Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/12
Browse
Browsing Lisansüstü Eğitim Enstitüsü by Department "Lisansüstü Eğitim Enstitüsü / Felsefe Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 6 of 6
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis A Philosophical Approach To Environmental Problems: an Analysis From the Perspective of Deep Ecology(2025) Akboğa, Mona; Aslan, SıracettinBu tez, insanın başlangıçta doğayla uyum içinde yaşadığını; ancak zamanla çevresini dönüştürmesiyle bu ilişki biçiminin bozulduğunu ileri sürmektedir. Bu dönüşümle birlikte insan merkezli yaklaşımın zamanla egemen hale gelmesi, çevresel krizlerin temelinde yatan en önemli etkenlerden biri olmuştur. Bu çalışma, çevre sorunlarının felsefi arka planını inceleyerek, insan merkezli anlayışın doğa ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini tartışmakta; buna karşılık olarak ekolojinin sunduğu etik ve felsefi çözüm önerilerini ela almakta ve değerlendirmektedir. Tezin birinci bölümde, çevre felsefesinin temel kavramları ve çevre sorunlarına yönelik etik yaklaşımlar ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Rachel Carson'ın Sessiz Bahar adlı eseri üzerinden çevresel farkındalığın gelişimi incelenmiş, ardından Aldo Leopold'un Toprak Etiği yaklaşımıyla derin ekoloji çalışmalarına yönelik katkısı ortaya konmuştur. Arne Naess'in derin ekoloji kuramı, sekiz temel ilkesi ve 'ekosofi' kavramı çerçevesinde açıklanmış; sığ ve derin ekoloji ayrımı detaylı bir biçimde değerlendirilmiştir. Ayrıca bu bölümde, Spinoza'nın doğa anlayışı ile derin ekoloji arasında kurulabilecek düşünsel paralellikler tartışılmıştır. Üçüncü bölümde insan merkezci yaklaşımın tarihsel gelişimi ele alınmış ve bu yaklaşımın çevre krizindeki rolü irdelenmiştir. Bu doğrultuda, çevre merkezli etik yaklaşıma geçişin gerekliliği vurgulanmıştır. Ayrıca, çevre sorunlarının temelinde 'kutsal'ın doğadan arındırılması düşüncesinin yer aldığı ifade edilmiş ve bu görüş Seyyid Hüseyin Nasr'ın özelinde incelenmiştir. Tezin son bölümünde ise derin ekolojiye yönelik teorik ve içeriksel eleştiriler analiz edilmiş; bu eleştirilerin dayandığı varsayımlar ile bakış açılarındaki farklılıklar ayrıntılı bir şekilde ortaya konmuştur. Bu çerçevede, çalışmanın amacı, yalnızca doğaya yönelik bir duyarlılık geliştirmek değil; aynı zamanda insanın kendi varoluşsal konumunu, çevreyle olan ilişkisini ve evrendeki yerini yeniden düşünmesini sağlayacak felsefi bir zemin oluşturmaktır.Master Thesis Değişen Epistemeler Bağlamında Foucault Felsefesinin Analizi(2024) Başçı, Sabri; Gökdağ, KamuranFoucault felsefe tarihinde pek de görülmemiş bir biçimde delilik, cezalandırma pratikleri ve cinsellik gibi hâkim bilgi kalıplarının dışında kalan alanları incelemiş ve bu alanlardan yola çıkarak bir iktidar analizi geliştirmeyi hedeflemiştir. Cezalandırma pratikleri ve delilik deneyi konularında arkeolojik bir çalışma gerçekleştiren Foucault cinsellik konusunda ise soykütüksel bir çalışma pratiği sergileyerek bahsettiği kavramların tarihsel süreçte nasıl ve neden değişime uğradığını araştırmıştır. Tezimiz ise Foucault'nun bu çalışmalarını toplumsal epistemelerde yaşanan dönüşümler ışığında ele alacaktır. Ekonomik episteme anlamında