Yüksek Lisans Tezleri - Karma

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/57

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 885
  • Master Thesis
    Gazâli ve İbn Rüşd'de Tanrı'ya yön atfetmenin imkan ve mahiyeti
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Karabulut, Ömer; Bozkurt, Ömer
    Bu çalışmada, Gazâli ve İbn Rüşd'ün görüşleri çerçevesinde Tanrı'nın mekân ve cihette bulunup bulunmadığı konusu bir din felsefesi problemi bağlamında ele alınmıştır. Bu bağlamda tez, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mekân ve cihet kavramı, Tanrı ve bu kavramların ilişkileri, İlk Çağ filozoflarının Tanrı-mekân ve boşluk görüşleri, İslam filozoflarından Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd'ün Tanrı-mekân, Tanrı-cihet düşüncelerine atıflar yapılarak genel problemler aktarılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Gazâli'nin Tanrı, cihet ve mekân görüşleri ele alınmıştır. Ayrıca Gazâli'nin Tanrı'nın cihet ve mekân gibi hâdis varlıkların niteliklerinden münezzeh oluşunu ispatlama yöntemi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise İbn Rüşd'ün Tanrı, cihet ve mekân görüşlerine yer verilmiştir. İbn Rüşd'ün Tanrı'nın dinî ve aklî olarak bir mekân ve yönde oluşunun imkânı ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    Hz. Ebubekir'in Ridde olaylarıyla mücadelesinin İslamiyet'in yayılmasına etkisi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Kaymaz, Şerafettin; Polat, Ziya
    İslam tarihinin en önemli dönemlerinden biri şüphesiz ki ilk halife Hz. Ebû Bekir dönemidir. Hz. Ebû Bekir, İslamiyet öncesi dönemde Hz. Peygamber'in en yakın arkadaşıydı. İslamiyet'i kabul ettikten sonra hem malıyla hem canıyla İslam davası uğruna her zaman Hz. Peygamberin yanında yer almıştır. Hz. Ebû Bekir, Hz. Peygamberin vefatıyla dağılan İslam birliğini yaklaşık iki buçuk yıllık halifeliği sürecinde sağlam temeller üzerinde oturtmayı başarmıştır. Halifenin seçimi ve biat etme konusunda Müslümanlar neredeyse bölünme noktasına gelmişti. Hz. Ebû Bekir İslamiyet'i bütün benliğiyle sahiplenmesi, yapıcı tutumu ve sergilediği yönetim anlayışı neticesinde bütün ayrılıkları ortadan kaldırmayı başarmıştır. Hz. Muhammed'in (s.a.v) ölümüne sebep olan hastalığa yakalanması ve akabinde vefat etmesini fırsat bilen Esved el-Ansi, Müseylimetü'l-kezzâb, Secâh ve Tuleyha gibi bazı yalancılar, Peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkmıştı. Bununla beraber Arap Yarımadası'nın Mekke, Medine ve Taif dışında kalan bütün kabileleri, zekât vermek istemediklerini dile getirerek İslamiyet'ten yüz çevirmişti. Hz. Ebû Bekir, Peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan, zekât vermek istemeyen, İslam Dini'ni tahrif etmek isteyen bu kabilelere karşı, istikrarlı bir şekilde mücadele ederek dağılmaya yüz tutmuş İslam ümmetinin birliğini sağlamayı başarmıştır. Hz. Ebû Bekir, halifelik süreci boyunca izlediği siyaset, gelişme döneminde olan İslam toplumunu korumayı hedefleyen bir siyasetti. Halifeliği esnasında devlet yönetiminde aldığı isabetli kararlar neticesinde kendisinden sonraki devlet başkanlarına örnek teşkil etmiştir. Bu çalışmamızda Hz. Ebû Bekir'in şahsiyeti, ridde olaylarıyla mücadelesi ve bu mücadele sonucunda İslamiyet'in yayılmasına etkisi üzerinde durulacaktır.
  • Master Thesis
    The Effect of Psychology and Theology Students' Spirituality Levels on Their Attitudes towards Spiritual Counseling
    (2025) Apak, Zeynep; Acar, Muhammet Cevat
    Son zamanlarda ülkemizde maneviyat ve manevi danışmanlık ve rehberlik kavramları dikkat çekmeye başlamış ve bu kavramlar birçok araştırmaya konu olmuştur. Özellikle psikoloji ve din psikolojisi gibi sosyal bilimler sahalarında bu kavramların etkileri, birey ve toplum üzerindeki yansımaları daha fazla araştırılmakta ve tartışılmaya başlanmıştır. Araştırmalar, geçmişte psikoloji ile din ve maneviyat arasındaki mesafenin giderek azaldığını ve bilim dünyasında bu konulara yönelik olumsuz bakış açısının değişmeye başladığını ortaya koymaktadır. Bu çalışma, alandaki eksikliklerin giderilmesine katkıda bulunması açısından önem taşımaktadır. Araştırmanın amacı; ilahiyat ve psikoloji bölümünde okuyan öğrencilerin maneviyat düzeyleri ile manevi danışmanlık ve rehberliğe yönelik tutumları arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmada temel olarak ilahiyat ve psikoloji öğrencilerinin manevi danışmanlık ve rehberliğe karşı tutumları nasıldır? İlgili bölümlerde okuyan öğrencilerin maneviyatla ilişkileri ne boyuttadır? Bölümlerin maneviyata ve MDR'ye yönelik tutumlarında bir fark var mıdır? Cinsiyetin maneviyata ve MDR'ye yönelik tutumunda bir etkisi var mıdır? Maneviyat, MDR'ye olan tutumu etkilemekte midir? Soruları cevaplandırılmıştır. Bu araştırma, nicel araştırma desenlerinden genel tarama modelinin alt türü olan ilişkisel tarama modeli ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Mardin Artuklu Üniversitesinde okuyan manevi danışmanlık ile yakından ilişkili olan psikoloji (N=169) ve ilahiyat (N=327) alanında eğitim gören öğrenciler (N=496) oluşturmuştur. Örneklem seçim yöntemine gidilmeyip tüm öğrencilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak sosyo-demografik veri formu, 'Maneviyat Ölçeği' ve 'Manevi Danışmanlığa Yönelik Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. Veriler t testi, Pearson korelasyon katsayısı ve Basit Doğrusal Regresyon ile analiz edilmiştir. Araştırmanın en önemli bulgusu olarak üniversite öğrencilerinde maneviyatın manevi danışmanlığa yönelik tutumun %17 oranında olumlu olarak yordadığı görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerin maneviyatı ile manevi danışmanlığa yönelik tutumları arasında orta düzeyde ve pozitif anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerin cinsiyet ve bölümlerine göre manevi danışmanlığa bakışta bir farklılık bulunmazken; maneviyata göre anlamlı derece farklılık bulunmuştur.
