Baran, Leyla
Loading...
Profile URL
Name Variants
Job Title
Doktor Öğretim Üyesi
Email Address
leylabaran@artuklu.edu.tr
Main Affiliation
Department of Social Services/ Sosyal Hizmet Bölümü
Status
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING

5
Research Products
4
QUALITY EDUCATION

4
Research Products
5
GENDER EQUALITY

1
Research Products
11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES

1
Research Products

Documents
8
Citations
26
h-index
3

Documents
8
Citations
23

Scholarly Output
26
Articles
17
Views / Downloads
222/2651
Supervised MSc Theses
2
Supervised PhD Theses
1
WoS Citation Count
38
Scopus Citation Count
42
WoS h-index
3
Scopus h-index
3
Patents
0
Projects
1
WoS Citations per Publication
1.46
Scopus Citations per Publication
1.62
Open Access Source
17
Supervised Theses
3
Google Analytics Visitor Traffic
| Journal | Count |
|---|---|
| INTERNATIONAL IZMIR CONGRESS ON HEALTH AND SPORTS SCIENCES | 3 |
| Clinical Nursing Research | 2 |
| American Journal of Critical Care | 2 |
| Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi | 1 |
| Ebelik Esasları Klinik Uygulamaları Rehberi | 1 |
Current Page: 1 / 4
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 26
Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 4Investigation of the Necessity of Aspiration During the Intramuscular Injection Administered in the Ventrogluteal Site and Its Effect on Pain: A Randomized Controlled Trial(Sage Journals, 2022) Baran, Leyla; Güneş, Ülkü; Dönmez, HilalThis experimental study, which was conducted to examine the necessity of aspiration procedure and its effect on pain in intramuscular (IM) injections made into the ventrogluteal site (VGS), is randomized controlled and double-blind. The patients in the study group (n = 834) were assigned to the IM group with the aspiration period of 5 to 10 seconds (Implementation Group A-IGA), the aspiration period of 1 to 2 seconds (Control Group-CG), and no aspiration (Implementation Group B-IGB) according to stratified block randomization list. Patients’ pain levels were evaluated with the Visual Analog Scale (VAS). No bleeding was observed when aspiration periods of 1 to 2 and 5 to 10 seconds were followed during the injections administered to the VGS. The difference between the pain medians of patients in IGB and the CG were not significant (p =.521). It can be said that there is no need to apply aspiration in IM applied into the VGS if the correct site is determinedArticle Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 2A retrospective descriptive study of NANDA-I nursing diagnoses used by midwives working in obstetrics and gynecologic service: An example from south-eastern Turkey(Wiley Online Library, 2023) Yeşil, Yeşim; Baran, LeylaPurpose: This study aims to identify NANDA-I nursing diagnoses that midwives working in obstetrics and gynecologic service use while managing the electronic nursing care process. Methods: This retrospective study was conducted in a descriptive way to evaluate electronic care plan records of 3025 patients staying in obstetrics and gynecologic service between April 1, 2020. and April 1, 2021. Diagnoses in the records of the electronic care process were digitalized by two faculty members. Then, NANDA-I nursing diagnoses used by midwives were identified. NANDA-I nursing diagnoses used by midwives were identified. Findings: It was determined that diagnoses in care plans documented from the system within the 1-year period fell into eight domains and 10 classes, and 5819 diagnoses were given in total. The most frequent diagnoses given in obstetrics and gynecologic service were "acute pain" and "risk for bleeding." Conclusion: Findings of this study revealed that nursing care records in obstetrics and gynecologic service did not have a large number of diagnoses and interventions. Implications for nursing practice: Care plans directly reflect the contribution of the care to the patient. Consequently, midwives being aware of and recording nursing diagnoses while giving care will ensure a standardized language and visibility in care. More coverage of midwifery-related diagnoses in the midwifery curriculum will make NANDA-I nursing diagnoses more visible in midwifery as well.Article Hemşirelerde Stres Düzeyi ve Deprem Travmasının Stres Düzeyine Etkisinin İncelenmesi(2024) Baran, Leyla; Işık, ZozanAmaç: