MAÜ GCRIS Standart veritabanının içerik oluşturulması ve kurulumu Research Ecosystems (https://www.researchecosystems.com) tarafından devam etmektedir. Bu süreçte gördüğünüz verilerde eksikler olabilir.
 

Ölümünün 100. Yılında Kağızmanlı Hıfzı

Thumbnail Image

Date

2018

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Open Access Color

OpenAIRE Downloads

OpenAIRE Views

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Events

Abstract

Bir kültürün dünya üzerinde varlığından söz ettirebilmesi, töre, örf, âdet, gelenek gibi sosyal değerlerle beslenen yapının korunmasına ve onu meydana getiren insanların sorumluluk duygusuna bağlıdır. Kültürel değerlerin, yerel ve ulusal ölçekte kimlik göstergesi olarak yaşatılmaları, vatandaşların bilinç ve algılama düzeyleriyle paralel gelişim gösterir. Sosyal değer ve normların belirlediği kültürel kimlik, kaynağında aitlik duygusu bulunan millî benlikle beslenerek, sahip olunan tarihî birlikteliğin de katkısıyla, insanlarda sorumluluk bilincini oluşturur. Ortak kültürel değerler üzerinde mutabakata varan bireyler, sosyal normların da şekillendirmesiyle, benzer değerler doğrultusunda, aynı amaca ulaşmak üzere çaba sarf eder ve bundan haz duyar. Kimlik; siyasî, ekonomik, cinsel, akademik, meslekî, taraftar, ailevî, ahlakî vb. farklı alanlarıyla çok yönlü karmaşık bir parametreler bütünüdür. Özelde, sosyal grup; genelde ülke ve daha geniş boyutuyla dünya üzerinde belirleyici ve ayırıcı rol üstlenen kimlikler, ‘aitlik’ özelliği ile kişiye/gruba ‘güruhtan ayrılma’ ve ‘farklılaşma’ niteliği kazandırır. Sahip olduğu kimlik sayesinde sıradanlıktan kurtulan birey/grup, ‘bir gruba ait olma’nın hazzını, güvenini, mutluluğunu ve ayrıcalığını yaşar. Her toplumun sahip olduğu farklı coğrafî, tarihî, kültürel ve sosyal geçmişten beslenen kimlikler, mikro ölçekte kişinin, makro ölçekte milletlerin, dünya coğrafyası üzerinde diğer milletlerden ayrılmalarını sağlayan değer yargılarının temel yapı taşlarıdır. Niteliksiz yığından ayrılmanın verdiği benlik duygusu, herhangi bir kimliğe sahip olan insanda, kendini sorgulama, gruba bağlılık, özgüven ve sorumluluk sahibi olma hassasiyetini de beraberinde getirir. Algılama, tanımlama, yorumlama ve görme; sosyalizasyon sürecinde öğrenilen bilgi ile uygulanan davranış kalıbının biçimlenmesini sağlar. Doğumdan ölüme kadar uzun soluklu bir süreç olan sosyalleşmede sahip olunan kolektif kimlik, bireyin hayatı algılayışını ve yaşayışını belirler. Temel kültürel değer ve şahsiyetlerin bireylerin belleğine işlenmesi, kültürlenme sürecinin önemli aşamalarından biridir. Toplumsal değer ve normların şekillendirdiği kültürel kimlik ise, millî benliğin ve ait olunan kültürel değerlerin simgesel bir göstergesidir. Kimlik ve kişilik özellikleri olarak yaşatıldığı müddetçe anlam kazanan ve toplumsal sözleşmeye dayanan kültürel kimlik, dünya coğrafyası üzerinde, milletlerin görünmeyen sınırlarını belirginleştiren millî kimliğin temel yapı taşıdır. Kültür araştırmacısı Bronislaw Malinowski’nin (1992: 21) Örgütlü Davranış Teorisi’nin temel ilkesi olan ‘bir düşünce ya da buluşun, tek bir kişinin zihninde yaşadığı sürece, kültürel bakımdan hiçbir şey ifade etmemesi’ tezi, millî kimliğin inşasında toplumsal birlikteliğin önemini ortaya koymaktadır. Kolektif kimliğin en geniş kapsamlı örneği olan millî kimlik, bellek temeli üzerine inşa edilir. Geçmiş ile bugün ve yarının sosyo-kültürel unsurlar etkileşimi bağlamında kullanılan kültürel bellek, dünya coğrafyası üzerinde bir milletin kültürel sınırlarının belirlenmesinde kullanılan temel dinamiktir. Kültürel bellek; ortak verileri taşıyan grup üyelerinde aitlik duygusu oluşturarak bu duygunun kişiye kazandırdığı özgüvenle grup üyelerini aynı toplumun üyesi olma hazzına ve bilincine ulaştırır. Benzer değerlerde buluşan toplum içinde birey olmanın sağladığı rahatlık, ortak değerleri paylaşmanın yarattığı mutluluk, aynı tarihe sahip olmanın verdiği gurur, kültürün ortak kodlarını ve kodların anlamlandırmalarını bilmenin ayrıcalığı, kültürel belleği topluluğun ruhu yapar.Bu bağlamda, Kağızman kültürel belleğinin başkarakterlerinden biri olan Hıfzı, hayatı, düşünceleri, eserleri ve savunduğu düşüncelerle Kağızman toplumsal belleğinin oluşmasında araştırılması gereken önemli bir şahsiyettir. Kağızmanlı Hıfzı’nın, 25 yıllık kısa hayatında, velüd bir halk ozanı olarak gündelik hayattan eğitime, ferdî sorunlardan toplumsal değer yargılarına uzanan geniş perspektifteki fikir yapısı ve eserleri, Kağızman millî kimliğinin inşasında önemli bir misyon yüklenmektedir. Bildiride, Kağızmanlı Hıfzı’nın millî kimliğin inşa sürecinde propagandist olarak aldığı rol, yüklendiği sorumluluklar, Kağızman kültürel belleği içinde var olan ‘aitlik’ duygusunu aktif hâle getirerek bireylerin, ‘aynı toplumun üyesi olma hazzını’ yaşamalarına öncülük etmesi boyutunda ele alınacaktır. Grup içindeki bireylerin milliyetçilik olgusundan hareketle kültürel bellekten beslenerek ürettikleri edebî ürünlerle millî duyguları aynı amaç için birleştirme işlevleriyle analiz edilecek olan bu araştırmada, Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi temelinde, Kağızmanlı Hıfzı’nın düşünce ve fikir dünyasının bölge insanının kültürel belleğinde, kimlik inşasında dinamik bir etken olduğu düşüncesi, ortaya konulmak istenen temel amaçtır.

Description

Keywords

Hıfzı, âşıklık geleneği, kültürel bellek, kimlik, Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi

Turkish CoHE Thesis Center URL

Fields of Science

Citation

WoS Q

Scopus Q

Source

Volume

Issue

Start Page

End Page