  • Master Thesis
    8 NUMARALI MÜHİMME DEFTERİ’NİN (977-978/ 1569-1570) TRANSKRİPSİYON VE DEĞERLENDİRİLMESİ
    (2017) ALAN, SEBAHAT
    Mühimme Defterleri, Osmanlı Devleti’nde Divân-ı Humâyûn’da alınan kararların suretlerinin kaydedildiği defterler olarak adlandırılmaktadır. Bu defterler devletin siyasi, sosyal, askeri ve ekonomik meselelerine ait önemli kararları oluşturmaktadır. Tez konusu olan bu defter Mühimme Defteri olarak kaydedilmesine karşın hükümleri tayin ve tevcih kararları oluşturduğundan defterin bir Ruus Defteri olduğu anlaşılmaktadır. Defter 168 sayfadan oluşmaktadır. Hicri 977-978 (M. 1569-1570) tarihli bir defter olup II. Selim Dönemi’ne tekabül etmektedir. Söz konusu defter, çoğunlukla tımâr ve zeamet tevcihleri ile ilgili kararları içermektedir. Bununla birlikte bu dönemde vuku bulan Kıbrıs Seferi ile ilgili kararlar da defterin ihtivasını oluşturmaktadır. Transkripsiyonu yapılan bu defterin değerlendirilmesi yapılmış ve çalışmanın daha anlaşılır hale getirilmesi amacıyla da bir dizi tablolar oluşturulmuştur.
  • Master Thesis
    ممارسة العمل السياسي في المنظور القرآني: دراسة تأصيلية موضوعية
    (2024) Seyid, Muhammed Fatih; Yusuf, Abdulselam
    Bu çalışma, betimleme ve analiz yöntemlerini takip etmek suretiyle siyasi eylem pratiğinin Kur'ân-ı Kerîm'deki köklerine inmeye ve onun modern çağdaki uygulama alanlarını açıklamaya gayret etmekte; 'siyaset' ile 'siyasi pratik' kavramlarının anlamı altında yer alan terimleri göstermeye ve siyasi eylem pratiğinin hükmü ile başta Yusuf, Musa, Davud, Süleyman ve Muhammed (Allah'ın selamı onların üzerlerine olsun!) olmak üzere nebîlerin siyasi eylem pratiği ile olan ilgilerini açıklamaya; İslam âlemindeki yönetim sisteminin biçiminden bahsetmeye ve seçim sistemi vasıtasıyla toplumda adaleti tesis etmek yönünde dönüşüm gerçekleştirme hususunda Müslümanları görevleri noktasında bilinçlendirme konusundan ve kadının siyasi eylemle bağlantısından söz etmeye çalışmaktadır. Ulaşmış olduğum sonuçların en önemlileri arasında şunlar yer almaktadır: siyasi yöne önem vermek, şüphesiz ki Kur'ân-ı Kerîm'in amaçlarından biridir. Yine siyasi eylem genellikle, emr-i bi'l-ma'rûf (iyiliği emretmek) ve nehy-i ani'l-münker (kötülükten nehyetmek) ilkeleri altında vücut bulmakta; insanlara siyaseti tatbik etmek ve onları komuta edip yönetmek, nebîlerin (Allah'ın selamı onlaırn üzerlerine olsun!) görevleri arasında yer almaktadır. 'Tek İslam ümmeti' kavramı da büyük bir önem taşımakta olup siyasi bir derinliğe sahiptir. Muhakkak ki İslami bir devlet kurmaya gayret etmek, vâcip (zorunlu) bir emir olup Müslümanlar üzerine farz-ı kifâyedir ve zayi edilmeden hakkıyla ifa edilmelidir. Reislik (başkanlık, cumhurbaşkanlığı) ve büyük imâmet (halifelik) makamları haricinde çeşitli siyasi makamlara atanmak, şer'î kurallara hakkıyla riayet ettikleri müddetçe kadınlar için câizdir. Bu çalışma, siyasi eylem ile emr-i bi'l-ma'rûf (iyiliği emretmek) ve nehy-i ani'l-münker (kötülükten nehyetmek) ilkeleri arasındaki ilgi konusuna daha fazla öncelik vermeyi, bu hususa daha fazla özen göstermeyi, Kur'ân-ı Kerîm'deki siyasi yöne ve İslam toplumunun kalkınmasına dair insanların bilinçlendirilmesi için daha fazla seminer ve konferans verilmesini teşvik etmeyi; şer'î ilimler alanında araştırma yapanları, siyasi husus ile onun Kur'ân-ı Kerîm ve nebevî Sünnet ile olan bağlantısı üzerine yazmaları konusunda yüreklendirmeyi, bu meselenin şer'î olarak temellendirilmesi vasıtasıyla 'tek ümmet' kavramını güçlendirmeyi ve çeşitli sosyal medya araçlarında araştırma ve yayınlar yapmayı tavsiye etmektedir.
