Yüksek Lisans Tezleri - Karma

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/57

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 904
  • Master Thesis
    Nebevî sünnete göre eğitimde teşvik ve cezalandırma yöntemleri
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2020) Atilla, Zekeriya; Karakaş, Ali
    Nebevi sünnete göre eğitimde teşvik ve cezalandırma yöntemleri adlı bu çalışma, giriş, iki bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında, Muhammed, eğitim, eğitimde teşvik, ceza ve ecir gibi bazı kavramlar açıklanmıştır. Daha sonra Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sahabeye ve özellikle çocuklara karşı tutumu üzerinde durulmuştur. Ayrıca tarihi gelişim içinde Arap toplumundaki ve diğer toplumlardaki eğitime bakış açısı ele alınmıştır. Birinci bölümde, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) çocuk ve insan sevgisi, onlara karşı şefkati, onları eğitirken uyguladığı sevgiye dayalı teşvik ve ödül içeren eğitim metodları, yetişkin sahabileri eğitirken kullandığı eğitim metodları, teşvikler ve elde ettiği olumlu sonuçlar belirtilmiştir. Bu metodları uygularken önplana çıkardığı ilkelerden bahsedilmiştir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) câhiliye zümresini, medenî bir topluluk düzeyine getirirken, kullandığı metodlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sahabeyi eğitirken, yaptıkları hatalı davranışlara karşı onlara gösterdiği tepkiler ve uyguladığı cezalar, bu cezaların sonuçları ve tarih boyunca eğitimde kullanılan, hatalara karşı cezalandırma yöntemlerinden örnekler verilmiştir. Sonuç kısmında ise Nebevi Sünnete göre eğitimde kullanılan teşvik ve cezalandırma yöntemlerinin eğitim sistemine etkisi ve sonuçları ele alınmış ve bu yöntemlerin günümüz eğitim sistemine ışık tutması üzerinde durulmuştur.
  • Master Thesis
    İbn Hişâm'ın "Şerhu Şüzûri'z-Zeheb" adlı eserinde istişhâd ettiği ayetler
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Geyik, İbrahim; Salihoğlu, Hamit
    Arapça grameri üzerine çalışmalar, Kur'an-ı Kerim'in nüzulu ve İslamın yayılmaya başlamasından sonra, Arapların dışındaki diğer milletlerin İslam'a girmesine paralel olarak gelişmiştir. Böylelikle Kur'an-ı Kerim bu öğrenim sürecinin hem başlatıcısı hem de kusursuz dili itibariyle Arap gramerinin kurallarının belirlenmesinde ana kaynak olmuştur. Bu çalışmada Arap dilinin en büyük âlimlerinden olan İbn Hişâm'ın önemli eserlerinden olan Şerh-u Şûzûri'z-Zeheb isimli kitabı özelinde, Kur'an-ı Kerim ayetleriyle istişhad metodunu nasıl tatbik ettiği ve kullandığı ayetler konu olarak seçilmiştir. Çalışmamız, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, istişhadın tanımı ve kaynakları ele alınmıştır. Birinci bölümünde, İbn-i Hişâm'ın hayatı, ilmî kişiliği, eserleri ve Şerh-u Şûzûri'z-Zeheb adlı eserinin yazılış gayesi, ihtiva ettiği konular ve istişhad metodu ele alınmıştır. İkinci bölümünde, Şerhu'ş-Şûzûri'z-Zeheb'de Arap gramerine dair kuralların ispatında istişhâd edilen ayetler, konu başlıkları altında ele alınarak istişhâd yönleri ortaya konulmuştur. Ele alınan konun daha iyi anlaşılması için, konular detaylandırılarak açıklanmıştır.
  • Master Thesis
    Pleurotus Ostreatus Ekstratı Kullanarak Sentezlenen Nanopartiküllerin Antimikrobiyal Aktivitelerinin Araştırılması
    (2024) Polat, Elif; Acay, Hilal
    Gıda patojenlerinin azaltılmasına yönelik biyolojik kontrol stratejilerine yönelik küresel vurgu, geleneksel antimikrobiyal ajanların insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin endişeler ve mikrobiyal direncin artan zorluğu nedeniyle konuyla ilgili çalışmalar yoğunluk kazanmıştır. Bu zorluklara yanıt olarak nanoteknolojik müdahalelerde dikkate değer bir potansiyel bulunan, yeniden değerlendirilen yaklaşımlar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, Pleurorus ostreatus ekstraktı (PO), Gümüş-(Ag) Kitosan (K) kullanılarak, etkili, düşük maliyetli, sürdürülebilir ve toksik olmayan, çevre dostu AgPOK nanomateryalinin sentezlenmesine odaklanmaktadır. Sentezlenen AgPOK nanomateryalinin karakterizasyonu Fourier Dönüşümü Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Termogravimetrik Analiz (TGA), X-ışını Kırınımı (XRD) ve zeta potansiyeli ölçümleri gibi analitik teknikler kullanılarak yapıldı. 237.4 nm buyutunda olan negatif yüklü AgPOK nanomateryalinin fitopatojenik türler, Penicillium expansum, Alternaria alternata, Aspergillus niger, ve Fusarium oxysporum karşı antifungal etkinliği, Escherichia coli ,Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel etkinliği ayrıca Candida albicans'a karşı anticandidal etkinliği araştırıldı. Veriler, PO ve AgPOK 'nın çalışmada kullanılan patojenler üzerinde ciddi antimikrobiyal etkisi olduğunu ancak bu etkinin farklılıklar gösterdiğini göstermektedir.Patojenik türlerin çeşitliliğinden kaynaklandığı düşünülen bu farklılıklar nedeniyle PO ve AgPOK'nın birçok gıda patojeni üzerinde de etkili olabileceği düşünülmektedir.
