Oktay, Adnan
Loading...
Profile URL
Name Variants
Adnan Oktay
Oktay A.
Oktay A.
Job Title
Prof. Dr.
Email Address
adnanoktay@artuklu.edu.tr
Main Affiliation
Department of Turkish language and Literature / Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS

0
Research Products
2
ZERO HUNGER

0
Research Products
5
GENDER EQUALITY

0
Research Products
6
CLEAN WATER AND SANITATION

0
Research Products
13
CLIMATE ACTION

0
Research Products
10
REDUCED INEQUALITIES

0
Research Products
16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS

0
Research Products
8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH

0
Research Products
15
LIFE ON LAND

0
Research Products
3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING

0
Research Products
9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE

0
Research Products
14
LIFE BELOW WATER

0
Research Products
4
QUALITY EDUCATION

0
Research Products
1
NO POVERTY

0
Research Products
7
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY

1
Research Products
11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES

1
Research Products
12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION

0
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

Documents
0
Citations
0

Scholarly Output
24
Articles
15
Views / Downloads
205/4008
Supervised MSc Theses
5
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
WoS h-index
0
Scopus h-index
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
17
Supervised Theses
5
Google Analytics Visitor Traffic
| Journal | Count |
|---|---|
| Turkish Studies (Elektronik) | 3 |
| Mukaddime | 2 |
| Gazelden Gazeteye: Âmid-i Sevdâ (İnceleme-Metin) | 1 |
| Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi (Online) | 1 |
| İlgi-siz Edebiyat | 1 |
Current Page: 1 / 4
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 24
Article İlk Muakkiplerinden Biri Olarak Sultan Veled’de Mevlana İzleri(2023) Oktay, AdnanEski Türk edebiyatını her ne kadar aşk’ı merkeze almamış olsa da aruz vezniyle mesnevi nazım şeklinde ve siyasetname türünde yazılmış olan Kutadgu Bilig’le (1069) genel itibariyle başlatmak mümkündür. Ahmed Yesevî, Mevlana Celaleddin-i Rumî, Hacı Bektaş Veli ve Yûnus Emre klasik şiirin arkaik ilk özlerinin serpiştirildiği metinlere imza atmışlardır. Mevlana’yı bütün bu öncü şahsiyetlerin yanında apayrı bir başlıkta değerlendirmek gerekir. Onun divan şiirini nasıl, ne açıdan, ne kadar etkilediğiyle ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Gülşehrî, Kirdeci Ali, Âşık Paşa, Şeyyâd Hamza, Erzurumlu Mustafa Darîr, Yûsuf-ı Meddâh ve Eflâkî gibi önemli şahsiyetler, Mevlana’nın ilk muakkibi olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada Mevlana muakkibi olarak değerlendirilen çoğunlukla XIII. Asırda yaşamış şairlerden Sultan Veled’in Türkçe şiirleri incelenmiş, aşk merkeze alınarak bu eserlerde Mevlana izleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada karşılaştırma, metin tarama, analiz yöntemleri kullanılmıştır. Neticede Mevlana’nın bahsedilen şahsiyetleri düşünce, duyuş ve söylem bakımından etkilediği örneklerle tespit edilmiştir.Book Part Tezkirelere Göre Osmanlı Döneminde Türkçe Yazan Kırımlı Şairler(İksad Publishing House, 2019)Tezkireler şairleri/edipleri edebî yönleriyle anlatan antolojik nitelikte eserlerdir. Bu eserler, farklı coğrafyalarda yetişmiş