feodalizmden kapitalizme geçişi ele alan çalışmamız siyasisi episteme bakımında da monarşilerden demokratik cumhuriyetlere geçişi ve dolayısıyla iradesini tanrıdan alan kral fikrinin ortadan kalkışını incelemektedir. Siyasi epistemeyle de beraber okunabilecek biçimde hukuk, tıp, iktidar gibi sosyal ve doğal bilimlerden dini algının çıkışını dini epistemenin değişimi olarak inceleyen tezimiz bahsedilen üç epistemik dönüşümün Foucault felsefesine etkisini tartışmaktadır. Cezalandırma pratiğinin ekonomik, dini ve siyasi epistemelerdeki dönüşümlerden etkilenerek azap tipi cezalandırmadan bedeni disipline etmeyi hedefleyen panoptik hapsetmeye dönüştüğünü belirten tezimiz delilik deneyi konusunda da yine toplumsal epistemelerdeki dönüşümlerden etkilenerek delinin toplumdan dışlanan biçiminin nasıl tıbbın bir konusu haline geldiğini araştırmaktadır. Cinselliğin bireyin denetlenerek disipline edilmesinin bir formu olduğunu belirten tezimiz tarihsel süreç içerisinde bu denetim ve disiplin uygulamalarının bir süreklilik arz ettiğini belirmektedir. Bireyin denetlenerek disipline edilmesinin toplumsal epistemelerin farklı dönemlerinde ne türde şekilde gerçekleştiğini araştıran tezimiz son kertede biyopolitikayı analiz ederek Foucault'cu iktidar analizini toplumsal epistemeler ışığında ortaya koymaktadır.Master Thesis Henri Bergson'un Bellek Teorisi ve Psikolojik Bellek Süreçleri: Karşılaştırmalı Bir Analiz(2025) Benice, Emine Simru; Gökdağ, KamuranBu çalışma, belleğin tarihsel, felsefi ve psikolojik boyutlarını karşılaştırmalı bir yöntemle inceleyerek Henri Bergson'un bellek teorisini modern psikoloji yaklaşımlarıyla ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır. Antik Yunan'dan moderniteye uzanan süreçte bellek, kimi zaman ruhsal bir yeti, kimi zaman bilişsel bir işlev olarak kavramsallaştırılmıştır. Tezin ilk bölümünde belleğin tarihsel gelişimi; Platon, Aristoteles, Augustinus ve Descartes gibi düşünürlerin yaklaşımlarıyla temellendirilmiştir. Devamında, psikolojik kuramların belleğe yönelik tutumları analiz edilmiş; davranışçı, bilişsel, psikanalitik, hümanistik ve nöropsikolojik yaklaşımlar ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Henri Bergson'un 'süre', 'saf bellek' ve 'yaratıcı tekâmül' kavramları çerçevesinde geliştirdiği bellek anlayışı, bu kuramsal zemin üzerinde konumlandırılarak özgün bir teorik sentez oluşturulmuştur. Bergson'un belleğe ilişkin felsefi yaklaşımı, yalnızca geçmişi taşıyan bir yapı değil, aynı zamanda varoluşsal bir imkân olarak değerlendirilmiştir. Son olarak, Bergson'un konik bellek modeli başta olmak üzere belleğin yapısal, işlevsel ve metafizik yönleri açıklanarak, psikolojik yaklaşımlarla kesiştiği ve ayrıştığı noktalar tartışılmıştır. Bu bağlamda çalışma, felsefe ve psikolojiyi bellek kavramı etrafında buluşturarak disiplinler arası bir katkı sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Henri Bergson, Bellek, Süre, Felsefe, PsikolojiMaster Thesis Kant Felsefesinde İnsan(2025) Doğmuşöz, Tuçe; Ceylan, Ahmetİnsan, sadece biyolojik bir tür olmanın ötesinde, anlam arayışının, toplumsal dinamiklerin ve kültürel dönüşümlerin merkezinde yer alarak, varlığını hep tartışmaya açık bir konu haline getirmiştir. İnsanın özünü