  • Master Thesis
    Helikopter Ebeveynlik Üzerine Yapılan Çalışmaların İncelenmesi
    (2024) Taş, Önder; Beltekin, Nurettin
    Öğrenci ebeveyn ilişkileri ve bu ilişkilerin öğrencilerin gelişimine ilişkin birçok açıklama yapılmıştır. Bunlardan biri olan helikopter ebeveyn terimi ilk olarak 1969 tarihinde Dr. Haim Ginott'un Ebeveynler ve Gençler adli kitabında yer almıştır. Kitabında ebeveynlerin gençler üzerinde adeta bir helikopter gibi gezdiğini ifade etmiştir. Bu terim 2011 de sözlüklere girecek kadar popüler olmuştur. Benzer terimler arasında çim biçme makinesi ebeveynliği, şımartıcı ebeveyn ve buldozer ebeveynlik de yer almaktadır. Bu çalışmada helikopter ebeveynlik kavramı tanıtılmış, kavram ile yeterli sayıda olan yerli ve yabancı literatür taraması yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı helikopter ebeveynlik ile ilgili alan yazındaki çeşitli makaleler ve tezleri meta analiz yöntemi kullanılarak incelemektir. Ayrıca araştırmada helikopter ebeveynlik kavramının yanı sıra bu tür ebeveynlerin çocukların hayatları üzerindeki etkisine de yer verilmiştir. Bu amaçlarla, araştırmaya dahil edilme ölçütlerine uygun çalışmalar belirlenmiştir. Bu kapsamda 2018-2023 yılları arasında yapılan 13 makale ve 17 yüksek lisans tezi betimsel analiz yöntemine göre incelenmiş ve sonuçlar tablo olarak gösterilmiştir. Helikopter ebeveyn konulu 30 akademik araştırmanın en çok 2020 yılında yapıldığı en az ise 2018 yılında yapıldığı gözlemlenmiştir. Yapılan çalışmaların 9 tanesi lise öğrencilerine, 9 tanesi üniversite öğrencilerine, 6 tanesi y kuşağına, 5 tanesi ortaokul öğrencilerine, 2si ebeveynler üzerine, bir çalışma anaokulu ve bir çalışma da öğretmenler üzerine yapılmıştır. Araştırmalarda en fazla 'Algılanan Helikopter Ebeveyn Tutum Ölçeği'nin (24 araştırma) kullanıldığı belirlenmiştir. Sonrasında 4 araştırmada görüşme formu, 3 araştırmada Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanıldığı görülmüştür. 'Yaşam Doyumu Ölçeği', 'Özyeterlilik Ölçeği', 'Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği' ve 'Şişirilmiş Benlik Duygusu Ölçeği' ise 2'şer araştırmada kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Helikopter Ebeveyn, Meta Analiz, Öğrenci Ebeveyn İlişkisi
  • Master Thesis
    HAFIZA VE ANLATI OLARAK RESİM
    (2019) AKKUL, NEZİR
    Bu çalışmadayağlı boya resim sanatını hafıza ve anlatı olarak ele alırken, 2012 yılından beri yaptığım yağlı boya çalışmalarının ana serilerini ayrıntılı olarak irdeliyorum. Ana argümanım, sanatçının imgelem dünyasının ve yaratıcılığının çocukluktaki yaşanmışlıklar başta olmak üzere doğa, mekan ve nesnelerden beslendiği, kolektif hafıza ve kuşaklararası aktarımın öznenin hafıza ve anlatısını şekillendirirken özgün sanat eserlerinin oluşumunda anahtar bir rol oynadığıdır. Çalışmanın ana bölümleriniKamyon, Newroz, Sınır,Mevsimler, Baraka, Sur, Kuşlar, Mezarlık, Yol, Otoportre, Mezopotamya serilerinin incelemesi oluşturmaktadır. Ek olarak “Esin Kaynaklarım” adlı son bölümde çocukluğumdan itibaren bana ilham kaynağı olan Maradona, Yaşar Kemal, Anselm Kiefer, Vincent Van Gogh ve Nuri Bilge Ceylan’ın sanatımdaki izlerini tetkik ediyorum
  • Master Thesis
    Arthur Schopenhauer'ın felsefesinde ölüm temasının analizi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Esen, Arzu Sime; Doru, Mehmet Nesim
    Schopenhauer'ın düşünce sisteminin merkezinde yer alan kavram isteme kavramıdır. İsteme kavramı nesneye yöneldiği zaman, nesneyi öznenin tasarımı olarak ve özne için var eder. Yani kısacası var olan her şey özne için ve tasarım olarak var olur. Schopenhauer'ın felsefesinde isteme kavramı yöneldiği nesneleri öznenin istemesiymiş gibi gösterir, özne arzulanan şeye ulaştığı zaman arzuladığı şeyden beklediği mutluluğu bulamaz bunun temel nedeni türün istemesine yönelik eylemde bulunmasıdır. Bu türün bireyi yanıltmasından kaynaklı bir şeydir. Schopenhauer bütün bunlara dayanarak dünyada birey için mutluluğun mümkün olmadığını söyler, bundan dolayı da bireyin yapması gereken şey istemeyi yadsımaktır. Hayat acı ve ısdıraplarla dolu bir yerdir. Aynı zamanda Schopenhauer bireydeki yaşama istencinin sebep olduğu ölüm korkusunun gereksiz olduğunu söyler. Kişi yaşama istencini yadsıyarak ölüm korkusuyla başa çıkabilir. Çalışmadaki temel amaç Schopenhauer'ın da dediği gibi ölüm korkusunun yersiz bir korku olduğunu vurgulamaktır. Bu çalışmayı yürütürken Schopenhauer felsefesinde yer alan temel ve önemli noktalara değinilerek ölüm konusu için hazırlık yapıldı ve daha sonra Schopenhauer felsefesinde ölüm konusu ele alınıp değerlendirildi.
