Kayan, Fethullah

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Job Title
Dr. Öğr. Üyesi
Email Address
Main Affiliation
Department of Internal Medical Sciences / Dahili Tıp Bilimleri Bölümü
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

17

PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS Logo

0

Research Products

2

ZERO HUNGER
ZERO HUNGER Logo

0

Research Products

5

GENDER EQUALITY
GENDER EQUALITY Logo

0

Research Products

6

CLEAN WATER AND SANITATION
CLEAN WATER AND SANITATION Logo

0

Research Products

13

CLIMATE ACTION
CLIMATE ACTION Logo

0

Research Products

10

REDUCED INEQUALITIES
REDUCED INEQUALITIES Logo

0

Research Products

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

0

Research Products

8

DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH Logo

0

Research Products

15

LIFE ON LAND
LIFE ON LAND Logo

0

Research Products

3

GOOD HEALTH AND WELL-BEING
GOOD HEALTH AND WELL-BEING Logo

5

Research Products

9

INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE Logo

0

Research Products

14

LIFE BELOW WATER
LIFE BELOW WATER Logo

1

Research Products

4

QUALITY EDUCATION
QUALITY EDUCATION Logo

0

Research Products

1

NO POVERTY
NO POVERTY Logo

0

Research Products

7

AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY Logo

0

Research Products

11

SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES Logo

0

Research Products

12

RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION Logo

0

Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

20

Articles

15

Views / Downloads

87/2700

Supervised MSc Theses

0

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

8

Scopus Citation Count

10

WoS h-index

2

Scopus h-index

2

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.40

Scopus Citations per Publication

0.50

Open Access Source

18

Supervised Theses

0

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
Dicle Tıp Dergisi3
International Journal of Cardiovascular Sciences2
BESLENME BİYOKİMYASI1
BMC Cardiovascular Disorders1
Dicle Medical Journal/Dicle Tıp Dergisi1
Current Page: 1 / 4

