Browsing by Author "Kaplan, Abdurrahim"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Article AHMED B. MÜBAREK’İN EL-İBRÎZ ADLI ESERİNDE ABDÜLAZÎZ EDDEBBÂĞ’IN TEFSİR ANLAYIŞININ YANSIMALARI(Diyanet İlmi Dergi, 2022) İşliyen, Burhan; Kaplan, Abdurrahimİlk Abdülazîz ed-Debbâğ (ö. 1132/1720), Kur’ân âyetlerine işârî manalar yükleyen bir müfessirdir. Hayatta iken herhangi bir eser telif etmeyen ed-Debbağ’ın görüşlerine müridi ve öğrencisi olan Ahmed b. Mübârek (ö. 1156/1743) el-İbrîz adlı eserinde detaylı olarak yer vermiştir. Müellif, şeyhinin okuma yazma bilmediğini (ümmî) vurgulamakta ve kendisinde sadır olan bütün ilimlerin keşf ve ilham yoluyla oluştuğunu iddia etmektedir. Şeyhi onun nezdinde her yönüyle keramet sahibi olup bu yönüyle diğer tasavvuf erbabından farklılık göstermektedir. Çalışmamızda el-İbriz adlı eser çerçevesinde ed-Debbağ’ın tefsir anlayışı ve yorum yöntemi ele alınacaktır. Onun Kur’ân-ı Kerîm’e tamamen bâtınî bir bakış açısı ile yaklaştığı, bu doğrultuda aşırı bir yorum anlayışını benimseyerek, işari tefsirde bulunan pek çok tasavvuf ekolünden farklılaştığı bazı ayet ve konulardaki görüşleri üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır. Abdülazîz ed-Debbâğ’ın ve Ahmed b. Mübarek’in Kur’ân tefsir metodu tamamen bâtınî anlayışa dayandığından sorunlu bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple çalışma doğal olarak Debbâğ’ın kerametlerinden çok Ahmed b. Mübarek vasıtasıyla onun âyetlere yüklediği mana ve yorumlama biçimine dair tahliller ve değerlendirmelerle sınırlıdır.Master Thesis Çağdaş Çalışmalarda Kudüs ve Mescid-i Aksâ Yorumu(2024) Aksoy, Ali; Kaplan, AbdurrahimBu çalışma, Kudüs ve Mescid-i Aksâ'nın, Yahudi, Hristiyan ve Müslümanlar için taşıdığı özel anlamları incelemeyi esas almaktadır. Tarih boyunca Kudüs, savaşların ve fetihlerin ebedi tanığı olarak, semavî dinler için ruhanî bir merkez olarak öne çıkmaktadır. Çalışmamız bu kutsal mekânların zaman içinde nasıl bir evrim geçirdiğini ve semavî dinlerin yapısında nasıl bir yer edindiğini aydınlatmayı amaçlamaktadır. Çağdaş çalışmalarda Kudüs ve Mescid-i Aksâ'nın yorumu, İslâm toplumlarının zorluklarla karşılaştığı modern dönemde, bu kutsal şehirlerin özgürlük, adalet ve barış sembolleri olarak anlaşılmasını teşvik eder. Ayrıca, İslâm'ın ilk kıblesi olan Mescid-i Aksâ'nın, Müslümanların birlik ve dayanışmasını simgelediği ve İslâm'ın evrenselliğini vurguladığı belirtilir. Bu çalışmalarda, Kudüs ve Mescid-i Aksâ'nın tarihsel ve siyasî bağlamı da önemlidir. İsrail'in Filistin topraklarını işgali ve Mescid-i Aksâ'ya yönelik tehditler, çağdaş çalışmlarda eleştirel bir şekilde değerlendirilir. Bu çalışmalar, Müslümanların Kudüs ve Mescid-i Aksâ'ya sahip çıkması gerektiğini vurgular ve Filistinli Müslümanların haklarını korumak için çaba sarf etmeleri gerektiğini belirtir. Sonuç olarak, çağdaş çalışmalarda Kudüs ve Mescid-i Aksâ'nın yorumu, İslâm'ın kutsal mirası olarak değil, aynı zamanda adaletin, barışın ve insan haklarının simgeleri olarak ele alınmasını savunur. Bu çalışmalar, Müslümanların bu kutsal şehirlere sahip çıkması ve Filistin halkının haklarını desteklemesi gerektiği çağrısında bulunur.Master Thesis İşârî tefsirlerde kevnî âyetlerin yorumlanması: El-Bahru'l-Medid tefsiri örneği(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Aydın, Lokman; Kaplan, AbdurrahimKur'an-ı Kerim'in nüzul gayesi insanları hidâyete eriştirmektir. Asırlar boyunca bu yönüyle araştırılmış, doğruya ulaşmak için kendisinden istifade edilmiştir. Kur'ân'ın anlaşılması için tarih boyunca tefsir kitapları kaleme alınmış her müfessir kendi ilmi kabiliyeti cihetinde âyetleri yorumlamaya çalışmıştır. İslam coğrafyasının genişlemesi, farklı dil, din ve kültürlerden olan şahsiyetlerin İslâm'a girmesi gibi birçok neden âyetlerin farklı yorumlanmasına kapı aralamıştır. Kur'ân'ın anlaşılmasına yönelik gayret ve çabalar zamanla mezhep ve ideolojilere de sirâyet etmiş böylece her fırka ve mezhep Kur'ân âyetlerini zihin düşünceleri çerçevesinde yorumlamıştır. Tefsirdeki zahiri yorum çeşitliliğine bir müddet sonra batınî/işârî yorumlar da eklenmiş böylece işârî/tasavvufî tefsir diyeceğimiz bir yorumlama anlayışı