Antropoloji Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/36
Browse
Browsing Antropoloji Bölümü by Publication Category "Kitap Bölümü - Uluslararası"
Now showing 1 - 11 of 11
- Results Per Page
- Sort Options
Book Part Anatolian farmers in Europe: migrations and cultural transformation in Early Neolithic period(Amasya University, 2017) Sıddıq, Abu BakarHumans first started farming and domesticating animals around 9000 B.C. in the Levant and the Central Anatolia. The managing process of different plant and animal species was spreading from the Central Anatolia to Southern and Western Anatolia during 8th millennium BC, and in 7th millennium BC into Southeast Europe by Anatolian farmers. Furthermore, this process appeared in Central Europe in the middle of 6th millennium BC and eventually in north-western Europe in the middle of 4th millennium BC by Anatolian Neolithic farmers. Archaeological evidences as well as ancient DNA studies testify this migrations and cultural exchange of Anatolian farmers which enforced the neolithization in Europe and inevitably changed Europe‟s face forever. This research is aimed to give a chronological glimpse of that migration and the cultural transformation process from the Central Anatolia to Europe between 9th millennium and 4th millennium BC.Book Part CONTRIBUTION OF NGO's TO THE INTEGRATION OF SYRIAN IMMIGRANTS IN MARDIN(TRANSNATIONAL PRESS LONDON, 2019) Şanlı, SüleymanThis study particularly focuses on how NGOs based in the city centre of Mardin offer services and their role in Syrian refugees, migrants integration. It is important that how immigrants absorb the changes and challenges faced in the destination and how embedded these after their settlement as an expression of integration. This study collected data through in-depth interviews with seven NGOs (4 foreign and 3 local) based in Mardin. Alongside the fieldwork, some documents including news items, internet portals, and reports, are used to support the study. Due to ethical practice codes, names of the respondents and their organisations are not revealed. Pseudonymes are used to refer to respondents.Article Dara Antik Kent Kazısı Antropolojik Analizi(2017) Ayşe ACARDara Antik Kent Kazı çalışmaları, Mardin ili Artuklu İlçesi, Dara Mahallesinde Mardin Müze Müdürlüğü tarafından Müze Müdürü Nihat Erdoğan başkanlığında 2016 yılında Ocak ve Nisan ayları arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, Dara Antik Kent kazısından elde edilen iskelet materyalden toplumun demografik durumunun belirlenmesi, bireylerin yaşam biçimi, beslenme alışkanlıklarının anlaşılması ve patolojik oluşumların saptanmasıyla bireylerin sağlık durumlarının belirlenmesini oluşturmaktadır. Laboratuvara gelen kemiklerde önce temizlik ve onarım çalışması yapılmış birey sayısı tahmin edilmeye çalışılmıştır. Çoklu gömülerde mezarlardaki birey sayısının tahmini için öncelikle varlığı halinde vücuttaki tek olan kemikler değerlendirilmiştir. Bulunmaması veya tahrip olması halinde çift olan kemiklerden de kişi sayısı tahmin edilmiştir. Daha sonraki aşamada cinsiyet ve yaş tahmini yapılmıştır. Kemiklerin korunma durumunun kötü olması sebebiyle var olan tüm vücut kemiklerinin morfolojik yapısı göz önünde bulundurulmuştur. Cinsiyet tahmininde pelvis, kafatası, alt çene ve uzun kemiklerdeki cinsiyet kriterleri kullanılmıştır (WEA,1980). Yaşlandırma bebek ve çocuklarda dişlerin sürme dönemlerine göre geliştirilen dental yaşlandırma (Ubelaker, 1978;Brothwell, 1981) ve uzun kemiklerin maksimum uzunluklarının ölçülmesi (WEA, 1980) ile tahmin edilmiştir. Genç erişkinlerde daimi dişlerin köklerinin kapanması (Ubelaker, 1978), epifizlerin kapanması (Brothwell, 1981), erişkin bireylerde ise dental aşınma (Olivier, 1969; Demirjian ve diğ., 1973; Brothwell, 1981), sutural yaşlandırma (Olivier, 1969) metotları kullanılarak yapılmıştır. Yaş aralıklarının belirlenmesinde bebek 0-2,4 yaş, çocuk 2,5-14,99 yaş, genç erişkin 15-29,99 yaş, orta erişkin 30-44,99 yaş, ileri erişkin 45+ yaş olarak değerlendirilmiştir. Kemik, diş ve çene patolojileri için Ortner ve Putschar’ın (1981), Brothwell’in (1981), Hilson’un (1990) çalışmaları kullanılmıştır. Ölçümlerde osteometri tahtası, elektronik kumpas ve şeritmetreden faydalanılmıştır. Dara Antik Kent kazı çalışması her yıl devam etmektedir. Yapılan çalışmalarla toplumun yapısının daha iyi anlaşılması hedeflenmektedir.Book Part Epipaleolitik-Neolitik Dönem Anadolu toplumlarinin üretim ve ticari faaliyetleri(Bilgin Kültür Sanat Yayınları, 2019) Sıddıq, Abu