Enstitüler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/10
Browse
Browsing Enstitüler by Access Right "info:eu-repo/semantics/closedAccess"
Now showing 1 - 9 of 9
- Results Per Page
- Sort Options
Article Adsorption of nickel(II) ions from aqueous solutions using Malatya clay: Equilibrium, kinetic, and thermodynamic studies(Environmental Progress & Sustainable Energy, 2023) Baran, Ayşe; Dal, Mehmet Can; Onursal, Nilgün; Altunkaynak, YalçınThis paper evaluates Malatya clay (MC) for the removal of Ni(II) ions from aqueous solutions. For adsorption efficiency, the impacts of several factors, such as pH, starting metal ion concentration, and contact duration, were examined. The optimal initial Ni(II) ion concentration was determined to be 5 mg/L, the adsorption contact duration was 360 min, and the solution's pH was 6.27. Using scanning electron microscopy, energy dispersive spectroscopy, and Fourier transform infrared spectroscopy, the surface characteristics of Malatya clay were examined. The isotherm data fit the Langmuir isotherm model, indicating chemical adsorption and likely irreversibility of the process, according to the results. At 298, 308, and 318 K, the adsorption capacities of Ni(II) were determined to be 10.267, 11.834, and 12.285 mg/g, respectively. Adsorption kinetic data revealed that the adsorption of Ni(II) metal ions followed the pseudosecond-order kinetic model. According to thermodynamic studies, Ni(II) ion adsorption on the MC is spontaneous and endothermic. MC has proven to be an effective and alternative material for the removal of Ni(II) ions from aqueous media due to its excellent removal ability, availability, and low cost, as well as its features such as being able to be used without any chemical treatment and being environmentally friendly.Article Green synthesis and evaluation of antipathogenic, antioxidant, and anticholinesterase activities of gold nanoparticles (Au NPs) from Allium cepa L. peel aqueous extract(SpringerLink, 2023) Baran, Ayşe; Polat İpek, Mehmet Fırat Baran, Ayşe Baran, Abdulkerim Hatipoğlu, Cumali Keskin, Mahmut Yildiztekin, Selçuk Küçükaydin, Hatice Becerekli, Kadri Kurt, Aziz Eftekhari, Irada Huseynova, Rovshan Khalilov, William C. ChoGold nanoparticles (Au NPs) have potentially therapeutic properties as they are synthesized via biomolecules as reducing and stabilizing agent(s). The aim of this study is to develop an easy and eco-friendly method for the synthesis of Au NPs using extracts from the Allium cepa (AC) red peel (skin) extract and investigate the antibacterial and antioxidant activity and also inhibitory efects on acetylcholinesterase (AChE) and butyrylcholinesterase (BChE) enzymes. UV–Vis peak at~564 nm confrmed the Au NPs absorbance. TEM images revealed the formation of Au NPs with mostly spherical shapes and sizes between 6.08 and 54.20 nm. FTIR analysis confrmed the important biological compounds responsible for the reduction of gold. The strong absorption property of Au NPs was studied by EDX. The produced Au NPs demonstrated signifcant antibacterial and antifungal activity against the bacterial and fungal strains tested, as well as efcient inhibitory activity against both AChE and BChE enzymes. The highest antimicrobial activities were found against Staphylococcus aureus (0.06° mg/ ml) and Candida albicans (0.06° mg/ml). The antioxidant test fndings revealed that AC-Au NPs had lesser activity when compared to normal antioxidants. The Au NPs showed excellent inhibitory efcacy against AChE and BChE. The proposed green technique could encourage the innocuous generation of Au NPs, implying therapeutic possibilities.Master Thesis Hîmên helbesta kovara