İtaat, İtikat ve Askerlik Üçgeninde Osmanlıda Devlet-Yezidi İlişkileri
Date
2021
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Open Access Color
OpenAIRE Downloads
OpenAIRE Views
Abstract
Öz
Yezidiler veya Ezidiler Musul civarında Şeyhan Sincar bölgesi ile Diyarbakır,
Urfa ve Mardin kırsal alanında yaşayan Kürtçe konuşan bir inanç topluluğudur.
Yezidilik, belirli ailelere özgü, dışardan herhangi birinin kabul edilmediği
etno-dinsel bir inançtır. Yezidiliğin ne zaman ve kimin tarafından kurulduğu,
menşei, temel inanç figürleri hakkında çözüme kavuşmamış tartışmalar
devam etmektedir. Klasik İ�slam kaynakları Yezidiliğin Sünni bir mutasavvıf
olan Adi. b. Müsafir’in (555/1160) vefatından sonra ardılları tarafından
devam ettirilen Adeviye Tarikatı olarak bilinen cemaatin zamanla Sünni
İ�slam inancından uzaklaşarak, sapkın bir inanca dönüştüğü görüşündedirler.
Bu inancın İ�ran kökenli Zerdüşt, Mani ve Mitraizm (Mihrperest) gibi dinlerin
kalıntısı olarak günümüze geldiğini iddia edenler de vardır. 1514 yılında Musul
ve Diyarbekir çevresine hâkim olan Osmanlı Devleti, Yezidilerle karşılaştı.
Bu tarihten sonra konumuzun başlığında da belirtildiği gibi itaat, itikat ve
askerlik üçgeninde Osmanlı’da devlet-Yezidi ilişkileri başladı. Bu dönemde
Yezidiler Diyarbekir’den Musul’a kadar uzanan bölgede köyleri talan eden
ve aşiretleri rencide eden hırsızlık ve eşkıyalıkla uğraşan, Rafızilik gibi
sapkın bir grup olarak tanıtılmaktadır. Devlete itaat ettiklerinde kendilerine
mukataa ve dirlik verilen ve raiyetten sayılan Yezidiler, itaatten çıkıp asi
durumuna düştüklerinde ezansız, namazsız ve mülhidlikle suçlanarak
cezalandırılmışlardır. Bu anlamda Osmanlı klasik döneminde devletin
heteredoks gruplara karşı tavrını din ve itikat değil, daha çok hükümranlık
ve itaat ilişkisi belirlemekteydi. Tanzimat’la beraber, geçmişin itaat merkezli
devlet-yezidi ilişkilerine artık inanç ve askerlik üzerinden önce tüm reayanın
eşit sayıldığı Osmanlılık, daha sonra ittihad-ı İ�slam dairesine dâhil edilme
denemeleri eklenmiştir. Yezidi din adamları ve ileri gelenleri itikatlarının
askerlik yapmaya müsaade etmediğini belirterek orduya katılmayı reddettiler.
Klasik dönemde itaat ve isyan üzerinden şekillenen Osmanlı-Yezidi ilişkileri
artık itikat ve inanç üzerinden yürütülmektedir. Sünni İ�slam dairesine alınarak
dış müdahalelere fırsat vermeleri engellenmek istenen cemaat ve gruplara
yönelik bir dizi proje yürürlüğe sokuldu. Bu bağlamda heyet-i tefhimiye, fırka-i
ıslahiye, irşad heyetlerinin çalışmaları yanında dini eğitim, mektep ve cami
inşaat faaliyetleri başlatıldı. 1891 yılında Binbaşı Abdülkadir Bey ve ulemadan
oluşan bir heyet (tefhim heyeti) Yezidileri sapmış oldukları batıl inançtan
kurtarmak, temeddün ve itikatlarını düzeltmek üzere tatlılık ve güzel sözle dini
Hitit Theology Journal Volume: 20 Issue:1 113
İtaat, İtikat ve Askerlik Üçgeninde Osmanlıda Devlet-Yezidi İlişkileri
telkin etmenin (aşılamanın) işe yaramadığını görünce zora başvurdu, şiddet
uyguladı. Fırka-ı İ�slâhiye kumandanı Ö� mer Vehbi Paşa Musul’da şehrin ileri
gelenlerinin huzurunda topladığı Yezidi reislerine itikatlarını tashih ederek
Ehl-i Sünnet dairesine dönmelerini teklif ettiğinde, kabul etmeyenlere hakaret
ederek şiddet uyguladı. II. Meşrutiyetten sonra Osmanlı bürokrat ve idarecileri
arasında Yezidilerin, Hristiyan ve Museviler gibi askerlikten muafiyet ya
da bedelli askerlik gibi bir muameleye tabi tutulma talepleri tartışılmaya
başlandı. Bunlara göre, kendilerini Yezidi olarak ifade eden ve itikat eden bir
kavmin din ve mezhep hürriyeti gereği Yezidi sayılmaları gerektiği, hükümetin
Yezidilerin tabi oldukları itikadı tanıyarak gayrimüslim milletler gibi ruhani
reislerinin tabi oldukları kanunlardan istifade etmelerini dile getirdiler.
Bu makalede, Yezidiliğin inanç problemleri bağlamında, Osmanlı-Yezidi
ilişkilerinde itaat ve itikat faktörlerinden hangisinin daha belirleyici olduğu
sorularına cevap aranmıştır. “İ�taat, itikat ve Askerlik Ü� çgeninde Osmanlı’da
Devlet-Yezidi İ�lişkileri” adını taşıyan araştırmada Osmanlı Devleti’nin güçlü
olduğu klasik dönemde periferideki inanç gruplarına ve cemaatlere karşı
tavrını din ve inanç değil, itaatin belirlediğini, dış müdahalelerin baskın olduğu
Tanzimat sonrasında ise, bu grupların askerlik üzerinden terbiye/temeddün
ile itikatlarının tashih edilerek merkeze daha güçlü şekilde eklemlenmeye
çalışıldıklarını iddia etmektedir.
Description
ORCID
Keywords
Yakınçağ Tarihi, Osmanlı-Yezidi İlişkileri, Yezidilik, Yezidilerde Askerlik, Tashih-i Akaid
Turkish CoHE Thesis Center URL
Fields of Science
Citation
WoS Q
Scopus Q
Source
HİTİT İLAHİYAT DERGİSİ
Volume
20
Issue
1
Start Page
109
End Page
138