Yüksek Lisans Tezleri - Karma
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/57
Browse
Browsing Yüksek Lisans Tezleri - Karma by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 728
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis DİYÂR-I BEKR BÖLGESİ’NİN MOĞOL HÂKİMİYETİNE GİRİŞİ(2013) GÜNEŞ, İBRAHİMXIII. asrın başlarından itibaren tüm dünyayı derinden sarsan Moğol istilası, kısa bir süre sonra Anadolu’yu vurmuş, hemen ardından da güçlü Moğol müfrezeleri Suriye ve el-Cezire bölgesindeki birçok yerleşim yerle bir etmişlerdir. Moğollar, büyük hasımları Celaleddin Harzemşah’ı takip ederken kendilerini Diyâr-ı Bekr Bölgesinin içinde bulmuşlardır. Bu andan itibaren muhtelif zamanlarda kısa süreli akınlar düzenleseler de Hûlâgû’nun Bağdat seferine kadar bölgede ciddi bir tahribata neden olmadılar. Fakat 1258 yılından itibaren Hûlâgû’nun oğlu Yeşmut komutasındaki Moğol ordusu, Amid, Meyyafarikin, Mardin’i şiddetli bir muhasaradan sonra zaptetti. Hısn-ı Keyfa hâkiminin kendi dileğiyle Moğol tahakkümüne girmesi ile Diyar-ı Bekr bölgesinde Moğol hâkimiyeti tesis edildi. İnceleme konumuz her ne kadar Diyâr-ı Bekr bölgesinin Moğol Hakimiyetine giriş süreci olsa da, konumuzu yakından ilgilendirdikleri için komşu bölgelerdeki önemli hadiseler üzerinde de durulmuştur.Master Thesis MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE KÂHTA'DA KADININ TOPLUMSAL YAŞAMDAKİ YERİNE BİR ÖRNEK: FATO PAŞA(2013) MEHMET SABRİ, DENİZ…Master Thesis İTTİHAT VE TERAKKİ’YE MUHALEFETİ YÖNÜYLE ÂSAF MUAMMER(2013) KÜÇÜKALİ, GÖKMENÂsaf Muammer’in ağırlıkla 1918 yılında yayınlanan Söz Gazetesi’ndeki yazıları olmak üzere tüm yazılarından yola çıkılarak oluşturulmuş bu tezde, yazarın bazı alıntıları da göz önünde bulundurularak değindiği meselelere daha fazla ışık tutulmaya çalışılmıştır. Âsaf Muammer’in eleştirilerini konu edinen ve üç bölümden oluşan tezin ilk bölümünde, II. Meşrutiyet Devri’ndeki düşünce akımları, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ortaya çıkışı, iktidara gelişi, işlediği yolsuzluklar ve kendilerine karşı oluşan muhalefet konularına değinilmiştir. İkinci bölümde; İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidarı ele geçirdiği dönemde gerçekleşen faili meçhul cinayetler, muhaliflerin etkisizleştirilmeleri, İttihatçıların yaptıkları iddia edilen suiistimalleri, Mondros Mütarekesi ve işgal zamanı şartlarının değerlendirilmesi, bu dönemdeki basın hayatı hakkındaki tespitler ve bahsedilen süreçlerde rolleri olan kişilerin cezalandırılması meseleleri hakkında görüş beyan eden Âsaf iv Muammer’in verdiği bilgiler ve diğer gelişmeler hakkında yaptığı yorumlar aktarılmıştır. Bu bölümde işlenen son konular ise Milli Mücadele Devri ve Cumhuriyet Devri gelişmeleri içinde Âsaf Muammer’in nasıl ve ne şekilde yer aldığıdır. Üçüncü bölümde ise onun ekonomi, kültür ve topluma ilişkin düşünceleri ve yaptıkları anlatılmaya çalışılmıştır. Âsaf Muammer’in muhalif kimliğiyle kaleme aldığı yazılarının önemli bir kısmını yayınlaması, ancak İttihatçılar iktidarı terk edince mümkün olmuştur. Onun yaptığı tespit ve açıklamaları Osmanlı Devleti’nin son yıllarında çok etkili olan İttihatçılar hakkında bugüne kadar bilinenleri sorgulamamızı lüzumlu kılmaktadır. Âsaf Muammer’in, işgal şartlarının yaşandığı o dönem Osmanlı Devleti’ndeki kamuoyunu sağduyuya çağırıp, birlik ve beraberlik içinde tutmaya ve Osmanlı Ülkesi’nin içinde bulunduğu olumsuz şartlardan kurtuluşunu sağlamak için bilgilendirip yönlendirmeye çalışması onu ve yazdıklarını önemli kılar.Master Thesis SİCİLL-İ AHVAL DEFTERLERİNDE DİYARBEKİRLİ YÖNETİCİLER(2013) ŞİMŞEK, İSHAK20. Yüzyıl başlarına kadar önemli bir ağırlığa sahip olmayan Osmanlı bürokrasisi, III. Selim ve II. Mahmud'la birlikte önemli değişikliklere uğramıştır. Tanzimat dönemiyle birlikte mülkiye adını alan kâtipler sınıfı, bir meslek haline gelip kurumsallaşmaya başlayarak, devlete egemen olan sınıf haline gelmiştir. Bürokrasi, asıl gelişmesini II. Abdülhamid döneminde sağlamış ve bu dönemde memur sayısı 35.000'e ulaşmıştır. II. Abdülhamid büyük bir sayıya ulaşan sivil bürokrasiyi kayıt ve düzen altına almak için Sicilli Ahval Komisyonu'nu kurmuştur. 