birçok şair ve edip şahsiyete yer vermiştir. Bu coğrafyalardan biri de Karadeniz kuzeyinde Türk şairlerinin yakından ilgilendiği yakın bir coğrafyadır. Karadeniz sahilleri ve arka havzasında bulunan Ukrayna'ya ait coğrafyada tarihte Türkçe yazan birçok şair ve yazar yetişmiştir. Kim bilir, belki de Karadeniz maviliği, vahşi dalgaları, sert iklimiyle bu geniş coğrafyada şair yetişmesine ilham kaynağı olmuştur. Bu denizin etrafındaki münbit coğrafyada yetişmiş ve tezkirelere konu olmuş birçok şair söz konusudur. Bugün bu şairlerin sayısının 56 olduğu tespit edilmiştir. Tezkirelere konu olan Karadeniz'in kuzeyindeki soğuk coğrafyanın en fazla şaire sahip bölgesi Kırım'dır. Hanlık döneminde birçok şair yetiştirmiş olan Kırım; Alî, Mahmûd, Âşık Ömer, Gevherî, IV. Mehmed Girây gibi büyük şairlere ilham kaynağı olmuştur. Bu çalışmada seçilmiş tezkirelerden hareketle Kırım ve kuzeyinde doğmuş, bir dönem bu coğrafyada yaşamış şairlerin coğrafya-şair ilişkisi çerçevesinde bir eleştirisine yer verilmiştir. Bu şairler bir taraftan kendi memleketleriyle ilgili özlemlerini dile getirirken öte taraftan Osmanlı payitahtında yaşamaya duydukları özlem teması başta olmak üzere aşk, sevgi, ayrılık gibi temaları işlemişlerdir. Bütün bu temalar, eski Türk edebiyatının klasik geleneğine uygun bir yaklaşımla terennüm edilmiştir. Bu çalışma yapılırken elyazması metin okuma, metin karşılaştırma ve analiz yöntemleri kullanılmıştır.Article BİR BEKTAŞİ ŞAİR RÂŞİD HAKKINDA BAZI TESPİTLER VE DÎVÂNÇESİ(2018) Adnan OktayBektaşi şairlerden biri olan Râşid Alî Efendi ile ilgili ilk bilgiyi Osmanlı Müellifleri vermektedir. Daha sonra farklı kaynaklarda Râşid’e yer verildiği görülmüştür. Şair, “Râşid ve Kemter” mahlaslarıyla şiirler yazmıştır. Birden çok mahlas kullanması ve bu mahlasların başka şairler tarafından da kullanılmış olması, şairin hayatı ve edebî kişiliği ile ilgili bilgi karışıklığına sebep olmuştur. Râşid’in tespit edilen tek eseri Dîvânçe’sidir. Râşid Dîvânçe’sinin oldukça hacimli bir dîvân olduğu iddia edilmiştir. Ancak iddia edilen bu Dîvânçe’ye bu çalışma yapılırken maalesef ulaşılamamıştır. Eldeki tek Râşid Dîvânçe nüshasında on altı gazel, yedi nefes, iki muhammes ve iki müseddes yer almaktadır. Bu hâliyle eser, küçük bir dîvânçe niteliğindedir. Şiirlerinden Râşid’in Hz. Muhammed ve Hz. Ali’ye âşık biri olduğu anlaşılmaktadır. Şairin bunun yanında Ehl-i Beyt’e ve özellikle de Hz. Hüseyin’e şairin özel bir sevgisi vardır. Ayrıca Râşid’de bir taraftan başta Bektaşilik olmak üzere Caferîlik, Haydarîlik ve Hurûfîliğin izlerine rastlamak mümkündür. Bu çalışmada Râşid Alî Efendi’nin hayatı, edebî kişiliği, Dîvânçe’sinin tenkitli metni ve eserin edebî açıdan incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun için yazma eser kütüphane katalogları taranmış, eserin tek el yazma nüshasının olduğu tespit edilmiştir. Karşılaştırma, analiz, örnekleme ve açıklama yöntemleriyle nüshada yer alan manzum metinler incelenerek Râşid’in hayatı, eserleri, edebî kişiliği ve düşünceleri tespit edilmeye çalışılmıştır.Book Terceme-i Tevârîh-i Şeref Hân: Şem’î (İnceleme-Metin-Özel İsimler Dizini)(Nûbihar Yayınları, 2016)Anadolu medeniyetlerinin oluşumunda ve tekâmüle ermesinde birçok kavmin katkısı olmuştur. Katkı sunanlar arasında Antik Dönem Anadolu toplumlarından Rumlar, Ermeniler, Türkler, Kürtler ve Araplardan