Kaplan, Abdurrahim
Loading...

Profile URL
Name Variants
Job Title
Doçent
Email Address
Main Affiliation
Department of Basic Islamic Sciences / Temel İslam Bilimleri Bölümü
Status
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
0
Research Products
2ZERO HUNGER
0
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
0
Research Products
4QUALITY EDUCATION
0
Research Products
5GENDER EQUALITY
0
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
0
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
0
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
0
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
0
Research Products
15LIFE ON LAND
0
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
2
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
0
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
9
Articles
5
Views / Downloads
28/574
Supervised MSc Theses
2
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
8
Supervised Theses
2
| Journal | Count |
|---|---|
| Tefsir Araştırmaları Dergisi | 3 |
| Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi | 1 |
| Diyanet İlmi Dergi | 1 |
| EKEV Akademi Dergisi | 1 |
| Van ilahiyat Dergisi | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

9 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 9 of 9
Article Kur’ân’ın İ'câz Yönlerinden Biri: Gelecek ile İlgili Haber Vermesi(2021) Kaplan, AbdurrahimKur’ân’ın nüzûl gayesi yeryüzünde tevhid inancını te’sis edip insanları dünya ve âhiret saadetine ulaştırmaktır. Bu gayeyi birtakım kural ve kaidelerle gerçekleştiren Kur’ân, bu süreçte en büyük vazifeyi peygamberlere vermiştir. Dinler tarihi ve mukaddes kitaplardaki bilgilere göre bütün peygamberler insanların karşısına mu’cizelerle çıkmışlardır. Peygamberlerin getirdikleri mu’cizeler, ilâhî bir kudrete dayanan, insan gücünün üstündeki olaylardır. Hz. Muhammed de her peygamber gibi birtakım mu’cizelerle insanların karşısına çıkmıştır. Onun en büyük mu’cizesi ise kendisine inzâl olunan Kur’ân’dır. Kur’ân’da yer alan mu’cizelerin bir kısmı insanların his ve duygularına hitap ederken diğer bir kısmı ise onların akıl, fikir ve mantığına hitap etmektedir. Kur’ân’ın i’câz yönü daha çok dil konusuna ve geleceğe yönelik olarak ilmî konulara yöneliktir. Kur’ân; düşünen, akıl sahibi olan insanların, ibret, hikmet, öğüt ve benzeri mu’cize ifade eden bilgilerden faydalanmalarını talep etmektedir. Çünkü kişi akıl ve düşüncesini harekete geçirmekle doğrulara ulaşabilmektedir. Bu da Kur’ân’ın mu’cizelerle dolu olduğunu ortaya koymaktadır. Kur’ân’daki mu’cizeler konusunda çalışmalarda bulunan âlimler, kendilerine göre tasnifler yapmış ve yorumlarda bulunmuşlardır. Telif edilen bu çalışmalarda Kur’ân’ın; dil ve belagat yönünden i’câzı, ilmî i’câzı, geçmiş ve gelecekten haber verme yönünden i’câzı, ortaya koyduğu insan hak ve hukuku istikametindeki i’câzı ve benzeri konularda çeşitli görüşler ileri sürülmüş, bu konularda açıklamalar yapılmıştır. Biz ise bu çalışmada gelecekten haber verme yönünden Kur’ân’ın i’câzı üzerinde durmaya çalışacağız.Article Mücâhid B. Cebr