Yüksek Lisans Tezleri - Karma

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/57

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 904
  • Master Thesis
    Murathan Mungan'ın hikaye ve romanlarında fenomenolojik öteki incelemesi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Binbay, Merve; Kanter, Beyhan
    Bu çalışmada Murathan Mungan'ın öykü ve romanlarında fenomenolojik yaklaşım esas alınarak öteki kavramı incelenmiş, bu kavramın ele alınan metinlerde anlamsal ya da biçimsel açılardan ne gibi olanaklar sağladığı irdelenmiştir. Tezin ilk bölümünde çalışmanın ötekine bakışını belirleyen fenomenolojik yaklaşım hakkında genel bilgi verilerek, metinlerdeki çıkarımların daha anlaşılır bir hâle gelmesi sağlanmak istemiş, tezin ana hatlarını belirleyen kuramcılar ve bu kuramcıların ötekine dair görüşlerine yer verilmiştir. Belirlenen kuram çerçevesinde Mungan'ın metinleri değerlendirilerek, bu metinlerin derin yapısını oluşturan birey olamama sorunu, bireyin öteki ile kendini kurma süreci, ben ve öteki arasındaki ilişkinin ortasında doğan insani durumların anlatının genel oluşumuna nasıl yansıdığı ve anlamı belirleyen bu tematiklerin anlatının geri kalan unsurlarıyla nasıl bir bağ kurduğu üzerinde durulmuştur.
  • Master Thesis
    Yükseköğretime geçiş politikaları: Bir model önerisi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Aras, Özge; Yıldırım, Muhamet Cevat
    Bu çalışmanın amacı, liselerde görev yapan öğretmenlerin ve lise son sınıf öğrencilerinin Türkiye'de yükseköğretime geçiş politikalarına ilişkin algılarının betimlenmesi ve yükseköğretime geçişe ilişkin yeni bir model önerisinin geliştirilmesidir. Ölçüt örnekleme ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle belirlenen çalışma grubunu 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında Mardin Merkez, Kızıltepe ilçe sınırları içerisinde bulunan Anadolu, Mesleki ve Teknik Anadolu ve Anadolu İmam Hatip liselerinde görev yapan 18 öğretmen ile bu okullarda öğrenim gören 18 lise son sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Bu çalışmada, nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle katılımcıların görüşleri alınmıştır. Nitel veriler, betimsel ve içerik analizine tabi tutularak yorumlanmıştır. Bu araştırmayla elde edilen bulgulardan bazı sonuçlar ise şunlardır: Türkiye'de yükseköğretime geçiş sistemi ve yapılan sınavlara ilişkin, öğrenci ve öğretmenlerin olumsuz algılara sahip oldukları, bu sınavların öğrencileri psikolojik olarak, sosyal açıdan ve aile ile iletişimleri bağlamında olumsuz etkilediği, fakat onların akademik bilgi seviyelerinin artışını olumlu etkilediği görülmüştür. Her iki gruptaki katılımcıların, yükseköğretime geçişte uygulanan önceki sınav sisteminde soru sayısının fazla olmasını olumlu, fakat sınavın haftalara yayılmasını ve puan türlerinin çok fazla olmasını olumsuz buldukları tespit edilmiştir. Yükseköğretime geçişte yeni sistem olan YKS ile ilgili olarak, sınavda soru sayısının azaltılması lise son sınıf öğrencileri ve öğretmenler tarafından olumsuz görülürken; oturum sayısının ve puan türlerinin azaltılması, olumlu bulunmuştur. Öğretmenlerin ve lise son sınıf öğrencilerinin büyük çoğunluğu lise türüne göre sınavların yapılması ve sınavda alanla ilgili soruların sorulması yönünde görüş bildirmişlerdir. Bazı katılımcıların ise yetenek ve ilgilere göre ya da ortaöğretim başarı puanına göre değerlendirme yapılmasını istedikleri araştırma bulguları arasında yer almaktadır. Yapılan çalışma sonucunda mevcut sınav sisteminin olumsuz etkileri ve katılımcıların görüşlerine dayalı olarak yükseköğretime geçişte yeni bir model önerisi sunulmuştur. Yükseköğretime geçişte önerilen yeni modelde öğrencinin ortaöğretim başarı puanının %25'i, ortaöğretimde faaliyetlere katılımının ve ürettiği projelerin %25'i ve yükseköğretime giriş sınav puanının %50'si alınarak elde edilen puanın aritmetik ortalaması hesaplanır. Aday, elde edilen bu puan ile yükseköğretime geçiş hakkı elde eder.
