Çağıl, Ferit

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Job Title
Dr. Öğr. Üyesi
Email Address
Main Affiliation
Department of Radio, Television, and Cinema / Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

SDG data is not available
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

2

Articles

2

Views / Downloads

4/0

Supervised MSc Theses

0

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

2

Supervised Theses

0

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Folklor Akademi Dergisi (Online)1
İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Elektronik Dergisi1
Current Page: 1 / 1

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Article
    Pasolini Sinemasında Direnirken Kaybedenlerin Öyküsü: Mamma Roma (1962)
    (2025) Çağıl, Ferit
    Yönetmen, şair, yazar gibi pek çok sıfatı taşıyan Pier Paolo Pasolini’nin sinema dünyasındaki etkisi günümüzde de devam etmektedir. İtalyan yeni gerçekçi sinemacılarla tanışan ve onlardan ilham alan yönetmen bu tanışmadan sonra anlatmak istediklerini sinema vasıtasıyla gerçekleştirir. Pasolini’nin kültürel ve entelektüel birikimi kendisini en çok sinema filmlerinde hissettirir. Özellikle ilk dönem çektiği filmler kapitalizm ve burjuva eleştirisi açısından büyük önem taşımaktadır. İtalyan yeni gerçekçi sinemanın kodlarını filmlerinde sıklıkla kullanan yönetmen bunları entelektüel birikimiyle harmanlayarak izleyiciye aktarmaktadır. Alt sınıf ve toplumun dışına itilmiş bireylerin yaşadıkları ekonomik bunalım ve sosyal dışlanmışlığı birey üzerinden aktarmak, Pasolini sinemasının temel özellikleri arasında yer almaktadır. Bu bağlamda çalışma Pasolini sinemasında kapitalizm ve burjuvazinin insanlar üzerinde yarattığı tahribatı irdelemeyi amaçlamaktadır. Çünkü Pasolini için bu sadece bir yanılsamadan ibarettir. Bu amaç doğrultusunda kapitalizm ve burjuvaziye ağır eleştiriler yönelttiği filmi Mamma Roma (1962) amaçlı örneklem yöntemiyle seçilmiş ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Pasolini ilk filmi Accattone’de olduğu gibi Mamma Roma filminde de isteklerini gerçekleştirme peşinde savaş veren alt sınıf karakterlerin hikâyesine odaklanmaktadır. Alt tabakada yaşayan insanların hayalini kurduğu burjuva yaşamına geçme arzusu, onlar için yıkımdan öte bir anlam taşımamaktadır. Pasolini, bu yıkımı filmin sonunda Ettore’nin ölümü ve Mamma Roma’nın sokaklarda biçare bir şekilde dolaşmasıyla izleyiciye aktarmaktadır. Yönetmen filmde İtalyan yeni gerçekçi sinemanın estetik ve ideolojik öğelerini kendi üslubuyla yorumlayarak beyazperdeye aktarmıştır. Bu film sadece durumu ortaya çıkarmakla kalmamış aynı zamanda bunun nedenleri üzerinde de durmuştur. Toplumsal gerçekliğin değişmediği, bu çürümüşlüğün toplumun tüm katmanlarına sirayet ettiği gerçeği Pasolini’nin özellikle vurgulamak istediği noktadır. Çalışma; Pasolini’nin filmde bireyler üzerinden toplumsal bir eleştiri yaptığı, kapitalizm ve burjuvanın bireyler üzerinde yanıltıcı bir tahakküm kurduğu ve bu yanılsamanın ölümle bittiği sonucuna ulaşmıştır.
  • Article
    Taşra Filmlerinde Çocuk Temsili: Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak Örneği
    (2025) Çağıl, Ferit
    Ahmet Uluçay, Türk sinemasının dikkat çeken yönetmenlerinden biridir. Yalnızca bir uzun metrajlı film üretmiş olmasına karşın Türk sinema tarihi içinde kendisine yer edinmiş özgün yönetmenlerden biridir. Hayatı boyunca birçok zorlukla karşılaşmış ancak bu zorluklara rağmen sinemayla olan ilişkisini kesmeyerek devam etmiştir. Yönetmenin sınırlı imkanlar altında yaşadığı bu durum onun sinemasal üretimlerinde de kendini göstermektedir. Kısa filmlerle başladığı sinema yolculuğu, daha sonrasında gerçekleştirdiği uzun metrajlı bir filmle devam etmiştir. Çocukluk yıllarında başlayan sinema merakı, zamanla film üretimine dönüşmüştür. Özellikle filmografisinin ilk zamanlarında gerçekleştirdiği kısa film yapımlarında bu durum açıkça görülmektedir. Anadolu’nun bir köyünde doğan ve burada büyümüş bir sinemacı olan Uluçay, içerisinde yaşadığı toplumun gündelik hayatını, bu hayatı yaşayan bireylerin kurduğu hayalleri ve taşranın yapısal özelliklerini sinema aracılığıyla aktarmıştır. Yönetmenin 2004 yılında çektiği Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmi, sinemaya tutkuyla bağlı olan ve taşrada yaşayan iki çocuğun kurduğu hayalleri ve bu hayallerin peşinden gitme sürecini konu edinmektedir. Gerçekçi, doğal ve yalın bir üslup taşıyan film, taşranın gündelik yaşamı içerisinde büyüyen çocukların iç dünyasını, umutlarını ve hayal kırıklıklarını görünür kılmaktadır. Bu bağlamda taşra, filmde salt coğrafi bir mekân değil, anlatının temel bileşenlerinden biri olarak film içerisinde işlev görmektedir. Türk sinema tarihi taşra bağlamında incelendiğinde, dönemlere bağlı olarak farklı anlamlar kazandığı, çoğunlukla merkez ve çevre ilişkisindeki gerilimi yaratan simgesel bir alan olarak karşılık bulmuştur. Yeni Türk sineması olarak kavramsallaştırılan dönemde ise taşra, bireyin iç çatışmalarını, yalnızlığını, arada kalmışlık hissini görünür kılmayı sağlayan anlatının bir unsuru haline gelmiştir. Bu bağlamda ele alınan bu çalışma, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmini taşrada çocuk temsilleri üzerinden çözümlemeyi amaçlamaktadır. Film, amaçlı örneklem yöntemiyle seçilip, içerik analizine tabi tutularak çözümlenmiştir. Araştırma sürecinde konuyla alakalı literatür taranmış ve literatür doğrultusunda ulaşılan bilgilerle çözümleme yapılmıştır. Çalışma; taşrada yaşayan çocuk karakterlerin hayalleri aracılığıyla yaşadıkları sıkışmışlıktan belirli ölçüde sıyrıldığı ve bu sürecin çocuklarda olumlu bir biçimde içsel bir dönüşümü tetiklediği sonucuna ulaşmıştır. Sonuç olarak yönetmen bu filmde bireysel hikâye anlatmakla kalmayıp, taşradaki sosyokültürel yapıyı da gözler önüne sermektedir.