Yüksek Lisans Tezleri - Karma

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/57

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 885
  • Master Thesis
    Diyarbakır ili sınırlarından toplanan yerel makarnalık buğday popülasyonlarının karakterizasyonu
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Özateş, Muhammed Ali; Kendal, Enver
    Bu araştırma Diyarbakır ili sınırlarından toplanan yerel makarnalık buğday popülasyonlarının karekterizasyonunu belirlemek üzere 2020-2021 yetistirme sezonunda yürütülmüştür. Araştırmada Diyarbakır ilinde GAPUTAEM (GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi)'deki buğday çeşitleri (Artuklu, Diyarbakır 81, Fırat 93, Ganem, Sümerli) ve Diyarbakır ili içerisinde toplanan 48 adet yerel makarnalık buğday popülasyonu kullanılmıştır. Araştırmadan incelenen özelliklerden elde edilen verilerin varyans analiz sonuçlarına göre; başaklanma gün sayısı, metrakarede başak sayısı, başakta başakçık sayısı, başak uzunluğu tane verimi,bin tane ağırlığı,hektolitre ağırlığı,camsılık,sarı renk b oranı bakımından genotipler arasında % 0.1 ve %0.5 önemli farklılıklar tespit edilirken, bitki boyu,başakta tane sayısı, Protein oranı, Yaş glüten oranı, L değeri, Sarı renk a değeri bakımından genotipler arasında önemli bir farklılık tespit edilememiştir.Çalışma sonucunda; başaklanma süresi 110-121 gün, bitki boyu ortalaması 81-129 cm, metrekarede başak sayısı 135-639 adet/m2, başakta başakçık sayısı 15.9-26.7 adet/başak, başak uzunluğu 3.6-12.2 cm, başakta tane sayısının 25.2-59.2 adet, tane verim ortalaması 259.5- 646.4 kg/da, bin tane ağırlığı 24.0- 38.4 g, hektolitre ağırlığı ortalaması 63.2-80.5 kg/h, camsılık oranı % 91.0 -100, protein oranı ortalaması % 13.5-19.7, yaş glüten oranı ortalaması % 34.6- 48.2, sarı renk b oranı ortalaması % 14.3 - 29.5, L değeri oranı ortalaması 72.3-78.9, sarı renk a değeri ortalaması 3.3- 6.1 arasında değişim göstermiştir. Elde edilen verilere göre; birçok özellik bakımından hem en yüksek hem de en düşük verilerin yerel popülasyonlardan elde edilmesi popülasyonların yüksek bir varyasyon gösterdiğinin kanıtı olmuştur. Sonuç olarak yerel popülasyonlarda saptanan bu varyasyonun genetik çeşitliliğin artmasına, gen havuzunun zenginleşmesine ve gelecekte yapılacak ıslah çalışmalarında ebeveyn olarak kullanılarak yerli çeşitlerin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
  • Master Thesis
    DESCARTES’IN EPİSTEMOLOJİSİNİN METAFİZİK TEMELLERİ
    (2019) ORAL, SEHER
    Bu çalışmada, Descartes’ın kesin ve güvenilir bilgiye ulaşmak için izlediği yol ve bu yolda Tanrı’ya vermiş olduğu yer söz konusu edilecektir. Böylece Descartes’ın epistemolojisinden hareketle ontolojisini nasıl kurduğuna değineceğiz. Descartes’a göre kesin ve güvenilir bir bilgi vardır. Descartes, bu kesin bilgiye ulaşmak için kuşkuculuğu ön plana almıştır. Dolayısıyla Descartes, epistemolojisini kuşkuluculuktan yola çıkarak oluşturmuştur. Descartes, bu yöntemle doğruluğundan asla şüphe edilemeyecek bir bilgiye ulaşmıştır o da: “düşünme”ya da “cogito”dur. Ona göre, biz düşündüğümüz sürece varız. Onun bu düşüncesinin temelinde ruh ve beden ayırımı yatmaktadır. Düşünmeye sezgi ile ulaşan Descartes, Tanrı’nın bilgisine de bu yolla ulaşmaya çalışır. Ona göre, Tanrı, en yetkin varlıktır. Böylece Descartes, Tanrı’yı epistemelojsinin en başına yerleştirmiştir. Ona göre, Tanrı, bilinmedikçe başka hiçbir şey hakkında kesin bir bilgi elde edilemez
  • Master Thesis
    The Impact of Charitable Marketing on Donation Behavior - A Field Study on Non-Profit Organizations in Gaziantep, Türkiye
    (2025) Ammari, Mohammad Tarek; Almohamad, Dawoud
    Bu çalışma, Hayır Amaçlı Pazarlamanın (Charitable Marketing) Bağış Davranışı (Donation Behavior) üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, hayır amaçlı pazarlamanın üç temel boyutu olan Güven (Trust), Duygusal Çağrılar (Emotional Appeals) ve Akılcı Çağrıların (Rational Appeals) bireylerin Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlara (Nonprofit Organizations) bağış yapma davranışları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma, özellikle Türkiye'de faaliyet gösteren Suriyeli Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlar (Nonprofit Organizations) odağında gerçekleştirilmiştir. Analitik model, Planlı Davranış Teorisi (Theory of Planned Behavior) ile Kurumsal Güven Modellerinin birleşimine dayalı olarak tasarlanmış; bu sayede bireylerin bağış kararlarını etkileyen faktörlerin, zorlu insani ve ekonomik koşullar içindeki dinamiklerini açıklamak hedeflenmiştir. Araştırma, nicel bir yöntemle yürütülmüş olup, veri toplama aracı olarak yapılandırılmış bir anket kullanılmıştır. Örneklem, Türkiye'de faaliyet gösteren Suriyeli Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) bağış kampanyalarına katılan ya da hedeflenen 219 katılımcıdan oluşan kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veriler, araştırma hipotezlerini test etmek ve değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu doğrusal regresyon gibi istatistiksel testler kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, bağış