Elektrik ve Enerji Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/112
Browse
Browsing Elektrik ve Enerji Bölümü by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 73
- Results Per Page
- Sort Options
Conference Object ÜÇ FAZLI YARIM DALGA KONTROLLÜ DOĞRULTUCUNUN GİRİŞ AKIMI HARMONİK ANALİZİ(ISARC, 2023) Adak, SüleymanÜç fazlı doğrultucular hem daha yüksek güç elde etmek için hem de daha düzgün distorsiyonu az DC gerilim sağlamak için kullanılan güç elektroniği devreleridir. Bir fazlı doğrultucu yaklaşık 15kW güçlere kadar çıkılmakta daha yüksek güçler için ise üç faz kullanımı gerekmektedir. Üç fazlı doğrultucular da bir fazlılar gibi kontrollü ve kontrolsüz olarak imal edilirler. Endüstriyel uygulamalarda doğrultucu devreler güç elektroniği devreleri arasında önemli yer tutmaktadır. Doğrulucuda bulunan tristörlerin tetikleme açıları değiştirilerek, Üçfazlı doğrultucunun ortalama çıkış gerilimi değiştirilebilir yani kontrol edilebilir. Diyotlu doğrultucuların sadece sabit bir çıkış gerilimi sağlarlar. Çıkış gerilimini kontrol edebilmek için, diyotların yerine faz kontrollü tristörler kullanılır. Tristörlü doğrultucuların çıkış gerilimleri, tristörlerin tetikleme acılarının kontrolü ile sağlanır.Faz kontrolünde kullanılan bir tristör, kapısına kısa bir darbe uygulanması ile iletime sokulur ve doğal veya hat komütasyonu nedeniyle kesime sokulur. Oldukça yüksek endüktif yük durumunda, giriş geriliminin negatif yarı cevrimi boyunca doğrultucunun diğer tristörün tetiklenmesi ile kesime sokulur. Faz kontrollü doğrultucular AC'den DC'ye dönüştüren doğrultuculardır ve endüstriyel uygulamalarda özellikle değişken hızlı sürücülerde, küçük beygir güçlerinden megawatt seviyelerine kadar kullanılırlar.Üç fazlı kontrollü doğrultuçu giriş akımı sinus formunda değildir. Bundan dolayı harmonik bileşenler içerir. Bu çalışmada giriş akımı harmonik analizi gercekleştirilmiştir.Article Citation - WoS: 12Citation - Scopus: 14Local Pattern Transformation-Based convolutional neural network for sleep stage scoring(ScienceDirect, 2023) Zan, Hasan; Yildiz, AbdulnasırSleep stage scoring is essential for the diagnosis and treatment of sleep disorders. However, manual sleep scoring is a tedious, time-consuming, and subjective task. Therefore, this paper proposes a novel framework based on local pattern transformation (LPT) methods and convolutional neural networks for automatic sleep stage scoring. Unlike in previous works in other fields, these methods were not employed for manual feature extraction, which requires expert knowledge and the pipeline behind it might bias results. The transformed signals were directly fed into a CNN model (called EpochNet) that can accept multiple successive epochs. The model learns features from multiple input epochs and considers inter-epoch context during classification. To evaluate and validate the effectiveness of the proposed approach, we conducted several experiments on the Sleep-EDF dataset. Four LPT methods, including One-dimensional Local Binary Pattern (1D-LBP), Local Neighbor Descriptive Pattern (LNDP), Local Gradient Pattern (LGP), and Local Neighbor Gradient Pattern (LNGP), and different polysomnography (PSG) signals were analyzed as sequence length (number of input epochs) increased from one to five. 1D-LBP and LNDP achieved similar performances, outperforming other LPT methods that are less sensitive to local variations. The best performance was achieved when an input sequence containing five epochs of PSG signals transformed by 1D-LBP was employed. The best accuracy, F1 score, and Kohen’s kappa coefficient were 0.848, 0.782, and 0.790, respectively. The results showed that our approach can achieve comparable performance to other state-ofthe-art methods while occupying fewer computing resources because of the compact size of EpochNet.Article Citation - Scopus: 22Effects of distributed