Şahin, Okan
Loading...
Profile URL
Name Variants
Şahin, O.
Job Title
Dr. Öğr. Üyesi
Email Address
Main Affiliation
Department of History of Art / Sanat Tarihi Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES

1
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
9
Articles
6
Views / Downloads
58/852
Supervised MSc Theses
1
Supervised PhD Theses
1
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
WoS h-index
0
Scopus h-index
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
6
Supervised Theses
2
Google Analytics Visitor Traffic
| Journal | Count |
|---|---|
| ARTS: Artuklu Sanat ve Beşeri Bilimler Dergisi | 1 |
| Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi | 1 |
| Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi | 1 |
| Sanat Tarihi Yilligi | 1 |
| Sanat Tarihi Yıllığı | 1 |
Current Page: 1 / 2
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 9 of 9
Article Noir: Resim Sanatından Sinemaya Siyahın Atmosfer Etkisi(2025) Şahin, OkanNoir terimi sanat tarihi içerisinde çoğunlukla sinemaya dair bir kavram olarak dolayım içindedir. Film Noir (Kara Film) olarak bilinen ve Hollywood kökenli 1940-50 yılları aralığını kapsayan karanlık atmosferli ve suç odaklı filmlerin geneli için kullanılan bir tanım olarak öne çıkan noir terimi; aslında sanat tarihinin de farklı dönem ve üslup anlayışlarında gerek biçim özellikleri anlamında gerekse de bağlamsal özellikler açısından karşımıza çıkar. Siyahın kültür tarihi açısından varlığının ötesinde resim sanatı içerisinde ilk olarak ışık-gölge karşıtlığında asli bir resimsel unsur olarak; sonrasında Romantizm ve Sembolizm hareketi içerisinde de biçim özelliklerinden sıyrılıp genel bir kompozisyon atmosferi oluşturması açısından oldukça önemli bir plastik enstrüman olarak öne çıkar. Bu noktada siyahın kullanımı renk olma özelliğinden sıyrılıp kompozisyonel auranın oluşmasını sağlayan bir tür atmosfer etkisi oluşturmaya başlar. Özellikle 19.yy’dan 20. yy’ın ortalarına kadar sözü edilen etkide üretimlerin ortaya konması noir uygulamaların sadece bir biçimsel unsur olmaktan öte psikolojik etkili atmosfer oluşumunun ortaya konmasındaki pozisyonuyla da ilgilidir. Bu çalışma noir kavramını hem resim sanatı alanında hem de sinema özelinde siyahın yarattığı etkiyi hissettiren bazı örnekler açısından ele alarak tartışmayı amaçlamaktadır. Seçilen örnekler noir etkisinde kompozisyonel atmosferin en net hissedildiği çalışmalardan hareketle siyahlığın oluşturduğu sanatsal etkinin boyutlarını aktarmayı hedefler. Çalışma, siyahın sözü edilen atmosfer etkisini sanat tarihi-sinema disiplinleri üzerinden karşılaştırmalı bir aktarımı merkeze alarak ortaya koyacaktır.Article Robert Smithson’un Sarmal Tepe/Kırık Çember İsimli Çalışmalarının Rosalind Krauss’un Mekana Yayılan Heykel Makalesi Bağlamında Değerlendirilişi(2025) Şahin, OkanRobert Smithson’un Sarmal Tepe isimli çalışması sanatçının 1971 yılında gerçekleştirdiği kompleks bir çalışma olarak Arazi Sanatı’nın açık alanda oluşturulan yetkin bir örneğidir. Sarmal Tepe Hollanda’nın Emmen kentinde hemen önünde bulunan Kırık Çember isimli çalışmayla birlikte değerlendirilen; bu şekliyle de Arazi Sanatı’nın kompleks örnekler bütünü olarak karşımıza çıkan bir çalışmadır. Sarmal Tepe isimli çalışma mekana yayılma özelliğiyle açık alan heykel çalışmalarının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Sanat tarihçisi Rosalind Krauss’un Mekana Yayılan Heykel isimli makalesi ise; genel olarak açık alan heykel örneklerinin manzara-manzara olmayan, heykel-heykel olmayan dikotomosinde hangi bağlam bütünlüğü açısından nasıl değerlendirileceğine dönük bir araştırmayı kapsar. Krauss’un kendi metodolojisi özelinde ortaya koymuş olduğu göstergebilimsel yöntem aslında