davranışını şekillendirmede en etkili faktörün Güven (Trust) olduğunu ortaya koymuştur. Duygusal Çağrılar (Emotional Appeals) ikinci sırada gelirken, Akılcı Çağrıların (Rational Appeals) özellikle yüksek eğitim düzeyine sahip katılımcılar arasında orta düzeyde etkili olduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, gelir düzeyi) ise bağış davranışını istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yordamada sınırlı bir etkiye sahiptir. Bu çalışma, hayır amaçlı pazarlamanın farklı boyutlarını entegre eden bütüncül bir açıklayıcı model geliştirerek ve bunu Suriyeli diaspora bağlamında sahada test ederek literatüre önemli bir bilimsel katkı sunmaktadır. Elde edilen bulgular, Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlar (Nonprofit Organizations) için pratik öneriler de içermektedir: güven inşasına öncelik verilmesi, duygusal açıdan etkili mesajların kullanılması ve kanıta dayalı, mantıklı içeriklerle desteklenen pazarlama stratejilerinin uygulanması. Ayrıca, çalışma; kurumsal itibarın rolü, dijital medya etkisi ve kültürel-dini etkileşimlerin bağış niyeti üzerindeki etkisi gibi alanlarda gelecekte yapılacak araştırmalar için yeni ufuklar açmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hayır Amaçlı Pazarlama, Bağış Davranışı, Duygusal Çağrılar, Akılcı Çağrılar, Güven, Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlar, Türkiye
  • Master Thesis
    Netflix algoritmasının "Güçlü Kadın Karakterleri": Yabancı polisiye diziler örneği
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Kına, Gülbahar Arda; Aşılıoğlu, Emre
    Cinsiyete dayalı toplumsal iş bölümünün yeniden üretilmesinde dijital platformlar "yeni" alternatifler sunmaktadır. Dijital platformlar kullanıcı deneyimlerini algoritmik işleyişle şekillendirirken, içeriklerini de söylemsel sınıflandırmalarla sunmaktadır. Söz konusu sınıflandırmalar, ataerkil toplum içerisinde cinsiyet rollerinin nasıl kavrandığını ortaya koymaya yarayacak özellikler taşıyabilmektedir. Bu tez çalışmasında uluslararası ölçekte faaliyet gösteren bir dijital içerik platformu olan Netflix'te yer alan sınıflandırmalardan biri olarak "Güçlü Kadın Karakterlerin Oynadığı Diziler" kategorisindeki yabancı polisiye dizilere odaklanılmaktadır. Amaca yönelik örnekleme tekniği aracılığıyla farklı tarihlerde izleyiciyle buluşan dört yapım örneklem olarak belirlenmiştir. Örneklem belirlenirken dizilerin türsel özelliklerinin temelde polisiye olmakla birlikte farklı türsel kesişimler taşımasına da dikkat edilmiştir. Bunun yanı sıra dizilerin farklı tarihlerde izleyiciyle buluşmasına dikkat edilmiş, böylece bulgular arasındaki ilişkisel niteliklerin hem türsel kesişimler hem de süreklilik ve kesintiler bağlamında değerlendirilmesine imkan yaratılmak istenmiştir. Küresel ölçekli bir konu olan toplumsal cinsiyete dair kalıpların işlendiği anlatı yapıları sorgulanmıştır. Böylece söz konusu dizilerde yer alan kadın karakterlerin mesleki ve gündelik deneyimler ile bu deneyimlerde yer bulan cinsiyetçi temsillere ulaşılmıştır. Sonuç olarak güç söyleminin; kadınların ataerkil toplum düzeni içerisinde deneyimledikleri zorluklarla ve bu zorluklara dayanma pratikleriyle ilişkilendirildiği kaydedilmiştir.
  • Master Thesis
    Turistik bir ürün olarak şehir ve marka değeri: Mardin örneği
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Harmancı, Haşim; Kayaoğlu, Ahmet
    Mardin, çağlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, bu medeniyetlerden izler taşıyarak bünyesinde önemli tarihsel ve kültürel zenginlikler barındırmaktadır. Farklı etnik grupların birlikte yaşadığı, somut ve soyut verileriyle katmanlı bir kültür birikimi oluşturduğu kozmopolit bir şehir olarak önemli bir değere sahiptir. Çalışmanın literatür kısmında öncelikle marka, markalaşma ve marka değeri bileşenleri detaylı olarak açıklanmıştır. Daha sonra kent ve marka kent kavramları incelenmiştir. Araştırma kısmında ise kültür ve inanç turizmi olarak ön plana çıkan Mardin'e ait turistik ürün unsurlarının açığa çıkarılarak şehrin marka değerine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda 405 ziyaretçiye anket yöntemiyle birtakım önermeler yöneltilip bu ziyaretçilerin ifadelere katılım düzeyleri ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışmada Frekans Analizi, Faktör Analizi, t- testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Regresyon Analizi gibi tekniklerle araştırmanın hipotezleri test edilmeye çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, Mardin'in doğal, tarihi ve kültürel çekicilikler açısından oldukça yüksek bir potansiyele sahip olduğunu göstermekte, ziyaretçilerin kente sadakatle bağlı olduğu, kenti ziyaret edenlerin tekrar ziyaret etmek istedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Mardin'i daha çok genç turistlerin, erkeklerin, evlilerin ve lisans mezunu olanların ziyaret ettiği tespit edilmiştir. Gelir seviyesi bakımından ziyaretçi sayılarının birbirine çok yakın olduğu; genel olarak uzun süreli konaklama gerçekleştirdikleri ve kenti daha çok kültür amacıyla ziyaret ettikleri belirlenmiştir.