201 defterden oluşan bu önemli arşiv hazinesinde Diyarbekir doğumlu memurlar 403 kişidir. Osmanlı bürokrasisi hakkında derli toplu bilgileri ihtiva eden ve son dönem Osmanlı devlet memurlarına ait biyografilerin yazımında en önemli kaynağı teşkil eden Sicill-i Ahvâl Defterleri esas alınarak Diyarbekir doğumlu devlet memurlarının kayıtlarının transkripsiyonu yapılarak bunların Osmanlı bürokrasisi içerisindeki yerleri ve eğitim, sosyal, ekonomik durumlarına arşiv belgeleri ışığında değinilmiştir. Bu çalışma ile Diyarbakır araştırmaları ve şecere ilmi ile uğraşanlar için bir eksikliği kapatmayı amaçlamaktayızMaster Thesis Etiketli bedenler: Sakatlık üzerine sosyolojik bir değerlendirme(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2013) Aydın, Halime; Kara, ZülküfSakatlık toplumsal bir tanımlamadır. Engelli bireye atfedilen kültürel anlamlar etkileşim sürecinde kazanılır. Kültürel anlamlar toplumdan topluma değişiklik gösterir. Bireyin fiziksel özelliği, aslında onun içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmasının engelleyicisi değildir, ancak engeline yüklenen anlamlar onun etiketlenerek engellenmesini yaratandır. Engelli bireylere ilişkin bakış açısı, engelli bireylerin sosyal konumunu ve kültürel görünürlülüğü konusunda belirleyici olduğundan, engelli bireylere toplum tarafından atfedilen anlamları incelemek önemlidir. Özürlü olmanın temelinde bio-fiziksel faktörlerin olduğu gerçekliği var olsa da özürlülük sosyal olarak inşa edilmektedir. Tarihsel süreç içinde özürlü bireylerin karşılaştıkları engellerle sistemli mücadele hareketlerinin gelişimine paralel olarak özürlü olma sadece medikal söylemde değil, sosyal olarak inşa edildiği kabul edilen sosyal söylemde de ele alınmaya başlamıştır. Çalışmada sosyal model çerçevesinde gelişen özürlü kimlik söylemi ve sosyal inşa içinde önemli bir süreç olan ?etiketleme? söylemi tartışmaları ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlar engellilere yönelik toplumsal algının son derece olumsuz ve önyargılı olduğunu, engellilerin aileleriyle birlikte toplum tarafından dışlandığını, bundan dolayı engelli çocuğu olan ebeveynlerin de mümkün olduğu kadar toplum içine çıkmamayı tercih ettiğini ortaya koymuştur. Sağlıklı bedenin, etiketli bedeni ?ucube? olarak algılamasında toplumun sağlıklı beden algısının rolü olduğunu düşünmekteyiz. Bundan ötürü bedenin herhangi bir uzvunun sakat olması, toplumsal bedenin kültürel olarak nasıl inşa edildiği ile yakından ilgili görünmektedir.Master Thesis TANRI İNANCININ RASYONEL TEMELİ ve FİDEİZM ELEŞTİRİSİ(2013) YILDIRIM, FERDABu çalışmada Tanrı inancının rasyonel olup olmadığı tartışılarak Tanrı inancı hakkında öne sürülen temel fideist iddialar eleştirel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Tanrı inancının rasyonel olmasının en önemli ölçütünün onun akıl ile temellendirilmesi olduğu söylenebilir. Çalışmamızın amacı, Tanrı inancının rasyonel bir temele sahip olup olmadığını katı fideist yaklaşımın eleştirisi üzerinden göstermeye çalışmaktır. Fideist yaklaşımın, Tanrı inancının rasyonelliğini zayıflatan iddialar öne sürdüğü söylenebilir. Bu yaklaşıma göre akıl yürütme, Tanrı’nın varlığının bilgisine ulaşmada ve Tanrı’nın varlığı lehine kanıtlar sunmada kısmen veya tamamen yetersiz kalır. Bu bağlamda ele alındığında fideizmin, Tanrı inancına irrasyonel bir tarzda yaklaştığı söylenebilir. Fideizm eleştirisinin temele alındığı bu çalışmamız, iki bölümden oluşmaktadır. Tanrı inancının rasyonelliğinin tartışıldığı ilk bölümde, Tanrı inancının rasyonelliğinden ne anlaşılması gerektiği, Tanrı’nın varlığı lehine öne sürülen kanıtlamaların ve kötülük probleminin Tanrı inancının rasyonelliği açısından ne ifade ettiği gibi hususlar üzerinde durulmuştur. Konuya dair fideist yaklaşımın eleştirildiği ikinci bölümde ise, Tanrı inancı konusunda temel fideist iddiaların neler olduğu ve bu iddiaların özellikle hangi açılardan Tanrı inancının rasyonelliğini zayıflattığı gibi hususlar üzerinde durulmuştur. Çalışmamızda, fideist iddiaların aksine, Tanrı inancının rasyonel temele sahip olduğu sonucuna ulaşılmış ve bu iddia tez boyunca desteklenmeye çalışılmıştır.Master Thesis OSMANLI DEVLETİ’NDE EYALET’TEN VİLAYET’E GEÇİŞ 1864 – 1871 VİLAYET NİZAMNAMELERİ(2014) ERDOĞAN, TURANOsmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında özellikle de Tanzimat’tan sonraki döneminde devletin yerel idaresinde meydana getirdiği yapısal değişimler incelenmiştir. Padişah II.Mahmud’un saltanatıyla birlikte, modern yönetim ilklerine uygun olarak devletin yeniden yapılanmasına yönelik reform çabaları taşra teşkilatında da bazı değişiklikler yapmasına sebep olmuştur. Ancak bu çabaların yeterli olmaması ve bazı siyasi gelişmeler taşra idaresinde kapsamlı bir yeniden yapılanmayı zorunlu hale getirdiğinden Osmanlı Devlet yönetimi 1864 – 1871 Vilayet Nizamnamelerini çıkartarak devletin taşra idaresini yeniden şekillendirme çabası içine girmiştir. Çalışmanın asıl inceleme konusunu da bu nizamnameler le getirilen yenilikler oluşturmaktadır. Osmanlı Devleti 1864 – 1871 yılında yayınladığı Vilayet Nizamnameleriyle birlikte devletin idari yapısı yüzyıllardır yönetilen eyalet sisteminden vazgeçiyor ve bu günkü anlamıyla vilayet sistemine dönüşüyordu. Bu çalışmada eyalet sisteminden vilayet sistemine geçişte, ilk vilayetin kuruluşundan bu istemin yaygınlaşması anlatılmıştır. Çalışmada ayrıca bu günkü yerel yönetimlerden olan İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kuruluş serüvenleri de anlatılmıştır. Ayrıca bu anlatılan kuruluşlardaki görevlilerin görevleri de detaylı bir biçimde incelenmiştir. Bu çalışmada 1864 – 1871 vilayet nizamnamelerinin tam metinleri edinilerek bunlardan faydalanılmış, ayrıca bazı vilayet salnamelerinin latinize edilmiş basımlarından ve konusunda uzmanların kitap ve makalelerinden yararlanılmıştır.Master Thesis TOPLUMSAL CİNSİYET GERİLİMLERİ ÜZERİNDEN FEMİNİZMİ TARTIŞMAK(2014) İLTER, NEDRETToplumsal cinsiyet, kadınlar ile erkekler arasındaki farklılıkların toplumsal düzlemde inşa edilmiş yönlerine dikkat çeken bir kavramdır. Erkekliğin ve kadınlığın kültürel olarak öğretildiği toplumlarda, fiziksel güç olarak zayıf olan kadın ikincilleştirilmiş, ezilmiş ve yok sayılmıştır. Toplumsal olarak aynı statüye sahip olmayan kadınlar ise birbirinden farklı konularda mağdur edilmişlerdir. Heterojen yapıya sahip olan ve farklı hususlarda ezilen kadınların ihtiyaçlarına binaen farklı feminizm türleri türemiştir. Problemler çeşitlendikçe çeşitlenen feminizm ilk dönemlerdekinden farklı perspektifle olaylara yaklaşmıştır. Feminizmin eksikliklerine vurgu yapan bakış açıları ise yepyeni kuramların oluşumuna zemin hazırlamıştır. Çalışmada toplumsal cinsiyet kavramı temelinde kadın ve erkeklere öğretilen toplumsal rollerin, cinsiyetin bir parçası olarak algılanmasından kaynaklanan sosyal problemlere çözüm sunma amacı güden feminist epistemoloji irdelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın neticesinde vardığımız sonuca göre tarihsel süreç içerisinde, dönemin koşullarına göre kendini revize eden feminizmin “çoğulculuk” vurgusundan ilham alıp, feminizmin eksikliklerinin eleştirisiyle gündeme damgasını vuran yepyeni bir kuram –Queer Kuram– ile tanışmaktayız. Bu araştırmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır.Master Thesis Kürdistan eyaleti'nin idarî yapısı (1847-1867)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2014) Ülke, Cemal; Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimOsmanlı Devleti'nin batıda Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırdıktan sonra doğuya yönelmesi Türklerle Kürtlerin, Malazgirt'ten sonra yeni bir döneme girmesine neden olmuştur. Yavuz Sultan Selim'in İran'a yönelik seferi aynı zamanda bölgedeki Kürt emirlikleri ile ittifak sürecini de başlatmıştır. Bu ittifak bölgenin Osmanlı hâkimiyetine girmesinin ardından yerel Kürt yöneticilere (emirliklere) imtiyazlar tanıyan idari düzenlemelerle devam etmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminden, 1639 yılında İran'la imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'na kadar süren Osmanlı-İran savaşlarında Kürt emirlikleri genellikle Osmanlı Devleti saflarında yer almışlardır. Kürt emirliklerinin Osmanlı Devleti'nden yana tavır takınmalarında pek çok sosyal, siyasal, ekonomik faktör bulmak mümkündür. Ancak genel olarak bu ilişki düzeyinin karşılıklı çıkarlar çerçevesinde yürüdüğünü belirtmek gerekir. 17. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devlet-İran ilişkilerinin yoğunluğunu ve önemini kaybetmesine paralel, Kürt emirlerinin de önemi azalmıştır. Bu sebeple Osmanlı Devleti merkezi refleksle fırsat buldukça emirliklerin imtiyazlarına son vermiştir. 19. yüzyıla gelindiğinde Kürt emirliklerin önemli bir kısmı ortadan kalkmıştı. 19. yüzyılın ilk yarısında ise Kürdistan Eyaleti'nin kuruluşu, Yavuz Sultan Selim ile başlayan ve "Kürt Emirlikleri" üzerine bina edilmiş dönemin sonu sayılabilir. 1847'de Bedirhan Bey isyanı bastırıldıktan hemen sonra yapılan yeni idari yapılanmada Diyarbekir Eyaleti, Kürdistan Eyaleti'ne (26 Zilhicce 1263/5 Aralık1847) dönüştürülmüştür. Yeni kurulan bu eyalet ile Osmanlı Devleti yüzyıllardır bölgede egemen olan emirliklerin/yerel güçlerin hâkimiyetine son verip özellikle Rusya ile mücadelesine katkı sağlayacak merkezi bir yönetim tesis etmeyi planlamıştı. Bu sebeple yeni eyalet kurulurken üzerinde en çok tartışılan konu eyalet merkezinin değiştirilmesi olmuştur. Yeni eyalet ve aynı zamanda Anadolu Ordusu'nun merkezi olarak "Kürdistan'ın kalbinde" yer aldığı belirtilen Van Gölü Kıyısındaki Ahlat Kasabası seçilmiştir. Ancak büyük umut ve heyecanla kurulan yeni eyaletin merkezi değiştirilemediği gibi daha sonraki düzenlemelerde de klasik bir Osmanlı eyaletinin ötesine geçmemiştir.Master Thesis EKRAN YA DA BAKIŞ: BAUDRİLLARD’DA SİMÜLASYON KURAMI(2014) BEDİR, ÇETİNBu kuramsal çalışmanın ana başlığını, Ekran ya da Bakış: Baudrillard’da Simülasyon Kuramı şeklinde kavramsallaştırdık. Bir alt başlık altında ise mevzuyu, Baudrillard’ın simülasyon kuramı bağlamında, esnek/şeffaf ekran olarak oluşturduk. Buna ilaveten çalışma boyunca yoğun işlenecek olan, ekran’ın artık sanal ile gerçeğin arasındaki sınırı esnettiği, bu şekli ile ekranın artık sanal olan tüm göstergeleri gerçeğin içerisine rahatça dağıtabildiği iddiasıdır. Sanallığın ve gerçeğin ekran şahsında sıkı bir etkileşim kurduğunu kritik etmeye çalışan bu kuramsal çalışma, ayrıca sanal dünya ile gerçek dünya arasında bir ‘ara yüz’ teşkil eden ekranın artık esnekleşip sanal ile gerçeğin sınırından kaydığı, dağılım teşkil ettiği iddiasıdır. Baudrillard’ın simülasyon kuramı örgüsü bağlamında, ekran’ın sanallık, gerçeklik izleğinde mevcut pozisyonunu tahlil ederek, ekran’ın basit bir ‘çerçeve’ olmaktan çıktığı ve gerçeğin sınırlarına sızdığını/dağıldığını teslim etmektir. Ekran artık bir bilgisayar ya da TV çerçevesi değil, gündelik yaşamın içerisinde dağılan semiyolojik bir gösterge olarak okunabilir. Gündelik hayattaki ışıltılı tablolar, reklam billboardları, yazının üzerinde bir metne dönüştüğü tüm alışveriş mağazaları ve marketleri ile modern/post modern bireyin gözlerini bir imge objektifine dönüştürmüş gibi durur. Bu sanallığın imgesel yayılımı, bakışın gözeneklerinde edindiği yuva, gözü, her an bir yurt edinme telaşına sürükler gibi durur. Evde edindiği ‘imge bombardımanı’ndan sakınmaya çalışan gözün, gündelik yaşamın içerisine/dışarıya açılması da bir o kadar yorucu bir serüvene atılmasını anımsatır. Dışarının ya da kamusal alanının dağılımlarında izleğe kurulan imgesel pusu, adeta modern/post modern bireyin kaçınılmaz yazgısına dönüşüyor. Dolayısıyla bu çalışmada bakış, gerçeğin temsili olarak kodlanırken, objektif ise sanal temsil üzerinden kritik edilmeye çalışılacaktır. Esnek ekran olarak da tabir ettiğimiz kavram ile bu iki mecranın(gerçek ve sanal) geçişkenliğinin Baudrillard’daki simülasyon kuramı bağlamındaki tezahürlerine değinilmeye çalışılacaktır. Baudrillard’ın ‘radikal kuram’ ya da ‘kuramsal şiddet’ okumaları izleğinde sabit metin okumalarının karşısında hermenotik; belirli yapı karşısında postyapısalcı; olumlayıcı ya da uzlaşmacı kuramlar karşısında da ‘radikal kuramsallığı’ esas alan bir kuramsal metodoloji izlenmeye çalışılacaktır.Master Thesis ŞEYH UBEYDULLAH İSYANI(2014) KILIÇ, AVNİYavuz Sultan Selim’in Kürdistan’ı hâkimiyetine almasıyla başlayan Osmanlı-Kürt ilişkileri başlangıçta İran Safevi Devleti’ne karşı bir ittifak olarak varlığını sürdürmüştür. Daha sonraki dönemlerde Osmanlı-İran ilişkilerine paralel olarak hareket alanları daralan pek çok Kürt emirliği bağlı bulundukları hükümetlerce tarih sahnesinden silinmiştir. 