açık alan heykel değerlendirmesinde doğa görüntüsü ile örtüşen sanatsal çıktının tam da sözü edilen yöntemsellik aracılığıyla bir tür ‘heykel’e dönüşümünün nedenselliğini ortaya koyar. Bu makalede Krauss’un kuramsal modellemesinin Arazi Sanatı’nın genel unsurlarıyla hangi bağlamlarda örtüştüğü ortaya konarak, Krauss’un Mekana Yayılan Heykel makalesinde ele aldığı şekliyle geniş alan heykel değerlendirme metodunun Smithson’un Sarmal Tepe/Kırık Çember isimli çalışması bağlamında değerlendirilmesi yapılmıştır.Doctoral Thesis Çağdaş Sanatta Siyaha Bakmak: Görme İhtiyacı-Anlamlandırma Sorunu(İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023) Şahin, OkanBu çalışma Çağdaş Sanat içerisinde ve siyah renk özelinde şekillenen belli örneklerin ‘Görme İhtiyacı’ ve ‘Anlamlandırma Sorunu’ başlıkları dahilinde ele alınışına dönük bir araştırmayı kapsamaktadır. Özellikle Bilim Devrimi ışığında gelişen optik yasalar, hem yeni bir görme teorisinin oluşumunda hem de Barok Sanat içerisinde şekillenen sanat görüşü ışığında ortaya konan siyahların kullanımına doğrudan etki etmiştir. 19.yy.’ın başına kadar farklı sanat akımları içinde genellikle ‘görme ihtiyacı’ bağlamında şekillenen siyah, Modernizm süreciyle birlikte anlam tartışmaları odağında özneleşerek 20. yy. başı itibariyle bir ‘renk’ olarak ele alınmaya başlamıştır. Tez, siyahın sözü edilen özneleşme sonrası Çağdaş Sanat sürecine ilerlerken geçirdiği evrimleri ele alarak, ilgili sanatçılar ve örnekleri ışığında üstlendiği yeni pozisyonu ortaya koyar. Çağdaş paradigmalar bağlamında şekillenen siyahın rolü, Pierre Soulages ve Anish Kapoor’un kuramsal yapısını ortaya koydukları ilk halinden hareket alarak; Çağdaş Sanat’ta mekan özellikli değerlendirme, kültürel veya toplumsal muhalefet, heykel-enstalasyon bağlamında ontolojisi ve İlişkisel Estetiğin unsurlarıyla ortaya konmuştur. Çalışma, bu şekliyle siyaha Çağdaş Sanat’ta ‘biçim’ ve ‘anlam’ tartışmaları odağında çeşitli örnekler üzerinden bakmaktadır.Article Pierre Soulages Resminde Outrenoir (Siyahötesi) Kavramının Teorik Yapısı(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Şahin, OkanPierre Soulages, Avrupa resminde yirminci yüzyılın ikinci yarısı itibariyle etkinliği hissedilen bir sanatçıdır. 1950’li yıllarda soyut dışavurumculuğa yakın gelişen Paris kökenli taşizm (tachisme – lekecilik) akımı içerisinde ismi anılan sanatçının resim tarzı, taşizmin lirik soyutlamacı anlayışı içerisinde şekillenmiştir. Sanatçının siyahötesi olarak tanımladığı resimleri ise geç dönemi olarak kabul edilebilecek olan 1980’li yıllar itibariyle başlayıp 2000’li yılların ortalarına dek süren ve siyah renk kullanımının yoğunluklu olarak hissedildiği bir resimleme anlayışı içerisinde şekillenmiştir. Siyahötesilik, Soulages resmi içerisinde sadece biçimsel bir yöntemi tanımlamaz. Bu yaklaşım Soulages’ın siyahı merkezde olarak kurguladığı geç dönem resimlerinin teorik şemasını da ifade eder. Bu çalışma siyahötesi kavramının Soulages resminde sözü edilen teorik çerçevesini ortaya koymayı amaçlayarak, siyahın ontolojisini bahsedilen teorik çerçeve bağlamında ele almaktadır.Presentation Sandro Botticelli'nin Mitoloji Konulu Eserlerine Genel Bir Bakış(Ardahan Üniversitesi, 2019) Şahin, OkanAvrupa resim sanatında Erken Rönesans olarak bilinen dönemde üretimlerini gerçekleştirmiş olan Sandro Botticelli Rönesans ile birlikte başlayan köklü dönüşüm hareketinin önemli bir aktörü olagelmiştir. Botticelli’nin özellikle mitoloji konulu eserlerinde bahsedilen bu köklü dönüşümün nüvelerini okumak mümkündür. Bu çalışmalar Rönesans hümanizması ile mitolojik öğelerin sentezlendiği bir resim anlayışını ortaya koyar. 