Kayan, Fethullah

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Job Title
Dr. Öğr. Üyesi
Email Address
Main Affiliation
Department of Internal Medical Sciences / Dahili Tıp Bilimleri Bölümü
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

NO POVERTY1
NO POVERTY
0
Research Products
ZERO HUNGER2
ZERO HUNGER
0
Research Products
GOOD HEALTH AND WELL-BEING3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING
5
Research Products
QUALITY EDUCATION4
QUALITY EDUCATION
0
Research Products
GENDER EQUALITY5
GENDER EQUALITY
0
Research Products
CLEAN WATER AND SANITATION6
CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY7
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
0
Research Products
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
0
Research Products
REDUCED INEQUALITIES10
REDUCED INEQUALITIES
0
Research Products
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
CLIMATE ACTION13
CLIMATE ACTION
0
Research Products
LIFE BELOW WATER14
LIFE BELOW WATER
1
Research Products
LIFE ON LAND15
LIFE ON LAND
0
Research Products
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
0
Research Products
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
0
Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

20

Articles

15

Views / Downloads

87/2700

Supervised MSc Theses

0

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

8

Scopus Citation Count

10

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.40

Scopus Citations per Publication

0.50

Open Access Source

18

Supervised Theses

0

JournalCount
Dicle Tıp Dergisi3
International Journal of Cardiovascular Sciences2
BESLENME BİYOKİMYASI1
BMC Cardiovascular Disorders1
Dicle Medical Journal/Dicle Tıp Dergisi1
Current Page: 1 / 4

