Kızıltepe Meslek Yüksekokulu
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/31
Browse
Browsing Kızıltepe Meslek Yüksekokulu by Author "Aktaş, Hüsnü"
Now showing 1 - 9 of 9
- Results Per Page
- Sort Options
Article Allelic variations of glutenin subunits and their association with quality traits in bread wheat genotypes(2017) Aktaş, Hüsnü; Baloch, Faheem ShehzadThe present study was conducted to evaluate the genotype × environment interaction of the yield and quality traits for five bread wheat varieties commonly grown in the Southeastern Anatolia Region of Turkey and 20 advanced lines developed within the framework of the International Winter Wheat Improvement Project. We also determined the allelic pattern of the Glu-1 and Glu-3 loci of these genotypes and examined whether these loci had an effect on the quality traits. There was a significant variation among the genotypes and environments in terms of grain yield, protein content, sedimentation volume (SV), and the extensograph dough energy value (EDEV). The results of the study indicated that genotypic effect was more influential on SV and EDEV than environmental effect; thus, both traits could be used in breeding programs to develop elite cultivars with better quality. Twelve different high-molecularweight (HMW) glutenin alleles were identified at the Glu-A1, Glu-B1, and Glu-D1 loci, resulting in 14 allelic combinations, and 17 different alleles were observed in 19 combinations for low-molecular-weight (LMW) subunits. Furthermore, among all the genotypes, 13 + 16 and 13 + 19 alleles at Glu-B1 and 5 + 12 at Glu-D1 were observed to have the lowest frequency. Our study indicated that the combinations of HMW glutenin alleles with 2* at Glu-A1, 17 + 18 and 13 + 16 at Glu-B1, and 5 + 10 at Glu-D1, as well as the combinations of LMW alleles with subunits c and d at Glu-A3; subunits d, b, c, and g at Glu-B3; and subunits a and b at Glu-D3 had positive effects on the quality traits.Article Bazı fakültatif buğday genotiplerinin farklı çevrelere tepkileri(Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 2021) Erdemci, İrfan; Aktaş, Hüsnü; Karaman, MehmetAmaç: Bu çalışmanın amacı fakültatif gelişme tabiatına sahip ekmeklik buğdaygenotiplerin farklı çevrelerde verim ve kalite özelliklerin belirlenmesidir.Materyal ve Yöntem: Bu araştırma, 2014-2015 yetiştirme sezonunda yağışa dayalışartlarda 25 ekmeklik buğday genotipi (20 ileri hat ve 5 standart çeşit) ile Diyarbakırve Muş lokasyonlarında Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 3 tekrarlamalıolarak yürütülmüştür. Araştırmada çeşit ve hatların tane verimi ile bazı kalite (bintane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, protein oranı, zeleny sedimantasyon ve yaş gluten)özellikleri incelenmiştir.Araştırma Bulguları: Birleştirilmiş varyans analizinde, genotip, çevre ve bunlarınetkileşim (genotip × çevre) etkileri, incelenen özelliklerden bin tane ve hektolitreağırlığı hariç diğer tüm özellikler için oldukça anlamlıydı. Ancak genotip-çevreetkileşiminin etkisi incelenen tüm parametreler açısından genotip ve çevreye göredaha küçük boyuttaydı. Diyarbakır lokasyonu incelenen kalite parametreleri için öneçıkarken, Muş lokasyonu tane verimi yönünde öne çıkmıştır.Sonuç: Çalışmada, G17 genotipi her iki test ortamında da en yüksek tane veriminesahipti ve verim açısından en kararlıydı. G11 ve G21 genotipleri kalite parametreleriaçısından ön plana çıkmıştır. Bu genotiplerin gelecekteki ıslah çalışmalarındaebeveyn olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.Article Buğday Bitkisine Uygulanan Farklı Miktarlarda Leonarditin Bazı Toprak Özelliklerine Etkisi(2016) Kolay, Betül; Gürsoy, Songül; Avşar, Özlem; Bayram, Nurettin; Öztürkmen, Ali Rıza; Aydemir, Salih; Aktaş, HüsnüLeonardit, toprak özelliklerini iyileştirmede ve dolayısıyla ürün verimini arttırmada kullanılan organikgübrelerden biridir. Bu çalışmada, sulanabilir koşularda buğday bitkisine farklı miktarlarda leonardituygulanarak, uygulanan