  • Master Thesis
    BİR ŞİDDETSİZLİK EYLEMİ OLARAK SİVİL İTAATSİZLİK
    (2018) ÇATIKKAŞ, HÜSEYİN
    Bu çalışma, şiddetle şiddetsizlik arasında şiddetsizlikten yana tavır alan hakikat arayışçılarının, sivil itaatsizlik üzerine düşüncelerini konu edinir. Sivil itaatsizlik geniş bir tarihsel yelpazeye sahiptir. Bu tarihsel yelpazeye baktığımızda sivil itaatsizlik haksızlıklara karşı şiddete başvurmadan iktidara ulaşmayı/seslenmeyi hedefleyen bir eylem tarzıdır. Bu yurttaş eylemi, tanrısallık, vicdan ve daha yüksek ahlaki değerler adına yapılır. Yurttaş, yasa ve vicdan arasındaki gerilimden, vicdandan yana tercihte bulunur. Burada yurttaş anayasal düzeni yok saymaya çalışmaz. Ancak zedelenen anayasal düzenin, düzeltilmesine yönelik çaba sarf eder. Bu çalışmada sivil itaatsizliğin tarihine ilişkin felsefi bir temel oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu yapılırken sivil itaatsizliğin öncülerinin eylem ve düşüncelerine yer verilecektir. Ayrıca sivil itaatsizliğin varoluşçulukla, kamusal alanla, vicdanla, hukuk devletiyle olan ilişkisi irdelenecektir.
  • Master Thesis
    Özbek halk masallarının V. Propp'un biçimbilimsel yaklaşımı çerçevesinde incelenmesi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Yuvarlan, Abdullah; Balıkçı, Şakire
    Araştırmanın amacı, Özbek halk masallarının V. Propp'un Biçimbilimsel Yaklaşımı çerçevesinde incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nitel betimsel yöntem takip edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunda derleme yöntemiyle toplanmış 30 Özbek masalı bulunmaktadır. 30 Özbek masalının Propp metoduna göre incelenmesi aşamasında içerik analizi kullanılmıştır. Yapılan içerik çözümlemesi sonucunda oluşturulan bulgulardan hareketle Özbek masallarının ihtiva ettikleri hareket alanına, hareket sayısına, mekân olgusuna, Propp masal sınıflandırmasına, Propp'un tanımladığı 31 işlevin bulunma durumuna göre dağılımları tablolar halinde verilmiştir. Yapılan analiz sonucunda; incelenen Özbek masallarının 30'unde 31 işlevin tamamına rastlanmıştır. Bu sonuca göre genel olarak Özbek masallarında Propp metodunun uygulanabildiği belirtilebilir. İncelenen Özbek masallarının ortak yapıya uyduğu sonucu tespit edilmiştir. Masallar eksiklikle ya da bir kötülükle başlamış, ara işlevlerden geçerek kahramanın ödüllendirilmesi ya da kötülüğün cezalandırılmasıyla son bulmuştur. Masal sınıflandırılmasıyla ilgili araştırma sonuçlarında masallarının genelinin "Ne H-J'den ne de M-N'den geçen gelişme" grubuna dâhil olduğu tespit edilmiştir. Hareket sayısının masallara göre dağılımında masalların genellikle çift hareketli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eylem alanına göre dağılımlarla ilgili olarak, düzmece kahramanın eylem alanının, kahraman eylem alanından sonra en fazla olay örgüsünün şekillendiği eylem alanı olduğu sonucu bulunmuştur. Araştırmada incelenen Özbek masallarında ev mekanının yoğun olarak kullanılmakla birlikte 17 farklı mekana rastlanmıştır. Bu sonuç, masallarda mekan çeşitliliği olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçlarına dayanarak farklı Özbek masallarının da Propp yöntemine göre çözümlenmesi önerilmektedir.
  • Master Thesis
    Siyasal iletişimde müzik kullanımı: Türkiye'de Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin seçim şarkılarının incelenmesi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Demir, Ruşen; Işık, Mehmet; Kılıçaslan, Emine Çakmak
    Günümüzde siyasal iletişimin önemli araçlarından biri seçim müzikleridir. Siyasi partiler; ideolojilerini yansıttığı, kitleleri etkilediği, yönlendirdiği, partiye taraftar topladığı propaganda sürecinde müziklerden yoğun bir şekilde yararlanırlar. Bu amaçla siyasi partiler, kitleler üzerinde etkili olabilmek ve ideolojilerini yaymak için her seçim döneminde seçim şarkılarına büyük bir bütçe ayırmaktadırlar. Müzik, insanları dinlendirdiği, hoş vakit geçirdiği, ruhsal anlamda motive ettiği gibi siyasal iletişim alanında bir propaganda aracı olarak da kullanılmaktadır. 