generations' integration to the distribution networks case study of solar power plant(İlhami Çolak, 2017) Shobole, Abdulfetah; Baysal, Mustafa; Wadi, Mohammed; Tur, Mehmet RidaAll over the world, the Distributed Generations (DGs) integration to power system has increased in the recent years due to economic, environmental and technical advantages. Turkey which has the huge solar potential has focused on integrating both licensed and unlicensed solar power plants by providing 10 years of purchasing guarantee as an incentive for the electricity producers from solar energy. However, the integration of DGs has several negative effects on the distribution networks (DNs). This work is concerned with investigating the possible challenges that may arise due to integration of PV based DGs on the existing distribution networks. Short circuit current level with respect to variation in MW integration is studied for the case the utility network is weak and strong. When the utility network is strong, the integration effect of inverter based DGs like solar power plants were observed insignificant. However, for the weak utility networks, the integration of inverter based DGs has been observed to have significant influence. Finally, directly integrated DGs (without inverter) are considered to reveal its difference with the non-inverter based DGs. As the case study, the distribution network integration of a solar power project, which is found in the Antalya region of Turkey, is investigated. This is 12 MW solar power plant designed to be connected to the local distribution network in Antalya. It is concluded that the effects of directly integrated DGs are observed more prominent compared to the inverter based DGs. DigSILENT Power Factory simulation tool is used for the study.Conference Object ENERJİ İLETİM HATTININ BİLGİSAYAR DESTEKLİ ANALİZİ(ZEUGMA, 2019) Adak, SüleymanHidrolik ve termik santrallerde üretilen enerjinin tüketim merkezlerine taşınması için enerji nakil hatları kullanılır. Enerjinin üretim merkezleri ile tüketim merkezleri arasında kilometrelerce uzaklık bulunmaktadır. Enerji iletim hatlarının güzergah tespitinde, arazinin vaziyeti, güzergah üzerindeki, demiryolları bulunup bulunmadığı, hattın güvenliği gibi hususlar incelenmelidir. Bu şartlardan dolayı iletim hatlarının önemi çok fazladır. Elektrik nakil hatları yüksek gerilim ve düşük gerilim olmak üzere iki kısma ayrılır. Yüksek gerilim hatları enerji santralı ile tüketim bölgesi arasına döşenirken, düşük gerilimli hatlar ise kent içi dağıtım şebekelerinde kullanılır. Elektriksel olarak iletim hattı analiz edildiğinde, iletim hatları parametreler ve hattın uzunluğundan ibarettir. Bu parametreler, hattın omik direnci, hattın endüktansı ve hattın kapasitesidir ve (R-L-C) ile gösterilirler. Enerji iletim hatlarından asıl amaç enerjinin minimum kayıplarla iletilmesidir. İletim hattından yüksek güç iletmek için çift veya üç devreli sitemler kullanılır. İletim hatlarında örgülü St /Al (çelik- aliminyum) demet iletkenler kullanılır. İletim hatlarının uzunluklarına göre uzun hat, orta uzunluktaki hat ve kısa hat olarak sınıflandırılırlar. Bu çalışmada, iletim hattının Matlab/Simulink eşdeğeri oluşturulduktan sonra güç analizi yapıldı. Yapılan çalışmanın sonunda teorikten elde edilen sonuçlar ile simulik eşdeğerden elde edilen sonuçlarla aynı olduğu gözlenmiştir.Conference Object İNDİRİCİ YÜKSELTİCİ ÇEVİRİCİLERİN MATEMATİKSEL ANALİZİ(isarc, 2020) Adak, Süleyman; Cangi Hasan; İnan CemilYenilenebilir enerji kaynakları doğal olarak yenilenen ve tükenmeyen enerji kaynaklarıdır. Başlıca yenilenebilir enerji kaynakları güneş enerjisi ve onun türevleri olan rüzgâr enerjisi, jeotermal enerji, hidrolik enerji, biyokütle enerjisi ve hidrojen enerjisi gibi enerji kaynaklarıdır. Bunlardan güneş enerjisi ülkemizde ve dünyada en yaygın olarak kullanılan yenilenebilir enerji kaynaklarından