Browsing by Author "Toprak, Bilal"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Asketik Bir Tarikat Olarak Sistersiyenler ve II. Haçlı Seferlerine Etkisi(2025) Ceylan, Azad; Toprak, BilalHer din ve/veya inanç, kurucusunun ortaya çıktığı tarihten uzaklaştıkça özünden uzaklaşır, farklı kollara ayrılır hatta ana düşünceden sapar. Bir de Roma İmparatorluğu'nun yıkıntısı üzerinde bulunan Avrupa, 10. yüzyıla kadar güvenlik, hukuk, eğitim ve siyasi alanlarda ciddi istikrar sorunları yaşamıştır. Bölgenin içerisinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulunca mezkûr konular çok daha fazla görülmüştür. Ancak süreç içerisinde ortaya çıkan karizmatik veya kahraman kişiler bu gidişata karşı çıkarak öze dönüş özlemiyle yeni oluşumlar göstermiştir. 11. yüzyılda, Avrupa'nın bu bozulmuş düzenine karşı dini yaşama yoğun bir dönüş olmuştur. Buna karşın manastırlar kuruldu ve başta Kluni Tarikatı, Hristiyan dinine ve manastır hayatına olan güveni tazelemiştir. 11. yüzyıl Avrupa için hem dini hem de siyasi alanda ciddi değişimlerin olduğu bir asır olmuştur. Siyasi desteği de arkalarına alan tarikatlar, her geçen gün büyüyerek daha etkin bir rol almışlardır. Ancak Kluni Tarikatı da büyümenin etkisiyle kendi içerisinde eleştirilere maruz kalmış ve tarikat kendi içerisinde bölünmeler yaşamıştır. Başrahip Robert, Orta Çağ Avrupa'sının 11. yüzyılında, cemaatlerin dünyevileşmelerinden ve monastik yaşamdan uzaklaşmalarından rahatsızlık duyup, Kluni Tarikatı'ndan ayrılarak kırsal bölgelerde asketik bir hayat yaşamayı tercih etmiştir. Yanına Alberic, Stephen ve on dokuz kişi daha alarak 21 Mart 1098'de, Latince ismi Cistercium olan Citeaux'da yeni bir manastır kurmuştur. Adını kurulduğu köyden alan Sistersiyen Tarikatı, asıl ününe ve gücüne ise ikinci kuşak liderlerinden biri olan Clairvauxlu Aziz Bernard zamanında kavuşmuştur. O yüzden tarikatın inançsal, sosyal ve ekonomik yapısı ve Aziz Bernard'ın tarihsel kişiliği ve siyasi etkinliği tezin ana muhtevasını oluşturacaktır.Master Thesis Filistin'de Sömürgeciliğin Arkeolojik Boyutu: Filistin Araştırma Fonu'nun Kuruluşu ve Siyonizm Üzerindeki Etkileri(2024) Şener, Oğuzhan; Toprak, BilalArkeoloji, toprakta saklı olan geçmişi gün yüzüne çıkarıp bulgular üzerinden geçmişi yorumlama bilimi olarak tanımlanmaktadır. Bunlar çoğu zaman bulguyu elde eden kişinin, bağlı olduğu kuruluşun ve bilhassa mensubiyeti bulunan devletin inisiyatifindedir. İnisiyatif sahiplerinin gözünde; ideoloji, dini inançlar ve dönemin koşulları gibi önemli unsurlar etkilidir. Geleceğin inşasında geçmişin saklı bilgisinin gayelere uygun haliyle dönüştürülmesi gerektiğini düşünen devletler için arkeoloji, etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Tarihte bunun kayda değer bir örneği 1865 yılında kurulan ve kısa adı PEF olan Filistin Araştırma Fonu (Palestine Exploration Fund)'nda görülmektedir. İngiltere merkezli bir kuruluş olan Filistin Araştırma Fonu, arkeoloji bilimini kullanarak Filistin'de sömürgeleştirmeye giden yolda büyük adımlar attı. Edindiği bilgilerle savaşlarda İngiliz ordusunun stratejilerine önemli katkılar sağladı. Bunun yanında, yaptığı çalışmalarda emperyalist içgüdü ile hareket ederek Filistin'de geçmişten gelen aidiyet iddiasını kanıtlamayı ve bölgede meşruiyetini sağlamayı amaçladı. Bu çalışmada öncelikle Filistin Araştırma Fonu'nun kuruluşundaki ideolojik altyapı incelenecektir. Daha sonra fon sağlanan önemli kişiler ve arkeolojik kazılar aktarılarak, elde edilen bulguların kullanılma biçimleri tartışılacaktır. Filistin Araştırma Fonu'nun, kuruluşundan I. Dünya Savaşı'na kadar geçen süreçteki faaliyetleri ele alınacaktır. Modern dönemde Filistin bölgesinin şekillenmesinde önemli bir yer tutması nedeniyle I. Dünya Savaşı'na kadar olan süreç çalışmanın sınırı olacaktır. Çalışmada amaç, Filistin Araştırma Fonu gibi önemli bir kuruluşun, bölge şekillenirken gerçekleştirdiği