2002-2019 yılları arasında Türkiye'de mecliste grubu bulunan siyasi partilerin seçim şarkılarının incelendiği bu çalışmada, Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Halkların Demokratik Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin seçim sürecinde propaganda amaçlı kullandığı şarkıları ele alınmıştır. Bu çalışmada nitel içerik analizi yöntemi kullanılarak, şarkıların insanları hangi unsurlarıyla etkilemeye çalıştıkları incelenmiştir. Çalışmanın sonunda müziğin, insanların kanaatleri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Müzik, geniş kesimlere daha hızlı ve az bir maliyetle ulaşılan bir araçtır. Seçim şarkılarında hem parti ideolojisini yansıtan temaların hem de güncel konuların işlendiği görülmüştür. Bunun yanı sıra belli şarkıların liderin karakteriyle özdeşleşerek, halk üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Seçinlerin propaganda sürecinde bazı siyasi partilerin yöresel dilleri ve ezgileri kullandığ tespit edilmiştir. Seçim şarkılarının içeriğinin dönemsel olarak birbirinden farklılık gösterdiği 2015'ten sonra lidere dönük vurguların ön plana çıktığı görülmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde retorik, propaganda, siyasal iletişim, göstergebilim, müziğinin metalaşması ve kamuoyu kavramları açıklanmaya çalışılarak; çalışmanın kuramsal alt yapısı oluşturulmuştur. İkinci bölümde seçim şarkılarının nitel içerik analizi yapılarak, müziğin propaganda sürecinde nasıl kullanıldığı açıklanmıştır. Elde edilen bulgularla birlikte, sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
  • Master Thesis
    Ebu'l Berekât En-nesefî'nin 'Medâruku't-tenzîl ve Hakâiku't-te'vîl' Adlı Tefsirinde Geçen Şiirlerin İncelenmesi
    (2024) Akyüz, Nuri; Salihoğlu, Hamit
    Geçmişten günümüze ilahi mesaj ve son kutsal kitap olan Kur'ân'ı anlama ve yorumlama safhasında pek çok tefsir çalışmaları yapılmıştır. Bunlardan öne çıkanlar dirâyet ve rivâyet tefsirleridir. Genellikle dirâyete dayalı bir sistemle yazılmış olan ''Ebü'l-Berekât enNesefî'nin Medârikü't-Tenzil ve Hakâiku't-Te'vil' adlı eseri bu alanda yapılan çalışmalar arasında dikkat çeken bir konuma sahiptir. Nesefî'nin Tefsirinde kullandığı yöntemlerden biri de Arap dilbilgisine hâkim olan ve bunu en iyi kullanan şairlerin şiirlerinden istişhâd yöntemini kullanmış olması ve bu yöntemle Kur'ân âyetlerinin anlam ve iʿrabını daha anlaşılır hale getirmiş olmasıdır. Giriş ve iki ana bölüm olmak üzere toplamda 116 sayfadan oluşan çalışmada bilimsel yöntem ve teknikler kullanılarak Nesefî'nin istişhâtta bulunduğu beyitler detaylı bir şekilde araştırılarak beyitlerin kelime tahlili ve analizi, bahirleri, manaları, kime ait olduğunun tespiti, varsa şiirin hikâyesi ve söylenme amacı, Nesefî'nin şiirde istişhâd veçhi ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Arap dili, Tefsir, Şiir, İstişhâd, Nesefî ve Medârikü't-Tenzil.
  • Master Thesis
    Hokey milli takımı sporcularının sakatlanma sıklıkları, türleri ve en sık sakatlanma yaşadıkları bölgelerin incelenmesi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Şahin, Müslüm; Esmer, Ozan
    Bu araştırma hokey milli takımı sporcularının sakatlanma sıklıkları, türleri ve en sık sakatlanma yaşadıkları bölgelerin incelendiği kesitsel bir araştırmadır. Araştırma amacına yönelik yeterli katılımcıya ulaşabilmek için 2002 yılından itibaren hokeyde milli sporcu olan aktif kişiler örnekleme dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında milli sporcuların sakatlanma sıklıkları, türleri ve en sık sakatlanma yaşadıkları bölgelerin tespiti için araştırmacı tarafından Sakatlık Bilgi Formu oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan kişiler 40 kadın ve 45 erkek olmak üzere toplam 85 kişiden oluşmaktadır. Katılımcıların en yoğun olduğu yaş grubu 18-21 yaş aralığında 42 kişi şeklinde görülmektedir. Katılımcıların %61,2'sini lisans mezunları oluşturmaktadır. Katılımcıların %20'si olan 17 kişi antrenmanda ve %22,4'ü olan 19 kişi müsabakalarda sakatlanma yaşamış olup %57,6'sı olan 49 kişi sakatlanma yaşamadıklarını belirtmiştir. Araştırmaya göre %9,4'ü olan 8 kişi sakatlanma türü olarak en fazla burkulma yaşadıklarını belirtmişlerdir. Sporcuların %16,5'i olan 14 kişi en fazla sakatlanma yaşadıkları bölge bacak olmuştur. Sporcuların en fazla sakatlanma yaşadıkları faktör; erkeklerde %20,0'ı olan 9 kişide rakibin darbesi, kadınlarda %15,0'ı olan 6 kişide zemin kaynaklı olduğu belirtilmiştir. Katılımcıların sakatlanma sonrası en fazla %29,4'ü olan 25 kişi 3 ve üstü antrenman ve %25,9'u olan 22 kişi 1 müsabaka kaçırdıklarını belirtmişlerdir. Sonuç olarak hokeyde yaş ve eğitim durumları yükseldikçe sakatlanma oranı artmaktadır. En fazla sakatlanmanın rakibin darbesi ve zemin kaynaklı olduğu görülmüştür. En fazla sakatlanmanın bacak bölgesinde yaşandığı belirlenmiştir. Sonuç olarak; branşa özgü en çok kullanılan ve sakatlık yaşanan kas gruplarının kuvvetlendirilmesi, ülke genelinde hokey sahalarının modernize edilmesi ve koruyucu ekipman kullanımının yaygınlaştırılması ile sakatlanma riski minimize edilebilir.
