Kara, Zülküf
Loading...
Profile URL
Name Variants
Kara, Zulkuf
Zülküf Kara
Zülküf Kara
Job Title
Prof. Dr.
Email Address
Main Affiliation
Department of Sociology / Sosyoloji Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
5
GENDER EQUALITY

1
Research Products
9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE

1
Research Products
16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS

1
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
14
Articles
5
Views / Downloads
115/1289
Supervised MSc Theses
7
Supervised PhD Theses
2
WoS Citation Count
1
Scopus Citation Count
0
WoS h-index
1
Scopus h-index
0
Patents
0
Projects
1
WoS Citations per Publication
0.07
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
9
Supervised Theses
9
Google Analytics Visitor Traffic
| Journal | Count |
|---|---|
| Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi | 1 |
| Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi (elektronik) | 1 |
| e-Şarkiyat İlmi Araştırma Dergisi | 1 |
| FLSF (Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi) | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 14
Doctoral Thesis Clinical Sociology: From a Sociology at the Margins To an Intervention Sociology(2025) İmret, Amine; Kara, ZülküfToplumsalı anlama ya da açıklama biçimi olarak sosyoloji, klasik geleneğinden bu yana büyük epistemolojik birikimini kavramsal ve kuramsal bakiyesini de göz önüne alarak gündelik hayat sosyolojisindeki değişimlere odaklamış ve olası entelektüel çıkarımlarını yeni bir eksene doğru kaydırmış görünmektedir. Bu eksen, sosyolojik düşüncenin derinliğine ve çerçevesine büyük bir ivme kazandıracak gibi görünmektedir. Sosyolojik teoriyi toplumsal alandan başlamak üzere 'klinik' bir eksene oturtmaya çalışan bu yeni ivme, sosyal değişim parametrelerini beden, patoloji, müdahale ve travma bağlamında yeniden okumaya tabi tutmaktadır. Sosyolojinin epistemolojik çeperlerini genişletme gayesi taşıyan bu tezde, toplumsal sınırlarda dolaşan sosyolojinin bir klinik müdahale biçimi olarak teorik/pratik bir genişleme sağlayıp sağlamayacağı tartışma konusu yapılmıştır. Tartışma, sosyolojik bir kavram olarak kliniğin, toplumsal bedende patolojik olandan kesitler edinerek sorunun iyileşmesini sağlayan interdisipliner bir çabaya doğru evrilmiştir. Öyle ki klinik sosyolog, sorunlu davranışın istenen yönde değişimi için tek tek bireylerle, ailelerle, gruplarla, kurumlarla ve hatta uluslararası düzeyde bile faaliyet yürütebilmektedir. Dolayısıyla sınırdan bir sosyolojiden müdahale yapabilen ve bizzat alandan patolojik veriler toplayarak toplumsal, bireysel veya kurumsal tüm düzeylerde metodolojik bir iş birliğine imkân sağlayan yeni bir müdahale sosyoloji söz konusudur. Özetle bu çalışmadaki amaç, sosyolojik teoriyi kullanıma ve uygulamaya sokmaya çalışan klinik sosyolojiye dair detaylı bir literatür taraması yapmak ve klinik sosyolojiyi Türkiye sosyolojisine kazandırmaktır. Aynı zamanda klinik sosyolog etiketi altında, sosyolojinin güncel ve aktif kullanım alanlarının çeşitliliğini ortaya koymaktır.Article Bir Sosyolojik Kavrama Teorisi Olarak Asamblaj(2025) Oral, Seher; Ağırman, Zehra; Kara, ZulkufHerhangi bir toplumsal konunun nasıl tartışılacağı ya da tartışılan düzlemin ne tür bir modelleme biçimi ile kavranacağı sosyoloji biliminin akademik bağlamını oluşturur. Teorinin sosyal olandan kavramsal olarak elde edileceği metodolojik yüzey, toplumsal olanın karmaşıklığı ile birlikte düşünüldüğünde yeni ve kullanışlı bir teorinin, meselelerin yorumlanmasının önünü açacağı kanaatindeyiz. “Oluş”, “çokluk teorisi”, “soyut makine”, “persona”, “yersiz-yurtsuzlaşma” gibi kavramsallaştırmaların önerildiği bu çalışmada, kullanışlı bir analizin toplumsal yapılanmaları kavrayabileceğimiz yeni bir yöntem biçimi sunacağı kuşku götürmez. Bu açıdan asamblaj