Browsing by Author "Bozdağ, Faruk"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Conference Object Kültüre duyarlı psikolojik danışman ve kültüre uyumlu psikoterapi(2020) Ergün, Naif; Bozdağ, FarukBu çalışmada çok kültürlü psikolojik danışma veya kültüre duyarlı psikolojik danışmayaklaşımı ile bu yaklaşımı esas alan psikolojik danışmanların sahip olması gereken yeterlikalanları incelenmiştir. Bu amaçla öncelikle kültür kavramı ve bu kavram çerçevesindepsikolojik danışma seanslarında neyin ele alındığı irdelenmiştir. Kültürel kodlar çerçevesindedanışanın kendi kültür kavramının seans içindeki etkisi ile danışanın kültür kodlarınınfarkında olarak onu koşulsuz kabul eden kültüre duyarlı psikolojik danışmanın, danışanıngelişimi üzerindeki etkisi tartışılmıştır. Ayrıca psikoterapi ekolleri, kültüre uyumlulukaçısından ele alınmıştır.Alanyazın taraması sonucunda, danışanların kültürel farklılıklarının yalnızca toplumungenelini yansıtmadığı, her bireyin ve ailenin kendine ait farklı kültür yapısının olabileceğibelirlenmiştir. Toplumsal olarak ırk, etnik köken, din ve sınıf gibi yapılar ön plana çıkarkencinsel yönelim, yaş, aile yapısı gibi bireysel ve ailevi öğelerin de bulunduğu görülmüştür.Bireysel öğrenmelerin ve kimlik oluşumlarının kültür içinde meydana geldiği, mevcut batımerkezli kişilik kuramlarının kültürel farklılıkları tanımlama ve açıklamada yetersiz olduklarıbelirlenmiştir. Bireysel perspektifin aktif olduğu psikolojik danışma ekollerinin toplummerkezli yapıları açıklamadaki yetersizlikleri ile göç ve toplumsal etkileşimden dolayı artançok kültürlü toplumsal yapıların sonucu olarak psikolojik danışmanların farklı kültürlerdekikişilerle çalışmaları, kültüre duyarlı psikolojik danışma hizmetlerinin önemini arttırmıştır. Bukapsamda kültüre duyarlı psikolojik danışmanların sahip olmaları gereken yeterliliklerin en azüç alandan ve bu alanların her birinin içerdiği üç boyuttan oluşması gerektiği görülmüştür. Buyeterlilik alanları; (1) psikolojik danışmanın kendi değerleri, varsayımları ve ön yargılarınınfarkında olması, (2) kültürel olarak farklı olan danışanların dünya görüşlerini anlama ve (3)danışanın kültürüne duyarlı psikolojik danışma hizmeti vermek için uygun teknik vemüdahaleler geliştirme ve bunları uygulama şeklinde ifade edilmiştir. Her bir yeterlik alanıiçinde yer alan boyutlar ise (a) inançlar ve tutumlar, (b) bilgi ve (c) beceri şekildebelirtilmiştir.Kültüre duyarlılık açısından ele alındığında son yıllarda Batı merkezli kişilik kuramlarınındiğer kültürlere uyarlanma çalışmalarının önem kazandığı fark edilmiştir. Özellikle batıya göçeden göçmenlerin kültürel normları dikkate alınarak kültüre uyarlama çalışmaları yapılmıştır.Başta ABD ve İngiltere olmak üzere birçok ülkede Müslüman toplumuna yönelik psikolojikdanışma ve kuram uyarlamalarının yapıldığı ancak bunların yeterli düzeyde olmadığıgörülmüştür. Benzer şekilde Türkiye’deki çok kültürlü yapı göz önünde bulundurulduğundaburadaki kültürel uyarlama çalışmalarının da yetersiz olduğu dikkat çekmiştir. BilişselDavranışçı Terapiler, kültüre duyarlılık açısından uyarlaması yapılan kuramların başındagelmiştir. Bu kuramın farklı kültürlere uyarlanmasının kolay oluşunu sağlayan başlıcaetmenler; (a) danışanın bilişsel çarpıtmaları üzerinde çalışıyor oluşu, ki bu yaklaşım ilekültür içindeki düşünsel çarpıtmaların farkındalığı psikolojik danışman tarafından kolay testedilebilmektedir, ve (b) kullandığı tekniklerin davranışçı yapısının fazla oluşu sayesindepsikolojik danışmanın danışan ile daha fazla işbirliği kurması ve daha fazla yönlendirici oluşu olarak belirtilmiştir. Sonuç olarak, batı merkezli kişilik kuramları ve psikolojik danışmaekollerinin farklı kültür ve toplumlarda kullanılabilmesi için bu kuram ve ekollerin iyianlaşılması gerektiği, kültüre uygunluk ve uyum sağlanmadan yapılan uygulamalara şüphe ilebakılmasının bireylerin ruh sağlığı açısından çok önemli olduğu