  • Master Thesis
    Türkiye'de kadınların siyasal temsili: Yapısal faktörlerin analizi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Süğüt, Tuğba; Kızılkan, Zelal Başak
    Siyaset ve kadın konuları yüzyıllardır araştırmacıların en çok üzerinde durduğu konular arasında yer almaktadır.Özellikle de kadınların siyasal temsili, kadınların siyasete katılımı ve bunları etkileyen,şekillendiren faktörler araştırmacılar için önemini sürdürmeye devam etmektedir.Yapılan bu çalışmada literatürde var olan siyasal katılım,siyasal temsil,siyaset ve toplumsal cinsiyet arasındaki ilişki,kadınların sahip olduğu haklar,kadınların siyasal katılımlarının yıllar içinde şekillenmesi ile günümüzdeki mevcut durumu,uluslararası ilişkilerin temelinde kadın ve siyasal temsilinin önemi ve Türkiye'de kadınların siyasal temsili ve kadınların siyasal katılımlarını etkileyen faktörler incelenmiştir. Bu çalışma kapsamında Türkiye'de kadınların siyasal katılımında etkin role sahip olan faktörler incelenmiş olup, bu hususta genel itibariyle hangi faktörlerin daha etkili ve önemli olduğu saptanmaya çalışılmıştır.Literatür araştırmasıyla birlikte Türk tarihinde kadınların siyasal katılımı konusunda bir çok faktörün etkili olduğu ve zaman içinde kadınların siyasete katılımlarını şekillendirdiği görülmüştür.Bu faktörlerin genel hatlarını; geleneklerin, dinsel öğelerin ve sosyoekonomik şartların oluşturduğunu söylemek mümkündür. Rönesans ve reform hareketleri ile başlayan katılım süreçleri sanayi devriminden sonra ivme kazanmıştır.Somut anlamda siyasal temsil ve siyasete katılım adımları ikinci dünya savaşı sonrasında atılmaya başlanmıştır.Kadınların temsilini ve siyasal katılımı etkileyen faktörlerin neredeyse bütün toplumlarda benzer olmasına rağmen bu hususların gelişim süreçlerinin her toplumda farklı bir şekilde meydana geldiği görülmüştür.Özellikle gelişmiş ülkelerde öne çıkan kadın hareketleri Türk toplumunda da etkisini göstermeye başlamıştır.1900'lü yıllarda Türkiye'de de eşitlik ve özgürlük temalı sivil toplum hareketleriyle birlikte kadınların temsili ve siyasal katılımları önem kazanmaya ve toplumun gündemini meşgul etmeye başlamıştır.Zamanla kadınların siyasette daha fazla yer alması için çabalayan sivil toplum kuruluşlarının ve devlet kurumlarının desteğini alan kadınların toplumda daha fazla söz sahibi olmaya çalıştıkları görülmüştür. Bu durumun günümüzde ve daha sonraki yıllarda da devam edebilmesi için kadınların geleneksel rollerinin değişmesi ve ekonomik problemleri aşmaları gerekmektedir.
  • Master Thesis
    Ta'lîkâtu Ahmet Hilmi el-Koğî 'alâ Elfiyeti İbn Mâlik adlı eserin tahkîk ve tahlîli
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Saleh, Abdul Malek; Tekin, Ahmet
    Şüphesiz tarih boyunca birçok alim İslami ilimler alanında çalışmalar yapmıştır. Bu alanla ilgili yapılan çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çok geniş bir külliyat ve literatür çıkmıştır. Yapılan bu çalışmaların hemen hemen tümünün Arapça olması bu dile ayrı bir önem verilmesini gerektirmiştir. Bu gelişmelerin neticesinde dil alanında da birçok çalışma yapılmış ve ortaya birçok eser çıkmıştır. Onlar yaptıkları çalışmalar ve ortaya koydukları eserlerle bu ilimde aşırı gidenlerin dini tahrifini, batıl ehlinin fitnelerini ve cahillerin yanlış yorumlarını engellemişlerdir. Dil alanında çalışmalar yapıp eser veren alimlerden biri de Molla Ahmet Hilmî Koği'dîr. O, İbn Mâlik'in Elfiyye adlı eserine bir ta'lîk yazmış, bu ta'lîkte açıklanması gerektiğini düşündüğü yerleri açıklamış ve bu açıklamalarına Kur'an ayetlerini ve dil bilimcilerin sözlerini delil olarak getirmiştir. Biz de bu çalışmamızda Molla Ahmet Hilmi Koğî'ye ait olan bu değerli el yazması eseri ele aldık. Bu eser sarf ve nahiv alanında yazılmış ancak basımı yapılmamıştır. Koği'nin bu çalışması İbn Mâlik'in Elfiyye adlı eseri için yapılmış en önemli çalışmalardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada giriş bölümünde İbn-i Mâlik ve eserleri ele alınmıştır. Daha sonra Ahmet Hilmi el-Koği'nin hayatı yazılmıştır. Son olarak ise bu ta'lîkte geçen bütün ayet, hadis, şiir ve meselelerin kaynaklarını belirttikten sonra tahkik ve tahlil yapılmıştır. Yine şerhte ismi geçen veya sözlerinden delil getirdiği kişilerin hayatları kısaca verilmiş ve ilgili kaynakları belirtilmiştir. Bununla birlikte bazı yerlerde Elfiyye üzerine yazılmış diğer şerhlerden de alıntılar yapılmıştır.