ortaya çıkmıştır. Çalışma konumuzu oluşturan İbn Acibe'nin (ö. 1224/1809) el- Bahrü'l-medid adlı eseri âyetleri hem zahiri hem batınî yönden ele almış bir eserdir. Müellif'in kevnî âyetleri ele alış biçimi, yorumlaması ve değerlendirmesi tarafımızca merak edilmiş ve bu minvalde bir araştırmanın faydalı olacağı düşüncesi ortaya çıkmıştır.Article Kur’ân’ın İ'câz Yönlerinden Biri: Gelecek ile İlgili Haber Vermesi(2021) Kaplan, AbdurrahimKur’ân’ın nüzûl gayesi yeryüzünde tevhid inancını te’sis edip insanları dünya ve âhiret saadetine ulaştırmaktır. Bu gayeyi birtakım kural ve kaidelerle gerçekleştiren Kur’ân, bu süreçte en büyük vazifeyi peygamberlere vermiştir. Dinler tarihi ve mukaddes kitaplardaki bilgilere göre bütün peygamberler insanların karşısına mu’cizelerle çıkmışlardır. Peygamberlerin getirdikleri mu’cizeler, ilâhî bir kudrete dayanan, insan gücünün üstündeki olaylardır. Hz. Muhammed de her peygamber gibi birtakım mu’cizelerle insanların karşısına çıkmıştır. Onun en büyük mu’cizesi ise kendisine inzâl olunan Kur’ân’dır. Kur’ân’da yer alan mu’cizelerin bir kısmı insanların his ve duygularına hitap ederken diğer bir kısmı ise onların akıl, fikir ve mantığına hitap etmektedir. Kur’ân’ın i’câz yönü daha çok dil konusuna ve geleceğe yönelik olarak ilmî konulara yöneliktir. Kur’ân; düşünen, akıl sahibi olan insanların, ibret, hikmet, öğüt ve benzeri mu’cize ifade eden bilgilerden faydalanmalarını talep etmektedir. Çünkü kişi akıl ve düşüncesini harekete geçirmekle doğrulara ulaşabilmektedir. Bu da Kur’ân’ın mu’cizelerle dolu olduğunu ortaya koymaktadır. Kur’ân’daki mu’cizeler konusunda çalışmalarda bulunan âlimler, kendilerine göre tasnifler yapmış ve yorumlarda bulunmuşlardır. Telif edilen bu çalışmalarda Kur’ân’ın; dil ve belagat yönünden i’câzı, ilmî i’câzı, geçmiş ve gelecekten haber verme yönünden i’câzı, ortaya koyduğu insan hak ve hukuku istikametindeki i’câzı ve benzeri konularda çeşitli görüşler ileri sürülmüş, bu konularda açıklamalar yapılmıştır. Biz ise bu çalışmada gelecekten haber verme yönünden Kur’ân’ın i’câzı üzerinde durmaya çalışacağız.Book Part Yunus Emre Gördük. Tarihsel ve Metodolojik Açıdan İşârî Tefsir. İstanbul: İnsan Yayınları, 2013, 324 s.(Tefsir Araştırmaları Dergisi, 2021) Kaplan, Abdurrahimİnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren, madde âlemine gösterilen ilgi mâna âlemine de gösterilmiştir. Zira insan maddî ve manevî olmak üzere iki yöne sahiptir. Her birey müstakil bir iç âleme ve ruh yapısı-na sahiptir. Maddî ihtiyaçların karşılanmasının zarurîliği kadar manevî ihtiyaçların da karşılanması gerek-mektedir. Her insan, maddî yönden beslenme ihtiyacı hissettiği gibi manevî yönden de ruh dünyasını doyurma ve onu tatmin etme ihtiyacı hissetmektedir. Bu manevî boyut, insanın inanç, vicdan ve ahlâk yönünü oluşturmaktadır. Tarihsel süreçte insanın manevî yönden kemâle ulaşması için ortaya çıkan sis-temlerden biri de tasavvuftur. Mutasavvıflar, Kur'ân’ın sarîh anlamlarını özümseyip uyguladıkları gibi onun âyetlerine işârî mânalar vererek insanın manevî yönden olgunlaşmasına katkı sağlamaya da çalış-mıştır. Tasavvuf kaynaklarında, zühd ve tasavvuf duygusunun İslâm’ın başlangıcından bu yana Müslü-manlar arasında var olduğu ve Kur’ân ile sünnete dayandığı iddia edilmektedir. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) zamanında sahâbeden bazı kişilerin zâhit bir hayat yaşadığına dair çeşitli rivayetler de bu görüşe sahip olanların kullandıkları delillerdir. Her şey de olduğu gibi işârî tefsir konusunda da ölçümüz, Kur’ân ve onun ilk tefsiri durumundaki sünnet olmalıdır. Kur’ân ve sünnet ölçülerine uygun olan her tasavvufî anlayış makbul, Kur’ân ve sünnet ölçülerine uygun olmayan, bu ölçülere ters düşen her tasavvufî anlayış da merduddur. Teknik anlamda adı konulmamış olsa bile tasavvuf anlayışı, sahâbeden itibaren gelişerek çeşitli evrelerden geçmiş ve varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Tasavvuf, İslâm tarihinin başlangı-cından hemen sonra, hicri ikinci asırda Müslümanlar arasında başlamış ve ondan sonraki asırlarda git-tikçe gelişmiştir. İşârî tefsirin de buna paralel bir seyir izlediğini söylemek mümkündür.