Işık, Mehmet
Loading...
Profile URL
Name Variants
Job Title
Prof. Dr.
Email Address
mehmet.isik@artuklu.edu.tr
Main Affiliation
Department of Radio, Television, and Cinema / Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü
Status
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1
NO POVERTY

1
Research Products
2
ZERO HUNGER

1
Research Products
3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING

1
Research Products
5
GENDER EQUALITY

2
Research Products
8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH

1
Research Products
10
REDUCED INEQUALITIES

3
Research Products
17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS

1
Research Products

Documents
1
Citations
5
h-index
1

Documents
6
Citations
6

Scholarly Output
28
Articles
14
Views / Downloads
195/4404
Supervised MSc Theses
10
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
1
Scopus Citation Count
0
WoS h-index
1
Scopus h-index
0
Patents
0
Projects
7
WoS Citations per Publication
0.04
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
25
Supervised Theses
10
Google Analytics Visitor Traffic
| Journal | Count |
|---|---|
| Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi | 2 |
| CINEJ CINEMA JOURNAL | 1 |
| Connectist: Istanbul University Journal of Communication Sciences | 1 |
| Erciyes İletişim Dergisi | 1 |
| Folklor akademi dergisi (Online) | 1 |
Current Page: 1 / 3
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 28
Master Thesis Yeşilay'ın sigara ile mücadeleye ilişkin kamu spotlarının sigara içen bireyler tarafından alımlanması: Diyarbakır Bismil örneği(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Kutlu, Ferit; Işık, MehmetDünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de sigara bağımlılığına karşı pek çok kampanya ve çalışma yürütülmektedir. Bu çalışmaların bir kolunu kamu spotları oluşturmaktadır. Kamu spotları, sağlıklı yaşam için gerekli olan iletilerin toplumun tüm kesimine en kolay ve en hızlı şekilde ulaşması için kullanılan en etkin araçların başında gelmektedir. Bu çalışmanın amacı da kamu spotu iletilerinin bireyler tarafından nasıl alımlandığıdır. Alımlama analizi; sağlık iletişimi kapsamında yapılan sigara bağımlılığıyla mücadelede, Yeşilay'ın yaptığı kamu spotu çalışmalarının belirlenen hedef kitle tarafından nasıl alımlandığının/okuduğunun anlaşılması açısından katkı sağlamıştır. Bu bağlamda Yeşilay'ın sigara ile mücadele kapsamında yaptığı güncel 5 adet kamu spotu Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde yaşayan yaşları 18-25 yaş arası değişen ve farklı demografik özelliklere sahip 12 kişiye izletilmiştir. Bu kişiler, kamu spotlarının iletilerini ve içeriğini alımlamada farklı değerlendirmede bulunmuşlardır. Elde edilen bulgular neticesinde ise kamu spotlarının inandırıcılıktan yoksun ve sigara tüketme alışkanlığını terk ettirmede yetersiz olduğu saptanmıştır.Article Nadine Labaki Sinemasında Kadın Temsili(Erciyes İletişim Dergisi, 2020) Aşılıoğlu, Emre; Işık, MehmetNadine Labaki, Lübnan’ın yetiştirdiği önemli yönetmenlerden birisidir. Eğitimini Lübnan’da tamamlaması ve filmlerini burada yapması, onu diğer Lübnanlı ve Ortadoğulu yönetmenlerden ayırmaktadır. Labaki’nin filmlerindeki kadın temsilinin incelenmesi, kadın sorunlarının genelde Ortadoğu özelde ise Lübnan sinemasında nasıl işlendiğinin ortaya konulması açısından önemli veriler sunar. Bu çalışmada Labaki’nin çektiği üç uzun metraj film olan Karamel (2007), Peki Şimdi Nereye? ve Kefernahum (2018) filmlerinde kadınların ve kadın sorunlarının nasıl temsil edildiği incelenmiştir. Yapılan analizler neticesinde incelenen filmlerin, toplumsal cinsiyet rol kalıplarını ve