biridir. Bu çalışmada, güneş enerjisinden elde edilen elektrik enerjisi sistemlerinde kullanılan Buck/Boost konverterlerin analizi incelenmiştir. DC-DC konverterler arasında iki yönlü kullanılabilen bir çevirici olarak Buck/Boost konverterlerin temel mantığı, diğer konverterlerde de olduğu gibi, anahtarlamalı güç kaynaklarına dayanmaktadır. Buck/Boost konverter devreleri diğer anahtarlamalı konverterler gibi anahtarlama elemanın iletim/kesim durumuna göre iki aşamada incelenmektedirler. Devre üzerinde bir adet tam kontrollü anahtarlama elemanı bulunur ve bu elemanın görev döngüsü (duty cycle) değerine göre devrenin çıkışındaki gerilimin değeri kontrol edilir. Devredeki anahtarlama elemanı basit bir sürücü devresi yardımı ile anahtarlanabilir özelliktedir. Devrenin kontrol diyagramı alçaltıcı ve yükseltici konverter ile aynıdır. Çıkıştan elde edilen gerilim değeri ile elde edilmek istenen gerilim değeri arasındaki fark bir diferansiyel kuvvetlendirici ile bulunur. Daha sonra, bu fark üçgen ya da testere dişi dalga ile karşılaştırılır. Netice olarak üçgen işaretin fark işaretine göre büyük ya da küçük olması durumunda anahtarlama elemanın iletim/kesim durumu kontrol edilir. Devrede, bir adet gerilim kaynağı, bir anahtarlama elemanı, bobin, diyot, kondansatör ve paralel bağlı bir yükten oluşmaktadır.Article Local Pattern Transformation-Based convolutional neural network for sleep stage scoring(2023) Zan, Hasan; Yıldız, AbdulnasırSleep stage scoring is essential for the diagnosis and treatment of sleep disorders. However, manual sleep scoring is a tedious, time-consuming, and subjective task. Therefore, this paper proposes a novel framework based on local pattern transformation (LPT) methods and convolutional neural networks for automatic sleep stage scoring. Unlike in previous works in other fields, these methods were not employed for manual feature extraction, which requires expert knowledge and the pipeline behind it might bias results. The transformed signals were directly fed into a CNN model (called EpochNet) that can accept multiple successive epochs. The model learns features from multiple input epochs and considers inter-epoch context during classification. To evaluate and validate the effectiveness of the proposed approach, we conducted several experiments on the Sleep-EDF dataset. Four LPT methods, including One-dimensional Local Binary Pattern (1D-LBP), Local Neighbor Descriptive Pattern (LNDP), Local Gradient Pattern (LGP), and Local Neighbor Gradient Pattern (LNGP), and different polysomnography (PSG) signals were analyzed as sequence length (number of input epochs) increased from one to five. 1D-LBP and LNDP achieved similar performances, outperforming other LPT methods that are less sensitive to local variations. The best performance was achieved when an input sequence containing five epochs of PSG signals transformed by 1D-LBP was employed. The best accuracy, F1 score, and Kohen's kappa coefficient were 0.848, 0.782, and 0.790, respectively. The results showed that our approach can achieve comparable performance to other state-of-the-art methods while occupying fewer computing resources because of the compact size of EpochNet.Conference Object ASENKRON MOTORLARIN KONTROLÜNDE PLC KULLANIMI(UBAK, 2018) Cangi Hasan; Uncu Abdurrahman; Adak, SüleymanProgramlanabilir denetleyiciler (PLC) asenkron motorların kontrolünde, tarlaların sulanmasından ve robotların kontrolüne yoğun bir şekilde kullanılırlar. Bunlara ek olarak otomatik kontrol sistemlerinde, orta ve ağır sanayide, ısı kontrol sistemlerinde, tıp sistemlerinde ve güvenlik alanlarında kullanılırlar. PLC’ler programlanabilme ve simülasyon yapabilme özelliklerine de sahiptirler. Kontrol süreci PLC’lerde yazılım programı ile gerçekleştirildiği için hatalı çalışma riskleri çok azdır. Mikroişlemcilerde ulaşılan hızlı gelişmeler sonucu PLC’lerin