Tahiroğlu, Dilber

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Job Title
Dr. Öğr. Üyesi
Email Address
Main Affiliation
Department of Turkish language and Literature / Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

SDG data is not available
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

2

Articles

2

Views / Downloads

13/223

Supervised MSc Theses

0

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

2

Supervised Theses

0

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Folklor Akademi Dergisi (Online)1
Current Page: 1 / 1

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Article
    Sevinç Çokum'un Romanlarında Dış Türkler
    (Söylem Filoloji Dergisi, 2021) Tahiroğlu, Dilber
    İnsanlık tarihi boyunca insan, varlığını sürdürmek için birtakım savaşlar vermiştir. Zaman zaman bu savaşlar amacını aşıp tamamen karşı tarafa üstünlük sağlama, üzerinde yaşadığı toprakları genişletme ya da sadece kendine bağlı bulduğu millete veya milletlere güç gösterisi yapmaya varmıştır. Tabii ki bu savaşlar beraberinde birçok olumsuzluklar da getirmiştir. Çokum, bu olumsuzluklara kayıtsız kalamayan sanatçılardan biridir. Sevinç Çokum'un Bizim Diyar (1978), Hilal Görününce (1984), Gözyaşı Çeşmesi (2016) adlı romanları sırasıyla Balkan Savaşları (1912-1913), Balkanların Osmanlı Devleti'nden kopuş süreci ve bu süreçte Balkanlar'da yaşayan Türklerin maruz kaldıkları işkence ve zulümleri gözler önüne sermiştir. Hilal Görününce’de Kırım'da yaşayan Türklere yapılan tehditler, bu tehditlerin beraberinde getirdiği endişe ve korku, neticede de Kırım Savaşı’nın (1853-1856) Kırım'daki Türkler üzerindeki etkisi, burada yaşayan Türklerin dayanışmaları; vatan, millet sevgileri; Osmanlı Devleti'ne bağlılıkları, Osmanlı Devleti'ne ümit bağlayışları yine bir Türk ailesi çevresinde ele alınmıştır. Gözyaşı Çeşmesi’nde de Kırım tarihi ve Kırım Giray Han'ın topraklarını koruma mücadelesi etkileyici bir aşk etrafında okuyucuya sunulmuştur. Bu çalışmayla bahsi geçen romanlar üzerinden dış Türklerin ana toprakları için verdikleri mücadeleler, topraklarından kopuşları, bu kopuşun beraberinde getirdiği zorluklar, acılar ve endişelerin yansımaları işlenmiştir.
  • Article
    II. Abdülhamid Dönemi’nde Bir Orta Anadolu Köyünün Görünümü
    (2025) Tahiroğlu, Dilber
    Türk romanında köye yöneliş II. Abdülhamid Dönemi’nde (1880’ler) başlar. Bu yönelişin doğal sonucu olarak Anadolu halkını ilgilendiren meseleler de kısmen romana yansır. Bu tutum daha sonra Anadolu insanının eserlerde giderek daha sık ele alınmasına yol açar. Ancak Türk edebiyatında ilk defa hangi yazarın köyü ve köylüye dair sorunları romana taşıdığı meselesi hâlâ tartışmaya açıktır. Ortak bir görüş var ise o da Ahmet Mithat Efendi, Nabizâde Nazım, Mizancı Mehmet Murad ve Ebubekir Hâzım Tepeyran’ın birbirini takip ederek zaman içinde olgunlaşan gerçekçi köy romanlarının ortaya çıkışına vesile olmalarıdır. Ebubekir Hâzım Tepeyran, bir kamu yöneticisi olarak Anadolu’da doğrudan şahit olduğu meseleleri Küçük Paşa adlı romanına taşıyarak bir köyün içerisinde bulunduğu sefaleti gerçekçi bir yaklaşımla ortaya koyar. Aslında bir köy örneği üzerinden Anadolu’da yaşanan hayatın gerçeklerini yansıtır. Eserde küçük bir köylü çocuk (Salih)’un trajik hayatını merkeze alarak genel çerçevede Anadolu köy ve insanının temel ihtiyaçlar (yemek, barınma, eğitim, ekonomi)’dan yoksun oluşunu anlatır. Ebubekir Hazım Tepeyran bu durumu yansıtırken devletin Anadolu köylüsünü ihmal etmesine ayrıca dikkat çeker. Buna göre devlet köylüye karşı sorumluluklarını yerine getirmediği gibi köylüye sadece vergi ve askerlik için ihtiyaç duyduğunu vurgular. Romanda yoksulluk ve tabiatın zor şartlarıyla mücadele etmek zorunda kalan köylünün devlet yöneticileri tarafından hatırlanmaya ihtiyacı olduğu ana fikri işlenir. Yazarın vermeye çalıştığı ana fikir ve yardımcı fikirler çerçevesinde tespit edilen problemler şu şekilde tasnif edilmeye çalışılmıştır: Coğrafî yapı ve mekânın özelliklerinden kaynaklı problemler, ekonomik problemler, sosyo-kültürel problemler (inanışlar, örf-âdetler, giyim-kuşam vs.), medenî hizmetlerden yoksunluk problemi (eğitim, sağlık, ulaşım vb.), devlet-köylü ilişkisinden kaynaklı problemler ve aydın/şehirli-köylü ilişkisinden kaynaklı problemler vb. Sanatçı kimliğinden ziyade kamu yöneticisi kimliğiyle bilinen Ebubekir Hâzım Tepeyran, bir yönetici olarak imparatorluğun çeşitli yerlerinde mutasarrıflık ve valiliklerde bulunur. Dolayısıyla gittiği yerlerde köy ve şehir arasındaki farkları gözlemleme fırsatı yakalar. Anadolu köylerine devlet elinin değmediğini görmesi, insanların sefil durumda olmaları vb. nedenler Tepeyran’ı bir köy romanı yazmaya yöneltir. Çünkü böylece yazar, Küçük Paşa romanı aracılığıyla Anadolu köylerinin temel sorunlarını da duyurma imkânı bulur. Aynı zamanda bir yönetici olarak Tepeyran’ın bakış açısıyla o günlerde Anadolu köylerinin çeşitli sorunlarına dikkat çekilir.