Kızılgeçi, Ferhat

Job Title:Doç. Dr.
Main Affiliation:Department of Seed Production / Tohumculuk Teknolojisi Bölümü
Status: Current Staff
Name Variants:
Kizilgeci, Ferhat Kızılgeçi, Ferhat

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 88
  • Article
    Citation - WoS: 1
    MATURE EMBRYO CULTURE IN BARLEY (Hordeum vulgare L.) UNDER DIFFERENT CONCENT TIONS OF SODIUM AZIDE
    (FRESENIUS ENVIRONMENTAL BULLETIN, 2021) Alsoudan, Ismaeil; Haliloglu, Kamil; Kosunkartay, Hasan; Kızılgeçi, Ferhat; Kutlu, Meral
    The present study was performed to determine the effects of different genotypes and concentrations of sodium azide on callus formation and plant regeneration from endosperm supported mature embryo derived calli of barley. Callus formation of endosperm supported mature embryos of two barley genotype were cultured in MS medium with five different concentrations of sodium azide (NaN3) (0, 10(-4), 10(-3), 10(-2), and 10(-1) mM). Results revealed that the main effects of both genotypes, sodium azide concentrations and their interactions on callus and embriogenic callus development and regeneration were significant or highly significant, suggesting that genotypes responded differently to the different sodium azide concentrations. The application of sodium azide application decreased the callus induction rate, embryogenic callus rate, responded embryogenic callus rate and regeneration efficiency. When evaluating the concentrations based on the averages, the highest regeneration efficiency and responded embryogenic callus rate were obtained at 10(-1) mM and 10(-4) mM concentrations, respectively, compared with the control. The highest callus induction rate (81.12%) in Alcar genotype and the highest regeneration efficiency (1.99 plants) were observed in OI-gun genotype.
  • Article
    Mısır Islahında İn Vivo Dihaploid Teknolojisi ile Saf Hat Geliştirilmesi
    (2023-08-31) Yıldırım, Mehmet; Albayrak, Onder; Bayhan, Merve; Akıncı, Cuma; Ozkan, Remzi; Kızılgeçi, Ferhat; Bıçer, Behıye Tuba
    Klasik mısır ıslahında ıslah süresinin uzun olması, yüksek mali finans ve iş gücü gerektirmesi yeni hibrit çeşit geliştirmede özellikle küçük ve orta ölçekli ıslah kuruluşlarının mısır ıslahı yapmasını güçleştirmektedir. Bu bariyeri kırmak için son yıllarda uygulamaya konan in vivo haploidi tekniği yukarıda sayılan avantajlarının yanısıra seleksiyon etkinliğini artırmakta, tam homozigotluk sağlamakta, moleküler marker tekniklerinin uygulanması için uygun saflık sağlamaktadır. Bu çalışmada induser kullanarak in vivo maternal haploid bitki elde etme yönteminin mısır ıslahında kullanılma potansiyeli araştırılmıştır. Çalışmada kendilenmiş hat elde etmek için Karadeniz Bölgesi yerel mısır popülasyonları ve haploid bitki elde edilmesinde tozlayıcı olarak RWS ve RWK 76 induser (indirgeyici) genotipleri materyal olarak kullanılmıştır. Çalışmanın kromozom katlama, tohum çoğaltımı ve bitki yetiştirme işlemleri Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü laboratuvar, sera ve deneme arazisinde 2016, 2017 ve 2018 yıllarında yürütülmüştür. DH hatlar 3 adet ticari hibrit çeşidiyle melezlenmiş ve bu melezleme sonucunda 9 melezde tekerrürlü deneme kuracak kadar tohum elde edilmiştir. 2018 yılında DH hatlardan elde edilen test melezleri 3 tekerrürlü olarak tesadüf blokları deneme desenine göre ekilerek yetiştirilmiş ve bazı tarımsal özellikler yönünden değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre başta tane verimi olmak üzere bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, gövde çapı, yaprak eni ve SPAD, koçan ağırlığı, koçan boyu, koçan çapı, koçanda sıra sayısı, koçan sırasında tane sayısı ve uç boşluk uzunluğu, sömek çapı, koçanda tane ağırlığı özellikleri yönünden standart çeşitleri aşan DH melez kombinasyonları saptanmıştır. İn vivo haploid bitki elde etme yönteminde başarıyı en çok düşüren aşamanın DH bitkilerin kendilenmesi aşaması olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada mısır ıslahında bir bütün olarak başarıyla kullanılabileceği ortaya konmuştur. Yerel mısır çeşitlerimizin hem bu yöntemin uygulanmasına uygun olduğu hem de ıslahta doğrudan anaç olarak kullanmak için uygun genotipik potansiyele sahip olduğu belirlenmiştir. DZM 13 x Gariz, DZM-56 x Elioso, DZM-67 x Elioso-1 ve DZM-67 x Excel-1 DH melezleri tane verimi bakımından öne çıkan genotipler olmuşlardır. Ayrıca test melezlerinde incelenen özellikler arasında tane verimi ile bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, koçanda tane sayısı ve koçan ağırlığı arasında pozitif ve önemli korelasyon ilişkileri saptanmıştır.
