Gürhan, Nazife

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Gurhan, Uyesi Nazife
GÜRHAN, Nazife
Gürhan, Nazife
Job Title
Dr. Öğr. Üyesi
Email Address
Main Affiliation
Department of Sociology / Sosyoloji Bölümü
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

17

PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS Logo

0

Research Products

2

ZERO HUNGER
ZERO HUNGER Logo

0

Research Products

5

GENDER EQUALITY
GENDER EQUALITY Logo

1

Research Products

6

CLEAN WATER AND SANITATION
CLEAN WATER AND SANITATION Logo

0

Research Products

13

CLIMATE ACTION
CLIMATE ACTION Logo

0

Research Products

10

REDUCED INEQUALITIES
REDUCED INEQUALITIES Logo

1

Research Products

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

0

Research Products

8

DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH Logo

2

Research Products

15

LIFE ON LAND
LIFE ON LAND Logo

0

Research Products

3

GOOD HEALTH AND WELL-BEING
GOOD HEALTH AND WELL-BEING Logo

0

Research Products

9

INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE Logo

1

Research Products

14

LIFE BELOW WATER
LIFE BELOW WATER Logo

0

Research Products

4

QUALITY EDUCATION
QUALITY EDUCATION Logo

0

Research Products

1

NO POVERTY
NO POVERTY Logo

0

Research Products

7

AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY Logo

0

Research Products

11

SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES Logo

1

Research Products

12

RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION Logo

0

Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

16

Articles

10

Views / Downloads

252/1526

Supervised MSc Theses

6

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

1

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

10

Supervised Theses

6

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi2
Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi1
İdealkent (Kent Araştırmaları Dergisi)1
İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi1
Journal of Economy Culture and Society1
Current Page: 1 / 2