teorisi olarak özetlenebilecek ve söz konusu kavramları da içine alan bu yaklaşımın akademik literatüre katkı sunacağı muhakkaktır. Öyle ki birbirini taklit eden yöntemlerin sosyal olanın yeni yüzeylerini (dijital, soyut vb) anlama konusunda halihazırda yeterli sosyolojik çıkarımları sunmadığını söylemek zorundayız. Zaten çalışmadaki esas amacımız da sosyolojik çerçevede asamblaj teorisiyle birlikte toplumsal olanı düşünmede oluşlara yer açmaktır.Master Thesis Felsefeye beden katmak: Deleuze düşüncesinde beden ve kapitalizm sorunsalı(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Demir, Sercan; Kara, ZülküfBu çalışmamızda beden-kapitalizm sorunsalını, Deleuze'in beden sosyolojisi alanına kazandırmış olduğu felsefi kavramlar eşliğinde tartışmaya çalıştık. Beden sosyolojisi alanında organsız beden, arzu, affect, şizoanaliz vb. kavram repertuarıyla artık toplumsallık yeni düşünme biçimleriyle kurulmaktadır. Deleuze'ün birey ve toplumsal yapı arasında kurulan bedensel bağlantıları, yapı ve aktör hakkında gerçekçi veri dokümanlarının elde edilmesinde yeni bir felsefi bakış sunmaktadır. Deleuze bedeni, köken olarak düalist karmaşadan kurtararak dünyadaki diğer güç aktörlerle ve diğer bedenlerle ilişki kurabilen sürekli oluş içerisinde değişebilen, yenilenebilen aktif bir süreç olarak görür. Deleuze hem epistemolojik hem de sosyal teori açısından yeni kavramlaştırma önerilerinde bulunurken aynı zamanda da beden sosyolojisinin sınırlarını oldukça genişletmiş gözükmektedir. Aslında bu felsefi ilgi, sosyo-kültürel ve tarihi varyasyonlarıyla birlikte beden etrafındaki ontolojik ve epistemolojik sorulara henüz metodolojik açıdan yeterli bir cevap sağlamasa da çalışmamızın, beden sosyolojisi literatürüne naçizane bir katkı sağladığını düşünmekteyim.Master Thesis Fenomenolojik sosyoloji: Temel tartışmalar(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Aydınlık, Bilal; Kara, ZülküfBu çalışmadaki amacımız, fenomenolojik sosyolojinin imkân ve kapsamını ele alacağımız bir araştırma ortaya koymaktır. Fenomenolojik sosyoloji yaklaşımı, ülkemizin sosyal bilimcileri tarafından yeterince tartışılmış ve kavramları analiz edilmiş değildir. Bu açıdan çalışmamız, ilk olarak fenomenolojik sosyolojinin kuramsal yönlerine ağırlık vermeyi hedeflenmektedir. Yaklaşımın öncüsü ve kurucusu Alfred Schutz'tur. Schutz sonrası Luckmann, Berger ve Garfinkel gibi isimler yaklaşımın hem tanıtılmasında hem de geliştirilmesinde önemli rol oynamışlardır. Bu çerçevede çalışmada ilk olarak yaklaşımın kuruluşu ve gelişim aşaması ele alınmaktadır. Çalışmanın devamında yaklaşımın imkanlarını sınamak adına toplumsal benlik kavramı üzerinden değerlendirmeler bulunmaktadır.Doctoral Thesis Kapitalizm ve Toplumsal Patoloji(2025) Hasar, Sümeyra Güloğlu; Kara, ZülküfKapitalizm ve Toplumsal Patoloji adlı bu çalışma, kapitalizm ve toplumsal patoloji arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Kapitalizmin toplumsal yapıyı ve bireylerin yaşamlarını nasıl dönüştürdüğünü, salt bir ekonomik sistem olmaktan öte, bireylerin arzularını, kimliklerini ve toplumsal ilişkilerini şekillendiren bir güç haline geldiği modern dönemde, kapitalizm ve toplumsal patoloji arasındaki ilişki açıklanmaktadır. Tezin birinci bölümünde, kapitalizmin toplumsal patolojiye neden olup olmadığını, toplumsal yapıları ve bireylerin gündelik yaşamlarını nasıl dönüştürdüğünü araştırılmaktadır. Kapitalizmin bireyler üzerinde yarattığı yabancılaşma, anomi, beden müdahaleleri gibi patolojik durumlar, klasik sosyolojik teorilerle tartışılacaktır. Tezin ikinci bölümünde ise; kapitalizmin birey ve toplum üzerindeki etkilerini, Deleuze ve Guattari'ninşizo-analitik, 'arzu üretimi' ve 'arzulama makineleri' gibi kavramlar üzerinden tartışmaktadır. Kapitalizmin arzu üretimindeki rolünü ve bireylerin arzularını nasıl yönlendirdiği