  • Master Thesis
    ŞEYH GALİP’İN HÜSN Ü AŞK’INDA BİLGİ, VARLIK VE İLAHÎ AŞK
    (2018) ÖNER, ÖNDER
    Osmanlı divan şiirinin son büyük temsilcisi sayılan Şeyh Galip, XVIII. asırda Osmanlı Devleti’ndeki kültür, sanat ve düşünce hayatının önemli bir temsilcisi olmuş, dönemin padişahı III. Selim ile yakınlığı dolayısıyla saray ve çevresinden ilgi görmüş, diğer Mevlevî şairler gibi Mevlana’dan etkilenmiş ve bunu şiirlerinde göstermiştir. Şeyh Galip, Mevlevî bir mutasavvıf olduğundan şiirlerinde yoğun olarak tasavvuf felsefesi izleri görülür. Ondaki bu tasavvuf felsefesi, İbnü’l-Arabî’nin vahdet-i vücûd sistemi merkez alınarak oluşturulmuştur. Şiirlerindeki bu tasavvuf sistemini İran ve Hint kökenli bir divan şiiri akımı olan Sebk-i Hindî’nin edebiyat felsefesi ve tekniğiyle bizlere sunmuş ve yepyeni bir şiir dilini ortaya çıkarmıştır. Şeyh Galip’in diğer eserleriyle birlikte Hüsn ü Aşk mesnevisi ve Divan’ı edebiyat, tasavvuf ve hayat felsefesini yansıtan en önemli eserlerindendir. Bu tezde de Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ındaki tasavvuf felsefesi bu eserlerden hareketle ortaya konulmuştur
  • Master Thesis
    Seyfuddîn El-amidî'nin İmamet Anlayışı
    (2025) Ulus, Gökhan; Erkol, Ahmet
    Bu çalışmada, kelâm ilminin önemli meselelerinden biri olan imâmet konusu, Seyfuddîn el-Âmidî'nin görüşleri kapsamında ele alınmıştır. Hz. Peygamber'in (s.a.s.) vefatından sonra İslâm toplumunun karşılaştığı en büyük meselelerden biri, devlet başkanının kim olacağı ve bu makamın nasıl belirleneceği olmuştur. Çalışmada öncelikle imâmet kavramı, Kur'ân ve Sünnet bağlamında ele alınmış, ardından farklı mezheplerin yaklaşımları değerlendirilmiştir. Daha sonra Âmidî'nin imâmet anlayışı, kullandığı aklî ve naklî deliller ışığında incelenmiş ve onun nass, seçim ve davet gibi belirleme yöntemlerine dair görüşleri ortaya konulmuştur. Ayrıca imâmet için gerekli görülen şartlar, ittifak edilen ve tartışmalı yönleriyle ele alınmıştır. Çalışmanın devamında ilk dört halifenin meşruiyetine dair tartışmalar ve fazilet meselesi üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise Âmidî'nin imâmet anlayışı, modern siyaset felsefesindeki otorite, meşruiyet, hukuk devleti ve temsil kavramlarıyla mukayese edilerek incelenmiştir. Bu çerçevede Âmidî'nin yaklaşımının, hem kendi dönemine hem de günümüz siyaset tartışmalarına ışık tutabilecek nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İmâmet, Halife, Âmidî, Şîa, Ehl-i Sünnet, Meşruiyet.
  • Master Thesis
    SOSYOLOJİ VE FELSEFE SARKACINDA ETİK
    (2015) ULUÇ, MEHMET ALİ
    Zygmunt Bauman‟ın sosyoloji pratiği bize modernliğin düzenleme idelinden doğduğunu ve toplumu tutarlı ve rasyonel bir bütünlük olarak tasarlama çabasında olduğunu ortaya koyar. Bauman, modernliğin bu arzusunu totaliter bularak modern dönem boyunca yaĢanan tüm katliamlardan modernliği sorumlu tutar. Bu anlamda Bauman moderniteyle ahlaki bir hesaplaĢma içerisindedir. Modernite amaca ulaĢmak için rasyonel eylemi, her türlü ahlaki ayak bağından kurtarmıĢtır. Modern devlet ahlakı kural, ilke ve yasa olarak ortaya koyan modern felsefe ile iĢbirliği içinde egemenliğindeki toplumu müphemliğin olmadığı rasyonel bir bütünlük olarak tasarlama çabasında olmuĢtur. Bu anlamda modernite etik arayıĢında olmuĢ fakat ahlaki edimi imkânsız kılmıĢtır. Postmoderniteyi kendi hatalarından vazgeçen modernlik olarak ortaya koyan Bauman, postmodern etik kavramını ortaya koyar. Postmodern etik kavramı Emmanuel Levinas‟ın etik felsefesi ile kurulan bir diyalogdur. Bauman‟a göre Levinas etiği, postmodern etiktir. Postmodern etik kavramının dayandığı olgu postmodern belirsizliktir. Bauman için modernite bir etik çağı iken, postmodernite bir ahlak çağıdır.