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 16
  • Master Thesis
    Rousseau ve Wollstonecraft Düşüncesinde Kadın: Karşılaştırmalı Sosyolojik Bir Analiz
    (2025) Satılış, Kübra; Gürhan, Nazife
    Bu tez, Jean Jacques Rousseau ve Mary Wollstonecraft'ın kadına ilişkin görüşlerini karşılaştırarak sosyolojik bir analizini ortaya koymaktadır. Her iki düşünürün bu husustaki görüşleri genel olarak insan ve toplumsal roller çerçevesinde bütüncül bir anlamda ele alınmaktadır. Birinci Dalga (Liberal) Feminizmin kurucu teorisyenlerinden biri kabul edilen Wollstonecraft, iyi bir toplum inşa etmek için kadınların da erkekler kadar bireysel ve toplumsal sorumlulukları olduğunu belirtir. Rousseau'nun aksine kadınların bunları yapabilecek güç ve iradede olduklarını da vurgulayan Wollstonecraft hem gerçek hayatında hem de yazdığı birçok eserinde bu konuyu işlemiştir. Kendisi de bir Aydınlanmacı olan Wollstonecraft'ın, Aydınlanma karşıtlığıyla ünlü olan Rousseau'yu temel alarak yaptığı eleştiriler aslında Aydınlanmacıların kadınlara yönelik ihmalkâr tavırlarını da hedef almaktadır. Bununla birlikte tezde karşılaştırma için Rousseau tercih edilmiştir. Bunun temel sebebi, Wollstonecraft'ın kadının yeri, rolü ve doğasına yönelik söylemlerini akılsallık çerçevesinde ortaya koyarken Rousseau'nun kadını doğal olarak erkekten daha aşağı gördüğünü bilinçli bir şekilde belirtmesi ve bunu savunmasıdır. Bu temelde tez, Wollstonecraft'ın görüşlerini Rousseau'nun insan doğası, akıl, duygu, din, özgürlük ve toplumsal roller açısından kadına bakışı bağlamlarında ele alıp karşılaştırmaktadır. Bu bağlamda çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, birincil kaynaklar olarak her iki düşünürün temel eserleri analiz edilerek teorik bir değerlendirme yapılmıştır. Böylece, Wollstonecraft'ın Rousseau'yu eleştrisi çerçevesinde kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki görüşleri sistemeatik bir biçimde incelenmiştir.
  • Review
    Flesh and Stone-The Body and the City in Western Civilization
    (Selcuk Univ, Fac Letters, 2020) Gurhan, Uyesi Nazife
    Richard Sennett, who states that the dominant perception of the human body is effective in shaping the spatial organization of cities, examines the reflections of culture, belief, and, power on the urban space through the human body in his book Flesh and Stone. In the book, certain historical periods of the important cities of Western civilization such as Athens, R ome, P aris, V enice, London a nd N ew Y ork w ere discussed i n sections a nd h ow urban space design was shaped by the perception of the human body at the time was explained with a flowing style. The book has the potential to provide a new perspective to our understanding of social projections in spaces while also influencing one's outlook on urban spaces and perception of the city.
  • Master Thesis
    Social Change and Children: A Sociological Study on Changing Childhood Practices in the Example of Mardin
    (2025) Kutlu, Gülbahar; Gürhan, Nazife
    Toplumsal bir varlık olarak insanın yaşam serüveninin doğal ve değişmez başlangıç noktası olan çocukluk, tarihin farklı dönemlerinde farklı anlamlara bürünmüştür. Toplumun içinde bulunduğu dinamiklerle beraber bünyesinde meydana gelen değişim ve dönüşümler toplumun bütün kurumlarını etkilediği gibi çocukluğu da etkilemektedir. Çocuk her toplumda var olurken, çocukluk deneyimleri toplumsal kodlara bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Bu çalışma insanın yaşamının önemli bir kısmını oluşturan çocukluğun deneyim ve tecrübelerinin zamana ve mekâna göre nasıl değişip dönüştüğünü anlamaya çalışmaktadır. Çalışmanın amacı, değişen çocukluk pratiklerinin doğasını ortaya koymaktır. Değişen çocukluk algısı, toplumsal değişme ve çocuk ilişkisinde en önemli parametre olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde ebeveynlerin çocuklarına verdikleri değerin artması, çocuk merkezli bir hayata geçişin olması çocuğa yönelik algının geçmişe nazaran önemli ölçüde değişmesine neden olmuştur. Buradan hareketle toplumların evrimsel süreçte anaerkil toplumlardan ataerkil toplumlara geçtiği ve hatta günümüzde 'çocukerkil' toplumların var olduğu söylenebilir. Tıpkı değişen çocukluk algısı gibi çocukluk pratiklerinde de toplumsal bir inşa