İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/19
Browse
Browsing İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi by Publication Index "TR-Dizin"
Now showing 1 - 20 of 73
- Results Per Page
- Sort Options
Article 12. HANEDAN’IN (MÖ. 1991-1782) AŞAĞI NÜBYE’DE KURDUĞU KALE-ÜSLER YA DA “ESKİ MISIR YAYILMACILIĞI”NIN BAŞLANGICI(2016) Çıvgın, İzzetÇalışma, tarihteki kültürel temas (ticaret, öykünme, kolonileşme, fetih) örnekleri ile bunların toplumsal ve siyasal değişmeye katkısını inceleyen bir makaleler dizisinin parçasıdır. Metnin temel argümanı, "1. Ara Dönem" gibi sarsıcı bir deneyimden çıkan Mısır uygarlığının, "sınır güvenliği, siyasal istikrar, uzun-mesafeli ticaret yollarının denetimi, anıtsal bina inşaatları, bunların dekorasyonunda kullanılan doğal kaynaklara erişim kolaylığı ve daha fazla servet birikimi" için tarihinde ilk kez yayılmacı bir programa yaslandığı ve Orta Krallık devrinde uygulanan bu programın "Yeni Krallık emperyalizmi"nin hazırlığı olduğudur. Önceki dönemlerin aksine, "düzenli bir ordu"su bulunan ve güney sınırının ötesinde (Aşağı Nübye'de) 15 kadar kale inşa ederek buralara sürekli asker gönderen Orta Krallık, biriktirdiği serveti (uzun vadede Mısır evrenine eklemleyeceği) yabancı topraklar için harcamıştır. Mısır uygarlığının emperyal dış siyaset yolunda attığı bu ilk adım, "sonu ilhaka varan kolonileşme süreçleri"nin ilk örneklerinden olup deniz-aşırı modern koloni imparatorluklarının kuruluş serüveni ve onların koloniler üzerindeki tasarrufları ile büyük benzerlikler sergilemektedirArticle 1923’DEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE’DE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNİN GELİŞİMİ(2016) Eroğlu, OsmanBu araştırmada, Türkiye’de gelişen insan kaynakları yönetimi literatürü, özellikle 1923’lerden itibaren alanda ortaya çıkan değişimlerle etkileşimi bağlamında incelenmektedir. Çalışma öncelikle insan kaynakları yönetiminin ABD kökenli gelişim çizgisi tanıtılmakta daha sonra da söz konusu disiplinin Türkiye’de izlediği sürece yer verilmektedir. Çalışma özellikle Amme İdaresi Dergisinde yayınlanan makalelerden yararlanarak, Türkiye’de bu konudaki çalışmaları özetleyerek Türkçe alan yazınına katkıda bulunma amacı taşımaktadır.Article AİLE ŞİRKETLERİNİN KURUMSALLAŞMASINDA İÇ KONTROL SİSTEMİNİN ARACI ETKİSİ: TRC3 BÖLGESİ ARAŞTIRMASI(2019) Polat, Erhan; Güneş, RecepAile şirketleri, ekonomik yapı içerisindeki payları nedeniyle ulusal ve uluslararası alanda önemsenmektedirler. Sürdürülebilir aile şirketi olmanın temeli kurumsallaşmaya dayanmaktadır. Kurumsallaşma, yapılması gereken işlemlerin sistemli hale getirilmesinin kavramsal düzeyde ifadesidir. Kurumsallaşma çabalarının yürütülmesi süreci ise kurumsal yönetim olarak ifade edilebilir. Kurumsal yönetimin başarısı, menfaat sahiplerinin haklarını gözetmesini sağlayan kurumsal yönetim ilkeleri ile bu süreci destekleyen kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemlerine dayanmaktadır. Çalışmanın amacı, aile şirketlerinde kurumsal yönetim ilkeleri ile kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemi arasındaki ilişkilerin tespit edilmesidir. Çalışma kapsamında anket yöntemi uygulanmıştır. Anket çalışması için TRC3 bölgesi; “Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak” illerinde konumlanan aile şirketleri esas alınmıştır. Ankete 93 adet şirket sahibi katılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, kurumsal yönetim ilkeleri, kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca iç kontrol sisteminin kurumsal risk yönetimi ile kurumsal yönetim ilkeleri arasında aracı rolünün olduğuna dair