  • Master Thesis
    Dengbêjlik geleneği ve toplumsal hafıza: Batman örneği
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Orhan, Bayram; Çetin, Adnan
    Kürtçe sözlü edebiyat ve müzik tarihinde dengbêjlik geleneği olarak bilinen özel bir gelenek bulunmaktadır. Dengbêj, "deng-söz" ve "bêjtin-söylemek" kelimelerinden müteşekkil birleşik bir kelimedir. Dengbêjî (dengbêjlik), yapılan işi ifade ederken, dengbêj söz konusu işi icra edendir. Bazı araştırmacılar dengbêjleri hikâye anlatıcıları dengbêj eserlerini de hikâye olarak görürken, bazıları dengbêjleri şarkıcı ve dengbêj eserlerini de bir tarz şarkı olarak ele almaktadır. Dengbêjleri şair ve dengbêj eserlerini de şiir olarak görenler ve hatta dengbêjliğin teatral tarafına odaklananlar da bulunmaktadır. Bana göre, birçok sanat dalından özellikler barındıran dengbêjînin bir ya da birkaç kelime ile tanımlanması ve sınırlarının çizilmesi çok zordur; ama dengêjler ve dengbêjlik hakkında bir şeyler söyleyecek olursam şunu derim: Hem kilam hem stran (şarkı) söyleyen ve aynı zamanda çîrok (hikâye) anlatan dengbêjler icra ettikleri çok boyutlu dengbêjlik sanatıyla Kürt toplumunun kültürel ve etik değerlerini, gelenek ve göreneklerini, sosyo-politik ve tarihi olaylarını kuşağa aktararak insanlar arasında ortak bir kimlik inşa etmektedir. Dengbêjlik kültürü ve geleneği Kürtlerin yaşadığı her coğrafyada hayat bulmuştur; ama Kürtçenin Kurmanci lehçesinin koşulduğu yerlerde dengbêjlik geleneği ve kültürünün daha güçlü olduğu kabul edilmektedir. Karapetê Xaco gibi meşhur bir dengbêjin çıktığı ve hala onlarca dengbêjin yaşadığı; Filîtê Quto, Silêmanê Mistê, Emê Gozê, Eliyê Ûnis, Bavê Fexriya ve burada adını sayamayacağım birçok kilam ve stranın üretildiği ve azımsanmayacak bir alımlayıcı nüfusuna sahip yer olan Batman gelişkin ve müstakil bir dengbêjlik geleneğine sahip şehirlerden biridir. Buna rağmen Batman dengbêjliğini direkt olarak merkeze olan bir araştırma bulunmamaktadır. Konusu Batman dengbêjliği olan bu tez bu alandaki eksikliği kapatmayı ve dengbêjlik geleneği ile ilgili literatüre mütevazi bir katkı yapmayı amaçlamaktadır. Bu tez esas itibariyle 2017 ve 2018 yıllarında yapmış olduğum alan araştırmasına dayanmaktadır. Sahadaki güncel durumdan haberdar olmak için kendileriyle röportaj yaptığım dengbêjlerle iletişim halinde oldum. Ayrıca tezimde Batman şehir ve kültürel yaşamına yabancı olmayan bir araştırmacı olarak şahsi deneyim ve gözlemlerimden de faydalandım. Üç ana bölümden meydana gelen bu tez, ilk bölümde dengbêjlik nedir ve dengbêj kime nedir sorularına mevcut araştırmacılar, dengbêjler ve alımlayıcılar üzerinden cevaplar bulmaya çalışmaktadır. Yine bu bölümde dengbêj eserleri ve anlatılarının türleri örnekleriyle birlikle incelenmiştir. İkinci bölüm; Batman dengbêjliğinin özelliklerini, Batman'ın dengbêjlik geleneği ile ön plana çıkan bölgelerini, dengbêjliğin Batman'daki kamusal ve özel icra alanlarını ve Batmanlı dengbêjlerin sosyo-ekonomik durumlarını ve toplumsal profillerini konu edinmektedir. Üçüncü ve son bölümde ise, Batman dengbêjliği içinden seçilen altı dengbêj kilamı söylem ve içerik analizine tabi tutulmuş ve bu eserlerin nasıl bir söylem ürettiği irdelenmiştir. Ayrıca, bu kilamların ürettiği söylemin Batman toplumsal ve kültürel hafızasında nasıl bir yere tekabül ettiği üzerinde durulmuştur.
  • Master Thesis
    Akut yüksek doz arsenik maruziyetinin insan göbek damarı endotel hücrelerinde(HUVEC) oluşturduğu sitotoksisite, oksidatif stres ve apoptozise karşı trans-chalcone uygulamasının koruyucu etkinliğinin araştırılması
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Gözüoğlu, Mustafa; Unsal, Velid
    Bu çalışma, İnsan Umblikal Ven Endotel Hücreleri (HUVEC), arsenik maruziyeti sonucunda hücre hasarı uyarılacaktır. HUVEC hücrelerinde arsenik kaynaklı hücresel hasarı ve bu hasara karşı Trans-chalcone'nun olası koruyucu rolünü belirlemek amacıyla yapılacaktır. Trans-chalcone'nın hasara uğramış hücreler üzerindeki sitotoksisite, apoptotizis, oksidatif strese etkileri araştırılacaktır. Arsenik ile indükleniş hücreler Trans-chalcone ile tedavi edilerek, hücre canlılığı, sitotoksisite, Oksidatif stres parametreleri ve DNA hasarı in vitro olarak gösterilecektir. Arsenik büyük ölçüde çevreye yayılan ve yer kabuğunda metalloid olarak biriken toksik bir elementtir. Arsenik ve türevleri içme suyunda, besinlerde, toprak ve hava partiküllerinde bulunmaktadır. Özellikle içme suyu arsenik maruziyetinin en yaygın kaynağıdır. Arsenik Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı tarafından grup I insan karsinojeni olarak sınıflandırılmıştır. Arseniğe maruziyet; akciğer, kan, cilt kanseri ve çeşitli cilt lezyonları ile ilişkilidir.