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 20
  • Book Part
    Kardiyovasküler Hastalıklarda Beslenme
    (2023) Kayan, Fethullah; Karahan, Mehmet Zülkif
    Bölüm 20 - Kardiyovasküler Hastalıklarda Beslenme ............................................................ 399 Fethullah Kayan - M. Zülkif Karahan 1. Genel Bakış ........................................................................................................................ 400 2. Besinler .............................................................................................................................. 403 3. Gıdalar ............................................................................................................................... 405 xv 4. Hipertansiyon ve Beslenme................................................................................................ 408 5. Obezite-Diyabetüs Mellitüs ve Beslenme ........................................................................... 409 6. Kalp Yetmezliği ve Beslenme.............................................................................................. 410 7. Koroner Arter Hastalığı ve Beslenme .................................................................................. 411 Kaynaklar................................................................................................................................... 413
  • Book Part
    Mİ YOK A RDİT
    (2023) Kayan, Fethullah
    GİRİŞ Miyokardit, öncelikle çocukları ve genç yetişkin- leri etkileyen, nadir görülen, potansiyel olarak ölümcül ve genellikle yetersiz teşhis edilen bir kalp yetmezliği nedenidir. Akut miyokardit insidansı küresel olarak yılda yaklaşık 1,5 milyon vaka olarak tahmin edilmek- tedir (1). Miyokardit, asemptomatik olabileceği gibi kalp nakli gerektirebilecek kadar ileri derecede kalp yetmezliğine neden olabilen çok geniş bir klinik yelpazeye sahiptir. Bu sebeple miyokardit, klinik prezentasyonunun heterojenliği nedeniyle zor bir tanıdır. Miyokarditin kalp yetmezliği (Heart Failu- re-HF) nedeni olarak katkısı, yaşa ve bölgeye göre yaklaşık olarak % 0.5 ila % 4.0 arasında değişir (2). Açıklanamayan non-iskemik dilate kardiyomi- yopatisi (DKM) olan yetişkin hastaların %9-16’sın- dan sorumlu olduğu düşünülmektedir. (3) The Global Burden of Disease çalışmasına göre, 1990 ile 2013 yılları arasında hastaneden taburcu olma belgelerindeki Uluslararası Hasta- lık Sınıflandırması (ICD) kodlarına dayalı olarak Fethullah KAYAN 1 100.000 hasta başına 22 miyokardit vakası in- sidansı bildirmiştir.(4) Hastaların yaklaşık üçte ikisi erkekti ve ortalama yaş erkeklerde 33, kadın- larda 46’dır. Hafif semptomlar ve minimal ventriküler disfonksiyonla başvuran hastalarda miyokardit genellikle özel tedavi olmaksızın spontan olarak iyileşir.(5)
  • Article
    Dekompanse Kalp Yetmezliği Hastalarında Başvuru Serum Kreatinin/albümin Oranı ve 1 Yıllık Mortalite ile İlişkisi
    (2024) Karahan, Mehmet Zülküf; Özbek, Mehmet; Arpa, Abdulkadir; Polat, Nihat; Yüksel, Murat; Işık, Mehmet Ali; Kayan, Fethullah
    Amaç: Tıbbi gelişmelere rağmen kalp yetmezliği (KY) yüksek mortalite oranlarını korumaktadır. Araştırmamız, dekompensesistolik KY hastalarında serum kreatinin/albumin oranı ile bir yıllık mortalite arasındaki ilişkiyi incelemeye odaklanmaktadır. Yöntemler: Ekim 2014 ile Ekim 2015 tarihleri arasında akut sistolikdekompanse KY tanısı konmuş ve sol ventrikülejeksiyon fraksiyonu (LVEF) ≤ 40% olan 80 hasta (37 kadın) çalışmamıza dahil edildi. Hastalar, bir yıl içinde tüm nedenlere bağlı mortalite olup olmadığına göre iki gruba ayrıldı. Bulgular: 80 katılımcının 31'i (%39), birinci yıl içinde ölümle sonuçlandı. Ölen grubun ortalama yaşı 69±14 yıl olup, bunların %38,7'si (n=12) kadındı. Buna karşılık, hayatta kalan grupta ortalama yaş 66±12 yıl olup, bunların %51'i (n=25) kadındı. Mortalite yaşanan KY grubu, serum kreatinin-albümin oranı, üre ve kreatinin değerlerinde anlamlı düzeyde daha yüksek seviyeleri