ve Zeyd B. Ali’ye Nispet Edilen Tefsirlerin Kaynak, Muhteva ve Metot Açısından Mukayeseli Değerlendirilmesi(2025) Kaplan, Abdurrahim; Deniz, HalilMücâhid b. Cebr ve Zeyd b. Ali tefsirleri, erken dönem tefsir literatürünün müstakil nitelik arz eden iki özgün örneğidir. Her iki müfessirin tefsir metodu, Kur’ân lafızlarının lugavî ve semantik çözümlemeleri etrafında şekillenirken, kullandıkları kaynakların niteliği ve yönteme yansıyışı bakımından dikkat çekici farklar ihtiva etmektedir. Mücâhid’in tefsiri, büyük oranda hocası Abdullah b. Abbâs’tan aktardığı rivayetlere dayanan bir yapıya sahiptir. Bu durum, onun tefsirini klasik rivayet tefsirlerinin öncülü kılmakta, ayrıca eserini Ehl-i sünnet nezdinde muteber kılmaktadır. Buna karşın, Zeyd b. Ali’nin tefsirinde sened zinciri genellikle kısa tutulmuş; buna rağmen metnin birçok yerinde Hz. Ali üzerinden Hz. Peygamber’e dayanan rivayet silsilesi zımnî olarak hissedilmiştir. Zeyd’in tefsirinde öne çıkan temel unsurlardan biri, Arap şiirinden istişhâd ile tefsir edilen lafızların yoğunluğudur. Bu durum, onun, Kur’ân’daki ğarîb lafızları anlamlandırırken şiirsel bağlamdan beslenerek dil merkezli bir yaklaşımı öncelediğini göstermektedir. Mücâhid ise bu yönteme başvurmamış; bunun yerine yer yer İsrâiliyyât nev’inden aktarımlara yer vermiştir. Özellikle kıssalar bağlamında Hz. Âdem, Tâlût ve Hz. Yusuf ile ilgili nakiller, Eski Ahid’le paralellik arz edecek niteliktedir. Her iki tefsirde de nüzul sebeplerine yer verilmekle birlikte, bu rivayetler çoğunlukla ayetin doğrudan anlamına ışık tutacak şekilde sunulmuştur. Tefsirlerin hiçbirinde kapsamlı bir sebeb-i nüzul sistematiği bulunmamakla birlikte, örnek mahiyetindeki rivayetler tarihsel bağlamı açıklamaya yöneliktir. Mücâhid ve Zeyd’in tefsirleri, hem kaynak kullanımı hem yöntemsel tercihleri itibariyle klasik dönem tefsir anlayışının gelişim çizgisinde iki farklı uçta durmaktadır. Mücâhid’in rivayet merkezli ve İbn Abbas eksenli aktarımı, onu daha geleneksel bir çizgiye yerleştirirken; Zeyd’in lugavî çözümlemeleri, şiirle istişhadı, İsrâiliyyât’a temkinli yaklaşımı, onun selefî eğilimli ve ehl-i beyt rivayetlerine sadık bir tefsir anlayışı geliştirdiğini göstermektedir.Publication Yunus Emre Gördük. Tarihsel ve Metodolojik Açıdan İşârî Tefsir. İstanbul: İnsan Yayınları, 2013, 324 s.(2021) Kaplan, AbdurrahimSince the beginning of human history, the interest shown to the material world has also been shown to the realm of meaning. Because human has two aspects, material and spiritual. Each individual has a separate inner realm and spiritual structure. It is necessary to meet spiritual needs as well as the necessity of meeting material needs. Every human being feels the need to feed and satisfy the spiritual world, as well as the need for nutrition materially. This spiritual dimension constitutes the belief, conscience and moral aspect of man. One of the systems that emerged in the historical process for man to attain spiri-tual perfection is Sufism. Sufis, as well as assimilating and applying the meaning of the Quran, tried