Uyanık, Necip

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Uyanık, Necip
uyanık, necip
Job Title
Dr. Öğr. Üyesi
Email Address
uyaniknecip@artuklu.edu.tr
Main Affiliation
Department of Philosophy / Felsefe Bölümü
Status
Current Staff
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

1

Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
Documents

0

Citations

0

Scholarly Output

12

Articles

6

Views / Downloads

58/1449

Supervised MSc Theses

5

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

10

Supervised Theses

5

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
ARTS: Artuklu sanat ve beşeri bilimler dergisi (Online)1
Erzurum Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi1
Felsefe Arkivi1
Kaygı. Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Dergisi1
Mavi Atlas1
Current Page: 1 / 2

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 11
  • Article
    Göçmen Sineması ve Varoluşçuluk: Üç Film Üzerinden Varoluşsal Bir Değerlendirme
    (2023) Uyanık, Necip
    Bu çalışmada farklı coğrafyalardan Avrupa’ya geçmeye çalışan bireylerin Avrupalı bireylerle birlikte yaşadığı varoluşsal sorunlar konu edilmiştir. Bu nedenle çalışma sadece göç sorununu ele alan bir amaca sahip değildir. Bu amaç doğrultusunda sinemanın gücünü ve büyüleyici dünyasını referans alınarak göç konusu varoluşçu felsefe bağlamında incelenmeye çaba gösterildi. Bunu gerçekleştirmek için göçmen sinemasının üç filmi örneklem olarak seçildi. Bu çerçevede Reise der Hoffnung (Umuda Yolculuk, Xavier Koller, 1990), Welcome (Hoşgeldiniz, Philippe Lioret, 2009), Terraferma (Memleket, Emanuele Crialese, 2011) filmlerindeki umut/umutsuzluk, yalnızlık, dışlanmışlık, uzaklaşma, yabancılaşma gibi varoluşsal sorunlar analiz edildi. Buna göre söz konusu filmlerdeki varoluşsal diyaloglar tespit edilmeye çalışılmış ve seçilen filmler merkeze alınarak göç süresince yaşanılan somut gerçeklikler varoluşsal bir bakış açısıyla tartışılmıştır.
  • Article
    Platon’un Er Mitosu Bağlamında Yaşam, Ölüm ve Özgürlük Üzerine Bir Analiz
    (2025) Uyanık, Necip
    Platon, Yunan felsefe geleneği içinde kendine özgü düşünce ve yöntemle öne çıkmış bir filozoftur. O, aynı zamanda tüm dünyaya mal olmuş teorileriyle de çok önemli bir kişiliktir. Onun çalışmalarında derin bir bilgi birikimi ve tükenmeyen bir araştırma tutkusu olduğu açıktır ve bu durum okuyucuyu heyecanlandıran ve sorgulamaya sevk eden bir karaktere sahiptir. Platon, sadece Yunan mitolojisi, dini ve kültürünü araştırmamış, diğer toplulukların kültürlerini de merak etmiştir. Onun öne çıkardığı temel sorunlardan biri de insanın bu dünyadaki amacının ne olduğudur. Ancak Platon bir benzetme ve metafor ustası olduğu için düşüncelerini açıklamak ve tartışmak için farklı yöntemlere başvurmuştur. Yaşam, ölüm ve seçme özgürlüğü üzerine bir değerlendirme yapabilmek için başvurduğu örnek ise Devlet eserinin sonlarında yer verdiği Pamphylialı Er Mitosu’dur ve o, bunu şaşırtıcı bir biçimde işlemiştir. Eserin bu mitosla bitirilmiş olmasının farklı anlamları olsa da Platon’un amacı bu