  • Article
    Citation - WoS: 5
    Citation - Scopus: 7
    Stability Evaluation of Bread Wheat Genotypes Under Varying Environments by Ammi Model
    (Parlar Scientific Publications (p S P), 2019) Kizilgeci, Ferhat; Kızılgeçi, Ferhat; Albayrak, Onder; Yildirim, Mehmet; Akinci, Cuma; 16.02. Department of Seed Production / Tohumculuk Teknolojisi Bölümü; 16. School of Vocational Higher School of Kızıltepe/ Kızıltepe Meslek Yüksekokulu; 01. Mardin Artuklu University / Mardin Artuklu Üniversitesi
    Stable and high yield varieties identification under various conditions prior to release as a variety is the main steps for breeding program. In order to exploit narrow and broad adaptability of genotypes and assess their effects, environment and GE interaction, 12 spring bread wheat genotypes were grown at four various experimental locations during 2013-14 and 2014-15 growing seasons. The stability and superiority of genotypes were identified by the AMMI (additive main effect and multiplicative interaction) and GGE (genotype, genotype x environment) biplot analysis. The AMMI analysis showed that the variance of genotype, environment and GE interaction were significant and the major treatment sum of squares were significantly affected by environments (85.47%), genotypes (8.51%) and GE interaction (6.07%). On the other hand, the first principal component axes (PCA 1) distributed to the complete interaction as 62.56%, and the second PCA 2 axes 37.44%. The GGE bi-plot analysis indicated that the total variation PC (principle component) was 83.09%, and PC1 was accounted as 63.69%, PC2 only 19.40%. The AMMI analysis showed that C11 was quite stable as well as the highest yielder among test genotypes, while C7 and C8 were unstable and low yielding across environments. The GGE biplot indicated that it was detected in two mega-environments, and the first mega-environment covered three environment (E1, E2 and E3), and the second mega-environment covered only E4. The genotypes C11 and C12 remained superior under ME I, while genotypes C1, C3 and C5 were for ME II. Among the genotypes, the genotype C1 may be recommended to be developed and released as an approved cultivar for being comparatively more stable and the highest yielder. Therefore the AMMI and GGE biplot models have an opportunity to determine the best genotypes under multiple environments considering on adaptability and stability concentrating on overall performance for screening superior genotypes.