to contribute to the maturation of the human spiritually by giving signifying meanings to its verses. In Sufism sources, it is claimed that the feeling of asceticism and sufism has existed among Muslims since the beginning of Islam and is based on the Qur'an and sunnah. Hz. Various rumors stating that some of the companions lived a devout life in the time of Muhammad (pbuh) are also evidences used by those who have this view. As with everything else, our criterion for ishari interpretation should be the Sunnah in the case of the Quran and its first interpretation. Every Sufi understanding that is compatible with the Quran and Sunnah criteria is acceptable, and every Sufi understanding that is incompatible with the Quran and Sunnah criteria and contrary to these criteria is also a ladder. Even though it is not tech-nically named, the understanding of Sufism has developed from the Companions, passed through various phases and has survived until today. Sufism started among Muslims in the second century of the Islamic calendar, right after the beginning of the history of Islam, and graduallyMaster Thesis İşârî tefsirlerde kevnî âyetlerin yorumlanması: El-Bahru'l-Medid tefsiri örneği(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Aydın, Lokman; Kaplan, AbdurrahimKur'an-ı Kerim'in nüzul gayesi insanları hidâyete eriştirmektir. Asırlar boyunca bu yönüyle araştırılmış, doğruya ulaşmak için kendisinden istifade edilmiştir. Kur'ân'ın anlaşılması için tarih boyunca tefsir kitapları kaleme alınmış her müfessir kendi ilmi kabiliyeti cihetinde âyetleri yorumlamaya çalışmıştır. İslam coğrafyasının genişlemesi, farklı dil, din ve kültürlerden olan şahsiyetlerin İslâm'a girmesi gibi birçok neden âyetlerin farklı yorumlanmasına kapı aralamıştır. Kur'ân'ın anlaşılmasına yönelik gayret ve çabalar zamanla mezhep ve ideolojilere de sirâyet etmiş böylece her fırka ve mezhep Kur'ân âyetlerini zihin düşünceleri çerçevesinde yorumlamıştır. Tefsirdeki zahiri yorum çeşitliliğine bir müddet sonra batınî/işârî yorumlar da eklenmiş böylece işârî/tasavvufî tefsir diyeceğimiz bir yorumlama anlayışı ortaya çıkmıştır. Çalışma konumuzu oluşturan İbn Acibe'nin (ö. 1224/1809) el- Bahrü'l-medid adlı eseri âyetleri hem zahiri hem batınî yönden ele almış bir eserdir. Müellif'in kevnî âyetleri ele alış biçimi, yorumlaması ve değerlendirmesi tarafımızca merak edilmiş ve bu minvalde bir araştırmanın faydalı olacağı düşüncesi ortaya çıkmıştır.Article Kâsımî'nin Tefsirinde Kitâb-ı Mukaddes Nakillerine Yaklaşımı(2025) Kaplan, Abdurrahimİsrâiliyat, Yahudilik, Hristiyanlık gibi diğer din ve kültürlerden etkilenerek nakledilen rivayet türü malzemelerdir. Kur’ân’ın Kitâb-ı Mukaddes’e atıfta bulunması ve sahabenin Medine’de Yahudi halkıyla etkileşimi gibi pek çok durum, Müslümanların Yahudilik, Hristiyanlık ve diğer din ve kültürlerin kaynaklarından yararlanmasına sebep olmuştur. Erken dönem müfessirleri, bu rivayetleri herhangi bir tasnife tabi tutmadan eserlerine almışlardır. Klasik tefsirlerde ise benzer bir yöntem uygulanmış, ancak erken dönemden farklı