19. yüzyıla gelindiğinde varlığını sürdüren emirlikler ise hem Osmanlı hem de İran hükümeti ile çeşitli sorunlar yaşamış, bir taraftan mevcut hükümetler ile çatışırken diğer taraftan da hâkimiyet alanlarını genişletmek için birbirleriyle çekişme içerisinde olmuşlardır. Yüzyılın başında merkezi otoritesini güçlendirmeyi hedefleyen Osmanlı Devleti, bunun önünde engel olarak gördüğü yerel yönetimleri ortadan kaldırmaya başlamıştır. Böylece 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Kürdistan’da merkezi otorite önünde engel teşkil edecek hiçbir emirlik kalmamıştır. Ancak emirliklerin kaldırılması merkezi otoriteyi güçlendirmediği gibi bölgede yönetim krizi ve kargaşanın hâkim olmasına neden olmuştur. Kargaşanın hâkim olduğu bu dönemde toplumsal sorunların çözüm mercii haline gelen şeyhler Kürt mirlerinden boşalan liderlik koltuğuna oturmuşlardır. 1876-77 Osmanlı-Rus Harbi’ne katılarak dini kimliğine siyasi bir kişilik de ekleyen Şeyh Ubeydullah bundan sonra bölgedeki Kürtlerin siyasi açıdan da hamisi ve savunucusu durumuna gelmiştir. Osmanlı ve İranlı yöneticilerin bölgedeki tutumları ve özellikle İran sınırları içerisinde bulunan Sünni Kürtlerin İran’ın mezhebi baskılarından şikâyetleri şeyhin onları korumaya yönelik harekete geçmesine neden olmuştur. İran’ın bu baskıcı mezhebi taassubunu değiştirmemesi ve Osmanlı hükümetinin duruma çözüm üretememesi üzerine İran’a saldıran şeyh, bu durumu kendi yöntemleriyle çözme yoluna gitmiştir. Ancak harekâtında başarısız olan şeyh, Hakkâri’ye dönmek zorunda kalmış ve bir yıllık İstanbul iv ziyareti/sürgününden sonra tekrar Hakkâri’ye dönmüş fakat İran ve Rusya’nın baskıları neticesinde tekrar bölgeden uzaklaştırılarak Hicaz’da ikamete tabi tutulmuştur.Master Thesis SURİYELİ GÖÇMENLERİN UYUMU VE GELECEK BEKLENTİLERİ: MARDİN ÖRNEĞİ(2014) APAK, HIDIR“Suriyeli Göçmenlerin Uyumu ve Gelecek Beklentileri: Mardin Örneği” adlı çalışmada; kuramsal anlamda göçün nedenleri, göçün sonuçları, göç türleri ve göç teorileri incelenmiştir. Bunun yanında göçmenlerin uyumu ve gelecek beklentileri ile 2011 yılından itibaren gerçekleşen Suriyeli göçü arasında bağlantı kurulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkiden hareketle Suriyeli göçmenlerin uyum durumları, gelecek beklentileri, sosyo-demografik ve sosyo-ekonomik özellikleri anlaşılmaya ve analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemi kullanılarak Mardin ilinde yapılan uygulamalı bir alan araştırmasıdır. Alan araştırması Ağustos 2013 - Ocak 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Anket uygulamasında 132 kişilik bir örneklem grubuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; araştırma grubunun büyük çoğunluğunun evli olduğu, yarısına yakınının hiçbir gelirinin olmadığı, tamamına yakınının Müslüman ve Sünni olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların göç etmesine neden olan faktörlerin başında can güvenliği endişesi ve ekonomik sıkıntılar gelmektedir. Türkiye’yi göç ülkesi olarak seçmelerindeki en önemli faktörler ise, Türkiye’yi ‘güvenli’ bulmaları ve yaşadıkları yere coğrafi açıdan yakın olmasıdır. Bunun yanında araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlerin Mardin’e uyum sağlamada zorluk yaşamadıkları ve uyumun kolaylaştırılmasını sağlayan birçok faktörün öne çıktığı söylenebilir. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlerin beklentilerinin tam olarak karşılanmadığı ve hala beklenti içinde oldukları, Suriye’deki savaşın geleceğine dair belirsizliğin korunduğu ve birçok göçmen için kendi öz vatanlarının vazgeçilmez olduğu söylenebilir. Ayrıca Suriyeli viii göçmenlerin geleceğe umutla bakma ve gelecekte iyi fırsatlar yakalayacakları sonuçlarına bakılarak gelecek beklentilerinin yüksek ve olumlu olduğu söylenebilirMaster Thesis SURİYE’DEN TÜRKİYE’YE GÖÇ VE SURİYELİLERİN ENFORMEL İSTİHDAMI (Mardin Örneği)(2014) ÖZKARSLI, FATİHGöç hareketleri günümüz toplumlarının temel bir parçasıdır. Türkiye, yakın geçmişinde, Balkanlar, Ortadoğu ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinde yaşanan savaşlar, ekonomik bunalımlar vb. gibi nedenlerle göç hareketlerine hedef olmuştur. En son olarak Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş dolayısıyla bir milyon civarında Suriyeli Türkiye’ye göç etmiş, göçmenler Türkiye’nin farklı kentlerinde, işgücü piyasalarında