Yüksek Lisans Tezleri - Karma

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/57

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 885
  • Master Thesis
    Merkez Efendi ve Külliyesi
    (2025) Taşdemir, Huzeyfe; Demirci, Abdurrahman
    Bu çalışmada, Osmanlı Dönemi'nde ilmî ve manevî yönleriyle ön plana çıkmış olan Merkez Efendi'yi, onunla özdeşleşen Merkez Efendi Külliyesi'ni tarihî ve mimarî yönleriyle incelenmektedir. Merkez Efendi, XVI. yüzyılda yaşamış, Halvetiyye tarikatının Sünbüliyye koluna mensup, ilim ve irfan sahibi bir zâttır. Hayatı boyunca irşâd faaliyetleri yürüten, saray çevresiyle güçlü ilişkiler kuran Merkez Efendi, özellikle Şah Sultan'ın desteğiyle İstanbul'un Mevlanakapı semtinde külliyeye dönüşecek olan bir tekke tesis etmiştir. Bu yapı zamanla sadece tasavvufî bir merkez değil, aynı zamanda sosyal yardımlaşma ve kültürel faaliyetlerin yürütüldüğü bir kurum hâline gelmiştir. Tez kapsamında hem Merkez Efendi'nin biyografisi hem de onun adına inşa edilen külliyenin yapısal özellikleri, işlevleri ve vakıf sistemi içerisindeki yeri arşiv belgeleri ışığında ele alınmaktadır. Tezde tarihsel araştırma yöntemi esas alınmış; arşiv belgeleri, vakfiye metinleri, salnâmeler ve saha gözlemleriyle desteklenmiştir. Merkez Efendi Külliyesi'ne dair yapılan değerlendirmelerle klasik menkıbevî anlatılardan azade akademik ve belgeli bir yaklaşım ortaya konulmuştur. Külliyeye ait cami, türbe, dârülkurrâ, çilehâne, hazîre, hamam gibi yapılar ayrı başlıklar altında değerlendirilmiş; bu birimlerin işlevleri ve toplumsal etkileri analiz edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, Merkez Efendi'nin bir tarikat şeyhi olmasından ziyade, Osmanlı şehir kültüründe etkin bir şahsiyet olduğunu; adına tesis edilen külliyenin ise klasik vakıf sisteminin başarılı bir örneği olarak kurumsal ve mimarî açıdan önem arz ettiğini ortaya koymuştur. Bu yönüyle tez, Osmanlı toplumunun dinî ve sosyal yapısının daha iyi anlaşılmasına imkân tanımaktadır.
  • Master Thesis
    Umran Nazif Yiğiter'in Eserlerinin Edebiyat Sosyolojisi Açısından İncelenmesi
    (2025) Gündüz, Mehmet Emin; Yalçınkaya, Mehmet
    Bu tez, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının dikkat çekici yazarlarından Umran Nazif Yiğiter'in eserlerini edebiyat sosyolojisi bağlamında ve kuramsal bir çerçevede incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, yazarın hikâyelerinde toplumsal gerçekliğin nasıl kurgulandığını ve birey-toplum ilişkilerinin hangi sosyolojik göstergeler üzerinden yansıtıldığını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, Yiğiter'in yedi hikâye kitabı birincil kaynak olarak seçilmiş, yazarın edebî kişiliği ve eserlerinin şekillendiği tarihsel bağlam da dikkate alınmıştır. Araştırmada edebiyat sosyolojisi, Marksist edebiyat kuramı, Lukács'ın tipik karakter anlayışı ve Goldmann'ın yapısalcı yöntemi temel kuramsal yaklaşımlar olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemi çerçevesinde doküman analizi ve metin çözümlemesi teknikleri kullanılmış; eserlerdeki kişi kadrosu, mekân düzenlemeleri, anlatım teknikleri ve tematik yapılar ayrıntılı olarak incelenmiştir. Yapılan değerlendirmelerde, yazarın hikâyelerinde işçi sınıfının sömürülmesi, taşra memurlarının yalnızlığı ve merkeze karşı konumları, kadınların toplumsal hayattaki rolleri, aile içi çatışmalar, ahlaki yozlaşma, yabancılaşma ve toplumsal dışlanma gibi temaların yoğun biçimde işlendiği görülmüştür. Yiğiter'in eserleri, bireysel dramların ötesine geçerek, Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinin sosyo-ekonomik yapısını, kültürel dinamiklerini ve modernleşme sürecinin yarattığı toplumsal gerilimleri görünür kılmıştır. Çalışmada ulaşılan sonuçlar, Yiğiter'in hikâyelerinin yalnızca edebî açıdan değil, aynı zamanda sosyolojik birer belge niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır. Böylece, onun eserleri aracılığıyla edebiyatın toplumsal işlevi ve sanatın toplumla ilişkisi yeniden düşünülmekte; edebiyat sosyolojisi açısından kuramsal bir katkı sunulmaktadır.
  • Master Thesis
    Aktif Spor Yapan ve Yapmayan Lise Öğrencilerinin Saldırganlık Düzeylerinin İncelenmesi
    (2025) Erkan, Mehmet; Türkmen, Mustafa
    Bu araştırmanın amacı, Mardin Kızıltepe Spor Lisesi'nde aktif spor yapan öğrenciler ile Mardin Kızıltepe Mimar Sinan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde aktif spor yapmayan öğrencilerinin saldırganlık düzeylerini çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, her iki okuldan basit rastgele yöntemle seçilen toplam 500 öğrenci (250 spor yapan öğrenci ve 250 spor yapmayan öğrenci) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan 6 sorudan oluşan demografik bilgiler formu, Demirtaş Madran (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan Buss-Perry saldırganlık ölçeği ile toplanmış, Toplanan veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler için tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, spor yapma durumunun fiziksel saldırganlık, öfke, düşmanlık ve sözel saldırganlık alt boyutlarında anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Cinsiyet ve branş durumu değişkenlerinin saldırganlık düzeyleri üzerinde anlamlı etkisi bulunmamıştır. Spor yapan öğrencilerde lisans değişkenine göre sözel saldırganlık alt boyutunda ve spor yılı değişkenine göre öfke alt boyutunda, spor yapmayan öğrencilerde ise yaş değişkenine göre sözel saldırganlık alt boyutunda, sınıf düzeyi değişkenine göre öfke alt boyutunda ve spor yılı değişkenine göre fiziksel saldırganlık alt boyutunda anlamlı fark tespit edilmiştir. Sonuç olarak, saldırganlık düzeylerinin yalnızca spor yapma durumuna bağlı olmadığı; sporun süresi, türü, öğrencinin sosyal çevresi ve okul iklimi gibi çok boyutlu faktörlerden etkilendiği ortaya konulmuştur. Araştırma, literatürdeki benzer çalışmalarla büyük ölçüde örtüşmekte ancak yaş, spor yılı, sınıf düzeyi ve lisans değişkenlerinin bulgularıyla özgün katkı sağlamaktadır.