ve bu arzuların toplumsal makine ile nasıl şekillendiğini, toplumsal yapıları ve bireysel kimlikleri nasıl kodladığı, arzuların nasıl bastırıldığı ve yeniden şekillendirildiği şizo-analitik bakış açısıyla ele alınmaktadır. Çalışma, modern kapitalizmin toplumsal patolojiyi nasıl yarattığı ve bu patolojilerin toplumsal düzeyde nasıl tezahür ettiği üzerine sosyolojik bir inceleme yapmakta, kapitalizmin toplumsal yapıyı dönüştürme biçimini ve bunun bireyler üzerindeki patolojik etkilerini analiz ederken, aynı zamanda bu sürecin nasıl bir şizo-özne yaratarak tersine çevrilebileceğini tartışmaktadır. Anahtar Kavramlar: Kapitalizm, Toplumsal Patoloji, Arzu, Arzulama Üretimi, Toplumsal Makine.Master Thesis Etiketli bedenler: Sakatlık üzerine sosyolojik bir değerlendirme(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2013) Aydın, Halime; Kara, ZülküfSakatlık toplumsal bir tanımlamadır. Engelli bireye atfedilen kültürel anlamlar etkileşim sürecinde kazanılır. Kültürel anlamlar toplumdan topluma değişiklik gösterir. Bireyin fiziksel özelliği, aslında onun içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmasının engelleyicisi değildir, ancak engeline yüklenen anlamlar onun etiketlenerek engellenmesini yaratandır. Engelli bireylere ilişkin bakış açısı, engelli bireylerin sosyal konumunu ve kültürel görünürlülüğü konusunda belirleyici olduğundan, engelli bireylere toplum tarafından atfedilen anlamları incelemek önemlidir. Özürlü olmanın temelinde bio-fiziksel faktörlerin olduğu gerçekliği var olsa da özürlülük sosyal olarak inşa edilmektedir. Tarihsel süreç içinde özürlü bireylerin karşılaştıkları engellerle sistemli mücadele hareketlerinin gelişimine paralel olarak özürlü olma sadece medikal söylemde değil, sosyal olarak inşa edildiği kabul edilen sosyal söylemde de ele alınmaya başlamıştır. Çalışmada sosyal model çerçevesinde gelişen özürlü kimlik söylemi ve sosyal inşa içinde önemli bir süreç olan ?etiketleme? söylemi tartışmaları ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlar engellilere yönelik toplumsal algının son derece olumsuz ve önyargılı olduğunu, engellilerin aileleriyle birlikte toplum tarafından dışlandığını, bundan dolayı engelli çocuğu olan ebeveynlerin de mümkün olduğu kadar toplum içine çıkmamayı tercih ettiğini ortaya koymuştur. Sağlıklı bedenin, etiketli bedeni ?ucube? olarak algılamasında toplumun sağlıklı beden algısının rolü olduğunu düşünmekteyiz. Bundan ötürü bedenin herhangi bir uzvunun sakat olması, toplumsal bedenin kültürel olarak nasıl inşa edildiği ile yakından ilgili görünmektedir.Master Thesis Rasyonel ahlakın irrasyonel aktörleri: Deleuze ve Foucault'da etik sorunsalı(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Bal, Susin; Kara, ZülküfBu çalışma etik ve ahlak kavramları çerçevesinde rasyonel olanın irrasyonel toplumsal taleplerle nasıl kurulduğunu ve ahlaki kodlamaların sosyal evrende nasıl inşa edildiğini konu edinmektedir. Ahlakın etik olmadan tartışılmayacağı bilindiğine göre konunun sosyoloji literatürüne iki önemli sosyal bilimciye ait düşünme pratiği ile katkı sağlayacağını düşünmekteyiz. Problemlerini ahlakın toplumsal sınırlarına ve etiğin teorik katmanlarına kadar uzattığımız bu çalışma da toplumsal ahlakın ortaya koymuş olduğu gözetleme ve kapatılmadan sıyrılarak, etik süreç ile nasıl bir toplumsallık inşa edildiğine değinilmektedir. Ahlakın rasyonel zemininden sıyrılma girişimini Foucault ve Deleuze'ün felsefesi bağlamında irrasyonel sosyal bir tavır olarak nasıl etiğe dönüştüğü ele alınmaktadır.Article ŞİDDETİN CİNSİYETİ: BİR MODERN TOPLUM ANKSİYETESİ(2019) Kara, Zülküf; Uluç, Mehmet AliBu çalışmada, kadına yönelik şiddetin öldürücü biçimi olan kadın cinayetleri olgusu ele alınmaktadır. Son yıllarda akademik alanda popüler bir olgu olan kadın cinayetleri ele alınırken olgunun