olarak sadece isnadın zayıf olabileceğine dair uyarılarda bulunulmuştur. Çağdaş dönem müfessirleri ise tarihî olaylar, peygamber kıssaları, ahlakî ve dinî konularda İslâm’ın temel ilkeleriyle çelişebilecek isrâîliyyât türü bilgiler yerine, Kitâb-ı Mukaddes’ten yararlanmayı tercih etmişlerdir. Bu yöntem, İslâm inanç ve uygulamalarına aykırı birçok isrâili bilginin tefsirlerden çıkarılmasını sağlamak ve nakledilen bilgilerin doğruluk derecesini artırmak amacıyla benimsenmiştir. Çağdaş dönemde isrâîliyyât türü rivayetlere alternatif olarak Kitâb-ı Mukaddes nakillerini tercih eden müelliflerden biri, Mehâsinü’t-Te’vîl adlı eserin yazarı Cemâleddîn el- Kâsımî (1866-1914)’dir. Kâsımî’nin eserini değerli kılan en önemli özelliklerden biri, İslâm’ın temel ilkeleriyle çelişebilecek isrâîliyyât türü bilgiler yerine Kitâb-ı Mukaddes’ten yararlanmayı tercih etmesidir. Kâsımî’nin âyet tefsirlerinde, isrâîliyyât türü rivayetler yerine konuyla ilgili Kitâb-ı Mukaddes’ten istişhatta bulunması, onu bu alanda önemli bir konuma getirmiştir. Bu çalışmada, Kâsımî’nin Kitâb-ı Mukaddes nakillerine bakışı, bu bilgileri nakletme amacı, Kitâb-ı Mukaddes’e dair anlayışı ve nakil sınırları üzerinde durulmuştur. Kâsımî’nin bazı yerlerde Kitâb-ı Mukaddes’ten sayfalarca alıntı yapması, aynı konuya dair Tevrat, İncil ve diğer Yahudi kaynaklarından faydalanması, İsrâîliyyât rivayetlerine alternatif olarak Kitâb-ı Mukaddes nakillerini bir yöntem olarak benimsediğini ve bu yöntemi eserine başarılı bir şekilde yansıttığını göstermektedir. Bu çalışma sonucunda, tefsir kaynaklarında isrâîliyyât rivayetleri yerine Kitâb-ı Mukaddes nakillerinin kullanımının daha yararlı olabileceği düşüncesi ortaya çıkmıştır.Article Celal Yıldırım’ın Bilimsel Tefsir Anlayışı(2025) Kaplan, AbdurrahimKur’ân’ın anlaşılmasına yönelik çalışmalar her dönemde hız kesmeden devam edegelmiştir. İslâm’ın ilk döneminde dil bilimsel, rivayet, dirayet ağırlıklı tefsirler kaleme alınmıştır. Sonraki yıllarda İslâm coğrafyasının geniş bir alana yayılması, ilmi çalışmaların çeşitlilik arz etmesi gibi hususlar müfessirlerin ilgi alanını ve çalışma konularını etkilemiştir. Bu araştırmada ilmi konuları ihtiva eden âyetler bilimsel çalışma ve gelişmelerden istifade edilerek ele alınmıştır. Amacımız ilk yıllarda belli bazı âyet gruplarının açıklanmasıyla sınırlı olan bu alanın çağdaş dönemde bilimsel tefsir ekolü olarak kabul edilen bu alanın Kur'ân yorumuna yansımasını ortaya çıkarmaktır. Bilimsel tefsirin, dinî metinlerin modern yöntem ve disiplinlerle etkili bir şekilde kullanılmasını savunan önemli bir yaklaşım olması onun bu yönüyle ele alınmasını elzem kılmıştır. Çalışmanın çerçevesi oluşturulurken rivayet dirayet ağırlıklı tefsirlere Kur’an metnine, bilimsel çalışmalara ve en önemlisi Celal Yıldırım'ın tefsirine müracaat edilmiş, Bahsi geçen eserler doküman analizi yöntemiyle sistematik bir yolla ele alınmıştır. Tespit edilen veriler belli kıstaslar esas alınarak değerlendirilmiştir. Bu yöntem, Kur'ân ayetlerini bilimsel verilerle birleştirerek, ilahi metnin daha geniş bir açıyla ele