Çetres, İbrahim Halil

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Job Title
Dr. Öğr. Üyesi
Email Address
Main Affiliation
Department of Philosophy / Felsefe Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

SDG data is not available
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

4

Articles

0

Views / Downloads

0/0

Supervised MSc Theses

3

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

1

Supervised Theses

3

JournalCount
VI. Mantık Çalıştayı1
Current Page: 1 / 1

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Master Thesis
    The Relationship between Absurdity and Suicide in the Philosophy of Albert Camus
    (2026) Adsoy, Birgül; Çetres, İbrahim Halil
    This study aims to examine the relationship between the 'absurd' and 'suicide' in Camus's philosophy. The fundamental starting point is to clarify how the concept of the 'absurd' is positioned in the individual's life experience within the context of Camus's existential philosophy, and how this concept is discussed in connection with the phenomenon of suicide. This work proceeds from the major works that shaped Camus's philosophical approach; the existential experience created by the absurd in human life, the situations of meaninglessness faced by the individual, and how this situation systematically fuels the inclination towards suicidal ideation are discussed. In Camus's thought, the 'absurd' is treated as a state arising from the constant conflict between humanity's attempt to find meaning in life and the world. In this context, the individual's inability to find definitive and ultimate answers to life's questions forces them to wander at the boundaries of the absurd. The study specifically reveals that this deadlock brings up the idea of suicide, but that Camus absolutely did not consider suicide as a solution. According to him, suicide signifies the direct refusal of life and a final abandonment of one's existence. Therefore, in Camus's philosophy, suicide is not evaluated as a solution but rather as a dead-end that distances the individual from the possibilities of life. Keywords: Camus, Rebellion, Suicide, Absurd
  • Book Part
    Semantik ve Sentaks Arasında: Saul A. Kripke
    (MANTIK DERNEĞİ YAYINLARI, 2016) Çetres, İbrahim Halil
    Bu bildirinin amacı Kripke’nin mümkün dünyalar semantiğinin temellerini araştırmaktır. Bu amaçla Kripke’nin sunduğu bu sistemin ortaya çıkmasında rol oynayan sentaktik ve semantik gelişmeler incelenecektir. Sentaktik inceleme kısmında sırasıyla ele alacağımız isimler Frege, Russell, Wittgenstein, Lewis ve Kripke olacaktır. Semantik tartışmalar kısmında ise Frege, Russell ve Kripke üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Modal Mantık, Kripke, Semantik, Sentaks.
  • Master Thesis
    Puslu Mantık Bağlamında Mantıkta 'Sınır' Kavramı
    (2024) Timoçin, Ceylan; Çetres, İbrahim Halil
    Bu tez çalışmasında klasik mantığın iki değerli (0 veya 1) sınırlı yapısından, puslu mantık aracılığıyla bu iki değer arasındaki değerler de kullanılarak düşüncenin sınırlarının nasıl genişletildiği ve nasıl genişletilebileceği ele alınmaya çalışılmıştır. Puslu mantık bu genişlemeyi puslu kümeler ve üyelik fonksiyonlarını kullanmak suretiyle, belirsizliklere dereceler-değerler vererek yapar. Mantık bağlamında sınır kavramının değişimi düşüncenin, dilin ve felsefenin sınırlarını gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Bu genişletme aracılığıyla klasik mantığa kıyasla puslu mantık yeni bir paradigma örneği olarak görülebilir. Çünkü iki değerliliğin değerlendirilemez dediği değerleri, değerlendirme olanağına sahiptir. Dolayısıyla bu tez çalışması boyunca mantığın sınırlarının neliğini ortaya koymak amaçlı, puslu mantıktan önce mantığın sınırları, puslu mantığın ortaya çıkmasıyla birlikte mantığın sınırları ve puslu mantıktan sonra çeşitli uygulama ve modellemeler aracılığıyla bu sınırların dönüştüğü üç bölümde ele alınmaya çalışılmıştır. Bu