dünyada yapılan her şeyin öte dünyada da bir karşılığı olabileceğini göstermeye veya hatırlatmaya çalışmak olmuştur. Bu mitosta onun odaklandığı ve öne çıkarmaya çalıştığı şey, insanın erdemli bir yaşamı özgür bir şekilde ve kabul ederek seçmesi gerektiği üzerinedir. Bu çalışmanın amacı, Platon’un Er Mitosu bağlamında anlatmaya çalıştığı insanın seçme özgürlüğü üzerine bir analiz yapabilmektir. Bununla birlikte bu mitolojik anlatıda felsefesinin en önde gelen sorunlardan birisi olan erdemli bir yaşam sürmenin koşulları tartışılmıştır. Yaşam ve ölüm diyalektiğinin öne çıkarılmış olmasının yanında Platon hem bu dünyada hem de öte dünyada adaletli bir yargılamanın olması gerektiğini öne sürmüştür. Adil bir yargılamanın varlığı ise iyi ve kötü eylemlerin özgür bir seçimle gerçekleştirilmesine bağlıdır.
  • Master Thesis
    Kierkegaard ile Beauvoir'nın Kadın Konusu Üzerine Görüşlerinin Karşılaştırılması
    (2024) Akdeniz, Derya; Uyanık, Necip
    Bu çalışmada varoluşçu felsefenin önemli temsilcilerinden Søren Kierkegaard ile Simone de Beauvoir'nın fikirleri ışığında kadın konusu ele alınıp incelenmeye çalışılmıştır. Tezimiz, her iki filozofun kadının varoluşsal bir zeminde kendini var edebilmesi ile ilgili düşünce, inanç ve değer yargılarını değerlendirebilmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda kadın konusu üzerine hem teorik bir yaklaşım sergilemek hem de bu konunun felsefe tarihindeki yerinin ne olduğunu irdeleyerek tartışmak, temel amaçlarımız arasındadır. Buna göre kadının varoluşsal değerini yaşamsal bir özne bağlamında ele almak gerekmektedir. Kadın sosyal, siyasal, ekonomik, tarihsel ve psikolojik birçok unsurun, dışsal belirlenimlerin tahakkümü altında mıdır? Söz konusu tahakküm bağlamında kadının varoluş sürecindeki avantajları ve dezavantajlarının değerlendirilip sorunu varoluşsal bir perspektifle analiz edebilmek önem arz etmektedir. Bu yönüyle Kierkegaard ve Beauvoir'nın kadın üzerine düşüncelerini karşılaştırmak suretiyle kadının varoluşsal konumunu tartışarak literatüre bir katkı sağlamak temel amaç olacaktır.
  • Article
    Platon’un Devlet Eserinde Siyasal Teorinin Aracı Olarak Hayvan Metaforları
    (2024) Uyanık, Necip
    İnsan ve hayvan arasındaki ilişki tarihin her döneminde ele alınan önemli bir sorundur. Bununla birlikte hayvanın kendi varlığının ne anlam ifade ettiği de ontolojik ve epistemolojik bağlamda irdelenmiştir. Bunun yanında etik ve siyaset bağlamında da bu sorunun önem arz ettiğini belirtmek gerekir. Dolayısıyla siyaset felsefesinde birey, toplum, devlet ilişkisini açık ve anlaşılır kılabilmek için çoğu kez hayvan metaforlarına veya doğrudan hayvandaki egemenliğin insana ve devlete nasıl geçtiğine odaklanılmıştır. Ancak metaforların tam olarak karşılığını bulabilmesi için etkili bir teori ve anlatıma ihtiyaç duyulmaktadır. Söz konusu mahareti gösteren Platon, siyaset, devlet ve toplum üzerine derin analizler yaparken çoğu zaman metaforlara başvurmuş ve bu doğrultuda ilgi çekici örnekler ortaya koymuştur. Platon, bu yönüyle, çağını aşan bir perspektife sahip büyük bir