alınmasına kapı aralamıştır. Çalışma, Bilimsel tefsirin Kur’ân yorumuna yansımasını oluşturması, \"Celal Yıldırım’ın İlmin Işığında Asrın Kur’ân Tefsiri\" adlı eseriyle sınırlı tutulması ve eserin bu yönüyle etraflıca incelenmesi bakımından önemlidir. Müellifin Kur’ân âyetlerini yorumlama biçimi, bilimsel verilerden yararlanma yöntemi çalışmamızın esasını oluşturmuştur. Müellifin modern bilimi Kur’ân âyetlerinin yorumuna yansıtma biçimi ise örneklerle açıklanmıştır. Tespit edebildiğimiz kadarıyla müellif, bilimsel anlamda yorumlanabilecek âyetlerin bir kısmını modern bilimden yararlanarak tefsir etmiştir. Ayetleri rivayet ve dirayet nakillerine uygun bir şekilde ele alan müellif, bilimsel âyetleri de modern bilimden istifa ederek başarılı bir şekilde ele almayı başarmıştır. Bazı yerlerde konuyla ilgili uzunca nakiller getirmesi onun bu konuda aşırıya kaçtığına delildir. Modern bilimin Kur'ân ayetlerinin yorumuna yansımasıyla ayetlerin birçok ilmi gelişmeye temel oluşturacağı sonucuna ulaşılmıştır.Book Part Yunus Emre Gördük. Tarihsel ve Metodolojik Açıdan İşârî Tefsir. İstanbul: İnsan Yayınları, 2013, 324 s.(Tefsir Araştırmaları Dergisi, 2021) Kaplan, Abdurrahimİnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren, madde âlemine gösterilen ilgi mâna âlemine de gösterilmiştir. Zira insan maddî ve manevî olmak üzere iki yöne sahiptir. Her birey müstakil bir iç âleme ve ruh yapısı-na sahiptir. Maddî ihtiyaçların karşılanmasının zarurîliği kadar manevî ihtiyaçların da karşılanması gerek-mektedir. Her insan, maddî yönden beslenme ihtiyacı hissettiği gibi manevî yönden de ruh dünyasını doyurma ve onu tatmin etme ihtiyacı hissetmektedir. Bu manevî boyut, insanın inanç, vicdan ve ahlâk yönünü oluşturmaktadır. Tarihsel süreçte insanın manevî yönden kemâle ulaşması için ortaya çıkan sis-temlerden biri de tasavvuftur. Mutasavvıflar, Kur'ân’ın sarîh anlamlarını özümseyip uyguladıkları gibi onun âyetlerine işârî mânalar vererek insanın manevî yönden olgunlaşmasına katkı sağlamaya da çalış-mıştır. Tasavvuf kaynaklarında, zühd ve tasavvuf duygusunun İslâm’ın başlangıcından bu yana Müslü-manlar arasında var olduğu ve Kur’ân ile sünnete dayandığı iddia edilmektedir. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) zamanında sahâbeden bazı kişilerin zâhit bir hayat yaşadığına dair çeşitli rivayetler de bu görüşe sahip olanların kullandıkları delillerdir. Her şey de olduğu gibi işârî tefsir konusunda da ölçümüz, Kur’ân ve onun ilk tefsiri durumundaki sünnet olmalıdır. Kur’ân ve sünnet ölçülerine uygun olan her tasavvufî anlayış makbul, Kur’ân ve sünnet ölçülerine uygun olmayan, bu ölçülere ters düşen her tasavvufî anlayış da merduddur. Teknik anlamda adı konulmamış olsa bile tasavvuf anlayışı, sahâbeden itibaren gelişerek çeşitli evrelerden geçmiş ve varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Tasavvuf, İslâm tarihinin başlangı-cından hemen sonra, hicri ikinci asırda Müslümanlar arasında başlamış ve ondan sonraki asırlarda git-tikçe gelişmiştir. İşârî tefsirin de buna paralel bir seyir izlediğini söylemek