  • Master Thesis
    تكريم الإنسان في ضوء السنة النبوية
    (2025) Hamdoalismail, İsmail; Al-doori, Ayman Jassim Mohammed
    Bu çalışma öncelikle ikram/takrîm kavramını ele almakta, insanın diğer tüm varlıklar arasındaki konumunu açıklamakta ve terimin anlamlarını ortaya koymaktadır. Araştırmanın büyük bir kısmı ise insan onurunun Hz. Peygamber'in Sünneti'ndeki yansımalarına ayrılmıştır. Bu bağlamda öne çıkan başlıca yönler şunlardır: insan hayatının dokunulmazlığı ve kanının haram kılınması; insanlar arasında eşitlik ilkesinin tesis edilmesi; maddî ve manevî hakların korunması; kardeşçe ilişkilerde iyilik ve ihsan; toplumun tüm kesimlerine karşı adalet; bireyin toplum tarafından gözetilmesi zorunluluğu; insanın ilim ve bilgi edinme hakkının tanınması; kusurların örtülmesi ve hataların araştırılmaması; zayıflık, hastalık ve yaşlılık durumlarında destek olunması; ölümünden sonra bile insana saygı gösterilmesi. Çalışmada ayrıca, insan onurunun Sünnet'teki yeri ile pozitif hukukta ele alınış biçimi karşılaştırılmış ve sonuçta insanı yüceltme konusunda nebevî yöntemin beşerî yasalardan üstün olduğu ortaya konulmuştur. Bu çalışmada ulaşılan başlıca sonuçlar şunlardır Bu tezde ulaşılan en önemli sonuçlardan biri, insanın ilahî ikramının İslâm'da asli ve sabit olduğudur. Bu ikram hem maddî hem manevî boyutları kapsamaktadır ve şeriatın temel maksatlarından (makāsıd) biri sayılmaktadır. Hz. Peygamber'in Sünneti, insan onurunu hayatın bütün Aşamalarında doğumdan ölüme ve sonrasına kadar korumak için ilmî ve kapsamlı esaslar ortaya koymuştur. Buna karşılık, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi insan onurunu güvence altına alma yönünde beşerî bir girişim olmakla birlikte, onu bağlayıcı sabit bir referanstan yoksundur. Dolayısıyla insanı yüceltme konusunda nebevî yöntem, rabbanî dayanağı, sürekliliği, kapsamlılığı ve haklar ile görevler arasındaki dengeli yaklaşımı sayesinde pozitif hukuk sistemlerinden daha üstündür.
  • Master Thesis
    Kent Temsillerinin Dizi Filmler ile Üretilmesi: Mardin Örneği
    (2025) Sevinç, Gülşah; Küçük, Murat
    Bu çalışma, Mardin'de çekilen televizyon dizileri aracılığıyla ekranlarda nasıl bir kent temsili üretildiğini incelemektedir. Medyada sunulan kent temsilleri, yalnızca fiziksel mekânların görselleştirilmesiyle sınırlı kalmayıp; aynı zamanda kente atfedilen tarihsel, kültürel ve toplumsal anlamları da içermektedir. Ekranda inşa edilen bu temsiller, zamanla izleyicinin zihninde kalıcı kent imgeleri oluşturarak, kente yönelik yeni anlamlar üretmektedir. Mardin örneğinde, dizilerde sıklıkla kullanılan tarihî dokular ve geleneksel mimari öğeler — özellikle büyük ve gösterişli taş konaklar — yalnızca estetik bir unsur olarak değil, aynı zamanda aşiretlerin zenginliğini, gücünü ve toplumsal statüsünü simgeleyen mekânsal göstergeler olarak kullanılmaktadır. Bu yapılarla birlikte sunulan aşiret yapısı, töre kuralları ve namus gibi temalar, kent mekânıyla bütünleşen bir anlatı düzeni kurmakta; böylece Mardin, sadece görsel bir arka plan değil, belirli kültürel kodların taşıyıcısı hâline gelmektedir. Çalışmada, 2000 sonrası dönemde Mardin'de çekilen ve ulusal televizyon kanallarında yayımlanan on altı dizi (Hevi, Sıla, Berivan, Kara Duvak, Hercai, Bir Bulut Olsam, Adını Kalbime Yazdım, Firar, Aşka Sürgün, Kadim Dostum, Aşktan Kaçılmaz, Uzak Şehir, Ağanın Kızı, Göç Zamanı ve Jan) tematik, görsel ve söylemsel analiz yöntemleriyle incelenmiştir. Bu dizilerde öne çıkan töre, kan davası, namus cinayeti, aşiret yapısı, kadına yönelik şiddet, kent yoksulluğu, çokkültürlülük ve sınır kenti gibi temalar, kent mekânlarının kullanım pratikleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, dizilerde Mardin'in tarihî mimarisi sıklıkla öne çıkarılmakta; buna karşılık modern mimari ve çağdaş kent yaşantısı büyük ölçüde dışarıda bırakılmaktadır. Ayrıca, kentin çokkültürlü yapısının, dizilerin görsel ve tematik tercihlerini etkilediği; aynı temaların tekrar tekrar işlenmesinin ise içerik üretiminde ticari kaygıların belirleyici olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelime: Dizi Film, Mardin, Kent Temsili, Kent Mekânları
  • Master Thesis
    Atık Üretimi, Ar-ge Yoğunluğu ve Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye Örneği
    (2025) Gündüz, Mehmet; Polat, Melike Atay
    Bu çalışma 74 sayfadan oluşmakta ve Türkiye'de atık üretimi, Ar-Ge yoğunluğu, ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketimi arasındaki ilişkiyi zaman serileri analizi yardımıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Artan üretim ve tüketim hacmi, çevresel baskıları artırmakta ve atık yönetimini sürdürülebilir kalkınma politikalarının temel unsurlarından biri hâline getirmektedir. Türkiye, son yıllarda sanayileşme ve ekonomik büyüme sürecini sürdürürken aynı zamanda çevresel sorunlarla mücadele ve döngüsel ekonomi yaklaşımını benimseme çabası içindedir. Bu kapsamda, çalışmanın amacı ekonomik büyüme ve Ar-Ge yoğunluğunun atık üretimi üzerindeki uzun dönemli etkilerini ortaya koymak ve çevresel sürdürülebilirlik açısından olası politika önerilerini değerlendirmektir. Araştırmanın kapsamını 1996–2021 dönemi Türkiye verileri oluşturmaktadır. Çalışmada değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla zaman serisi analizine dayalı ekonometrik yöntemler kullanılmıştır. Serilerin durağanlığı Augmented Dickey-Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) testleriyle sınanmış, seriler arasındaki uzun dönemli ilişkinin varlığı Johansen eşbütünleşme testiyle test edilmiştir. Uzun dönem katsayı tahmini ise Tam Düzeltilmiş En Küçük Kareler (FMOLS) yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Ampirik bulgular, seriler arasında uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisinin bulunduğunu göstermektedir. Elde edilen sonuçlara göre, ekonomik büyüme atık miktarını artırmakta, Ar-Ge yoğunluğu ise azaltıcı etki göstermektedir. Yenilenebilir enerji tüketimi pozitif katsayıya sahip olup, bu sonuç enerji dönüşüm sürecinin henüz döngüsel ekonomi sistemleriyle tam olarak bütünleşmemiş olmasıyla açıklanabilir. Bulgular, Ar-Ge yatırımlarının çevre dostu teknolojilere yönlendirilmesi ve döngüsel ekonomi politikalarının güçlendirilmesi hâlinde Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine daha etkin biçimde ulaşabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Atık Üretimi, Atık Yönetimi, Ar-Ge, Ekonomik Büyüme, Türkiye, Zaman Serisi Analizi.