  • Master Thesis
    Hz. peygamber vefat ettiğinde çocuk olan sahabilerin rivayetleri: Abdullah B. Ca'fer örneği
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Aksak, Abdulhekim; Özçelik, Fikret
    Bu çalışma, Abdullah b. Ca'fer'in örneğinde çocuk sahabîlerin rivâyetlerini ele almakta ve bu sahabinin rivâyetlerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma ile genelde çocuk sahabilerin rivâyetlerinin kabul bulduğu ve yedi yaşında Hz. Peygamber'e biat etmiş ve O'nun vefatında henüz on yaşında bir delikanlı olan Abdullah'ın doğrudan Hz. Peygamberden, annesi Esmâ ve amcası Ali'den hadis rivâyetleri bulunduğu tespit edilmiştir. Rivâyet ettiği hadisler genelde Hz. Peygamber'den olan bu sahâbînin rivâyetleri'nin Muvatta dışında Kütüb-i Tis'a içinde yer alan diğer kaynaklarda yer aldığı görülmüştür.
  • Master Thesis
    Çok partili döneme geçişin yerel basına etkisi: 1950-60 Demokrat Parti Dönemi Mardin basını
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Çobanoğlu, Faraç; Dinç, Fasih
    Osmanlı Devleti"nde yerel basının oluştuğu dönemde bir taşra kenti olan Mardin"de Süryani topluluğunun şirişimleri dışında yerel basının şeliştiği söylenemez. II. Meşrutiyet döneminde yaşanan çoğulcu basın Mardin"i pek etkilememiştir. Diyarbakır vilayetine bağlı Mardin kasabasında basın alşısı buradaki şelişmelerin etkisiyle oluşmaya başlamıştır. Çok partili hayata şeçişin başladığı Demokrat Parti döneminde, Mardin"de yerel basın, Türkiye"de olduğu şibi belli değişim ve dönüşümler şeçirmiştir. Araştırmada, anılan dönemde Mardin yerel basını incelenmiştir. 1946 yılında Demokrat Parti"nin kurulması ve ardından seçimlere şirerek iktidar olması, Türkiye"de demokrasiye şeçişi kolaylaştırmıştır. DP iktidarı döneminde, ulusal ve yerel basın alanında bir canlanma yaşanmıştır. Ulusal basında yaşanan çoğulculuk, yerel basını da etkilemiştir. Türkiye"de demokrasinin (1950-60) kök saldığı dönemde diğer şehirlerde olduğu şibi Mardin"de de yerel basın konusunda bir hareketlilik yaşanmış, ardı ardına pek çok şazete yayın hayatına şirmiştir. Mardin basını da diğer illerdeki basın orşanlarının yaşadığı ekonomik ve teknik, personel sıkıntıları başta olmak üzere bir dizi sorunla başa çıkmaya çalışmıştır. Ama buna rağmen çoğulculuğun yerleşmesinin sağladığı için yerelde demokrasinin şelişmesinde basın oldukça etkili olmuştur. Son yıllarda, yerel basın üzerine yapılan çalışmalarda bir artış olsa da konu ile ilşili çalışmalar henüz yeterli düzeyde değildir. Bu çalışmada, Demokrat Parti döneminde (1950-1960), Mardin yerel basınındaki çoğulculuğun ve bunun şehrin siyasal, sosyal ve kültürel yapısında sağladığı değişimin ifade ettiği değer araştırılmaya şayret edilecektir.
  • Master Thesis
    Destinasyon imajı, bütüncül imaj ve kişisel normatif inançların yeniden ziyaret etme niyeti üzerindeki etkisi: Siirt ili örneği
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Gün, Serkan; Toprak, Lokman
    Bu araştırmada Siirt ilini ziyaret eden turistler bağlamında destinasyon imajı, bütüncül imaj ve kişisel normatif inançların Siirt destinasyonunu yeniden ziyaret etme niyeti üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda destinasyon kavramı, destinasyon imajı, bütüncül imaj, kişisel normatif inançlar, yeniden ziyaret etme niyeti ve Siirt iliyle ilgili literatür taraması yapılmıştır. Sonrasında Siirt destinasyonuna ziyarette bulunan 228 yerel turistle anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; destinasyon imajını meydana getiren algısal imaj, duygusal imaj ve davranışsal imaj ile bütüncül imaj ve kişisel normatif inançların Siirt destinasyonunu yeniden ziyaret etme niyeti üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu bulgusu elde edilmiştir. Yanı sıra, katılımcıların çeşitli demografik özellikleri doğrultusunda araştırma değişkenlerinde anlamlı farklılıklara rastlanmıştır.