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 20
  • Book Part
    Kardiyovasküler Hastalıklarda Beslenme
    (2023) Kayan, Fethullah; Karahan, Mehmet Zülkif
    Bölüm 20 - Kardiyovasküler Hastalıklarda Beslenme ............................................................ 399 Fethullah Kayan - M. Zülkif Karahan 1. Genel Bakış ........................................................................................................................ 400 2. Besinler .............................................................................................................................. 403 3. Gıdalar ............................................................................................................................... 405 xv 4. Hipertansiyon ve Beslenme................................................................................................ 408 5. Obezite-Diyabetüs Mellitüs ve Beslenme ........................................................................... 409 6. Kalp Yetmezliği ve Beslenme.............................................................................................. 410 7. Koroner Arter Hastalığı ve Beslenme .................................................................................. 411 Kaynaklar................................................................................................................................... 413
  • Article
    Serum Ürik Asit, Kronik Total Oklüzyon'a PCI Yapıldığında, Kontrast Maddeye Bağlı Nefropatiyi Öngörür
    (2025) Kayan, Fethullah; Karahan, Mehmet Zülkif
    Amaç : CIN (kontrast kaynaklı nefropati), CTO (kronik total oklüzyon) için yapılan PCI (perkütan koroner girişim) sonrasında görülen önemli bir komplikasyondur. Yükselmiş serum ürik asit (SUA) düzeylerinin böbrek hasarında rol oynadığı bildirilmiştir, ancak CTO-PCI hastalarında CIN için öngörücü değerleri net değildir. Bu çalışma, SUA düzeyleri ile CIN riski arasındaki ilişkiyi bu hasta grubunda incelemeyi amaçlamıştır. Yöntemler: Bu retrospektif gözlemsel çalışmaya, Nisan 2017 – Mart 2023 tarihleri arasında Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde CTO nedeniyle PCI uygulanan 225 hasta dahil edilmiştir. Hastalar, başlangıçtaki SUA düzeylerine göre üç gruba ayrılmıştır: ≤5.2 mg/dL (n=75), 5.3–6.6 mg/dL (n=75) ve ≥6.7 mg/dL (n=75). CIN, PCI sonrası 48–72 saat içinde serum kreatinin düzeyinde %25’ten fazla artış olarak tanımlanmıştır. Klinik, demografik ve laboratuvar parametreleri ki-kare, ANOVA veya Kruskal-Wallis testleriyle karşılaştırılmıştır. SUA’nın CIN için öngörücü değerini belirlemek amacıyla lojistik regresyon ve ROC analizleri uygulanmıştır. Bulgular: CIN, 44 hastada (%19,6) gelişmiştir. Yüksek SUA düzeyleri; artmış CIN insidansı (p<0.001), daha yüksek kronik böbrek hastalığı prevalansı (p<0.001), düşük ejeksiyon fraksiyonu (EF) (p=0.027) ve artmış mortalite (p=0.023) ile ilişkili bulunmuştur. ROC analizi, 5.95 mg/dL SUA kesim değerini belirlemiştir (AUC=0.643, %95 GA: 0.561–0.725, p=0.003) — bu değer için duyarlılık %72.7 ve özgüllük %56.4 olarak saptanmıştır. Tek değişkenli analizde yaş, EF, C- reaktif protein ve SUA CIN’in anlamlı belirteçleri olarak saptanmış, ancak çok değişkenli analizde anlamlılıklarını korumamışlardır. Sonuç: Yüksek SUA düzeyleri, CTO-PCI hastalarında artmış CIN riski ile ilişkilidir. Rutin SUA değerlendirmesi, yüksek riskli hastaların erken tanımlanmasına yardımcı olabilir ve önleyici stratejilerin güçlendirilmesini destekleyebilir.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Citation - Scopus: 1
    Effects of Ranolazine on Angiogenesis and Oxidant-Antioxidant Balance: an in Vivo Experimental Model Study
    (Nature Portfolio, 2025) Savas, Hasan Basri; Kayan, Fethullah
    Ranolazine is known for its antiarrhythmic, antianginal, anti-ischemic properties, as well as its favorable effects on glycemic control. This study aimed to evaluate the effects of ranolazine on oxidative-antioxidative balance and angiogenesis using an in vivo experimental model. A total of 40 Ross 308 chick embryos were used and randomly divided into four groups (n = 10 per group). On the eighth day of incubation, vascular density was assessed. Following vascular evaluation, 4-5 mL of albumen was aspirated using a syringe to measure oxidative stress markers. The groups were as follows: Control, Bevacizumab (BC), Ranolazine 10(-4), and Ranolazine 10(-5). Total antioxidant capacity (TAC) levels were significantly higher in the bevacizumab group compared to the control group (p < 0.05). Similarly, oxidative stress index (OSI) levels were also significantly elevated in the bevacizumab group (p < 0.05). Both Ranolazine 10(-4) and 10(-5) groups demonstrated significantly increased TAC levels compared to the control group (p < 0.05). In terms of angiogenesis scores, bevacizumab exhibited a marked anti-angiogenic effect compared to control. However, no statistically significant difference was observed between the ranolazine groups and the control group regarding angiogenesis scores (p > 0.05). This study provides the first in vivo evidence that Ranolazine enhances total antioxidant capacity but does not influence angiogenesis in the CAM model. Future research should explore the molecular mechanisms underlying this effect.
