Antropoloji Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/36
Browse
Browsing Antropoloji Bölümü by Subject "Archaeology"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Book Part Epipaleolitik-Neolitik Dönem Anadolu toplumlarinin üretim ve ticari faaliyetleri(Bilgin Kültür Sanat Yayınları, 2019) Sıddıq, Abu BakarDuring the early phase of Epipaleolithic Period, like many other regions in West Asia, the seasonally settled mobile hunter-gatherer groups in Anatolia had regular connection with other prehistoric groups lived in close and distant geographical regions. These mobile hunter-gatherer groups produced various types of tools and material objects, and often involved in exchange activities. There was an increase in exchanging activities of precious and symbolic objects in later period, particularly among the semi-settled Late Epipaleolithic groups. On the other hand, with the beginning of Pre-Pottery Neolithic, the prehistoric people in Anatolia were living sedentary life in the permanent villages, and were deeply involved in exchange of technology, culture as well as regional and inter-regional trade activities. These cultural exchanges, along with the regular trade activities, eventually helped the development and spread of Neolithic way of life all across the Southeast, Central and West Anatolia, and their neighboring regions. The new way of life was primarily based on agriculture and animal husbandry, but had a wide range of production activities related to architecture, pottery, stone tools, bone tools, beads, baskets and also a high number of ritual and symbolic materials. With the help of various examples of material cultures and significant archaeological discoveries, this study aims to evaluate different types of production and trade activities, particularly among the Epipaleolithic and Neolithic people groups in Anatolia.Article A heart-shaped bone artifact from Körtiktepe(2020) Özkaya, Vecihi; Sıddıq, Abu BakarAlong with the emergence of sedentary life, the Pre-Pottery Neolithic (PPN) settlements brought revolutionary changes in production of material cultures as well as cultic and ritual activities, which are often argued to be associated with new waves of interactions between humans and their natural world. Körtiktepe of southeastern Turkey yielded by far the richest PPN assemblage in the world, standing among the very few earliest cultural and production centers which acted to be the predecessors of the development and spread of the Neolithic in West Asia. In this paper, we report a heart-shaped bone artifact which is one of the rarest finds in the extremely large cultural assemblage of Körtiktepe. The manufacture features indicate that the “heart-like” shape of this unique artifact was the product of intentional human activity. Overall archaeological context indicates its probable use as a bone pendant or amulet for the dead; providing the fact of its association with three early PPNA burials, many other ritual objects, and a large number of grave goods. Although difficult to argue for its association with the sense for “emotion”, “affection” or “love” in the present world, it is still significant that the unique specimen traces the symbolic presence and ritual use of the shape of a “heart” in West Asian prehistoric context back to the Early Pre-Pottery Neolithic of around 10000 cal BC.Book Part Intra- and intercommunal rituals in the Upper Mesopotamian Pre-Pottery Neolithic: The beginning of organized religion?(Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları, 2020) Sıddıq, Abu Bakar; Özkaya, VecihiWhile a ‘faith system’ is mainly based on simple beliefs on certain supernatural forces, the ‘organized religion’ is characterized by a faith-based doctrine with standardize worships, a hierarchical structure, and organization of dogmatic rules and practices. Archaeologically the earliest belief system on supernatural forces dates back to 80,000 to 100,000 years BP. However, the senses of organized and inter-communal religious practices apparently evolved in Early Neolithic period, following the beginning of sedentary life throughout eleventh millennium BC. Since then, the ‘organized religion’ has been helping human individuals and different social groups to be valued parts of a greater “community”. Particularly different Early Neolithic sites in Southeast Anatolia including Körtik Tepe, Göbeklitepe, Hasankeyif Höyük, Nevali Çori and Çayönü Tepesi, along with some other contemporary sites in northern Syria, present the sign of inter-communal and regional-scale rituals practices, continued for millennia. People in these early sedentary villages often constructed large, round and subterranean cult buildings. Sometimes they were built with carved upright stone slabs, decorated with friezes of triangles, undulating lines, human figures, raptors, different types of dangerous animals as well as hybrid creatures of half human and half animal. Being the communal rather than individual or household interest—these spiritual centers became the focal points of group identities for over thousand years. Over time, these very early religious centers and sanctuaries became the promoter of inter-communal complex ritual systems, and the earliest form of ‘organized religion’. With the help of the examples of communal and inter-regional cult activities and symbolism at some of these remarkable archaeological sites, this study examines the position of Southeast Anatolia in the origin of ‘organized religion’ throughout the development of Neolithic culture in West Asia.specialist-thesis.listelement.badge Orta Anadolu Bölgesi Akeramik Neolitik Dönem Faunası - Çevresel Özellikler Mi, Kültürel Tercihler Mi?