sonuç elde edilmiştir. Bununla birlikte şirket yapıları ile kurumsal yönetim ilkeleri, kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemi arasındaki farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler ışığında aile şirketlerinin kurumsallaşma çabaları kapsamında kurumsal yönetim ilkeleri, kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemi uygulamalarına daha fazla yer vermeleri önerilmektedir.Article Arap Baharı Sonrası Avrupa Birliği’nin ’Yeni’ Komşuluk Politikası(Mukaddime, 2018) KIZILKAN, Zelal BaşakOrta Doğu ve Kuzey Afrika’da 2010 yılında ortaya çıkan halk isyan dalgaları, AB’nin Güney Akdeniz ülkeleriyle ilişkilerini komşuluk politikası bağlamında yeniden düzenlemesine neden olmuştur. Arap Baharı olarak da adlandırılan bu dönüşümün temelinde Orta Doğu halklarının baskıcı ve otoriter rejimler karşında sosyal, iktisadi ve siyasi hak talepleri yatmaktaydı. Ancak söz konusu rejimlere karşı yürütülen toplumsal hareketler sonuçları itibariyle sadece Orta Doğu ülkeleri ile değil, AB ile de yakından ilgilidir. Süregelen iç savaşlar ve güç boşlukları Avrupa’da güvensizliğin ve istikrarsızlığın kaynağı olmuş, AB’nin mücadele ettiği düzensiz ve yasadışı göç, iltica, insan kaçakçılığı, radikalizm ve terörizm gibi sorunlar bizatihi AB projesini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Üye devletler Akdeniz komşularına yönelik ulusal düzeyde yeni politikalar oluşturmaya çabalarken, AB düzeyinde değişimin ivmesini ve sonuçlarını yönlendirebilecek ulus-üstü düzeyde yeterli bir komşuluk politikasının üretilip üretilmediğiyse oldukça tartışmalı bir konudur. Bu bağlamda, bu çalışmanın temel amacı, AB’nin Arap Baharından sonra oluşturulan komşuluk politikasının temel unsurlarının neler olduğunu ortaya koymak ve böylece ’yeni’ komşuluk politikasının fırsat ve sınırlılıklarını tartışmaktır.Article Avrupa Birliği ve Türkiye’nin Suriyeli Mültecilerin Dayanıklılığını Geliştirme Stratejileri(Mukaddime Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 2018) KIZILKAN, Zelal BaşakSuriyeli sığınmacıların zorluklar ve şoklar karşında dayanma, direnme ve toparlanıp eski haline gelme potansiyelleri olarak tanımlanan “dayanıklılığının” ulusal ve uluslararası düzeyde geliştirilmesi, Suriyeli mültecilerin toplumsal, siyasi ve kültürel entegrasyonuna önemli bir katkı sunmaktadır. Makalenin temel amacı Türkiye ve Avrupa Birliği’nin Suriyeli mültecilerin “dayanıklılık” kapasitesini güçlendirmeye yönelik politikalarının ve araçlarının neler olduğu ve söz konusu araçların etkinliklerini tespit etmektir. Makale Türkiye ve AB’nin Türkiye’deki Suriye toplumunun dayanıklılığını artırmaya ne ölçüde ve nasıl katkı sunduğunu ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.Article Avrupa’nın Önyargılarının ve Çelişkilerinin Bir Sonucu Olarak İslamofobi(2017) Samur, Hakanİslam'a ve Müslümanlara yönelik negatif tutum ve davranışları ifade eden İslamofobi, son çeyrek asırda Avrupa ülkelerinde varlığını giderek artıran çok önemli bir sorundur. Bu sorunun ana sebebi olarak, başta kendisini İslam'la irtibatlandıran bazı kişi ve örgütlerin dünyanın çeşitli yerlerinde gerçekleştirdikleri terör saldırıları olmak üzere, genellikle Müslümanların tutum ve aktiviteleri gösterilmektedir. Şüphesiz, İslam'a ve Müslümanlara yönelik birtakım negatif yaklaşımların oluşmasında bizzat dünya üzerindeki Müslümanlardan kaynaklanan bazı faktörler rol oynayabilir. Ancak, bu çalışmada ortaya konmaya gayret edileceği gibi, Avrupa'da yükselen İslamofobinin öncelikli sebepleri Müslümanların tutumlarından ziyade 1990'lar sonrasının konjonktüründe Avrupa devlet ve toplumlarının