  • Conference Object
    An assessment of the yield and quality of cimmyt origin bread wheat genotypes under heat stress environment
    (2022) Yıldırım, Mehmet; Kızılgeçi, Ferhat; Öztürk, Ferhat
    a
  • Conference Object
    YARI KURAK KOŞULLAR İÇİN GELİŞTİRİLEN BAZI KIŞLIK EKMEKLİK BUĞDAY GENOTİPLERİNİN DİYARBAKIR KOŞULLARINA ADAPTASYONU
    (2023) Yıldırım, Mehmet; Eliş, Seval; Kızılgeçi, Ferhat
    Buğday, bir serin mevsim bitkisi olması hasebiyle diğer iklim faktörlerine kıyasla yüksek sıcaklıklara karşı daha en hassastır. Sıcaklık artışı buğday yetiştirilen birçok bölgede verim azalmasının ana nedenidir. Bu çalışmada 4 adet ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşidi (Gerek79, Karahan, Sönmez ve Müfitbey) ve ICARDA tarafından facultative ve yarı kurak koşullar için geliştirilen ekmeklik buğday hatları kullanılmıştır. Çalışma 2021-2022 üretim sezonunda Diyarbakır ili Teknobiltar Ar-Ge deneme istasyonunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tane verimi, protein içeriği, nişasta içeriği, yaş gluten ve yağ içeriği özellikleri incelenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre S1 (247.2 kg/da) hattı en yüksek tane verimi, S37 hattı en yüksek protein (%19.58) ve yaş glüten (%42.0) değerine sahiptir. Korelasyon analizi sonucuna göre protein içeriği ile tane verimi ve nisaşta içeriği arasında negatif ve önemli bir ilişki bulunmuştur. Dendrogram analizine göre genotipler özellikler yönünden 7 ana sınıfa ayrıldığı belirlenmiştir. Hiyerarşik kümede birbirine en yakın akraba genotipler S50 ve S58 olurken birbirine en uzak genotipler Müfitbey ve S48 genotipleri olmuştur. Çalışma sonucunda incelenen özellikler yönünden birçok genotipin Diyarbakır koşullarına uyum sağladığı bu genotiplerin çeşit adayı olarak değerlendirilebileceğine karar verilmiştir
  • Master Thesis
    Effect of Glycinebetaine and Alginic Acid Application on Yield and Quality Traits of Durum Wheat
    (2026) İntaş, Servet Özkan; Kızılgeçi, Ferhat
    Wheat (Triticum spp.) is a strategic cereal crop that constitutes the basis of global food security and is one of the most widely cultivated and consumed crops worldwide. This research was conducted as two separate experiments to determine the effects of different doses of the biostimulants glycine betaine (GB) and alginic acid (AA) on quality, morphological, physiological, and yield parameters in durum wheat (Triticum durum Desf.) genotypes. Three durum wheat cultivars, namely Burgos, Havrani, and Svevo, were used in the study. The experiments were established under the ecological conditions of Diyarbakır province during the 2024–2025 growing season, using a Factorial Randomized Complete Block Design with four replications. Glycine betaine (0, 100, and 150 mM L⁻¹) and alginic acid (0, 1, 3, and 5 g da⁻¹) were applied as foliar treatments at the stem elongation and anthesis stages. Plant height, spike length, grain yield, number of grains per spike, thousand kernel weight, protein content, wet gluten content, starch content, and several physiological traits were evaluated. The collected data were subjected to analysis of variance, and the main effects and interactions of the factors were statistically assessed. The results revealed that genotype was the primary source of variation for the majority of the investigated traits. In particular, plant height, protein content, and wet gluten content showed a strong association with genotypic differences. Glycine betaine applications resulted in statistically significant effects on quality parameters. Increasing GB doses led to marked increases in protein content and wet gluten content, with the highest quality values obtained from the 150 mM L⁻¹ GB treatment. In parallel, GB applications significantly reduced starch content. However, no significant effects of GB treatments were detected on major yield components, including grain yield, number of grains per spike, and thousand kernel weight. The effects of alginic acid applications were generally limited. AA doses exhibited a statistically significant interaction with genotypes only for spike length, while no significant effects were observed on other morphological, yield, or quality traits. The findings indicate that under drought-prone conditions, biostimulant applications have a limited direct effect on yield components in durum wheat cultivation. In conclusion, this study demonstrates that glycine betaine application has considerable potential for improving critical quality traits, particularly protein and wet gluten contents, in durum wheat. The results suggest that glycine betaine can be integrated into biostimulant-based sustainable production strategies for quality-oriented durum wheat cultivation.
