Bilgin, Feridun

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Ferudun Bilgin
Job Title
Prof. Dr.
Email Address
Main Affiliation
Department of History / Tarih Bölümü
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

17

PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS Logo

0

Research Products

2

ZERO HUNGER
ZERO HUNGER Logo

0

Research Products

5

GENDER EQUALITY
GENDER EQUALITY Logo

0

Research Products

6

CLEAN WATER AND SANITATION
CLEAN WATER AND SANITATION Logo

0

Research Products

13

CLIMATE ACTION
CLIMATE ACTION Logo

0

Research Products

10

REDUCED INEQUALITIES
REDUCED INEQUALITIES Logo

0

Research Products

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

1

Research Products

8

DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH Logo

0

Research Products

15

LIFE ON LAND
LIFE ON LAND Logo

0

Research Products

3

GOOD HEALTH AND WELL-BEING
GOOD HEALTH AND WELL-BEING Logo

0

Research Products

9

INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE Logo

0

Research Products

14

LIFE BELOW WATER
LIFE BELOW WATER Logo

0

Research Products

4

QUALITY EDUCATION
QUALITY EDUCATION Logo

0

Research Products

1

NO POVERTY
NO POVERTY Logo

1

Research Products

7

AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY Logo

0

Research Products

11

SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES Logo

0

Research Products

12

RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION Logo

0

Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

11

Articles

8

Views / Downloads

127/1736

Supervised MSc Theses

2

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

1

WoS h-index

0

Scopus h-index

1

Patents

0

Projects

1

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.09

Open Access Source

4

Supervised Theses

2

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
History Studies2
Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı1
Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi (elektronik)1
Akademik İncelemeler Dergisi1
JOURNAL OF AL-TAMADDUN1
Current Page: 1 / 2

