Ludwig Wittgenstein’ın I. Dönem Felsefesinde Dil-Düşünce İlişkisi
Loading...
Date
2018
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Open Access Color
OpenAIRE Downloads
OpenAIRE Views
Abstract
Ludwig Wittgenstein’ın birinci dönem felsefesini simgeleyen temel yapıtı, Tractatus Logico-Philosophicus adlı eseridir. Bu yapıt, Wittgenstein hayattayken yayımlanan tek eseridir. Tractatus’ta sırasıyla dünya, düşünce, dil, mantık ve yeniden dünya konuları işlenmektedir. Bunların yanı sıra felsefenin amacı, tümevarım, nedensellik, sayı kavramı, etik ve yaşama dair konular da ele alınmaktadır. Wittgenstein, bu konular hakkındaki düşüncelerini ifade ederken, fikirlerini tezler şeklinde ileri sürer ve sonrasında bu tezler hakkındaki görüşlerini belirli bir düzen içinde ele alır. Tractatus, toplamda yedi tezden oluşmaktadır ve yedinci tez hariç kitabın tamamı ilk altı tezin her birisinin açıklanması ve betimlenmesi üzerine yorumlardan meydana gelmektedir. Tractatus’un yapısı bu temel tezlerin ya da görüşlerin sistematik olarak numaralandırılmasından oluşmaktadır. Temel tezler -ki toplamda yedi tanedir- tam sayılar ile (1,2,3 v.b), bu tezlerin açıklanmasını sağlayan yorumlamalar ise tekli ondalık sayılar (1.1, 1.2 v.b) veya ikili ondalık sayılar (1.11, 1.12, 2.11 v.b) şeklinde numaralandırılmıştır. Wittgenstein, Tractatus’un henüz önsözünde felsefi problemlerin dilin mantığının yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını belirterek felsefi duruşunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. O, sistematik felsefe düşünürlerinin problem ettiği hususların gerçek birer problem olmadığı görüşünü benimseyerek, problemlerin ortaya çıkmasının nedenini dilin yanlış anlaşılması olarak belirlemektedir. Dilin mantığının yanlış anlaşıldığına yönelik iddia, dilin mantığını ve de yapısını açık bir şekilde ortaya koymayı gerektirir. Wittgenstein’ın felsefe problemlerinin nedenini dile yönelik yanlış bir anlama olarak nitelemesi, onun temel kaygısının dil olduğunu bize göstermektedir. Felsefe sorunlarının nedeni dile yönelik yanlış bir kavrayış ise, dili doğru anlamak felsefe sorunlarının çözümünü de beraberinde getirir. Bu nedenle Wittgenstein, Tractatus’ta temel olarak dilin yapısı ve dil ile dünya arasındaki ilişkiye odaklanır.
Tractatus bizi ilk olarak anlamlı tümcenin tanımına götürmektedir. Soru açıktır: Nasıl ve hangi koşullarda bir tümce anlama sahip olabilir? Bu sorunun yanıtlanabilmesi için ilk olarak tümcenin ne olduğunun açıklanması gerekir ve ardından tümceler tarafından ifade edilen düşüncenin, son tahlilde düşüncenin yansıttığı dünyanın ne olduğu tanımlanmalıdır. Wittgenstein tümcenin tanımına ulaşmak için önce dünyanın, ardından düşüncenin ne olduğunu tanımlamaktadır. Bu doğrultuda Tractatus, tümcenin tanımına ulaşmak için dünyanın ne olduğuyla başlamaktadır.