  • Master Thesis
    Fıkhî meselelerde Hz. Ali'ye nispet edilen fetvaların tespit ve tahlili
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Seffo, Nour; Deniz, Mehmet Ata
    Hz Ali'nin aynı mesele hakkında farklı görüşler belirttiği olmuştur. Bu durum ise bazı sebeplere dayanmaktadır. Sözü edilen sebeplerden bir kısmı şu şekildedir: Hz. Ali'nin daha sonra meselenin hakikatına vakıf olduğu için önceki görüşünden dönmesi. Aynı mesele hakkında soru soran değişik kişilerin her birine münasip düşen fetva vermesi. Kendinden rivayet edilen farklı rivayetlerin hakikate tek rivayet olması. Buradaki ihtilaf ravilerden bir kısmının onun fetvasını kısaltıp aktarmasından kaynaklanmaktadır. Nitekim bu durumda kısaltılan rivayet asıl itibariyle uzun ve onun tefsiri mahiyetinde olan rivayete raci olmaktadır. Kendisinden sahih ve zayıf olarak rivayet edilen farklı rivayetlerın olması. Hz. Ali'nin bu türden ihtilaflarını incelediğimizde şöyle bir sonuçla karşılaşıyoruz: Hz. Ali'nin meselenin hakikatıni kavradığından ötürü ictihad değişikliği yaptığı yerlerde onun son fetvası esas alınır. Farklı şahsalar için verdiği değişik fetvalarda onların her birine verdiği fetva sabit olur. Uzun ve kısa rivayetlerden kaynaklanan ihtilaflarda uzun olan rivayet kabul edilir. Zayıf ve sahih olarak kendinsinden gelen farklı rivayetlerde ise şayet her iki rivayet zayıflık ve sahihlik bakımından eşitse ilim erbabınca makul bulunan yöntemle her iki rivayet ile amel edilir.
  • Master Thesis
    DİYÂR-I BEKR BÖLGESİ’NİN MOĞOL HÂKİMİYETİNE GİRİŞİ
    (2013) GÜNEŞ, İBRAHİM
    XIII. asrın başlarından itibaren tüm dünyayı derinden sarsan Moğol istilası, kısa bir süre sonra Anadolu’yu vurmuş, hemen ardından da güçlü Moğol müfrezeleri Suriye ve el-Cezire bölgesindeki birçok yerleşim yerle bir etmişlerdir. Moğollar, büyük hasımları Celaleddin Harzemşah’ı takip ederken kendilerini Diyâr-ı Bekr Bölgesinin içinde bulmuşlardır. Bu andan itibaren muhtelif zamanlarda kısa süreli akınlar düzenleseler de Hûlâgû’nun Bağdat seferine kadar bölgede ciddi bir tahribata neden olmadılar. Fakat 1258 yılından itibaren Hûlâgû’nun oğlu Yeşmut komutasındaki Moğol ordusu, Amid, Meyyafarikin, Mardin’i şiddetli bir muhasaradan sonra zaptetti. Hısn-ı Keyfa hâkiminin kendi dileğiyle Moğol tahakkümüne girmesi ile Diyar-ı Bekr bölgesinde Moğol hâkimiyeti tesis edildi. İnceleme konumuz her ne kadar Diyâr-ı Bekr bölgesinin Moğol Hakimiyetine giriş süreci olsa da, konumuzu yakından ilgilendirdikleri için komşu bölgelerdeki önemli hadiseler üzerinde de durulmuştur.