Çalışmanın amacı hemşirelerde stres düzeyi ve deprem sonrası oluşan travmanın stres düzeyine etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini bir eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan 248 hemşire (N=430) oluşturmuştur. Verilerin toplamasında; Birey Tanıtıcı Bilgi Formu, Hemşire Stres Ölçeği (HSÖ) ve Deprem Sonrası Travma Düzeyini Belirleme Ölçeği (DSTDBÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalaması 29.93±6.36 olup, %62.5’i kadındır. Hemşirelerin HSÖ ve DSTDBÖ’den aldıkları toplam puan ortalaması sırasıyla 83.84±18.50 ve 59.14±13.80 bulunmuştur. Hemşirelerin HSÖ puanlarının; yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, herhangi bir sağlık sorununun varlığı, sigara kullanma durumu, çalışma şekli ve haftalık çalışma saatine göre farklılık göstermezken (p>0.05); mesleki ve mevcut birimdeki deneyim süresi, çalışılan birim ve çalışma şeklinden memnuniyet durumuna göre farklılık göstermektedir (p<0.05). Hemşirelerde deprem kaygısı ile stres düzeyi arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0.319). Sonuç: Mesleğini sürdürürken birçok stres faktörüyle mücadele eden hemşireler deprem sonrasında depremzedelere bakım vermiş ve bazıları yakınlarını kaybetme sonrası yas süreçlerini ertelemişlerdir. Bu durum sonucunda, hemşirelerin travma düzeylerindeki artışın stres düzeylerini etkilemesi kaçınılmazdır.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Midwifery Students' Views on Nanda-I Diagnoses and Care Plans Used in Clinical Practice(Mdpi, 2024) Baran, Leyla; Yesil, YesimBackground: Developing a care plan for patients is not specific to nursing or midwifery; it is the case in every situation where patients seek help from care providers. Midwifery students draw upon NANDA-I diagnoses while developing care plans (CPs) in clinical practices, and plan and apply their care accordingly. This study aims to identify the views of midwifery students on the NANDA-I diagnoses and CPs that they use in clinical practice. Methods: This descriptive and cross-sectional study was conducted with 222 students between September and December 2022. The research data were collected through face-to-face interviews using a questionnaire based on NANDA-I diagnoses and CPs. In line with the existing literature, the questionnaire was designed by two academicians who specialized in nursing fundamentals and midwifery. The questionnaire consisted of closed-ended (8 questions) and open-ended (7 questions) questions. Data analysis was performed with descriptive statistics and Pearson's chi-square test. Results: Of 222 students, 57.7% stated that they did not know the definition of a CP. It was found that 46.8% of the students felt inadequate at developing CPs. Furthermore, the students stated that they found the CP training provided during their undergraduate study partially sufficient, with a rate of 52.7%, and 16.7% of midwifery students offered suggestions about CP teaching. The number of midwifery-related diagnoses of which the students were aware was 19. Conclusions: The study was beneficial in terms of identifying the deficiencies of the students related to NANDA-I diagnoses and developing CPs that might be overcome through education and observing the midwifery-related diagnoses that they used. It is of critical importance to educate midwifery students about midwifery-related NANDA-I diagnoses in order that they embrace midwifery diagnoses and CP learning.Other INVESTIGATION OF THE RELATIONSHIP BETWEEN DOSAGECALCULATION SKILLS AND SELF-EFFICACY LEVELS OF NURSING ANDMIDWIFERY STUDENTS.(2023) Baran, Leyla; Öztürk, HuriGiriş: Öz-etkililik-yeterlik ve ilaç dozu hesaplama arasındaki ilişkiye dair yapılan araştırmalar sınırlıdır, ancak mevcut çalışmalar becerilerine güvenen bireylerin ilaç dozlarını daha doğru bir şekilde hesapladığını göstermektedir. Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, hemşirelik ve ebelik öğrencileri arasında ilaç dozu hesaplama becerileri ile öz-etkililik-yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla, çalışma, her iki öğrenci grubunun ilaç dozu hesaplama beceri (IDHB) testi performanslarını ve öz-etkililik-yeterlik düzeylerini değerlendirmeyi ve karşılaştırmayı hedeflemiştir. Metodoloji: Tanımlayıcı bir çalışma tasarımı kullanılmıştır. Yöntemler: Çalışma, Mardin Artuklu Üniversitesi hemşirelik ve ebelik programlarından Nisan ve Mayıs 2022 tarihleri arasında 370 öğrenciyi (Hemşirelik: 195, Ebelik: 175) içermektedir. Öğrenciler belirli bir örnekleme yöntemi kullanılmadan gönüllülük esasına dayanarak çalışmaya dâhil edilmiştir. Veriler, öğrencilerin sosyodemografik özelliklerini içeren bir birey tanıtıcı bilgi formu, araştırmacılar tarafından oluşturulan 30 sorudan oluşan bir İlaç Dozu Hesaplama Beceri (IDHB) testi ve Sherer (1982) tarafından geliştirilen ve Gözüm ve Aksayan (1999) tarafından Türkçeye uyarlanan 23 maddelik Öz- Etkililik-Yeterlik Ölçeği (ÖEYÖ) kullanılarak toplanmıştır. Demografik veriler, IDHB test performansı ve öğrencilerin öz-etkililik-yeterlik düzeyleri tanımlayıcı istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. ÖEYÖ, minimum 23 ve maksimum 115 puan aralığına izin verir ve daha yüksek toplam puan daha yüksek öz-etkililik-yeterlik algısını gösterir. Öğrencilerin IDHB performansı 30 soruluk bir testle değerlendirilmiştir. Tanımlayıcı istatistiklerden sayılar ve yüzdelerin rapor edilmesinin yanı sıra, Mann Whitney U testi, iki bağımsız grup (hemşirelik ve ebelik öğrencileri, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri) arasında karşılaştırma yapmak için uygulanmıştır. Ayrıca, ÖEYÖ’nin her alt boyutunun normal dağılımı, Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri kullanılarak test edilmiştir. Hemşirelik ve ebelik öğrencileri arasındaki öz-etkililik-yeterlik ile doz hesaplama becerileri arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için parametrik olmayan Spearman sıra korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya toplamda 195 öğrenci gönüllü olmuştur (Hemşirelik: 102, Ebelik: 93; Üçüncü Sınıf: 108, Dördüncü Sınıf: 87). Her iki grup da benzer sosyodemografik özelliklere sahipti ve çoğunlukla kadın öğrencilerden (% 79,5) oluşmaktadır. Grubun ortalama yaşı yaklaşık olarak 22.22±1.54 (min- maks=20-32) bulundu. Hemşirelik öğrencilerinin ortalama IDHB test puanları 13.33±2.819, ebelik öğrencilerinin ortalama puanları 14.37±2.125, üçüncü sınıf öğrencilerinin ortalama puanları 13.46±2.541 ve dördüncü sınıf öğrencilerinin ortalama puanları 14.28±2.523 idi. Her iki grup arasındaki farklar Mann Whitney U testine göre istatistiksel olarak anlamlıydı (z=-2.180, p=0.029 ve z=-2.804, p=0.005, sırasıyla). Tüm grubun Öz-etkililik-yeterlik ölçeği ortalama toplam puan 75.95±9.929 idi, bu da yüksek bir öz-etkililik-yeterlik düzeyini göstermektedir. Spearman Korelasyonu sonuçlarına göre, öz-etkililik-yeterlik düzeyleri ile doz hesaplama becerileri arasında düşük düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuştur (r=0.137, p=0.057), ancak bu istatistiksel olarak anlamlı değildir. Sonuç: Bu çalışma, hemşirelik ve ebelik öğrencileri arasında doz hesaplama becerileri ile öz- etkililik-yeterlik düzeyleri arasında düşük düzeyde pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle, öğrencilerin öz-etkililik-yeterlik ve İDHB test performanslarını artırmak için etkili eğitimsel müdahaleleri araştırmak faydalı olacaktır. Ayrıca, gelecekteki çalışmaların genel öz-etkililik-yeterlik testleri kullanmak yerine daha spesifik olarak aritmetik öz yeterlik matematik anksiyetesi gibi ölçücü testlerle İDHB performansı arasındaki ilişkiyi incelemesi yararlı olabilir.Article Hemşirelik Öğrencilerinin Özyeterlilik Düzeyleri ile Psikomotor Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2020) Baran, Leyla; Güneş, Ülkü; Khorshid, LeylaBu çalışma hemşirelik öğrencilerinin özyeterlilik düzeyleri ile intravenöz kateter yerleştirme psikomotor becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışmanın verileri Kasım 2017 ve Ocak 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın evrenini bir hemşirelik fakültesinde öğrenim gören 2. sınıf öğrencileri (N=298), örneklemini ise araştırmaya katılmayı kabul eden öğrenciler oluşturmuştur (n=94). Verilerin toplanmasında “Birey Tanıcı Bilgi Formu”, “Genel Özyeterlilik Ölçeği” ve “İntravenöz Kateter Yerleştirme İşlem Basamakları Kontrol Listesi” kullanılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin özyeterlilik düzeylerinin orta düzeyde olduğu ve özyeterlilik düzeyleri ile İntravenöz kateter yerleştirme psikomotor becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Çalışmada sadece bir psikomotor beceri değerlendirilmiştir. Bu