BakarDuring the early phase of Epipaleolithic Period, like many other regions in West Asia, the seasonally settled mobile hunter-gatherer groups in Anatolia had regular connection with other prehistoric groups lived in close and distant geographical regions. These mobile hunter-gatherer groups produced various types of tools and material objects, and often involved in exchange activities. There was an increase in exchanging activities of precious and symbolic objects in later period, particularly among the semi-settled Late Epipaleolithic groups. On the other hand, with the beginning of Pre-Pottery Neolithic, the prehistoric people in Anatolia were living sedentary life in the permanent villages, and were deeply involved in exchange of technology, culture as well as regional and inter-regional trade activities. These cultural exchanges, along with the regular trade activities, eventually helped the development and spread of Neolithic way of life all across the Southeast, Central and West Anatolia, and their neighboring regions. The new way of life was primarily based on agriculture and animal husbandry, but had a wide range of production activities related to architecture, pottery, stone tools, bone tools, beads, baskets and also a high number of ritual and symbolic materials. With the help of various examples of material cultures and significant archaeological discoveries, this study aims to evaluate different types of production and trade activities, particularly among the Epipaleolithic and Neolithic people groups in Anatolia.Book Part Etnisizm ve Hendek Terörünün “Ortak Yaşam Tecrübesi”nde Açtığı Sosyal Travma Biçimlerinden Bazıları(HEGEM Yayınları-Ankara, 2018) Yeşilmen, HalitGüneydoğu Anadolu bölgesi ve özelde Mardin ili ve çevresi, Araplar, Kürtler, Kareçiler, Mıtırbiler, Süryaniler, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yezidiler gibi farklı etnik ve dini unsurların ortak yaşam tecrübesini günümüze kadar taşıyabilmiştir. Bunun en az bin yıllık tarihi arka planı da göz ardı edilmemelidir. Farklı etno-dini unsurların yüzyıllara dayanan birlikte yaşama tecrübesi, günümüzde, özellikle Mardin ve Midyat bağlamında “Dinler ve Diller Kenti” vurgusuyla güncelliğini koruyabilmektedir. Bahsedilen farklı etno-dini unsurlar, bölgenin kendine has sosyo-kültürel dinamikleri çerçevesinde konumlanabilmiş ve sürdürülebilir etkileşimleri de kendi aralarında tesis etmeyi başarmışlardır. 1973’lere dayanan terör örgütlenmeleri/eylemleri ile yaklaşık son on yıl içinde kendini hissettirmiş olan etnik merkezli kimlik söylemleri, bahsedilen birlikte yaşama tecrübesini ve dokusunu olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı da etnisizme varan kimlik(lenme)lerin ve son olarak “hendek” ismiyle gündemde yer almış olan terör eylemlerinin açtığı sosyal travma biçimlerinden bazılarına değinmek ve bunları ortak yaşam tecrübesi bağlamında değerlendirmektir. Bununla birlikte, özellikle ortak yaşam tecrübesinin söz konusu olduğu bir bağlamda “barış” ve “halkların kardeşliği” gibi söylemlerin sürdürülebilir olan sosyo-kültürel etkileşimleri nasıl keskin sınırlara evirdiğine değinmek de bu çalışmanın diğer bir amacıdır. Amaca yönelik sorgulanan temel problem ise şudur: Etnisizm/etnopolitika ve terör eylemleri, ortak yaşam alanındaki farklı etnik grupların etkileşimlerini ve ortak ufku nasıl etkilemiştir? Kapsam itibariyle çalışma, Mardin ve daha çok Midyat örnekliğinde, sosyo-kültürel alandaki en görünür durumlardan bir kaçı üzerinde odaklanmaktadır. Çalışmaya konu olan sosyal travmalar, özellikle “dil”in kullanılma biçimi, anlam evreni, aile dramı ve din bağlamındaki sonuçları üzerinden değerlendirilmektedir.Book Part Human-Animal Interactions at Alaybeyi Höyük(Bilgin Kültür Sanat Yayınları, 2019) Sıddıq, Abu BakarZooarchaeological data on the faunal remains unearthed from 2016 and 2017 excavations at Alaybeyi Höyük have primarily been used to understand the animal-based subsistence practices as well as regular and occasional cultural activities at the site. Various aspects of multi-scale, colorful and complex human-animal relationships and interactions have also been explored both with the help of animal remains and some notable cultural objects at this site. Socio-cultural factors such as the value of different animal species as wealth and power, animals’ roles in rituals and symbolic practices, animal-based social status and social stratification have also been the predominant issues in this chapter. Ethnographic accounts about the contemporary social groups in East and Southeast Anatolia were used as supporting sources while discussing these particular issues. Besides, some critical aspects and the contribution of other species in human health and ailments, as well as emotional bonds between human-animal have also been focused while presenting human-animal interactions at Alaybeyi Höyük.Book Part Intra- and intercommunal rituals in the Upper Mesopotamian Pre-Pottery Neolithic: The beginning of organized religion?(Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları, 2020) Sıddıq, Abu Bakar; Özkaya, VecihiWhile a ‘faith system’ is mainly based on simple beliefs on certain supernatural forces, the ‘organized religion’ is characterized by a faith-based doctrine with standardize worships, a hierarchical structure, and organization of dogmatic rules and practices. Archaeologically the earliest belief system on supernatural forces dates back to 80,000 to 100,000 years BP. However, the senses of organized and inter-communal religious practices apparently evolved in Early Neolithic period, following the beginning of sedentary life throughout eleventh millennium BC. Since then, the ‘organized religion’ has been helping human individuals and different social groups to be valued parts of a greater “community”. Particularly different Early Neolithic sites in Southeast Anatolia including Körtik Tepe, Göbeklitepe, Hasankeyif Höyük, Nevali Çori and Çayönü Tepesi, along with some other contemporary sites in northern Syria, present the sign of inter-communal and regional-scale rituals practices, continued for millennia. People in these early sedentary villages often constructed large, round and subterranean cult buildings. Sometimes they were built with carved upright stone slabs, decorated with friezes of triangles, undulating lines, human figures, raptors, different types of dangerous animals as well as hybrid creatures of half human and half animal. Being the communal rather than individual or household interest—these spiritual centers became the focal points of group identities for over thousand years. Over time, these very early religious centers and sanctuaries became the promoter of inter-communal complex ritual systems, and the earliest form of ‘organized religion’. With the help of the examples of communal and inter-regional cult activities and symbolism at some of these remarkable archaeological sites, this study examines the position of Southeast Anatolia in the origin of ‘organized religion’ throughout the development of Neolithic culture in West Asia.Book Part KÖRTIKTEPE IN THE ORIGIN AND DEVELOPMENT OF THE NEOLITHIC IN UPPER MESOPOTAMIA(Taylor and Francis, 2023) Özkaya, Vecihi; Sıddıq, Abu BakarThe transition from Late Epipalaeolithic to early Pre-Pottery Neolithic (PPN) (PPNA) was a gradual process that took a time span of over two millennia. When observing the development of material cultures of this time, it appeared that some long-lived busy Younger Dryas sedentary sites acted as centres of cultural and ritual trends, while comparatively smaller and younger sites followed these mainstream trends. To date, Tell Qaramel, Tell Mureybet and Tell Abu Hureyra in northern Syria and Körtik Tepe in southeastern Turkey revealed securely dated Younger Dryas occupations with permanent building traditions in Upper Mesopotamia. With many similarities and differences, wide practices of animal symbolism are observed at these sites-which likely promoted the development of extensive animal symbolism in the emergence of Neolithic. Körtik Tepe-with its highly skilled local hunter-gatherer community, complex symbolic practices, signs of local origins for many cultural traditions and the greatest concentration of material cultures-stands as an influencing Younger Dryas-Early Holocene centre that apparently directed the cultural trends throughout the emergence and development of the Neolithic in the Upper Tigris Basin. Some symbols at Körtik Tepe were unique and many other symbols were of supraregional characteristics. Here, with the help of settlement history, subsistence, burial practice and symbolic trends in regional-interregional context, we seek the position of Körtik Tepe in the origin and development of Neolithic in Upper Mesopotamia.Article MİDYAT AKTAŞ MEVKİİ BİREYLERİNE AİT TALUS KEMİĞİNDEN METRİK VE NONMETRİK DEĞERLENDİRME(2018) Ayşe ACARBiyolojik profilin oluşturulmasında ilk ve en önemli aşamalardan biri cinsiyet tahminidir.Bu çalışmanın amacı, demografik bilgileri bilinmeyen (Cinsiyet, Yaş, Boy vs.) Midyat Aktaş Mevkii bireylerine ait talus kemiğinden metrik olarak cinsiyet ve boy tahmini yapmak ve non metrik incelemelerle artiküler facet tiplerini sınıflamaktır.