  • Master Thesis
    Monografiya Gundê Stilîlê
    (2025) Erdoğan, Ferhan; Keskin, Necat
    Folklor ya da halk bilimi, halk kültüründen meydana gelmektedir. Bir toplumun kültürünün yok olmaması ve gelecek kuşaklara aktarılması için o kültürün korunup kaydedilmesi gerekmektedir. Monografi bu amaç için başta gelen tekniklerden biridir. Bu çalışma, Mardin ili Nusaybin ilçesine bağlı Akarsu köyünün halk kültürünün incelenmesi ve tanıtılması için hazırlanmıştır. Monografî yoluyla, halk kültürü unsurları derinlemesine bir şekilde incelenmiş, tasnif edilmiş ve kayıt altına alınmıştır. Akademik araştırma ve okumaların dışında saha çalışmaları ve materyal toplama işlemi de gerçekleştirilmiştir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın teorik ve kavramsal çerçeveleri, ikinci bölümde genel bir bakışla Akarsu köyü, üçüncü bölümde Akarsu köyünün halk kültürü, dördüncü bölümde halk edebiyatı, beşinci bölümde de halk tiyatrosu ve halk müziği yer almaktadır. Özellikle üçüncü bölümde adet ve töre, halk inanışları, halk sanatları, geçiş dönemleri, halk bilimi gibi alt bölümler bulunmakta ki bunlar doğrudan toplum yaşantısını yansıtmaktadır. Özellikle bu alt bölümlerde, halk kültürü unsurları tespit ve örneklerle derlenmiş ve yazıya geçirilmiştir. Bu çalışmanın amacı Akarsu köyünün halk kültürünü göstermek ve özellikle de Akarsu köyünün muhtelif folklor unsurlarını açıklamaktır. Bu çalışmayla, Akarsu köyü ve çevresi hakkındaki sorular cevaplandırılmıştır. Ayrıca Akarsu köyünün halk kültürüne dikkat çekmek de amaçlanmıştır. Toplumsal hafızayı yansıtan örnekler, kaynak kişilerin ağzından veya gözlem yoluyla elde edilmiştir. Uzun yıllar boyunca toplum üyelerinin davranışlarıyla biçim alan halk kültürü, toplumu temsil etmektedir. Ayrıca bir kültürel kimlik ve doğal ifade biçimini yaratmaktadır. Bu çalışma da Akarsu köyünün yazılı bir halk kültürü ifadesidir. Anahtar Sözcükler: Akarsu Köyü, Folklor, Halk Kültürü, Monografi, Nusaybin.
  • Master Thesis
    Dîwana Xemgînê Xanî (Metın û lêkolîn)
    (2025) Süleyman, Müjde; Adak, Abdurrahman
    Bu çalışmanın konusu, Xemgînê Xanî olarak da tanınan Mela Nûreddîn Ebdulmecîd'in (1915-2008) şiir divanıdır. Şair Suriye'nin Rojava Kürt Bölgesi'ndendir ve yirminci yüzyıl ve yirmi birinci yüzyılın başlarında yaşamıştır. Bir ses kaydında kendisine dair verdiği bilgilere göre, Mela Nûreddîn Ebdulmecîd, önemli Kürt şairi Ehmedê Xanî'nin soyundan gelmektedir. Şêx Ibrahîm Ḥeqî ve bölgenin diğer dini âlimlerinden İslam dininin fıkıh ve şeriat ilimlerini öğrenmiştir. Bunun yanı sıra, aşk, toplum, millet ve tasavvuf konularıyla ilgili çok sayıda şiir yazmıştır. Eserlerinin ailesi tarafından muhafaza edilen tüm orijinal nüshalarına ulaşma imkanımız oldu. Mela Nûreddîn Ebdulmecîd'in eserlerinde Melayê Cizîrî, Eḥmedê Xanî ve Feqiyê Teyran gibi şairlerin etkisi aşikardır. Bu çerçevede Feqiyê Teyran'ın Şêxê Senʿanî adlı manzumesine bir nazire kaleme almıştır. Şair modern dönemin şairlerinden olmasına rağmen şiirlerini klasik edebiyatın uslubu ve araçlarıyla yazmış ve tüm şiirlerinde Xemgîn mahlasını kullanmıştır. Dönemin Suriye iktidarının korkusundan eserlerini açıkça ortaya koymamıştır ve bu nedenle de şiirleri bugüne kadar tanınmamıştır. Yaşamı boyunca yalnızca Dîwana Şêxê Sen'anî bi Xezela Feqhê Teyran û Xemgînê Xanî adlı eseri yayınlanmıştır. Ailesinden gerekli izinleri aldıktan sonra, bu çalışmayla Mela Nûreddîn Ebdulmecîd'in şiirlerine ve hayatına ışık tutmak ve bu yolla da onları günyüzüne çıkarmak istemekteyiz. Bu çalışma bir giriş bölümü, üç kısımdan oluşan bir tartışma bölümü ve bir de sonuç bölümünden oluşmaktadır. Bu çalışmada şairin hayatı, eserleri ve edebi yanı üzerinde durularak bu konular akademik olarak araştırılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Klasik Kürt edebiyatı, klasik şairler, divan, tasavvuf, Xemgînê Xanî.