  • Master Thesis
    Mesleki Eğitim Merkezlerinin Swot Analizi ile Değerlendirilmesi: Diyarbakır Örneği
    (2025) Yahyaoğlu, İsmail Hakkı; Yiğit, Serkan
    Yapılan araştırmanın amacı, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) programlarının, yiyecek içecek sektöründe çalışan bireylerin mesleki bilgi ve beceri kazanmalarındaki rolünü değerlendirmek ve programın mevcut durumunu SWOT analizi yöntemiyle ortaya koymaktır. Çalışma, Diyarbakır ilinde uygulanan MESEM programlarını odağına alarak, programın güçlü ve zayıf yönleri ile karşılaştığı fırsat ve tehditleri sistematik biçimde belirlemeyi hedeflemektedir. Araştırma, nitel araştırma yöntemi benimsenerek yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçeleri olan Yenişehir, Kayapınar, Bağlar ve Sur'da faaliyet gösteren Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) programına doğrudan dâhil olan dört farklı çalışma grubundan toplam 45 katılımcı oluşturmaktadır. Çalışma grubu; 30 öğrenci, 5 öğretmen, 5 işletme sahibi ve 5 MESEM yöneticisinden oluşmaktadır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği ile belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen nitel veriler, içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, MESEM'lerin uygulamalı eğitim yoluyla öğrencileri erken yaşta iş yaşamına hazırlamada etkili bir model sunduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, bazı yapısal ve işleyişe dair sorunların giderilmesi gerektiği görülmüştür. Güçlü yönlerin desteklenmesi ve karşılaşılan tehditlerin azaltılması, bu kurumların mesleki eğitimdeki rolünü daha da güçlendirecektir.
  • Master Thesis
    Covid-19 ve zorunlu uzaktan eğitim sürecinin öğretmenlerin mesleki motivasyon ve mesleki doyumuna etkisi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Kılıman, Sevinç; Beltekin, Nurettin
    Bu araştırmanın amacı Covid-19 pandemisi süresince yüz yüze eğitimin durdurulup zorunlu çevrimiçi eğitime geçiş sürecinin öğretmenlerde mesleki doyum ve motivasyon bağlamında yarattığı etkiyi incelemektir. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada fenomenolojik desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak uzman görüşü alınmış 23 maddelik bir görüşme formu geliştirilerek Elâzığ ilinde devlet okullarında çalışan 45 öğretmene uygulanmıştır. Öğretmenlerin branşları İngilizce, Sınıf, Matematik, Sosyal Bilgiler, Bilişim Teknolojileri, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Türkçe, Fen Bilimleri, Müzik, Beden Eğitimi, Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen ve Teknoloji Tasarım şeklindedir. Katılımcılar, okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim öğretmenlerinden oluşmaktadır. Elde edilen veriler betimsel analiz ile çözümlenerek raporlanmıştır. Katılımcılar ile yapılan görüşme sonrası verilen cevaplara göre altı ana tema ve bu temalara ilişkin alt temalar oluşturulmuştur. Bu ana temalar; teknolojik altyapı, sınıf yönetimi, öğretimin niteliği, eğitim öğretime uygun, ortam motivasyon, mesleki doyum, şeklindedir. Çalışmada teknolojik altyapının zorunlu uzaktan eğitim sürecinin başında yetersiz kaldığı, gerekli cihaz (tablet, telefon, bilgisayar, internet bağlantısı vb.) temininde zorluklar yaşandığı ancak ilerleyen zamanlarda sorunun çoğunlukla çözüldüğü sonucuna varılmıştır. Sınıf yönetimi ve eğitim-öğretime uygun ortamın hazırlanmasında sorun yaşanmış, öğrencilerin derse katılım konusunda istikrar gösterilmediği anlaşılmıştır. Ayrıca öğretim yöntemlerinden daha çok sunuş ve geleneksel yöntemlerin kullanıldığı sonucu çıkarılmıştır. Bu durumun öğretimin niteliğine yansıdığı, bahsedilen başlıkların öğretmen motivasyonuyla negatif yönde bir ilişkisi olduğu saptanmıştır. Dahası katılımcıların öğrencilerin derslerden geri kalmaması ve uzaklaşmaması için eğitim-öğretime her zamankinden daha çok önem verdiği ancak süreç içinde motivasyonlarının düştüğü ve mesleki doyumlarının azaldığı hissine kapıldıkları görülmüştür.
