Yüksek Lisans Tezleri - Karma

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/57

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 907
  • Master Thesis
    Sürdürülebilir Pazarlama ve Tüketicinin Satın Alma Davranışı Üzerindeki Etkisi: Gratis Şirketi Vaka Çalışması
    (2024) Almehdai, Leen; Hamad, Salah Aldin
    Bu çalışma, sürdürülebilir pazarlamanın farklı boyutlarının (çevresel, sosyal, ekonomik ve kültürel) Gratis müşterilerinin satın alma davranışı üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, tüketicilerin çevresel ve sosyal konulara ilişkin farkındalıklarının hızla artması ve işletmelerin sorumlu, sürdürülebilir pazarlama uygulamalarını benimseme eğilimlerinin güçlenmesi bağlamında yürütülmüştür.Çalışmanın önemi, müşterilerin sürdürülebilir pazarlama girişimlerine nasıl tepki verdiklerini ve bu girişimlerin satın alma kararlarına nasıl yansıdığını ortaya koymasında yatmaktadır. Özellikle çevreye ve topluma duyarlı ürün ve hizmetlere yönelik talebin arttığı rekabetçi bir ortamda bu konu büyük önem taşımaktadır.Araştırma, betimsel-analitik yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiş anket formu aracılığıyla toplanmış ve Mardin ilindeki 371 Gratis müşterisinden elde edilmiştir. Anket, sürdürülebilir pazarlamanın boyutlarını ve satın alma davranışını ölçen ölçekleri içermektedir. Veriler, SPSS programı kullanılarak korelasyon ve çoklu regresyon analizleriyle değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçları, sürdürülebilir pazarlama ile satın alma davranışı arasında istatistiksel olarak anlamlı, orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ekonomik boyut, etkisi en yüksek faktör olarak birinci sırada yer alırken, bunu çevresel, kültürel ve son olarak sosyal boyut izlemiştir.Çoklu regresyon analizinin sonuçları, sürdürülebilir pazarlamanın tüketicilerin satın alma davranışını doğrudan ve etkili bir şekilde geliştirdiğini ortaya koymuştur. Çalışma, işletmelere sürdürülebilir pazarlama faaliyetlerinde ekonomik ve çevresel yönlere öncelik vermeleri yönünde tavsiyede bulunmaktadır.Elde edilen bulgular, sürdürülebilir pazarlama ve tüketici davranışı literatürüne katkı sağlamakta ve Gratis şirketi ile benzer işletmelere, sosyal sorumluluk ve kârlılığı dengeleyen sürdürülebilir pazarlama stratejilerine yatırım yapma çağrısında bulunmaktadır. Ayrıca, tüketicilerin çevresel ve kültürel bilinçlerinin artırılmasının, sürdürülebilir rekabet avantajı ve iş sürekliliğinin sağlanması açısından önemli olduğu vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir pazarlama, Çevresel boyut, Sosyal boyut, Ekonomik boyut, Tüketici satın alma davranışı.
  • Master Thesis
    İsrail'in Ulusal Kimlik İnşasında Müzelerin Rolü: Kudüs Eski Şehir'deki Müzeler
    (2025) Günlüoğlu, Merve; Karadeniz, Sıtkı
    Bu tez çalışması İsrail'in ulusal kimlik inşasında müzelerin oynadığı rolü ele almaktadır. 230'dan fazla müze ile İsrail, dünyada kişi başına düşen müze sayısı bakımından en yüksek orana sahip olan devlettir. Çalışmada bölgedeki müze yoğunluğunun başlıca sebepleri araştırılmış ve bu sebepler arasında en kapsayıcı ve önemli unsurun 'ulusal kimlik inşası' olduğu kanaatine varılmıştır. 1800'lü yılların ortaları itibariyle Filistin topraklarında sömürgeci faaliyetlerin başlatılması, akabinde gelen Yahudi göçleri ve ardından 1948'de İsrail Devleti'nin kuruluşu ile devam eden süreç, bölgede bir kimlik krizine yol açmıştır. 48 sonrası kurulan yerleşim müzeleri, topluluk müzeleri, holokost müzeleri, arkeoloji müzeleri gibi çeşitli müzeler, kimlik krizine çözüm noktasında bir propaganda ve ulus inşa aracı olarak işlev görmüştür. İsrail'in kuruluşundan itibaren bölgedeki kimlik krizinin çözümü noktasında faaliyet gösteren müzeler, İsrail'in Yahudi ulusal kimliğinin inşasında son derece aktif bir rol oynayarak, Yahudi toplumunu tek bir İsrailli kimliği altında birleştirmeye çalışmıştır. Müzelerde sergilenen ulusal hikâyeler ve ulusal sembollerle Yahudi toplumunun kimliğinin şekillendirilmesi amaçlanmıştır. 18. yüzyılın ortaları itibariyle bölgede sömürgeci faaliyetler kapsamında başlatılan arkeolojik çalışmalar tezin söylemini destekleyecek bir alan olarak, müzecilik faaliyetleriyle birlikte ele alınmıştır. Nitekim İsrail müzelerinin İsrail'in ulusal kimlik inşasında önemli bir rol oynadığı gerçeği arkeolojik çalışmalar için de geçerli bir durumdur. Ülkenin en yoğun arkeolojik kazıya maruz bırakılan Kadim Kudüs (Eski Şehir) bölgesi, İsrail'in ulus inşası bağlamında mekânsal ve tarihsel olarak en önemli role sahip olan bölgedir. Tezin odak noktasındaki çalışma alanı Eski Şehir ile sınırlandırılmış ve bölgenin müzeleri araştırmaya tabi tutulmuştur. Eski Şehir bölgesinde yer alan 10 İsrail/Yahudi müzesi içerisinden örneklem olarak seçilen üç müze; Davut Kalesi Kudüs Müzesi, Yanmış Ev Müzesi ve Isaac Kaplan Eski Yerleşim Avlusu Müzesi 'mekân, içerik, söylem' başlıkları altında daha detaylı bir analize tabi tutulmuştur. Mekânsal ve tarihsel olarak bölgedeki Yahudi yaşamının sürekliliğini vurgulayan bu müzeler, belirli dönemleri göz ardı ederek İsrail'in toprak üzerindeki haklarını meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Aynı zamanda ulusal hikâye ve sembollerin yoğun olarak kullanıldığı bu müzelerin, Siyonist anlatıya hizmet etme noktasında da aktif rol oynadığı söylenebilir. Filistin'in ve Filistinlilerin İsrail müzelerinde yok sayılması ise İsrail'in kimliğinin bir bileşeni olarak meselenin önemli bir boyutunu teşkil etmektedir. Bu tez çalışmasında literatür kaynakları, dijital arşiv kaynakları ve saha araştırması olmak üzere üç temel araştırma kaynağından yararlanılmıştır.