bahsetmek mümkündür. Her kavmin katkısı bazen yaşanılan coğrafyalarla sınırlı kalmamış, zamanla farklı coğrafyalara da taşınmıştır. Bugün Anadolu’nun birçok yerinde bahsedilen kavimlerden en az birinin herhangi bir izine rastlamak mümkündür. Şeref-nâme, 1597 tarihinde Şeref ibni Şemseddîn tarafından Farsça olarak yazılmıştır. Bu eser, Kürtlerle ilgili derli toplu tarihî bilgi sunan en kapsamlı klasik eserlerden biridir. Eser Kürtlerle ilgili çalışma yapan araştırmacılar ve disiplinler için hazine değerindedir. Eldeki bu eser orijinali Farsça olan bir eserin tercümesi olmasına rağmen okuyucuya son derece önemli veriler sunmaktadır. Klasik eserlerin girişinde olduğu gibi bu eserin girişinde de Allah’a hamd edilmiş, tevhit inancı ve övgüye lâyık Hz. Muhammed’e salat ve selâm ifade edilmiştir. Daha sonra Allah’ın kavimlere çeşitli diller ihsan ettiği, bu dillerden birinin de Kürtçe olduğu vurgulanmıştır. Burada ayrıca Kürtlerle ilgili bazı mitolojik olaylardan bahsedilmiş; akabinde eserin sebeb-i te’lîfine geçilmiştir. Tarih ilminin faydalarına değinilmiş, devamında eserin ne tür zaruretler neticesinde yazıldığı izah edilmiştir. Mukaddime kısmı adeta bir fihrist/ içindekiler bölümü gibidir. Ardından kitabın ana kısmına geçilmiş, Kürt tarihine çeşitli sınıflandırmalar yapılarak detaylı bir şekilde yer verilmiştir. Terceme-i Tevârîh-i Şeref Hân’da Farsça Şeref-nâme’nin yazıldığı 1005 tarihinden sonraki olayları da ihtiva eden bazı kısımlar yer almaktadır. Bu itibarla, tercümenin önemli bir boşluğu da doldurduğu düşünülmektedir.Article Some assessments about a bektashi poet rashid and his diwancha [Bir bektaşi şair râşid hakkinda bazi tespitler ve dîvânçesi](Gazi Universitesi, Turk Kulturu ve Haci Bektas Veli, 2018) Oktay A.Rashid Ali Efendi, a Bektashi poet, was first mentioned by the Ottoman Authors (Osmanlı Müellifleri). He wrote his poems under the pseudonyms of Rashid and Kemter which were also adopted by other poets in their poems. Using multiple pseudonyms and the adoptations of these names by other poets led to the confusion in Rashid's life and his literary personality. The only identified work of Rashid is Diwan which is claimed to be a voluminous one. Unfortunately, it could not be accessed in this study. The availbale copy of Rashid's Diwan includes sixteen ghazals, seven nafases (Bektashi poem), two muxammases, and two musaddases. This work can be considered as a small diwan (diwancha) with this nature. It is understood from Rashid's poems, he was a poet in love with Prophet Hazrat Muhammad and Hazrat Ali. Besides, he was a poet having a special love to Hazrat Hussain and Ahl al-Bayt. It is also possible to find the traces of the Jafferism, Haydarism, Bektashism and Hurufism in Rashid's works. This study aims to understand the detection of Rashid Ali Efendi's Diwan as a text and its investigation from a literary perspective. For these purposes, the catalog of manuscript libraries were searched and the copy of manuscript (Rashid's Diwan) was obtained. The poems in that copy and the poems are claimed to be belonging to Rashid's poetry in the other special works were examined with the method of comparison, analysis, sampling and explanation. © 2018 Centre - Urbanisation Culture Societe de l'INRS. All rights reserved.Article Dîvân Şiirinde Cinsiyet Temelli Bir İnceleme: Nedîm Dîvânı