Yoğun Bakım Hemşirelerinde Alarm Yorgunluğu ile Karar Verme Süreçleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

relationships.isProjectOf

relationships.isJournalIssueOf

Yükleniyor...

Abstract

Bu araştırma, yoğun bakım hemşirelerinde alarm yorgunluğu ile klinik karar verme süreçleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kesitsel ve ilişki arayıcı türdedir. Çalışma, Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitelerinde görev yapan 104 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler, Birey Tanıtıcı Bilgi Formu, Alarm Yorgunluğu Değerlendirme Ölçeği (AYDÖ) ve Hemşirelikte Klinik Karar Verme Ölçeği (HKKVÖ) ile toplanmıştır. AYDÖ'de düşük puan, daha yüksek alarm yorgunluğunu göstermektedir. HKKVÖ'de yüksek puan ise klinik karar verme düzeyinin yüksek olduğunu ifade etmektedir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 29,66±3,71 yıldır. Hemşirelerin %56,7'si kadın, %56,7'si evli ve %83,7'si lisans mezunudur. Katılımcıların %88,5'i 24 saat nöbet sistemiyle çalışmaktadır. Hemşirelerin %76,9'unun alarm konusunda eğitim almadığı belirlenmiştir. AYDÖ toplam puan ortalaması 49,58±10,92 olarak bulunmuştur. AYDÖ'de en yüksek madde puan ortalaması Dikkat alt boyutunda, en düşük madde puan ortalaması ise Kayıtsızlık alt boyutunda elde edilmiştir. Bu bulgu, hemşirelerin alarm yorgunluğunu özellikle kayıtsızlık/duyarsızlaşma boyutunda daha belirgin yaşadığını göstermektedir. HKKVÖ toplam puan ortalaması 125,74±27,26 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin dört alt boyutundan alınan puanların birbirine yakın olduğu görülmüştür. Araştırmada AYDÖ toplam puanı ile HKKVÖ toplam puanı arasında pozitif yönde, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=0,785; p<0,001). AYDÖ'de yüksek puanın daha düşük alarm yorgunluğunu gösterdiği dikkate alındığında, alarm yorgunluğu düzeyi daha düşük olan hemşirelerin klinik karar verme puanlarının daha yüksek olduğu söylenebilir. Ayrıca engeller ve kayıtsızlık alt boyutlarının klinik karar verme ile anlamlı ilişki göstermesi dikkat çekicidir. Bu durum, alarm yönetiminde yaşanan güçlüklerin karar verme süreçleriyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Sonuç olarak, yoğun bakım hemşirelerinde alarm yorgunluğu ile klinik karar verme süreçleri arasında güçlü bir ilişki vardır. Alarm yorgunluğunun azaltılması, klinik karar verme becerilerini destekleyebilir. Bu nedenle yoğun bakım ünitelerinde alarm yönetimine yönelik hizmet içi eğitimler düzenlenmelidir. Ayrıca gereksiz alarm yükünü azaltacak protokoller geliştirilmelidir. Hemşirelerin alarm yönetimi süreçlerinde desteklenmesi hasta güvenliği açısından önemlidir.
This study was conducted to examine the relationship between alarm fatigue and clinical decision-making processes among intensive care nurses. The study had a cross-sectional and correlational design. It was conducted with 104 nurses working in the intensive care units of Mardin Training and Research Hospital. Data were collected using the Individual Information Form, the Alarm Fatigue Assessment Scale (AFAS), and the Clinical Decision-Making in Nursing Scale (CDMNS). A low score on the AFAS indicates a higher level of alarm fatigue, whereas a high score on the CDMNS indicates a higher level of clinical decision-making. Descriptive statistics, the Mann-Whitney U test, the Kruskal-Wallis test, and Spearman's correlation analysis were used for data analysis. The mean age of the nurses participating in the study was 29.66±3.71 years. Of the nurses, 56.7% were female, 56.7% were married, and 83.7% held a bachelor's degree. In addition, 88.5% of the participants worked 24-hour shifts. It was found that 76.9% of the nurses had not received training on alarm management. The mean total AFAS score was 49.58±10.92. The highest item mean score on the AFAS was obtained from the Attention subscale, whereas the lowest item mean score was obtained from the Indifference subscale. This finding indicates that nurses experienced alarm fatigue more prominently in the indifference/desensitization dimension. The mean total CDMNS score was 125.74±27.26. The scores obtained from the four subscales of the CDMNS were close to each other. A positive, strong, and statistically significant correlation was found between the total AFAS score and the total CDMNS score (r=0.785; p<0.001). Considering that a high AFAS score indicates lower alarm fatigue, this finding suggests that nurses with lower levels of alarm fatigue had higher clinical decision-making scores. In addition, the significant relationships between the Barriers and Indifference subscales and clinical decision-making are noteworthy. These findings suggest that difficulties in alarm management and alarm-related desensitization may be related to nurses' clinical decision-making processes. In conclusion, a strong relationship was found between alarm fatigue and clinical decision-making processes among intensive care nurses. Considering the scoring direction of the AFAS, lower levels of alarm fatigue were associated with higher levels of clinical decision-making. Therefore, reducing alarm fatigue may be important for supporting nurses' clinical decision-making processes. In this regard, in-service training on alarm management should be organized in intensive care units. In addition, protocols should be developed to reduce unnecessary alarm burden. Supporting nurses in alarm management processes is also important for patient safety.

Description

Keywords

Sağlık Yönetimi

Fields of Science

Citation

WoS Q

Scopus Q

Source

Volume

Issue

Start Page

End Page

Yükleniyor...
Yükleniyor...
Yükleniyor...