Arkeoloji Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/37
Browse
Browsing Arkeoloji Bölümü by Publication Category "Kitap Bölümü - Uluslararası"
Now showing 1 - 9 of 9
- Results Per Page
- Sort Options
Book Part DEMETER KÜLTÜ IŞIĞINDA ELEUSİS MİSTERLERİ(Pharmakon, 2021) Hanar, ElifThe ground, known as the eternal power source of fertility, is the godmother and mother earth. As the Hellenic belief personified the gods, the ground allowed the emergence of Demeter. From the Olympus gods, the goddess Demeter is the mother earth, the goddess of the cultivated land and fertility, the great goddess bringing the seasons, nourishing the people, and sustaining life. She is a beautiful goddess with blond hair and hazel eyes in Homer’s epics, while, in Hesiod’s poems, she is Kronos and Rheia’s daughter and Zeus’s sister. She is mentioned with her daughter, and they are described as dual goddesses or goddesses. It is possible to encounter the Demeter cult in almost every region where grain farming is carried out in continental Greece. In this cult, the mythology of Persephone’s abduction by Hades forms the goddess’s worship basis. The Demeter mythology, Persephone and Hades represent the natural life cycle, the seasonal cycle and the death of the earth in winter and its rebirth in spring. The mythology of the goddesses, the Demeter cult source and the Eleusinian Mysteries, considered to have emerged from this mythology, was widely practised. The religious ceremonies performed during the formation of Eleusinian Mysteries were secret and completely interconnected. With these mysteries, people approached death and life with different perspectives. That is, it made possible for believers to have a more hopeful mood for the afterlife. This study aims to explain the mythology of Persephone’s abduction by Hades, thought to be the basis of the Demeter cult, the reasons for the creation of the Eleusinian Mysteries emerging from this mythology, the ceremonial content, Demeter and Persephone’s duties in these mysteries, and the reasons for Persephopne’s intermediary role between the earth and the underworld.Book Part Ege Gübre Neolitik Yerleşimi Ok Uçları Tekno-Tipolojisi(2018) Erbil EşrefBu çalışma, Batı Anadolu Geç Neolitik yerleşim yerlerinden biri olan Ege Gübre Yerleşimi arkeolojik kazısından ele geçen ok uçlarının tekno-tipolojik analizlerini kapsamaktadır. Ege Gübre Yerleşimi adını sınırları içerisinde bulunan fabrikadan almıştır. Yerleşimde kazı çalışmaları 2004-2008 yılları arasında, Ege Üniversitesi’nden Haluk Sağlamtimur’un bilimsel başkanlığında, İzmir Arkeoloji Müzesi ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda yerleşimde dört ana tabaka tespit edilmiştir. I. tabaka Hellenistik Dönem ile temsil edilirken, II. tabaka Kalkolitik Çağ ile temsil edilir. I. ve II. tabaka büyük oranda tahrip olmuştur. Buluntuların büyük bölümü Geç Neolitik Dönem ile temsil edilen III. tabakadan ele geçmiştir. Geç Neolitik Dönem ile temsil edilen bir diğer tabaka ise IV. tabakadır. IV. tabaka çok sınırlı bir alanda tespit edilmiş olup büyük oranda III. tabaka tarafından tahrip edilmiştir. Yapılan C14 yaşlandırma sonuçlarına göre, yerleşimin en erken tabakası olan IV. tabaka MÖ 6200- 6000, III. tabaka ise MÖ 6000-5700 yılları arasındaki tarihlere denk gelmektedir. Ege Gübre Yerleşimi III. ve IV. tabakalarından ele geçen yontmataş malzeme üzerinde yapmış olduğumuz tekno-tipolojik çalışmalar sonucunda, yerleşimde toplamda 32 adet ok ucu tespit edilmiştir. Bunların 8’i kırık, 24 tanesi ise tamdır. 