  • Master Thesis
    Endemik Centaurea Saligna (K.Koch) Wagenitz (Asteraceae) Türünün Biyolojik Aktivitelerinin Araştırılması
    (2026) Nergiz, Tuba; Emre, Ümmügülsüm Tükenmez
    Bu çalışma, endemik Centaurea saligna (K. Koch) Wagenitz (Asteraceae) türünün aseton ve metanol ekstraktlarının antioksidan kapasiteleri, fenolik içerikleri, antimikrobiyal potansiyelleri ve fenolik bileşik profillerinin belirlenmesi ile bitkinin uçucu bileşiklerinin karakterize edilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Antioksidan aktivite 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) serbest radikal giderme testi (toplam antioksidan kapasite-TAC) ile toplam fenolik içerik (TPC) Folin-Ciocalteu yöntemi ile belirlenmiştir. Antimikrobiyal aktivite farklı bakteri suşları (Escherichia coli ATCC 25922, Pseudomonas aeruginosa ATCC 9027, Staphylococcus aureus ATCC 25923) ve standart bir maya suşu (Candida albicans ATCC 10231) üzerinde disk difüzyon yöntemi ile belirlenmiştir. Fenolik bileşikler Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (HPLC), uçucu bileşikler ise Gaz Kromatografi–Kütle Spektrometresi (GC–MS) ile analiz edilmiştir. DPPH testinde, aseton ve metanol ekstraktlarının 5; 2,5; 1,25; 0,625 ve 0,3125 mg/mL konsantrasyonlarında çözeltileri hazırlanarak test edilmiştir. Metanol ekstraktı aseton ekstraktına göre daha yüksek antioksidan aktivite göstermiştir. Konsantrasyon artışıyla birlikte antioksidan aktivitenin de arttığı bulunmuş ve en yüksek DPPH inhibisyon oranı (%87,91) 5 mg/mL konsantrasyondaki metanol ekstraktında tespit edilmiştir. TPC sonuçları ise aseton ekstraktının fenolik içeriğinin metanol ekstraktının fenolik içeriğine göre daha yüksek olduğunu göstermiştir. Aseton ve metanol ekstraktları kullanılan bakteri suşları üzerinde antibakteriyal etki göstermiş, ancak aseton ekstraktı özellikle S. aureus ve E. coli suşlarına karşı daha yüksek inhibisyon oluşturmuştur. HPLC analizinde gallik asit, kafeik asit, vanilik asit, p-kumarik asit ve kuersetin bileşikleri tespit edilmiştir. GC–MS analizi ise C. saligna bitkisinde nonanoic acid, acetic acid, alpha-terpinenylacetate, hexanoic acid, cis-beta-Farnesene, caryophyllene, octanoic acid ve 1-hexanol gibi uçucu bileşiklerin daha yüksek miktarda olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak C. saligna türü; antioksidan kapasitesi, fenolik içeriği, antimikrobiyal aktivitesi, fenolik profili ve uçucu bileşik çeşitliliği ile biyolojik olarak aktif doğal bileşiklerin potansiyel bir kaynağı olarak değerlendirilebilir.
  • Master Thesis
    أثر التّطور المعرفي والعلمي في اختلاف قول النّاقد في الرواةابن حجر العسقلاني نموذجاً
    (2025) Hammoud, Muayyad Hammoud; Karabelli, Muhammed Kamel
    Bu tez, bilişsel ve bilimsel gelişimin hadis ravileri (rical) ilminde hadis münekkitlerinin metodolojisi üzerindeki etkisini ve kaynaklardaki çeşitlilik ve farklılıkların görüşlerine yargılama ve hadis münekkitlerinin metodolojilerindeki farklılıkların etkisini incelemektedir. Hadis ilmi, eleştirmenlerin bireysel uygulamaya ve sözlü aktarıma güvenmekten sınıflandırmaya ve kurallar ile ölçütler oluşturmaya doğru ilerlediği çağlar boyunca bilimsel olgunluk aşamalarına tanık olmuştur. Tez, eleştirmenlerin tek bir ravi hakkındaki görüşlerindeki değişikliklerin, yargıların farklı olabileceğinden, bu bilişsel ve bilimsel gelişimin doğal bir sonucu olduğunu göstermektedir. Çalışma, tek bir ravinin zaman içindeki etkisini, hadislerin kapsamlı bir şekilde incelenmesini ve hadislerin değerlendirilmesinde yeni kanıtların ortaya çıkmasını incelemektedir. Bu, İbn Hacer el-Askalani'nin ifadelerini ve hadis eleştirisi için bir model görevi gören Takribu't-Tehzib adlı kitabındaki tercih ettiği görüşleri analiz ederek elde edilmiştir. Takribu't-Tehzib, ravilerin durumlarını izleme, çeşitli görüşleri derleme ve bunları birbirleriyle karşılaştırma sürecini örneklemektedir. İbn Hacer'in kapsamlı bilgisi, çeşitli kaynakları ve çok sayıda eseri bu gelişmeye katkıda bulunmuştur. Çalışmada ayrıca, bilgisinin genişlemesi, önceki eleştirmenlerin görüşlerine daha fazla aşina olması ve hadisleri zayıflatma ve sahihleştirme arasındaki eleştirel araçlarının entegrasyonu gibi, onun ilmi muhakemesinin evrimine katkıda bulunan faktörler de incelenmektedir. Hem sahihlik hem de tenkit açısından hükümlerinde meydana gelen değişiklikleri gösteren birkaç örnek analiz edilmekte ve Fethu'l-Bârî, Telhisu'l-Habîr, Takrîbu't-Tehzîb ve Lisânu'l-Mîzân gibi başlıca eserleri arasındaki farklar ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Nebevî Hadis, Bilişsel ve Bilimsel Gelişim, Râvî Tenkidi, Takrîbü't-Tehzîb, İbn Hacer el-Askalânî
  • Master Thesis
    Selefin Nâziât Sûresi'ndeki Yorum Farklılıklarının Kritiği
    (2025) Delen, Veysi; Ensari, Abdurrahman
    Bu tez, Kur'ân-ı Kerîm'in 79. sûresi olan Nâziât Sûresi özelinde, selef müfessirleri arasında ortaya çıkan yorum farklılıklarını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel amacı, sûrede yer alan bazı âyetlerdeki kavram ve ifadelerin farklı şekillerde yorumlanmasından kaynaklanan tefsir farklılıklarını tespit etmek ve bu farklılıkların ortaya çıkış sebeplerini analiz etmektir. Çalışmada, klasik tefsir kaynaklarının yanı sıra, çağdaş müfessirlerin eserlerinden de yararlanılarak, Nâziât Sûresi'ne dair selef âlimlerinin farklı yorumları incelenmiştir. Bunun neticesinde selef müfessirlerinin, yorum farklılıklarının büyük ölçüde 'ihtilâf-ı tanavvuʿ' (çeşitlilik ihtilâfı) türünde olduğu ortaya konmuştur. Çalışmanın temel amacı, bu yorumların arka planında yatan sebepleri ve selef müfessirlerinin yöntemlerini analiz ederek hem bu ihtilafların mahiyetini anlamak hem de klasik tefsir anlayışlarına olan etkilerini ortaya koymaktır. Bunun için selef tefsir geleneğinde ortaya çıkan zengin yorum mirası, sistematik bir bakış açısıyla incelenmiştir. Çalışmada, Nâziât Sûresi'nin yorumunda ihtilaf bulunan âyetleri, konularına göre tasnif edilmiş ve her bir âyet ile ilgili selef müfessirlerinin farklı görüşleri ele alınmıştır. Ayrıca, tercih edilen görüşler, Kur'ân ve Sünnetle uyumluluk, dilsel bağlam ve rivâyetler gibi kriterlere göre analiz edilmiştir. Sonuçta, selef müfessirlerinin arasındaki yorum farklılıklarının büyük ölçüde anlam çeşitliliğine dayalı olduğu ve bu farklılıkların İslâm düşüncesinde doğal bir yer edindiği anlaşılmıştır.