değerlendirilmiştir.Conference Object Mülteci çocuklarda kültürlenme stresi(2020) Bozdağ, Faruk; Ergün, NaifGöç süreci çocuklar için önemli bir stres kaynağıdır. Bu süreçte çocuklar, ailelerinden vearkadaşlarından ayrılabilmekte, aşina oldukları ortamdan farklı bir ortama geçebilmektedir.Yeni ortamın kültürel açıdan farklılıklar içermesi çocukları zorlayabilmektedir. Özelliklemülteci çocuklar, savaş ve politik sebeplerden dolayı aileleriyle, bazı durumlarda ise tekbaşlarına veya tanıdık bireylerle ülkelerini terk etmek zorunda kalmaktadır. Zorunlu göçünsebep olduğu travmatik deneyimlerin yanı sıra bu çocuklar, yerleştikleri yeni ülkede kültürelbir takım zorluklarla karşılaşmaktadır. Göç stresine, kültürlenme stresi eşlik edebilmektedir.Kültürlenme stresi, genel olarak kültürel değişimlerin birey üzerinde yarattığı ruhsal sıkıntılarolarak ifade edilmektedir. Etnik azınlıkların sahip oldukları kültürel yapılar, kültürlerarasıetkileşim sorunları ve kültürel değişiklikler ruh sağlıklarını etkileyebilmektedir.Kültürlenme sürecinde göçmen ve mülteciler, öncelikle hâkim toplum üyeleriyle etkileşimkurmaya çalışır ve buna dair bir stres yaşarlar. Bu stres onların kültürel yönelimlerini belirlerve böylece kültürel değişim başlar. Kültürel değişimle birlikte yeni bir stres yaşanır ve bustres, bireylerin ruh sağlığı ile uyumlarını farklı şekillerde etkiler. Kültürlenmeye dair yaşananbu süreçte göçmen ve mültecilerin öz kültürlerine ilişkin değerleri ve normları ne derecededevam ettireceklerine karar vermeleri gerekmektedir. Hâkim kültürün hangi seviyedebenimseneceği, dolayısıyla yeni kültürlerarası kimliğin nasıl gelişeceği bireylerin sosyal veeğitsel deneyimlerine, bilişsel yeteneklerine, becerilerine, ihtiyaçlarına ve destek sistemlerinebağlı olarak değişmektedir.Kültürlenme sürecinde mülteci çocuklar birtakım sorunlar yaşayabilmektedir. Bu sorunlar,aile, aynı etnik gruptan arkadaşlar ve öz kültür topluluğundaki diğer bireylerle ilişkiliolabildiği gibi hâkim toplum üyeleriyle olan temasın sıklığı ve niteliğiyle ilgili deolabilmektedir. Göç nedeni, sosyoekonomik statü, bireylerin etnik ve kültürel gruplarınınsaygınlığı veya kabulü, diğer kültürel gruplarla etkileşim fırsatı, yeni kültüre ilişkin var olanön bilgiler gibi çeşitli faktörler, mülteci çocukların kültürlenme stresini etkilemektedir.Kültürlenme stresi, mülteci çocuklarda anksiyete ve depresyon, kimlik karmaşası, aile veokula ilişkin problemler, yalnızlık, izole olma ve psikosomatik semptomların artması gibifarklı sorunlara neden olabilmektedir. Bu nedenle mülteci çocukların yaşadıkları kültürlenmestresini azaltmaya ve bununla etkili bir şekilde başa çıkabilmelerini sağlamaya yönelikmüdahalelerin geliştirilmesi gerekmektedir. Mülteci çocuklar, psikolojik destek, kültürelyönelim ve dil eğitimine özel olarak ihtiyaç duymaktadır. Bu tür konularda onlara destekolabilecek kurumların başında okullar gelmektedir. Okullardaki öğretmenler ve psikolojikdanışmanlar, mülteci çocuklar için önemli destek kaynaklarıdır. Mülteci çocukların özellikledil engelini aşabilmeleri için desteklenmeleri önemlidir. Hâkim toplumun dilini öğrenmeklebirlikte kendi dillerini ve kültürlerini devam ettirmeleri konusunda desteklenmelerinin,yaşadıkları stresi ve karmaşayı azaltacağı düşünülmektedir. Üzerinde durulması gereken birdiğer önemli nokta da mülteci çocukların ebeveynlerinin dil eğitimidir. Ebeveynlerinçocuklarla eşgüdümlü bir şekilde dil eğitimi almaları sağlanmalıdır. Çocuklar, yetişkinlerekıyasla kültürlenme sürecini daha hızlı yaşamaktadır. Bu durum ebeveynlerin çocukları hâkimtoplumla etkileşim kurma konusunda aracı olarak kullanmalarına neden olabilmektedir. Dolayısıyla mülteci çocuklar, farklı stres kaynaklarına maruz kalabilmektedir. Ebeveynlerinkültürlenme süreçlerine destek sağlamak, mülteci çocukların omuzlarındaki yükü azaltacaktır.Bunların yanı sıra mülteci çocuklar ve aileleriyle çalışan meslek