  • Article
    Durum Buğdayın Başaklanma Dönemine Ait Bazı Fizyolojik Ölçümlerin Verim ve Kalite Özellikleriyle İlişkilerinin Belirlenmesi
    (2019-10-16) Kızılgeçi, Ferhat; Yıldırım, Mehmet
    Son yıllarda birçok araştırmacı spektral yansıma aletlerini buğday bitkisinin bazı gelişim dönemlerinde tane verimi ve kalite özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemede yoğun bir şekilde kullanmaktadır. Bu araştırma durum buğday genotiplerinin başaklanma döneminde bazı spektral yansıma aletleri ile ölçülen değerler ile tane verimi ve kalite özellikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla 2015-16 ve 2016-17 üretim sezonu boyunca Şırnak ekolojik şartlarında yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak 2 ticari çeşit (Cesare ve Fırat 93) ve 7 adet ileri kademedeki durum buğday genotipi kullanılmıştır. İstatistik analiz sonucuna göre, incelenen özelliklerin yıl, genotip ve yıl x genotip interaksiyonu önemli farklılıklar bulunmuştur. Araştırmada incelenen, tane verimi 393.20-604.45 kg da-1, bin tane ağırlığı 22.98-47.96 g, hektolitre ağırlığı 75.4-85.8 kg hl-1, protein içeriği % 14.96-20.45, yaş gluten % 27.36-47.55, nişasta içeriği %59.3-63.24, irmik rengi (b) değeri 14.65-16.53, klorofil içeriği (SPAD) 45-53.58, bitki örtü sıcaklığı (BÖS) 21.5-27.3, normalize edilmiş vejetasyon farklılıkları indeksi (NDVI) değeri 0.42-0.85 ve yaprak alan indeksi (LAI) değeri 2.85-3.68 değerleri arasında değişim göstermiştir. Makarnalık buğdayın başaklanma döneminde ölçülen fizyolojik ölçümler ile tane verimi ve kalite özellikleri arasındaki ilişkiler yıllara göre farklılık göstermiştir. 2015-16 ve 2016-17 üretim sezonlarında ölçülen SPAD değeri ile protein içeriği ve yaş gluten arasında olumlu ilişkiler bulunması SPAD’ın ıslahta kaliteli genotip geliştirmede seleksiyon kriteri olarak değerlendirilebileceğini ve bu yönde daha kapsamlı araştırmalar yapılması gerektiğini düşündürmektedir.
  • Article
    Farklı Çevrelerde Yetiştirilen Yazlık Ekmeklik Buğday Genotiplerinin Tane Verimi ve Kalite Özellikleri Yönünden İncelenmesi
    (2020) Albayrak, Önder; Kızılgeçi, Ferhat; Yıldırım, Mehmet; Akıncı, Cuma
    İnsan beslenmesinde önemli bir role sahip olan buğdayın yüksek tane verimi yanında kalite özelliğine de sahip olması istenilmektedir. Bu çalışma, tane verimi ve kalite özellikleri yönünden üstün performans gösteren yazlık ekmeklik buğday ileri hatlarının belirlenmesi amacıyla 2012-2013 yetiştirme sezonunda Diyarbakır ve Mardin lokasyonlarında yağışa dayalı şartlarda yürütülmüştür. Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. İncelenen tüm özelliklerde genotip, lokasyon ve genotip x lokasyon interaksiyonları parametrelerinde istatistiki olarak önemli farklılıklar belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre tane verimi 341.46-511.67 kg da-1, bin tane ağırlığı 37.40-45.99 g, hektolitre ağırlığı 80.18-82.33 kg, klorofil içeriği 44.1-47.4, tanede protein içeriği %12.42-14.75, nişasta içeriği %64.90-65.81 ve yaş gluten içeriği %25.56-28.64 değerleri arasında değişim göstermiştir. Islah çalışmalarında başarıyı artırmak ve olumsuz sonuçlarla karşılaşmamak için lokasyon denemelerinden önce erken-geç ekim ve sulu-kuru koşullarda deneme gibi farklı çevre şartları oluşturarak ileri hatlardaki genotipik farklılıkların ortaya çıkarılmasının faydalı olacağı kanısına varılmıştır.