  • Master Thesis
    Vekolîn û Analîza Nûçe û Raportên Navxwe yên Rojnameya Kurdıstanê lı Komara Kurdıstanê ya Mehabadê
    (2025) Batırhan, Mehmet Salih; Subaşı, Kenan
    Bu tez, Mehabad Kürdistan Cumhuriyeti'nin resmi yayın organı olan Kurdistan Gazetesi'ndeki iç haber ve raporların incelenmesine ve analizine odaklanmakta ve onun çeşitli içerik, dilsel ve sosyal boyutlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel amacı, Kurdistan Gazetesi'nin o dönemin siyasi, sosyal ve kültürel durumunu nasıl yansıtabildiğini ve ulusal kimliğin oluşturulmasına, Kürt dilinin güçlendirilmesine ve kamu bilincinin yaratılmasına ne ölçüde katkıda bulunabildiğini göstermektir. Bu araştırma için niteliksel (kalitatif) yöntem seçilmiş ve özellikle içerik analiz metodu kapsamlı bir şekilde uygulanmıştır. Mevcut olan tüm gazete sayıları incelenmiş ve ana iç temalar (idari, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik, eğitimsel vb. alanlarda) belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır: Birinci bölüm, medyanın teorik çerçevesini ve Kürdistan Cumhuriyeti'nin tarihsel arka planını açıklamaktadır. İkinci bölüm, iç haberleri 14 farklı temaya göre derinlemesine analiz etmektedir. Üçüncü bölüm ise sonuçların değerlendirilmesi ve yorumlanması yoluyla gazetenin dönemin basın sistemindeki rolünü ve dilsel özelliklerini ortaya koymaktadır. Kurdistan Gazetesi, Kürdistan tarihinde çok hassas bir dönemde yayınlanmıştır; Kürtlerin ilk kez yeni bir devlet kurma deneyimi yaşadığı bir dönemdi. Bu gazetenin iç haberleri temel bir rol oynamıştır, çünkü halkın günlük yaşamını, endişelerini ve toplumsal değişimleri yansıtmışlardır. İçeriğin analizi, gazetenin siyasi ve idari olayları aktarmasının yanı sıra sosyal, eğitimsel, ekonomik, kültürel, sanatsal, dini, spor ve hatta kadın ve aileye dair konular ile kırsal yaşama da özel bir önem verdiğini göstermektedir. Bu geniş kapsamlı konuların ele alınması, Kurdistan'ın sadece siyasi bir yayın olmadığını, aynı zamanda değişen bir toplumun aynası olduğunu ve toplum için geniş bir resim sunmaya çalıştığını göstermektedir. Sonuç olarak bu araştırma, Kurdistan Gazetesi'nin iç haberlerinin incelenmesi ve analizinin sadece onun medyatik işlevinin anlaşılmasına yardımcı olmakla kalmayıp, aynı zamanda Mahabad Cumhuriyeti'nin sosyal, kültürel ve siyasi boyutlarını da ortaya çıkardığını kanıtlamaktadır. Bu gazete, Kürt diline dayanabilmiş, halkın sorunlarına odaklanabilmiş ve kendisini Kürtlerin tarihi hafızası ve ulusal kimliği ile bağlamıştır.
  • Master Thesis
    Örgütlerde Sosyal İklimin Çalışan Performansı Üzerindeki Etkisi: Diyarbakır Kayapınar Belediyesi Örneği
    (2025) Sökmen, Fatma; Kılıç, Cumali
    Sosyal iklim kavramı, örgütün ve çalışanların etki ve etkileşimleri sonucunda ortaya çıkan ve çalışan ilişkileri temelinde kişiler arası uyum, gruplaşma, dayanışma ve sosyal ilişkilerin iş dışına yansıyan yönlerini içine alan bir süreç şeklinde tanımlanabilir. Sosyal iklim, bir örgütün çalışanların deneyimlediği sosyal ilişkiler, değerler ve normlar gibi özelliklerini tanımlayan bir kavramdır. Çalışan performansı ise bir çalışanın görev ve sorumluluklarını ne kadar verimli ve kaliteli yerine getirdiğini gösteren bir faktördür. Çalışan performansı ve sosyal iklim arasındaki ilişki, çalışanların örgüte olan bağlılıklarını, çalışma performanslarını, motivasyonlarını etkileyebilir. Olumlu bir sosyal iklimin, çalışan performansını artırdığı ve çalışanların daha mutlu oldukları gözlemlenmiştir. Bununla birlikte olumsuz bir sosyal iklimin çalışan performansını düşürdüğünü ve çalışanların mutsuz olma eğilimi içerisinde olduğunu gözlemlemiştir. Bu araştırmanın amacı, örgütlerde sosyal iklimin çalışan performansı üzerindeki etkisini ve bu etkinin örgütsel başarıya ve sürdürülebilir performansa yansımalarını ortaya koymaktır. Yaptığımız çalışma verileri ve verilere ilişkin sonuçlar, çalışan performansı ve sosyal iklim arasındaki ilişkinin anlaşılmasına katkıda bulunarak, örgütlerin insan kaynakları yönetimi stratejilerini geliştirmede rol oynayarak katkıda bulunabilir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, Diyarbakır Kayapınar Belediyesi çalışanları üzerinde sosyal iklim ile çalışan performansı arasındaki ilişkiyi analiz etmek, sosyal iklimin farklı boyutlarının (kişilerarası iş uyumu, kurumsal destek, grup içi iletişim, iş etiği, mesleki dayanışma) çalışan performansına olan etkilerini istatistiksel olarak ortaya koymaktır. Araştırmada betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmış, veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. SPSS 25 programı kullanılarak yapılan korelasyon ve regresyon analizleri sonucunda, sosyal iklimin genel olarak çalışan performansı üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, sosyal iklimin özellikle grup içi iletişim ve iş etiği boyutlarının çalışan performansı üzerinde daha güçlü bir etkisi olduğu görülmüştür. Araştırma bulguları, örgütlerde sosyal iklimin güçlendirilmesinin çalışanların verimliliğini ve iş tatminini artırabileceğini, dolayısıyla kurumsal başarının ve sürdürülebilirliğin sağlanmasına katkı sunabileceğini göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, insan kaynakları yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine ve örgüt içi iletişim politikalarının yeniden yapılandırılmasına yönelik önemli ipuçları sunmaktadır.