(Istanbul Universitesi, 2018) Sıddıq, Abu Bakarİnsanlar, bu gezegende yolculuklarının başlangıcından beri diğer hayvanlarla yan yana yaşamış, çeşitli ihtiyaç ve şartlar için kaçınılmaz olarak farklı hayvanlara bağımlı hale gelmiştir. Bir yandan tamamen doğaya bağlı olan tarihöncesi insanlar, hayatta kalmak için gerekli olan yiyecek ve çeşitli hayvansal ürünlere ulaşmak amacıyla hayvanları avlamak ve yoğun bir şekilde kullanmak zorunda kalmışlardır. Diğer yandan, Paleolitik Çağ'dan beri insanlar bu hayvanlara tapmış, saygı göstermiş ve çeşitli sembolik uygulamalarda değerli olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla, günümüz toplumları gibi, tarihöncesi dönemdeki insan-hayvan ilişkileri de karmaşık ve çok boyutluydu. Hayvanlarla insanların bu karmaşık ilişkilerinin en önemli aşaması belki de, insanların kültürel evriminin birçok dönemleri arasında, yerleşik yaşama geçilen Akeramik Neolitik Dönem'in erken evrelerinde gerçekleşmiştir. Daha önceki dönemlerin aksine her yıl boyunca belirli bir yerde yaşamakta olan Neolitik toplumlar, esas olarak yaygın bir şekilde özellikle yerel çevrede mevcut olan hayvanları avlamaya başladı. Hayvanlar da, çevresinde gerçekleşen bu garip ve tamamen yeni değişimlerle baş etmek zorunda kalmıştır. Böylece hem insanlar hem de hayvanların yaşam biçimlerini değiştiren bu karşılıklı yeni ilişkiler, Anadolu ve Batı Asya'daki Akeramik Neolitik yerleşmelerdeki toynaklı hayvanların ilk evcilleştirilmesini teşvik etmiştir. Dolayısıyla, insan-hayvan ilişkilerinin herhangi bir yönünü incelerken, bu geçiş dönemindeki karmaşık ilişkilerin üzerine ayrıntılı çalışılması gerekmektedir. Orta Anadolu, Neolitik dönemin önemli çekirdek bölgelerinden biri durumundadır. Bu sebeple, Orta Anadolu'da özellikle Akeramik Neolitik dönemde yaşanan insan-hayvan-çevre ilişkilerinin incelenmesi bu tez çalışmasının en önemli amaçlarından birisini meydana getirmektedir. Orta Anadolu'da kazısı gerçekleştirilen yedi Akeramik Neolitik yerleşmeden elde edilen hayvan kalıntılarının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi, bu tezin ilk aşamasını oluşturmaktadır. Çalışmanın ikinci aşaması ise, Orta Anadolu Akeramik Neolitik yerleşmelerdeki tespit edilen bütün hayvan türlerinin kataloğunun oluşturulmasıdır. Üçüncü aşamada, kataloglaması yapılan, memeliler, kuşlar, sürüngenler, balıklar ve omurgasızlardan oluşan, toplam elli altı türe dair detaylı bir değerlendirme yapılmıştır. Son aşamada ise, bu türlerin toplumun sosyo-kültürel ihtiyaçları için mi yoksa yaşanılan çevrede doğal olarak var olmaları sonucu mu tercih edildikleri tartışılmaktadır. Orta Anadolu'nun Kapadokya ve Konya Ovası'nda yer alan Akeramik Neolitik yerleşmelerdeki doğal çevrelerde yoğunlukla görülen ve oldukça uysal bir tür olduğu için koyunun ilk olarak evcilleştirme sürecine girmiş olabileceği önerilebilir. Fakat bu yerleşmelerin çağdaşı olan Güneydoğu Anadolu yerleşmelerinde evcilleştirilmiş olan yabani domuz ve yabani sığırın, Orta Anadolu'da uzun süre kontrol altına alınmadığı veya evcilleştirmek için tercih edilmediği bilinmektedir. Öte yandan sıklıkla rastlanmasına rağmen, Orta Anadolu'nun Kapadokya Bölgesi'nde daha az bulunan kara ve sucul kuşlarına kıyasla çeşitli yırtıcı kuşların, kültürel ve sembolik nedenlerle avlandığı görülmektedir. Hangi hayvan türlerinin tercih edileceğinde çevresel etkiler de önemli bir yer tutmaktadır. Örneğin Kapadokya Bölgesi'nde yer alan yerleşmelerin aksine Konya Ovası'nda yer alan yerleşmelerde küçük hayvanlara (mikrofauna) daha sık rastlanmakta ve tüm Akeramik Neolitik dönem boyunca düzenli olarak kullanıldığını görülmektedir.Conference Object Primary Archaeozoological observations on the faunal remains of Kanlıtaş Höyük, an Early Chalcolithic settlement in north-western Anatolia, Turkey(PZAF 2017, 2017) Sıddıq, Abu BakarKanlıtaş Höyük is a mound site situated at the edge of a mountainous region of Eskişehir province in north-western Anatolia. This was an Early Chalcolithic factory site mainly for marble bracelets production. Besides, Kanlıtaş people were intensely cultivating crops. However, faunal remains, as well as stone tools, suggest that Kanlıtaş people were still regular hunter for their subsistence. Although big animals are present, small ruminants (Ovicaprids), wild boars (Sus scrofa), deer (C. elaphus and D. dama), hares (Lepus sp.), birds (Alectoris sp., Anas sp., Goose sp. etc.) and aquatic species are found as the most profoundly consumed species comprising more than 78% of total fauna. Some carnivore species (Felis sylvestris, Canis lupus, Vulpes vulpes, Ursus sp. etc.) are also found common. Primary observations suggest outer settlement butchering practice, and burn marks, especially around the edge, on a large number of bones suggest open firing or direct heat food processing which is unlikely that people were mostly cooking meat by pot, although high quality pottery remains are present in the site. Moreover, identified animal species illustrate a mixed ecology and habitat system which indicate a mixture of subsistence strategies of the inhabitants. Kanlıtaş Höyük is considered to be one of the most important settlements of Chalcolithic Porsuk culture and a connecting site for the cultural contact between Central Anatolia, Western Anatolia and Balkans during 6th millennium B.C. Thus, faunal remains Kanlıtaş Höyük are considered to be valuable sources to understand Early Chalcolithic life ways of this transitional zone in Anatolia.