında gelişmeye başlayan ‘Yeni Lisan’ hareketi, sadece dilde sadeleşmeye yönelik bir hareket olmayıp aynı zamanda milliyetçiliğe bağlı tarihsel belleği yeniden kazandırma amacı da taşımaktadır. Özellikle Ömer Seyfettin, hem bir dil bilinci oluşturmak hem de tarihselliğe yaslanan bir milliyetçilik bilinciyle kültürel belleği yeniden canlandırmak amacındadır. Nitekim yazar hikâyelerinde, hem kullandığı dil örgüsüyle hem de hikâyelerinin tarihsellik boyutuyla ‘millî romantik duyuş tarzını’, ‘millî benliğe dönüş’ ve ‘kültürel hatırlama’ çerçevesinde ele alır. Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde tarihsellik, ulusal kimliğin korunması ve millî benliğin yeniden inşası üzerinden kurgulanır. ‘Tarihin iade değil ihya edilmesi’ gerektiği noktasında önemle duran Ömer Seyfettin’in tarihsel hikâyeleri de ‘öze dönüş’ niteliği taşımaktadır. ‘Öz’e dönüşü, hikâyelerinin olay örgüsü ve kahramanları aracılığıyla yansıtan yazar, tarih, dil ve edebiyat arasında sıkı bir bağ kurar. Bu makalede, Ömer Seyfettin’in hikâyelerindeki tarihsellik ve dil bilincinin ele alınışı kültürel bellek çerçevesinde incelenecektir.Master Thesis A Review on Mihriban İnan Karatepe's Stories(2025) Ay, Seyfettin; Kanter, Beyhan2000 sonrası öykü yazarları arasında yer alan Mihriban İnan Karatepe, yayımlanmış dört öykü kitabı ve kitaplaşmamış 11 öyküsüyle üretken bir yazardır. Karatepe'nin öykülerinde kadın erkek ilişkileri, çocukluk ve çocuk bakışı, ölüm, aşk, ayrılık, yalnızlık, yabancılaşma ve yozlaşma, yüzleşme hesaplaşma, açlık, yoksulluk gibi pek çok tema irdelenir. Bireyi anlattığı öykülerinde toplumsalı, toplumsal olanda bireyi ele alan yazar içinde yaşadığı toplumun aynası olur. Ağırlıklı olarak kadın karakterlerle çocuk karakterlere yer veren Karatepe'nin öykülerinde gözlemlerine, yaşam tecrübesine dayanan öyküler yazdığı görülür. Kadını ve çocukları öykülerinde yoğun olarak ele alan yazar, kadın duyarlılığı ve büyüklerin dünyasına çocuk bakışıyla kendine özgü bir öykü evreni inşa eder. Öykülerinde yer alan kişiler kusur ve zaaflarıyla birlikte ele alınır. Karatepe, iki sayfayı geçmeyen kısa öyküleriyle yoğunluklu ve derinlikli öyküler yazar. Bireyin yaşadığı an'a yoğunlaşan yazar Çehov tarzı durum öykücülüğüne yakındır. Olaydan çok karakterin yaşadığı değişimi, çelişki ve tutarsızlıkları iç dünyaları üzerinden göstermeye çalışır. Onun öykülerinde zaman genellikle kronolojisi bozularak verilir. Mekân da kişilerin iç dünyasını aydınlatmaya yarayan unsurlarıyla dikkatlere sunulur. İlk öykü kitabından itibaren anlatma problemine odaklanan yazar, öykünün imkânlarını genişletmek için yenilik ve arayışlar içindedir. Bu bağlamda postmodernizmin anlatım tekniklerine başvuran yazar özellikle üstkurmaca ve metinlerarası ilişkilerinden yararlanır. Çeşitli dil oyunlarına da başvuran Karatepe, dili kullanmada titizlik gösterir. Karatepe de her yazar gibi içinde yaşadığı toplumun bir parçası ve aynası olduğundan onun öykülerine yansımış her olgu aynı zamanda insanla ilgilidir. Karatepe'nin öyküsünün kaynaklarını, içine doğduğu toplumu anlama arayışını tespit etmek aynı zamanda sosyal, kültürel ve tarihsel birikimi değerlendirmek, hayatın bütün alanlarında insanın toplumsal ve tarihsel köklerini aramakla aynı anlama gelmektedir. Bu çalışmada Karatepe'nin öyküleri yapı ve tematik açıdan incelenmiş; öykülerinde postmodernizmin yansımaları ile dönemin izleri açıklanmıştır.