faaliyetlerle bu süreçteki rolünü ortaya koymak ve arkeoloji biliminin politik biçimde kullanımına bir örnek sunmaktır. Buna ek olarak kuruluşun Siyonizm üzerindeki etkisi aktarılarak İsrail Devleti'nin; sömürgeciliğin mirasçısı olarak Filistin'de kurulduğu ve varlığını sürdürdüğü ortaya konulmaya çalışılacaktır.Article Mehmet Alıcı, Işığın Elçisi Mani ve Gnostik Düşüncesi(Milel ve Nihal İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi, 2018) Toprak, Bilalİnsanın kurtuluşunu hedefleyen dinlerin temel öğretilerini belirleyen etmenlerin başında insanın madde ile olan ilişkisine yönelik konular gelmektedir. Kimi dini gelenekler insanı bir bütün olarak ele alırken, kimileri de maddeyi teolojik ve ontolojik açıdan kötü olarak değerlendirir. Dinin dünyaya bakışını belirleyen, insan ve çevre ilişkilerine yön veren bu etkinin doğru anlaşılabilmesi için gnostik geleneklerin insan algısı büyük önem arz etmektedir. Düalist bir bakış açısına sahip olan gnostik düşünceye göre, madde ve maddeden kaynaklanan her şey kötüdür. Maddeye karşı geliştirilen bu radikal tavrın sonucu olarak, Tanrı’nın kötü olan hiçbir şeyi yaratmayacağı düşüncesi hâkimdir. Kötü bir yer olan dünyada, dünyevi işler aracılığıyla kurtuluşa ermek mümkün değildir. Buna göre gerçek kurtuluş ancak hakikatin bilgisine yani gnosise sahip olmakla mümkün olabilir. Birçok dini cemaat sayesinde varlığını sürdüren gnostisizm, özellikle Sabiilik ve Maniheizm sayesinde müstakil bir yapıya bürünür. Bu bağlamda kendisini Budda, Zerdüşt ve İsa Mesih’in müjdelediği kurtarıcı olarak tanıtan Mani’nin gnostik yaşam öyküsü ve düşüncesi Ortadoğu’daki dini grupları anlamak noktasında da bizlere önemli ipuçları sunmaktadır.Article Müphem Bir Kavram Olarak “İlkel”: Barbarlık ve Bilgelik Arasında Değişen Algılar(2021) Toprak, BilalBu çalışma, “ilkel” kavramının sosyal bilimlerdeki kullanım alanlarına ve etkisine odaklanmaktadır. Gerek uzak\rgeçmişte yaşamış insanları gerekse modernite ile temas kurmamış insan topluluklarını ifade etmek üzere kullanılan\rbu kavram, oldukça müphem bir anlam dünyasına sahiptir. Temelde Batı ve öteki dikotomisi üzerine kurulan bu\ryaklaşımda, Batı dışı toplumların “ilkel” olarak kodlandığını söylemek mümkündür. Kendisini ilerleme çizgisinin\rzirvesinde gören pozitivist zihin, modernite ile temas kurmayan insanı irrasyonel, çevresinden habersiz, birçok değer ve\rkurumdan yoksun olarak sunmaktadır. Günümüzde “gelişmekte olan toplum”lara demokrasi ve refah transfer etmenin\rarka planında da “ilkel toplum teorisi”nin başat rolü üstlendiği söylenebilir. Bu makale ayrıca ilerlemeci yaklaşımın\retkisiyle barbar ve vahşi olarak kodlanan eski çağ insanının zamanla romantizmin etkisiyle bilgi ve hikmet sahibi bir\rvarlığa dönüştürülmesini de ele almaktadır. Günümüzde kimi eleştirilere rağmen literatürde kendisine yer bulmaya\rdevam eden “ilkel” kavramı sanılanın ötesinde bir etki alanına sahiptir. “İlkel”in eleştirisi hem eski çağ insanının\rhem de geleneksel olarak ifade edilen günümüz toplumlarının doğru anlaşılmasına önemli katkılar sunmaktadırMaster Thesis Article Şamanizm: Muğlak Bir Kavramın Anatomisi(Milel ve Nihal İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi, 2020) Toprak, BilalŞamanizm kavramı 1950’li yıllarda Mircea Eliade gibi din bilimcilerin ça-lışmalarıyla birlikte anlam genişlemesine uğrayarak daha büyük bir evreni ifade etmek üzere kullanılmaya başlanmıştır. Ancak bugenişleme bir yan-dan geçmişteki dar anlamından önemli izler taşırken bir yandan da muğlak bir alana işaret etmektedir. Bu bağlamda Şamanizm kavramının yaşadığı anlam genişlemesi ve neticesinde ortaya çıkan kimi sorunlardan söz edile-bilir. Bu çalışma dinler tarihi, antropoloji ve arkeoloji gibi alanlar açısın-dan son derece önemli olan Şaman/Şamanizm kavramının tarihsel süreç içerisinde yaşadığı anlam değişikliğini ve bunun oluşturduğu algıyı konu edinmektedir.