  • Master Thesis
    Stabil ve Stabil Olmayan Zeminde Uygulanan 8 Haftalık Kalistenik Antrenmanın Sedanter Kadınların Vücut Kompozisyonu ve Motorik Özellikleri Üzerine Etkileri
    (2025) Tekin, İrem; Karakulak, İzzet
    Bu tezin amacı stabil ve stabil olmayan zeminde uygulanan 8 haftalık kalistenik antrenmanın sedanter kadınların vücut kompozisyonu ve motorik özellikleri üzerine etkilerinin incelenmesidir. Çalışmaya spor geçmişi olmayan, sağlıklı 30 kadın gönüllü olarak katılmıştır. Ön testte elde edilen değerlerinden sonra ortalamaya bakılarak katılımcılar stabil zemin grubu (n=15) ve stabil olmayan zemin grubu (n=15) olarak ikiye ayrılmıştır. 8 hafta boyunca stabil zemin grubu normal zeminde, stabil olmayan zemin grubu ise bosu topu üzerinde kalistenik antrenman uygulamıştır. Çalışmada katılımcıların boy uzunluğu, vücut ağırlığı, yağ oranı kas kütlesi, beden kitle indeksi, esneklik, denge, dikey sıçrama, sağlık topu fırlatma, Queen's College step testi, el kavrama, mekik ve sırt- bacak kuvveti test ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Çalışmada grup içi ve gruplar arası ön test ve son test değerleri karşılaştırılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın ön test- son test grup içi değerlendirilmelerine bakıldığında vücut ağırlığı, beden kitle indeksi ve yağ oranı parametrelerinde her iki grupta da ön test ile son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar görülmüştür (p<0,05). Stabil olmayan zemin grubunun kas kütlesinde anlamlı bir artış gözlemlenirken, stabil zemin grubu kas kütlesi açısından anlamlı bir değişim gözlemlenmemiştir (p>0,05). Stabil zemin ve stabil olmayan zemin gruplar arası el kavrama, denge, esneklik, sağlık topu fırlatma, step testi, sırt- bacak kuvveti ve dikey sıçrama ön test değerlerinde istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmazken (p>0,05); mekik çekme testi parametresinde istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Stabil ve stabil olmayan zemin gruplar arası mekik çekme, denge, sağlık topu fırlatma ve step testi son test değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Bu parametrelerde stabil olmayan zemin grubunun daha yüksek performans sergilediği belirlenmiştir. El kavrama kuvveti, esneklik, sırt- bacak kuvveti ve dikey sıçrama parametrelerinde gruplar arası son test ölçüm değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak stabil ve stabil olmayan zeminde uygulanan antrenmanların sedanter kadınların vücut kompozisyonu parametrelerini iyileştirdiği, özellikle stabil olmayan zeminde uygulanan kalistenik antrenmanların motorik özellik parametrelerini geliştirmek için etkili bir antrenman metodu olduğu söylenebilir.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Üretilen ve Soğuk Sıkımı Yapılan Bazı Bitkisel Yağların Fitokimyasal Özellikleri ve İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri
    (2025) Şenpalıt, Serdil; Güngören, Muhammed; Emre, Mustafa Yunus
    Bu çalışmada, ticari olarak temin edilen soğuk sıkım ayçiçek, kanola ve zeytinyağı örneklerinin kimyasal ve biyolojik özellikleri kapsamlı olarak incelenmiştir. Yağların kalite parametreleri analiz edilerek serbest yağ asitliği, peroksit değeri ve özgül absorbans değerleri belirlenmiş, depolama süresi (0–6 ay) ve sıcaklık (+4 °C ve +25 °C) koşullarının kalite üzerine etkileri değerlendirilmiştir. Her yağ türü 0. ayda birer numune, 3. ve 6. aylarda ise +4 °C ve +25 °C koşullarında incelenmek üzere toplam 15 numune üzerinden analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, depolama süresi arttıkça genel olarak yağların kalite parametrelerinde düşüş gözlenmiş, antioksidan kapasite ve toplam fenolik madde değerlerinde de belirgin azalmalar kaydedilmiştir. Fenolik bileşik analizi ile yağların fenolik profili ortaya konmuş ve DPPH radikali giderme aktivitesi ile toplam fenolik madde değerleri arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Yağ asidi kompozisyonu analizi, doymuş, tekli ve çoklu doymamış yağ asitlerinin oranlarını ortaya koymuş ve tekli doymamış yağ asitleri/çoklu doymamış yağ asitleri dengesi açısından besinsel değerler değerlendirilmiştir. Gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi ile uçucu bileşen profilleri belirlenmiş ve bu bileşenlerin aromatik karakter ile potansiyel biyolojik aktiviteleri tartışılmıştır. Yağların antimikrobiyal aktiviteleri ise seçilmiş bakteriyel ve mantar suşlarına karşı test edilmiş, farklı yağ türlerinin gıda koruyucu potansiyeli değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda, zeytinyağının fenolik bileşik içeriği ve antioksidan kapasitesi açısından en yüksek değerlere sahip olduğu; ayçiçek ve kanola yağlarının ise uçucu bileşen profilleri ve yağ asidi dağılımları açısından farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Depolama süresi ve sıcaklık, özellikle fenolik içerik, peroksit değeri ve uçucu bileşen profili üzerinde belirgin değişimlere yol açmıştır. Elde edilen bulgular, soğuk sıkım yağların kalite ve fonksiyonel özelliklerinin sistematik değerlendirilmesine katkı sağlamış, bu yağların besinsel değerleri ve gıda sanayinde kullanım potansiyeli açısından önemli bilgiler sunmuştur. Çalışma, farklı yağ türlerinin fenolik içerik, antioksidan kapasite, uçucu bileşen profili ve antimikrobiyal aktivitelerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi açısından literatüre değerli bir katkı sağlamaktadır. Ayrıca, daha geniş numune setleri ve farklı depolama koşullarının incelenmesi gelecekteki araştırmalar için önerilmektedir. Elde edilen bulgular, bu yağların fenolik bileşik ve antioksidan içeriklerinin, oksidatif strese karşı korunma ve kronik hastalık riskinin azaltılmasında potansiyel fayda sağlayabileceğini göstermektedir. Ayrıca, uçucu bileşenler ve yağ asidi profilleri, metabolik sağlık ve kardiyovasküler fonksiyonlar üzerinde olumlu etkiler yaratma potansiyeline işaret etmektedir.