ataerkil ahlaki normları onayan bir anlatı yapısına sahip olması nedeniyle ana akım sinemaya benzer özellikler taşımakla birlikte; aktif, mücadeleci ve çözümler üreten kadın karakterlere yer vererek ana akım sinema filmlerinden farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen filmlerdeki kadınların genellikle güçlü karakterler olduğu ve çoğu zaman diğer kadınlarla dayanışma içerisinde, birlikte hareket ederek başarıya ulaştıkları; bunun mümkün görünmediği durumlarda kaderlerine razı olmadıkları ve mücadeleyi sürdürdükleri, erkek egemenliğine boyun eğen pasif kadın karakterlerin ise genellikle kaybeden taraf olarak konumlandırıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca filmler boyunca ele alınan kadın sorunlarının ekonomik nedenleri üzerinde durulmadığı; sorunların bireyselleştirilerek kolay çözülebilir hale getirildiği belirlenmiştir.Master Thesis Sinemanın kurumsallaşması perspektifinde ulusal film merkezlerinin incelenmesi ve Türkiye için model önerisi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Çelebi, Recep; Işık, MehmetBu çalışmada dünyada birçok örneği bulunan ulusal film merkezleri, sinemanın kurumsallaşması perspektifinde ele alınmıştır. Dünyada ulusal sinema ve kültürel belleğin korunması ve kuşaklar boyu erişilebilir kılma problemini çözmek amacıyla kurumlar oluşturulmuştur. Bu kurumlar arasında en önemlileri, ulusal film/sinema merkezleridir. Kültürel belleğin önemli nüvelerinden biri olan ulusal sinemanın topluma, sinema profesyonellerine, araştırmacılara ve sanat dünyasına daha ulaşılabilir olması gerekmektedir. Türkiye'de sinemanın kurumsallaşma çabaları 1900'lü yılların başlarına uzansa da bu faaliyetler büyük ölçüde yarıda kalmış, dünyadaki örneklerine benzer bir ulusal film/sinema merkezi faaliyete geçirilememiştir. Türk sinemasında çok sayıda filmin kayıp olmasının da nedeni budur. Değil sinemamızın ilk yılları 1990'lı yıllarda çekilen bazı filmlerin dahi kayıp olması kültür tarihimiz açısında önemli bir eksikliktir. Bu eksiklikten hareket eden bu çalışmada, dünyada birçok örneği bulunan ulusal film merkezleri, sinemanın kurumsallaşması perspektifinde incelenmiş ve Türkiye için model önerisinde bulunulmuştur.Book Part Madde Kullanımını Öven Popüler Şarkı Sözlerinde Dil, İdeoloji ve Özne(Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları, 2018) Işık, MehmetSonuç olarak incelenen şarkılarda madde kullanımını yücelten ve hınç duygusunun yoğun şekilde hissedildiği bir söylemin hâkim olduğu belirlenmiştir. Bu şarkılar aynı zamanda var olan düzene oldukça sert bir eleştiri içermekte, mahallelerinde uyuşturucu satışının bu ölçüde normalleşmesine bir isyan niteliği taşımaktadır. İkbal yollarının kapandığı bu engellenmiş yaşam içerisinde uyuşturucu/uyarıcı maddeler gündelik dertlerden uzaklaşmayı sağlayan bir kaçış materyali halini almış görünmektedir. İncelenen şarkıların tamamı madde kullanımını özendirdiği için adli kovuşturmaya konu olmuştur. Ancak şarkılara ve söyleyenlere uygulanan hukuki yaptırımlar şarkıların ve söyleyenlerin popülaritesini arttırmış, olayısıyla sorunun çözümüne neredeyse hiçbir katkıda bulunmadığı gibi madde alt kültürünün popülerlik kazanmasına neden olarak tam tersi bir sonuç ortaya çıkarmıştır Hukuki yaptırımlar elbette uygulanmalıdır; ancak bu konuda ölçülü olmak ve olayları çok da popülerleştirmeden çözüm üretmek gerekmektedir. Bunun için resmi kurumlar ile basın ve sivil toplum örgütlerinin işbirliği yapması sorunun çözümüne önemli katkılar sunacaktır.Article “Lale Film Stüdyolarında Seslendirilmiştir”: Necip Sarıcı ile Türk Sinemasında Seslendirme Üzerine Bir Görüşme(ARTS: Artuklu sanat ve beşeri bilimler dergisi (Online), 2022) Işık, Mehmet; Aşılıoğlu, EmreNecip Sarıcı, Türk Sinemasının en önemli isimlerinden biridir. 