kendi değerleriyle çelişen yaklaşımlarında ve Müslümanlara yönelik önyargılarında aranmalıdırArticle Barış Çalışmalarında Alternatif Bir Güzergah: Sembol ve Sembolizmin Politik Kullanımı(International Journal of Kurdish Studies, 2018) ATEŞ DURÇ, SafiyeÇağdaş barış çalışmaları, uzun yıllar boyunca makro (amaçlı) meseleler üzerinden yürümüştür. Silahsızlan(dır)ma, sivilleşme, paramiliterlerin topluma yeniden entegrasyonu ve hukuksal bazı metinler olarak maddeleştirebileceğimiz bu meseleler; çatışmanın sebepleri, çatışmanın sürdürülebilirliğini mümkün kılan araçların toplanması ve barışmanın teknik ve hukuksal mekanizmalarının oluşturulması temelinde ele alınmaktadır. Şiddetin sona ermesi veya sönümlenmesi için öncelikle bu makro konuların halledilmesi gerekir. Ancak kültürel şiddeti oluşturan ve ikincil konular olarak değerlendirilen sembol ve ritüellerin kullanımı da kesinlikle gözardı edilmemesi gereken bir konudur. Çünkü sembol ve sembolik eylemin siyasal kullanımı şiddetli çatışmayı toplumun en küçük birimine kadar taşır. Potansiyel şiddetin devam ettiği bir toplumsal alanda ise toplumsal barışın sürekli kılınması neredeyse imkansızlaşır. Barış çalışmaları literatüründe özellikle 2000li yıllardan sonra sembol ve sembolizmin politik kullanımına dair önemli çalışmalar yayınlanmıştır. Bu çalışmalarla birlikte konuyla ilgilenen teorisyenler artık, sembollerin pozitif veya negatif anlamda barış süreçleri için kritik değere sahip olduğunun farkına varmıştır. Peki bu güzergahı alternatif bir güzergah olarak kabul edebilir miyiz? Sembol ve sembolizmin politik kullanımına dair temel tartışma eksenleri nelerdir? Bu çalışmada dünyadaki barış süreci örneklerinin yol göstericiliğinde yukarıdaki sorulara yanıt aranmaya çalışılacaktırArticle BOŞANMANIN SOSYO-EKONOMİK NEDENLERİ ÜZERİNE MEKÂNSAL EKONOMETRİK BİR İNCELEME(Uluslararası İktisadi ve İdari İncelemeler Dergisi, 2018) Cafrı, Reyhan; Çukadar Özdemir, PınarAile, toplumsal yapının en temel kurumudur. Bireylerin evlilik yoluyla aile kurma kararı almasının nedenleri gibi boşanma yoluyla evliliği sonlandırmasının nedenleri de sosyal bilimciler açısından merak uyandıran bir konudur. Hem ulusal hem de uluslararası ölçekte yapılan incelemeler, boşanma oranlarındaki artışı çoğunlukla sanayileşmenin toplumsal yapı üzerinde yarattığı etkilere bağlamaktadır. Türkiye de tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişle birlikte hızla şehirleşme sürecine giren, geleneksel aile ve cinsiyet rollerinin değişim geçirdiği bir ülkedir. Bu değişim aile, evlilik ve boşanma gibi olgulara bakışta da önemli etkiler yaratmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de artan boşanma oranlarında etkili olan sosyoekonomik unsurları mekânsal ekonometri yardımı ile tespit etmektir. Elde edilen bulgular sonucunda, ilköğretim veya alt eğitim seviyesi, işsizlik oranı ve doğurganlık hızı artışı boşanma hızını azaltıcı faktörler olarak bulunurken; GSYH, kadın istihdamı, hastalık, lise/MYO/lisans eğitim seviyeleri, suç artışı, internete erişim ve erkeklerin evlilikten memnuniyetsizliği boşanmayı arttırıcı unsurlar olarak tespit edilmiştir.Article Changing Policies of Turkey and the EU to the Syrian Conflict(2019) Kızılkan, Zelal BaşakThis paper analyses the reaction of the EU and Turkey to the Syrian crisis. Firstly, the paper starts its analyses with the limitations of institutional-legal structure of the EU in developing effective external relations. In this context, it analyses the coherence among the member states in terms of policy priorities and strategies in approaching Syrian conflict by making particular reference