  • Master Thesis
    Asketik Bir Tarikat Olarak Sistersiyenler ve II. Haçlı Seferlerine Etkisi
    (2025) Ceylan, Azad; Toprak, Bilal
    Her din ve/veya inanç, kurucusunun ortaya çıktığı tarihten uzaklaştıkça özünden uzaklaşır, farklı kollara ayrılır hatta ana düşünceden sapar. Bir de Roma İmparatorluğu'nun yıkıntısı üzerinde bulunan Avrupa, 10. yüzyıla kadar güvenlik, hukuk, eğitim ve siyasi alanlarda ciddi istikrar sorunları yaşamıştır. Bölgenin içerisinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulunca mezkûr konular çok daha fazla görülmüştür. Ancak süreç içerisinde ortaya çıkan karizmatik veya kahraman kişiler bu gidişata karşı çıkarak öze dönüş özlemiyle yeni oluşumlar göstermiştir. 11. yüzyılda, Avrupa'nın bu bozulmuş düzenine karşı dini yaşama yoğun bir dönüş olmuştur. Buna karşın manastırlar kuruldu ve başta Kluni Tarikatı, Hristiyan dinine ve manastır hayatına olan güveni tazelemiştir. 11. yüzyıl Avrupa için hem dini hem de siyasi alanda ciddi değişimlerin olduğu bir asır olmuştur. Siyasi desteği de arkalarına alan tarikatlar, her geçen gün büyüyerek daha etkin bir rol almışlardır. Ancak Kluni Tarikatı da büyümenin etkisiyle kendi içerisinde eleştirilere maruz kalmış ve tarikat kendi içerisinde bölünmeler yaşamıştır. Başrahip Robert, Orta Çağ Avrupa'sının 11. yüzyılında, cemaatlerin dünyevileşmelerinden ve monastik yaşamdan uzaklaşmalarından rahatsızlık duyup, Kluni Tarikatı'ndan ayrılarak kırsal bölgelerde asketik bir hayat yaşamayı tercih etmiştir. Yanına Alberic, Stephen ve on dokuz kişi daha alarak 21 Mart 1098'de, Latince ismi Cistercium olan Citeaux'da yeni bir manastır kurmuştur. Adını kurulduğu köyden alan Sistersiyen Tarikatı, asıl ününe ve gücüne ise ikinci kuşak liderlerinden biri olan Clairvauxlu Aziz Bernard zamanında kavuşmuştur. O yüzden tarikatın inançsal, sosyal ve ekonomik yapısı ve Aziz Bernard'ın tarihsel kişiliği ve siyasi etkinliği tezin ana muhtevasını oluşturacaktır.
  • Master Thesis
    Süryani Kadim Kilisesi'nde Theotokos
    (2025) Adak, Tuba; Toprak, Mehmet Sait
    Hıristiyanlık tarihinde merkezi bir konuma sahip olan Theotokos (Tanrı doğuran) kavramı, Süryani Kadim Kilisesi bağlamında incelenmektedir. Bu unvanın yalnızca teolojik bir tanım olmanın ötesinde, erken dönem Hıristiyanlıkta yaşanan siyasi, kültürel, dini mücadelelerin bir yansıması olduğu ileri sürülmektedir. Meryem'in yüceltilmesinin ardındaki mitolojik temeller, Hıristiyanlığın pagan toplumlarla etkileşimi çerçevesinde analiz edilmektedir. Sümer'deki İnanna, Mısır'daki İsis ve Anadolu'daki Kibele gibi ana tanrıça kültlerinin Meryem figüründe devamlılık kazandığını ve eski inanç kalıplarının yani dine nasıl dahil edildiğini göstermektedir. Theotokos kavramının ortaya çıkışı, İskenderiye ve Antakya ekolleri arasında yaşanan İsa'nın doğası hakkındaki kristolojik tartışmalarla ilişkilendirilmektedir. Bu tartışmalar, Efes ve Kadıköy Konsilleri'nde doruk noktasına ulaşmış ve teolojik bir mesele olmaktan çıkıp, kiliseler arası güç mücadelesinin ve imparatorluk politikalarının bir uzantısı haline gelmiştir. Süryani Kadim Kilisesi'nin Theotokos kavramına yaklaşımı, miafizit kristoloji doğrultusunda ele alınmıştır. Bu anlayışa göre, Mesih ilahi ve insani doğalarının birleşimi, Meryem'in 'Tanrı doğuran' olarak kabulünü zorunlu kılmıştır. Süryani kilise babalarının eserlerinde Meryem, Mesih'in annesi olması dışında ilahi kurtuluş planında merkezi bir figür olarak tasvir edilir. Bu çalışma, Theotokos kavramının Hıristiyanlık dünyasında inanç, politika, mitoloji ve tarihin iç içe geçtiği çok boyutlu bir kavram olduğunu ortaya koymaktadır.