  • Master Thesis
    Ortaokullarda okul iklimi ve istenmeyen öğrenci davranışlarına ilişkin öğretmen görüşleri
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Çetin, Berçem; Özdaş, Faysal
    Araştırmanın amacı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, okul iklimi ve öğrencilerdeki istenmeyen davranışları nasıl değerlendirdiklerini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır ilinde ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemi ise Diyarbakır ilinin dört merkez ilçesindeki(Bağlar, Sur, Kayapınar, Yenişehir) ortaokullarda görev yapan 245 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler, Betimsel araştırma yöntemlerinden karma araştırma modeli kullanılarak toplanmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak "Okul İklimi" ve "İstenmeyen Davranış Ölçeği" ölçekleri, nitel veriler için de görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde, ortalama, standart sapma, Bağımsız Gruplar t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında cinsiyete göre "Bireyler Arası İlişkiler" ve "Sınıf Dışı Davranışlar" boyutu "Bazen" düzeyinde "Zarar Verici Davranışlar" boyutu ise "Hiçbir Zaman" düzeyindedir. Eğitim durumu ve mevcut okulda çalışma süresine göre öğretmen görüş ortalamaları arasındaki farklar anlamlı değildir. "Okul İklimi" ölçeğine göre "Demokratiklik ve Okula Adama", "Liderlik ve Etkileşim", "Başarı Etkenleri" ve "Samimiyet" boyutları cinsiyete göre "Çoğu Zaman"; "Çatışma" boyutu "Nadiren" düzeyindedir. Okul ikliminin "liderlik ve etkileşim" alt boyutunda cinsiyete göre öğretmen görüşlerinin ortalamasına bakıldığında erkek öğretmenler lehine anlamlı bir fark vardır. Erkek öğretmenlerin yöneticilerle daha iyi ilişki kurdukları söylenebilir. Eğitim durumu ve mevcut okulda çalışma süresine göre görüş ortalamaları arasındaki fark anlamlı değildir. Mesleki kıdemde ise kıdemi 1-5 yıl olan öğretmenlerle 6-10 yıl olan öğretmenlerin görüşleri ortalamasının arasındaki fark hem okul iklimi hem de istenmeyen öğrenci davranışlarına göre anlamlıdır. Buna göre yeni başlayan öğretmenler deneyimli öğretmenlere göre daha çok sorun yaşamaktadır. Bu durumun deneyim eksikliğinden kaynaklandığı söylenebilir.
  • Master Thesis
    Covid-19 salgınında turizm paydaşlarının kriz yönetim stratejisi ve acil eylem planı geliştirilmesine yönelik algıları: Diyarbakır örneği
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Yontürk, İsa; Çakar, Kadir
    Son yıllarda büyük bir ivme kazanan turizm küresel bir sektör haline gelerek ülkeler ve ülke ekonomilerini artan oranda birbirine bağımlı hale getirmiştir. Küreselleşmenin zamanla güçlenmesi kriz kavramının alanını genişleterek küresel bir olgu haline dönüştürmüştür. Dolayısıyla küresel bir sektör halini alan turizme yapılan yatırımların hem maddi hem manevi değeri yüksek olduğundan turizm faaliyetlerinde söz sahibi olan paydaşların ekonomik istikrarlarını sürdürülebilir bir seviye de tutabilmek adına potansiyel krizlere karşı kriz ortamında uygulanabilir hareket planlarının ve önlem uygulamaları almaları önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 krizi örneğinden yola çıkarak Diyarbakır ilinde turizmden sorumlu kamu ve özel sektör temsilcilerinin krize karşı etkin yönetim strateji ve acil eylem planının olup olmadığına yönelik paydaş algılarını ortaya çıkarmaktır. Bu sebeple çalışmanın ifade edilen amacı doğrultusunda nitel araştırma tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma verileri Diyarbakır'da bulunan turizm paydaşları ile yüz yüze görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Araştırma sonucunda Diyarbakır turizminin genel durumuna ilişkin krizlere karşı hazırlık düzeyinin yeterli olmadığı, strateji ve eylem planının olmadığı, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde eksikliklerin olduğu, turizmden sorumlu paydaşların ilişki düzeyinin yetersiz olduğu ve bundan dolayı Diyarbakır ilinin Covid-19 krizinden ciddi olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kaldığı dolayısıyla Diyarbakır özelinde etkin bir yönetişimin oluşamamasına neden olduğu sonucuna varılmıştır.
  • Master Thesis
    The Effect of Cooking Activity on the Mental Health of Addicted Individuals
    (2025) Halifegil, Berkay Nedim; Aykol, Şehmus
    Bu çalışma, gastronomi atölyesi kapsamında gerçekleştirilen yemek pişirme etkinliklerinin, bağımlılık tedavisi gören bireylerin yaşadıkları psikososyal değişim ve dönüşümleri keşfetmeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma modeliyle tasarlanan bu çalışmada, katılımcı gözlemleri, kurumdaki uzman psikologlarla yapılan yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşmeler ve destekleyici psikolojik ölçek uygulamaları bir araya getirilerek çok katmanlı bir veri toplama stratejisi uygulanmıştır. Bulgular, mutfak temelli müdahalelerin altı temel boyutta anlamlı değişimler yarattığını ortaya koymaktadır. Bunlar; 'Öz güven ve öz değer, sosyal boyut ve aidiyet duygusu, duygu düzenleme ve psikolojik rahatlama, gelecek perspektifi ve umut, davranışsal içselleştirme, sorumluluk bilinci ve katılım' temalarıdır. Bu bulgular yemeğin sadece bir beslenme aracı değil; bireyin kimliğini yeniden inşa edebileceği, sosyal aidiyetini pekiştirebileceği ve psikolojik olarak rahatlama sağlayabileceği terapötik bir araç olduğu araştırma bulgularıyla güçlü biçimde temellendirilmiştir. Bu dönüşümler, pozitif psikolojinin PERMA modeli (Pozitif Duygu, Katılım, İlişkiler, Anlam, Başarı) çerçevesinde kavramsallaştırılmıştır ve mutfak faaliyetlerinin psikolojik iyilik hali ile yeniden sosyal entegrasyonu destekleyici rolüne işaret etmiştir. Gastronomi atölyesi yalnızca mesleki eğitim süreci olarak değil; kimliğin yeniden inşası, sosyal bütünleşme ve psikolojik iyilik halini teşvik eden çok boyutlu bir müdahale alanı olarak değerlendirilmektedir. Bulgular, grup temelli mutfak müdahalelerinin bağımlılıktan kurtulma sürecinde düşük maliyetli, kültürel olarak uyarlanabilir ve etkili bir psikososyal destek modeli sunabileceğini göstermektedir. Ayrıca, rehabilitasyon merkezleri, sosyal hizmet uygulamaları ve gastronomi eğitimi alanlarında politika üreticilere yön verebilecek uygulanabilirlik potansiyeli taşımaktadır.