  • Master Thesis
    الأعداد والترتيب في الأدعية والأذكار بين الإطلاق والتقييد
    (2025) Karzoun, Elemir Bekri; Al-doorı, Ayman Jassim Mohammed
    Bu çalışma, 'Zikir ve dualarda sayı ve tertip'in mutlağı ve sınırlılığı' konusunu ele almakta olup, ibadet alanında oldukça hassas bir meseleyi incelemektedir. Araştırma, hadislerde yer alan zikir sayılarının tevkîfî (sınırlı) olup tam olarak riayet edilmesi gereken sayılar mı, yoksa mutlak (serbest) olup artırılıp eksiltilebileceği rehber nitelikli sayılar mı olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Konuya uygun olarak araştırmada üç yöntem bir arada kullanılmıştır: 1. İstikrâ (tümevarım) yöntemi, hadis metinlerinin sünnetin asıl kaynaklarından sistematik biçimde toplanması için; 2. Tahlil ve tenkit yöntemi, rivayetlerin derinlemesine analiz edilmesi ve eleştirel değerlendirilmesi için; 3. Mukayeseli yöntem, muhaddislerin, fakihlerin ve usûlcülerin görüşlerini karşılaştırarak delillerle tercih yapabilmek için kullanılmıştır. Araştırma, temel kavramların tanımlanması, dua ve zikrin faziletinin ortaya konulması, sayılı (mukayyed) ve mutlak hadislerin toplanıp sınıflandırılması, ayrıca âlimlerin sayı sınırlamasına dair görüşlerinin ayrıntılı biçimde incelenmesiyle yapılandırılmıştır. Çalışmada iki tür sayı belirlenmiştir: 1. Tevkîfî sayılar: Metinlerde sayı sınırlamasını açıkça belirten ifadeler yer aldığı durumlarda, bu sayılara tam olarak uymak gerekir. 2. Mutlak sayılar: Sayının sınırlandırıcı bir anlam taşımadığı, teşvik veya öğretim amacı güttüğü durumlarda artırma yapılabilir. Araştırmanın ulaştığı başlıca sonuçlar şunlardır: Tevkîfî sayılara bağlı kalmak, ibadetlerde kulluğu ve sünnete uygunluğu güçlendirir. Mutlak sayılarda artırıma izin verilmesi, şeriatın genişliğini ve kolaylığını yansıtır. Bazı tasavvufî çevrelerde görülen, metin temeli olmayan keyfî ve bid'at sayı uygulamaları reddedilmelidir. Tevkîfî ve mutlak sayı ayrımı, metinlerin doğru anlaşılması ve ibadetten beklenen sevabın elde edilmesi açısından metodolojik bir zorunluluktur. Sayıların çoğu, bağlayıcı bir biçimde belirlenmiş olup, bazı metinlerde ise artışa müsaade edilmiştir. Âlimler arasındaki görüş farklılıklarının, metinlerin delalet yönünden anlaşılmasındaki farklılıklardan kaynaklandığı görülmüştür. Bu sebeple anlamın, dilbilgisel kurallar ve fıkhî istidlal ilkeleri çerçevesinde yorumlanması gerekmektedir.
  • Master Thesis
    İzz B. Abdüsselâm'a Göre Mârifetullah ve Müslüman Kişiliğin Oluşumu
    (2025) Çakar, Özlem; Erkol, Ahmet
    Modern dönemde bireylerin karşı karşıya kaldığı kimlik, anlam ve aidiyet krizleri, İslâm düşüncesinin temel kavramlarından olan mârifetullahın yeniden ele alınmasını gerekli kılmaktadır. XIII. yüzyılda yaşamış ve döneminin önde gelen âlimlerinden biri olan İzz b. Abdüsselâm (ö.660/1262), Şeceretü'l-Maʿârif ve'l-Ahvâl ve Sâlihu'l-Akvâl ve'l-Aʿmâl adlı eserinde mârifetullahı yalnızca nazarî bir bilgi alanı olarak değil, amelî boyutlarıyla birlikte sistematik bir şekilde ele almıştır. Bu araştırmada, İzz b. Abdüsselâm'ın mârifetullah anlayışı ve bu anlayışın Müslüman kişiliğinin oluşumundaki rolü incelenmiş; modern dönemdeki manevi ve ahlâkî çözülmelere karşı sunduğu imkânlar tartışılmıştır. Nitel yöntem çerçevesinde yürütülen çalışmada kavramsal çözümleme, klasik metin tahlili ve mukayeseli değerlendirme teknikleri kullanılmıştır. İlk olarak müellifin hayatı, ilmî şahsiyeti ve yaşadığı dönemin sosyo-politik yapısı değerlendirilmiş; ardından mârifet, bilgi ve ilim kavramlarının tanımları ile aralarındaki ilişkiler ortaya konmuştur. Müellifin mârifet anlayışı açıklanmış; Allah'ın zâtının tanınması ve ilahî sıfatların özümsenmesinin bireysel ve toplumsal yansımaları analiz edilmiştir. Bulgular, mârifetullahın iman, ihsan ve takva ile birleştiğinde bireysel şahsiyetin kemale erdiğini, ahlâkî duyarlılığın arttığını ve toplumsal adaletin güçlendiğini göstermektedir. İzz b. Abdüsselâm'ın mârifetullah modelinde, bu kavram; Allah'ın rubûbiyyetinin idraki, kulun acziyetinin kabulü, iman-amel bütünlüğü içerisinde ahlâkî dönüşümün sağlanması ve toplumsal yapının sağlamlaştırılmasını kapsayan bütüncül bir çerçeve olarak sunulmaktadır. Sonuç olarak, söz konusu yaklaşım, modern bireyin manevi direncini artırma ve kimlik krizlerine çözüm sunma potansiyeline sahip bir ahlâk ve kişilik inşa modeli ortaya koymaktadır.
  • Master Thesis
    Muhammed Tahir Bin Aşûr ile Dört Mezhep İmamlarının Bazı Görüşlerinin ve İçtihatlarının Uygulamadaki Karşılaştırması
    (2025) Salih, Muhammed; Deniz, Mehmet Ata
    İmam Muhammed Tâhir b. Âşûr, eserleri yaygın olarak tanınan, müteahhir dönem âlimleri arasında temayüz etmiş seçkin bir âlimdir. Özellikle Kur'ân-ı Kerîm'i 'et-Tahrîr ve't-Tenvîr' adını verdiği eseriyle tefsir etmesi, onun tanınırlığını ve şöhretini artırmıştır. Bu eser, içerdiği yenilikler, belâgat yönü ve özgün üslubu sebebiyle sağlam ve güvenilir kaynaklar arasında kabul edilmiştir. Ne var ki, bu tefsirde müellif, bazı görüşleriyle bütün müctehid imamların ya da bir kısmının görüşlerine muhalefet etmiştir. Bu durum, özellikle ahkâm âyetlerinin tefsirine dair bazı ifadelerinde ve bazı diğer görüşleri eserinin çeşitli kısımlarında zikretmesinde görülmektedir. Bu nedenle ben, bir muhakkik olarak, onun görüşünü ve istidlâlini ortaya çıkarmaya, delil ve gerekçelerini açıklığa kavuşturmaya, bunları dört imamın görüşleriyle karşılaştırmaya yöneldim. Bütün görüşleri ve dayanaklarını zikredip değerlendirdim; doğruya en yakın olanın ortaya çıkması amacıyla tercih sürecini açıkladım. Ardından, imamın delillerini ve sözünün uygulanmasının sonuçlarını tartışarak, araştırmanın önemini ve amacını ortaya koymaya; bazı görüş ayrılıklarının sebeplerini çözümlemeye ve onun görüşünü diğer görüşlerle karşılaştırmalı olarak göstermeye gayret ettim. Bu doğrultuda, imamın yaşadığı dönemi, hayatını, ilmî birikimini, görüşlerini ve diğer imamlarla ihtilaf ettiği noktaları tespit etmek için tümevarımsal ve betimleyici yöntemi, ayrıca delil ve şahitleri ortaya koymak için istidlalci yöntemi benimsedim. Tüm bunların sonucunda, İmam Tâhir'in geniş bir ilme, güçlü bir kavrayışa, fasih bir dile ve etkili bir beyana sahip olduğu; değişken şartlara sahip bir dönemde yaşadığı ve çeşitli mertebelere yükseldiği; kimi zaman isabet ettiği, kimi zaman ise isabetsiz bir görüşe vardığı sonucuna ulaştım. Bununla birlikte, bazı görüşleriyle meşhur olan ve yerleşik kabul edilen görüşlere muhalefet ettiği, ayrıca muteber sayılmayan bazı kanaatleri dile getirdiği anlaşılmıştır. Bu tür görüşlere itibar edilmemesi ve onlara göre hüküm verilmemesi gerektiği kanaatine vardım. Hiç kuşkusuz، İmam'ın görüşlerini ortaya koymak، bunları diğer imamların VII görüşleriyle mukayese etmek، delilleri incelemek ve en güçlü görüşü belirlemek süreçleri çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bu zorlukların başında: İmam'ın genel görüşlerden ayrıldığı noktaları tespit etmek، onun belâgat yüklü ifadelerini anlamak، tefsirinde atıfta bulunduğu diğer eserlerine ulaşmak ve böylece onun görüşünü tam manasıyla kavramak yer almaktadır. Ayrıca، tefsirinde dilbilgisi، belâgat، farklı âlimlerin yorumları ve kendi fıkhî kanaatini harmanlaması، onun fıkhî görüşünü ayırt etmeyi güçleştirmiştir. Ancak azim ve gayret sayesinde bu zorlukların üstesinden gelinmiştir.