endüstride kullanılması gün be gün artmaktadır. Endüstride uygulamalarda PLC cihazları ile yapılan endüstriyel otomasyon uygulamaları, röleli sistemlere nazaran daha verimlidir. Mikro PLC’ler endüstriyel otomasyon sistemlerinin kontrolü gerçekleştirmeye uygun yapıda giriş - çıkış birimleri ve iletişim arabirimleri vardır. Günümüzde gelişen iletişim teknolojisi sayesinde artık PLC ile üretim süreci farklı yerlerden izlenip denetlenebilir. PLC’ler anahtarlamalı elemanlar ve sensörlerden aldıkları bilgiyi yazılım programına göre işleyen ve sonuçlarını çıkıştaki sistemlere aktaran mikrobilgisayarlardır. Yazılım PLC’ lere bilgisayar üzerinden aktarılabilir. PLC'ye program yazabilmek için birkaç farklı dil bulunmaktadır. Bunların en yaygın olanları; Ladder Diyagramı (LD), Fonksiyon Blok Diyagramı (FBD) ve Sıtetment Listesi (STL).Article Segmantasyon yapmadan patolojik kalp sesi kayıtlarının tespiti için bir örüntü sınıflandırma algoritması(DÜMF Mühendislik Dergisi, 2019) Yıldız, Abdulnasır; Zan, HasanBu çalışmada, altı adet veri bankasından alınan kalp sesi kayıtlarına segmentasyon uygulamadan k-En Küçük Komşuluk (kNN), Destek Vektör Makinesi (DVM) ve sınıflandırıcı metotları topluluğu kullanarak sınıflandırmaya yarayan bir algoritma geliştirilmesi amaçlanmıştır. Altı aşamadan oluşan algoritmanın ilk aşaması olan Önişlem aşamasında sinyaller sivri uçlarından arındırılmış ve ardından normalize edilmiştir. İkinci aşama olan Özellik çıkarma–1 aşamasında, sinyalin çeşitli zaman ve frekans özellikleri çıkarılarak üçüncü aşamadaki veri bankası sınıflandırıcının eğitilmesinde ve test edilmesinde kullanılmıştır. Üçüncü aşama olan veri bankası sınıflandırması aşamasında, her veri bankası oluşturulurken kullanılan cihazların, kayıt yeri ve ortamının farklılığının negatif etkilerini azaltmak ve her veri bankası için farklı özellikler ile sınıflandırıcılar kullanmak amacıyla kalp sesi kayıtları veri bankalarına göre sınıflandırılmıştır. Dördüncü aşama olan Özellik Çıkarma-2 aşamasında veri bankalarına göre sınıflandırılan sinyallerin yine çeşitli zaman ve zaman-frekans özellikleri çıkarılmıştır. Beşinci aşamada her veri bankası için 3 farklı sınıflandırıcı (kNN, DVM ve sınıflandırıcı topluluğu) kullanılarak kayıtlar sınıflandırılmıştır. Algoritmanın son aşaması olan Oylama aşamasında, nihai sınıflandırma başarımını arttırmak amacıyla her kayıt için 3 farklı sınıflandırıcının çıkışları belli kurallara göre oylanarak kaydın sınıfı (patolojik veya normal) belirlenmiştir. Beşli çapraz doğrulama kullanılarak eğitilen ve test (tanı testi) edilen algoritmanın performansı ölçülürken doğruluk, duyarlılık, özgüllük, pozitif ve negatif yorum gücü ile ROC grafiğinin altında kalan alan gibi parametreler kullanılmıştır. En iyi performans sonuçları doğruluk: %94.28, duyarlılık: %87.97, özgüllük: %87.97, pozitif yorum gücü: %84.78, negatif yorum gücü: %96.86 ve ROC eğrisi altında kalan alan: 0.919 şeklinde elde edildi. Elde edilen bu değerler daha önceki çalışmalar ile kıyaslandığında algoritmanın oldukça başarılı olduğu ve kalbin patolojik durumuna ilişkin uzman hekime ön tanı imkânı sunabileceği söylenebilir.Conference Object Thevenin Equivalent of Solar PV Cell Model and Maximum Power Transfer(ICECCE, 2021) Adak, Süleyman; Cangi Hasan; Yılmaz Ahmet SedarPhotovoltaic (PV) is the conversion of solar energy into DC electrical energy using PV cells. In addition, solar energy is an important renewable energy source. In this study, it is proposed that Thevenin's equivalent PV cell model produces a voltage-current characteristic that is quite representative of the operation of the PV source. Thevenin's elements depend on ambient temperature conditions, so charging is derived and simplified to construct a model that closely predicts and demonstrates adequate PV cell characteristic for different ambient temperature conditions. This method is very useful