  • Article
    Kardiyovasküler Hastalık Yüksek Riskine Sahip Bireylerde Lipit Düşürücü İlaçların Etkinliği
    (2024) Kayan, Fethullah; Günlü, Serhat
    Amaç: Lipid düşürücü tedavinin optimal yönetimi, ikincil koruma altındaki hastalarda kardiyovasküler (KV) riskin azaltılmasında kritik bir rol oynamaktadır. Yüksek doz statinler, ezetimib ve nispeten yeni PCSK9 inhibitörleri (PCSK9i), bu hastalarda LDL kolesterol (LDL-K) tedavi hedeflerine ulaşmada etkinlik göstermiştir. Ancak, etkinliklerini destekleyen önemli kanıtlara rağmen, bu müdahaleler özellikle düşük hasta uyum düzeyleri nedeniyle önemli ölçüde yeterince kullanılmamaktadır. Dahası, kolesterol düşürücü tedavinin genel etkinliği ve ikincil koruma hastalarının düzenli bir lipid profili elde etme oranı hakkında sınırlı veri bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın temel amacı, bu hasta grubundaki lipid düşürücü tedavi durumunu değerlendirmekti. Yöntemler: Çalışma, kardiyovasküler hastalık ikincil koruma geçmişi olan hastalara odaklanarak, Nisan 2021 ile Mart 2023 tarihleri arasında Mardin Artuklu Üniversitesi, Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapıldı. Çalışmada, reçetelenen kolesterol düşürücü ilaçlar, statin kullanımının yetersizliğine katkıda bulunan faktörler ve lipid profilinin açıklanması incelendi. Bulgular: 872 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların %86,8'i statin (statin ile birlikte %5,2'si ezetimib ve %3,4'ü fibrat) kullanırken, %13,2'si herhangi bir lipid düşürücü tedavi almadı. Statin kullananların %64'ü yüksek dozda ilaç alıyordu. LDL-K değerleri 452 hastada değerlendirildi ve sadece %30'u önerilen 70 mg/dL altında bulunmaktaydı. Sonuç: İkincil korunma hastalarının yer aldığı bu araştırmada, katılımcıların yarısından biraz fazlası yüksek doz statin alırken, ihmal edilebilir bir oran ezetimib tedavisi almıştır. Endişe verici bir şekilde, hastaların üçte ikisinden fazlası, LDL-K değerleri terapötik aralıktan önemli ölçüde sapma gösterdi ve bu durum, lipid profilleri ile klinik kılavuzlar tarafından önerilen değerler arasında önemli bir boşluk olduğunu göstermektedir.
  • Article
    Citation - Scopus: 1
    The predictive effect of shock index on mortality in patients with acute heart failure
    (AME Publishing, 2023) Günlü, Serhat; Kayan, Fethullah; Karahan, Mehmet Zülkif
    Background: The predictive usefulness of the shock index (SI), which is determined as a proportion of heart rate (HR) to systolic blood pressure (SBP), and age-adjusted SI (SI × age) for clinical outcomes other than mortality in acute heart failure (AHF) is not well established. This research aimed to examine whether SI and SI × age measured non-invasively at a patient’s bedside can identify mortality risk in patients admitted to the coronary care unit (CCU) with AHF. Methods: This research was carried out as a retrospective case-control study. Indices were calculated. The receiving operating characteristic (ROC) and Youden index were applied to calculate the optimal SI and SI × age cut-off for estimating mortality. Using multivariate analysis to determine independent indicators of mortality in patients with AHF. Results: A total of 1,468 patients who were hospitalized at the CCU with AHF were included. The population’s median age was 81 (73–91) years and 53.7% were male. In the survivor group, the median SI was 0.6 (0.5–0.75), and the median SI × age was 46 (38–58). In the non-survivor group, the median SI was 0.62 (0.55–0.81) and the median SI × age was 53 (44–66). According to the Youden index, the best value of SI was 0.56 with a specificity of 46% and a sensitivity of 70%, and the best value of SI × age was 44.8 with a specificity of 48% and a sensitivity of 76%. In the multivariate analysis, the power of SI × age to predict mortality was 2.39 times greater than other independent predictors. Conclusions: SI and SI × age calculated in the CCU may be valuable prognostic markers for identifying AHF patients at high risk for adverse outcomes.