elemanlarının bu bireylerinöz kültürlerini anlamaya ve öğrenmeye çalışmaları, onlarla samimi ve hoşgörüye dayalı biretkileşim kurmalarını sağlayacaktır. Böylece mülteci çocukların ve ailelerinin toplumsalaidiyeti ve uyumları kolaylaşacaktır.Article Okulda Ruh Sağlığı Hizmetleri Kapsamında Mülteci Çocuklar(2022) Ergün, Naif; Bozdağ, FarukMülteci çocukların psikososyal, akademik ve mesleki gelişiminde okullar önemli bir rol taşımaktadır. Özellikle okullarda ruh sağlığı hizmeti sunan PDR uzmanlarının bu süreçteki etkilerinin kritik olduğu bilinmektedir. Mülteci çocuklarla çalışma deneyimi olan PDR uzmanlarının sorunlara yaklaşım tarzları, zorlandıkları alanlar, destek ihtiyaçları ve önerilerinin belirlenmesi bu yönde sunulacak hizmetlerin niteliğini arttırabilmektedir. Bu çalışmada mülteci çocuklarla çalışma yürütmüş olan PDR uzmanlarının deneyimleri incelenmiştir. Fenomenolojik desenle tasarlanan araştırmada 38 PDR uzmanından veri toplanmıştır. Veriler, tematik analiz tekniğiyle analiz edilmiştir. Analizler sonucunda PDR uzmanlarının mülteci çocuklara ilişkin algıları, mülteci çocuklara yaklaşım tarzları, mülteci çocukların talepleri, mülteci çocuklara yönelik yürütülen çalışmalar, mülteci çocuklarla çalışabilme yetkinliği ve mülteci çocuklara yönelik etkili müdahale önerileri olmak üzere altı tema ve bu temalara bağlı 27 alt tema belirlenmiştir. PDR uzmanlarının mülteci çocuklara ilişkin gerçekçi bir algıya sahip oldukları, mülteci çocukların talepleri doğrultusunda kendilerine yönelik çeşitli faaliyetleri genel olarak profesyonel bir tutumla yürüttükleri, bu süreçte zorlandıkları bazı durumların olduğu ve bu durumlar karşısında çeşitli başa çıkma yöntemleri geliştirdikleri saptanmıştır. Mülteci çocuklarla çalışma, PDR uzmanlarının mesleki becerilerine katkı sunmakta, bununla birlikte PDR uzmanları, sundukları hizmetleri geliştirmek için dile dayanmayan yöntemler, travma eğitimi, mülteci hakları, psikoeğitim ve oyun gibi alanlarda eğitime ihtiyaç duymaktadır. PDR uzmanları, deneyimlerine dayanarak mülteci çocuklara yönelik etkili müdahaleler için çeşitli öneriler sunmaktadır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda okul PDR servislerinin, mülteci çocukların ruh sağlığını artırmak için olumlu deneyimleri artırıcı faaliyetlerin öncüsü olabileceği değerlendirilmiştir.Article Citation - WoS: 172Citation - Scopus: 185Psychological Resilience of Healthcare Professionals During COVID-19 Pandemic(SAGE, 2020) Bozdağ, Faruk; Ergün, NaifThe COVID-19 pandemic as a public health issue has spread to the rest of the world. Although the wellbeing and emotional resilience of healthcare professionals are key components of continuing healthcare services during the COVID-19 pandemic, healthcare professionals have been observed in this period to experience serious psychological problems and to be at risk in terms of mental health. Therefore, this study aims to probe psychological resilience of healthcare workers. The findings of this study showed that in order to raise psychological resilience of healthcare professionals working during the COVID-19 pandemic their quality of sleep, positive emotions and life satisfaction need to be enhanced. Psychological resilience levels of healthcare workers in their later years were found to be higher. Doctors constitute the group with the lowest levels of psychological resilience among healthcare workers. The current study is considered to have contributed to the literature in this regard. Primary needs such as sleep which are determinants of quality of life, life satisfaction and psychological resilience should be met.Article Refugee Children in the Scope of Mental Health Services at School(2022) Bozdağ, Faruk; Ergün, NaifSchools play an important role in the psychosocial, academic, and professional development of refugee children. Specifically, psychological counselors and guidance (PCG) experts who provide