for estimating the desired performance and also for examining different Maximum Power Point Tracking (MPPT) algorithms. Theoretically, the simulation was supplemented with test data, then used to develop an equivalent Thevenin model in which the resistance is non-linear and voltage dependent. Thevenin's method and variable pitch is to improve the maximum power transfer to the load by increasing the performance of the PV cell. These methods were modeled and studied in a simulation program.Conference Object Zinc Molar Concentration Induced Structural and Optical Properties of Chemically Derived ZnS Thin Films(2019) BOZ,İbrahim; GÖKTAŞ,Abdullah; TUMBUL,Ahmet; KILIÇ,AhmetChemically derived polycrystalline ZnS thin films have a profound potantial for the optoelectronic and luminescent devices. Regarding this crucial fact that the chemically grown ZnS thin films, prepared at different Zn and S molar ratios, was investigated by X-ray diffraction (XRD), photoluminescence (PL), Fourier transmission infrared (FT-IR) spectrocopy and UV-Vis spectrocopy. The obtained results showed that the ZnS thin films had a hexagonal crystall structure. The crystalline quality of the films was changed depend on the molar ratios. The FT-IR analysis confirmed the formation of Zn-S binding. The PL measurements verified the presence of the main PL emissions of the ZnS structure. The UV-Vis analysis showed the transmittance and absorbance intensity was changed according to the molar ratios as well as the optical band gap of the ZnS thin filmsConference Object BİR FAZLI TAM DALGA KONTROLSÜZ DOĞRULTUCUNUN HARMONİK ANALİZİ(ISPEC, 2021) Adak, SüleymanElektrik tesislerinde harmonik bileşenler güç elektroniği ekipmanları ile doğrusal olmayan yüklerin kullanılmasından sonra oldukça artılar. Güç elektroniği tabanlı devre elemanlarından (diyot, transiztor, tiristor, mosfet, IGBT) ile yapılan çihazlar, Demir çekirdekli bobinler, nonlineer elemanlarına örnek olarak verilebilirler. Harmonik bileşenlerin güç sisteminde artmasın ile, sistemin toplam harmonik distorsiyonu (THD) de yükselir. Elektrik şebekelerinde kaliteyi belirleyen kriterler akım ile gerilimin sinüzoidal formda olması ve güç katsayısının bire yakın olmasıdır. Bu çalışmada, sinüzoidal bir kaynak ile non-lineer yükün analiz ve simulasyonu gerçekleştirilmiştir. Güç sistemlerinde harmonik bileşenlerin azaltılması ve güç faktörünün iyileştirilmesi amacı ile pasif filtreler kullanılmaktadır. Önerilen elektriksel güç sistemi, sinüzoidal gerilim kaynağı, tek fazlı güç trafosu, bir fazlı tam dalga kontrolsüz bir doğrultucu ve R-L endüktif yükünden oluşmaktadır. Güç sisteminin modellenmesi ve analizi Matlab/Simulink programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Güç sisteminde harmonik bileşenler ekonomik ve teknik sorunlar oluştururlar. Ekonomik sorunlar, harmonik bileşenlerin elektrik şebekesinde ek kayıplar meydana getirmesidir. Teknik problemler tesis çalışmasının negatif yönde etkilenmesi ve yüke aktarılan enerji kalitesinin düşmesidir.Book Part GÜÇ SİSTEM HARMONİKLERİ(2021) Adak, SüleymanHarmonik bileşenlerin oluşmasının başlıca sebebi, elektrik devrelerinde kullanılan lineer olmayan devre elemanlarıdır. Bu devre elemanlarının, gerilimi ile akımı arasındaki bağıntının lineer olmayışından dolayı harmonik bileşenler oluşmaktadır. Magnetik devrelerin aşırı doyması, elektrik arkları ve güç elektroniğindeki sinüzoidal gerilimin anahtarlanması ve kıyılması lineer olmayan nolaylardır. Elektrik güç sistemindeki non-lineer yükler nedeniylensistemde çeşitli frekansta sinüzoidal dalgalar görülebilir. Elektrik şebekelerindeki harmonik kirlilik şu an için ölümcül problemler oluşturmamaktadır.Conference Object DİNAMİK DEVRELERİN BİLGİSAYAR DESTEKLİ DURUM DEĞİŞKENi MODELİ İLE ANALİZİ(MAS, 2022) Adak, SüleymanElektrik devrelerinde akım, gerilim değerleri devrenin analizi sonucunda belirlenir. Devre