to the restrictions aroused from regional setting. Secondly, Turkey’s changing policy priorities and strategies in the course of the Syrian conflict are analysed. Lastly, similarities and differences in the approaches of Turkey and the EU are evaluated.Article CİNSİYETE GÖRE EĞİTİM DÜZEYİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİNİN ÇEVRE KALİTESİ ÜZERİNDEKİ ROLÜ: YÜKSEK GELİRLİ ÜLKELER İÇİN PANEL VAR ANALİZİ(Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2021) Atay Polat, MelikeSürdürülebilir kalkınma hedefi çerçevesinde ülkeler çevresel kaliteyi iyileştirmek amacıyla çevresel duyarlılığı geliştirecek uygulamalara yönelmektedirler. Bu çalışmada yüksek gelirli ülkelerde çevresel kirliliği artırarak çevresel kaliteyi kötüleştiren karbon emisyonu ve ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji tüketimi, cinsiyete göre eğitim düzeyi, doğrudan yabancı sermaye yatırımları arasındaki ilişki panel VAR yöntemi ile araştırılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgular çevresel kaliteyi iyileştirmede eğitimin ve yenilenebilir enerjinin önemli bir rolünün olduğunu göstermektedir. Ayrıca, nedensellik ilişkisi bulgularına göre yüksek gelirli ülkelerin çevresel kirlilik göstergesi üzerine erkeklerin ve kadınların eğitim düzeylerinin, yenilenebilir enerji tüketiminin, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ve GSYH’nın etkili olduğu söylenebilir.Article CO2 Emisyonları, Ekonomik Büyüme ve Sağlık Harcamaları İlişkisi: Türkiye ve Seçilmiş Ülke Örnekleri İçin Ampirik Bir Uygulama(Manas Journal of Social Studies, 2021) Sancar, Canan; Atay Polat, MelikeÇevre kirliliği, sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki son dönemlerde akademik literatürde odak noktası haline gelmiştir. Bu doğrultuda çalışmada Türkiye, Brezilya, Meksika, Çin, Hindistan ve Güney Afrika’da 2000-2016 arası dönemde CO2 emisyonları, ekonomik büyüme ile sağlık harcamaları arasında bir ilişki olup olmadığı Panel Veri analizi ile araştırılmıştır. Çalışmanın ampirik bulguları, sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü, sağlık harcamaları ile CO2 emisyonları arasında çift yönlü ve ekonomik büyüme ile CO2 emisyonları arasında çift yönlü nedensellik ilişkilerinin olduğunu göstermiştir. Bu sonuç, literatürde mevcut geribildirim hipotezini (Çift Yönlü Nedensellik) desteklemektedir. Çalışmanın sonuçları, gelişmekte olan ülkelerde uygun sağlık harcama düzeyi, daha iyi çevresel kalite ve daha yüksek sosyal refah düzeyinin birbiri ile bağlantılı politika önlemleri ile gerçekleştirilebileceği noktasında politika yapıcılar için ampirik kanıtlar sunmaktadır.Article Compactness of Fractional Maximal Operator in Weighted and Variable Exponent Spaces(Erzincan University Journal of Science and Technology, 2019) AKIN, LutfiWe have studied necessary and sufficienty conditions for the weighted fractional maximal operator to be compactness from ) , 0( (.) l Lp to ) , 0( (.) l Lq .Article Corporate Governance and Performance of Islamic Banks: A Comparative Study of Banks in Malaysia and the GCC Countries(Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2020) Önal, Mehmet MaksudThis paper contributes to the literature by discussing the relationship between corporate governance and performance of Islamic banks operating in Malaysia and the Gulf Cooperation Council (GCC) countries. The effects of board independence and board size on performance are examined by using relevant analyses. The paper finds that there was a significant and negative relationship between ROA and board independence and it was also a significant predictor of ROE. Malaysian banks were performed better than the GCC banks by comparing the average ROE and ROA and they also had more independent directors. According to the univariate test results, Malaysian banks were performed better than the GCC banks in terms of ROE and Tobin`s Q.Article COVID-19 Pandemisi Türkiye’nin Yeşil Büyüme Göstergeleri Bakımından OECD Karşısındaki Performansını Değiştirdi mi?