  • Master Thesis
    Farklı Fosfor ve Çinko Dozlarının Mercimekte Tane Verimi ve Verim Öğeleri Üzerindeki Etkisinin Araştırılması
    (2025) İnanç, Mehmet Latif; Aktaş, Hüsnü
    Bu çalışma, 2023/2024 yetiştirme sezonunda yılında Mardin ilinin Küçükköy mahallesinde, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme deseninde tasarlanarak, farklı çinko ve (Zn) ve fosfor (P2O5) dozlarının kırmızı mercimekte verim ve verim unsurları üzerindeki etkisinin araştırılması amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada Fırat 87 kırmızı mercimek çeşidi materyal olarak kullanılmştır. Araştırmada dört farklı çinko (ZnSO47H2O) dozu (0, 1.5, 3 ve 4.5 kg/da) ve üç farklı fosfor(P2O5) dozu (0, 2 ve 4 kg P2O5/da) TSP(%46 P) uygulanmıştır. Gübre uygulamaları ekimle beraber tabanda uygulanmıştır. Uygulama sonucunda bitki boyu (cm), ilk dal yüksekliği, tane verimi(gr), bakla sayısı ve biyomas(sıra/g) ağırlığı özellikleri incelenmiştir. Elde edilen verilere göre, tane verimi ve bin tane ağırlığı için fosfor dozlarından elde edilen ortalamalar arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli (P<0.05) bulunurken, bitkide bakla sayısı için hem fosfor hem de çinko dozlarından elde edilen ortalamalar istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Tane verimi ve bin tane ağırlığı için en yüksek değerler sırayla 150 kg/da ve 35 gr ile 4 kg/da (P2O5) dozundan elde edilmiştir. Bitkide bakla sayısı için en yüksek değerler 27.33 adet/bitki ile 3 kg/da çinko dozundan; 28.2 adet/bitki ile 4 kg/da fosfor (P2O5) dozundan elde edilmiştir. Bitkide dal sayısı için çinko dozları ortalama değerleri arasındaki fark önemli bulunmuş ve en yüksek değer 3.01 adet/bitki ile 4.5 kg/da çinko dozundan elde edilmiştir. İlk bakla yüksekliği, bitki boyu ve biyolojik verim için fosfor ve çinko dozlarından elde edilen ortalamalar arasındaki fark istatistiksel açıdan önemsiz (P>0.05) bulunmuştur. Elde edilen bu sonuçlar fosfor ve çinko içerikli gübre uygulamalarının kırmızı mercimekte bazı verim ve verim bileşenleri üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu; farklı iklim ve toprak şartlarının olduğu lokasyonlarda daha kapsamlı çalışmalar yapıldıktan sonra kesin öneriler yapılması gerektiği öngörülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kırmızı mercimek, Çinko, Fosfor, Tane Verimi, Gübreleme
  • Master Thesis
    Küsküt (cuscuta Ssp.) Sulu Özütünden Selenyum Nanopartiküllerin Biyosentezi, Karekterizasyonu ve Biyolojik Aktivitesinin Araştırılması
    (2025) Öztürk, Kenan; Dündar, Ahmet
    Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Küsküt otu (Cuscuta ssp.) bitkisinin sulu özütü kullanılarak çevre dostu bir yöntem olan yeşil sentez yoluyla selenyum nanopartiküllerinin (SeNP) biyosentezi gerçekleştirilmiş, elde edilen nanopartiküllerin karakterizasyonu ve biyolojik aktiviteleri detaylı olarak incelenmiştir. Geleneksel kimyasal yöntemlere alternatif olarak tercih edilen bu biyolojik yaklaşım; düşük maliyetli, toksik olmayan ve sürdürülebilir bir üretim modeli sunmaktadır. Bitki özütünde bulunan fitokimyasal bileşikler, hem indirgeme ajanı hem de stabilizatör olarak görev almıştır. Sentezlenen SeNP'ler, UV-Görünür spektrofotometre, X-Işını Difraksiyonu (XRD), Taramalı ve Geçirimli Elektron Mikroskobu (SEM, TEM), Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopi (FT-IR) ve Enerji Dağılımlı X-Işını (EDX) analizleriyle karakterize edilmiştir. Analizler sonucunda SeNP'lerin kristal yapıya sahip olduğu, ortalama absorbans değerlerinin 317.57 nm'de gözlendiği ve küresel morfoloji gösterdiği saptanmıştır. EDX analizinde selenyumun yanı sıra karbon ve oksijen elementlerinin varlığı, nanoparçacıkların bitkisel kökenli bileşenlerle kaplandığını göstermiştir.Nanoparçacıkların biyolojik etkinlikleri kapsamında, antikanser ve sitotoksik etkileri MTT testi ile değerlendirilmiştir. Yapılan in-vitro deneyler, SeNP'lerin L929 ve HT29 hücre hatlarında doza ve süreye bağlı olarak anlamlı düzeyde hücre canlılığını baskıladığını ortaya koymuştur. En yüksek konsantrasyon uygulamasında, ilk 48 saatte L929 hücrelerinde %20.81, HT29 hücrelerinde ise %58.08 oranında canlılık düzeyinin azaldığı gözlemlenmiştir. Bu durum, SeNP'lerin potansiyel bir antikanser ajan olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.
  • Master Thesis
    Arum Meryemianum Etilasetat ve Metanol Özütlerinin İnvitro Antioksidan ve Antikanser Özelliklerinin Araştırılması
    (2025) Asyalı, Şeyma; Keskin, Cumali
    Bitkiler, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden bu yana tedavi edici özellikleriyle dikkat çeken temel doğal kaynaklardır. İlk çağlardan itibaren yararlı ve zararlı etkileri gözlemlenmiş ve bu deneyimler geleneksel ve modern tıbbın temelini oluşturur. Modern farmakolojinin temelleri de büyük ölçüde bitkisel kaynaklı bileşiklere dayanmaktadır. Bu çalışmamızda, Türkiye'de bulunan Kahramanmaraş- Osmaniye illeri etrafında yayılış gösteren ve endemik bitki türü olarak kabul edilen Arum meryemianum bitkisinin etila asetat ve metanol özütlerinin in vitro ortamda biyolojik (antioksidan ve antikanser) aktiviteleri araştırıldı. Bitki örnekleri 2024 Mayıs- Haziran aylarında Kahramanmaraş ilinde toplandı ve kurutuldu. Kurutulan bitki metanol ve etil asetat çözücüleri ile özütlendi. Antioksidan kapasite için ise DPPH radikal süpürme testi ve CUPRAC yöntemi kullanıldı, elde edilen sonuçlar askorbik asit ile karşılaştırıldı. A.meryemianum için en yüksek DPPH radikalini süpürme aktiviteleri etil asetat özütlerinde sırasıyla 19,5±9,6 µg/mL ve metanol özütlerinde 19,9±11,1 µg/mL olarak tespit edildi. Antikanser etkiler ise T98G (glioblastoma), A549 (akciğer karsinoma), U2OS (osteosarkom) ve HUVEC (İnsan Göbek Kordonu Endotel Hücresi) hücre hatları kullanılarak MTT testi ile belirlendi. IC50 değerleri 24, 48 ve 72 saatlik inkübasyon sürelerinde hesaplanarak doz-bağımlı etkinlik analiz edilmiştir. Antikanser etkinliği bilinen sisplatin bileşiği uygulanmış hücrelerin, etkinlikleri gözlemlendi ve sonuç grafikleri sunuldu. Çalışma sonucunda, A.meryemianum özütünün belirli konsantrasyonlarda önemli düzeyde antioksidan aktivite gösterdiği özellikle T98G ve A549 hücre hatlarında anlamlı sitotoksik etki yarattığı gözlemlendi. Bu bulgular, A.meryemianum bitkisinin farmasötik amaçlı kullanılabilecek potansiyel doğal bir biyoaktif madde kaynağı olabileceğini gösterdi. Çalışmamız, Türkiye florasında yer alan endemik bir bitkinin biyolojik etkilerini bilimsel olarak ortaya koyarak, gelecekte yapılacak olan doğal kaynaklı ilaç geliştirme çalışmalarına ışık tutabilecek nitelikte önemli bir katkı sunar. Anahtar Kelimeler: Arum meryemianum, Antioksidan, Antikanser, IC50, Doğal özüt