sergiledi ve pretibial ödem prevalansı daha yüksekti (p<0.01). Ayrıca, ölen KY grubu, LVEF, albumin seviyeleri, lenfosit sayısı, sistolik ve diyastolik kan basıncı değerlerini anlamlı derecede düşük gösterdi. İstatistiksel analiz, ölen grup (0.68±0.27) ile sağ kalan grup (0.38±0.18) arasında serum kreatinin/albumin oranı açısından anlamlı bir farklılık olduğunu gösterdi, p<0.01 idi. Serum kreatinin/albumin oranı için 0.45 kesme değeri kullanarak, KY hastalarındaki bir yıl içindeki mortaliteyi tahmin etmek için duyarlılık ve özgüllük sırasıyla %81 ve %78 idi. Sonuç: Yüksek kreatinin seviyeleri, azalmış albumin seviyeleri ve artmış kreatinin/albumin oranının birleşimi, sistolikdekompenseKY'li hastalarda bir yıllık tüm nedenlere bağlı mortaliteyi öngörmede basit, ekonomik prognostik göstergeler olarak işlev görebilir.
  • Article
    Comparison of Diagnostic Values of Monocyte-Lymphocyte Ratio, Neutrophil-Lymphocyte Ratio, Red Cell Distribution Width-Lymphocyte Ratio, and Systemic Inflammatory Index in Predicting Patients With Non-Dipper Hypertension
    (2024) Günlü, Serhat; Kayan, Fethullah; Karahan, Mehmet Zülkif
    Objective: Hypertension is related to myocardial ischemia, malignant arrhythmias, and cardiovascular mortality. However, inflammatory biomarkers are an important predictor of cardiovascular events. This study aimed to examine the diagnostic utility of inflammatory biomarkers in determining non-dipper hypertensive individuals and the relative superiority of the biomarkers. Method: The research was carried out as a retrospective observational study. The patients with hypertension were classified into two groups: non-dipper (n=54) and dipper (n=143). The cut-off value of MLR (monocyte-lymphocyte ratio), NLR (neutrophil-lymphocyte ratio), SII (systemic inflammatory index), and RLR (red cell distribution width-lymphocyte ratio) for predicting non-dipper hypertension was determined using a receiver operating characteristic (ROC) analysis. Results: A total of 197 patients, comprising 84 females (42.6%) and, 113 males (57.4%) with a median age of 62 (54-69) years, participated in the research. Age, FPG, CRP, WBC, NEU, LYM, MONO, RDW, NLR, MLR, RLR, and SII were higher in the non-dipper group (p<0.05). MLR, NLR, RLR, and SII were found to have acceptable diagnostic capabilities in identifying non-dipper hypertension patients (AUC: 0.70-0.76). When ROC analysis was performed to determine the main similarities, it was found that there were no differences between inflammatory indicators (p>0.05).When the odds ratios of putative variables were evaluated, it was found that increasing MLR (OR: 7.22; 95%CI: 3.52 14.78; p<0.001), NLR (OR: 8.63; 95%CI: 4.19-17.68; p<0.001), RLR (OR: 4.29; 95%CI: 2.18-8.54; p<0.001), and SII (OR: 6.31; 95%CI: 3.09 12.85; p<0.001) were independent predictors for non-dipper positivity. Conclusion: In hypertensive patients, hematological inflammatory biomarkers MLR, NLR, RLR, and SII are valuable in determining non dipper hypertension.
  • Article
    Citation - WoS: 3
    Citation - Scopus: 3
    The prognostic value of ORBIT risk score in predicting major bleeding in patients with acute coronary syndrome
    (ScienceDirect, 2023) Günlü, Serhat; Arpa, Abdulkadir; Kayan, Fethullah; Güzel, Tuncay; Kılıç, Raif; Aktan, Adem; Altintaş, Bernas; Karahan, Mehmet Zülkif
    Background: The most significant adverse effect of antithrombotic medication in acute coronary syndrome (ACS) is major bleeding, which is related to increased mortality. Studies on ORBIT risk score in predicting major bleeding in ACS patients are limited. Objective: This research aimed to examine whether the ORBIT score calculated at the bedside can identify major bleeding risk in patients with ACS. Methods: This research was retrospective, observational, and conducted at a single center. Analyses of receiver operating characteristics (ROC) were utilized to define the diagnostic value of CRUSADE and ORBIT scores. The predictive performances of the two scores were compared using DeLong's method. Discrimination and reclassification performances were evaluated by the integrated discrimination improvement (IDI), and net reclassification improvement (NRI). Results: The study included 771 patients with ACS. The mean age was 68.7 ± 8.6 years, with 35.3 % females. 