teorisyen olarak görülebilir. Onun yapmış olduğu benzetmeler ilgi çekici olduğu kadar aynı zamanda da kışkırtıcıdır. Bu çalışmada siyaset felsefesinde önemli rol oynamış Platon’un siyasal bir unsurun aracı olarak hayvan metaforları onun Devlet eseri üzerinden değerlendirilmeye çalışıldı. Böylelikle Platon’un Devlet’te insan, etik ve siyaset teorisi üzerine yaptığı tartışmalarda başvurduğu hayvan metaforları incelendi. Amacımız Platon’un siyaset anlayışını, benzetmeler veya karşılaştırmalar yoluyla nasıl sistematize ettiğini incelemek ve buna dikkat çekebilmektir.Öncesinde ise hayvan-insan karşılaştırmasının felsefi açıdan nasıl ele alındığını araştırmak için felsefe tarihinden bazı düşünürlerin görüşlerine başvurulmuştur. Sonuç bölümünde felsefe tarihinde insan ve hayvan arasındaki kimi benzerliklerin veya farklılıkların teori geliştirme bağlamında ilham kaynağı olduğu gösterilmeye çalışılmıştır.
  • Article
    Kierkegaard'ın Baştan Çıkarıcının Günlüğü'nde Tensel Aşkın Analizi
    (2023) Uyanık, Necip
    Aşk konusunun farklı bağlamlar içinde değerlendirildiği bir gerçektir. Bu gerçekliğin bir yönü de dünyevi aşk olarak tabir edilebilecek tensel aşktır. Kimi zaman bir aşk olarak değerlendirilmeyen tensel aşkın insanın kaçmasının mümkün olmadığı bir gerçeklik olduğunu ifade etmemiz gerekir. Bu bağlamda çalışmamızda tensel aşkın betimlemesini ve analizini Søren Kierkegaard’ın Baştan Çıkarıcının Günlüğü metnini inceleyerek analiz etmeye çalıştık. Amacımız tensel aşkın kaynağı, yaygın etkisi, çıkmazları ve sonuçları üzerine bir değerlendirme yapabilmektir. Bu doğrultuda Kierkegaard’ın estetik varoluş evresinde sıklıkla ele aldığı tenselliğin ne anlam ifade ettiğini irdelemek ve bunun nasıl mümkün olduğunu tartışmak söz konusudur.
  • Master Thesis
    Kierkegaard ile Beauvoir'nın Kadın Konusu Üzerine Görüşlerinin Karşılaştırılması
    (2024) Akdeniz, Derya; Uyanık, Necip
    Bu çalışmada varoluşçu felsefenin önemli temsilcilerinden Søren Kierkegaard ile Simone de Beauvoir'nın fikirleri ışığında kadın konusu ele alınıp incelenmeye çalışılmıştır. Tezimiz, her iki filozofun kadının varoluşsal bir zeminde kendini var edebilmesi ile ilgili düşünce, inanç ve değer yargılarını değerlendirebilmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda kadın konusu üzerine hem teorik bir yaklaşım sergilemek hem de bu konunun felsefe tarihindeki yerinin ne olduğunu irdeleyerek tartışmak, temel amaçlarımız arasındadır. Buna göre kadının varoluşsal değerini yaşamsal bir özne bağlamında ele almak gerekmektedir. Kadın sosyal, siyasal, ekonomik, tarihsel ve psikolojik birçok unsurun, dışsal belirlenimlerin tahakkümü altında mıdır? Söz konusu tahakküm bağlamında kadının varoluş sürecindeki avantajları ve dezavantajlarının değerlendirilip sorunu varoluşsal bir perspektifle analiz edebilmek önem arz etmektedir. Bu yönüyle Kierkegaard ve Beauvoir'nın kadın üzerine düşüncelerini karşılaştırmak suretiyle kadının varoluşsal konumunu tartışarak literatüre bir katkı sağlamak temel amaç olacaktır.
  • Master Thesis