  • Master Thesis
    Dêrsım de Îtîqadê Raya Heqî û Ocaxa Qızılbelî
    (2025) Yıldız, Sevim Aydın; Akman, İlyas
    Bu çalişmada Dersim bölgesindeki yaşayan Hak Yolu inancı ve bu inanca bağlı olan Kızılbel Ocağı üzerinde durulmuştur. Kızılbel Ocağı Hak Yolu inancına bağlı olan bir ocak olmakla beraber Alevilik inanç sisteminde önemli bir yer edinmektedir. Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, insan hayatında inancın yeri ve anlamı anlatılmıştır. Ardından Anadolu'nun bazı bölgelerinde yaşanan Alevilik inancı tanıtılmıştır. Alevilik içindeki farklı bir inanç yolu olan Hak Yolu inancı üzerinde durulmuştur. Bu inanç içinde 'Hak-Muhammed-Ali' anlayışı, halk arasında mübarek sayılan kişiler, kamiller ve seyitler gibi inanç önderlerinin rolleri açıklanmıştır. Bu bölüm daha çok yazılı kaynaklara dayanarak hazırlanmıştır. İkinci bölümde, Dersim'de yaşayan halkın inancı anlatılmıştır. Musahiplik, kirvelik, zîyaret yerleri, cem törenleri ve Hızır inancı gibi konulara yer verilmiştir. Hak Yolu inancına bağlı bazı ritüeller, Gaxan ve Hawtemal gibi bazı önemli aylar ve Hewşê Mamud Xanî ile Zîyara Baxire gibi önemli mekanlar tanıtılmıştır. Bu bilgiler, Dersim'deki Hak Yolu inancının önemli şahsiyetleri ve araştırmacıları ile yapılan röportajlara dayanır. Üçüncü bölümde ise Kızılbel Ocağı ve bu ocağa bağlı bazı önemli şahsiyetler üzerinde durulmuştur. Bu şahsiyetlerden Kızılbelli Bava Rıza ve Ana Sultan, Kızılbel Ocağı'nın içinde önemli bir yerde bulunmaktadırlar. Ocağın içinde anlatılan kerametler, yapılan cemler, Kızılbel Perdesi gibi semboller aktarılmıştır. Bu bilgiler, ocağın mensuplarıyla yapılan röportajlara dayanmaktadır. Bu tez hem yazılı hem de sözlü kaynaklara dayanarak Dersimdeki Hak Yolu inancını ve Kızılbel Ocağı'nı tanıtmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Dersim, Alevilik, Hak Yolu, Kızılbel, Gülbank
  • Master Thesis
    Türkiye Geneli Saatlik Elektrik Tüketiminin Makine Öğrenmesi Yöntemleri İle Tahmin Edilmesi
    (2025) Yalçin, Münire; Aslan, Şehmus
    Bu tez çalışmasının amacı, Türkiye'nin saatlik elektrik tüketimini tahmin etmede geleneksel bir zaman serisi modeli olan ARIMA ile dört farklı makine öğrenmesi yönteminin (Doğrusal Regresyon, Rastgele Orman, XGBoost ve Yapay Sinir Ağları) performansını karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Çalışmada, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ)'den sağlanan 1 Ocak 2019 - 31 Aralık 2024 tarihlerini kapsayan saatlik elektrik tüketim verileri kullanılmıştır. Deneysel sonuçlar, makine öğrenmesi yöntemlerinin geleneksel ARIMA modeline kıyasla belirgin bir üstünlük sergilediğini ortaya koymuştur. ARIMA modeli negatif bir R² değeri (-0,2865) ve %14,65'lik MAPE ile tatmin edici olmayan sonuçlar verirken, topluluk makine öğrenmesi yöntemleri en yüksek performansı göstermiştir. Rastgele Orman modeli % 0,9893 R² ve %1,19 MAPE değerleriyle en iyi performansı sergilerken, XGBoost modeli %0,9876 R² ve %1,27 MAPE ile onu yakından takip etmiştir. Yapay Sinir Ağları modeli% 0,9808 R² ve %1,72 MAPE, Doğrusal Regresyon modeli ise% 0,9714 R² ve %2,05 MAPE ile yüksek ve kabul edilebilir doğruluk oranları elde etmiştir.Sonuç olarak, bu çalışma Türkiye'nin saatlik elektrik tüketim tahmini için Rastgele Orman ve XGBoost gibi topluluk temelli makine öğrenmesi yöntemlerinin operasyonel kullanımının üstünlüğünü net bir şekilde ortaya koymakta ve enerji sektörü paydaşları için daha doğru, güvenilir ve verimli bir tahmin altyapısı önermektedir. Anahtar Kelimeler: Elektrik Talep Tahmini, Makine Öğrenmesi, Zaman Serisi Tahmini, ARIMA, Rastgele Orman, XGBoost, Yapay Sinir Ağları.
  • Master Thesis
    دور المغاربة في القدس في عهد صلاح الدين الأيوبي(1174-1260)
    (2025) Zarouq, Ouafae; Kadro, Nerjes
    Bu araştırma, Eyyûbîler döneminde (H. 569-658 / M. 1174-1260) Mağriblilerin Kudüs şehrinde oynadığı merkezi rolü ele almaktadır. Bu dönem, onların kurumsal ve organize bir şekilde varlıklarının şekillendiği temel bir evredir. Araştırma, bu varlığın çok yönlü boyutlarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu boyutlar, Selahaddin Eyyûbî'nin Kudüs'ü fetheden ordusundaki belirgin askeri katılımlarıyla başlar ki bu katılım, şehri savunmak üzere güvenilir bir garnizon olarak Kudüs'e yerleştirilmelerinin doğrudan nedeni olmuştur. Araştırma, 589 (H) yılında Sultan El-Efdal tarafından kendilerine vakfedilen 'Mağribliler Mahallesi'ndeki sosyal hayatı inceler. Bu kapsamda askerler, alimler, öğrenciler ve mutasavvıflardan oluşan çeşitli demografik yapıları, Kudüs'ün kalbinde 'küçük bir Mağrip' oluşturan örf ve adetleri ve Kudüs toplumunun diğer bileşenleriyle olan ilişkilerinin doğası analiz edilmektedir. Ayrıca, Mağribli alimlerin Maliki mezhebini yaymadaki rolleri, El-Efdaliyye Medresesi ve zaviyeler (örneğin, El-Mesmûdî Zaviyesi) gibi önemli eğitim ve manevi kurumlar kurmaları aracılığıyla yaptıkları ilmi ve kültürel katkılara da ışık tutulmaktadır. Bu kurumlar, şehrin entelektüel hayatını zenginleştirmiş ve mezhep çoğulculuğunun yerleşmesine katkıda bulunmuştur. Son olarak, araştırma, bu varlığın sürdürülebilirliğini sağlayan temel direk olarak Mağrib vakıfları sistemini analiz eder. Mağribliler Mahallesi vakfının kuruluşu ve önemi, diğer vakıf türleri (hayri ve zürri) ve bunların sosyal ve ekonomik bir güvenlik ağı sağlamadaki rolleri, ayrıca yönetim sistemi ve karşılaştığı zorluklar ele alınmaktadır. Araştırma, Eyyûbîler döneminde Kudüs'teki Mağribli varlığının sadece demografik bir göç olmayıp, askeri rol, sosyal örgütlenme, ilmi katkı ve vakıf aracılığıyla kurumsal temellendirmeyi birleştiren bütüncül bir olgu olduğu sonucuna varmaktadır. Bu da onları Kutsal Şehir'in tarihinde etkin ve köklü bir bileşen haline getirmiştir.