1949 yılında, henüz on beş yaşındayken, makinist çırağı olarak girdiği sinemaya yetmiş yılı aşkın süredir hizmet etmeye devam etmektedir. Üç yüz elliden fazla filmi seslendirmiş, bu filmlerin seslerini kaydetmiş ya da ses mühendisi olarak altyapısını düzenlemiştir. Bunun yanı sıra yapımcılık ve yönetmenlik koltuklarına da oturmuştur. 1979 yılında Lale Film’i satın alarak değerli arşivinin korunmasını sağlamıştır. Bu görüşme hem Sarıcı’nın zengin geçmişine hem de onun anlatımıyla Türk Sinemasında seslendirmenin yolculuğuna odaklanmaktadır.Master Thesis Uluslararası İşçi Filmleri Festivalinde gösterilen filmlerin afişlerinde ideoloji ve özne: Babamın Kanatları (2016), Hiçlik Fabrikası (2017), Yedek Köleler (2018), Acil Çırak Aranıyor (2019) ve Çığlık (2020) filmleri örnekleri(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Kalkan, Cihan; Işık, MehmetSanayi Devrimi sonrasında toplumsal yaşamın en önemli öznelerinden birisi durumuna gelen işçilerin gündelik yaşamı, sorunları ve hakları için verdikleri mücadeleler başlangıç yıllarından itibaren sinemanın ilgi odaklarından birisi olmuştur. Lumiere Kardeşler tarafından 1895 yılında gerçekleştirilen ilk gösterimde 45 saniye uzunluğundaki The Workers Leaving the Factory (İşçilerin Fabrikadan Çıkışı) isimli filmin bulunması bu ilgiyi açıkça ortaya koyar. İşçilere yönelik ilgi sonraki yıllarda devam etse de işçi filmleri alanında asıl gelişme 1960'lı yıllarda yaşanır. Güçlenen işçi hareketleri dünyada olduğu gibi Türkiye'de de işçi filmlerinin sayısının hızla artmasını beraberinde getirir. İşçi filmlerinde yaşanan artış sadece işçi filmlerinin gösterildiği festivallerin düzenlenmesini de beraberinde getirir. İlk işçi filmi festivali ''The International Labour Film Institute'' tarafından 1954 yılında Hamburg'da, ikincisi 1957'de Viyana'da, üçüncüsü 1960'ta Stockholm'de ve dördüncüsü 1963'te Tel Aviv'de yapılır. Bu festivalleri yenileri izler. Türkiye'de ise ilki işçi film festivalinin düzenlenmesi oldukça geç bir tarihte 2006 yılında gerçekleşir. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali adındaki festival her yıl düzenlenmekte olup 2023 yılında 18.si düzenlenecektir. Bu çalışmada anılan festivalde gösterilen filmler arasından amaçlı örneklem yöntemiyle belirlenen Babamın Kanatları (2016), Hiçlik Fabrikası (2017), Yedek Köleler (2018), Acil Çırak Aranıyor (2019) ve Çığlık (2020) filmlerinin afişleri göstergebilimsel analiz ile incelenmiştir.Article İkinci Dünya Savaşı Sonrasında İstanköy Türklerinin Günlük Yaşam ve İletişim Pratikleri: Bir Sözlü Tarih Denemesi(2024) Işık, Mehmetİstanköy adası, barındırdığı Türk nüfusunun fazlalığı, adalardaki ibadete açık iki camiden birisine ev sahipliği yapıyor olması ve Türkiye’ye yakınlığı ile Ege adaları içerisinde özgün bir yere sahiptir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Rodos’un fethinden hemen sonra 5 Ocak 1523 tarihinde Osmanlı egemenliği altına giren İstanköy, 1912 yılına kadar yaklaşık dört yüz yıl Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. 1912 yılında İtalyanlar tarafından işgal edilmiş ve 1947 yılında Yunanistan’a bırakılmıştır. Adanın Yunan egemenliğine girmesinden sonra Türkler üzerindeki baskı artmıştır. İş kurma ve taşınmaz mal satın alma izni verilmemesi, ibadet ve anadilde eğitim haklarının sınırlandırılması, eğitim ve kamu hizmetine girme alanındaki fırsat eşitsizlikleri, 1952 toprak reformu, kamu imkânlarından yararlanamama gibi sebeplerle 1950’den sonra Türklerin adadan Türkiye’ye yönelik göç hareketi giderek hızlanmıştır. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında ise en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Bir sözlü tarih araştırması olarak tasarlanan bu çalışmada İstanköy Türklerinin İkinci Dünya Savaşı Sonrasında günlük yaşam ve iletişim pratikleri, 1967 yılında Türkiye’ye göç etmiş iki İstanköylü öğretmen ile yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen bulgular çerçevesinde ortaya konulmuştur. Yapılan analizler sonucunda İkinci Dünya Savaşı sonrasında İstanköy adasının gelişmemiş bir yer olduğu, Türklerin genellikle Germe köyünde ve şehir merkezinde yerleşik olduğu Türklerin geçimlerini genellikle tütün ve bahçe tarımı ile sağladığı, Türkler arasında bir kır bekçisi dışında memur olan kimsenin bulunmadığı; adada eletrik, su ve telefon gibi temel hizmetlerin sadece şehir merkezi ile sınırlı olduğu, Germe köyünde aydınlatmanın sokak lambaları ile su ihtiyacının ise Osmanlı döneminden kalma çeşmelerden karşılandığı, şehir merkezi köyler arasındaki ulaşımın genellikle at ve eşek gibi binek hayvanları ile sağlandığı belirlenmiştir. Bunun yanında adada iletişim ve ulaşım ağının zayıf olduğu, iletişimin genel olarak yüz yüze iletişim yoluyla sağlandığı, kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmadığı, Türklerin herhangi kitle iletişim aracına sahip olmadığı, haber alma ihtiyacının genellikle Türkiye’den gelen akrabalardan ya da Türk radyolarından karşılandığı saptanmıştır. Türkler ile Rumlar arasında ilişkilerde büyük sorunların bulunmadığı, karşılıklı olarak birbirlerinin bayramlarını kutladıkları, komşu olarak birbirine gidip geldikleri; ancak Türkiye ile Yunanistan arasında bir kriz çıkması halinde bu ilişkilerin birden bozulduğu tespit edilmiştir. Böylesi dönemlerde birbirine karşılıklı olarak iğneleyici sözler sarf edebildikleri ya da Rum çocukların Türkleri aşağılayan tekerlemeler söyleyerek sokaklarda dolaşarak Türk toplumunda tedirginliğe sebep olabildikleri anlaşılmıştır.Article Türk Sinemasının İlk Kıbrıs Filmi Kıbrıs’ın Belası Kızıl Eoka’da Terör ve Şiddet Olaylarının Temsili(2025) Işık, MehmetBu çalışmada Kıbrıs’ta yaşanan terör ve çatışma olaylarını konu alan ilk Türk filmi, Kıbrıs’ın Belası Kızıl EOKA’nın az bilinen öyküsü anlatılmış ve filmde terör ve şiddet olaylarının nasıl temsil edildiği incelenmiştir. Önce arşiv belgeleri ile Türker İnanoğlu, Sezer Sezin gibi tanıkların konuşmaları ve hatıraları birlikte değerlendirilerek filmin az bilinen öyküsü ayrıntılı olarak ortaya çıkarılmış ardından filmler nitel içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Yapılan çözümleme neticesinde filmde Ali ve ailesinin direniş öyküsü üzerinden tüm Kıbrıs Türklerine onlar gibi davranarak EOKA saldırıları karşısında direnmeleri, topraklarını terk etmemeleri ve onurlu bir yaşam savaşı vermeleri çağrısının yapıldığı tespit edilmiştir. Filmin kendisinden sonra çekilen filmlerden farklı olarak dini referanslar ve Türkiye’ye yönelik destek çağrılarına yer vermediği, filmde karşıtlıkların filmin çekildiği dönemde Kıbrıs’a yönelik Türk dış politikasının temel tezi olan “taksim” görüşüne uygun şekilde doldurulamaz derinlikte inşa edildiği görülmüştür. Filmde, karşıtlık ve dışlamaların derin olmasının Kıbrıslı Türklere yönelik direniş çağrısının güçlü olmasını beraberinde getirdiği sonuçlarına ulaşılmıştır. EOKA saldırılarının vahşeti ve bundan cesaret alan Rumların Türk komşularının sularını keserek selamlarını bile almaması, Kıbrıs Türklerinin karşı karşıya kaldıkları tehlikenin büyüklüğünü dolayısıyla da birleşme ihtiyacının aciliyetini ortaya koyduğu, karşı karşıya kalınan tehlike karşısında Kıbrıslı Türkler Ali ve geniş