bu leonarditin bazı toprak özellikleri üzerine olan etkisi belirlenmiştir. Çalışma2009-2012 yıllarında GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü deneme alanında,tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Denemede leonarditin 6farklı dozu (0, 50, 100, 150, 200 ve 250 kg da-1) uygulanmıştır. Hasat sonrası tüm parsellerde, topraktaorganik madde, toprak nemi, hacim ağırlığı ve penetrasyon direnci belirlenmiştir. Çalışma sonucunda,farklı miktarlarda uygulanan leonarditin toprakta organik madde, toprak nemi ve hacim ağırlığı üzerineetkisinin olmadığı, penetrasyon direnci üzerine etkili olduğu görülmüştür. Toprak penetrasyon direncileonardit uygulaması ile azalmıştır.Article Çinko Uygulamasının Makarnalık Buğdayın (Triticum durum Desf.) Verim ve Bazı Kalite Özellikleri Üzerindeki Etkisi(2016) Aktaş, HüsnüBu çalışma çinkonun (Zn) toprak ve yapraktan beraber uygulanmasının Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yoğun ekim alanına sahip 7 adet durum buğdayı çeşidinin verim, verim bileşenleri ve kalite özellikleri üzerine olan etkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2013-14 ve 2014-15 buğday yetiştirme sezonlarında sulu koşullarda Kızıltepe Meslek Yüksek Okulu Deneme Alanında tesadüf blokları deneme deseninde üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Birinci yılda çinko kullanılan (+Zn) ve çinko kullanılmayan (-Zn) uygulamaların tane verimi ortalaması sırasıyla 742 - 693 kg/da ve istatistiki olarak önemsiz, ikinci yılda ise 751 - 659 kg/da ve istatistiki olarak önemli olarak tespit edilmiştir. Varyans analiz sonuçlarına göre, ilk yılda başakta tane sayısı, camsı tane oranı, sedimantasyon, protein oranı, yaş gluten özellikleri için uygulamalar arasındaki farklar istatistiki olarak önemli bulunurken (P<0.05 ya da P<0.01), ikinci yılda tane verimi, başak ağırlığı, camsı tane oranı, sedimantasyon, protein oranı, ve yaş gluten özellikleri için önemli bulunmuştur. Çalışmada kullanılan çeşitlerin +Zn ve –Zn uygulamalarındaki responsu farklı olmuş, her uygulamada da çeşitler arasındaki farklar incelenen özellikler bakımından istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Çinko uygulaması ile en yüksek tane verimi artışı birinci yılda G1 çeşidinde, ikinci yılda ise G3 ve G5 çeşitlerinde gözlenirken, camsılık parametresi için birinci yılda çinko uygulaması ile en yüksek artış G3 ve G4 çeşitlerinde, ikinci yılda ise G2 ve G5 çeşitlerinde belirlenmiştir. Çinko uygulaması ile protein oranında en yüksek artış birinci yılda G7 çeşidinde ikinci yılda ise G6 çeşidinde gerçekleşmiştir. Birinci yılda G6 ve ikinci yılda ise G2 çeşitleri dışında çinko uygulaması ile bütün çeşitlerde SDS sedimantasyon değeri artış gösterirken, irmik rengi (b) için uygulamalar arasında belirgin bir fark gözlenmemiştir.Article Ekmeklik Buğday Genotiplerinin (Triticum aestivum L) Yüksek Sıcaklık Şartlarında Verim ve Bazı Kalite Özellikleri Yönünden Değerlendirilmesi(Kafkas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 2020) Kılıç, Hasan; Aktaş, HüsnüBu araştırma 4 tescilli çeşit (Nurkent, Gönen-98, Pehlivan ve Sagittario) ve 21 ileri hat ekmeklik buğday genotipinin yüksek sıcaklığa mukavemetlerini belirlemek üzere 2006/2007 sezonunda Diyarbakır ve Mardin-Göllü ekolojik şartlarında yürütülmüştür. Çalışmada tane verimi (TV), performans oranı (PERO), başaklanma süresi (BS) bin dane ağırlığı (BTA), hektolitre ağırlığı (HL), tane protein oranı (PO), SDS sedimentasyon testi (SDS), tane sertlik indeksi (SRT), nişasta oranı (NŞT), yaş glüten (YGLT) ve enerji değeri (W) gibi kalite özellikleri incelenmiştir. Genotip ortalamaları üzerinden en yüksek (TV) tane verimleri Diyarbakır sulu (DYB-S) (693 kg da-1) ve kuru (DYB-K) (608 kg da-1) şartlarından alınırken, en düşük (TV) tane verimi de (315 kg da-1) Mardin-Göllü lokasyonundan alınmıştır. Dane doldurma döneminde yüksek sıcaklığın etkili olduğu (>35 oC) Göllü lokasyonunda PO, SDS, SRT, YGLT ve W gibi kalite özellikleri öne çıkarken, normal