  • Master Thesis
    القواعد والضّوابط الفقهيّة المؤثّرة في فقه الأسّرة 'باب النِّكاح'
    (2025) Birikmen, Gheran Hamada; Nas, Taha
    Bu çalışma, İslam hukukunda yer alan fıkhî kaideler 'el-kavâidü'l-fıkhiyye' ve fıkhî zabıtların 'ed-davabitü'l-fıkhiyye', aile hukukunun nikâh bölümünde nasıl bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. İslam hukukunda nikâh, yalnızca bireylerin özel yaşamlarını değil, aynı zamanda toplumsal yapıyı da doğrudan ilgilendiren temel bir kurumdur. Dolayısıyla, bu kurumu düzenleyen fıkhî kuralların derinlemesine incelenmesi, İslam aile hukukunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, kavramsal çerçeveyi oluşturmak amacıyla fıkhî kaide ve zabıt tanımlanmış, bu iki kavram arasındaki temel farklar açıklanmış ve her birinin şer'î delillere dayanan hücciyeti tartışılmıştır. Ayrıca bu alandaki literatür taranarak, klasik ve çağdaş dönemde yazılmış en önemli eserler tanıtılmış, fıkhî kuralların tarihsel gelişim süreci incelenmiştir. İkinci bölümde ise aile kurumunun İslam hukukundaki yeri açıklanmış; evliliğin sosyal, ahlaki ve hukuki boyutları değerlendirilmiş; nikâhın şer'î hükümler bağlamında önemi ve kutsallığı ifade edilmiştir. Bu çerçevede, nikâh akdinin geçerlilik şartları, tarafların hak ve sorumlulukları ve nikâhın korunması için öngörülen tedbirler ele alınmıştır. Ayrıca fıkhî zabıtların aile içerisindeki ilişkilere nasıl yön verdiği örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise nikâh babında doğrudan etkili olan en önemli fıkhî kurallar ve zabıtlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Her bir kural ve zabıt; tanımı, şer'î dayanakları, klasik fıkıh kaynaklarındaki yeri ve uygulama örnekleri ile birlikte ele alınmıştır. Bu araştırmada istikrarlı ve sistematik bir şekilde fıkhî kuralların aile hayatına nasıl yön verdiği, özellikle de evlilik ilişkilerinden doğan meselelerde bu kuralların nasıl rehberlik ettiği ortaya konulmuştur. Çalışmada istidlal metodu ile delillerin analizi yapılmış, istişhâdî örneklerle fıkhî zabıtlar desteklenmiştir. Ayrıca klasik fıkıh kaynakları ve çağdaş akademik literatür karşılaştırmalı olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, fıkhî kaideler ve zabıtların yalnızca teorik değil, aynı zamanda uygulamalı yönleri de bulunduğu ve evlilikle ilgili birçok temel meselede bu kuralların belirleyici bir rol üstlendiği görülmüştür. Bu yönüyle çalışma, aile hukuku alanında yapılacak yeni araştırmalara öncülük edecek ve katkı sağlayacak niteliktedir
  • Master Thesis
    Tüketicilerin Yeme Farkındalığı İle Restoranda Yemek Tercihleri Arasındaki İlişki
    (2024) Serçek, Gülseren Özaltaş; Gürbüz, Semra
    Araştırmanın amacı tüketicilerin yeme farkındalığı ve restoranda yemek tercihi ilişkisini belirlemektir. Araştırmada tarama modeli kullanılarak kolayda örnekleme yöntemi kullanılmış ve 415 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmaya katılanların çoğunluğunu kadın, bekar, lisans eğitim düzeyine sahip, ortalama gelire sahip ve restoranda ayda 1-4 defa yemek yiyen, normal beden kitle indeksine sahip olan bireylerin oluşturduğu belirlenmiştir. Araştırmada cinsiyet, eğitim durumu ve restoranda yeme sıklığı değişkenleri ile restorandaki yemek tercihi arasında anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Yaş, medeni durum, gelir durumu ve beden kitle indeksi ile restoranda yemek tercihi arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Araştırmada yaş ve beden kitle indeksi değişkenleri ile yeme farkındalığı arasında istatistiki olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, gelir durumu restoranda yeme sıklığı değişkenleri ile yeme farkındalığı arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Araştırmanın ana amacı olan yeme farkındalığı ve restoranda yemek tercihi arasındaki ilişkinin belirlenmesi için yapılan analizler sonucunda yeme farkındalığı ve restoranda yemek tercihi ilişkisine bakıldığında aralarında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yeme farkındalığı ile restoranda yemek seçiminin alt boyutları arasındaki ilişkiye bakıldığında, kişisel faktörler ve psikolojik faktörler arasında negatif yönlü anlamlı ilişki saptanmıştır. Yeme farkındalığı ile yemekle ilgili faktörler arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki belirlenmiştir. Yeme farkındalığı ile çevresel faktörler arasında anlamlı ilişki belirlenmemiştir. Araştırmada özellikle yeme farkındalığı ile yemekle ilgili faktörler arasında pozitif yönde ilişki olması bireylerin yeme farkındalığı yüksek ise seçeceği yemeklerin özelliğine dikkat ettiği ve bilinçli bir seçim yaptığı sonucuna varılmaktadır. Tüketicilerin yeme farkındalığı ve yemek seçimlerini dikkate alan işletmelerin başarı olmaları ve tercih edilmeleri olasılığı artmaktadır. Ayrıca tüketicilerin de yeme farkındalığı konusunda bilinçlendirilmesi toplum sağlığı açısından gereklidir.
