UYANIK, NECİP2023-12-182023-12-182022https://hdl.handle.net/20.500.12514/4957“Yeni-Platonculuk” ifadesi 19. yüzyılın başlarında Avrupa’da tarihçilerin ‘Neoplatonculuk’ terimini kullanarak dönemlendirme yapmasıyla ortaya çıkmıştır. Bunun yanında ‘yeni eklektik okul’ şeklinde de bir tanımlama söz konusudur ve bu tabir çok eskiye yani Diogenes Laertios'a aittir. O halde tarihsel kesinliği tartışmalı olmakla birlikte, günümüzde “Yeni-Platonculuk” olarak adlandırılan akım, uzun süre “eklektizm” olarak anılmış İskenderiye Okulu’dur.1 Ancak Hegel, İskenderiye felsefesinin eklektik olarak nitelendirilmesine karşı çıkmış ve Yeni-Platoncu felsefenin birleştirici spekülatif bir düşünceyi barındırmış olmasını kabul etmekle onun otantik oluşunu ve felsefi açıdan hatırı sayılır bir özgünlüğe sahip olduğunu vurgulamıştır.2 Şüphesiz dönemleri bu şekilde adlandırmak bazen sorun teşkil etse de felsefe tarihindeki dönemleri şekillendiren gelişmeleri de dikkate almak, kimi zorunluluklardan ötürü, söz konusu olmaktadır. Bu durumda bir filozofun veya ekolün içinde bulunduğu çağın koşulları hakkında genel bir bilgiye sahip olmaya çalışmamız kaçınılmaz bir hal alır. Buna rağmen filozofun yaşadığı çağdan söz etmeyip doğrudan onun düşüncesinden söz etmek, daha yolun başında, filozofu anlayamamayı beraberinde getirmektedir.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessPlotinos, Tanrı, İnsanPlotinos, Tanrı, İnsanYeni-Platoncu Felsefede Tanrı-İnsan İlişkisi: Plotinus’un ‘Bir’inde Tanrı-İnsan BütünleşmesiBook Part313