şartların etkili olduğu DYB lokasyonunda ise TV, HL, BS, NST, BTA, BB gibi özelliklerden en yüksek değerler elde edilmiştir. Biplot metoduna göre gerek TV (458.8 kg da-1) ve gerekse PO (%64.4) bakımından yüksek değerlere sahip erkenci G24, sıcaklık stresine en toleranslı genotip olarak belirlenmiştirArticle QUANTITATIVE AND QUALITATIVE RESPONSE OF WHEAT TO PSEUDOMONAS FLUORESCENS RHIZOBACTERIA APPLICATION(The Journal of Animal & Plant Sciences, 2019) Erdemci, İrfan; Aktaş, Hüsnü; Eren, abdullahRhizobacterial application is efficient approach and process focusing less chemical fertilizers for increasing soil fertility and nutritional value of grains for different crops. This study investigated the effect of Pseudomonas fluorescens rhizobacterial application on the yield, yield components, grain quality and content of nutrition elements in wheat and in soil. Experiments were designed according to randomized complete block design with four replications in environmental conditions of Diyarbakir province, Turkey, during 2014 and 2015 growing seasons. Four treatments of Pseudomonas fluorescens rhizobacteria (control, seed inoculation, foliar application, seed + foliar) were used to investigate their effects on various aspects of wheat crop. Results of present study indicated that P. fluorescens rhizobacteria applications significantly (P≤ 0.05) affected grain yield, Al, K, Mg, and Zn content in grain, total N, and available P, K, Fe, and Mn elements in soil. The maximum grain yield was obtained from the combined application of seed inoculation + foliar application and showed 7% higher yield than in the control. Study indicated that application of rhizobacteria has positive effect on soil productivity, yield and nutritional quality of grains.Article Stripe Rust Partial Resistance Increases Spring Bread Wheat Yield in South-eastern Anatolia, Turkey(WILEY-BLACKWELL, 2016) Aktaş, Hüsnü; Zencirci, NusretStripe rust caused by Puccinia striiformis f.sp. tritici is the most serious disease of wheat globally including south-eastern Anatolia of Turkey, where wheat originated. In this study, 12 spring wheat genotypes were artificially inoculated and preserved in two locations, Diyarbakr and Adyaman, during the 2011-2012 season to investigate loss in yield and yield components. Genotypes were evaluated at the adult plant stage using two partial resistance parameters: final disease severity and area under the disease progress curve (AUDPC). AUDPC ranged from 14.8 to 860 in Diyarbakr, and 74 to 760 in Adyaman. Yield loss ranged from 0.6 to 68.5% in Diyarbakr and 9.8 to 56.8% in Adyaman. Genotypes G1, G5, G7 and G8 were found to lose less yield, while higher yield loss was observed in G3, G4 (Nurkent), G5 and G9 (Karacada-98). The highest loss in thousand kernel weight was observed in a susceptible cultivar Karacada-98 in Diyarbakr followed by 43.4 and 24.4% in Adyaman. Test weight loss reached 8.89% in Diyarbakr and 20.8% in Adyaman. Yield loss and AUDPC had a positive significant relationship. Based on the values of AUDPC, final disease severity and yield loss, three major clusters were formed for 12 wheat genotypes. Partially resistant genotypes were found to lose less grain yield and seemed to be stronger against severe stripe rust pressure.Article Stripe rust resistance gene Yr15 in Turkish and Kazakhstan wheat germplasms and the potential of Turkish wild emmer for stripe rust breeding(Institute for Ionics, 2023) Baloch, Faheem Shehzad; Ali, Amjad; Tajibayev, Daniyar; Nadeem, Muhammad Azhar; Ölmez, Fatih; Aktaş, Hüsnü; Alsaleh, Ahmad; Cömertpay, Gönül; İmren, MustafaPuccinia striiformis f. sp. tritici (Pst) is a devastating obligate fungal biotroph that causes stripe rust disease in wheat in temperate and cooler regions, especially in Kazakhstan and Turkey. Chemical control of Pst is not a sustainable or economic strategy in these countries. Therefore, a suitable alternative to these pesticides, such as the development