14’ünün hammaddesi kalsedon iken 18’inin hammaddesi çakmaktaşıdır. Tipolojik olarak ‘Geniş Yaprak Biçimli’ ve ‘Dar Yaprak Biçimli’ olmak üzere iki alt tipe ayrılan bu uçların dip kısmında, içbükey girinti gösteren herhangi bir sap teknolojisinden söz etmek mümkün değildir. Sadece ucun ahşap sapa yerleştirilmesi için proksimal bölgede ve yanal kenarlarda düzeltiler oluşturulmuştur. Yapılan bu düzeltiler, bir sap oluşturmaktan öte fonksiyonel açıdan ucun morfolojik olarak hazırlanması işlemidir.Book Part “From Khazane Kapoussi/Hazine Kapısı to Analıkız: Rethinking a Place at Tušpa Citadel”(Oxford: Archaeopress Archaeology, 2019) Bülent GençAbstract: There are two monumental niches carved onto the bedrock in the area called Hazine Kapısı/Analıkız at Tušpa Citadel. This area was formed by setting up stelae within monumental niches and represents a significant architectural practice that is unparalleled in the Kingdom of Urartu. The niche to the west features the annals of Sarduri II. The annals relate various activities of the king, and do not make any references that would identify the area. However the area is generally identified today as an open-air sanctuary or a temple. Hazine Kapısı/Analıkız has been completely unearthed down to the bedrock by the excavations carried out by Layard, Orbeli and Lake at various times. This article attempts to redefine this area through an evaluation of the excavations and their results. It discusses in particular the reasons for its identification as an open-air sanctuary, and explains its significance for the kingdom and its relationship with the citadel through concrete evidence.Book Part Prehistoric Excavations in Ballık Cave and Preliminary Results(2023) Taşkıran Harun, Aydın Yavuz, Erbil EşrefAfter the preliminary studies on the stratigraphy and chronology of Ballık Cave following its discovery in 2020, the existence of a deposit containing three different main layer was obvious At the lowest level, chipped stone artifacts dating approximately from 11,800 to 10,600 B.C. were found.Book Part The Techno-Typology of The Projectile Points of the Neolithic Settlement of Ege Gübre (Izmir/Turkey)(2022) Erbil EşrefThis study consists of techno-typological analyses of arrowheads that were discovered in the archaeological excavations of Ege Gübre, İzmir, which is one of the Late Neolithic settlements of Western Anatolia. The analyses are based on the chipped stone material from Levels III and IV, a total of 32 arrowheads (eight of them broken, twentyfour of them complete). They were produced from flint (18) and chalcedony (14). These points are identified in two groups as large and narrow leaf shapes with concave recesses at the bottom of the pieces. It was also observed that the proximal and lateral edges are retouched, which is considered a morphological preparation process.Book Part The Tuspa Mound Columned Hall(Archaeopress, 2023) Genç, Bülent; Konyar, ErkanTuspa, the capital city of the Urartian kingdom, today identified with the Van Fortress, rises on a conglomerate rock and extends approximately 1,250 meters long in the east-west direction, 70-80 meters wide in the north-south and rises approximately 100 meters high on the eastern shores of Lake Van. The Tuspa Mound, which has been continuously settled since the Bronze Age, was the lower settlement of the city during the Urartian period and extends along the north of the citadel. The excavations carried out between 2010-2019 at the Tuspa Citadel and Mound