sürecinden bahsedilebilir. Bu çalışmada çocukluk, toplumsal değişme ve teknolojinin gelişmesi ile ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacı toplumsal değişmenin ve tüm dünyayı etkileyen küresel değişmelerin çocukluk üzerindeki etkisini tartışmak ve değişen çocukluk pratikleri ile değişen çocukluk algısının gelinen noktadaki durumunu Mardin örneği üzerinden sosyolojik bakış açısı ile incelemektir. Çalışmada, geçmiş ve günümüz çocukluk deneyimleri karşılaştırılarak değişen aile yapısı, kültürel normlar ve dijitalleşmenin çocukluk üzerindeki etkileri analiz edilmektedir. Araştırma, Mardin ili temelinde nitel araştırma yöntemlerinden yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda farklı kuşaklardan 25 katılımcı ile görüşülerek elde edilen veriler üzerinden çocukluğun değişen doğası ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda çocukluğun dönemlere göre yaşadığı değişim, çocukluk pratikleri ile ilişkilendirilerek ifade edilmiştir. Bu sayede çocuklukta yaşanılan dönüşümün toplumun dinamiklerine göre şekillendiği görülmüştür. Sonuç olarak dijital iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, küreselleşme ve risk toplumu dinamikleri, çocukluk pratiklerinde önemli kırılma noktaları yaratarak geleneksel çocukluk anlayışının yerini daha bireysel, denetimli ve dijitalleşmiş bir çocukluk biçimine bıraktığı görülmüştür.
  • Article
    Türk Sosyolojisinde Değişen Eğilimleri Anlama Denemesi: Sosyoloji Dergisi Örneği
    (2020) Gürhan, Nazife; Yücedağ, İbrahim
    19. yüzyılda Batılı toplumların toplumsal sorunlarına çözüm bulmak amacıyla ortaya çıkan sosyolojibilimi, 20. yüzyılın erken döneminde Türkiye’de de kürsü düzeyinde yer edinmeye başlamıştır. 1914’teİstanbul Üniversitesi’nde kurulan ilk sosyoloji bölümü, bölüm bünyesinde bir yandan öğrenciler yetiştirmiş biryandan da Sosyoloji Dergisi isimli bir dergi çıkararak akademik yayın dünyasına önemli bir katkı sağlamıştır.Bu derginin ilk sayılarında sosyolojinin kurumsal açıdan yerleşebilmesi adına daha çok teorik konular elealınmışken sonraki dönemlerde ise ülkenin yaşadığı dönüşüm -modernleşme, köyden kente göç, küreselleşme,postmodernizm vs.- bağlamında örnek olaylarla ilgili saha çalışmalarına yer verilmiştir. Bu çalışmada daİstanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisi’nde yayınlanan makalelerden hareketle Türkiye’deki sosyolojinin ilgi alanlarında meydana gelen değişme ve tartışma konularındaki dönüşüm anlaşılmaya çalışılacaktır. 1917’den2019 yılının ilk sayısına kadarki 65 sayı doküman ve içerik analizine tabi tutulmuş ve dergi üzerindensosyolojimizin ilgi alanlarındaki değişimin tespiti amaçlanmıştır. Derginin yayın stratejilerinde dönem dönembazı isimlerin açık bir şekilde etkin olduğu, dünyada ve Türkiye’de olan önemli toplumsal değişmeler vesorunlar çerçevesinde bir sosyolojik bilgi üretimi yapıldığı görülmektedir. 2004 ve sonrasında dergi genelolarak bir dosya konusu çerçevesinde yazılara yer vermektedir. Sonuç olarak dergi kurulduğu ilk gündenbugüne değin Türkiye’deki sosyolojik bilginin üretim merkezlerinden biri olarak önemli bir işlevi yerinegetirmiştir.
  • Article
    Kadın Yoksulluğunun Tarihine Kapı Aralamak-18. Yüzyılın İkinci Yarısında Kadın Yoksulluğunun Toplumsal Görünümleri
    (2019) Gürhan, Nazife
    Toplumsal hiyerarşinin en alt tabakasına gönderme yapan yoksulluk, yeterli kaynak ve gelire sahip olamama durumu olarak tanımlanabilir. Son yıllarda toplumsal cinsiyet çalışmalarındaki artışla birlikte kadınların yoksulluğu deneyimleme biçimlerindeki cinsiyet farklılıklarına vurgu yapan “kadın yoksulluğu” kavramsallaştırması kullanılmaya başlanmıştır. Bu kavram kadınların toplumda var olan rolleri ve statülerine bağlı olarak yoksulluk deneyimlerinin erkeklerden farklılaşmasını ifade etmektedir. Bu çalışmanın ana konusu 18. yüzyılın ikinci yarısında Diyarbekir’de yaşamış yoksul kadınların yoksulluk deneyimlerini ortaya çıkarmaktadır. Bir tarihsel sosyoloji araştırması olan çalışmanın ana kaynağı dönemin Diyarbekir Eyaleti’nin merkezi konumundaki Amid mahkemesine ait 7 adet şer’iyye sicili defteridir. Bu defterlerde bulunan tereke/miras kayıtları arasından tespit edilen 119 yoksul kadına ait belgedeki yoksulluk imgeleri üzerinden incelenen dönemde yaşayan kadın yoksulların gündelik