Dahili Tıp Bilimleri Bölümü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/3078
Browse
Browsing Dahili Tıp Bilimleri Bölümü by Scopus Q "Q4"
Now showing 1 - 2 of 2
- Results Per Page
- Sort Options
Article The predictive effect of shock index on mortality in patients with acute heart failure(AME Publishing, 2023) Günlü, Serhat; Kayan, Fethullah; Karahan, Mehmet ZülkifBackground: The predictive usefulness of the shock index (SI), which is determined as a proportion of heart rate (HR) to systolic blood pressure (SBP), and age-adjusted SI (SI × age) for clinical outcomes other than mortality in acute heart failure (AHF) is not well established. This research aimed to examine whether SI and SI × age measured non-invasively at a patient’s bedside can identify mortality risk in patients admitted to the coronary care unit (CCU) with AHF. Methods: This research was carried out as a retrospective case-control study. Indices were calculated. The receiving operating characteristic (ROC) and Youden index were applied to calculate the optimal SI and SI × age cut-off for estimating mortality. Using multivariate analysis to determine independent indicators of mortality in patients with AHF. Results: A total of 1,468 patients who were hospitalized at the CCU with AHF were included. The population’s median age was 81 (73–91) years and 53.7% were male. In the survivor group, the median SI was 0.6 (0.5–0.75), and the median SI × age was 46 (38–58). In the non-survivor group, the median SI was 0.62 (0.55–0.81) and the median SI × age was 53 (44–66). According to the Youden index, the best value of SI was 0.56 with a specificity of 46% and a sensitivity of 70%, and the best value of SI × age was 44.8 with a specificity of 48% and a sensitivity of 76%. In the multivariate analysis, the power of SI × age to predict mortality was 2.39 times greater than other independent predictors. Conclusions: SI and SI × age calculated in the CCU may be valuable prognostic markers for identifying AHF patients at high risk for adverse outcomes.Article Sağlam çocuk polikliniğine başvuran 0-1 yaş bebeği olan annelerde depresyon taraması ve depresyonda etkili risk faktörlerini belirleme(2012) Battaloğlu İnanç, Betül; Aydemir, Nurcihan; Hatipoğlu, SamiSağlam çocuk polikliniğine başvuran 0-1 yaş bebeği olan annelerde Edinburgh Postnatal Depresyon Skalası (EPDS) ölçeğini kullanarak, depresyon oranlarını saptamayı ve etkili olan sosyodemografik faktörleri belirleyerek, elde edilen sonuçların diğer çalışmalarla korelasyonunu değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: 20 Temmuz- 20 Eylül 2007 tarihleri arasında, 0-1 yaş arası bebeği olan anneler çalışmaya dâhil edildi. 211 anne çalışmaya katıldı, postpartum sosyodemografik veri formu ile EPDS kullanıldı. Çalışmaya katılmayı kabul etmeyen 28 annenin, 7’sinde EPDS puanlaması depresyon için anlamlı değerlerde idi. Toplam 183 annenin verileri değerlendirmeye alındı. Annelerin sosyodemografik özelliklerini belirlemek için toplam 51 sorudan oluşan postpartum sosyodemografik veri formu kullanıldı. Depresyon yaygınlığını saptamak amacıyla annelere 10 sorudan oluşan EPDS ölçeği uygulandı. Değerlendirme 30 puan üzerinden yapıldı ve kesme puanı 13 ve üzeri ( ?13) olarak alındı. Bulgular: EPDS kesme puanı ?13 alınarak hesaplanan depresyon semptomatoloji skoru %30.6’dır. Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalaması 27.5±5.45, yaş dağılımı 18 ile 43 arasında değişmektedir. EPDS puanı yüksek olanlarda evlilikten memnuniyet düzeyinin iyi olma oranı anlamlı düzeyde düşük; evlilikten memnuniyetleri orta ve kötü düzeyde olanlarda, psikiyatrik özgeçmişi olan annelerde ise EPDS puanları anlamlı düzeyde yüksek olarak saptanmıştır (p<0.01). Eşi çalışmayan, planlanmamış gebeliği olan, doğumda annede sağlık sorunu olan,gece doğum yapan annelerde EPDS puanlaması yüksek olarak görülmektedir (p<0.05). Bebekte sağlık sorunu olduğunu belirten, bebek bakımını güç olarak tarifleyenlerde, bebeğini emzirmeyen kadınlarda EPDS puanlaması istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olarak saptanmıştır (p<0.01). Sonuç: Doğum sonrası depresyon birçok anneyi ve bebeği olumsuz etkileyen ciddi bir sorundur. Etkin bir tedavinin mümkün olmasına rağmen, olguların yarısından azı fark edilebilmektedir. Kitlelerin taranması, antenatal dönem, doğum sonrası erken dönem ve normal sağlam çocuk izlemleri döneminde, doğum sonrası depresyon tanısı koyabilme imkanını mümkündür. Toplumu temsil eden, büyük kitlelere yapılacak topluma dayalı çalışmalar ile geçerli, etkin bir doğum sonrası depresyon taramasının tanımlanmasına ve bu tip bir taramanın klinik olarak anne -bebek açısından hizmetin artırılmasına, olan etkisinin belirlenmesine gereksinim vardır.