  • Master Thesis
    Okul Yöneticileri ve Öğretmenlerin Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Eğitiminde Karşılaştıkları Sorunlar ve Çözüm Önerileri
    (2024) Alan, Serdar; İş, Engin
    Savaş, ekonomik kriz ve çeşitli nedenler sonucu Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu öğrenciler, eğitim kurumlarındaki kültürel ve demografik çeşitliliği artırmış ve bu durum çeşitli sorunları beraberinde getirmiştir. Yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye eğitim sistemine uyum sağlamaları için karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi önemli bir ihtiyaçtır. Bu araştırmanın amacı, ilkokul ve ortaokul öğretmenleri ile okul yöneticilerinin yabancı uyruklu öğrencilere ilişkin eğitimde karşılaştıkları sorunları belirlemek ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini incelemektir. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Mardin ilinin Kızıltepe ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntem tasarımlarından açımlayıcı ardışık desen kullanılmıştır. İlk aşamada nicel araştırma yapılmış ve basit seçkisiz örnekleme tekniği kullanılmıştır. Nicel araştırma kapsamında 353 öğretmen ve 87 okul idarecisi olmak üzere toplam 440 katılımcıya anket uygulanmıştır. Veriler, SPSS versiyon 21 yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında ise, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve maksimum çeşitlilik örnekleme tekniği tercih edilmiştir. Nitel araştırma kapsamında 10 öğretmen ve 10 okul yöneticisiyle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerin analizi için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Anket sonuçlarına göre katılımcılar, yabancı uyruklu öğrencilerin özellikle dil ve uyum sorunları yaşadığını ve velilerin çocuklarının eğitimine yeterince ilgi göstermediklerini ifade etmişlerdir. Nitel bulgular ise yabancı uyruklu öğrencilerin iletişim problemleri nedeniyle zaman zaman saldırgan davranışlar sergilediklerini, akademik başarılarının düşük olduğunu ve sıkça devamsızlık yaptıklarını ortaya koymuştur. Araştırmada yabancı uyruklu öğrencilere: Dil eğitimi verilmesi, velilere yönelik ana-baba eğitimi programlarının uygulanması, Yabancı ve Türk öğrencilerin kaynaştırılmasını sağlamak için çeşitli sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenlenmesi gerektiği önerilebilir. Bu öneriler, yabancı uyruklu öğrencilerin uyum süreçlerini kolaylaştırarak eğitimde karşılaşılan sorunları minimize etmeye yönelik önemli adımlar olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Yabancı uyruklu öğrenci, Göç, Eğitimsel sorunlar, Çözüm önerileri
  • Master Thesis
    XIX. ve XX. yüzyıllarda Mardin ve çevresinde misyonerlik faaliyetleri
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Ari, Hakan; Ekinci, Mehmet Rezan
    XIX. ve XX. yüzyıllarda Osmanlı topraklarına yoğun bir şekilde ilgi gösteren misyonerler, devletin zayıflamasıyla birlikte faaliyetlerine hız vermişlerdir. Misyonerler, faaliyetlerini daha çok rahat hareket edebileceklerini düşündükleri devlet merkezinden uzak ve nispeten gözlerden ırak, cazip mahallerde yürütmüşlerdir. Böylece Osmanlı Devleti'nin doğusu, misyonerlerin oldukça yoğun faaliyet gösterdikleri bir saha olmuştur. Merkezden uzak olarak misyonerlerin yoğun faaliyet yürüttükleri yerlerden biri de Mardin ve çevresidir. Misyonerler, Mardin ve çevresinde asli görevleri olan dini faaliyetlerinin yanında pek çok alanda etkinlik göstermişlerdir. Halkla yakınlaşmayı sağlamak için onların ihtiyaçlarını giderecek başta eğitim alanında olmak üzere okullar, sağlık alanında hastane ve eczane gibi kurumların açılmasında öncülük ederek değişik alanlarda çalışmalar yürütmüşlerdir. Bu tür faaliyetlerle halkın misyonerlere karşı algılarını olumlu bir şekilde etkilemeyi başarmıştır.
  • Master Thesis
    Bazı bitki patojenlerine karşı mantar bazlı nanomateryallerin etkisi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Dereli, Elif; Acay, Hilal
    Dünya nüfusundaki hızlı artış yaşam için gerekli olan gıda kaynaklarını muhafaza etmeyi gerektirmektedir. Yabani otlar, böcekler ve çeşitli bitki hastalıkları gıda kaynaklarını tehdit eden önemli unsurlardandır. Bu amaçla gıdayı korumak için kullanılan sentetik kimyasalların doğaya ve canlılara zarar verdiği bilinmektedir. Mevcut durumda, etkili bir biçimde mahsulleri zararlılardan korumak ve ekosisteme zarar vermeyen yeni alternatiflerin getirilmesi gerekmektedir. Fungisitlerin doğru kullanılmaması canlı sistemler için her zaman bir tehdit oluşturmaktadır. Bununla beraber fungal patojenlerde direnç oluşturduğu bilinmektedir. Yeniden değerlendirilen stratejiler kapsamında nanofungusit gibi nanoteknolojik yaklaşımlar çok önemli potansiyele sahiptir. Yapılan çalışmada, Pleurotus eryngii ekstraktı (PEE), Lesitin-(L) Kitosan (K) kullanılarak, etkili, düşük maliyetli, sürdürülebilir ve toksik olmayan ,çevre dostu PEELKN nanomateryali sentezlendi. Biyonanomateryalin yapısı FTIR, SEM, TGA, XRD ve zetapotansiyel ile karakterize edilmiştir. SEM analizi, nanoyapının düzenli şekillerden oluşmuş pürüzlü, topaklanmış ve boşluklu bir yapıya sahip olduğunu göstermiştir. Nanoyapının XRD analiz sonucu (2?=19.29°) yayvan bir pike sahip olası kitosan ve lesitin ile işlevselleşmesini göstermiş ve ortalama kristalit boyutu 13 nm olarak tespit edilmiştir. Çalışmada kullanılan PEELKN nanomateryalinin fitopatojenik mantar türleri Neoscytalidium dimidiatum, Alternaria alternata, Verticillium dahlia, Bipolaris sorokiniana ve Fusarium oxysporum karşı antifungal etkinliği ilk kez araştırıldı. Veriler, PEE ve PEELKN'nin bazı bitki patojenleri üzerinde ciddi etkisi olduğu ancak bu etkinin farklılıklar gösterdiği görülmektedir. Tür çeşitliliğinden kaynaklandığı düşünülen bu farklılıklar nedeniyle PEE ve PEELKN'nin farklı patojenik türler üzerinde de etkili olabileceği düşünülmektedir. PEE ve sentezlenen PEELKN, bazı yaygın fitopatojenik mantarların çimlenmesi ve büyümesine karşı inhibe edici etkiye sahiptir ve daha kapsamlı çalışmalarda kullanılabilir.