1445 yılında Floransa’da doğan ve asıl adı Alessandro di Mariano di Vanni Filipepi olan fakat sanat tarihi literatüründe Il Botticello lakabıyla ya da Sandro Botticelli ismiyle bilinen sanatçı, bahsedilen lakabı aslında aile meslekleri olan kuyumculuktan almıştır. Botticelli aynı zamanda sanat yaşamına da kuyumculuk öğrenerek atılır. Fra Filippo Lippi’nin atölyesinde onun öğrencisi olarak çalışmaya başlayan Botticelli 1470 yılında kendi atölyesini kurar ve bu tarihler itibariyle ilk tablolarıyla Floransa çevresinde ün kazanmaya başlar. 1481 yılında Papa IV. Sixtus’un davetiyle Roma’da Sistine Şapeli’nin süslemelerinde diğer Rönesans sanatçılarıyla birlikte çalışmıştır. 1480-90 yılları arasındaki olgunluk döneminde ise Floransa’da Lorenzo di Medici’nin mesenliğinde en önemli eserlerini ortaya koyar. Bu çalışmalar çoğunlukla Rönesans’ın hümanist değerleriyle işlenen; bununla birlikte Ortaçağ sonrası dönem konularında ortaya konan bir dönüşümün nüvelerini barındırır. Bu konulardan en önemlisi Botticelli için şüphesiz mitolojidir. Özellikle Yunan sanatının ve kültürünün asli değerlerine dönüş vurgusu Rönesans sanatçıları için çok önemli bir olgudur. Botticelli de özellikle Yunan Mitolojisinin temel konu ve karakterlerini kendi Rönesans değerleriyle birleştirerek yeni bir resim anlayışı ortaya koyar. Resimlerinde özellikle mitolojiyi, sembolik ve ikonografik okumalarla düşündürecek şekilde işlemiş olması bahsedilen mitoloji konulu resimlerini Rönesans’ın yeni anlam örgüleriyle oldukça farklı bir anlayışla ortaya koyduğunu gösterir.Article Mardin Bienalleri Üzerine Genel Bir Değerlendirme(2024) Şahin, OkanMardin Bienalleri 2010 yılında başlayıp günümüzde de sürmekte olan Türkiye’nin önemli şehir bienalleri arasındadır. Çağdaş sanat pratikleri aracılığıyla hem şehrin kendine özgü motiflerini hem de güncel problemleri ortaya koymayı hedefleyen etkinlikler serisi olarak diğer şehir bienallerinden ayrılan Mardin Bienalleri dönem dönem yaşadığı çeşitli zorluklara rağmen varlığını sürdürmektedir. Şehrin kendine özgü kültürel dinamiklerinden hareket alan Mardin Bienalleri, yerli ve yabancı sanatçıları bir araya getiren yapısı ve değişken kavramsal çerçeveleriyle butik bir bienal olma özelliğinden sıyrılmıştır. Çalışma, başlangıcından günümüze sürmekte olan Mardin Bienallerini estetik değerlendirmeler bağlamında, bienal metinlerinin kavramsal çerçeveleri yahut çeşitli yazar ve eleştirmenlerin değerlendirmeleri ışığında ele almayı amaçlamaktadır.Master Thesis Anlam Gelişimi Açısından Çağdaş Sanatta Kare Formu(İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2015) Şahin, OkanBu çalışma, 20.yy’ın başında Modernizm’in iki önemli ressamı Kazimir Maleviç ve Piet Mondrian’ın kare ve ızgara uygulamalarının, Postmodernizm ve sonrasında Çağdaş Sanat içindeki örneklerle karşılaştırmalı olarak ele alınmasına odaklanarak; bu süreçte Modernizm sonrasında kare formu özelinde yaşanan anlamsal dönüşümü ortaya koyma önerisi sunar. Modernizm’in başında Süprematizm ve Yeni-Plastisizm akımları dahilinde bu akımların ana unsuru olan kare ve ızgara formu uygulamaların, yüzyılın ikinci yarısından itibaren biçimsel ve anlamsal noktada uğradığı bozumun çeşitli örneklerle aktarılması ve Postmodernizm sürecinde yeni fikir ve bağlamlarla birlikte yüzyıl başında Süprematizm ve Yeni-Plastisizm’in ele aldığı bağlamlardan uzaklaşması anlatılmaktadır. Kare formu dahilinde bu dönüşüm süreci plastik sanatlarda yaşandığı gibi aynı zamanda mimari ve şehir planlamacılığı noktasında da kendini gösterir. Böylece bu çalışma, plastik sanatlarda kare formunun geçirdiği evreleri inceleyerek, 20.yy’ın sonuna kadar yaşanan bu dönüşümü sunmayı amaçlar. Bu tez, bahsedilen tarihsel sürekliliği inceleyerek, Modernizm sürecinde Maleviç özelinde işlenen kare formunun ‘önce’si ve ‘sonra’sını aktarmayı amaçlayarak, hem bu tarihsel sürekliliği kare formu aracılığıyla göstermeyi; hem de Postmodernizm süreciyle birlikte tarihsel sürekliliğin kendisinin sorgulanışını ve bunun sonucunda yeni bir anlam önerisinin varlığını ortaya koymayı amaçlar.Article Two Squares Examples In The Light Of Gnosticism, Rose-Cross And Theosophy: "Dark Darkness" (Robert Fludd) And "Black Square" (Kazimir Malevich);(Istanbul Universitesi, 2019) Şahin, O.The picture without the subject in Art History defined as Kazimir Malevich's "Black Square" is the discipline of work reveals a different dimension of Modernism. Non-figurative paintings understanding with the termination Naturalism also has the world's transition to the real world has been well supersense tool. This trend indicators on abstract or geometric form as the picture has changed as the transmission of new reality. As a result of this, Malevich's 'Black Square' is the work of artist's known, as the presentation of the opinion that the transfer of metaphysics with his own artistic language. And when viewed from the angle of historical continuity world's supersense geometric form as 'square' transmission through the shape of the fact that much before the 20thCentury is discussed on another continent, but rather with a similar worldview. British occultist, mystic, alchemist, science and art dealing at the same time hermetic established in the understanding of light who grew up with the teachings depends on the Rose-Cross school, Robert Fludd, which performs as an illustration in 1617 "Dark Darkness" is a black square sample in the study was transferring his vision of the occult World. In this study those two names who lived different centuries also different geography but the same geometrical form and the same color preference transmits the view of supersense, because of that transfer offers through frames on Gnosticism, Rose-Cross School and Theosophy terms also art history discipline in the light will be described in the context Pre-Modernism and Modernism. © 2019 Celestinesca. All rights reserved.Article Gnostisizm,Gül-Haç Ve Teozofi Işığında İki Kare Örneği: ''Koyu Karanlıklar''(Robert Fludd) Ve ''Siyah Kare'' (Kazimir Maleviç)(İstanbul Üniversitesi, 2019) Şahin, OkanSanat tarihi’nde ‘Nesnesiz Resim’ olarak tanımlanan Kazimir Maleviç’in ‘Siyah Kare’ isimli çalışması Modernizmin farklı bir boyutunu ortaya koyar. Natüralizmin sonlanışıyla birlikte non-figüratif resim anlayışı aynı zamanda reel dünyadan duyuüstü dünyaya geçişin de aracısı olmuştur. Bu eğilimin göstergesi olarak resim soyutlaşma ya da geometrik formlarla yeni gerçekliğin aktarılması şeklinde değişim göstermiştir. Bunun sonucu olarak Maleviç’in ‘Siyah Kare’ isimli çalışması, sanatçının kendi sanat diliyle aktardığı metafizik görüşün sunumu olarak bilinir. Tarihsel süreklilik açısından bakıldığındaysa duyuüstü dünyanın bir geometrik form olan ‘kare’ şekli aracılığıyla aktarımı aslında 20.yy.’dan çok daha önce başka bir kıtada fakat oldukça benzer bir dünya görüşüyle ele alınmıştır. İngiliz okültist, mistik, simyacı, bilim ve sanatla ilgilenen aynı zamanda hermetik anlayışın ışığında kurulmuş Gül-Haç okuluna bağlı öğretilerle yetişmiş olan Robert Fludd, 1617 yılında illüstrasyon olarak gerçekleştirdiği “Koyu Karanlıklar” isimli çalışmasında siyah bir kare örneğiyle kendi okült dünya görüşünü aktarmıştır. Bu çalışmada farklı yüzyıl ve coğrafyada yaşamış; fakat aynı geometrik form ve renk tercihiyle bahsedilen duyuüstü görüşü aktaran iki ismin, bu aktarımı neden ‘kare’ler aracılığıyla sundukları Gnostisizm, Gül-Haç ekolü ve teozofi ışığında aynı zamanda sanat tarihsel açıdan Modernizm öncesi/Modernizm ayrımı çerçevesinde aktarılmaya çalışılacaktır.

