TAŞ, ÖZGÜR2019-07-022019-07-022019https://hdl.handle.net/20.500.12514/1036Kötülük sorunu, felsefe tarihinin en köklü konu başlıklarından birini oluşturmaktadır. Arendt bu soruna yönelik analizleri neticesinde kötülüğün sıradanlığı kavramını ortaya koymuştur. Bu bağlamda Adolf Eichmann üzerinden düşüncesiz ya da fikirsiz olarak adlandırılan insanların eylemlerinin kötülüğe sıradan bir nitelik kazandırdığı görülmektedir. Kötülük kavramı üzerine açıklama geliştirilirken klasik ve sistematik dönem felsefesinin yaptığı aşkınsal bir güce de gönderme yapılmamaktadır. Bu kötülük, modern dünyada sıradan insanın elinde şekillenmektedir. Sonuçları yıkıcı olan kötülüğün sıradanlaşmasının ortaya çıkmasından ve yayılım alanı bulmasında totaliter sistemlerin rolü de önemlidir. Ayrıca totaliter rejimlere ve otoritelere duyulan düşüncesiz ve yargısızca duyulan itaat de sorumluluğun kaybolmasına ve kötülüğün sıradanlaşmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda kötülük apolitik ve çıkarsal ilişkiler neticesinde oluşan sıradan insanlardan gelmeye başlamıştır. Bu çalışmada ise “kötülüğün sıradanlığı” kavramı ve onun sonuçlarının ne olduğu sorununun yanında, “sıradan” ve “normal” diye kabul edilen insanların neden bu kadar sıradanlaştığının toplumsal koşulları sorgulanmaktadır. Bu amaç çerçevesinde çalışmamız, Sohn-Rethel’den ilham alarak, sıradan kötülüğün üretilme nedenlerini, modern toplumun sıradan insanının zihinsel durumları ve değer yargıları ile eylemleri arasındaki kopuşa bağlamaktadır. Dolayısıyla zihni ve eylemi farklı yönlere giden sıradan insanların ürettiği sıradan kötülüğün altını çizmektedirtrinfo:eu-repo/semantics/openAccessHannah Arendt, Kötülüğün Sıradanlığı, Apolitiklik, Zihin - Eylem KopuşuHANNAH ARENDT’TE KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLIĞI” KAVRAMININ SIRADANLAŞAN APOLİTİK BİREYLERİN ZİHİN - EYLEM KOPUŞUNA DAYALI KAYNAĞIMaster Thesis