anlamak, onun neden var olduğunu sorgulamak hem bireysel hem de toplumsal açıdan bir farkındalık ortaya koymaktadır. Bu bağlamda insanın varlık meselesi sadece bireysel sorgulamalarla sınırlandırılmadan, toplumlarla da ilişkilendirilmektedir. Bu tez, felsefi antropoloji ve Kant felsefesini birleştirerek insanın varoluşunu ve toplumsal ilişkilerini derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. İnsan felsefesinin evrimi, farklı düşünürlerin bakış açılarıyla birlikte incelenmiş, Kant'ın insan anlayışının bu süreçte nasıl bir dönüm noktası oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu çalışma, Kant'ın insanı birey ve toplum ilişkisi üzerinden nasıl tanımladığına odaklanır. Kant'a göre insan; bilme yeteneği, mantığı, düşünme kapasitesi ve ahlaki sorumluluklarıyla toplumsal bir varlık olarak şekillenir. İnsan sadece bireysel bir özne değil, aynı zamanda toplumun bir parçasıdır. Kant, insanın özgür iradesiyle, ahlaki sorumluluk taşıyan bir varlık olarak kendisini ve toplumu dönüştürebileceğine inanır. Böylelikle bu çalışma birey olarak insanı değerlendirmenin yanında; insanın toplumsal ilişkilerdeki yerini ve tarihsel bir varlık olarak toplumla olan etkileşimini de tartışmaktadır. Araştırma, Kant'ın insan felsefesinin temel unsurlarını tarihsel bir perspektifle ele alırken, aynı zamanda felsefi antropolojinin yöntemlerini kullanarak Kant'ın insan anlayışını açıklığa kavuşturur. Bu çalışma Kant'ın, insanın bilinçli bir varlık olarak toplumsal bağlarla şekillenen kimliğini ve ahlaki sorumluluklarını nasıl betimlediğini inceleyerek, insan felsefesine özgün bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu tez, Kant'ın insan anlayışının, birey ve toplum arasındaki ilişkiyi nasıl derinlemesine ele aldığını, insanın varoluşsal sorumlulukları ve toplumsal bağlarıyla birlikte anlam kazandığını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Birey, İnsan Felsefesi, Kant, ToplumMaster Thesis Puslu Mantık Bağlamında Mantıkta 'Sınır' Kavramı(2024) Timoçin, Ceylan; Çetres, İbrahim HalilBu tez çalışmasında klasik mantığın iki değerli (0 veya 1) sınırlı yapısından, puslu mantık aracılığıyla bu iki değer arasındaki değerler de kullanılarak düşüncenin sınırlarının nasıl genişletildiği ve nasıl genişletilebileceği ele alınmaya çalışılmıştır. Puslu mantık bu genişlemeyi puslu kümeler ve üyelik fonksiyonlarını kullanmak suretiyle, belirsizliklere dereceler-değerler vererek yapar. Mantık bağlamında sınır kavramının değişimi düşüncenin, dilin ve felsefenin sınırlarını gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Bu genişletme aracılığıyla klasik mantığa kıyasla puslu mantık yeni bir paradigma örneği olarak görülebilir. Çünkü iki değerliliğin değerlendirilemez dediği değerleri, değerlendirme olanağına sahiptir. Dolayısıyla bu tez çalışması boyunca mantığın sınırlarının neliğini ortaya koymak amaçlı, puslu mantıktan önce mantığın sınırları, puslu mantığın ortaya çıkmasıyla birlikte mantığın sınırları ve puslu mantıktan sonra çeşitli uygulama ve modellemeler aracılığıyla bu sınırların dönüştüğü üç bölümde ele alınmaya çalışılmıştır. Bu incelemeler yapılırken hangi alanlarda klasik mantık hangi alanlarda puslu mantığın uygulanabileceği göstererek iki mantığın