mental health services in schools have a critical role in this process. The way of approach to the problems, areas of difficulty, support needs, and suggestions of PCG experts who have experience working with refugee children can increase the quality of the services to be provided in this direction. In this study based on qualitative design, the experiences of PCG experts who have worked with refugee children were examined. The data were collected from 38 PCG experts. The data were analyzed with the thematic analysis technique. As a result of the analyses, 27 sub-themes related to six themes were determined: the perceptions of the PCG experts about refugee children, their approach to refugee children, the demands of refugee children, the activities carried out for refugee children, the competence to work with refugee children, and effective intervention proposals for refugee children. It has been determined that PCG experts have a realistic perception of refugee children, they carry out various activities towards refugee children in a professional manner in line with their demands, and they develop various coping methods against difficulties in this process. Although working with refugee children contributes to improving the professional skills of PCG experts, PCG experts need training to giving effective services to refugee children such as non-language-based methods, trauma education, refugee rights, psychoeducation and play therapy activities. Based on PCG experts’ experiences, they offer various recommendations for effective interventions for refugee children. In line with the results obtained, it has been evaluated that school counseling services can be the pioneer of activities to increase positive experiences in order to increase the mental health of refugee children.Article Yaşlılarda eş kaybı, kayıp sonrası başa çıkma stratejileri ve gelecek beklentileri üzerine nitel bir araştırma(Journal of Human Sciences, 2018) Aslan, Esra; Ergün, Naif; Duman, Burcu; Bozdağ, Faruk; Karataş, Savaş; Fakirullahoğlu, Abddulkadir M MBu çalışma ile yaşlılık döneminde önemli etkileri olan eş kaybı hakkında, özellikle yaşlılara sağlık, bakım, psikolojik danışma gibi hizmet veren ilgi gruplarına veri sunulması maçlanmıştır. Çalışma kapsamında; (1) yaşlılarda eş kaybetmenin yarattığı duygusal, bilişsel, sosyal ve fiziksel etkilerin (2) yaşlıların eş kaybıyla baş etmede kullandıkları stratejilerin ve (3) yaşlılarda eş kaybı sonrası geleceğe ilişkin beklentilerin neler olduğu alt amaçlar olarak incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Belirlenen amaçlar doğrultusunda 65 yaş ve üzeri eşini kaybetmiş ve bakım evinde olmayan on katılımcı (5 erkek, 5 kadın) ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde toplanan veriler frekans analizi ve kategorisel analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda “yaşlılarda eş kaybetmenin bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel etkileri”, “eş kaybıyla baş etmede kullanılan stratejiler”, “geleceğe ilişkin beklentiler”, “eş kaybına ilişkin söylemler” ve “diğer ifadeler” şeklinde sıralanan beş genel alan kategorisi oluşturulmuştur. Yaşlılarda eş kaybetmenin yarattığı etkilere ilişkin ifadeler incelendiğinde en sık “bilişsel etkilerden” en az ise, “fiziksel etkilerden” bahsedildiği görülmüştür. Bununla birlikte yaşlıların eş kaybı ve bu kaybın ortaya çıkardığı durumlarla baş etmede en sık “yaşam alışkanlıkları” en az da “uzmandan destek alma” alt alanına ilişkin söylemleri olduğu belirlenmiştir. Yaşlıların geleceğe ilişkin beklentilerine yönelik söylemleri incelendiğinde en sık “beklentiler, planlar ve hedefler” alt alanına ilişkin ifadelerin yer aldığı görülmüştür. Çalışmanın bulguları alan yazındaki bilgilerle karşılaştırılarak tartışılmış, bulgular doğrultusunda psikolojik danışma ve rehberlik alanında yaşlılara verilecek hizmetler çerçevesinde öneriler sunulmuştur.