(2023) Atay Polat, Melike; Ergün, SuzanPandemiler başta politik, ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel olmak üzere pek çok açıdan toplumların değişim sergilemelerine neden olmaktadırlar. Bu değişimlerin muhtemel etkileri üretim ve tüketimin gerilemesi, gelirin azalması, işsizliğin artması, ticaretin düşmesi, enerji talebi ve çevre kirliliğinin azalmasıdır. COVID-19 pandemisi de küresel ekonomiyi anlamlı bir şekilde etkilemiştir. Ülkeler, gelişmişlik düzeylerine göre bu gelişmelerden farklı şekilde etkilenmiştir. COVID-19 pandemisi Türkiye ekonomisini de etkilemeye devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, COVID-19 pandemisinin Türkiye’nin OECD karşısındaki yeşil büyüme performansında bir etkiye yol açıp açmadığını kümeleme analizi uygulayarak belirlemektir. 46 yeşil büyüme göstergesi kullanılarak uygulanan kümeleme analizi bulguları, Türkiye’nin dahil olduğu ülke grubunun COVID-19 pandemisi sonrasında değiştiğini göstermiştir. Türkiye pandemi öncesinde Şili ve Kolombiya gibi ülkeler ile aynı grupta yer alırken, pandemi sonrasında çevresel kalitenin iyileştirilmesine katkı sunan önemli yenilenebilir enerji potansiyeline sahip Danimarka, İsveç, Norveç, Avustralya, Lüksemburg ve Finlandiya gibi ülkeler ile aynı grupta yer almaya başlamıştır.Article CUMHURİYETİN ERKEN DÖNEMİNDE VERGİ UYGULAMALARI(Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2020) Aydın, Mehmet SadıkKamu hizmetlerinin en önemli finansman kaynağını vergiler oluşturmaktadır. Vatandaşlarla devlet arasında vergi aracılığıyla bir bağ oluşmaktadır. Dolayısıyla ülkelerin ilk kuruluş dönemlerinde üzerinde en fazla durdukları konulardan biri de vergilerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra da en fazla düzenleme yapılan ve kanun çıkarılan hususlar arasında vergiler bulunmaktadır. Cumhuriyet’in erken dönemlerinde vergilere genelde ekstrafiskal amaçlarla başvurulmuştur. Bunun yanında bazı vergiler uygulamaya geçirilmiş bazıları sadece teklif aşamasında kalarak yürürlüğe konulamamış, bazılar ise ekonomik ve sosyal gerekçelerle yürürlükten kaldırılmışlardır. Yol vergisi, Hayvan vergisi, İktisadi Buhran vergisi gibi kimi vergiler uygulamaya konulurken, ekstrafiskal amaçlarla başvurulan Bekarlık vergisi sadece teklif aşamasında kalarak yürürlüğe konulamayan vergiler arasında sayılabilir. Ayrıca ekonomik ve sosyal gerekçelerle kaldırılan vergiler arasında en önemlisi de Aşar vergisi olarak sayılabilmektedir. Bu çalışmada Cumhuriyet’in ilanından sonra ilk dönemlerde uygulanan vergiler ve vergi düzenlemeleri incelenmiştir. Vergi düzenlemelerinin geçirmiş olduğu evreler, farklı düzenlemelerin nasıl ele alındığı ve uygulama sonuçları ele alınmıştır. Çalışmada daha çok vergi ile ilgili hukuki düzenlemelerden istifade edilmiştir. Çalışma ile literatüre katkı sunulması amaçlanmaktadır.Article Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında Türk-Arap İlişkilerinde Psikolojik Faktörler(Muhafazakar Düşünce Dregisi, 2023) Acar, NecmettinOsmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı sürecinde yaşadığı en travmatik olaylardan birisi hiç şüphesiz 1916 yılında Şerif Hüseyni’nin başlattığı isyandır. Osmanlı’nın var olma mücadelesi verdiği bu süreçte Şerif ve ona yakın bazı unsurların, İngiltere ile işbirliği halinde devlete isyan etmeleri Türkiye’de “Arap İhaneti” algısına, ruhsal ve fiziksel bütünlüğü derinden etkileyen bir travmaya yol açmıştır. Cumhuriyeti kuran kadronun, ülkenin geleceğini kurgulamak ve yeni rejimin seküler ve Batı yanlısı ideolojisini kökleştirmek için bu travmayı etkili bir biçimde kullanmış olması da Araplara karşı “kalıp yargıların” pekişmesini sağlamıştır. 