hayatlarının fotoğrafını çekmek, böylelikle kadın yoksulluğunun tarihsel arka planına ışık tutmak amaçlanmaktadır. Çalışmada kadın yoksulların gündelik mekanlarını oluşturan evlerin genel olarak harabe evler olduğu, giyinme pratiklerinde ise “köhne” olarak tasvir ve tabir edilen kıyafetlerin varlığı dikkat çekici hususlar olarak ortaya çıkmıştır. Yine kadın yoksulların (ortalama 51 kuruş servet) erkek yoksullara (ortalama 57,5 kuruş servet) göre yoksulluğu daha derinden yaşayarak yoksullar arasındaki en yoksul kesimi oluşturdukları görülmüştür. Bu durum günümüzde yoksulluğun kadınlar arasında daha derin yaşandığını ifade eden “yoksulluğun kadınsılaşması” kavramının geçmişte de var olduğuna bir işarettir
  • Master Thesis
    Food Phenomenon in Diyarbakır in the Context of Conspicuous Consumption
    (2025) Aydın, Elanur; Gürhan, Nazife
    Günümüzde tüketim toplumunda ortaya çıkan tüketim tarzlarından biri olan gösterişçi tüketim, bir tüketicinin sosyal sınıfının tüketim kalıplarından ayrılarak üst sınıfın tüketim kalıplarını taklit etmeye yönelik tüketim faaliyetlerinde bulunmasıdır. Gösterişçi tüketim davranışına sahip tüketiciler çeşitli sembollerin kendilerini daha varlıklı ve daha seçkin gösterecek bir üst sınıfa yaklaşmalarını sağladığına inanmaktadır. Üst sınıftan ve seçkin gösterecek sembollerden biri de yeme içme faaliyetleridir. Yemek bireyin hayatını devam ettirmesi için gerekli olan fiziksel bir ihtiyaçtan öte içerdiği toplumsal ve kültürel anlamlarla tüketicinin kimlik inşa sürecini de belirler. Yemek kendisini tüketeni 'kim' yapar. Bireyin toplumsallaşma sürecinde yemeği onun kimliğini tanımlamasında simgesel anlamlar verir. Yiyecek tercihleriyle, yediği mekânlarıyla beraber birey etrafındakilere kimliğini tanıtır. Lüks bir semtte ve haliyle lüks restoranda yemek ile ayaküstü sokak satıcısında yemek aynı anlamları vermez. Bu çalışmada gösterişçi tüketim ve yemek kavramları ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırma, Diyarbakır ili bazında nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım ve yüz yüze derinlemesine mülakat tekniği ile yürütülmüştür. Bu bağlamda farklı kafe ve restoranlara giden farklı yaş, farklı meslek ve cinsiyetten 30 kişi ile görüşülmüştür. Sonuç olarak bireyin ait olduğu sınıfı ve kimliğini hem yediğin yemek hem de gittiği yemek mekânları görünür hale getirir. Çünkü yemek gösterişçi tüketimin açıkça sergilendiği alanlardan biridir. Bireyler sahip olmak istediği sosyal statüye ve prestije uygun olacak yüksek statü içeren yemeklerin sunulduğu mekânları tercih etmekte; gösterişçi tüketimi yemek üzerinden inşa etmektedir. Anahtar Kelimeler: Gösterişçi tüketim, Yemek, Kimlik, Mekân
  • Article
    MIGRATORY KITCHEN: THE EXAMPLE OF SYRIANS IN MARDIN
    (Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 2018) GÜRHAN, Nazife
    Due to immigration, lifestyle and dietary habits transform depending on the change in the socioeconomic situation, social position, and status of migrants. These changes can be observed in various stages, such as in the availability of food and its preparation, and consumption. This article attempts to demonstrate the transformation in dietary habits after immigration of people who migrated to Turkey since 2011 due to the Syrian war. The study focused on the city of Mardin, located in southeastern Anatolia, and was conducted in the form of fieldwork. Using snowball sampling methods, participant observation, and qualitative research techniques, in-depth interviews were made with 25 people who migrated to Mardin from different regions of Syria. The change in dietary habits varies greatly in parallel with the amount of change in socio-economic status to a large extent. However, there was some differentiation in terms of food structure and diet. This study shows that immigrants’ views on food were different. It was observed that Syrians continued their traditional dietary habits or fully adopt the dietary habits of the new country or engage in a hybridization of dietary practices due to cultural transition.
  • Article
    DİYARBAKIR KENT ALGISI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
    (2016) Gürhan, Nazife