Örneği(2024) Oktay, AdnanDîvân edebiyatında sevgilinin cinsiyeti merkezli tartışma bir süreden beri devam etmektedir. Bu tartışmanın temelinde sevgilinin cinsiyetinin belirsizliği yer almaktadır. Şiirde Allah, peygamber, sultan, paşa, yönetici, şeyh, mürşit, âlim gibi çeşitli anlam katmanlarında işlenmesi, sevgilinin cinsiyetinin belirlenmesini zorlaştırmaktadır. Tabii olarak sevgilinin erkek ya da kadın olması hususunda bir sonuca varmak güçleşmiştir. Dîvân şiirinde bazen şairin ya da âşığın erkek olmasına rağmen kadın; kadın olmasına rağmen erkek cinsiyetini tercih etmesi, bu dönem edebiyatında eşcinsel yaklaşımların varlığını akla getirmiştir. Bu çalışmada geleneğin belirlediği estetik anlayış çerçevesinde şiirin ana karakterlerinden biri olan sevgilinin cinsiyeti, Nedîm Dîvân’ı merkeze alınarak incelenmiştir. Çalışma yapılırken belge tarama, karşılaştırma, araştırma ve analiz yöntemleri kullanılmıştır. Sonuç itibariyle Nedîm Dîvân’ında sevgili, Dîvân geleneği çerçevesinde işlenmiş; ancak eserde yer yer eşcinsel çağrışımların izlerine rastlanmıştır.Master Thesis Zâhid B. Muhammed'in Kitâb-ı Şem'î ve Sürûrî 'alâ Dîvân-ı Hâfız Adlı Eseri: İnceleme-Metin (176a-201a Vr.)(2024) Aslan, İmam Bakır; Oktay, AdnanKur'ân'ı ve diğer dinî eserleri, tam ve doğru anlamak için yazılan metinler, şerh geleneğinin ilk örnekleri kabul edilir. Tarih boyunca bir taraftan dinî ve ilmî şerhler, diğer taraftan edebî şerhler yazılmıştır. Edebiyatımızda özellikle edebî şerhlerde Fars edebiyatı ve temsilcilerinin etkisi dikkat çekicidir. Altı asırlık Osmanlı Devleti Döneminde Türk edebiyatı birçok İranlı şairden etkilenmiştir. Etkilenilen bu şairlerin başında ise Hâfız-ı Şîrâzî gelmektedir. Bu yoğun ilgiden dolayıdır ki Hâfız Dîvânı'na başta Sürûrî, Şem'î, Sûdî ve Konevî gibi birçok şârih tarafından şerhler yapılmıştır. Hakkında çalışma yapılan bu eser, Sürûrî ve Şem'î'nin 'Şerh-i Dîvân-ı Hâfız' adlı eserlerinin bir araya getirildiği bir eserdir. Çalışmamız Süleymaniye Kütüphanesi Nuruosmaniye 3962 numarada kayıtlı olan ve Zâhid b. Muhâmmed tarafından 'Kitâb-ı Şem'î ve Sürûrî 'alâ Dîvân-ı Hâfız' ismiyle yazılan bu eserin (176a-201a) arası varaklarının transkribe edilip incelemesinden oluşmuştur. Giriş kısmunda şerh ve şerh usullerinden bahsedildikten sonra çalışma üç ana bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde Hâfız'ın hayatı, dîvânı hakkında bilgiler verilmiştir. Sonrasında dîvânın Türkçe, Farsça, Arapça şerhleri ile Anadolu sahasında yazılan şerhler tanıtılmıştır. İkinci kısımda Zâhid b. Muhâmmed'in hayatı, eserin tertip yöntemi belirlenmiş. Çalışılan kısımda geçen ayet, hadis, Arapça ibareler; Türkçe, Farsça ve Arapça şiirler tercümeleriyle birlikte verilmiş. Sürûrî ve Şem'î'nin şerhleri tertip edilen metinle birlikte karşılaştırılmıştır. Üçüncü kısımda ise (176a-201a) varak aralığındaki metin transkripsiyonlu bir şekilde verilmiştir. Şerhi derleyen kişi olan Zâhid b. Muhammed hakkında elimizdeçok fazla bilgi bulunmamaktadır. Mürettiple ilgili bilgiler eserin dua ve sebebi tertip bölümünde geçen ibarelerdir. Bu ibareler arasında eserin derlendiği tarih olan 'Hicri-1005 Şaban' ve mürettibin ismi yer almaktadır. Netice olarak Zâhid b. Muhâmmed'in mürettibi olduğu metnin belirlenen aralıklar arasındaki kısmının incelenmesi ve tertip metodlarını tespit etmek asıl amaçtır. Anahtar Kelimeler: Zâhid b. Muhammed, Sürûrî, Şem'î, Hâfız, Şerh, Dîvân edebiyatı.Article Âmid-i Sevdâ Gazetesinde Eski Türk Edebiyatı İzleri(Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi / The Journal of International Social Research, 2018)Öz Edebî metinler, araştırmacıların toplumları birçok açıdan tanımak için başvurduğu temel kaynaklardandır. Bir milletin edebiyatı, içinden çıktığı toplumla ilintisiz olmaz. Eski Türk edebiyatı metinleri de toplum hayatı, sosyal ve bireysel problemler, değer yargıları gibi birçok hususta araştırmacılar için ana kaynak niteliğindedir. Eski Türk edebiyatının araştırma alanlarından biri de Arap harfli Türkçe gazetelerdir. Bu gazeteler arasında Âmid-i Sevdâ (AS) gazetesi önemlidir. Âmid-i Sevdâ, 1909 yılında altı sayı olarak Ali Emîrî tarafından neşredilmiştir. Bu çalışmada Ali Emîrî'nin gazeteye aldığı şiir ve yazılardan hareketle eski Türk edebiyatına nasıl yaklaştığı üzerinde durulmuştur. Ali Emîrî, gazetede mensur metinlerin yanında beyit, gazel, kaside, kıta, tarih manzumesi gibi nazım şekilleriyle yazılmış manzum metinleri de yayınlamıştır. Bir şair olarak gazeteyi "mektep ya da edebî muhit" şeklinde araçsallaştırmıştır. Ali Emîrî'nin gazeteye aldığı eski Türk edebiyatının nazım şekilleri ile yazılmış bazı manzum metinler çağın sorunlarına ışık tutmaktadır. Bu makalede karşılaştırma, Osmanlıca matbu metin okuma ve analiz yöntemleri kullanılmıştır. Neticede Ali Emîrî'nin Âmid-i Sevdâ’da eski Türk edebiyatıyla çok yakından ilgilendiği, gazetesini de böyle bir esas gayeyle çıkardığı tespit edilmiştir. Buna göre Ali Emîrî, eski Türk edebiyatını şark-İslâm medeniyetinin ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. Bunun için hayatı boyunca şuurla ve inatla bir Dîvân edebiyatı savunucusu olarak mücadele etmiştir. Anahtar Kelimeler: Âmid-i Sevdâ, Ali Emîrî, Gazete, Eski Türk Edebiyatı. Abstract Literary texts are one of the fundamental sources which researchers apply for to get to know about societies from many perspectives. The literature of a nation is not unrelated to the society that it has come from. The old Turkish literature texts are fundamental sources for researchers in many respects such as community life, social and individual problems, and value judgements. One of the research areas of the old Turkish literature is Turkish newspapers with Arabic letters. Amid-i Sewda (AS) newspaper is an important newspaper from these newspapers. Amid-i Sewda (AS) was published by Ali Emiri as six issues in 1909. In this study, it was emphasised that how Ali Emiri approached the old Turkish literature by examining the poetry and the texts which published in that newspaper. Ali Emiri published prose texts as well as verse texts which had been written with poetic forms such as couplet, ghazal, qasida, qit'a, tarih (the poem of date) in the newspaper. He instrumentalised as a poet the newspaper as a "school or literary milieu". Some poetic texts of the old Turkish literature that written with poetic forms published by Ali Emiri in the newspaper, illuminate the problems of that era. The comparison, the Ottoman printed texts reading and analysis methods were used in this article. Eventually, it has been identified that Ali Emiri was very closely interested with the old Turkish literature in Amid-i Sewda, and he published that newspapers with this aim. According