analizi içeriği elektrik, elektronik ve haberleşme mühendisliğinin temelini oluşturur. Dinamik devrelerin analizinde durum değişkenleri yöntemi kullanılır. Bu yöntemde tam çözüm, öz çözüm ve zorlanmış çözüm oldukça önemlidir. Elektrik devrelerinde enerji depolayan devre elemanlarına ait değişkenler durum değişkeni olarak seçmeliyiz. Çünkü bu devre elemanlarının değerleri, şarj ve deşarj durumlarında tanımlı oldukları diferansiyel denklemlere göre değişirler. Dirençler üzerlerinde güç harcanan devre elemanlarıdır. Üzerlerinden gecen akım ve uçlarındaki gerilim düşümü sabit olup değişken olarak alınamaz. Elektrik devrelerinde durum değişkenlerinin sayısı bu devrede bulunan L, C gibi enerji depolayan devre elemanların sayısı kadardır. Elektrik devrelerinde durum denklemlerinin bulunmasında graf teorisi kullanılır. ÖnceNverilen elektrik devresi için uygun bir ağaç seçilir. Bu ağaç, aşağıdaki koşulları içermelidir. Ağaç içinde gerilim kaynakları dal olarak seçilir. Gerilim kaynaklarının yönü pozitiften negatife doğru seçilmelidir. Devredeki akım kaynakları kiriş olarak seçilir ve yönleri akım kaynağının yönüdür. Kondansatörlerin hepsi dal olarak seçilir. Ağacın yapısını bozuyorsa kiriş olarak seçilmelidirler. Kondansatörün uçlarındaki gerilim ile endükteans akımı durum değişkeni olarak alınmalıdır. Ağaç içinde endüktansların dal olarak alınır eğer ağacın yapısını bozuyorsa kiriş olarak alınabilir. Devredeki dirençler ağaç içinde dal veya kiriş olarak alınır.NElektrik devrelerinde tüm düğüm gerilimlerini ve tüm kollardaki akımları bulmak için devrenin analizi gerçekleştirilir. Doğru akım (DC) yalnızca bir yön ve doğrultuda akan akım şeklindedir. Doğru akım devrelerinde enerji depolayan kondansatör ve endüktans gibi devre elemanlarının bulunursa bu elemanlar durum değişkeni olup bu devrenin analizinde durum değişkenleri yöntemi kullanılır.Conference Object VOLTAGE AND CURRENT RIPPLE DETERMINATION FOR ĆUK DC/DC CONVERTER(IKSAD, 2019) Adak, Süleyman; Cangi Hasan; Yılmaz Ahmet SedarThe Ćuk converter is a DC-DCconverter which is essentially a cascade connection of the conventional boost converter and the buck converter having a capacitor to couple the energy .Its advantages mainly include the use of fewer number of switches, smooth input as well as output current and magnetic component integrability, etc.. Input current and output current have small ripple. However, requirement of capacitor C1 with large ripple current capability is disadvantages. The high ripple has a negative effect on the Ćuk converter, such as overheating,noisy operation and break down. In this study, the current and voltage ripple of Ćuk converter were found with the help of the Matlab/Simulink program. Ćuk converter contains two inductor and two capacitor. Hence it is fourthorder DC-DC converter. It provides output voltage both higher as well as lower than the input voltage. Ćuk converters are used frequently in communication systems and renewable energy sources.Conference Object GÜÇ SİSTEMLERİNDE GÜÇ FAKTÖRÜNÜN BİLGİSAYAR DESEKLİ MODELLENMESİ VE ANALİZİ(MAS, 2019) Adak, SüleymanBüyüyen elektrik enerjisi ihtiyacını sahip olduğumuz kısıtlı limit kaynaklarla karşılamak gittikçe zorlaşmaktadır. Bu nedenle kullandığımız elektriği tasarruf etmenin yanında kalitesini de arttırmamız gerekir. Tüketiciye sunulan elektrik enerjisinin kesintisiz sağlanması ve gerilim, frekans ve güç faktörü gibi büyüklüklerin istenen sınırlar içerisinde kalması olarak tanımlanabilecek enerji kalitesi kavramı, uzun süredir elektrik mühendislerinin başlıca çalışma konuları arasında yer almaktadır. Son yıllarda elektrik iletim sistemlerinin büyümesi ve daha karmaşık bir yapıya kavuşmasıyla birlikte çeşitli güç kalitesi sorunları da gündeme gelmektedir. Elektrik enerji sistemlerinde işletmeyi kolaylaştırmanın, verimi arttırmanın ve enerji tasarrufu sağlamanın en etkin ve en kolay