farklı sektörlerde yer edinmişlerdir. Tahminen Suriyelilerin 50-90.000’i Mardin’de yaşamaktadır. Bu çalışma ile Suriye’den Türkiye’ye yaşanan göç hareketlerinin etkisi ile oluşan enformel işgücü ilişkilerinin varlığı Mardin ili örneğinde ele alınmaktadır. Suriyelilerin Mardin’deki enformel iş piyasalarına eklemlenme süreçlerinin ve şekillerinin izlerini sürmektedir. Mardin Şenyurt geçici sınır kapısında gerçekleştirilen anket çalışmasının sonuçlarına göre, Suriyelilerin Mardin ilindeki enformel ekonomik faaliyetlere eklemlenmeleri görece kolay olmuştur. Bu nedenler temel olarak şu başlıklarda toplanabilir; (1) Suriyelilerin Türkiye’deki konumlarına ilişkin hukuki çerçeve boşlukları, (2) Mardin ekonomisinin enformel yapısı ve (3) Mardin’deki kültürel (dil ve din birlikteliği) ve sosyal ağlar (akrabalık ilişkileri).Master Thesis ŞEYH HÜSÂMEDDÎN UŞŞÂKÎ DİVÂNI’NDA DİNÎ ve TASAVVUFÎ UNSURLAR(2014) AYDIN, CENGİZBu çalışmada, 16.yüzyıl Tekke şairlerinden Uşşaki’nin Divanı’nda yer alan dini ve tasavvufi unsurlar tespit edilerek şairin fikir dünyası, şiirlerinde dîn ve tasavvufun nasıl algılandığı, bir mutasavvıfın bakış açısıyla dîne ve tasavvufa nasıl yaklaşıldığı incelenmiştir. Çalışmada, insanın gerçekliğini aşkın olanla beraber içkin olarak da ele alan şairin Divan’ındaki bütün şiirler kategorilerine göre tasnif edilerek ana bölümler oluşturulmuştur. Her ana bölümün alt başlıkları detaylı bir şekilde tespit edilmiş ve tahlil yöntemiyle şairin dinî ve tasavvufî dünyası beyitler esas alınarak yorumlanmıştır. Çalışma neticesinde elde edilen bulgular “Sonuç” kısmında değerlendirilmiştir. Uşşaki’nin din ve tasavvuf ile ilgili görüşlerinin temelinde aşk vardır. Bir hal ilmi olan tasavvuf, aşk ile divanın her yerine yansımıştır. Kamil insan yetiştirme anlayışı, kâinat-insan ve Allah arasındaki ilişkiler bağlamında değerlendirilen divan, dini ve tasavvufi kavramlar çerçevesinde ele alınanarak Uşşaki’nin edebiyat dünyasına tanıtılması amaçlanmıştır.Master Thesis MAHKEMELİK MUVAZZAFLAR: TÜRKİYE’DE HUKUK, ASKERİ YARGI VE ORDU İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR İNCELEME(2014) BABACAN, SONERTürkiye‟de ordu siyasal ve toplumsal hayatta esaslı bir rol oynaya gelmiştir. Geç Osmanlı‟dan itibaren süregelen bu rol askeri müdahaleler ardından devlet idaresinde merkezi bir aktör halini almıştır. Ordunun merkezi konuma yerleşmesinde askeri müdahaleler ardından hayata geçirilen yasalarla güçlenen askeri yargının önemi büyüktür. Batı ülkelerinin aksine kendisine sivil yargıdan ayrı güçlü bir konum sağlayan askeri yargının önemli bir dalını da Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) oluşturur. 12 Mart 1971 Askeri Muhtırasının ardından kurulan AYİM “asker kişilerin, askeri eylem ve işlemlerden doğan idari uyuşmazlıklarını” çözüme kavuşturmakla görevlidir. Kuruluşundan buyana AYİM hakkında farklı akademik çalışmalar yapılmıştır. Ancak bu çalışmaların tamamını hukuk disiplininde “yukarıdan” bakışla yapılmış çalışmalar oluşturmaktadır. AYİM‟de idare ile olan uyuşmazlıklarını gidermek zorunda olan muvazzaf askerler üzerine sosyolojik bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, AYİM‟de bir davası bulunan muvazzafların dava serüvenleri üzerinden hukuk algılarının ortaya konmasıdır. Bu amaçla herhangi bir nedenle mahkemeye başvuran muvazzaflarla derinlemesine mülakatlar yapılmış, muvazzafların AYİM özelinde hukuku “aşağıdan” nasıl tecrübe ettikleri analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti kavramlarının toplumsal pratiklerde karşılığının olmadığı ve egemenin hukukunun geçerli olduğuna ilişkin güçlü bir inancın var olduğu görülmüştür.Master Thesis MARDİN’DE GASTRONOMİ TURİZMİ: TURİST GÖRÜŞLERİNE İLİŞKİN BİR UYGULAMA(2014) YARIŞ, AHMETBu araştırmanın amacı Mardin iline gelen yerli ve yabancı turistlerin Mardin gastronomisine ilişkin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmada öncelikle literatür taraması yapılarak gastronomi turizmi kapsamında kilit rol oynayan boyutlar saptanmıştır. Bu boyutlar gastronomi turizmine ilgi, yiyecek-içecek işletmeleri, sunulan yiyecek-içecekler, yiyecekiçecek işletmesi çalışanları ve gastronomi imajıdır. Araştırmada, turistlerin Mardin’deki bu boyutlar ile ilgili