MAÜ GCRIS Standart veritabanının içerik oluşturulması ve kurulumu Research Ecosystems (https://www.researchecosystems.com) tarafından devam etmektedir. Bu süreçte gördüğünüz verilerde eksikler olabilir.
 

MUHYYİDDİN İBNÜ’L-ARABÎ’DE HAYAL KAVRAMININ ONTOLOJİK MERTEBESİ

Thumbnail Image

Date

2019

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Open Access Color

OpenAIRE Downloads

OpenAIRE Views

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Events

Abstract

Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin hayal anlayışının ontolojik mertebesinin incelendiği bu çalışmada, hayal mefkûresinin onun Tanrı, insan ve evren tasavvurunu önemli ölçüde etkilediği tartışılacaktır. İbnü’l-Arabî’nin düşünce sisteminde hayal genel olarak; ontolojik, kozmolojik ve epistemolojik olmak üzere üç kısımda değerlendirilebilir. “Tanrı’nın Zihni” olarak ifade edilen, Tanrı’nın ezeli ilmi olan ontolojik hayal (âma), kozmoloji düşüncesini izah ederken yaratılış mertebelerinin ortasında gördüğü hayal (âlem-i misal, berzah) ve insanın zihni kuvveleri ile hayal âlemi arasındaki epistemik ilişkiyi ortaya koyarken söz ettiği hayal (idrak, muhayyile, hafıza, musavvira). İbnü’l-Arabî’ye göre hayal duyular ile akıl arasında bir idrak ve metafizik âleme açılan bir kapıdır. Bu, hayalin insani olan yönüdür. Öte yandan hayal, Hakkın ilk zuhur ettiği mertebe ile bütün âlem (mâsivâ) arasında kendine özgü işleyiş şekli olan bir ara âlem özelliğini taşımaktadır. İbnü’l-Arabî, önceki filozof ve düşünürler gibi hayalin psikolojik boyutunu kabul etmenin yanı sıra, hayalin yanılsamalardan ibaret olmadığına ve aşkın bir boyutunun olduğuna inanır. Hayalin ontolojik mertebesi olan bu aşkınlık, soyut anlamlar ile duyulur şeyler âlemi arasında orta bir (berzah) mertebedir. Ona göre bilgiye ulaşma açısından hayal bir gerçeklik âlemidir. İbnü’l-Arabî, maddi âlem ile metafizik âlem arasındaki karşıtlık sorununu üçüncü ve bir ara âlem gördüğü hayal âlemi ile çözmeye çalışır. Varlığın birliği hususunda, ikiliğe düşmenin gediğini hayal mefkûresi ile kapatır. Hayal sayesinde soyut şeyler somut şekillere bürünür. Bu anlamda hayal âlemi gayri maddi hakikatler âlemidir. Varoluşun tabiatını anlamaya yönelik bütün insanların sahip olduğu en anlaşılır yol kendi hayallerimiz, özellikle de rüyalarımızdır. Hayal dünyamızın içerisine daldıkça, onun özelliğinin varoluşun özelliğine benzediğini görürüz. Hayallerimiz ruhumuzla bedenimiz arasında bir berzah olduğu gibi, varoluş da vücûd ile hiçlik arasında bir iv berzahtır. İbnü’l-Arabî, bu düzeyde hayale ve nasıl işlediğine dair bilgi sahibi olduğumuzda dini düşüncenin temel ruhuna ulaşabileceğimize inanır.

Description

Keywords

İbnü’l-Arabî, Hayal, Ontoloji, Vahdet-i Vücûd, Varlık Mertebeleri

Turkish CoHE Thesis Center URL

Fields of Science

Citation

WoS Q

Scopus Q

Source

Volume

Issue

Start Page

End Page