yöntemlerinden birisi güç faktörünü düzeltmektir. Güç faktörü, bir katsayı olup aktif gücün görünür güce oranı ile bulunur. Güç kaybının önlenmesi için güç faktörünün ölçülmesi gerekir. Düşük güç katsayısı elektrik tesislerinde gerilim düşümleri ile güç kayıplarına neden olur. Bu çalışmada, güç sisteminin eşdeğeri Matlab /simulink ile oluşturuldu. Yapılan çalışma sonucunda, teorik hesapla bulunan sonuçların simulinkle bulunan sonuçlarla örtüştüğü gözlendi. Güç katsayısının yükseltilmesi sonucu, sisteminin kapasitesinde artmalar oluşur, güç sitemindeki kayıplar ise azalır.Conference Object NONLİNEER YÜKLÜ TRANSFORMATÖRLERDE K- FAKTÖRÜNÜN ANALİZİ(ISPEC, 2022) Adak, SüleymanEndüstriyel tesislerde transformatörlere bağlı yüklerin büyük bir kısmı nonlineer karaktesitiklidir. Bundan dolyı transformatörlerin boyutlandırması yapılırken nonlineer yüklerin dikkate alınması gerekir. Nonlineer yükleri besleyen transformatörler üzerinden akan yük akımı harmonik bileşenler içermektedir. Güç sisteminde bulunan harmonik bileşenler transformatörün ek yüklenmesine ve sargılarının ısınmasına sebeb olur. Buda transformatörde ek kayıplara ve transformatörün ömrü azalmasına sebeb olur. K faktörü taransformatörün akım ve gerilim değerlerindeki döşüşleri belirler. Harmonik bileşenler taransformatörün kapasite düşüşünün hesaplanmasında kullanılan bir faktördür. Harmonik bileşenler transformatörlerde kayıplara, ısınmaya ve izolasyon sorunlarına neden olurlar. Nonlineer yükleri besleyen transformatörler ya da standart transformatörler için K-faktörü kullanılır. Gene bu bağlamda, transformatörlerde manyetik çekirdek doyuma ulaştığında harmonik bileşenleri üretirler.. Harmonik bileşenler transformatörlerde demir ve bakır kayıplarının artmasına sebeb olurlar. Bundan dolayı nonlineer yükleri besleyen transformatörlerde K faktörünün dikkate alınması gerekir.Article Multi-task learning for arousal and sleep stage detection using fully convolutional networks(2023) Zan, Hasan; Yıldız, AbdulnasırObjective. Sleep is a critical physiological process that plays a vital role in maintaining physical and mental health. Accurate detection of arousals and sleep stages is essential for the diagnosis of sleep disorders, as frequent and excessive occurrences of arousals disrupt sleep stage patterns and lead to poor sleep quality, negatively impacting physical and mental health. Polysomnography is a traditional method for arousal and sleep stage detection that is time-consuming and prone to high variability among experts. Approach. In this paper, we propose a novel multi-task learning approach for arousal and sleep stage detection using fully convolutional neural networks. Our model, FullSleepNet, accepts a full-night single-channel EEG signal as input and produces segmentation masks for arousal and sleep stage labels. FullSleepNet comprises four modules: a convolutional module to extract local features, a recurrent module to capture long-range dependencies, an attention mechanism to focus on relevant parts of the input, and a segmentation module to output final predictions. Main results. By unifying the two interrelated tasks as segmentation problems and employing a multi-task learning approach, FullSleepNet achieves state-of-the-art performance for arousal detection with an area under the precision-recall curve of 0.70 on Sleep Heart Health Study and Multi-Ethnic Study of Atherosclerosis datasets. For sleep stage classification, FullSleepNet obtains comparable performance on both datasets, achieving an accuracy of 0.88 and an F1-score of 0.80 on the former and an accuracy of 0.83 and an F1-score of 0.76 on the latter. Significance. Our results demonstrate that FullSleepNet offers improved practicality, efficiency, and accuracy for the detection of arousal and classification of sleep stages using raw EEG signals as input.Conference Object FOTOVOLTAİK SİSTEMLERDE