incelemeler yapılırken hangi alanlarda klasik mantık hangi alanlarda puslu mantığın uygulanabileceği göstererek iki mantığın işleyişindeki benzerlik ve farklılıklarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda tez kapsamı boyunca puslu mantığın farklı uygulamalar ve 'Kuantum Teorisi' gibi farklı alanlarda nasıl işlev gördüğü, nasıl daha işlevsel hale getirilebileceği üzerinde incelemeler yapılmıştır. Böylelikle yapay zeka da insana kıyasla eksik görülen birçok şeyi puslu mantık aracılığıyla yapay zekaya nasıl öğretilebileceğinin sınırları verilmeye çalışılacaktır. Sosyal bilimlerde puslu mantığa olan ilgiyi artırmak amaçlı, örnekler, özellikle sosyal bilimlerin kullanmış olduğu kavramlardan seçilmesine önem gösterilmiştir. Böylelikle çıkış noktası felsefe olan ve daha sonra yerini mühendislik ve yapay zekâ uygulamalarına kaptıran puslu mantığın felsefedeki konumunu ve temelini yeniden kazandırmak bu tezin temel amaçlarından biri olacaktır. Bu temellendirme hem puslu mantığın kullanım alanlarının ne kadar geniş olduğunu ortaya koymak hem de her yeni gelen düşüncenin bir öncekinin sınırlarını nasıl kapsayarak aştığını göstermek amacıyla yapılmaya çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Friedrich Nietzsche'nin Üst İnsanı Bağlamında Transhümanizm
    (2026) Eren, Fırat; Çetres, İbrahim Halil
    İnsanın bitmek bilmeyen merak duygusu, onun kendisini sürekli yeniden kurmasına yol açmaktadır. Başat olarak 'insan' incelendiğinde Antik Yunan'da, mitolojinin anlamlandırma faaliyetlerinde belirleyici olduğu görülecektir. Mitos ile logos arasında bu durum, daha sonra 'hümanizm' olarak adlandırılacak olan bir yaklaşımın zeminine kaynaklık edecektir.. Hümanizmin içsel mantığının radikalleşmesi olarak yorumlanabilecek çağdaş süreçte ise insan, 'Tanrıyı oynamaya' başladığı bir konuma doğru evrilmiştir: İnsan, teknik yetkinlikleri aracılığıyla Tanrısal bir kudreti üstlenme iddiasına yönelmiştir Evrenin bu karmaşık döngüsü karşısında insanın konumunun neresi olduğu sorusu, düşünenin doğa ve tanrı karşısındaki tutumunun ne olacağı sorularına evrilmiştir. Bu soru esas itibariyle bireyin kendi varoluşunu yaşayıp yaşayamadığı ve kendi kaderini belirleyip belirleyemediği problemlerini de içermektedir. Aydınlanma döneminde hümanizm yeniden tanımlanmıştır ancak 'ikinci aydınlanma' olarak anılabilecek günümüzdeki teknik paradigma ise 'transhümanizm' olarak karşımıza çıkmakta ve hayatın her alanına sirayet etmektedir:. Bu paradigma, insanın kendisini ve sınırlarını algılama biçimini köklü biçimde dönüştürmektedir. Teknik ilerlemeler insanın kendi eksikliğini giderme arzusundan kaynaklansa da ortaya çıkan ürünler, insanın kendisini evrenin merkezinde konumlandırmasına sebep olmaktadır. Sağlık başta olmak üzere, eğitim, bilim ve sanat alanındaki örneklerden bu anlayışın her alana sıçradığı anlaşılmaktadır. Bu paradigma sibernetik ve genom uygulamalarını kapsamaktadır. Bundan dolayı, sibernetik bedenlerle donatılmış insan biçimlerinin ortaya çıkması olası bir gelecek senaryosu olarak tartışılmaktadır. Transhümanizm, insanın biyolojik varoluşunun teknik müdahaleler yoluyla dönüştürülmesini amaçlayan bir düşünsel ve teknolojik projedir. Tam da bu noktada transhümanizm, insanın biyolojik varlıktan biyonik varlığa geçiş sürecini içinde barındıran ve insanın ölümsüzlüğü hedefleyen bir sona doğru ilerlemesini konu edinir. Zihnin bilgisayara aktarılması fikri bir ütopya gibi dururken, mevcut gelişmeler bu fikrin gerçeğe dönüşebileceğini vurgulamaktadır: Transhümanizmde ele alınan haliyle üst insanın, Friedrich Nietzsche'nin üst insan düşüncesiyle olan ilişkisi nedir?, 'Üst insan', 'posthüman', 'bengi dönüş', 'güç istenci', 'amor fati', 'decadance' ve 'sürü ahlakı' gibi kavramları belirtik kılan Nietzsche felsefesi ile transhümanizm arasındaki farklılık ve benzerlikler nelerdir? Nietzsche'nin içinde bulunduğu dönem itibariyle ele aldığı temel düşünceler, transhümanizme kaynaklık edebilir mi?