görüşleri alınmıştır. Araştırmanın evrenini Mardin’i 2013 yılında ziyaret eden turistler, örnek grubu da tesadüfî yöntemle seçilmiş 450 yerli yabancı turist oluşturmuştur. Veri toplama aracı daha önce bu boyutlar ile ilgili veri toplamak için oluşturmuş anketlerden yararlanılarak Türkçe ve İngilizce dillerinde oluşturulmuştur. Verilerin analizinde aritmetik ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistik yöntemlere başvurulmuştur. Toplanan veriler parametrik olmayan farklılık analizleri testlerinden olan Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H-Testleri ile analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan turistlerin çoğunluğunun gastronomi turizmine ilgili oldukları bulunmuştur. Diğer boyutlara ilişkin ifadelerde görüşlerin olumlu olduğu belirlenmiştir. Turistlerin eğitim değişkeni ile gastronomi turizmine ilgileri ve yiyecek-içecek işletmelerinde sunulan yiyecek-içeceklere ilişkin görüşlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca, yaş değişkenine göre katılımcıların yiyecek-içecek işletmelerinde sunulan yiyecek-içeceklere ilişkin görüşlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Yerliyabancı olma değişkenine göre katılımcıların görüşleri arasında anlamlı farklılıklar belirlenmemiştir. Ancak yabancı turistler en çok “çalışanlar yabancı dil bilirler” ifadesinde olumsuz görüş bildirirken, yerli turistler en çok “menüdeki fiyatlar uygundur” ifadesinde olumsuz görüş bildirmiştir.Master Thesis ALİ ŞERİATİ’NİN SOSYOLOJİ ANLAYIŞI(2014) Özcoşar, ÜmitBu çalışmada İslamcı bir aydın olarak, Batılı-Modern bilim anlayışına eleştirel bir yaklaşım sergileyen Ali Şeriati’nin düşünce yapısı incelenmiştir. 20. yüzyılda İslamcı teorisyenler arasında kendine has özellikleri ile ön plana çıkan Şeriati, başta kendi ülkesi İran olmak üzere, İslam Dünyasında etkili olmuş bir aydındır. Bu çalışmada, öncelikle Şeriati’nin biyografisi üzerinde durulmuş ardından, 1978’den itibaren Türkçe ’ye tercüme edilen eserleri üzerinden, anlayışı, sosyolojik yaklaşımları ve eserlerinde öne çıkan metaforik kavramlar incelenmiştir. Son olarak; bir düşünce adamı ve sosyolog olarak düşüncelerinin değerlendirmesi yapılmıştır.Master Thesis TURİZM İŞLETME BELGELİ RESTORANLARDA HİZMET KALİTESİ ÖLÇÜMÜ (Diyarbakır Örneği)(2014) AYKOL, ŞEHMUSAraştırmada yiyecek içecek işletmelerinde verilen hizmetin kalitesinin SERVQUAL modeli ile ölçümü amaçlanmaktadır. Modelde verilen hizmetin müşterilerin beklenti ve algıları karşılaştırılarak hizmet kalitesi ölçülmektedir. Bu araştırma ile Diyarbakır’daki Turizm İşletme Belgeli Restoranlarda verilen yiyecek ve içecek hizmetinin kalitesi ölçülmek istenmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini iki işletmeden hizmet alan müşteriler oluşturmaktadır. Araştırmada basit rastgele örnekleme yöntemiyle 399 kişiye anket uygulanmış, % 96 dönüş oranıyla 384 adet anket geçerli sayılmıştır. Araştırma için gerekli olan veriler Parasuraman, Zeithaml ve Berry (1988) tarafından geliştirilen, müşterilerin beklenti ve algılarını belirlemeye yönelik iki form ile elde edilmiştir. Veri toplama aracında fiziki unsurlar, güvenilirlik, heveslilik, güvence ve empati boyutlarına ilişkin toplam 22 önerme yer almıştır. Beklenti ve algı anketinin geçerlik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır. Araştırmanın alt problemlerine yanıt bulmak amacıyla veri toplama aracıyla elde edilen müşterilerin beklenti ve algılarının non-parametrik veriler için ortalama ve yüzde hesapları yapılarak tablolara dönüştürülmüş ve veriler için ise Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda müşterilerin algı ortalamalarının beklenti ortalamalarından düşük olduğu belirlenmiştir. Buna göre kalitenin düşük olduğu sonucuna varılmaktadır. Müşterilerin beklenti ve algılarının karşılaştırılmasına dayanan SERVQUAL skoruna göre, kalitenin en düşük olduğu boyut güvence; en yüksek olduğu boyut ise empati olarak belirlenmiştir. Araştırma sonunda Diyarbakır’daki turizm işletme belgeli restoranlarda hizmet kalitesinin iyileştirilmesine ilişkin öneriler verilmiştirMaster Thesis Bediüzzaman Said Nursî’nin İttihad-ı İslâm Düşüncesi(2015) BOZ, ERDALPotansiyel canlılığını her devirde koruyan ittihad-ı İslâm konusu son yıllarda