  • Master Thesis
    The Struggle of Palestinian Prisoners in Israeli Occupation Prisons: Sheikh Ahmet Yasin as a Model (1936-2004)
    (2025) Kliep, Asmaa; Yiğit, Sibel Ceylan
    Bu çalışma, Filistinli tutukluların işgal hapishanelerinde baskıcı uygulamalara karşı verdikleri mücadeleyi ve meşru haklarını elde etmek için yürüttükleri direnişi ele almaktadır. Çalışma, Şeyh Ahmed Yasin'i Siyonist savaşa karşı direniş mücadelesinde tutuklu hareketinin bir modeli olarak tanıtmaktadır. Ayrıca, esaret altındaki ve dışındaki Siyonistlere karşı geliştirilen stratejileri sunmakta olup Filistin özgürlük mücadelesiyle uyumlu bir parça olması nedeniyle önem taşımaktadır.Çalışmanın amacı, Filistin'deki işgal hapishanelerinin tarihsel arka planını, Filistinli tutuklulara uygulanan politikalar ve hükümlerin açıklanmasını sağlamaktır. Bunun yanı sıra, insan hakları ve siyasi hakların elde edilmesi için kamuoyu ve uluslararası kamuoyuna hitap eden Filistinli tutukluların direniş biçimlerini tanıtmaktadır.Çalışma, Şeyh Ahmed Yasin'i, İsrailhapishanelerindeki mücadelesi ve serbest bırakıldıktan sonra Filistin mücadelesine iç ve dış dayanışma yoluyla verdiği etkili liderlik örneği olarak sunmaktadır. Siyonist politikanın onu ortadan kaldırma kararı, hedeflerine ulaşamamasının bir ifadesidir.Araştırmada tarihsel, betimleyici ve karşılaştırmalı yöntemler kullanılmıştır. Son olarak, çalışma Filistinli tutuklulara desteğin artırılmasını, tutukluları destekleyen yasal çerçevelerin etkinleştirilmesini, uluslararası denetimin güçlendirilmesini ve tutukluları destekleyen örgütlerin rolünün artırılmasını önermektedir. Anahtar kelimeler: Şeyh Ahmet Yasin, Filistin, İşgal Hapishaneleri, Filistinli Mahkûmlar, İntifada.
  • Master Thesis
    Mardin masallarının işlevsel açıdan değerlendirilmesi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Mungan, Hayriye Sema; Uygur, Hatice Kübra
    Mezopotamya'nın kuzeyinde bulunan Mardin, tarihte birçok uygarlık ve kavme ev sahipliği yapmış, zengin bir halk kültürüne sahiptir. Bünyesinde barındırmış olduğu çeşitlilik, Mardin'in sözlü kültürüne, gelenek ve göreneklerine yansımıştır. Sözlü kültürün en önemli türlerinden biri olan masallar da kozmopolit bir yapıya sahip Mardin ilinde geçmişten bugüne farklı dillerde anlatılarak sürdürülmektedir. Kişilere müşterek bir kültürel şuur sunan masallar, evrensel olmakla kalmayıp bir toplumun yaşayışı, inancı, düşüncesi ve yaşam felsefesini yansıtmaktadır. Mardin, son zamanlarda masalla ilişki kurularak "masal şehir, bir masalın ilk cümlesi" şeklinde ifadelerle anılmaktadır. "Peki, masal şehrin masalları nerede?" araştırma sorusuyla başlayan çalışmada, Mardin masalları derlenerek kayıt altına alınmıştır. Analiz edilen elli masalla birlikte çalışmanın kuramsal çerçevesini "İşlevsel Halkbilim Kuramı" oluşturmaktadır. Mardin'den derlenen Süryanice, Kürtçe ve Arapça masallar, Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Aktarılan masallar, "Hoş Vakit Geçirme, Eğlenme ve Eğlendirme İşlevi, Değerlere, Toplum Kurumlarına ve Törelere Destek Verme İşlevi, Eğitim veya Kültürün Gelecek Kuşaklara Aktarılması İşlevi, Toplumsal ve Kişisel Baskılardan Kurtulma İşlevi" olarak bilinen William Bascom'un "folklorun dört işlevi"nin yanı sıra tespit edilen "Halkbilimsel Unsurları Aktarma İşlevi, Dili Koruma ve Dilsel Öğeleri Aktarma İşlevi, Yöre Tanıtımına Katkı Sağlama İşlevi, Bir Araya Gelme İşlevi, Sanala Yaklaşma-Sanaldan Uzaklaşma İşlevi, Bağlam Hakkında Bilgi Verme İşlevi, Anlatıcı Hakkında Bilgi Verme İşlevi, Süreklilik Sağlama İşlevi, Estetik İşlev ve Örtük İşlev" olmak üzere on ayrı işlev açısından incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Kültürel anlamda toplumları ve bireyleri yansıtan masalın birden fazla işleve sahip olması, artık geri plana atılmış, unutulmaya yüz tutmuş bu türün sürdürülmesinin önemini göstermektedir.