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 11
  • Article
    Citation - Scopus: 1
    Justifications for the Spanish Invasion of North Africa (16th Century)
    (JOURNAL OF AL-TAMADDUN, 2021) Bilgin, Feridun
    The process called Reconquista (Reconquest) in history of Spain succeeded with the occupation of Granada (1492). In order to prevent its lands from becoming "Andalusia" again, the Spanish government established the country's lines of defense outside the country in North Africa. Considering religious, commercial, political and military reasons a limited occupation policy was implemented in North Africa. Places on strategic North African coasts such as Ceuta, Melilla, Oran and Merselkebir were occupied, and military garrisons (Presedios/Plazas) were established here. With the help of these garrisons, the Spain's Mediterranean and Atlantic trade has been secured for decades.
  • Article
    İkinci Endülüs: Girit İslâm Devleti'nin Kuruluş ve Yıkılış Süreci(827-961)
    (2014) Bilgin, Feridun
    Bu çalışma Kurtuba'nın, "Rabad" mahallesinde, ulemânın önderliği ile yerli Müslümanlar'ın başlattığı isyan hareketinin sonucunda sürgün edilen Rabad Müslümanları'nın, önce İskenderiye'de, daha sonra da Girit adasında hâkimiyet kurmalarını incelemektedir. Abbâsî ve Bizans İmparatorlukları'nın siyasî ve askerî istikrarsızlığından faydalanarak İskenderiye ve Girit'e hâkim olan Rabad Müslümanları'nın Girit'teki hakimiyetleri Bizans'ın eski gücünü toparlaması ile son bulmuştur
  • Article
    Latest Remaining the Muslims (Moorish) in Andalusia Exile From Spain (1609-1614)
    (Dinbilimleri Akad Arastirma Merkezi, 2013) Bilgin, Feridun; Bilgin, Feridun; 02.14. Department of History / Tarih Bölümü; 02. Faculty of Letters / Edebiyat Fakültesi; 01. Mardin Artuklu University / Mardin Artuklu Üniversitesi
    After the Muslim conquest of Spain (93/711) the movement of Reconquista (reconquer spain) which is started by cristians, had important successes with the occupation of important Muslim cities such as Toledo (478/1085), Cordoba (634/1236) and Seville (646/1248). Because of this movement the Muslims of Andalus who were gradually losing their power lost altogether their military and political hegemony in Spain with the occupation of Granada (898/1492), the capital of the Nasrids. Some time later (905/1499) the church set up the Inquisition and Spanish rule in order that the Muslims (Moriscos) who had in their own fatherland been reduced to pariah status took up the Catholic religion. In the royal orders that were being published everything that had to do with Islam and Muslims was forbidden and the churches continued with their teaching and education activities and the Inquisition courts with their trials and persecutions in order to punish the "apostates". At the end of the processes of persuasion, persecution, deportation and punishment the belief that the Muslims who were forced to pretend were not sufficiently assimilated, that they kept their distance as regards integration into Christian society and that they made common cause with the enemies of Spain (Ottomans, France and North African dynasts) led to an event of mass exile (1018/1609) that can be characterised as the most merciless and immoral process of the seventeenth century. The exile (expulsion) not only dragged Spain into financial, social and economic chaos but also was a tragedy for the about 340.000 Muslims who were drived out by force from their homes and resulted in the loss of life of tens of thousands during the journey and in the areas where they settled.
  • Article
    Aziz Efendi’nin Risâlesinde Kürt Emîrleri (IV. Murad Dönemi, 1623-1640)
    (2019) Bilgin, Feridun