yeniden ilgi merkezi olmuştur. Bu konudaki yanlış düşünce ve teşebbüsler, İslâm âlemi ve tüm dünya için ciddi sıkıntılara neden olacağından Müslümanların ve gayrimüslimlerin aydınlatılması çok önemlidir. Bu nedenle belirlenen konu hakkında yüz seksen eser incelenmiş, Türkiye’de ve dünyada etkisi hissedilen İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî’nin ittihad-ı İslâm hakkındaki görüşleri irdelenmeye ve sentezlenmeye çalışılmıştır. Üzerinde çalışılan müellifin öncelikle biyografisi verilmiş, bilahare konu başlığı olan ittihad-ı İslâm’ın kavramsal çerçevesi, konu ile ilgili diğer eserlere de atıflar yapmak suretiyle çizilmeye çalışılmıştır. Müellif, İslâm âleminin iptidailiği ve dağınıklığının nedenlerini Müslümanlardaki “cehalet, iftirak ve zaruret” olarak sıralar ve bunların “sanat, marifet ve ittifak” ile giderilebileceğini kaydeder. İttihad-ı İslâm mefkûresi için eğitim, hürriyet ve şûraya çok önem verirken, birliğin hayata geçirilmesi için öncelikle fert fert imanî kalitenin artırılması, sonra toplumların İslâm’a göre şekillenmesi ve en nihayetinde siyaset ve müesseseleşmeyi esas alacak bir silsile belirler. “Birleşik İslâm Cumhuriyetleri” tarifini ABD örneği ile modelleştirirken böyle bir birlikteliğin öncülüğünü Türkiye’nin yapabileceğini nedenleriyle açıklar. İnançsızlığın ve anarşinin önüne geçebilmek için bu birliğe Batı’nın da taraftar olması gerektiğini savunan Bediüzzaman, tüm inançların düşmanı anarşiye karşı diğer din mensuplarıyla ittifakı da zaruri görür. Müellifin hayatı, kitapları, makaleleri, konuşmaları ve eylemleri esas kaynak olarak incelenirken, talebeleri, onunla bir şekilde münasebeti olanların düşünce ve hatıraları, onun ittihad-ı İslâm düşüncesi hakkında yazanların fikirleri de çalışmamızda istifade ettiğimiz kaynaklar olmuştur. Risale-i Nur ve talebelerinin birliğin tahakkukunda önemli bir vazife göreceğini de dile getiren Bediüzzaman’ın ittihad-ı İslâm mefkûresi, uygulanabilirliğini halen kaybetmediği halde muhataplarının gayretlerini beklediği sonucuna ulaşılmıştır.Master Thesis HETAWÎ KURD 1913-1914 (Değerlendirme ve Transkripsiyon)(2015) ALAN, AHMETDünyada modern toplumların meydana gelmesinde yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü güç olarak kabul edilen basının rolü büyüktür. Basın bir toplumun içinde bulunduğu dönemin sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel durumunu aktaran en önemli kaynaktır. Hetawî Kurd dergisi bu kaynaklardan bir tanesidir. Osmanlı dönemi Kürt basınında önemli bir yer tutan ve Kürtlerin aydınlanması olarak bilinen 20. Yüzyılın başında Kürt halkına ulusal bilinç kazandırma maksadıyla yayın hayatına başlayan Hetawî Kurd dergisi, dönemin önemli Kürt aydınları tarafından çıkartılmış, yazılar yazılmış ve desteklenmiştir. Bu dönemde Osmanlı Devleti çok zor durumda bulunuyordu. Bu zor durumdan kurtulmak için bir taraftan özgürlükçü ve modern adımlar atılırken, diğer taraftan bazı milletler Osmanlıdan ayrılıp bağımsızlıklarını ilan ediyordu. Kürtler ise geçmişte olduğu gibi Osmanlı Devletini yalnız bırakmamışlardır. Hetawî Kurd dergisinin sayfalarında Kürtlere hizmet gayesiyle yazılar yazılmış, Kürtlerin yaşamında karşılaştıkları güncel sorunlar ele alınmıştır. Dergide sosyal ve kültürel olarak ihtiyaç duyulan hususlar üzerinde durulmuş ve farklı çözüm önerileri sunulmuştur. Ayrıca Kürt gençlerinin ulusal bilinçlerinin yükselmesine, Kürt alfabesinin oluşturulmasına, Kürt halkının eğitilmesine, Kürtlerin dünya kültürüne katılmasına, Kürt dilinin, Kürt tarihinin ve edebiyatının korunmasına hararetle işaret edilmiştir. Bu konuda gençlere tavsiyelerde bulunulmuş ve bunların önemi vurgulanmıştır. Dergi, “Kürdistan Mektupları” v başlığı altında Kürdistan’ın bazı coğrafi bölgeleri ele alınmış bu bölgeler hakkında sosyal, kültürel ve etnik konularda okuyucularına bilgiler aktarmıştır. Dergi, o dönemde meydana gelen bazı olayları ve haberleri okuyucularına bildirmiş ve önemli Kürt şahsiyetlerin hayatları ve Kürt milletine yaptıkları hizmetler hakkında bilgiler vermiştir. Bu çalışmada Hetawî Kurd dergisinin değerlendirmesi ve transkripsiyonu yapılmıştır. Değerlendirmede konulara göre bir tasnif yapılmış her konu ayrı bir başlık altında incelenmiştir.