  • Master Thesis
    Şer'iyye sicillerine göre Mardinli kadınların hukuki ve sosyo-ekonomik durumu (1841-1894)
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Kılıç, Ayşegül; Gürhan, Veysel
    Bu çalıGmada Devlet ArGivleri BaGkanlığı Osmanlı ArGivi (BOA)"nde MeGihat ger"iyye Sicili Defterleri (MgH.SSC.d) fonunda bulunan 6864, 6920, 6916, 6913, 6874 numaralı XIX. yüzyıla ait Mardin Ger"iyye sicillerikaynak olarak kullanılmak suretiyle XIX. yüzyılda Mardin kadınının sosyal ve ekonomik hayat içerisindeki genel profilini çizmeyiamaçlamıGtır. Kadınların aile içindeki rolleri, sosyal, ekonomik ve hukuk alanlarındaki hakları ve bunları ne oranda kullanabildikleri değerlendirilmiG, bu bağlamda kadınlar; aile, evlilik, niGan, nikah, mehir, çok eGlilik, boGanma, nafaka, miras, vesayet baGlıkları ile incelenmiGtir. Mardin kadınının sosyal ve ekonomik yönü ise; mülk alım-satımı, mülk anlaGmazlığı, alacak-verecek, vakıf, vekâlet, Gahitlik, katl-yaralama, zina-tecavüz, gasp gibi baGlıklarda değerlendirmeye tabi tutulmuGtur. Bu aGamada Mardin"de Müslüman ve gayrimüslim kadınlar arası komGuluk iliGkileri ve gayrimüslim kadınların ihtida etmesi hususu üzerinde de durulmuGtur. Sonuç olarak; Ger"î mahkeme kayıtları, kadınların birbirinden farklı konularda mahkemeye baGvurup davalı veya davacı statüsünde irade beyanında bulunduklarını göstermiGtir. XIX. yüzyıl Mardin kadını; din ve devletin kendisine tanıdığı haklarınfarkındadır ve bu hakları ihtiyaç duyduğunda ya da bir problem ile karGılaGtığındakullanmaktan geri durmamıGtır. Kadınlar bazı durumlarda resmî iG ve iGlemlerini bizzat kendi iradeleriyle temsil ederek bazı durumlarda ise vekil tayin ederek halletmiGlerdir. Kadınlarla ilgili bilgi edinmeye çalıGtığımız Mardin ger"iyyeSicilleri; XIX. yüzyıl Mardin Gehrinin sosyal, ekonomik, hukuki yönleri ile birlikte diğer Gehirlerde yaGayan Osmanlı kadınlarına dair de bir izlenim oluGturmuGtur.
  • Master Thesis
    Thomas Hobbes'ta 'Korku' ve 'Savaş'
    (2025) İlboğa, Şah İsmail; Gökdağ, Kamuran
    Bu tez çalışması, Thomas Hobbes'un siyaset felsefesinde korku kavramının savaş kadar belirleyici bir unsur olduğunu ileri sürmektedir. Hobbes'un 'herkesin herkese karşı savaşı' biçiminde betimlediği doğa durumu, insanların karşılıklı güvensizlik ve tehdit algısıyla davrandığı bir ortam olarak şekillenir. Bu durumda insanı harekete geçiren temel motivasyon, ölüm korkusundan kaçınma ve yaşamlarını sürdürme arzusudur. Çalışmada, korku'nun hem doğa durumunda savaş halini canlı tutan yıkıcı bir neden hem de siyasal düzenin kurulmasını mümkün kılan kurucu bir neden olduğu savunulmaktadır. Tezin özgün katkısı, korku'nun bu yıkıcı-kurucu işlevlerini Hobbesçu sistem içinde tek ve bütünlüklü bir yapı halinde bir araya getirmesidir. Hobbes'un Leviathan ve De Cive adlı eserleri temel alınarak yapılan kavramsal çözümleme ve metinsel-yorumsamacı analiz yöntemleriyle, bireylerin doğa durumundan çıkmak üzere toplumsal sözleşme yapmalarını sağlayan duygusal ve rasyonel zemin olarak korkunun belirleyiciliği gösterilmiştir. Sözleşmeyle kurulan egemenlik, bu bağlamda korku'nun yönlendirildiği ve kurumsallaştırıldığı bir yapı olarak ortaya çıkar. Egemen, bireylerin korkularını temsil ederken, güvenliği sağlama vaadiyle itaatin zeminini oluşturur. Bu minvalde günümüz devlet pratiklerinin Hobbesçu siyaset teorisinin biyopolitik yönetim biçimleriyle nasıl kesiştiği de ilişkisel bir bağ (Foucault, Schmitt, Agamben hattı) kurularak çalışmada işlenmektedir. Ancak bu ilişkisellik çalışmamızda bütünlüklü bir biyopolitik okuma olarak kurulmamıştır. Modern devletlerin güvenlik politikaları ve yaşamı düzenleme pratikleri, Hobbes'un kuramındaki korku temelli egemenlik anlayışıyla benzerlikler taşıdığından çalışmamızın güncel önemine dikkat çekmek üzere yer verilmiştir. Bu yönüyle tez, korkunun siyasal düzlemdeki kurucu ve sürdürücü rolünü açıklamakta, Hobbes'un düşüncesini yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda çağdaş bağlamda da yeniden anlamlandırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Korku, Doğa Durumu, Savaş, Barış, Egemenlik, Sözleşme.