  • Master Thesis
    BİR GERÇEKLİK ÜRETİM MEKÂNI OLARAK SOSYAL MEDYA:BAUDRİLLARD OKUMASI
    (2019) GÜNDÜZ, ADLE
    Bu çalışmada internetle beraber hayatımıza giren sosyal medyada üretilen gerçekliğin ne olduğu Jean Baudrillard‟ın kavram repertuarıyla analiz edilmiştir. İnternete ulaşmanın süreç içerisinde daha kolay bir hale geldiği enformasyon toplumunda internetle geçirilen zaman ve internet kullanan bireylerin profili çeşitlenip artmaktadır. İnternetin gelişimiyle hayatımıza temas eden sosyal medyayla oluşan toplumsal değişim sosyolojik bakışın alanına girmiş bulunmaktadır. Bugünün toplumunda yaşanan bu toplumsal değişimi anlamak için çağdaş sosyolog olan Jean Baudrillard‟ın simülasyon kuramından faydalanılmıştır. Sosyal bir gerçeklik olarak sosyal medya analizinde modern dönemlerle birlikte oluşan toplumsal değişimlerin ürettiği gerçekliğin ne olduğu birinci bölümde incelenmiştir. Gerçekliliğin varlığına dair izlerin olup olmadığı tartışmaya açılmıştır. Bir gerçeklik üretim mekânı olarak dijital dünyanın bize neler anlattığını, ne zamandan beri dijital dünyanın içerisinde olduğumuz analiz edilmiştir. Gerçeklik ilkesinin yok olmasıyla gerçekliğe dair artık ibarelerin olmamasının yarattığı durum olan kaybolan toplumsallığı anlatan ikinci bölümde toplumsallığın nasıl yok olduğu anlaşılır kılınmaya çalışılmıştır. Sosyal medyada kaybolan gerçeklik ve toplumsallığın yarattığı etki tespit edilmiştir. “Bir toplumsallaşma türü olarak sosyal medyada hipergerçeklik” olarak tartışmaya açtığımız üçüncü bölümde sosyal medyada oluşan hipergerçeklikliğin ne olduğu bunun sosyolojik olarak bizlere ne ifade ettiği incelenmiştir.
  • Master Thesis
    ULUSLARARASI ZORUNLU GÖÇ ÇALIŞMALARINDA FEMİNİST BİR METODOLOJİ: MARDİN’DE SURİYELİ KADINLARIN DENEYİMLERİ
    (2018) GÜNEL YILMAZ, SEDA
    Bu tez çalışması göçü kadınların erkeklerden farklı deneyimlemesi üzerinedir. Çalışmanın amacı, göç öncesi ve sonrası kadın deneyimlerini incelemek ve göçten etkilenme biçimlerini görünür kılmaktır. Kadınların deneyimleri gündelik yaşam ve evlilik deneyimlerine aynı zamanda göçün bu deneyimler üzerindeki etkilerine karşılık gelmektedir. Deneyimler üzerine yürütülen bu araştırma, 2017 yılının Aralık ve 2018 yılının Ocak aylarında Mardin ilinin Artuklu ve Kızıltepe ilçelerinde yaşayan kırk yedi Suriyeli göçmen kadınla yapılmıştır. Derinlemesine mülakatlarla toplanan anlatılar feminist yöntemle yorumlanmıştır. Dolayısıyla feminist yöntemden referansla bu anlatılardan edinilen bilgilerle kadınlık hallerinin göç ile birlikte değişip değişmediği, değiştiyse nasıl bir değişim geçirdiği ve bu değişim üzerine etkileri olan sosyo-ekonomik ve siyasi dinamiklerle birlikte tartışılmıştır. Aynı zamanda kadın ve göç ilişkisi ulusal ve uluslararası göç hukuku çerçevesinde ve toplumsal cinsiyet kavramı temelinde incelenmiştir. Feminist metodoloji ile yapılan bu araştırma uluslararası ve zorunlu göç alanında kadın göçmenlerin deneyimlerine ait var olan boşluğu dolduracaktır.
  • Master Thesis
    MUTLAK KAOSTAN EBEDİ BARIŞA: HOBBES’TAN KANT’A TOPLUM SÖZLEŞMELERİ TEORİLERİ
    (2019) AKÇINAR BAYAR, SEHER
    Mutlak kaostan ebedi barışa erişmenin yöntemlerini irdeleyen çalışmamızda Thomas Hobbes, John Locke, Montesque, Rousseau ve Kant’ın toplum sözleşmesi teorilerine ilişkin görüşleri metodolojik olarak ilerlemeci bir anlayışla birbirleri ile ilintilendirilerek tartışılmıştır. Tartışmanın ana bağlamı toplum sözleşmesi teorilerinin insanın yegâne hedefi olan mutluluğu için bireysel ve kolektif haklarını güvence altına alacak en ideal sözleşmenin hangi koşullarda kurulacağı meselesidir. Thomas Hobbes’tan Kant’a toplum sözleşmesi teorilerine bakıldığında ilk olarak insan doğasının ve insanın doğa ile ilişkisinin, ardından insanın toplum ile ilişkisine, sonrasında insanın egemen ve devlet ile olan ilişkisine ve en nihayetinde devletlerin devletler ile olan ilişkisine doğru tarihsel bir gelişim süreci sergilendiği görülmektedir. Bu bağlamda toplum sözleşmeleri teorilerinin tarihin her evresinde her defasında yeni hak kazanımları biçiminde gelişimini sürdürdüğü görülmektedir.