    Yavuz Sultan Selim ile başlayan ve Kanunî Sultan Süleyman ile üst seviyelere çıkan Osmanlı Devleti ile Kürt emîrleri arasındaki ilişkiler, yüzyıl sonra, Kürt emirlerinin neredeyse bütün sosyo-ekonomik ve sosyo-politik güçlerini kaybettikleri bir noktaya evrilmiştir. Kayd-ı hayat şartıyla kendilerine tevcîh edilen Yurtluk-Ocaklık ve Hükümet sancaklarındaki yönetim hakları, bölge valileri tarafından ellerinden alınmıştır. Emîrler, sahip olduklarını kaybetmemek için ribahorlardan (tefecilerden) faizle borç almışlar ve adeta onlara mahkum hale gelmişlerdir Doğu ve Batı seferlerinde önemli bir askerî güç olarak yer alan Kürt emîrlerinin Devlete sadık kalabilmeleri ve bilhassa, İran seferlerinde icrâ ettikleri hayatî desteklerinin devamı için bir takım tedbirlerin alınması gerekiyordu. Azîz Efendi tarafından hazırlanan ve XVII. yüzyılın ikinci çeyreğinde (1632) devletin askerî, idarî ve malî yapısına yönelik tespit, tahlil ve önerilerin yer aldığı risâlede, Kürt emîrlerin sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik sunulan öneriler, iki taraf arasındaki ilişkilerin tamirini ve bu ilişkilerin tamamen kopuşunu engellemeyi amaçlamıştır. Aksi takdirde, memâlik-i mahrûsenin Doğu sınırları ve Kürt coğrafyası Safevîler’in istilasıyla yüzleşmek zorunda kalacaktır.
  • Other
    Mekân ve İnsan: Gelibolu ve Barbaros Hayreddin Paşa (Osmanlı Devleti’nin Akdeniz Hâkimiyeti)
    (2013) Ferudun Bilgin
    Osmanlı Devleti’nin hem karada hem de denizde yürüttüğü faaliyetlerin, bir mekânın (Gelibolu) ele geçirilmesiyle ve bir insanın (Barbaros Hayreddin Paşa) devletin hizmetine alınmasıyla nasıl ivme kazandığı, karada ve denizde bölgesel ölçekte verilen mücadelenin nasıl da küresel bir mahiyete taşındığı makalemizde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu ana düşünce kapsamında; jeostratejik bir konumda yer alan Gelibolu’nun Osmanlı donanmasının merkez üssü olarak yüzyıllar boyunca kullanılması “mekânın” devletin askerî, siyasî ve idarî politikasında ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Aynı şekilde, kazanılan zaferlerin, genişletilen sınırların, bir coğrafyadaki (Kuzey Afrika ve Akdeniz) hâkimiyetin “nitelikli insan” unsuruna bağlı olduğu Barbaros’un Osmanlı hizmetine girmesiyle daha iyi anlaşılmıştır. Bir mekân olarak “Cezâyir-i Bahri Sef îd” eyaleti ve bu mekâna anlam katan bir “insan” olarak Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki hakimiyetini sağlayan iyi “mekân” ve seçilen doğru “insan” başarıyı kaçınılmaz hale getirmiştir. Çalışmamızdaki tüm veriler mekân ve insan merkeze alınarak kullanılacaktır.
  • Master Thesis
    Endülüs'te Ömer b. Hafsûn İsyanı (Sosyo-politik sebep ve sonuçları)
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Elarslan, Yaşar; Bilgin, Feridun
    Endülüs, Arap Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra tarihi süreç içerisinde oradaki yerli halktan ihtida ederek İslâm'a girenlerden yeni bir toplumsal tabaka ortaya çıkmıştır. Bu zümre tarihçiler tarafından "Müvelledûn" diye adlandırılmıştır. Endülüs'te, tarihi süreç içerisinde dönem dönem etnik asabiyet, sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik, sosyo-politik ve daha birçok sebepten ötürü Müvelledûn ayaklanmaları çıkmıştır. Gerek bütün Endülüs'ü ele geçirmeyi hedeflemiş olması gerekse yarım asır gibi uzun süre devam etmesi ve sosyo-politik sebep ve sonuçlarıyla yarattığı etki açısından Ömer b. Hafsûn İsyanı, diğer Müvelled ayaklanmalardan farklı değerlendirilmeyi hak etmektedir. Bu çalışmada, İbn Hafsûn İsyanı'nın sebep ve sonuçlarına odaklanarak, Endülüs Emevîleri dönemindeki siyasi, ekonomik ve toplumsal dinamiklerinin yaşama dair etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
  • Article
    Avrupa'ya Sürgün Edilen Endülüs Müslümanları'na (Moriskolar) Osmanlı Devleti'nin Yardımı (XVII. Asır)
    (2013) Bilgin, Feridun