nedenle, özyeterlilik ve psikomotor beceriler arasındaki ilişkiye odaklanan ve diğer psikomotor becerilerin de kullanıldığı ileri araştırmalara gereksinim duyulmaktadır.Other THE DETERMINATION OF NURSING DIAGNOSIS AND PROCESSKNOWLEDGE OF NURSING SENIOR STUDENTS(2023) Özdemir, Handan; Baran, LeylaABSTRACT The study was conducted to eliminate the use of nursing diagnosis and process knowledge by senior nursing students. The research was carried out on 71 senior nursing students who had practice experience in different clinics before. The data were gathered by using the “Individual identification form” and “Nursing diagnosis and process knowledge Form”. It was found that the mean age of the students was 22.61±1.35, 53.5% were female, 32.4% preferred the nursing profession. While 94.4% of the students reported that a nursing diagnosis was necessary, 33.8% of them stated that they found themselves at a sufficient level in determining a nursing diagnosis. Although approximately half of the students knew the types of nursing diagnosis, only 2.8% of them knew the collobrative diagnosis. While 59.2% of the students were able to list all the stages of the nursing process, it was determined that 47.9% of them found themselves partially sufficient in the practice of the nursing process. Most of the students stated that they had the most difficulties in the assessment phase of the nursing process and that they applied the most comfortable evaluation phase.Article Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 3Frequency of clinical alarms in intensive care units and nurses’ sensitivity to them: An observational study(American Journal of Critical Care, 2021) Baran, Leyla; Ceylan, Burcu; Güneş, Ülkü YapucuBackground All clinical alarms require nurses to respond even if an intervention is not needed. Nurses are expected to respond appropriately to each alarm and establish priorities among their care practices accordingly. This study was conducted to examine the number and types of clinical device alarms used in intensive care units, the duration of their activation, and nurses’ degree of sensitivity to them. Methods This observational study was conducted in 4 intensive care units in a university hospital in Turkey. A total of 20 nurses (5 from each unit) were observed for a total of 80 hours. The alarms were categorized as valid, false, or technical. Results During the study observation period, the mean number of alarms sounding per hour per bed was 1.8. A total of 144 alarms were recorded, of which 70.8% were valid, 15.3% were false, and 13.9% were technical. The mean duration of alarm activation was 8 minutes for valid alarms, 14 minutes for false alarms, and 53 minutes for technical alarms. Conclusions Nurses’ responses to alarms differ depend-ing on alarm type; for alarms that do not require an emergency intervention, nurses tend to respond late or not at all. (American Journal of Critical Care. 2021;30:186-192).Doctoral Thesis Ventrogluteal Bölgeden Uygulanan İntramüsküler Enjeksiyonda Aspirasyon İşleminin Gerekliliğinin ve Ağrı Üzerine Etkisinin İncelenmesi(2020) Baran, Leyla; Güneş, ÜlküBu araştırma, ventrogluteal (VG) bölgeden uygulanan intramüsküler (İM) enjeksiyonda aspirasyon uygulamasının gerekliliğini ve ağrı üzerindeki etkisini incelemek amacıyla planlanan, randomize kontrollü deneysel ve çift kör bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 14 Ocak 2019 – 20 Mayıs 2019 tarihleri arasında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi Hızlı Bakı Birimi’ne intramüsküler enjeksiyon yaptırmak için başvuran 2430 hasta, örneklemi ise araştırmanın içleme kriterlerine uyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 834 hasta oluşturmuştur. Veriler araştırmacı ve bir hemşire tarafından toplanmıştır. Verilerin toplanmasında ―Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu‖, ―Birey Tanıtıcı Bilgi Formu‖ ve ―Görsel Kıyaslama Ölçeği (GKÖ)‖ kullanılmıştır. Çalışmada araştırmanın içleme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden hastalar, cinsiyete göre tabakalandırılmış blok randomizasyon listesine göre; aspirasyon süresinin 5-10 saniye olduğu İM enjeksiyon grubuna (Uygulama Grubu A), aspirasyon süresinin 1-2 saniye olduğu İM enjeksiyon grubuna (Kontrol Grubu) ve aspirasyon işleminin uygulanmadığı İM enjeksiyon grubuna (Uygulama Grubu