Tîrêjê(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2014) Öztürk, İrfan; Acar, HayrullahBu tezde Tîrêj Dergisi şiirinin temel esasları yorumlanmış. Tîrêj dergisi, 1979 yılında yayına başlamış ki bu tarih bir çok açıdan önemli bir tarihtir. Çünkü hem Türkiye'de hem de dolayısıyla Kürtler arasında siyasetin dinamik olduğu bir tarihtir. Bu tarih "Soğuk Savaş" dönemi içinde yer alan bir tarihtir. Dünyada var olan iki blok Sosyalist Blok ve Kapitalist Blok olarak tanımlanıyor ve bu bloklar arasındaki mücadele bütün dünya siyasetini doğrudan ve dolaylı olarak etkiliyordu. Soğuk Savaş bağlamında çoğu zaman teknoloji, sanat, kültür ve edebiyat bir ideolojik argüman olarak kullanılıyordu. Bu dönemde, Kuzeydeki Kürtler arasında da siyaset dinamikti ve bir çok parti, kuruluş ve fraksiyon kurulmuştu. O parti, kurum ve fraksiyonların çoğu konjunkturel siyasetin de etkisiyle, sosyalist bir siyaset yürütüyorlardı. O kuruluşlardan biri de DDKD idi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde tamamı Kürtçe ve iki lehçesi (Kurmancî, Zazakî) ile yayınlanmış ilk dergi olan Tîrêj de bu kuruluşun öncülüğüyle yayına başlamıştır. Ulusal ve ideolojik bir siyaset güden bu kuruluş derginin içeriği ve şiiri üzerinde etkili olmuş ki modern Kürt şiirinin en önemli duraklarından biri olan Tîrêj şiiri ulusalcı ve sosyalist bir şiir halini almıştır. Bu çalışmada bu iki temel yapı ve bağlamları açısından Tîrêj şiiri yorumlanmıştır. Tîrêj dergisinin sayıları içerik (Şiir, makale, öykü vb. ) ve editöryal yazılar açısından değerlendirilmiş derginin şiirinin temel esasları ulusallık, modernite, ideoloji olarak tespit edilmiştir tarafımızdan. Diğer taraftan da bu kavramlar üzerinden, varoluş sorunu olarak edebniyat, metindışılık ve edebiyatdışılık, zamandışılığın da önemli esaslar olduğu tespit edilmiştir. Bu tezde görülmüş ki bu esaslar derginin bir çok şiirinde kendilerini göstermişlerdir. Bu tezde, ulusallık, varoluş sorunu, metindışılık, zamandışılık, modernite, ideoloji kavramları değerlendirilmiş ve bu esaslar Tîrêj dergisi şiirnde tespit edilmeuye çalışılmış ve okuyucu merkezli bir perspektifle şiirler bu esaslara göre yorumlanmıştır.Master Thesis İlkokul ve ortaokul müdürlerinin okul yönetiminde karşılaştığı ekonomik sorunlar (Artuklu ve Kızıltepe örneği)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2017) Akan, Mahmut; Ekinci, AbdurrahmanDünyanın hemen hemen her yerinde eğitime olan talebin giderek arttığı görülmektedir. İnsanların toplumsal ve ekonomik hedeflere uygun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi, geçmişe oranla günümüzde daha fazla önem taşımaktadır. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri nitelikli insan kaynaklarına ve ürettikleri teknolojiye bakılarak ölçülmektedir. Eğitim hizmetlerini eksiksiz olarak sağlayabilmek ve artan eğitim talebini karşılayabilmek için, eğitime ayrılan kaynaklarda da artış olması gerekir. Eğitime yeteri miktarda kaynak aktarılmaması, eğitimin amaçlarına ulaşmasında olumsuzluklara ve aksamalara neden olabilmektedir. Ülkelerin eğitime ayırdığı kaynak miktarı, o ülkenin genel ekonomisi içinde eğitimin yerinin ve öneminin de bir göstergesi olmaktadır. Türkiye'de son on dört yılda eğitime ayrılan bütçe sürekli artmakta hatta 2017 yılı bütçesinin %20'si sadece eğitime ayrılmış olmasına rağmen artan nüfustan dolayı yetersiz gelmektedir. Bunun sonucunda da, okullar ihtiyaçlarını karşılamakta ve finansal sorunlarını çözmekte çaresiz kalmakta ve kendi finans kaynaklarını yaratarak çözüm bulma yoluna gitmektedirler. Bu araştırmanın amacı, ilkokul ve ortaokul müdürlerinin okul yönetiminde karşılaştığı ekonomik sorunları tespit edip çözüm önerileri sunmaktır. Bu amaçla 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında Mardin İli Artuklu ve Kızıltepe ilçelerinde görev yapan 50 okul müdürü ile görüşülerek hazırlanan anket okul müdürlerine yöneltilmiş ve toplanan verilere göre bu sorunlar tespit edilmeye çalışılmıştır.Master Thesis Îmaja Ermenî dı Romanên kurdî yên Sovyeta berê de(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2016) Kan, Güneş; Çeçen, RamazanÖZET Roman, tek başına sadece edebî bir tür değildir. Çoğu zaman konusuna göre edebi bir türün sınırlarından taşar, psikoloji, sosyoloji, tarih, antropoloji, siyaset ve diğer başka disiplinlere yönelir. Kürt romanı alanında bu iddia, en çok eski Sovyet Kürt Romanı üzerinde dayanak bulabilir. Eski Sovyet Kürt Romanı, bazen belgeroman, tarihi roman, propagandist roman ve bazen de folklorik bir eser gibi okunabilir. Eski Sovyet Kürt romanı, Ermenistan toprakları üzerinde doğdu. Eski Sovyet Kürt romanının doğuşu, aynı zamanda genel Kürt romanı alanında da ilk örnektir. Bu roman, Sosyalist Gerçekçilik akımının kurallarına göre yazıldı. Sosyalist Gerçekçilik akımı, eski Sovyet Kürt Romanına gerçeği ideolojik bir süzgeçten geçirdikten sonra okuyucuya sunma imkanı verdi. Bu durum, ermeni imajı oluşturma ve ermeni karekterleri yaratmakta da görülür. Bir istisna dışında bu romanlarda ermeniler, olumlu, iyi ve idealize edilmiş bir şekilde öne çıkmışlardır. Ermeni karekterleri, kişilik, okumuşluk, ilericilik, çalışkanlık, devrimcilik gibi bir çok alanda ideal örnekler olarak gösterilmişlerdir. Bu romanlarda, Ermeni toplumu da ilerici ve medeni bir toplum olarak görülür. Ermeniler, çoğunlukla Kürt-Ermeni ilişkileri doğrultusunda bu eserlerin gündemine girmişlerdir. Türk Devletinin tavrı, bu ilişkilerin niteliği konusunda belirleyici bir güç olarak konumlanmıştır. Bu ilişkiler, her iki ulusun Türklerle olan ilişkilerinin tersine iyi ve idealize bir şekilde temsil edilmişlerdir. Bu romanlara konu olan kürt ve ermeni ilişkilerinin tarihi, 19. yüzyılın sonlarından başlayıp eserin yazıldığı güne kadar devam eder. Ayrıntılı bir şekilde olmasa da Ermeni felaketi, bu romanların konuları arasında kendine yer edinmiştir. Kürt yazarların felaket karşısındaki tavrı, Türklerin Ermenilere haksızlık ettiğidir. Bu açıdan, romanlarında Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti, birer güçlü ve işgalci devlet ve aynı zamanda Ermenilerle Kürtlerin ortak hasmı olarak öne sürülmüştür. Bu eserlere göre, Osmanlı Devleti her XII zaman polîtîka, arabuluculuk ve rüşvetle Kürtlerle Ermenilerin dostluk ve kardeşliğini bozmak ve onları birbirine düşürmek istemiştir. Fakat, Kürtlerle Ermeniler her zaman kardeş, dost, komşu ve kirve olmuşlardır. Olumlu Ermeni imajının oluşumunda, Kürtler'in Ermenistan'daki kazanımlarının rolü fazladır. Kürtler, Ermenistan'da sadece kültür ve eğitim alanında iyi imkanlara sahip olmamışlardır, aynı zamanda günlük yaşam açısından da kendilerini en çok orda rahat hissetmişlerdir. Kızıl Kürdistan'ın yıkılmasıyla birlikte de, Ermenistan tamamiyle SSCB Kürtler'inin merkezi haline gelmiştir. Bu çalışmaya konu olan romanlarda, bir istisna olarak ermeni olumsuz imajının sadece bir örneği vardır. Bu imaj, Azerbeycanlı ve Müslüman bir Kürt tarafından öne sürülmüştür. 1937'de Kürtler'in Ermenistan'dan Orta Asya ülkelerine sürgünü, Ermeniler'in 1980'lerdeki ırkçılığı ve aynı zamanda Ermeniler'in Müslüman ve êzdî Kürt ayrımı, olumsuz imajın başlıca sebepleri olarak sayılabilir.specialist-thesis.listelement.badge OSMANLI “MİMARLIK DİLİ”NİN YENİDEN ÜRETİMİ: 1830’LARDAN 1930’LARA BİR KAVRAMLAR TARİHİ DENEMESİ(2019) Ömer Faruk GÜNENÇVI TABLOLAR Tablo 1: Kalfa ve İnşâi İlişkiler ................................................................................................. 