TOPRAKLAMA VE YILDIRIMDAN KORUMA(UBAK, 2018) Cangi Hasan; Uncu Abdurrahman; Adak, SüleymanFotovoltaik (PV)sistemlerin aşırı gerilim ve yıldırıma karşı korunması sistemin güvenliği ve kararlı çalışması için gereklidir. Yıldırımdan korunma ve topraklama PV sistemde bir bütün olarak incelenmelidir. PV güç sistemlerinin ya açık araziler ya da çatılar kurulurlar. Bu alanlara yıldırım darbelerinin kolaylıkla ulaşacağı alanlardır. Güneş enerjisinin tesis edildiği araziler genellikle yıldırım darbelerinin kolaylıkla ulaşacağı açık alanlardır. Çatıdaki PV tesislerinde risk daha ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Yıldırım darbesinin, tesisimizin yakın bir noktaya düşmesi de tesisimiz için risk oluşturur. Yıldırım darbesi PV panellerdeki küçük direnç farklılarından dolayı sistemim tümüne hızlı bir şekilde yayılır. Yıldırım darbesinin akım değeri 200 kA değerine, 25 ns süresinde nPV sistemde yayılan ve 28000°C sıcaklığa ulaşan doğal bir afettir. PV sistemdeki tüm panellerin çerçeveleri düzgünce topraklanmalıdır. PV sistemlerin hasarlanmasında en büyük etken yıldırım düşmesi sonucunda sistemde oluşan yüksek gerilimdir.nTopraklama hesabı toprak özgül direnç değeri değeri dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir.nTopraklama çubuğu düşük direnci ve yüksek akım taşıma kapasiteli olmalıdır ve korozyona karşı yüksek dirençli olmalıdırlar.. Topraklama çubukları toprağa iyi temas etmelidir. Toprağın kuru olması durumunda ıslatılıp çamur hâline getirilmelidir. Toprak direncini artırdıklarından topraklama çubuğunun çevresindeki taş ve çakıllar temizlenmelidir. PV güç sistemlerinin bozulması genellikle yıldırım düşmesi sonucunda oluşan yüksek gerilimlerdir.Book Part DEĞİŞKEN FREKANSLI SÜRÜCÜ SİSTEMİ KULLANARAK ÜÇ FAZLI ASENKKRON HIZ KONTROLÜ VE HARMONİK ANALİZİ(Eğitim yayınları, 2022) Adak, SüleymanAsenkron motorların yapılarının basit olması, alternetif gerilimde çalışmaları, arıza yapmamaları ve ucuz olmalarından dolayı endüstride yoğun bir şekilde kullanım alanı bulmaktadırlar. Asenkron makinalarda rotor hızı döner manyetik alan hızından küçüktür. Bu motorların hızının senkron hıza yaklaşması ancak boşta çalışmada mümkündür. Motor milindeki sürtünmeden dolayı boşta çalışmada bile rotor hızı senkron hızdan devamlı düşüktür.Conference Object FOTOVOLTAIK PANELDE YÜZEY SOĞUTMA İŞLEMININ PANEL ÇIKIŞ GÜÇÜNE ETKISININ ANALIZI(UMTEB - XIV, 2023) Adak, SüleymanGünümüzde fotovoltaik paneller (FV) güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürmek için kullanılırlar. Bu panellerin verimliliği önemli ölçüde bazı parametrelere bağlıdır. Panel yüzeydeki toz veya kir ile hücre çalışma sıcaklığı gibi Parametreler fotovoltaik hücrelerin verimliliğinde oldukça etkindirler. FV hüçrenin çalışma sıcaklığının 250 C'yi aşması durumunda FV panelinin verimliliği her santigrat derece artış için %0,4 oranında azalmaktadır. Daha yüksek fotovoltaik hücre sıcaklığı panelinde büyük ölçüde olumsuz çalışma koşullarının oluşmasına neden olur ve sonuçta FV panelinin ömrünü azalır. FV hücrenin açık devre gerilimi, güneş ışınımının değerinin artması sonucunda değeri logaritmik olarak artarken buna karşılık kısa devre akımı doğrusal bir şekilde artar. Sonuçta çıkış gücü de artar. FV hücre sıcaklığındaki artıştan en çok FV hüçre açık devre gerilimi etkilenir. Açık devre gerilimi FV hücre sıcaklığı ile azalır. Bir FV panelin verimini arttırmanin en etkili yolu FV panel yüzeyinin çalışma sıcaklığını azaltmaktır. Günümüzde FV panellerin soğutulması için kullanılan farklı yöntemler vardır. Bunların en önemlileri, su ile hava ile ve nano akışkan madde ile panel yüzeyini soğutmadır. PV panel yüzeyi soğutulduğunda FV panelin verimi artmaktadır. FV panelin 34 OC’de çıkış güç değeri 192 W iken yüzey soğutulması sonucunda FV panelin güç çıkışı 216 W olarak ölçülmüştür. Bu durumda FV panel çıkış güçü yaklaşık olarak %12.5 artmıştır.