  • Master Thesis
    Civilizational Interaction Between the Mamluks and the Ilkhanid Mongols in the Levant and Upper Mesopotamia (656–736 AH 1258–1335 CE)
    (2025) Altaha, Abdulbaset; Kadro, Narjes
    Moğolların İslam ülkelerinde var olduğu dönem, İslam şehirlerinde bıraktığı yıkım nedeniyle yedinci hicri yüzyılın en önemli olaylarından biridir. Ancak, Moğolların İslam medeniyetinden etkilenmesi ve Memlükler ile İlhanlı Moğolları arasındaki Medeniyetlerarası Etkileşim, genel olarak İslam bölgelerinde ve özellikle Levant ve Yukarı Mezopotamya'da, Moğolların barbarlık ve düşmanlıktan bilim ve bilgiye dönüşmesine neden olmuştur. Bu durum, Memlük Devleti'ni etkilemiş ve iki devlet arasındaki hoşgörü ve iletişimin güçlenmesine katkı sağlamıştır. Araştırma, bu Medeniyetlerarası Etkileşimin doğasını analiz etmeyi ve yerel toplumlar üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bu dönemdeki bilimsel ve kültürel hareketlerde sultanların ve alimlerin rolüne dikkat çekmektedir. Çalışma, tarihi kaynakların gözden geçirilmesi ve dönemin çağdaş belgelerinin ve metinlerinin analizini birleştiren tarihsel bir analitik yönteme dayanmaktadır. Sonuçlar, iki devletin İslam'dan etkilenmesini ve Şam ve Fırat havzasının bilim ve kültürle dolu şehirler haline dönüşmesini ele alacaktır. Bu değişim, Memlük Devleti üzerinde önemli bir etki yaratmıştır. Medeniyetlerarası Etkileşim, Memlükler ile Moğollar arasındaki hoşgörü ve iletişimi güçlendirmiş ve Levant ve Yukarı Mezopotamya'daki toplumların gelişmesine yol açmıştır. Sultanlar ve alimler, bilginin aktarılması ve kültür ile çeşitli bilim dallarının yerleşmesinde kritik bir rol oynamışlardır. Bu Medeniyetlerarası Etkileşim, Levant ve Yukarı Mezopotamya'daki İslam medeniyetinin gelişimi üzerinde büyük bir etki yaratmış, iki devlet arasındaki ilişkileri güçlendirmiş ve bilimsel ve kültürel bir rönesansın gerçekleşmesine katkıda bulunmuştur. Bu durum, İslam medeniyetinin tarihindeki bu hassas dönemde sultanların ve alimlerin rolünün önemini ortaya koymaktadır.
  • Master Thesis
    Analîza Mamikên Kurdî ji Hêla Hunera Helbestê ve
    (2025) Yüce, Mehmet; Subaşı, Kenan
    Di vê têzê de ji hêla teşeyê ve li ser hêmanên ahengê yên weke wezna kîteyî, rêzbendî, serwa, rawestek, pirs û bersivdayîn, formelên destpêk û dawiya mamikên kurdî lêkolîn hatiye kirin. Mamikên kurdî ji hêla naverokê ve jî ji aliyê hunera helbestê ve hatine vekolandin. Di xebata xwe de dema me mamik ji hêla hunera helbestê ve tehlîl kirin, me modela analîza metnê ya ku binbeşeke rêbaza vekolîna çawaniyê ye esas girt. Tevî varyantên wan bi giştî li ser şeş hezar û sî û heft (6037) mamikên kurdî, ji hêla teşe û hunera helbestê ve lêkolîn hat kirin. Mebest jê ev e ku ji aliyê avabûna xwe ve mamikên kurdî bên kategorîkirin. Her weke din ji aliyê hunera helbestê ve jî, ji aliyê metafor, metonîmî, hêma, alîterasyon, asonans, teşbîh û tezadê ve taybetiyên mamikên kurdî hatin nirxandin. Mebest jê ev bû ku mamikên kurdî ji aliyê avabûna wan ji van her du hêlan ve bên nirxandin. Tez ji destpêk, du beş û encamê pêk tê. Di destpêkê de piştî ku pênaseya mamikê hatiye kirin, nêrînên li ser pênaseya wê hatine vegotin. Di xebatên kurdî de li ser binavkirin û bikaranîna peyva mamikê nirxandinek jî hatiye kirin. Di pey re piştî mijar û sînorên xebatê, çavkaniyên ku hatine bikaranîn hatine nasandin. Paşê jî piştî rêbaza lêkolînê, giringî û amanca xebatê hatiye vegotin. Di beşa yekem de ji hêla teşeyî ve li ser formelên wan destpêk û dawiyê, li ser rêzbendî, pirs û bersivdayîn, dengsazî û serwaya mamikên kurdî nirxandinek hat kirin. Mamikên kurdî li gorî van taybetmendiyên xwe hatin kategorîkirin. Di beşa duyem de mamikên kurdî ji hêla hunera helbestê ve ji aliyê naverokê ve hat analîzkirin. Piştî analîzkirina mamikan metafor û hêmayên ku herî zêde hatine bikaranîn, bi du tabloyan hatin nîşandan. Bêjeyên sereke: Mamik, Teşe, Helbest, Avanî.