  • Master Thesis
    Elektronik Pazarlamanın Turizm Hizmetlerinin Tanıtımına Etkisi
    (2025) Ali, Emel Hac; Şahin, Halit
    Bu araştırma, dijital içerik, arama motoru optimizasyonu, sosyal medya pazarlaması ve müşteri deneyimi gibi dijital araçların turizm hizmetleriyle etkileşimi artırmadaki rolünü analiz ederek, e-pazarlamanın Mardin şehrinde turizm hizmetlerinin tanıtımı üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın sonuçları, e-pazarlamanın bölgede turizm hizmetlerinin tanıtımını artırmada olumlu ve güçlü bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Bu faktörlerin etkisini ölçmek için istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmış ve çevrimiçi pazarlamanın turistleri çekmeye ve Mardin'de sağlanan turizm hizmetleriyle etkileşime girmeye motive etmeye katkıda bulunan en önemli faktörlerden biri olduğu bulunmuştur . Ek olarak, e-pazarlamanın etkinliğinin, modern dijital araçların kullanımına ve potansiyel turistlerle iletişimi geliştirmek ve turistik yerlerin farkındalığını artırmak için entegre dağıtımına büyük ölçüde dayandığı bulundu. En önemli araç, Mardin'deki turizmle ilgili içeriğin arama sonuçlarında daha görünür olmasına katkıda bulunan ve böylece dünyanın dört bir yanından turistlerin ilgisini çeken arama motoru optimizasyonu (SEO) idi . Çalışma ayrıca, sosyal medya pazarlamasının, turizm pazarlamacıları tarafından müşterilerle sürdürülebilir ilişkiler kurmak için kullanılan önemli bir araç haline geldiğini, çünkü bu araçların turizm deneyimlerini sergilemek ve bölgenin imajını geliştirmek için yenilikçi etkileşimli fırsatlar sağladığını gösterdi. Son olarak, müşterilerin çevrimiçi deneyiminin, turizm hizmetlerine ilişkin izlenimlerini şekillendirmede önemli bir rol oynadığı ve daha hızlı ve daha güvenli seyahat kararları alma yeteneklerini artırdığı bulund. Anahtar kelimeler: E -pazarlama - Turizm tanıtımı - Arama motorları - Sosyal medya - Müşteri deneyimi – Mardin
  • Master Thesis
    Ahlat Koşullarında Farklı Fasulye (Phaseolus Vulgaris L.) Genotiplerinin Kalite ve Adaptasyon Özelliklerinin Belirlenmesi
    (2025) Akdağ, Nazlı; Doğan, Yusuf
    Bu çalışmada, belirlenen farklı fasulye (Phaseolusvulgaris L.) genotiplerinin kalite ve adaptasyon özelliklerini saptamak amacıyla Bitlis ili Ahlat ilçesi Saka köyünde 2022 yılı Haziran ve Ekim aylarında deneme ekimi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 21 adet fasulye genotipi ve 5 adet standart çeşit materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Analizlerde kullanılmak üzere çıkış süresi, bitki boyu, ilk bakla yüksekliği, bitkide dal sayısı, bitkide bakla sayısı, bakla uzunluğu, bitkide tane sayısı, yüz tane ağırlığı ve tane verimi özellikleri saptanmıştır. Yapılan çalışmada, ortalama çıkış süresi 12 gün; bitki boyu 41,9 cm; ilk bakla yüksekliği 36,6 cm; bitkide dal sayısı 32.4 adet; bitkide bakla sayısı 22.18 adet; bakla uzunluğu 8,5 cm; bitkide tane sayısı 81.2 adet; yüz tane ağırlığı 35.6 g ve tane verimi 225.7 da/kg olarak bulgulanmıştır. Hat-20 fasulye genotipi 353.3 da/kg tane verimi ile araştırmada kullanılan en yüksek verime sahip genotip olarak tespit edilmiştir. Yine aynı türün Ahlat ekolojik koşullarına uygunluğu bulgular arasındadır. Çalışmada Ahlat ilçesinde kullanılan genotipler dışında türler test edilerek kullanılan çeşitler artırılmıştır.
  • Master Thesis
    Güneş Pili Malzemesi Olarak Fe3O4@SiO2@3,4-DABF Sentezi,Karakterizasyonu ve Performansının Belirlenmesi
    (2024) Koçhan, Ali; Ece, Mehmet Şakir
    Bu tez çalışmasında, Fe3O4, Fe3O4@SiO2 ve Fe3O4@SiO2@3,4-DABF manyetik nano katalizörler sentezlenip karakterize edilip güneş hücresi cihazlarının karmaşık yapısındaki sensör olarak kullanımını test edildi. Fe3O4, Fe3O4@SiO2 ve Fe3O4@SiO2@3,4-DABF manyetik nano katalizörlerin yapısını karekterize etmek için FTIR analizi, SEM-EDS analizi, TEM analizi, VSM analizi, XRD analizi, TGA analizi ve BET analizi kullanıldı. Fe3O4, Fe3O4@SiO2 ve Fe3O4@SiO2@3,4-DABF manyetik nano katalizörler ile güneş hücresi cihazlarının karmaşık yapısındaki sensör olarak kullanımını testi gerçekleştirildi. Fe3O4, Fe3O4@SiO2 ve Fe3O4@SiO2@3,4-DABF manyetik nano katalizörler ≈ 10 nm çapa sahip olduğu, doyma manyetizasyon değerlerinin sırasıyla 61,64 emu/g, 37,31 emu/g ve 20,13 emu/g olduğu bulundu. Fe3O4, Fe3O4@SiO2 ve Fe3O4@SiO2@3,4-DABF manyetik nano katalizörlerin sıcaklığın bir fonksiyonu olarak meydana gelen kütle değişimi ve kütle kaybının sırasıyla % 6.5, % 12 ve % 28.1 olduğu, kristal özelliklerinin yüzey merkezli kübik spinel yapı olduğu anlaşıldı. Fe3O4, Fe3O4@SiO2 ve Fe3O4@SiO2@3,4-DABF manyetik nano katalizörlerin IUPAC sınıflamasına göre tip IV histerezis H3 döngüler sunduğu, mezogözenekli yapıya sahip olduğu tespit edildi. Fe3O4, Fe3O4@SiO2 ve Fe3O4@SiO2@3,4-DABF manyetik nano katalizörlerin, güneş hücrelerinde elde edilen verimlerin sırasıyla %1.49, %1.77 ve verim %2.15 olduğu, Fe3O4@SiO2@3,4-DABF'nin en yüksek verim değerine sahip olduğu analaşılmıştır. Elde edilen bulgular, Fe3O4, Fe3O4@SiO2 ve Fe3O4@SiO2@3,4-DABF manyetik nano katalizörlerin güneş hücresi teknolojisinde umut verici bir duyarlılaştırıcı olarak kullanılabileceğini gösterdi. Ayrıca bu çalışmada, ucuz, kolay ve çevre dostu olarak hazırlanan Fe3O4@SiO2@3,4-DABF manyetik nano katalizörlerin güneş pili teknolojisinin kullanımındaki etkinliği ilk kez ortaya konuldu.