31 patients had major bleeding. Twenty-three of these patients were BARC 3 A, five were BARC 3 B, and three were BARC 3 C. Bleeding history [OR (95 % CI), 2.46 (1.02-5.94), p = 0.021], hemoglobin levels [OR (95 % CI), 0.54 (0.45-0.63), p < 0.001], and age > 74 years [OR (95 % CI), 1.03 (1.01-1.06), p = 0.039] were independent predictors of major bleeding. The ORBIT score was an independent predictor of major bleeding in the multivariate analysis: continuous variables [OR (95 % CI), 2.53 (2.61-3.95), p < 0.001] and risk categories [OR (95 % CI), 3.06 (1.69-5.52), p < 0.001]. Comparison of c-indexes for major bleeding events revealed a non-significant difference for the discriminative ability of the two tested scores (p = 0.07) with a continuous NRI of 6.6 % (p = 0.026) and an IDI of 4.2 % (p < 0.001). Conclusion: In ACS patients, the ORBIT score independently predicted major bleeding.
  • Article
    Citation - Scopus: 1
    The predictive effect of shock index on mortality in patients with acute heart failure
    (AME Publishing, 2023) Günlü, Serhat; Kayan, Fethullah; Karahan, Mehmet Zülkif
    Background: The predictive usefulness of the shock index (SI), which is determined as a proportion of heart rate (HR) to systolic blood pressure (SBP), and age-adjusted SI (SI × age) for clinical outcomes other than mortality in acute heart failure (AHF) is not well established. This research aimed to examine whether SI and SI × age measured non-invasively at a patient’s bedside can identify mortality risk in patients admitted to the coronary care unit (CCU) with AHF. Methods: This research was carried out as a retrospective case-control study. Indices were calculated. The receiving operating characteristic (ROC) and Youden index were applied to calculate the optimal SI and SI × age cut-off for estimating mortality. Using multivariate analysis to determine independent indicators of mortality in patients with AHF. Results: A total of 1,468 patients who were hospitalized at the CCU with AHF were included. The population’s median age was 81 (73–91) years and 53.7% were male. In the survivor group, the median SI was 0.6 (0.5–0.75), and the median SI × age was 46 (38–58). In the non-survivor group, the median SI was 0.62 (0.55–0.81) and the median SI × age was 53 (44–66). According to the Youden index, the best value of SI was 0.56 with a specificity of 46% and a sensitivity of 70%, and the best value of SI × age was 44.8 with a specificity of 48% and a sensitivity of 76%. In the multivariate analysis, the power of SI × age to predict mortality was 2.39 times greater than other independent predictors. Conclusions: SI and SI × age calculated in the CCU may be valuable prognostic markers for identifying AHF patients at high risk for adverse outcomes.
  • Presentation
    Non-ST Yükselmeli Miyokard Enfarktüsü Sonrası Ticagrelor Kullanan Bir Hastada Semptomsuz Derin Trombositopeni: Bir Vaka Raporu
    (2023) Kayan, Fethullah
    Giriş: Ticagrelor, trombosit P2Y12 reseptörünü etkin bir şekilde inhibe eden güçlü bir oral ilaçtır (1) ve trombosit aktivasyonunun merkezi bir amplifikasyon yolunu hem doğrudan hem de aktif bir metabolit aracılığıyla engeller (2). İlaç, günde iki kez verildiğinde dolaşımda tutarlı bir şekilde hızlı başlangıç ve sonlanışa sahip anti-trombosit etkisi gösterir (3). Ticagrelor, geri döndürülebilir özelliklere sahiptir, ters agonist özelliklere sahiptir ve anti-trombotik, anti- enflamatuar ve damar genişletici özelliklere katkı sağlayan pleiotropik etkiler sergiler (4). Vaka Sunumu: 45 yaşında erkek hasta, göğüs ağrısı şikayeti ile acil servise başvurdu. Troponin pozitifliği