  • Master Thesis
    Safevi- Kürt ilişkileri
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Sünğür, Servet; Dinç, Fasih
    Safevi-Kürt ilişkileri 1501 tarihinde Safevi Devleti'nin kuruluşuyla başlayıp 1736 tarihinde yine Safevi Devletinin yıkılışıyla son bulmuştur. Bu ilişkiler her dönemde farklı olsa da iki buçuk asra yakın bir süreyi kapsamakta olup gerek Safeviler gerekse de Osmanlı devleti için önemli sonuçlar meydana getirmiştir. Safevi-Kürt ilişkileri'nin 1501-1576 yıllarını kapsayan bu çalışmada giriş kısmını takiben üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "Safevi-Kürt İlişkilerinin Tarihi Arka Planı" adlı bölüm ile her biri hakkındaki bilgileri açıklamaktadır. İkinci kısım Şah İsmail'in başka bir ifadeyle Safevilerin Kürtlerle ilk ilişkilerine dair meselelere ve Çaldıran savaşı sonrası değişen koşullara açıklık getirilmiştir. Onu müteakip Şah Tahmasb dönemi değişen koşullar ve bu koşullara bağlı değişen Safevi siyasetine ilişkin bölüm ile son bulmaktadır.
  • Master Thesis
    Engelli Sağlık Kurulu Raporları Üzerine Nitel Bir Çalışma: Süreç, Sorunlar ve Çözüm Önerileri
    (2025) Ayhan, Sadiye; Apak, Hıdır
    Bu çalışma, engelli bireyler ile yakınlarının engelli sağlık kurulu raporu başvuru ve değerlendirme süreçlerinde karşılaştıkları yapısal, yönetsel, deneyimsel, hak temelli ve kurul sonrası destek mekanizmalarına ilişkin sorunları bütüncül bir yaklaşımla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Özellikle başvuru sürecindeki kurumsal işleyişin, bireylerin sağlık hizmetlerine ve sosyal haklara erişimini sınırlayıcı etkileri ayrıntılı bir biçimde değerlendirilmiştir. Sürecin multidisipliner yapısı, bilgiye erişimde yaşanan eksiklikler ve yönlendirme mekanizmalarının yetersizliği, engelli bireylerin hizmetlere ulaşımında karşılaştıkları engellerin görünür kılınmasına katkı sağlamaktadır. Engelli sağlık kurulu raporu süreci yalnızca mevzuat temelli değil, uygulama pratikleri ve kullanıcı deneyimleri doğrultusunda çok boyutlu olarak ele alınmıştır. Araştırma, engelli bireyler ve yakınlarının sağlık sistemine dâhil olma sürecinde karşılaştıkları güçlükleri incelemekte ve kamu hizmetlerinin kapsayıcılığı ve erişilebilirliği açısından yapısal dönüşüm ihtiyacına dikkat çekmektedir. Elde edilen bulguların engelli sağlık kurulu süreçleri konusunda farkındalık oluşturması, mevcut durumu ortaya koyması, akademik literatüre katkı sunması ve politika geliştirme süreçlerine katkı sağlaması hedeflenmektedir. Araştırma, nitel yöntemler temelinde fenomenolojik desen kullanılarak yapılandırılmıştır. Kuramsal çerçeve, ilgili literatür ve mevzuat incelemesine dayanmaktadır. Katılımcılar kartopu ve amaçlı örnekleme teknikleriyle seçilmiştir. Veriler betimsel analiz yöntemiyle sistematik biçimde değerlendirilmiştir. Veri toplama sürecinde derinlemesine görüşme yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formları iki uzman görüşü alınarak oluşturulmuştur. Veriler elde edilirken, ses kayıt cihazı, not defteri ve bilgisayar gibi araçlar kullanılmıştır. Görüşmeler etik kurallar doğrultusunda onam alınarak ve etik kurul izni ile gerçekleştirilmiştir. 20 Şubat 2025 – 01 Haziran 2025 tarihleri arasında yürütülen veri toplama sürecinde, 25 engelli birey ve yakını ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların yaş aralığı 24 ile 86 arasında ve tamamı 18 yaş üzerindedir. Cinsiyet dağılımı dengeli biçimde 13 kadın ve 12 erkekten oluşmaktadır. Araştırma kapsamında sekiz ana tema belirlenmiştir. Bu temalar; bilgiye erişim ve iletişim, bürokratik engeller, değerlendirme ve raporlama sorunları, randevu ve bekleme süreleri, fiziksel erişilebilirlik, psikolojik ve sosyal etkiler, izleme ve geri bildirim mekanizmaları ile katılımcı talepleri ve çözüm önerileri olmak üzere sınıflandırılmıştır. Her tema, ilgili alt başlıklarıyla birlikte detaylandırılmış ve araştırma amacına uygun biçimde tartışılmıştır. Sonuç olarak, araştırma bulguları, engelli bireylere, engelli yakınlarına, engelli sağlık kurulu işleyişine, mevzuata, sağlık hizmetlerinin işleyişine, denetim mekanizmalarına ve fiziki mekân tasarımına yönelik çözüm önerileri yedi ana başlıkta toplanmıştır. Bu öneriler sağlık kurulu işleyişinde yapısal dönüşümler için temel bir çerçeve sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Tarihî Türk Yazı Dillerinde Alet İsimleri
    (2024) Onaran, Gökberk; Kara, Serdal