2000’li yılların başlarından itibaren Türk güvenlik ve dış politikasında Orta Doğu bölgesinin öncelikli bir alan olarak ön plana çıkmasıyla Türk-Arap ilişkileri yeniden gündeme gelmeye başlamıştır. Son dönemde Arap ülkeleri ile Türkiye arasındaki ilişkilerin seviyesi önemli ölçüde ilerlemiş olsa da ikili ilişkiler toplumlar ve devletler arası kurumsal ilişki düzeyinden ziyade liderlerin kişiliklilerinde ortaya çıkan “liderler arası ilişkiler” düzeyinde kalmaya devam etmektedir. İlişkilerin toplumlar ve devletler arası ilişkiler seviyesine doğru derinleşememesi önemli ölçüde Şerif Hüseyin isyanının yol açtığı travma ve Cumhuriyet elitlerinin bu travmayı ülkenin geleceğini kurgulamak için kullanmış olmalarından kaynaklanmaktadır.Article Demokrasi ve Yenilenebilir Enerjinin Çevre Kirliliği Üzerine Etkisi: Görünürde İlişkisiz Regresyon Analizi(OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 2021) Atay Polat, Melike; Çuhadar, PınarÇevre kirliliğinin azaltılmasına yönelik politika tartışmaları küresel ekonomi gündeminde önsıralarda yer almaktadır. Bu çalışma çevre kirliliği ve ekonomik büyüme arasında geniş bir literatürünmevcut olmasına rağmen, demokrasi ve yenilenebilir enerjinin çevre kalitesi üzerine etkisini inceleyençalışma sayısının sınırlı olması sebebiyle hazırlanmıştır. Bu kapsamda Merkezi ve Doğu Avrupa (ÇekCumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Litvanya, Letonya, Polonya, Rusya, Slovakya, Slovenya)ülkelerinde 1995-2018 döneminde demokrasi ve yenilenebilir enerjinin sera gazı emisyonu ve karbonemisyonu (CO2) üzerine etkisi statik panel veri analiziyle incelenmiştir. Çalışmanın Görünürdeİlişkisiz Regresyon (SUR) bulguları, ele alınan modellerin sonuçlarının ülkeden ülkeye değiştiğinigösterdiği gibi Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE) hipotezinin de tüm ülkeler için geçerli olmadığınıortaya koymuştur. Bu durumun ortaya çıkmasında büyüme düzeylerini etkileyen ve doğrudanyabancı yatırımlara bağlı olan üretim yapıları arasındaki farklılıkların etkili olduğu görülmüştür.Elde edilen sonuçlara göre; Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinde demokratik kurumların gelişimi veyenilenebilir enerji yatırımlarına ağırlık verilmesi ile çevresel tahribatların önlenmesine katkı sunulabileceği anlaşılmıştır.Article Determination of Factors Affecting Consumers’ Bulgur Consumption Preferences(Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2022) Kayaoğlu, Ahmet; Gülmez, Yavuz SelimThis research aims to determine the factors affecting the bulgur consumption preferences of consumers. The research data were obtained by using a face-to-face survey technique from 401 individuals living in the city center of Mardin by convenience sampling. In the analysis of the data, explanatory factor analysis and descriptive statistics were used. According to the research findings, the participants consider food quality, marketing activities, physical properties, and taste-price factors in their bulgur consumption preferences. According to the demographic characteristics of the participants, bulgur consumption preferences differ significantly. These; Taste-price according to a different gender, occupation, and the number of individuals in the household, food quality according to different marital status groups, food quality and marketing activities according to different education levels, marketing activities according to different household income groups. There was no significant difference between the groups according to the age variable.Article Devlet İçi ve Devletlerarası Çatışmalarda Arabuluculuk(International Journal of Kurdish Studies, 2021) Çağlayan, MuttalipBu çalışmanın amacı, değişik düzeylerde cereyan eden devlet içi ve uluslararası çatışmalara üçüncü taraflarca müdahale edilmesi ve ihtilaf giderme-azaltma süreçlerinin yürütülmesi açısından önemli bir yere sahip olduğu varsayılan arabuluculuk mekanizmasını kavramsal ve teorik düzeyde tahlil etmektir. Makale, arabuluculuğun temel bazı varsayımlarına değindikten sonra kimlerin ya da hangi kurumların arabuluculuk faaliyeti yürütme kapasitesine sahip oldukları tartışmasını yapmaktadır. Müteakiben, arabuluculuğa neden ihtiyaç duyulduğu konusu çatışmaların içeriği ve özgün koşulları göz önünde bulundurularak “çıkmaz yol” kavramı aracılığıyla incelenmektedir. Arabuluculuk faaliyetinin çatışan tarafların hangi temel ihtiyaçlarını giderdiği, çatışmaların hangi aşamasında gerekli olduğu ve taraflarca neden kabul edildiği gibi hususlar ise “koşulların olgunlaşması” ve “müzakere öncesi dönem” ekseni etrafında ele alınmaktadır. Öte yandan, tarafsız, güce dayalı, dahili/harici ve kolaylaştırıcı gibi arabuluculuk modelleri bazı vakalar eşliğinde tahlil edilmektedir. Çalışmanın son kısmında ise arabuluculuğun hangi durumlarda başarılı olabileceği konusu bazı öneriler ışığında normatif bir bakış açısı ile ele alınmaktadır. Çalışmada, bilhassa uzun süreli çatışmalar sonucunda taraflar arasında oluşan güvensizliğin yarattığı çıkmazın aşılması ve diyalog-müzakere ortamı yaratılması bakımından arabuluculuğun fonksiyonel olduğu sonucuna varılmaktadır. Doğru zaman ve doğru yöntem tatbik edildiği takdirde, arabuluculuk mekanizması yalnızca arızi çözümlerin üretilmesine yönelik değil, tarafların çatışmanın belirleyici nedenlerini bizatihi kendi perspektifleriyle bertaraf ederek uzun vadede ulaşacakları adil ve sürdürülebilir bir barışa katkı sunma işlevi görebilmektedir.Article DIŞ TİCARET LİBERALİZASYONUNUN İŞSİZLİK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ(Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 2020) Çirkin Büyükdeniz, Zeynep; Göksel, Türkmenİşsizlik pek çok ekonominin ortak problemi olsa da geleneksel ticaret teorisi tam istihdam, esnek ücretler ve sektörler arası faktör mobilitesinin tam esnek olması gibi basitleştirici varsayımlara dayandığı için ekonomistler genellikle dış ticaretin işsizlik üzerindeki etkisini ihmâl eden modeller üzerinde çalışmışlardır. Küreselleşme sürecinin de etkisiyle artan dış ticaretin istihdam yaratıcı ve/veya yok edici etkisi geleneksel ticaret teorilerinin dayandığı bu varsayımlar nedeniyle irdelenememektedir. Bu çalışmada Krugman Modeli (1980) eksik istihdam ve etkin ücreti varsayımları ile yeniden modellenerek işsizlik içsel olarak hesaplanmıştır. Modelde işçinin verimliliği firmanın seçtiği ücret düzeyine, denge ücret düzeyine, gelir vergisi düzeyine, dış ticaretin yarattığı rekabet faktörünün olumsuz etkisine ve yine dış ticaretin ortaya çıkardığı pazar genişlemesinin yarattığı olumlu etkiye bağlıdır. Fakat liberalleşmenin işsizlik seviyesi üzerindeki net etkisi belirsizdir. Bu etkinin yönü rekabetin yarattığı olumsuz etkiden ve pazar genişlemesinin yarattığı olumlu etkiden hangisinin baskın olduğuna göre değişiklik gösterecektir.