to this, Ali Emiri has considered the old Turkish literature as an integral part of the Eastern-Islamic civilisation. Therefore, he consciously and persistently struggled as a defender of a Diwan literature throughout his life. Keywords: Amid-i Sewda, Ali Emiri, Newspaper, Old Turkish Literature.Article Nâbî’nin Münşeât’ında Yerleşim Yerleri ve Diyarbakır / The Residential Areas and Diyarbakir in Nabi's Munshaat(Tarih Okulu Dergisi (TOD) Journal of History School (JOHS), 2016)Nâbî, Dîvân edebiyatı geleneği içerisinde hikemî tarzın en büyük temsilcisi olarak bilinmektedir. Yapılan yeni çalışmalar, onun daha iyi bir şekilde anlaşılmasını sağlayacaktır. Dîvân edebiyatında bir ekol sahibi olan Nâbî’nin âdeta bir külliyatı andıran Münşeât’ının bilim dünyasında bir bütün olarak çalışılması oldukça yenidir. Nâbî’nin Münşeât adlı eseri bir doktora tezi olarak hazırlanıp tamamlanmıştır. Bu makalede Münşeât’ta yerleşim yerleri ve özellikle de Diyarbakır şehrinin izleri aranmaya çalışılmıştır. Böylece Nâbî’nin şehirden/kentten beklentilerinin yanında bundan ne anladığı da anlaşılmış olacaktır. Münşeât’ta geçen “Kadîmden Diyâr-bekr’e küçük İstanbul didüklerinün ma’nâsı dahı zamân-ı devletinüzde zâhir oldı.” ifadesi, Diyarbakır’ı övmek ve Osmanlı dönemindeki yerini ve önemini belirtmek için kullanılmış son derece mühim bir ifadedir. Bu ifade, ayrıca İstanbul ile aynı cümlede kullanılmış olan Diyarbakır’ın şâir ya da dönem için ehemmiyetini de gözler önüne sermektedir. Nâbî, Münşeât’taki mektuplarında bazı arkadaş, dost ve tanıdıklarına yer vermiştir. Bu kişilerin yaşadığı yerler de zorunlu olarak ilgili mektuplarda zikredilmiştir. Anılan yerler, mektubun gönderildiği kişinin karakter özelliklerine göre anlam kazanmaktadır. Böylece Nâbî’nin mekân içindeki insana/bireye bakışı ortaya çıkmaktadır. Mekân, orada hayatını sürdüren bireylere göre anlam kazanmaktadır. Bir mekânda yaşayan kişi ya da kişilerin zayıf karakterde olmaları, Nâbî tarafından eleştirilmiştir. Böyle bir durumda Nâbî, tercihini yaşanılan yerden yana kullanmıştır. Mekân, Nâbî için değerlidir. O, bazen insanın mekân içinde düzensizliğe sebep olduğunu düşünmektedir. Ama bu kaosa sebep olan insanın yeniden hizaya çekilmesinde en etkili unsur olarak yine insanı görmektedir. Abstract Nabi is known the greatest representative of the gnostic (hikemî) style in Diwan literature tradition. New studies will be provided for understanding him in a better way. Nabi who is the writer of Munsha'at which is almost resembling a corpus owns an école in Diwan literature. It is fairly new as a whole studying about Nabi’s works in science world. Nabi's work named Munsha'at has been prepared and completed as a doctorate thesis. In this article it has been studied and tried to search the marks of the settlement areas and especially Diyarbakir city according to Munsha'at. Thus it will be understood what Nabi understands from the city in addition to the expectations from the residential areas /cities. The following statement was used to commend Diyarbakir city in Munsha'at: “Diyarbakir was called “little Istanbul” in earlier times. The reason of this statement has been understood in your time.” This statement also shows the importance of Diyarbakir as a city which used with Istanbul in the same sentence according to poet or also for Ottoman period. Nabi