    Søren Kierkegaard felsefesinde dîni varoluşun farkı bağlamında tanrı-birey sorunu
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Yalap, Şehriban; Uyanık, Necip
    Bu çalışmamızın amacı Søren Kierkegaard felsefesinde dinî varoluşun farkı bağlamında tanrı-birey sorununu açıklamaktır. Dinî varoluşu etkileyen en büyük etmen içinde bulunulan dinî inançtır. Kierkegaard, dinî varoluşun önündeki engelleri kaldırmak için mensup olduğu Hıristiyanlık dininde öznelliğin yitirilmesine karşı çıkar. Bu bağlamda Tanrı sorunu ve günah sorununun açıklanması varoluş süreci açısından önem taşır. Varoluş tek bir temele dayanarak gerçekleşen bir süreç değil, bireyin benliğinde yaşadığı krizler doğrultusunda ilerleyen bir süreçtir. Bu sebeple Kierkegaard felsefesinde, dinî varoluştan önce bireyin benliğinde tecrübe ettiği estetik varoluş ve etik varoluş aşamalarının açıklanması gerekir. Kierkegaard felsefesinde dinî varoluşa erişmek bir sürecin sonucudur. Bu sürecin ilerleyişi bireyin yaşadığı varoluş bunalımları ve benlik algısına göre gelişir. Benlik tanımına ulaşmak için birey, yaşadığı bunalımları çözümleyip rasyonaliteyi de bir köşeye bırakarak dinî varoluş aşamasına iman sıçramasıyla geçebilir. İman sıçramasını gerçekleştiren birey, iman ve umut kavramını da kapsayan sevgi yoluyla Tanrı'yı anlar ve bu sayede dinî varoluşa erişir. Böylece Kierkegaard, bireyin varoluşunu tamamlayabilmesi, yaradılışına uygun bir hayat sürebilmesi için tüm yolların dinî varoluşa çıktığını ortaya koymaya çalışır.
  • Master Thesis
    Kierkegaard'da insanın varoluşu bağlamında umutsuzluk problemi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Benek, Ezgi; Uyanık, Necip
    Bu çalışmanın amacı, Søren Kierkegaard'da insanın varoluşu bağlamında umutsuzluk problemini ele almaktır. İnsanın karşı karşıya kaldığı en önemli ve sarsıcı hakikatlerin başında umutsuzluk gelmektedir. Umutsuzluk insanın kaçmaya çalıştığı ama yakalanmamasının mümkün olmadığı sancılı bir sürece karşılık gelir. Bu sürecin nasıl bir şey olduğunu ifade etmek o kadar kolay değildir. Ancak Kierkegaard umutsuzluğun insan üzerindeki etkisini derinlemesine incelemiş ve bu konuda ufuk açıcı felsefi-psikolojik betimlemeler ve analizler yapmıştır. Kierkegaard için umutsuzluk her ne kadar olumsuz bir hakikat olsa da sırf umudu ortaya çıkardığından avantaja dönüşebilir. Bu nedenle birey için umutsuzluk durumu hem bir avantaj hem de bir dezavantajdır. Bireyin bunu avantaja çevirebilmesi ancak Tanrı'ya sığınarak başarabileceği bir durumdur. Kierkegaard tüm bu süreci örneklerle açıklamaya çalışmış ve bunun için de tarihten, mitolojiden, kutsal metinlerden ve gündelik yaşamdaki deneyimlerinden hareket etmiştir. Dolayısıyla Kierkegaard kişiler, tanıklar ve kahramanlarla varoluşta umutsuzluğun nasıl gerçekleştiğini ortaya koyar.
  • Master Thesis
    Nietzsche'nin üst insan düşüncesinde özne sorunu
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Çelik, Güneş Alaş; Uyanık, Necip