saptandıktan sonra Non-ST Yükselmeli Miyokard Enfarktüsü (NSTEMI) tanısı ile koroner yoğun bakım ünitesine yatırıldı. Hastaya, 2 (180 mg) ticagrelor tablet, 300 mg asetilsalisilik asit (ASA) tablet ve 10.000 ünite Unfraksiyone Heparin (UFH) i.v. olarak verildi. Hasta acil servise gelişinde yapılan kan testlerinde trombosit değerinin 225.000 olduğu görüldü. Hastaya Doppler ekokardiyografi uygulandı; Ejeksiyon fraksiyonu (EF) %50, segmenter duvar hareket bozukluğu, sol ventrikül hipertrofisi (LVH), sol ventrikül diyastolik disfonksiyonu (LVDD) saptandı. Sol radial arterden yapılan koroner anjiyografi ile LAD-D1 seviyesinde %99 darlığa stent implante edildi (Şekil 1). Revaskülarizasyon sonrası hastaya ASA 100 mg tb 1x1, tikagrelor 90 mg tb 2x1, atorvastatin 40 mg tb 1x1, metoprolol 50 mg tb 1x1 tedavisine devam edildi. Hastanın 3 günlük hastane takibinde trombosit değerlerinin normal olduğu görüldü. Taburculukta hasta mevcut ilaçları reçete edilerek taburcu edildi. Yaklaşık 1 hafta sonra kontrol amaçlı polikliniğe başvuran hastanın yapılan rutin tetkiklerinde trombosit sayısı 38.000 olarak görüldü. Bir gün sonra kontrol amaçlı tekrar trombosit değeri görüldü ve trombosit sayısı 36.000 görüldü. Hastanın PKG sonrası, hastane yatışında ve taburculuğunda Fraksiyone Olmayan Heparin (UFH) veya Düşük molekül ağırlıklı heparin (LMWH) almadığı göz önüne alındığında trombositopeninin heparine bağlı trombositopeni olmadığı düşünüldü. Nitekim hastanın yapılan periferik kan yaymalarında şistosit ve mikroanjiopatik hemoliz düşündüren diğer anormalliklere rastlanmadı (Şekil 2.) Hastada trombositopeniye neden olacak başka bir hastalık veya durum bulunmadığından hastanın tikagreloru kesildi ve klopidogrel 75 mg tb 1x1 başlandı. Hastanın hastaneye kabülünden, taburculuk sonrası kontrolüne kadar olan hematolojik parametreleri tablo 1’ de gösterilmiştir. Hastanın altı (6) gün sonra ölçülen trombosit sayısının (174.000) normale döndüğü görüldü.
  • Article
    Serum Ürik Asit, Kronik Total Oklüzyon'a PCI Yapıldığında, Kontrast Maddeye Bağlı Nefropatiyi Öngörür
    (2025) Kayan, Fethullah; Karahan, Mehmet Zülkif
    Amaç : CIN (kontrast kaynaklı nefropati), CTO (kronik total oklüzyon) için yapılan PCI (perkütan koroner girişim) sonrasında görülen önemli bir komplikasyondur. Yükselmiş serum ürik asit (SUA) düzeylerinin böbrek hasarında rol oynadığı bildirilmiştir, ancak CTO-PCI hastalarında CIN için öngörücü değerleri net değildir. Bu çalışma, SUA düzeyleri ile CIN riski arasındaki ilişkiyi bu hasta grubunda incelemeyi amaçlamıştır. Yöntemler: Bu retrospektif gözlemsel çalışmaya, Nisan 2017 – Mart 2023 tarihleri arasında Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde CTO nedeniyle PCI uygulanan 225 hasta dahil edilmiştir. Hastalar, başlangıçtaki SUA düzeylerine göre üç gruba ayrılmıştır: ≤5.2 mg/dL (n=75), 5.3–6.6 mg/dL (n=75) ve ≥6.7 mg/dL (n=75). CIN, PCI sonrası 48–72 saat içinde serum kreatinin düzeyinde %25’ten fazla artış olarak tanımlanmıştır. Klinik, demografik ve laboratuvar parametreleri ki-kare, ANOVA veya Kruskal-Wallis testleriyle karşılaştırılmıştır. SUA’nın CIN için öngörücü değerini belirlemek amacıyla lojistik regresyon ve ROC analizleri uygulanmıştır. Bulgular: CIN, 44 hastada (%19,6) gelişmiştir. Yüksek SUA düzeyleri; artmış CIN insidansı (p<0.001), daha yüksek kronik böbrek hastalığı prevalansı (p<0.001), düşük ejeksiyon fraksiyonu (EF) (p=0.027) ve artmış mortalite (p=0.023) ile ilişkili bulunmuştur. ROC analizi, 5.95 mg/dL SUA kesim değerini belirlemiştir (AUC=0.643, %95 GA: 0.561–0.725, p=0.003) — bu değer için duyarlılık %72.7 ve özgüllük %56.4 olarak saptanmıştır. Tek değişkenli analizde yaş, EF, C- reaktif protein ve SUA CIN’in anlamlı belirteçleri olarak saptanmış, ancak çok değişkenli analizde anlamlılıklarını korumamışlardır. Sonuç: Yüksek SUA düzeyleri, CTO-PCI hastalarında artmış CIN riski ile ilişkilidir. Rutin SUA değerlendirmesi, yüksek riskli hastaların erken tanımlanmasına yardımcı olabilir ve önleyici stratejilerin güçlendirilmesini destekleyebilir.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Citation - Scopus: 1