  • Master Thesis
    القضية الفلسطينية في تحولات السياسة الخارجية التركية في ظل حكم حزب العدالة والتنمية(2002-2021)
    (2024) Umeyr, Hamza Molla; Rashıd, Mohamad
    Dış politika, uluslararası toplumda devletin amaçlarını gerçekleştirmek için çalıştığı en önemli faaliyetlerden biri olarak kabul edilmekte, hatta devletin egemenlik ve güvenliğinin korunmasında, ihtiyaçların karşılanmasında en önemli araç ve araç olarak değerlendirilebilir. Bu hedeflere ulaşmak için devletin kullanabileceği araç ve yöntemler çok sayıda ve farklıdır ve bu, devletin yeteneklerinden ve diğer uluslararası birimleri etkileme yeteneğinden sorumlu olmasına bağlıdır. Hiç şüphe yok ki, Türkiye'nin Filistin'e yönelik stratejik yönelimi, Türkiye'nin sahip olduğu jeostratejik konumun getirdiği zorluklara bir yanıt teşkil ediyor; bu, onu niteliyor ve onu çevreleyen, ulusal güvenliğine yönelik tehditlerden uzaklaştıran bölgesel hususlara dikkat etmesini gerektiriyor. ve Filistin ile olan ilişkileri çerçevesinde, toprakları genelindeki daha geniş ticaret ve enerji malzemeleri alanlarında ekonomik faydalar sağlıyor; zira bu hedeflere ulaşmanın bölgesel ve uluslararası etkiyi genişletmesine olanak tanıyor. Dolayısıyla Türkiye'nin hedefleri, 1948'den sonra Filistin'in bölgesel denklemdeki konumunun değişmesinden kaynaklanan dengesizliğin boyutunun farkında olmasından kaynaklanmaktadır. Buna göre bu mesajın önemi, Türkiye'nin Filistin'e yönelik yeni dış politikasının en önemli stratejik boyutlarının belirlenmesi, özellikle de Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde Türkiye'nin genel stratejik çerçevelerinin belirlenmesi ve mesajın çerçevelenmesi açısından yatmaktadır. Genel olarak Türkiye'nin Ortadoğu bölgesindeki konumunun ve faaliyetlerinin ve Filistin'e yönelik dış eylem ve davranışlarının dengelenmesindeki rolünün boyutlarının teşhisi ve analizi ve bununla bağlantılı olarak oynadığı rolün doğasının belirlenmesi. Mevcut fırsatlar ışığında Türkiye'nin Filistin'deki rolünün sorunları ve güvenlik, ekonomik, siyasi ve dini konuları da kapsayan bir grup hassas ve çetrefilli konunun ürettiği sayısız fırsat. Çalışma, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik rolünün diğer aktörlerden bağımsız vizyon ve algılara sahip olduğu ve Filistinlileri siyasi ve ekonomik olarak korumayı ve desteklemeyi hedeflediği sonucuna varmıştır. Hamas hareketinin 2006 Filistin seçimlerini kazanmasının ardından Filistin halkı, bunu Filistin uzlaşmasındaki olumlu rolünün yanı sıra demokrasiye saygı eksikliği olarak değerlendirdi. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin MS 2002'de Türkiye'de iktidara gelmesinden bu yana Türkiye'nin Filistin'deki rolü, açıklık, kararlılık, siyasi söylem dilinin güçlü etkisi ve diplomatik prosedürler ve hareketler ile inisiyatiflerin temsil ettiği gerçek rol ile karakterize edilmiştir. Türkiye'nin Gazze kuşatması ve savaşıyla ilgili olarak bölgesel veya uluslararası düzeyde üstlendiği rol, Filistin'in toplumsal dokusunu korumayı ve halka güçlü bir manevi destek vermeyi hedefledi ve çalıştı. Filistin liderliği meşru Filistin pozisyonlarına ve haklarına verdiği desteğin bir sonucu olarak. Anahtar Kelimeler: dış politika, ulusal güvenlik, Filistin sorunu, Adalet ve Kalkınma Partisi
  • Master Thesis
    İbn Sînâ Felsefesi'nde Vehim Kavramının Mahiyeti, Ürettiği Manalar ve Bu Manaların Modern Psikoloji Bağlamında Değerlendirilmesi
    (2024) Eriğ, Nurgül; Meçin, Mahmut