Çalışma materyali, kazı alanındaki dört oda mezardan elde edilen 83 adet yetişkin bireye ait talus kemiğinden oluşmaktadır. Her kemik bir birey olarak değerlendirilmiş kemiğin sağ ve sol tarafı birlikte kullanılmıştır. Ölçümlerde dijital kumpas kullanılmış, ölçümü alınabilen bütün talus kemikleri çalışma için tercih edilmiştir. Maksimum talus yüksekliği, genişlik ve yükseklik ölçüleri alınmıştır.Nonmetrik karakterler için Bilodi ve Agrawal (2003) geliştirdiği sınıflandırma kullanılmıştır.Toplumsal ve kişisel farklar gösteren artiküler faset tipleri Midyat Aktaş Mevkii bireylerinde incelendiğinde en fazla Tip II, en az Tip IV olduğu gözlenmiştir. Talus kemiğinin dayanıklı ve sağlam yapısı arkeolojik alanlarda ve sonrasında oluşabilecek tahribatlarda korunabileceği için, cinsiyet, boy ve artiküler faset ayrımında, metrik ve nonmetrik olarak kimliklendirme çalışmalarında güvenilir sonuçlar elde edilebilmektedir.Book Part Some ethnoarchaeological notes on Alaybeyi Höyük in the light of present Alaybeyi Village(Bilgin Kültür Sanat Yayınları, 2019) Sıddıq, Abu Bakar; Savaş, Burcu; Çoşar, Engin; Altunkaynak, GülşahEthnographic methods have a long history of use for the reconstruction of human behavior and cultural patterns at archaeological sites (e.g., Broderick, 2016; Sinopoli, 1991). However, although the record and interpretation of living culture have been practiced in academia for centuries, ethnoarchaeology as a sub-discipline of archaeology has emerged particularly during the 1960s. Since then, this disciplinary tool has been applied for examining and solving the archaeological problems including, site formation and depositional processes, documentation of technological advancements, settlement patterns, human-environment interactions, social systems and social strategies, as well as ideologies and belief systems. Aiming to explore some significant clues regarding to the unanswered questions about the subsistence strategies, rituals, animal burials, architecture, technologies, and human-environment interactions at Alaybeyi Höyük, an ethnographic field study was planned to be carried out particularly in Erzurum plain. In this case, the Alaybeyi village was found to be the most suitable study area since it lies at the closest location of Alaybeyi Höyük. Besides, people in the village still live on cattle pastoralism, small scale agriculture, as well as with an environmental condition probably very much similar to that experienced by the Chalcolithic and Iron Age people at Alaybeyi Höyük.Book Part SÖZLÜ KÜLTÜR ÇERÇEVESİNDE SÜRYANİLERDE SOSYAL YAŞAM DİNAMİKLERİNİN DEĞİŞMESİ/ZAYIFLAMASI(akademisyen yayınevi, 2020) Yeşilmen, HalitPostmodern yaklaşımlarla günümüzde eleştirilen modernitenin, geleneksel denilebilecek yapılara yönelik en temel etkisinin söz ve söz dinamiklerine karşı olmak üzere zihin alanına (mesela; bireyselleşme, sekülerizm, rasyonelleşme, pozitivizm, pragmatizm gibi) yöneliş ile kendini gösterdiği söylenebilir. Bu çerçevede ve analitik açıdan iki kalın ayırım ortaya koymak gerekirse; geleneksel yapıları sözlü kültür, moderniteyi de yazılı kültür (sözün teknolojileşmesi) üzerinden değerlendirmek mümkündür. Buna bağlı biçimde geleneksel yapılara ilişkin olarak “kolektif hafıza” (iletişimsel hafıza), modernleşmeyi temsilen de “tarihsel hafıza” (seçici ve kurgusal hafıza) ayırımı yapılabilir. Günümüzde, iletişimsel özelliğiyle ön plana çıkan kolektif hafızanın yerine güncel sosyo-politik konumlanmayla ilintili bir şekilde ve tarihsel verilerden yola çıkarak seçici, kurgusal/işlemsel biçimde inşa edilen ve yeni teknolojik araçlarla yaygınlık kazanabilen “tarihsel” ve “kitlesel/popüler” hafıza biçimlerinin ön plana çıktığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu çerçevede “söz” (sözlü kültür) ile “imaj” (aynı zamanda; zihin, yazı, göz ve görsellik) arasındaki mücadeleyi birçok yerde görmek mümkün. Dolayısıyla şu soruyu sormak da kaçınılmaz bir hal almaktadır: Acaba 21. yüzyıl; küreselleşmenin, postmodernleşmenin ve dijitalleşmenin etkisiyle, modernitenin söze ve sözlü geleneğe yönelik mücadelesini, sözü sahibinden ve bağlamından tamamen kopartmak suretiyle zihinsel ve görsel zemine/alana indirgeyip işleyerek bir zafer mi ilan edecek? Yani sözün canlı doğadaki yaşamsal (hayati) varlığını/alanını, canlılığından soyutlayarak tamamen işlemsel boyuta mı indirgeyecek?