  • Master Thesis
    Kâsânî'nin "Bedâi?u's-Sanâi?" adlı eserinde İmam Sâfiî'ye ait görüşlerin tahkiki (İbadât bölümü)"
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Başaran, Mehmet Faik; Nas, Taha
    Hicri 587 yılında vefat eden Kâsânî Hanefî mezhebinin önemli âlimlerinden birisidir. Bu âlimin en önemli eseri Bedâi?u's-Sanâi?'dir. Kâsânî bu eserinde Ebu Hanife, İmam Muhammed, Ebu Yusuf ve bazen de İmam Züfer'in görüşlerinin yanında diğer mezhep imamlarının görüşlerine de yer vermektedir. İmam Şâfiî'nin mezhebi de bunlardan bir tanesidir. Bu çalışmamızda Kâsânî'nin Bedâi adlı eserinde ibadetler bölümünde İmam Şâfiî ve Şâfiî mezhebine nispet ettiği görüşlerini Şâfiî mezhebi kaynaklarından tespit ve tahkik etmeye çalıştık. Bu çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde temizlik kapsamında değerlendirilen abdest, suların kısımları, mestler üzerine mesh, gusül, istincâ, teyemmüm ve kadınların özel halleri olan âdet ve lohusalık konuları, ikinci bölümde namaz ve cenaze, üçüncü bölümde zekât ve oruç, dördüncü bölümde hac ve umre, beşinci bölümde literatürde ibadet kapsamında değerlendirilen itikâf, yeminler, yiyecekler, hayvan kesimi ve avlanma, kurban, adaklar, keffâretler, içecekler ile helaller ve haramlar konuları ele alınmıştır. İmam Şâfiî'ye veya Şâfiî mezhebine nispet edilen konular hakkındaki görüşler Şâfiî fıkıh kitaplarına müracaat edilerek tespit edilmeye çalışılmıştır. Nispetinde isabet edildiği yerde râcih (yani müftâ bih) olan görüşün nakledildiği, isabet edilmediği yerde eğer nakledilen görüş mezhepte zayıf ise görüşün zayıf olduğu, nakledilen görüşün nispeti hatalı ise görüşün hatalı olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak Kâsânî bu eserinin ibadetler bölümünde İmam Şâfiî'ye veya Şâfiî mezhebine 512 görüş atfetmiş olup bunlardan 451 tanesinde râcih görüşü nakletmiş, 37 tanesinde zayıf görüşü nakletmiş, 24 tanesinde de hata etmiştir.
  • Master Thesis
    KARİKATÜR, EDEBİYAT VE SÖYLEM
    (2017) ALTINTOP, GÜLDEN
    Bu çalışmanın amacı; karikatür metinlerinin türsel açıdan edebiyatla olan ilişkisini ortaya koymak ve bu ilişkiyi mizah, imge, metafor ve söylem zemininde tartışmaktır. Tez çalışması iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde gülme, mizah, karikatür ve söylem konuları kuramsal olarak ele alınmış ve bu kavramlara dair çeşitli yaklaşımlara ve tartışmalara yer verilmiştir. Gülme ve mizahı oluşturan unsurlar saptanmaya çalışılmış; karikatür, mizah ve gülme arasındaki ilişkiye değinilmiştir. Türk edebiyatı tarihinde mizah dergiciliği kronolojik olarak ele alınmıştır. Söylem kavramının çeşitli tanımlamalarına, söylemi oluşturan unsurlara, söz-dil ve söylem-edebiyat bağına yer verilmiştir. Karikatür ve edebiyat arasındaki ilişki, sanatta ve edebiyatta süregelen “tür” tartışması bağlamında değerlendirilmiştir. Tez çalışmasının ikinci bölümünde yazar ve çizer Umut Sarıkaya’ya ait Marksizm ve sosyalizm temalı karikatürlerden bazıları bu çalışmada örneklem olarak ele alınmıştır. Karikatürlerdeki dil ve görsellik, söylem çözümlemesi ve göstergebilimsel çözümleme metotlarıyla incelenmiştir. Bu incelemelerde metinlerin düz ve yan anlam okumaları yapılarak karikatüristin oluşturduğu söylem düzenine dair tespitlere yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise, ilk bölümdeki kuramsal çerçeve ve ikinci bölümde yapılan çözümlemelerden yararlanılarak karikatüristin oluşturduğu söyleme ve karikatür- edebiyat ilişkisine dair çıkarımlarda bulunulmuştur
  • Master Thesis
    Bilge Karasu'nun "Gece" Adlı Romanının söz dizimi yönünden incelenmesi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Baykal, Azat; Kara, Serdal
    Bilge Karasu' nun "Gece" adlı romanının söz dizimsel yönden incelendiği çalışmada, çıkış noktasını yapısalcılık temelinden alan, "üretici-dönüşümsel dilbilgisi" nin de şekillendirdiği bir söz dizimi anlayışı oluşturmuştur. Yargılı ve yargısız anlatımlar olarak bilinen cümle, cümle türleri, ögeleri ve kelime grupları çalışmaya ilişkin ana bölümleri oluşturmuştur. Bunun sonucunda ortaya çıkan cümle çeşitleri, cümle ögeleri ve kelime grupları yapı yönünden -metin odaklı- uygun ana ve alt başlıklara ayrılmış, inceleme metni üzerinden örneklendirilmiştir. Bilge Karasu' nun Türk Edebiyatındaki yerinin önemi, Türkçe üzerindeki hâkimiyeti, dili kullanma becerileri ve dil hassasiyetiyle de ilgilidir. Bu durum onun yapıtlarında önemli bir dilsel çalışma malzemesi yaratmaktadır. Dilsel çalışmaların en önemli malzemesinin yine dilin kendisi olduğunu düşündüğümüzde Bilge Karasu'nun Amerika'da "Pegasus" ödülünü alan "Gece" adlı romanı bu anlamda verimli bir inceleme ve çalışma metni sunmuştur.