    Toplumsal ilişkilerle şekillenen ve üretilen bir alan olarak kentsel mekân, toplumsal yapı ve değişmelerin izlenebildiği, toplumun kimliğinin yansıdığı bir gösterge olarak karşımızda durmaktadır. Kentsel mekânlar, içinde yaşayanların kimliklerinin yansıması olarak görülebileceği gibi kendisi de bir kimlik ve kişiliğe sahiptir. Bu nedenle her kent içinde yaşayanların zihinlerinde çeşitli çağrışımlar yapar. Kentin imajı ya da kent imgesi de diyebileceğimiz bu zihinsel çağrışımlar, kentin içinde barındırdığı kültürel kodlar çerçevesinde şekillenmektedir. Diyarbakır kent algısını ortaya çıkarmaya çalışan bu araştırma, Diyarbakır'ın Diclekent ve Metropol semtlerinde yapılan saha araştırmasına dayanmaktadır. Diyarbakırlıların hem kente ilişkin genel algıları hem de mekânsal ve kültürel farklılıkların getirisi olarak birbirinden tamamen farklı görünümler sergileyen semtlere dair kent sakinlerinin zihinlerindeki algılar yapılan derinlemesine görüşmelerle ortaya konulmuştur. Küreselleşmenin etkisiyle artan sosyal kutuplaşmanın bütün emarelerini gösteren Diyarbakır toplumsal sınıflar tarafından şekillendirilen kentsel mekânıyla bölünmüş ve ikili yapıda bir kent görünümü sergilemektedir
  • Article
    Yemek ve Din: Yemeğin Dini Simgesel Anlamları Üzerine Bir İnceleme
    (2017) Gürhan, Nazife
    Fiziksel bir ihtiyaç olan yemek, içerdiği kültürel ve dini kodlarla bireylerin kimlik inşasında önemli bir unsur olmasının yanı sıra toplumların her alanına sirayet ederek şekillenmesine neden olmakta, taşıdığı dini simgesel anlamlarla bireylerin beslenme/yemek kültürünün oluşmasını sağlamaktadır. Ayrıca farklı dine inananlarla arasındaki simgesel sınırın çizilmesinde dinin yemek üzerindeki etkisinin başrolde yer aldığı da görülmektedir. Din, yemeği insanın dünyayla ilişkisinin başlangıç noktasına koymakta, inanç sisteminin inşasında dinsel kimlik aracı haline getirmekte ve inananlarına da vaat ettiği cennette mükâfatlandırma aracı olarak sunmaktadır. Bu çalışmada yaşamın her alanında kendini hissettiren bir olgu olarak dinin -İslam dini özelinde- toplumların yemek kültürünü etkilemesi bağlamında bireylerin yemek/gıda tercihlerini nasıl etkilediği ve dinin beslenme üzerinden inanç sistemini nasıl kurduğu ele alınmıştır
  • Master Thesis
    Emek piyasasına katılan Suriyeli göçmen kadınların toplumsal cinsiyet rollerindeki dönüşüm: Mardin örneği
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Deniz, Çağlar; Gürhan, Nazife
    Bu araştırma, 2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaş nedeniyle Türkiye'ye zorunlu göç ettikten sonra iş yerleri açarak ücretli çalışma yaşamına katılan Suriyeli kadınların deneyimlerini incelemektedir. Bu bağlamda göçmen kadınların zorunlu göç sonrası kadınlık kimliğinde yaşanan dönüşümleri konu alan bu araştırma kadınların göç sürecini erkeklerden farklı deneyimlediği temelinden hareket etmekte ve göç sürecindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini görünür kılmayı amaçlamaktadır. Araştırmada kadın-göç ilişkisi, uluslararası göç teorileri ve toplumsal cinsiyet kavramı temelinde incelenmiştir. Araştırma, Mardin kentinin Artuklu ve Kızıltepe ilçelerinde iş yeri açan, zorunlu göçten önce ev kadını olarak yaşamını sürdürmüş 13 Suriyeli göçmen kadınla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemiyle yapılan bu araştırmada derinlemesine mülakatlarla toplanan anlatılar yorumlanmıştır. Bu bağlamda kadınların zorunlu göç süreciyle birlikte dönüşen toplumsal cinsiyet rolleri, ev dışı ücretli çalışmanın bu dönüşüm üzerindeki etkilerinin neler olduğu tartışılmıştır. Feminist bir perspektifle görüşmelerden edinilen bilgilerle bir yandan göç sürecinde kadınların maruz kaldıkları mağduriyetler görünür kılınmaya çalışılırken bir yandan da kadınların göç sürecindeki aktif konumlarına dikkat çekilmiştir. Ayrıca zorunlu göç ve uyum konusunda toplumsal cinsiyet rolü, söz konusu dönüşümlerin etkisiyle sunulmuştur. Dolayısıyla zorunlu göç sürecinde değişen kültürel ve ekonomik koşullara bağlı olarak kadınlık kimliğinin çeşitli dönüşümler geçirdiği ve bu dönüşümlerin kadınların uyum süreçlerine olumlu katkılarda bulunduğunu söylemek mümkündür. Araştırma, göç sürecinin kadınların özgül deneyimleri bağlamında toplumsal cinsiyet ve cinsiyet dinamikleri tarafından doğrudan yapılandırıldığını ortaya koyarak ilgili literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır.