Antropoloji Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/36
Browse
Browsing Antropoloji Bölümü by browse.metadata.publisher "Istanbul Universitesi"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Conference Object Do we need them or they need us? –anthrozoological study on domestic herds in Southeast Anatolia(Istanbul Universitesi, 2017) Sıddıq, Abu Bakar; Özkan, Ermiş; Onar, VedatAnthrozoology is the study of the relationships between human and animals. This newly developed field incorporates with some other disciplines such as animal behaviour science, veterinary medicine, zoology, psychology, physiology, philosophy, sociology and anthropology. Animals have great roles in our lives and we in theirs. We ensure food, shelter and protection for animals, and in returns, they provide companionship, happiness, nourishment, wealth and sustainability in our society. Since the beginning of animal domestication, this mutual understanding developed with many complex relationships between us. Anthrozoology emphasises on these positive relationships. Anatolia is one of the significant places where humans first domesticated some ungulate species around 11000 years ago in Early Neolithic period, and still today, this region is considered to be one of the most important places for domestic herds, especially ovicaprid population in the world. Therefore, this region is a crucial place for studying different aspects of interactions between humans and domestic herds. Unfortunately, no significant research has been taken in the region so far regarding this issue. Through participant observations and exploratory case studies, this anthrozoological field research on pastoral societies in Southeast Anatolia aimed to explore how deeply are we involved with domestic animals and they are with us.Specialist Thesis Orta Anadolu Bölgesi Akeramik Neolitik Dönem Faunası - Çevresel Özellikler Mi, Kültürel Tercihler Mi?(Istanbul Universitesi, 2018) Sıddıq, Abu Bakarİnsanlar, bu gezegende yolculuklarının başlangıcından beri diğer hayvanlarla yan yana yaşamış, çeşitli ihtiyaç ve şartlar için kaçınılmaz olarak farklı hayvanlara bağımlı hale gelmiştir. Bir yandan tamamen doğaya bağlı olan tarihöncesi insanlar, hayatta kalmak için gerekli olan yiyecek ve çeşitli hayvansal ürünlere ulaşmak amacıyla hayvanları avlamak ve yoğun bir şekilde kullanmak zorunda kalmışlardır. Diğer yandan, Paleolitik Çağ'dan beri insanlar bu hayvanlara tapmış, saygı göstermiş ve çeşitli sembolik uygulamalarda değerli olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla, günümüz toplumları gibi, tarihöncesi dönemdeki insan-hayvan ilişkileri de karmaşık ve çok boyutluydu. Hayvanlarla insanların bu karmaşık ilişkilerinin en önemli aşaması belki de, insanların kültürel evriminin birçok dönemleri arasında, yerleşik yaşama geçilen Akeramik Neolitik Dönem'in erken evrelerinde gerçekleşmiştir. Daha önceki dönemlerin aksine her yıl boyunca belirli bir yerde yaşamakta olan Neolitik toplumlar, esas olarak yaygın bir şekilde özellikle yerel çevrede mevcut olan hayvanları avlamaya başladı. Hayvanlar da, çevresinde gerçekleşen bu garip ve tamamen yeni değişimlerle baş etmek zorunda kalmıştır. Böylece hem insanlar hem de hayvanların yaşam biçimlerini değiştiren bu karşılıklı yeni ilişkiler, Anadolu ve Batı Asya'daki Akeramik Neolitik yerleşmelerdeki toynaklı hayvanların ilk evcilleştirilmesini teşvik etmiştir. Dolayısıyla, insan-hayvan ilişkilerinin herhangi bir yönünü incelerken, bu geçiş dönemindeki karmaşık ilişkilerin üzerine ayrıntılı çalışılması gerekmektedir. Orta Anadolu, Neolitik dönemin önemli çekirdek bölgelerinden biri durumundadır. Bu sebeple, Orta Anadolu'da özellikle Akeramik Neolitik dönemde yaşanan insan-hayvan-çevre ilişkilerinin incelenmesi bu tez çalışmasının en önemli amaçlarından birisini meydana getirmektedir. Orta Anadolu'da kazısı gerçekleştirilen yedi Akeramik Neolitik yerleşmeden elde edilen hayvan kalıntılarının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi, bu tezin ilk aşamasını oluşturmaktadır. Çalışmanın ikinci aşaması ise, Orta Anadolu Akeramik Neolitik yerleşmelerdeki tespit edilen bütün hayvan türlerinin kataloğunun oluşturulmasıdır. Üçüncü aşamada, kataloglaması yapılan, memeliler, kuşlar, sürüngenler, balıklar ve omurgasızlardan oluşan, toplam elli altı türe dair detaylı bir değerlendirme yapılmıştır. Son aşamada ise, bu türlerin toplumun sosyo-kültürel ihtiyaçları için mi yoksa yaşanılan çevrede doğal olarak var olmaları sonucu mu tercih edildikleri tartışılmaktadır. Orta Anadolu'nun Kapadokya ve Konya Ovası'nda yer alan Akeramik Neolitik yerleşmelerdeki doğal çevrelerde yoğunlukla görülen ve oldukça uysal bir tür olduğu için koyunun ilk olarak evcilleştirme sürecine girmiş olabileceği önerilebilir. Fakat bu yerleşmelerin çağdaşı olan Güneydoğu Anadolu yerleşmelerinde evcilleştirilmiş olan yabani domuz ve yabani sığırın, Orta Anadolu'da uzun süre kontrol altına alınmadığı veya evcilleştirmek için tercih edilmediği bilinmektedir. Öte yandan sıklıkla rastlanmasına rağmen, Orta Anadolu'nun Kapadokya Bölgesi'nde daha az bulunan kara ve sucul kuşlarına kıyasla çeşitli yırtıcı kuşların, kültürel ve sembolik nedenlerle avlandığı görülmektedir. Hangi hayvan türlerinin tercih edileceğinde çevresel etkiler de önemli bir yer tutmaktadır. Örneğin Kapadokya Bölgesi'nde yer alan yerleşmelerin aksine Konya Ovası'nda yer alan yerleşmelerde küçük hayvanlara (mikrofauna) daha sık rastlanmakta ve tüm Akeramik Neolitik dönem boyunca düzenli olarak kullanıldığını görülmektedir.