    XV. asrın son çeyreğine girildiğinde Endülüs İslâm coğrafyası dahilî çekişmeler içerisinde boğuşurken, düşmanları olan Hıristiyan krallıkları arasında Reconquista'yı (İspanya'yı yeniden ele geçirme) tamamlamak amacıyla güçlü bir ittifak gerçekleşmiştir. Aragon kralı ve Kastilya kraliçesinin evlilikleriyle oluşan bu ittifaktan sonra, Endülüs'ün son başkenti Gırnâta şehri işgâl edilerek (1492), Müslümanlar'ın İspanya'daki siyâsî ve askerî varlıklarına tamamen son verilmiştir. İşgalden kısa bir süre sonra da yüzbinlerce Müslüman ülkelerinde "parya" durumuna düşürülüp, baskıyla din değiştirmeleri sağlanmıştır. Hıristiyan olmak zorunda bırakılan ve "Moriscos" olarak adlandırılan Endülüs Müslümanları, İspanyol resmî ve dinî çevrelerince daima "öteki, öteki medeniyete" ait olarak görülmüşlerdir. Bu sebeple başlatılan asimilasyon çabalarına rağmen bir türlü "iyi birer Katolik" olmayan ve İspanya'nın düşmanlarıyla (Osmanlı, Fransa ve Kuzey Afrika'daki hanedanlıklar) ortak hareket eden bu insanların, İspanya'da sökülüp atılması için nihâi "toplu sürgün" kararı alınmıştır (Nisan 1609). Bu karardan sonra Müslümanlar, Avrupa üzerinden İslâm topraklarına göç etmeye başlamıştır. Bilhassa, Fransa ve Venedik üzerinden yapılan göçlerin sağlılıklı yapılması için Osmanlı devletinin başlattığı diplomatik girişimler sonuç vermiş ve onbinlerce Endülüs Müslümanı ölümden kurtarılmıştır
  • Article
    Tunus üzerinde Osmanlı-İspanyol hâkimiyet mücadelesi (xvı. asır)
    (2013) Bilgin, Feridun
    XVI. yüzyılda iki büyük devlet tarih sahnesinde zirveye ulaşmıştır. Osmanlı devleti İslâm aleminin hâmisi ve en güçlü devleti olarak, Katolik İspanya devleti de Avrupa’nın ve Hıristiyanlığın koruyucusu olarak yükselmiştir. Bu iki devlet başta Akdeniz olmak üzere, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa (Avusturya-Macaristan)’da karşı karşıya gelmiştir. Bu karşılaşma alanlardan biri de Orta Akdeniz bölgesinde yer alan, jeopolitik konumuyla dikkat çeken Tunus olmuştur. Bu asırda Tunus, Osmanlıların Kuzey Afrika’daki en önemli eyâleti olan Cezâyir’le karasal bağlantıyı sağlaması ve Akdeniz ticâret yollarına hâkim bir konumda olması sebebiyle önem kazanırken, İspanya için ise Kuzey Afrika’daki garnizonlarının korunması ve güney İtalya’daki topraklarının güvenliği için hayatî öneme sahip olmuştur. İki devletin Tunus üzerinde yaklaşık 40 yıl süren mücadelesi Osmanlı devletinin Tunus’a hâkim olmasıyla sonuçlanmıştır (1574). İki taraf arasında yapılan anlaşmalardan sonra da taraflar bakışlarını Akdeniz ve Kuzey Afrika’dan çevirmişlerdir.
  • Article
    Osmanlı hakimiyetindeki Tunus’a endülüs müslümanlarının (müdeccenler-moriskolar) göçleri (xvı.-xvıı. asırlar)
    (2013) Bilgin, Feridun
    Endülüs Müslümanlarının (Müdeccenler) göçleriyle (XVI.-XVII. asırlar) birlikte Tunus’ta sosyal, kültürel, ekonomik, tarım, sanat ve bilim alanında adeta bir devrim yaşanmıştır. Tarımda sulama kanallarının kullanılması, kökeni Amerika olan domates ve patates gibi yeni bir çok bitkinin yetiştirilmesi, Endülüs mimari tarzıyla inşâ edilen evler ve saraylar, Endülüs ilminin okutulduğu medreseler ve Tunus’un Kuzey Afrika’nın entelektüel ve ilmi başkenti haline gelmesi bu devrimin önemli göstergeleri arasında yer alır. Şayet Müdeccenler olmasaydı, Tunus halkı yüzyıllar boyunca “bedevi” bir toplum olarak kalmaya devam edecekti. Bu hususu Tunus’lu bir şair: “Sizinle ihya olur yerleştiğiniz her yer, siz susuz araziye düşen yağmur gibisiniz! İnsanlar sizde ancak güzellik görür, çünkü siz insanların başındaki göz gibisiniz!” sözleriyle dile getirmiştir. Osmanlı yöneticileri, Tunus’a Endülüs göçmenlerinin gelmesini teşvik amacıyla, onları her türlü vergiden bir süreliğine muaf tutarak yerleşecekleri ve tarımsal faaliyette bulunacakları araziler tahsis etmiş ve Endülüs ilim ve irfanının Tunus’ta yeniden filizlenip kök salmasını sağlamıştır.
  • Article
    Hıristiyan Fedâiler: Dokuzuncu yüzyıl Endülüs İslâm Toplumunda Bir Muhâlif Hareket
    (2016) Bilgin, Feridun
    Bu makale Endülüs Emevî Devlet'inde İslamiyetin halk arasında yayılmasından ve halkın Araplaşmasından rahatsız olan papazlarca kurulan Hıristiyan Fedâileri hareketini ve bu harekete karşı Endülüs Emevî Sultanı II. Abdurrahman'ın aldığı tedbirleri inceleyerek, bu harekete mensup onlarca kişinin İslâm dini ve peygamberine hakâret ettikleri için Kurtuba'da idam edildiklerini tespit etmektedir