mümkündür.Master Thesis Çağdaş Çalışmalarda Kudüs ve Mescid-i Aksâ Yorumu(2024) Aksoy, Ali; Kaplan, AbdurrahimBu çalışma, Kudüs ve Mescid-i Aksâ'nın, Yahudi, Hristiyan ve Müslümanlar için taşıdığı özel anlamları incelemeyi esas almaktadır. Tarih boyunca Kudüs, savaşların ve fetihlerin ebedi tanığı olarak, semavî dinler için ruhanî bir merkez olarak öne çıkmaktadır. Çalışmamız bu kutsal mekânların zaman içinde nasıl bir evrim geçirdiğini ve semavî dinlerin yapısında nasıl bir yer edindiğini aydınlatmayı amaçlamaktadır. Çağdaş çalışmalarda Kudüs ve Mescid-i Aksâ'nın yorumu, İslâm toplumlarının zorluklarla karşılaştığı modern dönemde, bu kutsal şehirlerin özgürlük, adalet ve barış sembolleri olarak anlaşılmasını teşvik eder. Ayrıca, İslâm'ın ilk kıblesi olan Mescid-i Aksâ'nın, Müslümanların birlik ve dayanışmasını simgelediği ve İslâm'ın evrenselliğini vurguladığı belirtilir. Bu çalışmalarda, Kudüs ve Mescid-i Aksâ'nın tarihsel ve siyasî bağlamı da önemlidir. İsrail'in Filistin topraklarını işgali ve Mescid-i Aksâ'ya yönelik tehditler, çağdaş çalışmlarda eleştirel bir şekilde değerlendirilir. Bu çalışmalar, Müslümanların Kudüs ve Mescid-i Aksâ'ya sahip çıkması gerektiğini vurgular ve Filistinli Müslümanların haklarını korumak için çaba sarf etmeleri gerektiğini belirtir. Sonuç olarak, çağdaş çalışmalarda Kudüs ve Mescid-i Aksâ'nın yorumu, İslâm'ın kutsal mirası olarak değil, aynı zamanda adaletin, barışın ve insan haklarının simgeleri olarak ele alınmasını savunur. Bu çalışmalar, Müslümanların bu kutsal şehirlere sahip çıkması ve Filistin halkının haklarını desteklemesi gerektiği çağrısında bulunur.Article AHMED B. MÜBAREK’İN EL-İBRÎZ ADLI ESERİNDE ABDÜLAZÎZ EDDEBBÂĞ’IN TEFSİR ANLAYIŞININ YANSIMALARI(Diyanet İlmi Dergi, 2022) İşliyen, Burhan; Kaplan, Abdurrahimİlk Abdülazîz ed-Debbâğ (ö. 1132/1720), Kur’ân âyetlerine işârî manalar yükleyen bir müfessirdir. Hayatta iken herhangi bir eser telif etmeyen ed-Debbağ’ın görüşlerine müridi ve öğrencisi olan Ahmed b. Mübârek (ö. 1156/1743) el-İbrîz adlı eserinde detaylı olarak yer vermiştir. Müellif, şeyhinin okuma yazma bilmediğini (ümmî) vurgulamakta ve kendisinde sadır olan bütün ilimlerin keşf ve ilham yoluyla oluştuğunu iddia etmektedir. Şeyhi onun nezdinde her yönüyle keramet sahibi olup bu yönüyle diğer tasavvuf erbabından farklılık göstermektedir. Çalışmamızda el-İbriz adlı eser çerçevesinde ed-Debbağ’ın tefsir anlayışı ve yorum yöntemi ele alınacaktır. Onun Kur’ân-ı Kerîm’e tamamen bâtınî bir bakış açısı ile yaklaştığı, bu doğrultuda aşırı bir yorum anlayışını benimseyerek, işari tefsirde bulunan pek çok tasavvuf ekolünden farklılaştığı bazı ayet ve konulardaki görüşleri üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır. Abdülazîz ed-Debbâğ’ın ve Ahmed b. Mübarek’in Kur’ân tefsir metodu tamamen bâtınî anlayışa dayandığından sorunlu bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple çalışma doğal olarak Debbâğ’ın kerametlerinden çok Ahmed b. Mübarek vasıtasıyla onun âyetlere yüklediği mana ve yorumlama biçimine dair tahliller ve değerlendirmelerle sınırlıdır.