  • Master Thesis
    Büyük Selçuklu Devleti zamanında Şâfiîler ve şâfiîlik
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Kahraman, Medine; Kütük, Ahmet
    Selçuk Bey komutasındaki Selçuklu ailesi Cend'e vardıklarında İslam dini ile tanıştılar. Bu tanışma onların da kısa bir süre içerisinde İslamiyet'i kabul etmelerine vesile oldu. İlk yerleştikleri bölgenin baskın şekilde Hanefîlerden oluşmasından dolayı Hanefîliği benimsediler. Zamanla Horasan ve Maverünnehir bölgelerinde uyguladıkları siyasi politikalar sayesinde de güçlü bir devlet haline geldiler. Şüphesiz Sünnî İslam dünyasının siyasi koruyuculuğunu üstlenmiş olmaları da onları güçlü kılan bir etkendi. Şâfiîler, Büyük Selçuklunun önemli merkezlerinde olmak üzere devlet sınırları içerisinde kalabalık bir nüfusa sahiptiler. Nitekim Şâfiîler, devletin siyasi ve idari alanında vezirlik, kadılık, elçilik gibi önemli görevlerde bulundular. Selçuklu Sultanları Alparslan ve Melikşah'ın vezirliklerini yapan Nizâmülmülk de Şâfiî mezhebindendi. Nizâmülmülk, Nizamiye Medreselerini inşa ettirerek burada Şâfiî âlimlerin müderrislik yapmasını sağladı. 11. yüzyılda Bağdat, Horasan ve Maveraünnehir bölgelerinde yoğun bir şekilde mezhepsel çatışmalar yaşanmaktaydı. Bu çatışmalar içerisinde Şâfiîler de yer alıyorlardı. Şâfiîler, Hanbelîlerler ve itikadî ekollerle çoğu zaman fiili çatışma yaşarlarken Hanefîlerle ise daha çok zihinsel bir çatışma halindeydiler. Büyük Selçuklu Devleti, fıkhî mezheplerin hem kendi aralarında hem itikadî ekollerle olan bu kavgalarında herhangi bir tarafın yanında durmamaya özen gösterdiler. Ancak olaylar devlet için tehlike arz edebilecek boyuta geldiği vakitlerde müdahaleden kaçınmadılar. Tuğrul Bey döneminde Şâfiî âlimlerin de Eş'arîlerle beraber baskı görmeleri olayı dışında Selçuklu sultanlarının Şâfiîlere yaklaşımı hep pozitif yöndeydi. Şâfiî fakihler, Büyük Selçuklu döneminde Sünnî İslam dünyası için büyük bir tehlike arz eden Batınîlik gibi pek çok bidatçı düşüncenin karşısında durdular.
  • Master Thesis
    Murtazâ Mutahharî'de Ruh, Ölüm ve Ötesi
    (2025) Ergül, Şengül; Bozkurt, Ömer
    Ölüm bütün insanlar için geçerli ortak bir tecrübedir. Buna bağlı olarak her inanç sisteminde, ölümden sonraki varoluş ve ruhun mahiyetine dayalı çeşitli fikirler ve sorgulamalar yer almıştır. Ruh ve ölüm arasındaki anlamlı bağ, gerek dini gerekse de felsefi yaklaşımlarla sık sık ele alınan bir konudur. Bu tezin konusu, çağdaş İslam düşüncesinde öne çıkan önemli düşünürlerden biri olan Murtazâ Mutahharî'nin ruh, ölüm ve ötesi konularını nasıl ele aldığıdır. Mutahharî, fikirlerini geleneksel ve yerleşik İslam düşüncesine dayandırarak ruhun ölümsüz olduğuna inanır. Ancak o, modern düşünceyle de münasebetini sürdürmüştür. Ona göre ruh, maddi olmasa bile varoluşun odağında yer almaktadır. Mutahharî'ye göre insan, ahlaki değerleri tanıyarak manevi kemâle ulaşır; bu durum ruhun saflaşmasını beraberinde getirecektir. Bu bağlamda tezde, ölüm ve ruh arasındaki ilişkinin anlamlılığı sorgulanarak ölümün insanın varoluş amacına nasıl bir katkı sağladığı incelenmektedir. Tezde ayrıca İslam inancına göre ruhun bedeni terk etmesi ve ahiret hayatına intikal etmesinin neyi temsil ettiği konu edilmektedir. Ölümün bir yok oluş mu yoksa yeni bir başlangıç mı olduğu şeklindeki soruların cevabı ve buna ilave olarak ölüm korkusunun nedenleri Mutahharî'nin görüşleri etrafında analiz edilerek bu korkunun insanın manevi gelişimindeki yeri araştırılmaktadır. Öncelikle Murtazâ Mutahharî'nin hayatı ve eserleri ele alınmakta; ilave olarak Mutahharî'nin düşünce