  • Master Thesis
    Tekerlekli Sandalye Basketbolcularda Bilateral Eğitimin Basketbol Beceri ve Fiziksel Performans Üzerindeki Rolü
    (2026) Karahan, Ruken; Eskiyecek, Canan Gülbin
    Bu çalışmanın 20-44 yaş arası erkek tekerlekli sandalye basketbolcularda bilateral antrenman programının, top hakimiyeti, isabetli şut, turnike ve pas atışları gibi basketbol becerilerine olan etkisini ve aynı zamanda dayanıklılık, çeviklik, sürat, kuvvet gibi fiziksel performans üzerindeki iyileştirici etkisini incelemek amaçlanmıştır. Sporcular 10 deney grubu ve 10 kontrol grubu olacak şekilde iki kategoriye ayrılmıştır. Çalışmanın deney grubunu Mardin ili Kızıltepe Engelliler Birliği Spor Kulübü sporcularından araştırma kriterlerine uygun toplamda 10 erkek sporcu dahil edilmiştir. Kontrol grubuna ise Diyarbakır ilinde bulunan Amedspor tekerlekli sandalye basketbol sporcularından oluşan ve araştırma kriterlerine uygun toplamda 10 erkek sporcu çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada, deney grubu 8 haftalık bilateral antrenman programını haftada 3 gün olacak şekilde rutin basketbol antrenmanlarından önce 40-45 dk boyunca uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise bilateral antrenman programını uygulamayıp 8 hafta boyunca rutin antrenmanlarına devam edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermemesi nedeniyle ön test ve son test karşılaştırmalarında Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, iki bağımsız grubun karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Parametreler arasındaki ilişkiler ise Spearman rho Korelasyon analizi ile incelenmiş; istatistiksel değerlendirmelerde anlamlılık düzeyi p < 0,05 olarak kabul edilmiştir. Bu doğrultuda ise deney grubunda biceps ve göğüs bölgelerinin deri altı yağ kıvrımlarında anlamlı azalmalar (p<0,05) gözlenmiş, fiziksel performans ve basketbol beceri testlerinde birçok parametrede iyileşme sağlanmıştır (p<0,05). Kontrol grubunda ise sınırlı gelişmeler gözlenmiş; bazı fiziksel performans ve isabetli turnike testlerinde artış sağlanmış, diğer testlerde anlamlı değişim tespit edilmemiştir (p>0,05). Grup karşılaştırmalarında 4 m pas, 8 m pas, isabetli şut ve isabetli turnike testlerinde anlamlı iyileşmeler kaydedilmiştir (p<0,05). Gelecek çalışmalarda farklı yaş, engel düzeyi ve performans seviyelerindeki TSB sporcularına uygulanacak daha uzun süreli bilateral antrenman programları, bulguların genellenebilirliğini artırarak antrenörler ve sporcular tarafından hazırlanacak içeriklere entegre edilebilecek uygulamalar açısından literatüre önemli bir katkı sağlayabilir.
  • Master Thesis
    Murtazâ Mutahharî'de Ruh, Ölüm ve Ötesi
    (2025) Ergül, Şengül; Bozkurt, Ömer
    Ölüm bütün insanlar için geçerli ortak bir tecrübedir. Buna bağlı olarak her inanç sisteminde, ölümden sonraki varoluş ve ruhun mahiyetine dayalı çeşitli fikirler ve sorgulamalar yer almıştır. Ruh ve ölüm arasındaki anlamlı bağ, gerek dini gerekse de felsefi yaklaşımlarla sık sık ele alınan bir konudur. Bu tezin konusu, çağdaş İslam düşüncesinde öne çıkan önemli düşünürlerden biri olan Murtazâ Mutahharî'nin ruh, ölüm ve ötesi konularını nasıl ele aldığıdır. Mutahharî, fikirlerini geleneksel ve yerleşik İslam düşüncesine dayandırarak ruhun ölümsüz olduğuna inanır. Ancak o, modern düşünceyle de münasebetini sürdürmüştür. Ona göre ruh, maddi olmasa bile varoluşun odağında yer almaktadır. Mutahharî'ye göre insan, ahlaki değerleri tanıyarak manevi kemâle ulaşır; bu durum ruhun saflaşmasını beraberinde getirecektir. Bu bağlamda tezde, ölüm ve ruh arasındaki ilişkinin anlamlılığı sorgulanarak ölümün insanın varoluş amacına nasıl bir katkı sağladığı incelenmektedir. Tezde ayrıca İslam inancına göre ruhun bedeni terk etmesi ve ahiret hayatına intikal etmesinin neyi temsil ettiği konu edilmektedir. Ölümün bir yok oluş mu yoksa yeni bir başlangıç mı olduğu şeklindeki soruların cevabı ve buna ilave olarak ölüm korkusunun nedenleri Mutahharî'nin görüşleri etrafında analiz edilerek bu korkunun insanın manevi gelişimindeki yeri araştırılmaktadır. Öncelikle Murtazâ Mutahharî'nin hayatı ve eserleri ele alınmakta; ilave olarak Mutahharî'nin düşünce sistemi hakkında genel bir bakış açısı sunulmaktadır. Sonrasında ruh ile ilgili görüşleri incelenmektedir. Ölüm ve sonrası ile ilgili fikirleri ise son bölümde ele alınmaktadır. Tezde Mutahharî'nin geleneksel İslam felsefesinde İhvan-ı Safâ, Molla Sadrâ; Antik Yunan felsefesinde Aristoteles; modern felsefede ise Kant gibi filozoflardan beslendiği ve etkilendiğine dair analizler ve değerlendirmeler yansıtılmaktadır. Yine kendisine kaynaklık etmiş filozof ve düşünürlerin hem dinî hem de kültürel kaynaklarına dikkat çekilerek ölüm konusu özelindeki fikirler, özet mahiyetinde ifade edilmektedir. Konuyla ilgili yapılmış diğer çalışmalar, Mutahharî'nin düşünceleriyle mukayese edilerek örtüşen veya ayrışan yönleriyle birlikte göz önünde bulundurularak ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: İslâm Felsefesi, Mutahharî, Ruh, Ölüm, Ahiret
  • Master Thesis
    Sağlık Çalışanlarının Gıda Okuryazarlığı Düzeyinin Ev Dışında Yemek Tüketimi ve Besin Seçimine Etkileri: Diyarbakır Örneği
    (2025) Süleymanoğlu, Pınar; Gürbüz, Semra
    Gıda okuryazarlığı düzeyi, bireylerin sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirebilmeleri ve bilinçli besin seçimleri yapabilmeleri açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışmada, sağlık çalışanlarının gıda okuryazarlığı düzeylerinin ev dışında yemek tüketimi ve besin seçimi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada gıda okuryazarlığının değerlendirilmesinde Kendini Algılayan Gıda Okuryazarlığı Ölçeği (SPFLS) kullanılmıştır. Çalışmaya Dicle Üniversitesi hastanelerinde görev yapan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 255'i kadın 140'ı erkek toplam 395 sağlık çalışanı katılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Verisi değerlendirilen 395 anket sonucunda katılımcıların gıda okuryazarlığı puan ortalaması 85,00±14,95 olarak bulunmuştur. Gıda okuryazarlığı düzeyi; cinsiyet, gelir durumu, öğrenim durumu ve tercih edilen yemek türüne göre anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Kadın katılımcıların, geliri giderinden fazla olanların ve lisansüstü mezunlarının daha yüksek okuryazarlık düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Balık ve deniz ürünlerini tercih eden katılımcıların okuryazarlık puanları daha yüksek bulunmuştur. Beden kütle indeksi ile gıda okuryazarlığı arasında negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir (r=-0,138; p=0,006). Katılımcıların sebze, meyve, tam tahıl ve kurubaklagil tüketim sıklıkları ile gıda okuryazarlığı toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişki (p<0,001); buna karşılık gazlı içecek ve hazır meyve suyu tüketimi ile gıda okuryazarlığı toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,001). Gıda okuryazarlığı düzeyi, beslenme örüntüsünü etkilediğinden sağlıklı bir topluma sahip olmak için bu konudaki bilincin geliştirilmesi konusunda kamu otoriteleri, akademisyenler, sivil toplum örgütleri yüksek bir gıda okuryazarlığı düzeyi oluşturmaya çabalamalıdır. Bu kapsamda; toplum sağlığının geliştirilmesindeki en temel gruplardan birisini oluşturan sağlık çalışanlarının gıda okuryazarlığı konularındaki bilgilerinin tazelenmesi ve güncel tutulmasının önemli olduğu ve desteklenmesi gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Gıda okuryazarlığı, Ev dışında beslenme, Yiyecek seçimi, Sağlık çalışanı
  • Master Thesis
    Kehf Sûresi 60-82. Âyetler Bağlamında El-keşşâf, Mefâtîhu'l-gayb ve Te'vîlâtü'l-kur'ân'da Kötülük Problemi
    (2025) Atuğ, Serhan; Şahinalp, Hacer
    Bu çalışmada Kehf sûresinin 60–82. ayetlerinde yer alan Mûsâ–Sâlih Kul kıssası ele alınmaktadır. Kıssada geçen olayların kötülük problemiyle ilişkisi bulunduğu kanaatindeyiz. Bu doğrultuda araştırmanın giriş bölümünde, öncelikle kötülük probleminin mahiyeti ile tarihsel ve düşünsel arka planı incelenmiştir. Devamında tez, iki ana bölüm halinde yapılandırılmıştır. Birinci bölümünde, Mu'tezile, Eş'arîlik ve Mâtürîdîlik mezheplerinin kötülük problemine yönelik yaklaşımları incelenmiştir. İkinci bölümünde ise, Zemahşerî'nin el-Keşşâf Fahreddin er-Râzî'nin Mefâtîhu'l-Gayb ve İmam Mâtürîdî'nin Te'vîlâtü'l Kur'ân eserleri incelenmiştir. Bu eserlerde Mûsâ-Sâlih Kul kıssasında kötülük problemine işaret eden çıkarımlar elde edilmiş ve kıssanın kötülük problemi bağlamındaki yeri tartışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, kıssada geçen olayların kötülük problemiyle olan bağlantısını ortaya koymak ve bu kıssanın tartışmalardaki konumunu belirlemektir. Çalışmada ayrıca kötülük problemine dair farklı teorilerin varlığı tespit edilmiştir. Kimi düşünürler kötülüğü Tanrı'nın yokluğuna bir kanıt olarak sunarak, âlemin Tanrı tarafından yaratılmadığını ve bu nedenle Tanrı'nın evrendeki olaylarla ilişkisinin bulunmadığını savunmuştur. Buna karşılık, âlemin Tanrı tarafından yaratıldığını ve kötülüğün izâfî bir nitelik taşıdığını ileri süren görüşler de vardır. Bu yaklaşım, kötülüğü kimi zaman insanın olgunlaşma sürecinin bir parçası, kimi zaman ise Tanrı'nın uyarısı olarak yorumlamaktadır. Kanaatimizce, Mûsâ–Sâlih Kul kıssasında yaşanan olaylar, kötülüğü izâfî bir perspektiften değerlendiren görüşlere daha yakındır. Nitekim kıssada görülen her bir olay, ilk bakışta zâhiren bir kötülük gibi görünse de, kıssanın bütününe yayılan ilâhî hikmet bağlamında değerlendirildiğinde, bu olayların mutlak anlamda bir kötülüğe değil; daha büyük bir iyiliğin gerçekleşmesine, muhtemel bir zararın bertaraf edilmesine veya gelecekte ortaya çıkacak bir faydanın korunmasına hizmet ettiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kıssa, kötülüğün mahiyetinin ancak ilâhî bilgi ve kuşatıcı bakış açısı ile tam anlamıyla kavranabileceğini vurgulayan izâfî kötülük yorumlarını destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Kelâm, Kötülük, Mefâtîh, Te'vîlât, Keşşâf, Kehf
  • Master Thesis
    İngiliz Mandası Döneminde Filistinli Hıristiyanların Siyasi Mücadelesi (1920-1948)
    (2025) Al-mohammad, Ziad; Yiğit, Sibel Ceylan
    Bu çalışma, 1917 sonlarında başlayan İngiliz işgali ve Mandası döneminde Filistin ulusal hareketi içinde Filistinli Hıristiyanların siyasal rollerini incelemektedir. I. Dünya Savaşı bağlamında Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ve Arap Levant coğrafyasının Avrupa sömürge güçlerinin denetimine girmesiyle şekillenen bu tarihsel süreçte, Osmanlı yönetiminden İngiliz Mandası'na geçiş Filistinli Hıristiyanların siyasal bilincinin oluşumunda belirleyici olmuştur. Bu bilincin şekillenmesinde üç temel unsur öne çıkmaktadır: Avrupa devletlerinin müdahaleleri ve geçmiş anlaşmazlıklar nedeniyle mezhepsel olarak parçalanmış Hıristiyan toplumunda birlik eksikliği; Britanya'nın Hıristiyan bir güç olarak algılanması ve Mandadan beklenen ancak karşılanmayan siyasal ve toplumsal beklentiler; ve Filistinliler açısından varoluşsal bir tehdit oluşturan Siyonist hareketin yükselişi. Filistinli Hıristiyanlar, bu tehdidi erken fark ederek Müslümanlarla birlikte Filistin ulusal hareketi içinde Siyonizm'e karşı mücadeleye katılmışlardır. Savaşın ardından Arap Levant'ın İngiltere ve Fransa arasında paylaşılması, Filistinli elitlerin siyasal taleplerini Arap birliği ve bağımsızlık hedeflerinden Filistin merkezli taleplere yöneltmiş; bu dönüşüm sürecinde Hıristiyanlar, Filistinlilerin siyasal temsiline yönelik kimliklerin oluşmasında ve Arap milliyetçiliği temelli ulusal kimliğin gelişmesinde önemli rol oynamışlardır. Bu dönemde Arap Ortodoks Hıristiyanlar, Yunan Ortodoks Patrikhanesi'nin kilise üzerindeki egemenliğine ve Araplaştırma taleplerinin reddedilmesine karşı mücadele etmiş, mezhepsel sorunlarını tüm Filistinlilerin ulusal davasının bir parçası hâline getirmeyi başarmışlardır. Hıristiyanlar, ulusal konferansların örgütlenmesinde, eğitim ve gazetecilik faaliyetlerinde ve Siyonizm ile İngiliz Mandası'na karşı ulusal bilincin gelişmesinde etkin bir konumda bulunmuş; 1929 Buraq Ayaklanması ve 1936–1939 Büyük Filistin İsyanı sırasında Müslümanlarla birlikte ulusal dayanışmayı güçlendirmişlerdir. II. Dünya Savaşı yıllarında ortaya çıkan yeni Hıristiyan elit ve genç kuşaklar, mezhepsel meselelerin ötesine geçerek ekonomik ve toplumsal sorunları ulusal dava ile ilişkilendirmiştir. Ancak savaşın Siyonist hareket lehine sonuçlanması ve büyük güçlerin desteği, Filistin ulusal hareketinin yenilgisi ve İsrail Devleti'nin kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Filistin, Kudüs, Al-Buraq, İngliz Mandası, Ortodoks sorunu, Nakba.