B) atanmışlardır. Tüm enjeksiyon uygulamalarında aynı ―İntramüsküler Enjeksiyon Uygulama Protokolü‖ uygulanmıştır. Araştırma amacına uygun olarak toplanan verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde, SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya dahil edilen hastaların tanıtıcı bilgilerine ilişkin verileri için; sayı, yüzde dağılımları, ortalama, standart sapma, ortanca, minimum ve maksimum değerler verilmiştir. Ayrıca ANOVA, Kruskal Wallis Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılarak, istatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için Ege Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Tıbbi Araştırmalar Etik Kurulu’ndan, Ege Üniversitesi Tıp IV Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı‖ndan ve araştırmaya katılan hastalardan yazılı izin alınmıştır. Araştırma sonucunda, araştırma kapsamına alınan hastaların yaş ortalamasının 34.48±12.49 (18-65) olduğu, her üç araştırma grubunda da yaş dağılımının homojen olduğu, hastaların %33.2’sinin üst solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle diklofenak sodyum enjeksiyonu endikasyonu olduğu saptanmıştır. Ventrogluteal bölgeye uygulanan enjeksiyonlarda aspirasyon süresinin 1-2 saniye ve 5-10 saniye sürdüğü enjeksiyonların hiçbirinde aspirasyon esnasında kan gelmediği saptanmıştır. Araştırma gruplarının GKÖ ağrı puan ortalamaları kıyaslandığında; aspirasyon işleminin uygulanmadığı Uygulama Grubu B ile aspirasyon süresinin 1-2 saniye sürdüğü Kontrol Grubu’ndaki hastaların ağrı puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olmadığı (p=0.521); ancak aspirasyon süresinin 5-10 saniye sürdüğü Uygulama Grubu A ile Kontrol Grubu (p<0.001) ve Uygulama Grubu A ile Uygulama Grubu B’deki hastaların (p<0.001) GKÖ puan ortancaları arasındaki farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda; aspirasyon süresinin ağrı üzerinde etkili olduğu ve doğru bir bölge tespiti ile VG bölgeden yapılan İM enjeksiyonlarda aspirasyon uygulamasının yapılmasına gerek olmadığı söylenebilir.Book Part Acil Serviste Hasta Güvenliği(Nobel Akademik Yayıncılık, 2023) Baran, LeylaÖzet Acil servis; acil sağlık hizmeti ihtiyacı olan hastalara sağlık hizmeti sunulan poliklinik ve yataklı servis işlevi görebilen sağlık tesisi bölümüdür. Tüm gün kesintisiz olarak acil sağlık hizmeti veren acil servisler doğal olarak hastane içinde en fazla karmaşanın olduğu yerlerdir. Acil servisler hasta güvenliği açısından oldukça riskli servislerdir. Tıbbi hata, hastaya sunulan sağlık hizmetleri sırasında ortaya çıkan herhangi bir olumsuzluğun nedeni olup sağlık kurumlarının ve çalışanlarının yetersiz bilgisi, beceri eksikliği, deneyimsizliği veya ilgisizliği sonucunda gerçekleştirdikleri, kabul gören uygulama standartlarının altında kalan tedavi ve işlemler sonucunda, hastanın zarar görmesine, yaralanmasına veya ölümüne neden olan, çoğunlukla mesleki ihmalle ortaya çıkmış zararlardır. Kontrol edilemeyen iş yükü, öngörülemeyen çok sayıda hasta, tedavi ve bakıma farklı disiplinlerden çok sayıda sağlık profesyonellerinin katılımı acil servislerde hata için risk faktörüdür. Hasta güvenliğinde temel hedef; sağlık hizmetleri sunumu sırasında tıbbi hataları engelleyerek hatalar nedeniyle hastayı olası zararlardan koruyacak ve hata olasılığını ortadan kaldıracak bir sistemin kurulmasıdır. Hasta güvenliğindeki ortak eksiklikler; yetersiz iletişim, liderlik, ekip çalışması ve güvenlik süreçleri konusunda yetersiz bilgilendirmeler, advers olayların analizlerindeki ve raporlamadaki eksiklikleri içerir. Tıbbi hataların önlenmesinde hasta güvenliği kültürünün geliştirilmesi önemli faktörlerin başındadır. Sağlık kurumlarında güvenlik kültürü; bireysel ve ekip olarak sağlık profesyonellerinin hasta güvenliği konusunda bilinçlenmelerini ve hastaların zarar görmelerini önlemeyi/zarar veren durumların oluşmamasını hedeflemektedir. Sağlık hizmetlerinde meydana gelen hataların tanımlanmasını ve bu hatalardan dolayı hastaların zarar görmesinin engellenmesini sağlayan en önemli yöntem, tıbbi hataların raporlanması ve analizidir. Hasta güvenliği kültürünün oluşturulması ve yaygınlaştırılması, sağlık kurumlarında tıbbi hataları azaltacak organizasyonların oluşmasını sağlayacak ve bu şekilde hem sağlık çalışanları hem de hastaların zarar görmesi engellenmiş olacaktır.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