of resistant wheat cultivars, is needed. During the present investigation, a large set of wheat germplasms was characterized to determine the presence of the broad-spectrum resistance Yr15 gene using Y15K1_F2/uhw30_1R primers. This collection contained 360 accessions including 233 durum and bread wheat collected from KASIB cultivars and advanced lines that were developed by eight breeding programs within the Kazakhstan-Siberia Wheat Improvement Network and Turkey, and 127 wild emmer collected from Turkey only. The positive control was wild emmer IDs WEW 83-1, WEW 84-1, and WEW-85, which previously showed positive amplification of the Yr15 gene with these primers. Yr15, a broad-spectrum R-gene derived from wild emmer wheat encoding a putative kinase-pseudokinase protein designated as wheat tandem kinase 1, comprises a unique R-gene structure in wheat against the yellow (stripe) rust. None of the tested cultivated wheat germplasms from 174 durum wheat of the KASIB Network or 59 of bread wheat from Turkey showed positive amplification, but 89 of 127 (70.07%) wild Triticum dicoccoides showed positive amplification. The collection from the Karacadağ regions showed the maximum number of genotypes (46) with positive amplification for Yr15, followed by Eruh (10), Şırnak (5), Malazgir-Tunceli (4), Tunceli (4), Şırnak-Uludere yol (3), Tunceli-Pülümür (3), and Karacadağ/Kerteş Köyü –Siverek (3). We conclude that wild wheat cultivars are a good source of the Yr15 gene and that introgression of this gene into the cultivated wheat germplasm of both countries should be performed to manage the Pst pathogen in the futureOther Türkiye’de Yoğun Ekim Alanına Sahip Bazı Arpa (Hordeum vulgare L.) Çeşitlerinin Destek Sulamalı ve Yağışa Dayalı Koşullarda Değerlendirilmesi(2017) Aktaş, HüsnüBu çalışma Türkiye'de tescilli 10 arpa (Hordeum vulgare L.) çeşidinin tane verimi ve bazı agronomik karakterlerinin, yağışa dayalı ve destek sulamalı koşullarda araştırılması amacıyla 2011-12 ve 2012-13 yetiştirme sezonlarında Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde yürütülmüştür. Denemeler tesadüf blokları deneme deseninde, dört tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Elde edilen veriler varyans analizi ve GGE-biplot yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada kullanılan arpa çeşitleri aynı zamanda kuraklığa dayanıklılık parametreleri bakımından da değerlendirilmiştir. İki yıllık ortalamalara göre çeşitlerin destek sulu koşullardaki tane verimi (417 - 578 kg/da), yağışa dayalı koşullarda (281 391 kg/da) arasında değişirken; sulu ve yağışa dayalı koşullardaki ortalama değerler sırasıyla, bin tane ağırlığı için 41 g ve 38 g, hektolitre ağırlığı için 68 kg/hl ve 62 kg/hl ve m2'de başak sayısı için 513 adet/m2 ile 367 adet/m2 olarak kaydedilmiştir. GGE-biplot analizi sonuçlarına göre ise tane verimi bakımından G3 ve G5 en stabil çeşitler olarak belirlenmiştir. Sulu ve yağışa dayalı koşullardaki iki yılın ortalama verilerine göre tane verimi açısından G3, G9, G5 ve G10 en yüksek değerlere (sulu koşular: 578; 533; 520; 550 kg/da, yağışa dayalı şartlar: 363; 365; 391 ve 363 kg/da) sahip çeşitler olarak belirlenmiştir. GGE biplot sonuçlarına göre G9 yağışa dayalı şartlara, G3 ise sulu koşullara uygun çeşitler olarak tespit edilmiştir. Çalışmada kurağa dayanıklılık parametrelerinden olan YI (Yield index; Verim indeksi) ile yağışa dayalı şartlardaki verim (Ys) ile ilişkili bulunurken, bu parametrenin kuraklığa tolerant çeşit geliştirme çalışmalarında kullanılabileceği öngörülmüştür. Diğer kurağa dayanıklılık parametrelerinden HM (Harmonic Mean; Harmonik ortalama), GMP (Geometric Mean Productivity; Geometrik Ortalama Verim), STI (Stress tolerance index; Stres Tolerant İndeks) ve MP (Mean productivity; Ortalama verimlilik) ve TOL (Tolerans) parametreleri ise sulu koşullarda verim ile ilişkili bulunmuş, bu yüzden sulu koşullara uygun genotiplerin belirlenmesinde bu parametrelerinin kullanılabileceği tespit edilmiştir