sistemi hakkında genel bir bakış açısı sunulmaktadır. Sonrasında ruh ile ilgili görüşleri incelenmektedir. Ölüm ve sonrası ile ilgili fikirleri ise son bölümde ele alınmaktadır. Tezde Mutahharî'nin geleneksel İslam felsefesinde İhvan-ı Safâ, Molla Sadrâ; Antik Yunan felsefesinde Aristoteles; modern felsefede ise Kant gibi filozoflardan beslendiği ve etkilendiğine dair analizler ve değerlendirmeler yansıtılmaktadır. Yine kendisine kaynaklık etmiş filozof ve düşünürlerin hem dinî hem de kültürel kaynaklarına dikkat çekilerek ölüm konusu özelindeki fikirler, özet mahiyetinde ifade edilmektedir. Konuyla ilgili yapılmış diğer çalışmalar, Mutahharî'nin düşünceleriyle mukayese edilerek örtüşen veya ayrışan yönleriyle birlikte göz önünde bulundurularak ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: İslâm Felsefesi, Mutahharî, Ruh, Ölüm, Ahiret
  • Master Thesis
    Pleurotus Ostreatus Su Ekstresi Tüketiminin Kan Parametreleri ve Sitokin Değerleri Üzerine Etkisi
    (2024) Yalçın, Pınar; Dündar, Abdurrahman
    Fonksiyonel gıdalardan biri olan mantarların protein, yağ ve karbonhidrat gibi temel besinsel ihtiyaçlarımızı karşılarken öte yandan sağlığımız ve özelde immün sistemimiz üzerinde olumlu etkilerinin olduğu hipotezi araştırmaya değer bir konudur. Mantarların immünomodülatör etkileri çoğunlukla in- vitro ve in- vivo (deney hayvanlarında ve hasta bireylerde) olarak çalışılmış olmasına rağmen, özellikle ülkemizde ve dünyada gönüllü sağlıklı bireyler üzerinde yapılan çalışmalar birkaç adetle sınırlı olup, kapsamları da çok dardır. Bu nedenle yapılan çalışmada P. ostraetus'un su ekstraktları sağlıklı gönüllüler tarafından tüketildi. Mantar ekstraktının tüketimi öncesi ve sırasında gönüllülerden alınan kan örneklerinin biyokimyasal ve hematolojik analizleri ve sitokinler aracılığıyla immünomodülatör etkileri analiz edildi. Çalışmadan elde edilen bulgular incelendğinde IL-4, IL-6, IL-10 ve IL-13 değerleri en düşük standart değerin altında olduğundan tespit edilemediği görülmektedir.TNF-α, IFN-γ ve IL-1β 15. ve 29. gün değerleri 1. gün (kontrol) değerlerine göre azaldı (P< 0.05).Ancak 15. ve 29. gün arasında anlamlı bir fark gözlenmedi. Sonuç olarak biyokimyasal ve hematolojik değerlerde herhangi bir anormallik gözlenmedi ve böbrek ve karaciğer fonksiyon testi sonuçlarının sıklık aralığı P. osreatus'un güvenilir bir besin kaynağı olduğunu doğruladı. Sitokin değerleri dikkate alındığında bu sonuçlar, P. ostreatus su ekstraktının antiinflamatuar etkiye sahip olduğunu ve bu etki için 15 günlük tüketimin yeterli olacağını göstermektedir.
  • Master Thesis
    Transcription and Evaluation of the Sharia Register of Derik Court No. 272 M. (1905-1910), H. (1322-1327)
    (2025) Çakmak, Zeki; Akman, Ekrem
    Bu çalışma, 272 numaralı Derik Şer'iyye Sicil Defteri (H.1322-1327 / M.1905-1910) transkripsiyonu ve değerlendirmesidir. Çalışılan defterdeki belgeler, şehrin ailevi, sosyal ve ekonomik durumunu yansıtan konuları içermektedir. Bu konular; nikâh akdi (evlenme) ve boşanma, mehir, tereke, vesayet, kefalet gibi farklı toplumsal davaları kapsamaktadır. Ekonomik yaşamla ilgili olarak da miras paylaşım kayıtları, alışveriş, satış davaları, şehirde yapılan masraflarla ilgili bilgiler bulunmaktadır. Bölgenin yer adları ile Müslim-gayrimüslim şahıs veya ailelerin isimlerinin bu defterlerde yer alması, şehrin demografisi hakkında önemli ipuçları vermektedir. Böylece, o dönemde Diyarbekir vilayetinin bir kazası olan Derik özelinde, birinci el bir kaynağın yol göstericiliğinde şehir tarihçiliğine katkı sağlanmış olacaktır.