ahlaki boyutunun ihmal edildiği gözlenmektedir. Her cinayetin ötekinin varlığını ortadan kaldıran bir şiddet edimi olduğu hatırlandığında, kadın cinayetlerinin ötekini merkeze alan bir ahlaki perspektiften değerlendirilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızın kuramsal çerçevesini Emmanuel Levinas’ın ötekinin mutlak anlamdaki farklılığını, özgürlüğünü ve dışsallığını merkeze alan etik teorisi oluşturmaktadır. Ötekinin/başkasının özgürlüğünü ve özerkliğini yok sayan, sorumluluğu öncelemeyen her deneyimi şiddet olarak ortaya koyan Levinas radikal bir ahlaki perspektif ortaya koymaktadır. Modern felsefenin ötekini yok saydığını ve bastırdığını iddia eden Levinas, şiddet deneyimini anlamak için yeni teorik imkanlar sunmaktadır. Bu çerçeveden hareketle özgür ve özerk bir birey olarak kadınların varlığını yadsıyan ve ortadan kaldıran bir olgu olarak karşımıza çıkan kadın cinayetlerini anlamada Levinas’ın kuramsal mirasının önemi vurgulanmaktadır. Çalışmada dünyada ve Türkiye’deki kadın cinayetlerinin sıklığını ortaya koyan nicel veriler analiz edilmekte ve bu cinayetlerin her yıl bir önceki yıla göre artış kaydettiği gözlenmektedir. Yasal ve hukuki mevzuata rağmen cinayetlerin artması, olgunun sosyolojik olarak ele alınmasını ve ahlaki boyutun hesaba katılmasını zorunlu kılmaktadır.Article Ortadoğu’yu anlamada bir imkân/sızlık olarak Arap sosyolojisi(2012) Zülküf KaraOrtadoğu, Akdeniz’den Pakistan’a kadar uzanan ve Arap Yarımadası’nı kapsayan, tarihsel ve kültürel yakınlığı olan ülkelerin oluşturduğu coğrafi bölge olarak bilinir. Ortadoğu siyasi, sosyal, kültürel, dinsel unsurların tarih boyunca tartışıldığı ve halihazırdaki durumu ile dünya gündeminden düşmeyen bir bölge olma özelliğini sürdürmektedir. Bu kadar önemli bir bölgenin ideolojik okumaların dışında sosyoloji disiplini üzerinden okunması farklı bir perspektif sağlayacaktır. Bu bağlamda henüz Batı dışı bir Arap sosyolojisinin varlığı pek bilinmemektedir. Makalede, Ortadoğu’nun büyük bir bölümünü oluşturan Arap dünyasında sosyoloji disiplininin varlığı tartışılarak, bu bilim dalının geçirdiği tarihi süreçlerin, Ortadoğu’yu anlama konusunda bir imkana dönüşüp dönüşemeyeceği konu edilecektir. Bir anlamda Ortadoğu’da Sosyoloji ve Sosyoloji’de Ortadoğu ele alınacaktır.Master Thesis Sosyolojik ötekiden öteki oluşa: Deleuzeyen felsefenin imkânlarına dair(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2020) Tan, Bilal; Kara, ZülküfBu çalışmada özellikle modern döneme ait öteki meselesine dair tartışmaları ele almaya çalıştık. Bauman ile toplumsal ötekiyi, Zizek ile de düşünsel ötekiyi tanıma yolundaydık. Deleuze düşüncesinden hareketle de arzu, oluş ve organsız beden kavramları ile bedensel ötekiye olan bakış açısını sosyolojik perspektifle ilişkisini irdelemeye çalıştık. Majör düşünce tarzı Ben-öteki, kadın-erkek, insan-hayvan, siyahibeyaz gibi karşıtlıklar doğurmuş ve ayrıca arzuyu toplumsal düzlemde yaşamın aktif gücü olmaktan da çıkarmıştır. Kapitalizm ile birlikte sanallıklar ve imajlar günümüzde hakikatin yerine geçerek onu metalaştırmakta ve arzuyu da baskılamaktadır. Gerçekliğini yitiren sosyolojik özne ancak arzu akışlarını serbest bırakarak, yersiz yurtsuzlaşarak, organsız bedene dönüşerek, yeniden oluşa geçerek ve simgesel düzlemden çıkarak bedeni etkin hale getirebilir. Etkin hale gelen bedenlerin rizomatik karşılaşmaları ile yeni duygulanımlar ve etkilenişler oluşacak ve bu durum da sociusu dolayısıyla da toplumsal gerçekliği inşa edecektir. Bu çalışma beden sosyolojisinde organsız beden ve bir felsefe yapma tarzı olarak farkedilmez oluşu farklı bir okumaya tabi tutarak yeni bir tartışmaya kapı aralamaktadır. Farkedilmez oluş düşünce tarzı yeni yaşam olanaklarını yeniden düşünmeye ve sociusu tekrar üretebilen Ben'in ötesinde yeni bir etik düşünce sunabilir.