ailesi gibi canlarını ve topraklarını korumak için mücadele etmeye çağrıldığı belirlenmiştir.Master Thesis Siyasal iletişim bağlamında siyasi partilerin sosyal medya kullanımı: TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin 2018 genel ve 2019 yerel seçimlerinde Instagram kullanımlarının siyasal iletişim açısından incelenmesi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Beyazköy, Dilan; Işık, Mehmet; Kılıçaslan, Emine ÇakmakGündelik yaşamda hemen her alana dâhil olan sosyal medya, siyasal alana da dâhil olarak siyasi partilerin siyasal iletişimlerinin gerçekleştiği bir mecra haline gelmiştir. Sosyal medyanın önemini kısa sürede fark eden ve sağladığı olanaklardan yararlanmak isteyen siyasi partiler, tüm sosyal medya mecralarından siyasal propaganda faaliyetleri yürütmeye başlamışlardır. Siyasal partilerin, siyasal propaganda yürüttükleri en önemli mecralardan birisi de Instagram'dır. Instagram kullanımının yaygınlaşması, siyasal partilerin ve temsilcilerinin, bu alana yönelik ilgisini her geçen gün biraz daha arttırmaktadır. Artan bu ilgiye karşın Türkiye'de sosyal medya mecraları üzerinden yürütülen siyasal propaganda faaliyetleri akademik ilgiden uzaktır. Yapılan çalışmalar ise genellikle Twitter üzerine odaklanmaktadır. Bu eksikliği bir sorun olarak kabul eden bu çalışmada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Halkların Demokratik Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2018 Genel ve 2019 Yerel Seçimlerinde Instagram kullanım pratikleri incelenmiştir. Yapılan inceleme neticesinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan dört partinin Instagram pratiklerini siyasal iletişim bağlamında gerçekleştirmedikleri sonucuna ulaşılmıştır.Article Extreme Nationalist Discourse In The Early Period Of The Turkish Republic And Its Reflection To The Turkish Media: The Case Of Gök-Börü Journal(Siyasal: Journal of Political Sciences, 2018) Işık, MehmetSince its emergence, nationalism has been maintaining its influence on societies and media has enabled the re-production of nationalist ideologies, rituals, symbols, myths and discourses. Nationalism has changed and transformed both over time and among different political regimes and societies. Therefore, in order to fully understand the current state of nationalist ideologies, it is important to examine the historical development of nationalism and its reflections in media. This article examines the emergence and early period of Turkish nationalism and its reflections in the Turkish media. After the establishment of the Turkish Republic, particularly during the period between 1923 and 1950, new notions and institutions settled into the society. One of the most important notions during that time was nationalism given that the new Turkish Republic was established as a nation state. Turkish nationalism is mostly affected by political and social changes of the external world. Between the two world wars, extreme nationalist ideologies were popular all around the globe. This atmosphere of the external world also affected Turkish nationalist discourse and its reflections in the media. “Gök-börü” Journal is an important example of extreme Turkish nationalist discourse. The Journal was published in the Autumn of 1942 when Germany was pushing through Russia. This period was also a time when extreme nationalism and racism was occurring in the world and in Turkey, both were popular concepts. The journal can be differentiated from the other Turkic magazines published during the same period by its harsh rhetoric and ideas about blood nationalism.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

