MAU GCRIS Premium Database
The scientific memory of Mardin Artuklu University. Publications, projects, and researchers—all in one place. The heart of open science beats here. 'Open Science. Visible Impact.'

Most Viewed Publications
Most Downloaded Publications
Recent Submitted Publications
TURGUT CANSEVER VE LOUIS I. KAHN MİMARİLERİ ÜZERİNE SORUŞTURMALAR: BODRUM SUALTI ARKEOLOJİ ENSTİTÜSÜ, KIMBELL SANAT MÜZESİ
(2017) Neşe Nur AKKAYA
ÖZET
“Turgut Cansever ve Louis I. Kahn Mimarileri Üzerine Soruşturmalar: Bodrum
Sualtı Arkeoloji Enstitüsü, Kimbell Sanat Müzesi” başlığını taşıyan bu tezin amacı
Turgut Cansever ve Louis I. Kahn'ın mimariye dair düşüncelerini incelemek ve bu
doğrultuda, bu iki mimarın Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü ve Kimbell Sanat
Müzesi eserlerinin, belirlenen kavram ve kavram grupları bağlamında mekânsal
analizlerini yapmaktır. Bir başka ifadeyle, mimariye dair düşünce ve söylemlerinin,
eserleri üzerindeki izlerinin sürülmesi, eser–anlam ilişkisinin soruşturulmasıdır.
İlk aşamada Turgut Cansever mimarlığının anlamsal çerçevesini oluşturan
“mekân hiyerarşileri, bütünlük-varlık telakkileri” gibi kavramlar üzerinde
durulmaktadır. Benzer şekilde, Louis Kahn’ın ‘’mekân organizasyonu, biçimin
doğası’’ kavramları incelenmekte ve Kahn'ın mimariye dair düşüncesi ortaya
konulmaktadır. İkinci aşamada, bahsi geçen mimarların söylemleri çalışmanın ana
yapısını oluşturan “Malzeme, Tektonik-Atektonik, Materyal-İmmateryal, Tezyînîlik,
Süs, Tekrar, Parça-Bütün, Kümülatif Bütünlük” ve son olarak da “Tabiat-Varoluş,
Nesne-Anlam” şeklindeki altı kategoride incelenmektedir. Üçüncü aşamada ise
Cansever ve Kahn’ın bahsi geçen eserleri “Biçim, İşlev, Yapı” ve “Anlam”
kategorizasyonu bağlamında değerlendirilmektedir. Çalışmanın son bölümü olan
dördüncü aşamada ise bahsi geçen eserler Üst Yüzey, Yan Yüzey, Zemin ve Detay
bağlamında karşılaştırmalı olarak incelenmektedir. Mekânsal analizleri yapılan bu
eserler arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konarak bir değerlendirme
yapılmaktadır.
Turgut Cansever ve Louis I. Kahn farklı kültürel değerlere ve inançlara sahip,
dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan iki önemli 20.yy mimarıdır. Bu
değerlendirmeye göre bahsi geçen mimarların, tüm bu farklılıklara rağmen; kültür,
inanç, gelenek, tarihi süreci değerlendirme ve kişisel karakterleri bağlamında ortaya
koydukları mimari düşünce ve eserleri, kendi içinde bir bütünlük arz etmektedir.
Cansever ve Kahn’ın kişisel karakterlerinin ve böylece sanatsal ifadenin belirgin
olarak öne çıktığı Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü ve Kimbell Sanat Müzesi bu
bakımdan değerlendirildiğinde, “üst yüzey”, “yan yüzey”, “zemin” ve “detay”
açısından benzerlik göstermekte, anlamsal açıdan yakın bir arka plana dayanmaktadır.
Sonuç olarak benzerlik teşkil eden bu iki eser, Cansever ve Kahn’ın kozmolojik bir
viii
aşkınlığı, düşünce ve mimari yaklaşımlarındaki girift ilişkilerinde yansıtma ve
özellikle sanatsal duyumu öne çıkarma çabalarının bir ürünüdür
Akkoyunlu Dönemi Resimli Şehnameleri: İkonografik Bir Değerlendirme
(Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2023) Aydın Derya
Akkoyunlular (1340-1514) tarih sahnesine bir beylik olarak çıkmışlar ve daha sonra devlet olma yolunda ilerlemişlerdir. Zaman içerisinde kazandıkları güç sanat üretimini etkilemiş ve üretim Şiraz’da yoğunlaşmıştır. Özellikle Akkoyunların bölgeye hakimiyetlerinden sonra Şiraz’daki yoğun üretim bu dönemde resimli el yazma sayısındaki artışla kendini göstermiştir. Resimli el yazması üretiminde Ebül Kasım Firdevsi (ö. 411 H./1020 M.) tarafından 11. yüzyılın başlarında tamamlanan Şehnamelerin ayrı bir yeri olmuştur. Şiraz’da özellikle üzerinde durulan dönemdeki resimli Şehname üretimindeki artış dikkat çekici bir hal almış ve yakın tarihlerde hazırlanmış pek çok nüsha günümüze ulaşmıştır.
Akkoyunlu dönemindeki Şehnamelerin ikonografik özellikleri, bu döneme ait özgün örneklerin ve resimlerinin incelenmesi ile belirlenebilmektedir. Resim-metin ilişkisinde kuvvetli bağ Şehname ikonografisinin belirlenmesin sağlamaktadır. Diğer taraftan nakkaşın yorumu sahnenin şekillenmesini büyük oranda etkilemektedir. Mevcut olan resim üslubunun katkısı da resmin hazırlanması sırasında yerini almaktadır. Bu bağlamda ikonografideki farklılıklar aynı sahnenin farklı nüshalardaki incelenmesi ile ön plana çıkmaktadır.