  • Article
    Citation - WoS: 3
    Citation - Scopus: 3
    The prognostic value of ORBIT risk score in predicting major bleeding in patients with acute coronary syndrome
    (ScienceDirect, 2023) Günlü, Serhat; Arpa, Abdulkadir; Kayan, Fethullah; Güzel, Tuncay; Kılıç, Raif; Aktan, Adem; Altintaş, Bernas; Karahan, Mehmet Zülkif
    Background: The most significant adverse effect of antithrombotic medication in acute coronary syndrome (ACS) is major bleeding, which is related to increased mortality. Studies on ORBIT risk score in predicting major bleeding in ACS patients are limited. Objective: This research aimed to examine whether the ORBIT score calculated at the bedside can identify major bleeding risk in patients with ACS. Methods: This research was retrospective, observational, and conducted at a single center. Analyses of receiver operating characteristics (ROC) were utilized to define the diagnostic value of CRUSADE and ORBIT scores. The predictive performances of the two scores were compared using DeLong's method. Discrimination and reclassification performances were evaluated by the integrated discrimination improvement (IDI), and net reclassification improvement (NRI). Results: The study included 771 patients with ACS. The mean age was 68.7 ± 8.6 years, with 35.3 % females. 31 patients had major bleeding. Twenty-three of these patients were BARC 3 A, five were BARC 3 B, and three were BARC 3 C. Bleeding history [OR (95 % CI), 2.46 (1.02-5.94), p = 0.021], hemoglobin levels [OR (95 % CI), 0.54 (0.45-0.63), p < 0.001], and age > 74 years [OR (95 % CI), 1.03 (1.01-1.06), p = 0.039] were independent predictors of major bleeding. The ORBIT score was an independent predictor of major bleeding in the multivariate analysis: continuous variables [OR (95 % CI), 2.53 (2.61-3.95), p < 0.001] and risk categories [OR (95 % CI), 3.06 (1.69-5.52), p < 0.001]. Comparison of c-indexes for major bleeding events revealed a non-significant difference for the discriminative ability of the two tested scores (p = 0.07) with a continuous NRI of 6.6 % (p = 0.026) and an IDI of 4.2 % (p < 0.001). Conclusion: In ACS patients, the ORBIT score independently predicted major bleeding.
  • Presentation
    Non-ST Yükselmeli Miyokard Enfarktüsü Sonrası Ticagrelor Kullanan Bir Hastada Semptomsuz Derin Trombositopeni: Bir Vaka Raporu
    (2023) Kayan, Fethullah
    Giriş: Ticagrelor, trombosit P2Y12 reseptörünü etkin bir şekilde inhibe eden güçlü bir oral ilaçtır (1) ve trombosit aktivasyonunun merkezi bir amplifikasyon yolunu hem doğrudan hem de aktif bir metabolit aracılığıyla engeller (2). İlaç, günde iki kez verildiğinde dolaşımda tutarlı bir şekilde hızlı başlangıç ve sonlanışa sahip anti-trombosit etkisi gösterir (3). Ticagrelor, geri döndürülebilir özelliklere sahiptir, ters agonist özelliklere sahiptir ve anti-trombotik, anti- enflamatuar ve damar genişletici özelliklere katkı sağlayan pleiotropik etkiler sergiler (4). Vaka Sunumu: 45 yaşında erkek hasta, göğüs ağrısı şikayeti ile acil servise başvurdu. Troponin pozitifliği saptandıktan sonra Non-ST Yükselmeli Miyokard Enfarktüsü (NSTEMI) tanısı ile koroner yoğun bakım ünitesine yatırıldı. Hastaya, 2 (180 mg) ticagrelor tablet, 300 mg asetilsalisilik asit (ASA) tablet ve 10.000 ünite Unfraksiyone Heparin (UFH) i.v. olarak verildi. Hasta acil servise gelişinde yapılan kan testlerinde trombosit değerinin 225.000 olduğu görüldü. Hastaya Doppler ekokardiyografi uygulandı; Ejeksiyon fraksiyonu (EF) %50, segmenter duvar hareket bozukluğu, sol ventrikül hipertrofisi (LVH), sol ventrikül diyastolik disfonksiyonu (LVDD) saptandı. Sol radial arterden yapılan koroner anjiyografi ile LAD-D1 seviyesinde %99 darlığa stent implante edildi (Şekil 1). Revaskülarizasyon sonrası hastaya ASA 100 mg tb 1x1, tikagrelor 90 mg tb 2x1, atorvastatin 40 mg tb 1x1, metoprolol 50 mg tb 1x1 tedavisine devam edildi. Hastanın 3 günlük hastane takibinde trombosit değerlerinin normal olduğu görüldü. Taburculukta hasta mevcut ilaçları reçete edilerek taburcu edildi. Yaklaşık 1 hafta sonra kontrol amaçlı polikliniğe başvuran hastanın yapılan rutin tetkiklerinde trombosit sayısı 38.000 olarak görüldü. Bir gün sonra kontrol amaçlı tekrar trombosit değeri görüldü ve trombosit sayısı 36.000 görüldü. Hastanın PKG sonrası, hastane yatışında ve taburculuğunda Fraksiyone Olmayan Heparin (UFH) veya Düşük molekül ağırlıklı heparin (LMWH) almadığı göz önüne alındığında trombositopeninin heparine bağlı trombositopeni olmadığı düşünüldü. Nitekim hastanın yapılan periferik kan yaymalarında şistosit ve mikroanjiopatik hemoliz düşündüren diğer anormalliklere rastlanmadı (Şekil 2.) Hastada trombositopeniye neden olacak başka bir hastalık veya durum bulunmadığından hastanın tikagreloru kesildi ve klopidogrel 75 mg tb 1x1 başlandı. Hastanın hastaneye kabülünden, taburculuk sonrası kontrolüne kadar olan hematolojik parametreleri tablo 1’ de gösterilmiştir. Hastanın altı (6) gün sonra ölçülen trombosit sayısının (174.000) normale döndüğü görüldü.