  • Master Thesis
    Öğretmen Algılarına Göre Okul Müdürlerinin Nöroliderlik Düzeyleriyle Öğretmenlerin İş Doyumu Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
    (2025) Bal, Aslıhan; Akın, Mehmet Ali
    Bu araştırma öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin nöroliderlik düzeyleri ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. 2024-2025 eğitim-öğretim yılı itibariyle Şanlıurfa ilinin Viranşehir ilçesinde yer alan okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde görev yapan 2910 öğretmen, araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Örneklem ise evreni temsil ettiği düşünülen 342 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklem yöntemi basit tesadüfi örnekleme olarak belirlenmiştir. Araştırmanın veri toplama sürecinde üç araçtan yararlanılmıştır: Kişisel Bilgi Formu, araştırmacı tarafından geliştirilen Nöroliderlik Ölçeği ile Ho ve Au (2006) tarafından geliştirilen ve Demirtaş (2010) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan İş Doyumu Ölçeği. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde, SPSS programından yararlanılmıştır. Veri analiz sürecinde, öğretmenlerin okul yöneticilerinin nöroliderlik yeterliliklerine ve kendi iş doyum düzeylerine ilişkin algılarını belirlemek amacıyla aritmetik ortalama ve standart sapma değerlerinden yararlanılmıştır. Öğretmen algılarının kişisel değişkenler doğrultusunda incelenmesinde, verilerin normal dağılım göstermemesi nedeniyle parametrik olmayan istatistiksel yöntemlerden Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi tercih edilmiştir. Nöroliderlik ile iş doyumu arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla ise Spearman Rho sıralama korelasyon katsayısından yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin, yöneticilerinin nöroliderlik yeterliliklerine ilişkin tüm alt boyutlarda 'katılıyorum' düzeyinde, iş doyumuna ilişkin ise ölçek toplamında 'katılıyorum' düzeyinde algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Buna ek olarak, yapılan korelasyon analizi sonucunda, öğretmenlerin nöroliderlik yeterlilik algıları ile iş doyumu algıları arasında orta düzeyde ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Nöroliderliğin alt boyutları ile iş doyumu arasında en güçlü ilişkinin nöroliderliğin özerklik alt boyutunda, en zayıf ilişkinin ise netlik alt boyutunda olduğu görülmüştür. Ayrıca okul müdürlerinin nöroliderlik yeterliliğinin öğretmen iş doyumunun anlamlı bir yordayıcısı olduğu ve iş doyumunda yaşanan değişimin %14'ünü açıkladığı tespit edilmiştir. Bu verilerden hareketle, öğretmenlerin iş doyumunu artırmak için okul müdürlerinin liderlik becerilerini güçlendirmeye yönelik nöroliderliğin tüm boyutlarını kapsayacak hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi önerilebilir.
  • Master Thesis
    Bazı Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Uçucu Yağlarının Neoscytalidium Dimidiatum'a Karşı Antifungal Aktivitelerinin Belirlenmesi
    (2025) Uncu, Elif; Güney, İnci Güler
    Bu çalışma, bazı tıbbi ve aromatik bitkilerden elde edilen uçucu yağların Neoscytalidium dimidiatum'a karşı antifungal etkilerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Denemelerde Origanum onites L. (Kekik), Salvia officinalis L. (Adaçayı), Rosmarinus officinalis L. (Biberiye) ve Melissa officinalis L. (Oğul otu) bitkilerine ait uçucu yağlar kullanılmıştır. Uçucu yağlar farklı konsantrasyonlarda (0, 2, 4, 8, 16, 32 ve 64 µL) in vitro ve in vivo koşullarda uçucu yağların farklı konsantrasyonları (1,4; 1,6; 1,8; 2; 3,2; 4; 5,6; 6,4; 8; 10; 16 µL) ile test edilmiştir. Elde edilen bulgular, in vitro deneylerde özellikle Origanum onites L. (Kekik), ve Melissa officinalis L. (Oğul otu) uçucu yağlarının yüksek konsantrasyonlarda (≥ 32 µL) N. dimidiatum gelişimini belirgin şekilde inhibe ettiğini ortaya koymuştur. Buna karşın, Salvia officinalis L. (Adaçayı) ve Rosmarinus officinalis L. (Biberiye) uçucu yağlarının antifungal etkilerinin sınırlı olduğu gözlemlenmiştir. Araştırma sonucunda, bazı uçucu yağların Neoscytalidium dimidiatum'a karşı etkili bir biyolojik mücadele ajanı olabileceği, bu etkinin doza bağlı olarak arttığı ve kimyasal fungisit kullanımının azaltılmasına katkı sağlayabileceği belirlenmiştir.
  • Master Thesis
    Okul İdarecileri ve Öğretmenlere Göre Proje Anadolu İmam Hatip Liselerinde Akademik Başarıyı Etkileyen Faktörler
    (2025) Sercanoğlu, Sema; Bala, Sabahattin
    Ülkemizde Proje Anadolu İmam Hatip Liseleri yeni bir program olarak uygulanmaya başlanmıştır. Akademik başarı, öğrencilerin yalnızca bireysel çaba ve yetenekleri ile şekillenmeyip; dışsal faktörlerin etkileşimiyle de ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmamız, Mardin ilinde bulunan Proje Anadolu İmam Hatip Liselerindeki Öğrencilerin akademik başarılarını etkileyen faktörleri ve söz konusu faktörlerin etki düzeylerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu araştırmanın evrenini, Türkiye genelinde Proje Anadolu İmam Hatip Liselerinde görev yapan okul idarecileri ve öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenen farklı özelliklere (örneğin yaş, cinsiyet, branş ve görev türü) sahip 18 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları kullanılmıştır. Veriler 2023-2024 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Görüşme verilerinin analizinde nitel analiz yöntemleri arasında yer alan içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların görüşleri doğrultusunda öğrencilerin akademik başarılarını etkileyen faktörler çok yönlü bir perspektiften ele alınmıştır. Katılımcılar okul idaresinin yönetim anlayışının ve okul kültürünün öğrenci akademik başarısı üzerinde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca okulun sağladığı fiziksel imkanlarının çeşitliliğinin ve sosyal-kültürel etkinliklerin öğrencilerin okula bağlılığını artırdığı ve akademik başarılarını da etkilediği belirlenmiştir. Aynı zamanda öğrenci ve veli profili akademik başarıyı etkileyen önemli faktörlerdendir; ailenin ilgisi, sosyo-ekonomik durumu, velilerin meslekleri gibi etkenler de başarıyı etkilemektedir. Öğretmen ve okul idaresinin atama usulleri, karma eğitim, meslek-kültür derslerinin bir arada işlenmesi gibi başarıyı etkileyen diğer faktörler arasında olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak elde edilen veriler doğrultusunda Proje Anadolu İmam Hatip Liselerindeki öğrencilerin akademik başarıları okul, aile, birey ve çevresel gibi bütüncül faktörlerle şekillenmektedir.