  • Master Thesis
    İlkokul ve ortaokul müdürlerinin okul yönetiminde karşılaştığı ekonomik sorunlar (Artuklu ve Kızıltepe örneği)
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2017) Akan, Mahmut; Ekinci, Abdurrahman
    Dünyanın hemen hemen her yerinde eğitime olan talebin giderek arttığı görülmektedir. İnsanların toplumsal ve ekonomik hedeflere uygun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi, geçmişe oranla günümüzde daha fazla önem taşımaktadır. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri nitelikli insan kaynaklarına ve ürettikleri teknolojiye bakılarak ölçülmektedir. Eğitim hizmetlerini eksiksiz olarak sağlayabilmek ve artan eğitim talebini karşılayabilmek için, eğitime ayrılan kaynaklarda da artış olması gerekir. Eğitime yeteri miktarda kaynak aktarılmaması, eğitimin amaçlarına ulaşmasında olumsuzluklara ve aksamalara neden olabilmektedir. Ülkelerin eğitime ayırdığı kaynak miktarı, o ülkenin genel ekonomisi içinde eğitimin yerinin ve öneminin de bir göstergesi olmaktadır. Türkiye'de son on dört yılda eğitime ayrılan bütçe sürekli artmakta hatta 2017 yılı bütçesinin %20'si sadece eğitime ayrılmış olmasına rağmen artan nüfustan dolayı yetersiz gelmektedir. Bunun sonucunda da, okullar ihtiyaçlarını karşılamakta ve finansal sorunlarını çözmekte çaresiz kalmakta ve kendi finans kaynaklarını yaratarak çözüm bulma yoluna gitmektedirler. Bu araştırmanın amacı, ilkokul ve ortaokul müdürlerinin okul yönetiminde karşılaştığı ekonomik sorunları tespit edip çözüm önerileri sunmaktır. Bu amaçla 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında Mardin İli Artuklu ve Kızıltepe ilçelerinde görev yapan 50 okul müdürü ile görüşülerek hazırlanan anket okul müdürlerine yöneltilmiş ve toplanan verilere göre bu sorunlar tespit edilmeye çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Henri Bergson'un Bellek Teorisi ve Psikolojik Bellek Süreçleri: Karşılaştırmalı Bir Analiz
    (2025) Benice, Emine Simru; Gökdağ, Kamuran
    Bu çalışma, belleğin tarihsel, felsefi ve psikolojik boyutlarını karşılaştırmalı bir yöntemle inceleyerek Henri Bergson'un bellek teorisini modern psikoloji yaklaşımlarıyla ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır. Antik Yunan'dan moderniteye uzanan süreçte bellek, kimi zaman ruhsal bir yeti, kimi zaman bilişsel bir işlev olarak kavramsallaştırılmıştır. Tezin ilk bölümünde belleğin tarihsel gelişimi; Platon, Aristoteles, Augustinus ve Descartes gibi düşünürlerin yaklaşımlarıyla temellendirilmiştir. Devamında, psikolojik kuramların belleğe yönelik tutumları analiz edilmiş; davranışçı, bilişsel, psikanalitik, hümanistik ve nöropsikolojik yaklaşımlar ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Henri Bergson'un 'süre', 'saf bellek' ve 'yaratıcı tekâmül' kavramları çerçevesinde geliştirdiği bellek anlayışı, bu kuramsal zemin üzerinde konumlandırılarak özgün bir teorik sentez oluşturulmuştur. Bergson'un belleğe ilişkin felsefi yaklaşımı, yalnızca geçmişi taşıyan bir yapı değil, aynı zamanda varoluşsal bir imkân olarak değerlendirilmiştir. Son olarak, Bergson'un konik bellek modeli başta olmak üzere belleğin yapısal, işlevsel ve metafizik yönleri açıklanarak, psikolojik yaklaşımlarla kesiştiği ve ayrıştığı noktalar tartışılmıştır. Bu bağlamda çalışma, felsefe ve psikolojiyi bellek kavramı etrafında buluşturarak disiplinler arası bir katkı sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Henri Bergson, Bellek, Süre, Felsefe, Psikoloji
  • Master Thesis
    Okul Temelli Bütçe Uygulamasına İlişkin Bir Çözümleme
    (2024) Kılıç, Bertan; Beltekin, Nurettin
    Bu çalışmanın amacı, okul merkezli yönetimin alt öğeleri olarak okul merkezli bütçe ve öğrenci merkezli bütçe konusunda, uygulayıcı konumda bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan Müdür ve Müdür yardımcılarının bu uygulamalar hakkındaki görüşlerini ortaya koymaktır. Tarama modelli bu nitel çalışma 2023- 2024 öğretim yılında Malatya ilinde bulunan anaokulları, ilkokullar, ortaokullar ve liselerde görev yapan okul müdürü ve müdür yardımcılarından oluşan toplam 20 kişinin görüşlerinden oluşmaktadır. Maksimum örneklem çeşitlemesi amacıyla Malatya il ve ilçe sınırları içerisinde bulunan her düzeyde okul türünden örneklemler alınmıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmış olup görüşme soruları ise ilgili alan yazın ve araştırmanın amaçları doğrultusunda hazırlanmıştır. Görüşme sorularının hazırlanma aşamasında ayrıca üç ayrı okul müdürü ile ön görüşme yapılmış olup, bu şekilde uzman görüşlerine başvurularak görüşme formunun soruları son şeklini almıştır. Görüşmelerin tamamı yüz yüze yapılmış ve veriler yazı ile not edilmiştir. Bu yöntemle elde edilen verilerden kodlar, tema ve alt temalar oluşturulmuş ve bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgulara dayanarak, okul idarecileri okul temelli yönetim anlayışının alt öğesi olan ve önceki yıllarda uygulamada bulunan öğrenci temelli bütçe uygulamasının eğitimin bütçe sorunlarını çözmede yetersizliğini ifade etmektedirler. Okul idarecileri yeni sistem sayesinde daha önce uygulamada olan merkezi yönetim anlayışının dışında okulun da kendi bütçe yönetiminde söz hakkı olduğu yerinden yönetim anlayışını merkeze alan okul temelli bütçe yaklaşımının eğitimin bütçe sorununa çözüm getireceğini savunmakla birlikte yeni sistemin zamanla eksikliklerinin giderileceğini düşünmektedirler.