Âşık Mevlüt İhsani’nin Şiirlerinde Doğa Sembolizmi
(2025) Balikci, Sakire
Âşık Mevlüt İhsani 20. yüzyıla damga vurmuş, âşıklık geleneğinin kültürel kodlarına bağlı önemli bir sanatçıdır. Hikâyelerinde tarihî ve efsanevi anlatılardan esinlemiş, şiirlerinde ise daha çok doğa ve aşk konularını ele almıştır. Âşık, zengin bir bakış açısı ve özgün bir üsluba sahip olmasına rağmen geleneğin dili ve aktarım tarzını hikâye ve şiirlerine ustalıkla yansıtmıştır. Âşığın şiirlerinde doğa, Karacaoğlan ve Dadaloğlu’nda olduğu gibi ana eksendir. Âşık, birçok eserinde ilhamını doğadan almaktadır. Postmodern Dönem ile birlikte sanata, bilime kısaca hayatın tamamına bakış açısı değiştiğinden doğaya bakış da değişmiştir. Bu dönemde hümanizmden bu yana insanı yaşamın merkezine alan görüş ve modernist yaklaşımlar eleştirilmiştir. Rönesans’la birlikte yaşamın merkezindeki konumunu güçlendiren insanın yerine “doğa”yı koymanın gerekliliğini vurgulayan eko-eleştiri, söz konusu yeni görüş/kuramlardan biridir. İnsan yerine doğayı merkeze alan ve eko-eleştiriden türeyen pek çok görüş vardır. Eko- eleştiri kuramı Batı’da tartışılmaya başlamadan evvel Türk kültüründe doğanın çok etkili bir yerde olduğu, doğa ile insanın ayrılmaz bir bütün olduğu en eski metinlerden çağdaş halk edebiyatına kadar yansımış bir gerçektir. Bu çalışmada “Âşık Mevlüt İhsânî’nin şiirlerinde hayvan sembolizmi başta olmak üzere doğanın görünümü nedir, eski kültürün izlerini bugüne taşımakta mıdır, şeklindeki soruların cevapları bu çalışmanın sınırlarını belirlemektedir. Eski Türk kültüründen bugüne Şamanizm, kamlık, ozanlık ve âşıklık silsilesinin vazgeçilmez temalarından biri olan “doğa” ve “doğa sevgisi” İhsânî’nin şiirlerinde de canlı bir şekilde yer aldığı görülmektedir. Aşığın şiirlerindeki doğa sembolizmi disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınıp aşığın beslendiği kültür, inanış, ve yetiştiği coğrafyanın etkisi çalışma boyunca irdelenecektir
Belağat u’l-arab ind'el- farahi
(مجلة الهند, 2020) ALJARAH Amer
يعيد الإمام الفراهيّ- رحمه الله- البلاغة إلى معينها الأوّل؛ أي إلى حيث كانت العرب تفخر ببيانها، وحيث نزل القرآن ليتحدّى أساطين البلاغة آنذاك ببيانه وبلاغته، وحيث يُدرك أولئك قيمة تلك البلاغة التي تحدّتهم فألجمتهم، وكان قوام تلك البلاغة في عصرها الأوّل- وهو العصر الذي صفا من لوثة العُجمة- على مبادئ الصدق والمناسبة والإصابة؛ لقد أدرك النقّاد والبلاغيون ذلك فجمعوا تلك المبادئ في قوانين أطلقوا على مجموعها اسم (عمود الشعر)، وأمر آخر تقوم عليه تلك البلاغة تجلّى في اشتغال الجاحظ في كتابه (البيان والتبيين) هو البيان الذي يتأسّس على تلك المبادئ المذكورة
Citation - WoS: 13
Citation - Scopus: 13
Molecular phylogeny of plant pathogenic fungi based on start codon targeted (SCoT) polymorphism
(Springer, 2023) Palacıoğlu, Gülsüm; Alkan, Mehtap; Derviş, Sibel; Bayraktar, Harun; Özer, Göksel
Background: A number of molecular marker systems have been developed to assess genetic diversity, carry out phylogenetic analysis, and diagnose and discriminate plant pathogenic fungi. The start codon targeted (SCoT) markers system is a novel approach used here to investigate intra and interspecific polymorphisms of phytopathogenic fungi.
Materials and methods: This study assessed genetic variability between and within 96 isolates of ten fungal species associated with a variety of plant species using 36 SCoT primers.
Results: The six primers generated 331 distinct and reproducible banding patterns, of which 322 were polymorphic (97.28%), resulting in 53.67 polymorphic bands per primer. All primers produced informative amplification profiles that distinguished all fungal species. With a resolving power of 10.65, SCoT primer 12 showed the highest polymorphism among species, followed by primer 33 and primer 29. Polymorphic loci (PPL), Nei's diversity index (h), and Shannon index (I) percentages were 6.25, 0.018, and 0.028, respectively. UPGMA analysis separated all isolates based on morphological classification and revealed significant genetic variation among fungal isolates at the intraspecific level. PCoA analysis strongly supported fungal species discrimination and genetic variation. The other parameters of evaluation proved that SCoT markers are at least as effective as other DNA markers.
Conclusions: SCoT markers were effective in identifying plant pathogenic fungi and were a powerful tool for estimating genetic variation and population structure of different fungi species.