revealed important chronological and stratigraphic data. The Tuspa Mound excavations in particular unearthed structure layers, as well as the architectural and material culture, related to the Urartian period. The identification of building levels belonging to the Middle and Modern Ages, Post-Urartian/Late Iron Age, Urartian, Early Iron, and Bronze Ages has provided important contributions to understanding the settlement history of the Lake Van Basin. In this article, the structure and archaeological data of the columned hall belonging to the Early Urartian Building Level, which was unearthed as a result of 10 years of excavation at Tuspa Mound are evaluated and the results are interpreted.Book Part Van Gölü Havza sı ve A ğ r ı D a ğ ı ’ nd a Ak haimenid Dönemi: Karagündüz Höyü ğ ü Kaz ısı ve Y ü ze y Ara ştı rma sı M er k ezler i(Ege Yayınları, 2019) ÖZFIRAT AYNURA ğrı Da ğı ve Van Gölü H a v za s ı ’ n d a yapt ığı m ız yüzey ara ş t ı rmala rı ve Karagündüz H öy ü ğ ü kaz ı s ı sonuçlar ı Do ğ u Anadolu Bölgesi Akhaimenid Dönemi için yeni bulgular eklemi şti r . Bölgede Geç Demir Ç a ğ ı ’ n ı temsil eden post-Urartu ve ar dın dan gelen Ak haimenid dönemlerine ili ş kin bulgulara ara ştı rma al anımı zda daha çok Van Gölü H a v za s ı ’ nd arastlanm ıştı r. Post-Urartu D önemi ’ nde oldu ğ u gibi Urartu Krallığı ba şk enti e traf ın d ayo ğ unla şa n Akhaimenid Dönemi yerle şimle ri bilgimizin yetersiz oldu ğ u bir sü r ecekatk ı da bulunurlar. Makalede, Akhaimenid Dönemi A ğ r ı Da ğı ve Van Gölü H a v za s ı ’ nd aya ptığımı z yüzey ara ştı rmalar ı, Karagündüz Höyü ğ ü kaz ısı sonuçlar ı ve yaz ılı ka y nak l ar temelinde incelenmi şti rBook Part Zerzevan Kalesi Cam Buluntuları(Orient Yayınları Orient Press, 2023) Hanar, ElifZerzevan Kalesi; Diyarbakır-Mardin karayolunun 45. km’sinde, Çınar ilçesine 13 km, Demirölçek Köyü’ne 1 km. mesafede, yol seviyesinden 124 m yükseklikte yaklaşık olarak 60 dönümlük bir alanı kaplayan kayalık bir tepe üzerinde bulunur. Kaleyi ekonomik, siyasi, stratejik açıdan her zaman önemini koruyan ve konumu itibariyle bütün vadiye hakim, antik ticaret yolu üzerinde geniş bir alanı kontrol altında tutan bir Roma sınır garnizonu olarak tanımlayabiliriz. Roma Dönemi’nde üfleme tekniğinin keşfi ile beraber, Roma kültürünün hakim olduğu tüm yerleşim alanlarında gündelik kullanıma hitap eden cam malzemelerin üretiminin popüler bir endüstriye dönüştüğü bilinir. Roma’nın doğudaki en uç sınırında bulunan Zerzevan Kalesi, bu endüstrinin bulguların izlendiği önemli bir merkezdir. Zerzevan Kalesi 2014-2020 kazı çalışmaları sırasında, yerleşim alanlarının farklı noktalarında gerek gündelik eşya formları gerekse de aksesuar olarak işlevlendirildiği düşünülen çok sayıda cam materyal ele geçmiştir. Tespiti yapılan bu materyaller unguentarium, kase, kadeh, kandil ve bilezik parçaları şeklindedir. Bu çalışma ile Zerzevan Kalesi 2014-2020 yılı kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan cam materyallerin ilk bilimsel verilerine ulaşmak amaçlanmıştır. Zerzevan Kalesi kazı verileri ve yaptığımız kaynak araştırması sırasında tespit edilen paralel örnekler Zerzevan Kalesi cam buluntularını tipolojik ve kronolojik olarak değerlendirmemize yardımcı olmuş, bu buluntuların Roma ve Geç Roma dönemlerinde üretilen cam kap formlarını ve aksesuarlarını içerdiği sonucunu ortaya koymuştur.Book Part Zeytinliada Meryem Ana Manastırı Mezar Tipleri(2022) GÜLOĞLU GENCAY, MURAT MEHMET KAYHANZeytinliada kazılarından ele geçen mezar tiplerinin değerlendirilmesi.