    Effects of Ranolazine on Angiogenesis and Oxidant-Antioxidant Balance: an in Vivo Experimental Model Study
    (Nature Portfolio, 2025) Savas, Hasan Basri; Kayan, Fethullah
    Ranolazine is known for its antiarrhythmic, antianginal, anti-ischemic properties, as well as its favorable effects on glycemic control. This study aimed to evaluate the effects of ranolazine on oxidative-antioxidative balance and angiogenesis using an in vivo experimental model. A total of 40 Ross 308 chick embryos were used and randomly divided into four groups (n = 10 per group). On the eighth day of incubation, vascular density was assessed. Following vascular evaluation, 4-5 mL of albumen was aspirated using a syringe to measure oxidative stress markers. The groups were as follows: Control, Bevacizumab (BC), Ranolazine 10(-4), and Ranolazine 10(-5). Total antioxidant capacity (TAC) levels were significantly higher in the bevacizumab group compared to the control group (p < 0.05). Similarly, oxidative stress index (OSI) levels were also significantly elevated in the bevacizumab group (p < 0.05). Both Ranolazine 10(-4) and 10(-5) groups demonstrated significantly increased TAC levels compared to the control group (p < 0.05). In terms of angiogenesis scores, bevacizumab exhibited a marked anti-angiogenic effect compared to control. However, no statistically significant difference was observed between the ranolazine groups and the control group regarding angiogenesis scores (p > 0.05). This study provides the first in vivo evidence that Ranolazine enhances total antioxidant capacity but does not influence angiogenesis in the CAM model. Future research should explore the molecular mechanisms underlying this effect.
  • Article
    Kardiyovasküler Hastalık Yüksek Riskine Sahip Bireylerde Lipit Düşürücü İlaçların Etkinliği
    (2024) Kayan, Fethullah; Günlü, Serhat
    Amaç: Lipid düşürücü tedavinin optimal yönetimi, ikincil koruma altındaki hastalarda kardiyovasküler (KV) riskin azaltılmasında kritik bir rol oynamaktadır. Yüksek doz statinler, ezetimib ve nispeten yeni PCSK9 inhibitörleri (PCSK9i), bu hastalarda LDL kolesterol (LDL-K) tedavi hedeflerine ulaşmada etkinlik göstermiştir. Ancak, etkinliklerini destekleyen önemli kanıtlara rağmen, bu müdahaleler özellikle düşük hasta uyum düzeyleri nedeniyle önemli ölçüde yeterince kullanılmamaktadır. Dahası, kolesterol düşürücü tedavinin genel etkinliği ve ikincil koruma hastalarının düzenli bir lipid profili elde etme oranı hakkında sınırlı veri bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın temel amacı, bu hasta grubundaki lipid düşürücü tedavi durumunu değerlendirmekti. Yöntemler: Çalışma, kardiyovasküler hastalık ikincil koruma geçmişi olan hastalara odaklanarak, Nisan 2021 ile Mart 2023 tarihleri arasında Mardin Artuklu Üniversitesi, Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapıldı. Çalışmada, reçetelenen kolesterol düşürücü ilaçlar, statin kullanımının yetersizliğine katkıda bulunan faktörler ve lipid profilinin açıklanması incelendi. Bulgular: 872 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların %86,8'i statin (statin ile birlikte %5,2'si ezetimib ve %3,4'ü fibrat) kullanırken, %13,2'si herhangi bir lipid düşürücü tedavi almadı. Statin kullananların %64'ü yüksek dozda ilaç alıyordu. LDL-K değerleri 452 hastada değerlendirildi ve sadece %30'u önerilen 70 mg/dL altında bulunmaktaydı. Sonuç: İkincil korunma hastalarının yer aldığı bu araştırmada, katılımcıların yarısından biraz fazlası yüksek doz statin alırken, ihmal edilebilir bir oran ezetimib tedavisi almıştır. Endişe verici bir şekilde, hastaların üçte ikisinden fazlası, LDL-K değerleri terapötik aralıktan önemli ölçüde sapma gösterdi ve bu durum, lipid profilleri ile klinik kılavuzlar tarafından önerilen değerler arasında önemli bir boşluk olduğunu göstermektedir.