explained some of his friends, fellows, and familiar persons in letters of his Munsha'at. These persons’ inhabited places are also necessarily mentioned in related letters. The mentioned places gain the meaning according to characteristics of the persons who have received the letters. Thus Nabi’s approaches about the human / person arise in space. The space gains the meaning according to the persons who are continuing their life there. The person or persons who live with poor character in a residential area has been criticized by Nabi. In such a situation, Nabi prefers his choises in favor of space where people live in. The space is so valuable for Nabi. He thinks sometimes that the human causes irregularity in residential area. But the human who causes this chaos is most effective element to enter in an order again.Article Kudüs Tasvirleri: Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe ve Tuhfetü'l-Harameyn Örnekleri(Mukaddime, 2018) Oktay, Adnanen önemli odak noktalarından biri hâline gelmiştir. Kudüs, bir taraftan farklı din ve ırkların merkezi konumundayken öte taraftan da birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Şüphesiz Kudüs'le ilgili birçok eser yazılmıştır. Bu eserlerden biri XIV-XV. asırlarda yaşamış olan Ahmed Fakîh'in Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe adlı eseridir. Bir başkası da XVII. asırda yaşamış Nâbî'nin Tuhfetü'l-Harameyn adlı eseridir. Ahmed Fakîh'in eseri manzum bir eserdir. Tuhfetü'l-Harameyn ise manzum-mensur karışık olarak yazılmıştır. Bu eserlere göre müellifler, İslâm dünyası için önemli olan üç kenti ziyaret etmiştir. Bunlar Mekke, Medine ve Kudüs'tür. Bu şehirlerden başka Halep, Şam, Remle, Kahire gibi önemli şehirler de bu yolculukta ziyaret edilmiştir. Bu eserlerde ziyaret edilen kentlerin mimarî yapılarına ağırlık verilmiştir. Bunun yanında şehirlerin dikkat çeken başka yönleri de izah edilmiştir. Bu çalışmada bahsedilen eserlerde özellikle Kudüs şehri ile ilgili anlatılar esas alınmıştır. Ahmed Fakîh, Kudüs'te iki ay kalmıştır. Nâbî ise hac yolculuğu esnasında Kudüs’ü ziyaret etmiş, orada toplam üç gün kalmıştır. Çalışmada müelliflerin Kudüs’le ilgili gözlemleri ve tespitlerine yer verilmiştir. Müellifler bu şehri anlatırken hangi pencereden bakmaktadır? Şehri tasvir ederken nelere yer vermekte, hangi edebî ifadeleri kullanmışlardır? Tasvirler yaparken hangi edebî sanatları kullanmayı tercih etmişlerdir? Neticede görülmüştür ki, her iki şâirin ya da nâsirin de anlattığı Kudüs, Aksâ Harem-i Şerîf'ini merkeze alan bir Kudüs'tür. Bu eski şehir, bugün âdeta Mescid-i Aksâ ile özdeşleşmiştir. Bunun yanında şehrin surları ve Aksâ’nın doğu tarafında yer alan Zeytin Dağı, Kudüs'e ayrı bir değer katmaktadır. Bu çalışmada belge tarama, örnekleme, karşılaştırma yöntemleri kullanılmıştır. Bu metotlarla Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe ve Tuhfetü’l- Harameyn adlı eserlerdeki örneklerde Kudüs’ün tasviri ile ilgili hususlar tespit edilmiştir. Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe, oldukça sade bir üslupla yazılmıştır. Bu eserde ayrıca edebî sanatlara pek de yer verilmemiştir. edilmiştir. Yazar bu eserde Kudüs'ü kendine has bir üslupla anlatmış, bunun için Arapça ve Farsça kelimelerden oluşan terkipli ifadeler kullanmıştır. Ahmed Fakîh içinden geleni kâğıda döken bir şâirdir. Nâbî ise şehre tam bir vakar, edep, saygı ile yaklaşmıştır. Bu da Şâir Nâbî'nin Kudüs karşısında tam bir mümin şâir pozisyonunda olduğunu göstermektedir. Ayrıca her iki müellifin eserleri Kudüs'ü o dönemlerde tam bir İslâm kenti olarak sunmaktadır. The Descriptions of Quds: The Examples of Kitabu Awsafi Masajid Al-Sharifa and Tuhfat Al-Haramain Abstract: Quds is a historical city which dates back to 3000 B.C. It has become one of the most important focal points of the world nowadays. It has not only been the centre for various religions and races but also cradled many civilisations. Undoubtedly there have been written up many works about Quds. One of these works is Kitabu Avsafı Masajid al-Sharifa, written by Ahmad Faqih, a poet who lived in the 14th-15th centuries. Another one is Tuhfat al- Haramain by the poet Nabi who lived in the 17th century. While Ahmad Faqih's work has been written in verse, Nabi's Tuhfat al-Haramain has been written both in verse and prose. According to these works, the poets visited three cities which are significant for the Islamic world. These cities are Mecca, Medina and Quds. Other than these cities, the poets have also visited some other cities like Aleppo, Damascus, Remle and Cairo during their journey. In these works, they give some information about these cities in many respects, namely, from architectural features to their lifestyle. The narratives, especially the ones regarding the city of Quds have been based on in the works referred to in this study. Ahmad Faqih stayed in Quds for nearly two months. Nabi, however, visited Quds during pilgrimage journey and stayed there for only three days. We gave coverage to the observations and determinations of the poets about Quds in our study. What were their perspectives like, which places did they mention and which literary expressions did the poets use while describing this city? Which literary arts have been used and preferred by the poets when making descriptions. Consequently, the Quds explained by each of the poets or writers is the one that centres Haram-i Sharif of Aqsa as is seen. Today, this ancient city is almost identified with the Masjid al-Aqsa. Also, the city walls and Zeytun (Olive) Mountain, located in the east of the Aqsa, make the Quds even puts more value to its sanctity. In this study, we used the methods document scanning, sampling, and comparison. By using these methods, we detected the aspects about the description of the Quds exemplified in the works. Kitabu Avsafı Masajid al Sharifa and Tuhfat al-Haramain. Kitabu Evsafı Masajid al-Sharifa has been written in a quite simple style. Literary arts are not much covered separately in this work. In his work Tuhfat al-Haramain, however, Nabi prefers a heavy, fancy, and artful style. The writer describes the Quds with a distinctive style, and thus, uses compounded expressions consisting of the words of Arabic and Farsi origin. Ahmad Faqih is a poet who writes impulsively. Yet, Nabi approaches the city with a complete dignity, decency, and respect. This shows that the poet Nabi is literally a sincere and faithful believer of the Quds. Besides, the works of the two authors present the Quds as a typical Islamic city in that period. Keywords: Quds, Ahmad Faqih, Nabi, hadj, description, Turkish literature.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