işleyişindeki benzerlik ve farklılıklarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda tez kapsamı boyunca puslu mantığın farklı uygulamalar ve 'Kuantum Teorisi' gibi farklı alanlarda nasıl işlev gördüğü, nasıl daha işlevsel hale getirilebileceği üzerinde incelemeler yapılmıştır. Böylelikle yapay zeka da insana kıyasla eksik görülen birçok şeyi puslu mantık aracılığıyla yapay zekaya nasıl öğretilebileceğinin sınırları verilmeye çalışılacaktır. Sosyal bilimlerde puslu mantığa olan ilgiyi artırmak amaçlı, örnekler, özellikle sosyal bilimlerin kullanmış olduğu kavramlardan seçilmesine önem gösterilmiştir. Böylelikle çıkış noktası felsefe olan ve daha sonra yerini mühendislik ve yapay zekâ uygulamalarına kaptıran puslu mantığın felsefedeki konumunu ve temelini yeniden kazandırmak bu tezin temel amaçlarından biri olacaktır. Bu temellendirme hem puslu mantığın kullanım alanlarının ne kadar geniş olduğunu ortaya koymak hem de her yeni gelen düşüncenin bir öncekinin sınırlarını nasıl kapsayarak aştığını göstermek amacıyla yapılmaya çalışılmıştır.Master Thesis Thomas Hobbes'ta 'Korku' ve 'Savaş'(2025) İlboğa, Şah İsmail; Gökdağ, KamuranBu tez çalışması, Thomas Hobbes'un siyaset felsefesinde korku kavramının savaş kadar belirleyici bir unsur olduğunu ileri sürmektedir. Hobbes'un 'herkesin herkese karşı savaşı' biçiminde betimlediği doğa durumu, insanların karşılıklı güvensizlik ve tehdit algısıyla davrandığı bir ortam olarak şekillenir. Bu durumda insanı harekete geçiren temel motivasyon, ölüm korkusundan kaçınma ve yaşamlarını sürdürme arzusudur. Çalışmada, korku'nun hem doğa durumunda savaş halini canlı tutan yıkıcı bir neden hem de siyasal düzenin kurulmasını mümkün kılan kurucu bir neden olduğu savunulmaktadır. Tezin özgün katkısı, korku'nun bu yıkıcı-kurucu işlevlerini Hobbesçu sistem içinde tek ve bütünlüklü bir yapı halinde bir araya getirmesidir. Hobbes'un Leviathan ve De Cive adlı eserleri temel alınarak yapılan kavramsal çözümleme ve metinsel-yorumsamacı analiz yöntemleriyle, bireylerin doğa durumundan çıkmak üzere toplumsal sözleşme yapmalarını sağlayan duygusal ve rasyonel zemin olarak korkunun belirleyiciliği gösterilmiştir. Sözleşmeyle kurulan egemenlik, bu bağlamda korku'nun yönlendirildiği ve kurumsallaştırıldığı bir yapı olarak ortaya çıkar. Egemen, bireylerin korkularını temsil ederken, güvenliği sağlama vaadiyle itaatin zeminini oluşturur. Bu minvalde günümüz devlet pratiklerinin Hobbesçu siyaset teorisinin biyopolitik yönetim biçimleriyle nasıl kesiştiği de ilişkisel bir bağ (Foucault, Schmitt, Agamben hattı) kurularak çalışmada işlenmektedir. Ancak bu ilişkisellik çalışmamızda bütünlüklü bir biyopolitik okuma olarak kurulmamıştır. Modern devletlerin güvenlik politikaları ve yaşamı düzenleme pratikleri, Hobbes'un kuramındaki korku temelli egemenlik anlayışıyla benzerlikler taşıdığından çalışmamızın güncel önemine dikkat çekmek üzere yer verilmiştir. Bu yönüyle tez, korkunun siyasal düzlemdeki kurucu ve sürdürücü rolünü açıklamakta, Hobbes'un düşüncesini yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda çağdaş bağlamda da yeniden anlamlandırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Korku, Doğa Durumu, Savaş, Barış, Egemenlik, Sözleşme.