  • Book Part
    Mİ YOK A RDİT
    (2023) Kayan, Fethullah
    GİRİŞ Miyokardit, öncelikle çocukları ve genç yetişkin- leri etkileyen, nadir görülen, potansiyel olarak ölümcül ve genellikle yetersiz teşhis edilen bir kalp yetmezliği nedenidir. Akut miyokardit insidansı küresel olarak yılda yaklaşık 1,5 milyon vaka olarak tahmin edilmek- tedir (1). Miyokardit, asemptomatik olabileceği gibi kalp nakli gerektirebilecek kadar ileri derecede kalp yetmezliğine neden olabilen çok geniş bir klinik yelpazeye sahiptir. Bu sebeple miyokardit, klinik prezentasyonunun heterojenliği nedeniyle zor bir tanıdır. Miyokarditin kalp yetmezliği (Heart Failu- re-HF) nedeni olarak katkısı, yaşa ve bölgeye göre yaklaşık olarak % 0.5 ila % 4.0 arasında değişir (2). Açıklanamayan non-iskemik dilate kardiyomi- yopatisi (DKM) olan yetişkin hastaların %9-16’sın- dan sorumlu olduğu düşünülmektedir. (3) The Global Burden of Disease çalışmasına göre, 1990 ile 2013 yılları arasında hastaneden taburcu olma belgelerindeki Uluslararası Hasta- lık Sınıflandırması (ICD) kodlarına dayalı olarak Fethullah KAYAN 1 100.000 hasta başına 22 miyokardit vakası in- sidansı bildirmiştir.(4) Hastaların yaklaşık üçte ikisi erkekti ve ortalama yaş erkeklerde 33, kadın- larda 46’dır. Hafif semptomlar ve minimal ventriküler disfonksiyonla başvuran hastalarda miyokardit genellikle özel tedavi olmaksızın spontan olarak iyileşir.(5)
  • Article
    Effect of cardio-gastric interaction on atrial fibrillation in GERD patients
    (2023) Günlü, Serhat; Araç, Eşref; Aktan, Adem; Kayan, Fethullah; Bernas, Altıntaş; Karahan, Mehmet Zülkif; Altıntaş, Bernas
    Objective: Atrial fibrillation (AF) and gastroesophageal reflux disease (GERD) are very common in daily clinical practice. Post-prandial AF episodes have been reported in GERD patients. Although it was reported in previous studies that it was caused by sympathovagal imbalance, there are no studies on cardiac conduction system involvement. In this study, we aimed to evaluate whether the risk of developing AF increases in untreated GERD patients with non-invasive electrophysiological tests. Methods: The research was prospectively performed. Endoscopy was performed on the individuals due to reflux complaints. ECG was recorded at 25mm/s and 10 mm/mV amplitude, and 24-hour Holter ECG (three-channel; V1, V2, and V5) was performed. ECG parameters were measured and Holter ECG results were analyzed. Results: A total of 120 individuals, 60 patients and 60 controls, were included. No significant statistically differences existed between groups for hypertension, diabetes, smoking, or dyslipidemia (p>0.05). In terms of heart rate, Pmax, Pmin, QTd, and QTcd, there were no significant differences across the two groups (p>0.05). P-wave dispersion (Pd) was substantially higher in the study group (p=0.014). Comparing the heart rate variabilities of 24-hour Holter ECG recordings across the groups, the standard deviation of R-R intervals (SDNN) was substantially higher in the study group (p<0.001). Low Frequency (LF) and LF/HF were significantly higher in the control group (p<0.001 and p=0.003, respectively). AF was detected in nine individuals on Holter ECG. Conclusion: Pd duration and risk of developing AF were higher in GERD patients.
  • Presentation
    METABOLİK SENDROM VE KARDİYO-ELEKTROFİZYOLOJİK DENGE
    (2023) Kayan, Fethullah
    Amaç: Kardiyovasküler morbidite ve ölüm, metabolik sendromun daha yüksek prevalansıyla ilişkilidir. Kardiyak elektrofizyolojik denge indeksi (iCE), QT aralığı/QRS süresi olarak tanımlanır ve yükselmiş Tp-e/QT oranı kötücül ventriküler aritmilere ilişkin öngörücüdür. Bu araştırmanın amacı, metabolik sendrom (MS) ile iCE ve Tp-e/QT oranı arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Yöntem: Bu araştırma, 40 ila 70 yaş arasındaki 90 hastadan oluşmaktadır ve iki gruba ayrılmıştır: metabolik sendromlu 45 hasta (21 erkek, ortalama yaş 58.7±1.4 yıl) ve kontrol grubu (24 erkek, ortalama yaş 55.1±2.3 yıl). Tüm hastalara standart 12 derivasyonlu elektrokardiyogram kaydı yapıldı. Tp-e aralığı, QT aralığı, QRS süresi, Tp-e/QT oranı ve QT/QRS oranı belirlendi. Sonuçlar: İki grup arasında temel özellikler açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı (Tablo 1).