  • Article
    Citation - WoS: 13
    Citation - Scopus: 15
    Exploring genetic diversity and Population structure of five Aegilops species with inter-primer binding site (iPBS) markers
    (SpringerLink, 2022-07-17) Kızılgeçi, Ferhat; Bayhan, Bora; Türkoğlu, Aras; Haliloğlu, Kamil; Yıldırım, Mehmet
    Background: Turkey is not only a center of origin for wheat, but also contains wild forms of various cereals. Turkey, located in the Fertile Crescent, has conserved its genetic richness to the present day. The aim of the study was to investigate the genetic diversity of 70 wild wheat species, to evaluate the structure of diversity in germplasm and to generate useful data for further breeding programs. Methods and results: Genetic diversity and population structure of 70 wild wheat species (Ae. cylindrica, Ae. geniculata, Ae. triuncialis, T. dicocoides, Ae. columnaris) collected from Eastern and Southeastern Anatolia regions of Turkey were investigated in this study with the use of inter-primer binding site (iPBS) markers. Of 35 iPBS primers used, 11 yielded a total of 61 alleles. Number of alleles per marker varied between 2 (iPBS-2085) and 9 (iPBS-2394) with an average value of 5.55. Polymorphic information content (PIC) values varied between 0.22 and 0.47, with an average value of 0.35. Average number of effective alleles (Ne) was identified as 1.9488, Nei's genetic diversity (H) as 0,4861 and Shannon's information index (I) as 0.6791. Cluster analysis through unweighted pair-group mean average (UPGMA) method revealed that 70 wild wheats were divided into three main clusters. Genetic similarity between the genotypes, calculated with the use of NTSYS-pc software, varied between 19% (YB2 and YB70) and 98% (YB66 and YB67). Principal coordinate analysis (PCoA) revealed that three principal coordinates explained 62.33% of total variation. Moreover, population structure analysis showed that all genotypes formed three sub-populations. Expected heterozygosity values varied between 0.2666 (the first sub-population) and 0.2330 (third sub-population), with an average value of 0.2500. Average population differentiation measurement (Fst) was identified as 0.3716 for the first sub-population, 0.3930 for the second subpopulation and 0.4804 for the third sub-population. Conclusions: Based on present findings population structure of 70 wild wheat genotypes collected from Eastern and Southeastern Anatolia regions of Turkey were successfully characterized with the use of iPBS markers. Present findings suggested that iPBS-retrotransposon markers could reliably be used to elucidate genetic diversity of Aegilops genotypes.
  • Conference Object
    EKMEKLİK BUĞDAY GENOTİPLERİNİN KURAK KOŞULLARDA ADAPTASYON KABİLİYETLERİNİN BELİRLENMESİ
    (2023) Kızılgeçi, Ferhat; Eliş, Seval
    Dünya nüfusundaki artışı, ekim alanlarının sürekli azalması, insanların daha fazla gıda tüketme eğilimi ve iklim koşullarındaki olumsuzluklar buğday gibi insanlığın temel besini olan bitkilerin verim ve kalitesinin sürekli artırılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmada kurak geçen bir buğday yetiştirme sezonunda 121 adet ekmeklik buğday hattının verim ve kalite yönünden performanslarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma 2021-2022 yetiştirme sezonunda Diyarbakır koşullarında yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre ortalama tane verimi dekara 113,7 kg olarak bulunmuştur. Kullanılan genotiplerin 52 tanesinde tane verimi ortalama tane veriminin üzerindedir. Tüm genotiplerde ortalama protein oranı %15.7, nişasta oranı ise %82.3 olarak bulunmuştur. Protein ve kalite değerlerinin yüksek çıkması kurak sezonun etkisinden kaynaklanmıştır. Protein oranı ve nişasta içeriği yönünden genotipler normal frekans dağılımı gösterirken, tane verimi yönünden normal dağılım gözlenmemiştir. Bu durum kuraklık etkisi ve genotip farklılıklarından kaynaklanmıştır. Tane verimi ile kalite özellikleri arasında olumsuz ilişki gözlemlenmiştir. Cluster analizine göre genotipler 12 grup altında toplanmıştır. Bu gruplama uygun buğday genotiplerini belirlerken, birbirine yakın olmayan hatların seçilmesi bakımından avantaj sağlamıştır.

Sustainable Development Goals