    Bu çalışmada kişinin üst insana giden yolunun özne inşası ile ilişkisi Friedrich Nietzsche felsefesi bağlamında ele alınmıştır. Bu doğrultuda Nietzsche'nin felsefesindeki temel kavramlar irdelenerek kişinin özne olma imkanına katkısı gösterilmeye çalışılmıştır. Felsefesini yaşayan insan üzerine kuran Nietzsche, ilk yaşam filozofu olarak değerlendirilmektedir. Konusu yaşayan insan olduğu için "sistemci" bir filozof olarak ele alınamayan düşünürün insan anlayışı da klasik filozoflar gibi değerlendirilemez. Nietzsche'ye göre yaşam, güç istencidir ve insan, aşılması gereken bir şeydir. Ancak din ve ahlak gibi sürü değerleri olan decadence, kişinin kendi olmasının önünde engeldir. Kişi sürü değerlerini, güç istencini açığa çıkararak aşmalıdır. Böylece insan önce özgür insan sonra da üst insana ulaşarak gerçek bir özne olmayı başarabilir. Giriş ve üç bölümden oluşan bu çalışmada Nietzsche'nin üst insan öğretisiyle insanın özne olma olanakları incelenmiştir. Birinci bölümde felsefe tarihinde özne sorunu ele alınmıştır. İkinci bölümde Nietzsche'nin yaşamı ve felsefesi genel hatlarıyla ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Nietzsche'de insan tipleri incelenerek üst insan ile özne arasındaki ilişki gösterilmeye çalışılmıştır.
  • Article
    Empirik ve Fenomenolojik Epistemolojinin Tabula Rasa ve Epokhe Üzerinden Karşılaştırılması
    (2025) Uyanık, Necip
    Bu makalede epistemolojide önem arz eden Empirizm ve Fenomenolojinin tabula rasa ve epokhe üzerinden bir karşılaştırılması yapılmıştır. Bu bağlamda sorunun derinlemesine ele alınması ve tartışılması için üç filozun görüşlerine başvurulmuştur. Bu filozoflardan biri olan Husserl’in fenomenolojik bakış açısında epokhe, epistemoloji için öne çıkan bir kavramdır. Bunun yanında çok önceden Locke ve Hume, empirik bir yaklaşım içinde bilgi sorununu ele almışlar ve bilginin kesinliğini bu doğrultuda tartışmışlardır. Tabula rasa, Rasyonalistlerin doğuştan gelen fikirlerin olduğu tezine karşı Empiristlerin zihnin boş bir levha olduğu iddiasını taşır. Buna göre tabula rasa, iddia edildiği şekliyle doğru ve gerçek bilgiye ulaşmak için bir araçtır. Bununla birlikte tabula rasa sadece doğuştan gelen fikirleri reddeden bir bakış açısı olmayıp aynı zamanda gerçek bilgiye ulaşmayı engelleyen fikirleri de zihnimizden çıkarmayı hedefler. Bu yönüyle Locke ve Hume’un epistemolojik bakış açısıyla Husserl’in bakış açısındaki temel yakınlıkların olduğu ifade edilebilir. Ontolojik bir metafizik içine girip epistemolojiden uzaklaşma tehlikesine karşın dikkatli olmak gerektiğinden Locke, Hume ve Husserl bilginin kesinliği sorununa ve bu dünyaya ait olması konusuna yoğunlaşmışlardır. Epokhe, Husserl tarafından öne sürülmüş olup şeylere doğrudan ulaşmayı amaçlayan bir yöntem olarak karşımıza çıkar. Buradaki temel sorun, varolanın bilgisine doğrudan ulaşmak veya varolanın bilgisine doğrudan ulaşmayı engelleyecek her türlü önkabullerden kurtulmaktır. Bu yönüyle hem tabula rasa hem epokhe, bilginin kesinliğinin nasıl gerçekleştirilmesi gerektiğini soruşturmak için gereklidir. Dolayısıyla çalışmamız, tabula rasa ve epokhe’nin benzerliklerini ve farklılıklarını Locke, Hume ve Husserl bağlamında incelemeyi hedeflemiştir.