    Bu araştırma İbn Sînâ'nın vehim kavramının ürettiği manaları ve bu manaların psikolojik boyutunun modern psikolojiyle benzerlik gösterdiği noktaları ele almaktadır. İbn Sînâ'nın iç duyular teorisine kazandırdığı vehim kavramı, İbn Sînâ felsefesinin psikoloji, epistemoloji, ahlak, hareket, mantık ve mutluluk konularında önemli rolleri olan bir yetidir. Araştırmamızda bir idrak yetisi olan vehim gücünün diğer nefis güçleriyle ilişkisinin ele alınabilmesi için öncelikle İbn Sînâ'nın nefis teorisi ve nefsin güçleri kısaca açıklanmaktadır. Akabinde idrak güçleriyle vehim gücünün birbirleriyle ilişkisi, vehim gücünün sınırları belirgin tutulmaya çalışılarak işlenmektedir. Vehim gücü ve nefis güçlerinin ilişkisinden meydana gelen vehmin ürettiği mana ve hükümler, araştırmanın amacı çerçevesinde vehmin konu olduğu temel meseleler bağlamında ele alınmaktadır. Araştırmanın amacı ise vehim gücünün ürettiği manaların tespit edilmesi, ürettiği hükümlerin insan için öneminin ortaya çıkarılması ve vehmin insanda akıl ile birlikte ikinci bir yargı gücü olarak ürettiği manaların psikolojik boyutunun ortaya konulmasıdır. Bu amaç kapsamında vehmin ahlakî boyutunun ahlak alanını zorunluluğa mahkûm edip etmediği tartışmasına yer verilmektedir. Ayrıca vehim gücünün hazzının, vehmin tasarrufta bulunduğu mantık önermelerinin değerinin ve canlının hareketlerinde vehim gücünün rolünün tespitine çalışılmaktadır. Son bölümde ise vehim gücünün modern psikoloji ile kavram, durum ve psikolojik rahatsızlıklar bağlamında benzerliklerinin tespit edilmesine odaklanılmıştır. Klasik İslam felsefesinde genellikle ahlak bahsinde ele alınan ruh sağlığı, nefis gücünün sağlığı ile ilişkilendirilmektedir. Bu çalışmada ise nefis gücünde vehim yetisinin ruh sağlığına etkisinin tespit edilmesi hedeflenmektedir. Bu anlamda İbn Sînâ'nın nefis teorisine kattığı vehim gücünün psikolojik yönünün tespiti araştırmanın özgünlüğünü sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: İbn Sînâ, Nefis, İdrak, Vehim, Psikoloji
  • Master Thesis
    Avrupa'ya göç eden Süryanilerin habitusunun ve kültürel sermayesinin yeniden üretimi: Midyat Kafro Köyü örneği
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Akbaş, Esra; Pekasil, Tahir
    Mardin İli Midyat İlçesine bağlı Kafro köyünden Avrupa'ya yapılan göç ve Avrupa'dan Kafro köyüne tersine göç sonucu meydana gelen mekân pratiklerini ve taktiklerini kültürel sermaye bağlamında yorumlamak, göçün ve tersine göçün sonuçlarını Bourdieu sosyolojisi ile anlamak bu çalışmanın temel amacıdır. Çalışma sahasında incelenen asıl kuşak (2. kuşak), 1980-2002 yılları arasında Kafro köyünden Avrupa'ya ve Avrupa'dan Kafro köyüne tersine göç tecrübesini en yoğun yaşayan kuşaktır. Araştırmada, farklı uzamlarla karşılaşan aktörlerin, sınıfsal konuma ve yatkınlıklara göre dinamik, dönüşen, üretken 'habitus pratikleri' ile alanlarda farklılaşan sermaye biçimlerinin ilişkisi ifade edilecektir. Bunun yanı sıra göç ve tersine göç sürecini tecrübe eden 2. kuşak habitusunun ve kültürel sermayesinin üretimi ve yeniden üretimi Bourdieucu bir perspektif ile aktarılacaktır. Avrupa habitusunda doğan 3. kuşak gençlerin 'oyuna illusio olma' süreci ise yorumlamacı bir perspektiften hareketle incelenecektir. Mekânın yeniden üretimi için aktörleri kurulan 'oyun'a illusio kılmak yolunda güdülen stratejileri ve başvurulan taktikleri göstermek ve oluşum halindeki alan-habitus-sermaye-oyun konfigürasyonlarını anlamak çalışmamızda ele alınan kuşaklar arasındaki ilişkiyi doğru yorumlayabilmek için önemlidir. Göçü ve tersine göçü konu alan araştırmamızda, üretimin / yeniden üretimin sosyal şartlarını düzenleyen dinamik, dönüştürücü bir 'makine' olan habitus ve uzamlardaki sermaye farklılaşmaları oluş halinde gözlemlenmeye çalışılacaktır. Bu nedenle çalışmanın göç sosyolojisi literatürüne önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Göç ve tersine göç süreçlerinin ardından habitusun ve kültürel sermayenin yeniden üretimi, gözlem ve mülakatlarla elde edilen veriler doğrultusunda, Bourdieucu perspektifle ilişkilendirilerek yorumlanacak ve kavramsal analiz yapılacaktır.