  • Master Thesis
    Tur Abdin Bölgesi'nde Geleneksel Arabuluculuk: Aşiret Yapıları ve Hukuk-dışı Çözüm Mekanizmalarının Sosyo-kültürel İşlevi
    (2025) Yelboğa, Ferzan; Şanlı, Süleyman
    Tur Abdin, soy ve kan bağlarına dayalı aşiret yapısının günümüzde de etkisini sürdürdüğü; tarihsel olarak ise çok etnili, çok dinli ve çok kültürlü yapısıyla öne çıkan bir bölgedir. Kürtler, Yezidiler, Süryaniler, Mahalmiler ve Becirmanîler gibi farklı etnik-dini topluluklar bu coğrafyada uzun yıllar boyunca bir arada yaşamış; kendi iç dinamikleri doğrultusunda sürdürülebilir sosyal ilişkiler kurmuştur. Bölgedeki kültürel çeşitlilik, çokkültürlülüğün sağladığı toplumsal zenginliği ve hoşgörüyü beslemektedir. George Simmel'in de ifade ettiği üzere, her toplum yapısında birleştirici ve ayrıştırıcı unsurların iç içe geçtiği dinamik bir yapı söz konusudur. Bu nedenle çatışmasız bir toplumsal yapı idealden ibarettir. Nitekim çatışma ilk topluluklardan günümüz postmodern toplumlarına dek farklı biçimlerde ortaya çıkmış, zaman ve mekân sınırı tanımaksızın evrensel bir olgu hâline gelmiştir. Modern hukuk sistemlerinin tam olarak işlememesi, kamu otoritesinin aşiret kültürü karşısında yetersiz kalması, geleneksel toplumsal ilişkilerin devamlılığı, kolektif şeref algısı, kız kaçırma, kan davası, namus meseleleri, bireysel adalet anlayışı ve intikam gibi kültürel unsurların etkisiyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar, örfi hukukun hâkim olduğu bölgelerde geçmişten günümüze önemli bir toplumsal sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Her ne kadar bu tür vakalar günümüzde azalsa da, belirli bölgelerde hâlen rastlanmakta ve çeşitli barış mekanizmalarıyla çözümlenmektedir. Örfi kültüre dayalı olarak şekillenen geleneksel arabuluculukta, özellikle devletin resmî hukuk mekanizmalarının yetersiz kaldığı durumlarda etkili bir çözüm yolu sunmaktadır. Bu çalışma, Tur Abdin Bölgesi'nde ortaya çıkan toplumsal uyuşmazlıklarda, resmî yargı süreçlerinin dışında kalan yerel dini otoriteler (şeyh, seyyid, seydâ, molla) ile toplumsal itibara dayanan kanaat önderlerinin (rûspî) arabuluculuk süreçlerindeki rollerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, arabuluculuk faaliyetlerini yürüten aktörlerin toplumsal meşruiyetleri; sahip oldukları dini ve toplumsal statüler temelinde ele alınmıştır. Araştırmada nitel yöntem benimsenmiş; antropolojik veri toplama teknikleri çerçevesinde katılımcı gözlem, derinlemesine mülakat, sözlü tarih görüşmeleri ve odak grup tartışmaları kullanılmıştır. Alan araştırmasından elde edilen veriler sistematik biçimde analiz edilerek, geleneksel arabuluculuğun toplumsal işlevi, meşruiyet zemini ve uyuşmazlık çözme kapasitesi değerlendirilmiştir.
  • Master Thesis
    Filistin Bağımsızlık Mücadelesi Lideri Kudüs Müftüsü Hacı Emin El-hüseyni
    (2025) Oktay, Barış; Polat, Ziya
    Filistin tarihinin en kötü zamanları 1917'de son bulan I. Dünya Savaşı neticesinde İngilizlerin işgaline girmesiyle başlamıştır. Aynı durumda olan birçok Arap ve İslam ülkelerinde İngiliz sömürgesine karşı direnişlerin sembol isimleri ortaya çıkmıştır. Bu isimlerden biri de 1919-1974 arası Filistin tarihinde ortaya çıkan, Filistin bağımsızlık mücadelesi lideri, Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni'dir. Bu tezde, Hacı Emin el-Hüseyni'nin hayatı, siyasi konumu ve sürdürdüğü mücadelesi incelenecektir. Kudüs müftüsü'nün Filistin bağımsızlık mücadelesine olan etkileri ve özellikle 20. yüzyıl boyunca Filistin tarihinde bıraktığı dini, milli, fikri, cihadi ve siyasi izlerinin analizi amaçlanmaktadır. Hacı Emin'in özellikle Filistin'de, Arap dünyası ve İslam âleminde sürdürdüğü bağımsızlık hareketlerindeki rolü, ideolojik ve siyasi motivasyonlar incelenerek ele alınacaktır. Araştırmada; el-Hüseyni'nin aile kökenlerini, yetişmesini, Filistin mücadelesine girişini, Filistinlileri birleştirme çabasındaki motivasyonunu, Arap milliyetçiliği ve İslam inancı ile olan bağlarına değinilecektir. Filistin'de Siyonistlere ve İngilizlere karşı her türlü mücadelesi, I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşındaki rolü, kurduğu sivil yapıları ve silahlı grupları, İzzettin el-Kassam ve Müslüman Kardeşlerle olan ilişkileri, İngilizlerin sunduğu Filistin'i bölme planlarına karşı gösterdiği reaksiyonları ele alınacaktır. İngilizlere karşı Nazi Almanyası ve Faşist İtalya ile olan ittifakı ve Yahudilerin katledilmesi konusunda kendisi ile ilgili gündeme getirilen iddialar ortaya koyulacaktır. Bütün Süreç içerisinde bazı Müslümanlar ve düşmanları tarafından kendisine yöneltilen eleştiriler cevap bulacaktır. İlk kez kurulacak olan tam bağımsız Filistin için gösterdiği çabaları merkeze alarak hayatının tüm yönleri anlatılacaktır. Bu tez, Filistin'in İngilizler tarafından işgal edilmesinden başlayarak, vefatına kadar Hacı Emin el-Hüseyni'nin ilan ettiği tam bağımsız Filistin Devleti mücadelesini ortaya koymayı hedeflemektedir. Böylelikle Filistin tarihinde tartışmasız olarak ilk bağımsızlık lideri olan Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni hakkında literatüre yeni bir bakış açısı sunulacaktır.