    Çalışmamızda Köktürkçeden Osmanlı Türkçesine kadar olan toplam doksan adet eserin dizin kısımları taranmıştır. Tarihî Türk yazı dilleri Köktürk, Eski Uygur, Karahanlı, Harezm, Altın Ordu, Kıpçak, Memlük Kıpçak, Çağatay, Eski Anadolu ve Osmanlı Türkçesi olarak dönemlere ayrıldı. Eserler taranmaya Köktürkçeden başlandı, Osmanlı Türkçesine kadar sürdürüldü. Kamus-ı Türkî adlı eserde yeni bir alet ismi tespit edilmedi, sadece önceki dönemlerde bulunan kelimelerin bu eserde kullanılıp kullanılmadığı incelendi. Alet isimleri aydınlatma aletleri, bağlama aletleri, bitkiler ile ilgili aletler, boyama aletleri, çocuk uyutma aletleri, delme aletleri, demirci aletleri, denizcilik aletleri, dikim aletleri, dinî merasim aletleri, hayvanlar ile ilgili aletler, işkence aletleri, kazma aletleri, kesme aletleri, kilitleme aletleri, kişisel bakım aletleri, marangoz aletleri, mutfak aletleri, müzik aletleri, oyun aletleri, ölçme aletleri, saklama aletleri, savaş aletleri, serinletme aletleri, tarım aletleri, taşıma aletleri, temizleme aletleri, tıbbî aletler, vurmadövme aletleri, yanıcı-yakıcı aletler, yansıtma aletleri, yapı aletleri ve yazma aletleri olmak üzere 33 farklı sınıfa ayrıldı. 1.297 adet alet ismi tespit edildi. Madde başı sözcüklerin dizini oluşturuldu. Eski Uygur Türkçesi ve Çağatay Türkçesi döneminde müzik aleti isimlerinin diğer dönemlere göre sayıca daha fazla olduğu sonucuna ulaşıldı. Karahanlı Türkçesi döneminde hayvanlar ile ilgili alet isimlerine diğer dönemlere nazaran daha çok ulaşıldı. Memlük-Kıpçak Türkçesi ve Çağatay Türkçesi döneminde denizcilik aleti isimlerinin diğer dönemlere göre daha fazla olduğu tespit edildi. Çalışmamızda yoğun bir şeklide dikim, mutfak, müzik, savaş aletlerine ve hayvanlar ile ilgili aletlere rastlandı. 156 adet dikim aleti, 230 adet mutfak aleti, 96 adet müzik aleti, 150 adet savaş aleti ve 119 adet hayvanlar ile ilgili alet tespit edildi. Buradan hareketle Türklerin giyim kuşam, yeme içme, müzik, hayvancılık ve savaş kültürünün hayli gelişmiş olduğu sonucuna ulaşılabilir.
  • Master Thesis
    Okul Müdürlerinin Sosyal Arabuluculuk Rollerine İlişkin Okul Müdürü ve Öğretmen Görüşlerinin İncelenmesi
    (2024) Tanrıverdi, Gülsün; Öter, Ömer Murat
    Bu araştırma, okul müdürlerinin sosyal arabuluculuk rollerine yönelik müdürlerin ve öğretmen görüşlerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, okullarda hangi durumlarda kimlerin arabuluculuğuna ihtiyaç duyulduğu, okul müdürlerinin sosyal arabuluculuk rollerini yerine getirme düzeyleri, okul içi ve okul dışı uyuşmazlıklarda okul müdürlerinin başvurdukları arabuluculuk yöntemleri belirlenmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim modeli kullanılan çalışmada, yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak İstanbul İli Ümraniye İlçesi'ndeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan 20 öğretmen ve 15 okul müdürü ile görüşmeler yapılmıştır. Katılımcılarla yapılan görüşmeler sonrası elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmada; okul müdürü ve öğretmenlerin okulda yaşanan anlaşmazlıklarda arabulucuya ihtiyaç duyduğu ve sorunların çözümünde arabulucuya başvurulması gerektiğini düşündükleri, özellikle öğretmen-öğretmen, öğretmen-veli ve öğretmen-öğrenci arasında yaşanan anlaşmazlıklarda okul müdürünün arabuluculuk rolünü üstlenmesi ve görevini etkin bir şekilde yerine getirmesi beklendiği, okul müdürlerinin anlaşmazlıkların çözümünde en çok tercih edilen kişi olduğu, öğretmenlerin yaşadıkları anlaşmazlıklarda okul müdürlerinden en çok adaletli/tarafsız ve çözüm odaklı birer arabulucu olmalarını beklediği, bazı okul müdürlerinin okul içindeki anlaşmazlıklarda tarafların kültürel, dünya görüşü gibi farklılıklarına göre davrandığı, bu durumun bazen olumlu bazen olumsuz sonuçlara yol açtığı, okul müdürlerinin taraflar arasından yaşanan uyuşmazlıklarda en çok birebir görüşme ve uzlaştırma/arabuluculuk yöntemlerini tercih ettiği, katılımcıların çoğunun, sosyal arabuluculuk rolünde okul müdürlerini başarılı buldukları ve okul dışında yaşanan uyuşmazlıklarda araştırmaya katılan okul müdürlerinin yarısının arabulucu/uzlaştırıcı rolünü yerine getirirken diğer yarısının ise bunu tercih etmediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda uygulayıcılar ve araştırmacılar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Arabuluculuk, Sosyal Arabuluculuk, Ortaöğretim, Müdür, Öğretmen.
  • Master Thesis
    Assessment of Türkiye's Post-Arab Spring Middle East Policy in Terms of Defensive and Offensive Realisms
    (2025) Saylık, Muhammed İkbal; Acar, Necmettin
    Uluslararası kamuoyunda, son yıllarda giderek artan bir sıklıkta, Türkiye'nin bilhassa Arap Baharı sürecinde ve sonrasında takip etmiş olduğu dış politikanın revizyonist özelliklere sahip olduğu ve Osmanlı'yı yeniden diriltmek amacına matuf olduğu dile getirilmektedir. Bu iddiaların gerekçesi olarak da Türkiye'nin komşu ülkelerde gerçekleştirdiği sınır ötesi askeri harekâtlar, Suriye'de 2011'de başlayan iç savaş sürecine ve bölgede yaşanan bir takım silahlı ihtilaflara, özellikle bir dönem aktif bir şekilde müdahil olması, Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında çeşitli büyüklüklerde askeri üsler kurması, yerli savunma sanayii alanında büyük yatırımlar ve hamleler yapması, Karadeniz'de ve Doğu Akdeniz'de tartışmalara yol açan enerji kaynakları arama ve sondaj çalışmaları yapması sayılmaktadır. Ancak bunun yanında, Türkiye'nin bölgedeki askeri ve ekonomik faaliyetlerini sadece revizyonist olarak tanımlamanın doğru olmayacağına dair görüşler de mevcuttur. Yapılan çalışmada ayrıntılı olarak ele alındığı üzere, ikinci görüşü savunanlara göre bu faaliyetlerin amacı esasen 2003 yılında Irak'ın işgali ve özellikle 2010 yılı sonunda başlayan Arap Baharı sürecinin ardından ortaya çıkan ve büyük ölçüde Türkiye'ye yönelik olduğu nitelendirilen terör tehditlerini kaynağında ortadan kaldırmak; Türkiye sınırlarının yanı başında oluşturulmaya çalışılan terör koridorları gibi yapıları tamamen bertaraf ederek ülke sınırlarının güvenliğini sağlamak ve sınır içerisinde ve sınırların ötesinde bulunan ekonomik ve siyasi çıkarları korumaktır. Yine bu yaklaşıma göre, Türkiye'nin geçmişten günümüze kadar sürdürdüğü ve bölgedeki mevcut statükonun korunmasına yönelik izlediği politikanın yanı sıra, komşularının toprak bütünlüğünü her fırsatta ve ortamda dile getirmesi, çeşitli kaynaklarca öne sürülen revizyonist dış politika söylemleriyle çelişen bir yaklaşım sergilemektedir. Bu çalışmada ikinci görüşü savunan yaklaşım doğrultusunda yapılmış olan çalışmalar incelenmiş ve buradan hareketle bu görüşü destekler mahiyette bir analiz yapılmıştır.
  • Master Thesis
    Said Havva'nın el-Esas fi't-Tefsir adlı eserinde din ve toplum
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2020) İşler, İbrahim; Akbaş, Ahmet
    Kur'ân-ı Kerim, insanın hem ferdi hem de içtimai hayatını düzenlemek için indirilmiş ilahi bir kitaptır. Bu amacı gerçekleştirmek üzere birçok hüküm içermektedir. Tefsir ilmi ile uğraşanlar, yaşadıkları çağın sosyal problemlerini söz konusu hükümler çerçevesinde çözmeye gayret etmektedirler. Yirminci yüzyıl; sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik açıdan İslâm dünyası için zorlu bir dönem olmuştur. Bu dönemde yaşayan İslâm bilginleri, Kur'ân'ın sunduğu reçeteyi dikkate alarak bireysel ya da toplumsal sorunlara çözümler üretmeye çalışmışlardır. Saîd Havvâ da yazdığı eserlerle, çağın dertlerine deva olmaya çalışan ender âlimlerden biridir. Bu çalışmada, Saîd Havvâ'nın kaleme aldığı "el-Esâs fi't-Tefsîr" adlı eser temel alınarak "Din ve Toplum" alanında ortaya koyduğu tespitler değerlendirilmektedir. Çalışmanın giriş kısmında araştırma hakkında genel bilgiler verilmekte ve kavramsal çerçevede yer alan kavramlar kısaca izah edilmektedir. Birinci bölümde Saîd Havvâ'nın hayatı, ilmi şahsiyeti ve eserleri üzerinde durulurken; ikinci bölümde de onun "Din ve Toplum" konusundaki görüşleri tahlil edilmektedir.
  • Master Thesis
    Melayê Cizîrî Divanında yer alan bitki ve hayvan türlerinin tasavvuf felsefesi açısından analizi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Noyan, Şilan; Doru, Mehmet Nesim
    Bu tez çalışmasında, Melayê Cizîrî'nin Dîvan'ında yer alan bitki ve hayvan metaforları üzerinde inceleme ve analizler yapılmaya çalışılmıştır. Mela'nın tasavvuf görüşü ile yakından ilgili olan bu metaforlar geniş bir kapsamda ele alınmıştır. Tezimiz iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bitki ve hayvanlar mitoloji, divan şiiri ve tasavvuf felsefesi çerçevesinde izah edilmiştir ve Melayê Cizîrî'nin eserinde yer alan bitki ve hayvan sayıları, beyitleri ve sembol karşılıkları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise sözkonusu bitki ve hayvanların ifade ettiği felsefi-tasavvufi anlamları tespit edilmiş ve analiz edilmiştir. Çalışmamızın iddiası, Melayê Cizîrî'nin Dîvan'ında yer alan tüm bitki ve hayvan sembollerinin mitolojik anlamları ile birlikte, divan edebiyatı şairlerinin söz sanatları kullanılarak, tasavvuf felsefesi ve özelde vahdet-i vücud görüşünü barındıran birer metafor olduklarıdır. Cizîrî bu ilgileri kurarak aslında birlik-çokluk meselesini açıklığa kavuşturmak istemiştir. Tanrı'nın sıfatları, isimleri, güzelliği, ilahi ve cismani aşkı, sûfinin keşif yolunda tecrübe ettiği halleri bu bitki ve hayvan metaforları ile sembolize ederek açıklamıştır. Dîvan'da geniş bir yer kaplayan bitki ve hayvan metaforları bu çerçevede değerlendirilmiştir.