  • Master Thesis
    Bölgesel alt sistem analizi ve Türkiye Mısır ilişkilerine etkisi 2013-2021
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Kurşunlu, Mehmet; Acar, Necmettin
    Türkiye ve Mısır Ortadoğu bölgesinde hem tarihi hem kültürel hem askeri hem de ekonomik açıdan önemli iki devlet olarak ön plana çıkmaktadır. Mısır'ın İslam öncesi ve İslami dönemdeki liderlik rolü ile Türkiye'nin Osmanlı'dan aldığı tarihi miras ve son yıllarda yeniden bölgede etkin bir şekilde görünmesiyle birlikte iki ülke de çok sık karşı karşıya gelmeye başlamıştır. Özellikle Ortadoğu bölgesinde 2010 yılında gerçekleşen 'Arap Baharı' diye tabir edilen halk ayaklanmalarının bir sonucu olarak iki ülkenin etkileşimi daha fazla artmıştır. Arap Baharı'nın karşı devrimlerle tersine çevrilmesine yol açan süreçle birlikte Türkiye ve Mısır karşı karşıya gelmiş ve iki ülke tarihindeki en büyük krizlerden biri yaşanmaya başlamıştır. 2013 yılında Mısır'da gerçekleşen darbe ile birlikte Ortadoğu bölgesel sisteminde yer alan diğer devletlerle birlikte iki farklı kamplaşma söz konusu olmuştur. Darbe karşıtı duruşuyla Türkiye bir tarafta yer alırken Mısır'ın karşıt kampta yer edinmesiyle iki ülke ilişkileri tamiri zor bir sürece evrilmiştir. Bu darbe sürecinin bir sonucu olarak iki ülke ilişkilerinin bozulması, ileriki yıllarda bu bozulmanın etkisini derinleştiren ve ikili ilişkileri doğrudan ve dolaylı olarak etki eden dört önemli olay bölgede cereyan etmiştir. İkili ilişkilere doğrudan etki eden olaylar; Doğu Akdeniz Sorunu ve Libya meselesidir. Dolaylı etki eden olaylar ise Katar Ablukası ve Filistin meselesidir. Bu dört olay da bölgesel sistemdeki çatışmacı seyir ikili ilişkilere de çatışmacı bir şekilde yansımıştır. Bu çalışmanın amacı Ortadoğu bölgesinde yer alan iki önemli ülke olan Türkiye-Mısır ilişkilerine Bölgesel Alt Sistem Analizi çerçevesinde bir yorum getirmektir. Çünkü bölgesel sistemde çatışmacı bir yapının mevcudiyeti her iki ülkenin de o yönde bir politika takip etmesine sebebiyet vermiş ve iki ülkede birbirlerine karşı saldırgan bir politika takip etmiştir. Artık günümüzde iç politika ile dış politikanın birbirleriyle etkileşimi, dış politikayı açıklamada iç politikanın da yadsınamaz bir şekilde ön plana çıkmasına neden olmuştur.
  • Master Thesis
    Aristoteles ve Kant'ın zaman düşüncesi
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Udul, Maruf; Doru, Mehmet Nesim
    Bu tezde, Aristoteles ve Kant'ın zaman düşüncesi geniş boyutta ele alınmıştır. Bu tez çalışması üç ana bölüm olarak tasarlanmıştır. Tezin birinci ve ikinci ana bölümünde, sırasıyla Aristoteles'in ve Kant'ın zaman düşünceleri tartışılmıştır. Son olarak üçüncü ana bölümünde, Aristoteles ve Kant'ın zaman düşüncelerinin tespit edilen benzer ve farklı yönleri irdelenmiştir. Bu tezden çıkan çıkarımlara paralel olarak, Aristoteles'in zaman düşüncesi fiziksel dünyadaki var olanların değişim ve hareketleri üzerine kurulduğu ortaya çıkmaktadır. 'Önce' ve 'sonra' büyüklükte olduğu için harekette de vardır ve harekette olduğu için de zamanda vardır. Çünkü zaman, önce ve sonraya göre hareketin bir ölçüsüdür. Hareketteki 'önce' ve 'sonra', 'an' aracılığı ile anlaşılır. Ancak harekettki 'önce' ve 'sonra'yı bir ruh ve ondaki akıl olmadan belirli bir zamandan bahsedilemez. Kant'ın zaman düşüncesi ise zihnin fiziksel dünyadaki var olanların algılayış biçimi üzerine kurulmuştur. Başka bir deyişle, fiziksel dünyadaki var olanlar zihnin algılayış ve düşünüş biçimine uydurulur. Buna göre zaman zihne bağlı ve saf olan sezgisel bir formdur. Saf sezgi olan bu form, fiziksel dünyadaki var olanların deneysel sezgisine eklemlenerek bütün deneyimin omurgasını oluşturur. Bu, Kant'ın zaman düşüncesinin metafiziksel yönünü yansıtır. Bunun yanında hayal gücünün sentez ve şema faaliyeti de Kant'ın zaman düşüncesinin düşünsel yanını oluşturur. Son olarak üçüncü ana bölümünde ise Aristoteles ve Kant'ın zaman düşüncesinin benzerlikleri ve farklılıkları dile getirilmiştir. Bu benzerlikler ve farklılıklar; hareket ve değişim, ölçü, hafıza ve sentez ile hayal gücü üzerinden değerlendirilmiştir. "
  • Master Thesis
    İşârî tefsirlerde kevnî âyetlerin yorumlanması: El-Bahru'l-Medid tefsiri örneği
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Aydın, Lokman; Kaplan, Abdurrahim
    Kur'an-ı Kerim'in nüzul gayesi insanları hidâyete eriştirmektir. Asırlar boyunca bu yönüyle araştırılmış, doğruya ulaşmak için kendisinden istifade edilmiştir. Kur'ân'ın anlaşılması için tarih boyunca tefsir kitapları kaleme alınmış her müfessir kendi ilmi kabiliyeti cihetinde âyetleri yorumlamaya çalışmıştır. İslam coğrafyasının genişlemesi, farklı dil, din ve kültürlerden olan şahsiyetlerin İslâm'a girmesi gibi birçok neden âyetlerin farklı yorumlanmasına kapı aralamıştır. Kur'ân'ın anlaşılmasına yönelik gayret ve çabalar zamanla mezhep ve ideolojilere de sirâyet etmiş böylece her fırka ve mezhep Kur'ân âyetlerini zihin düşünceleri çerçevesinde yorumlamıştır. Tefsirdeki zahiri yorum çeşitliliğine bir müddet sonra batınî/işârî yorumlar da eklenmiş böylece işârî/tasavvufî tefsir diyeceğimiz bir yorumlama anlayışı ortaya çıkmıştır. Çalışma konumuzu oluşturan İbn Acibe'nin (ö. 1224/1809) el- Bahrü'l-medid adlı eseri âyetleri hem zahiri hem batınî yönden ele almış bir eserdir. Müellif'in kevnî âyetleri ele alış biçimi, yorumlaması ve değerlendirmesi tarafımızca merak edilmiş ve bu minvalde bir araştırmanın faydalı olacağı düşüncesi ortaya çıkmıştır.