52 Tablo 2: Le Clerc’in İnşaat Mühendisler için Hazırladığı Normlar .......................................... 71 Tablo 3: Ahmed Şükrü’nün Mimara İlişkin Matematiksel Standartları................................. 97 Tablo 4: 1286(h)-1346(h) Tarihleri Arasında Yazılan “Fen” Metinleri ve Yazarların Tanımladığı Amaçlar ............................................................................................................... 125 Tablo 5: 1329-1331 Seneleri Sanayi İstatistiki ......................................................................... 157 Tablo 6: 1927 Senesi Sınai Tahriri Neticeleri ......................................................................... 159 Tablo 7: Sakızlı Ohannes’in Fen ve Adi Sanat Ayrımı ........................................................... 179 Tablo 8: Geç 19. ve Erken 20. Yüzyıldaki “Sıhhat”e İlişkin Birtakım Sorunsallar ................ 255 VII ÖZET Osmanlı “Mimarlık Dili”nin Yeniden Üretimi: 1830’lardan 1930’lara Bir Kavramlar Tarihi Denemesi Bu tezde, 1830’lardan 1930’ların sonlarına kadar, Osmanlı “mimarlık dili”nin yeniden üretildiği dokuz kavramın tarihi çalışılıyor: Mesleki özneler olarak “kalfa ( قلفه ), mühendis مهندس) ) ve mimar ( معمار )”; disipliner sınırların üretilme süreçlerinden oluşan “fen ( فن ), sanayi صنايع) ) ve sanat ( صنعت )”; mekân-mülkiyet krizi olarak okunabilecek “mîrî ( ميرى ), mülk ( (ملك ve umumî ( عمومى )”. Üç grupta tasnif edilen bu kavramsal konstrüksiyonu üç “ayrım” pratiği biçiminde kavramak mümkündür. Bu ayrım, mesleki öznelerin, disiplinlerin ve mekânmülkiyet sınırlarının modern anlamda üretilmeye başlanmasının ve kaçınılmaz olarak her kavrama “doğa” biçme geriliminin tarihselliğine yaslanıyor. Bir başka anlatımla, zamansalmekânsal bir imalat olarak ayrımın kendisi üç “düzen” arayışıdır. Birinci düzende eyleyicilerin mekân üretimindeki toplumsal rolleri ve bilgi biçimleri yeniden tanımlanarak mesleki sınırlara/kimliklere kapatılmak istenir. İkinci düzen arayışında, eyleyicinin “içinden geçerek” imal edileceği “bilgi rejimleri”, “tarih kurgusu” ve farklılaşan “alan”lar oluşturulmak istenir. Böylece hem aktüel olan hem de uzaklarda kalmış tarih disipline edilerek metinsel kurgularla “hakikat”leşmeye başlar. Üçüncü düzen arayışı ise bugünkü kavramlarla ifade edilirse “kamu-kamusal” düşüncenin ortaya çıkışıdır. Bir muhayyellik olarak “umumi” fizikselliğin ve/ya toplumsallığın yaratılma sürecinde icat edilen “umum”un uyması gereken kuralları belirleme ve mülkiyet alanı içerisinde umumi olanın yerini sabitleme/belirleme gerilimidir. Bu gerilim, aynı zamanda sivil mimarlık, mülkî mimarlık ve umumî mimarlık anlatıları veya tasnifleri gibi farklı mimarlık “türlerinin” üretilme çabasına içkindir. Özetle söylemek gerekirse bu tez, üç düzen arayışındaki sancılı süreçlerde yeniden nesneleşen kavramların tarihlerini inceliyor. Kavramların tarihsel yolculukları için 1830’lardan 1930’lara kadar 31 sözlük, 22 hukuk metni, 73 matbu metin ve süreli yayınlarda yer alan 126 makale incelendi. Kavram tarihleri, araştırma malzemelerinin doğalarıyla ilişkili olarak bir akış çizgisi içerisinde kurgulandı: VIII Etimolojik akrabalıklar, 19. yüzyıl öncesi izler, sözlükler (1861-1922), hukuki metinler (1839- 1926), matbu metinler (1873-1928) ve süreli yayınlar (1870-1938). Yeni problemlerin ve dönüşümlerin görülmeye başlandığı hukuk metinleri, matbu üretimler ve süreli yayınlar, sırasıyla akışın son üç maddesinde yer alıyor. Akışın ilk durağı, etimolojik akrabalıklarla türetilen farklı kullanımlarla ilişkilenirken, ikinci durağı ise 19. yüzıl öncesi üç “mimarlık” metninde kavramların izlerini arıyor. Böylece dönüşen kavramların 1800’ler öncesinde hangi biçimlerde kullanılabildiği belirtilmek isteniyor. Genel ve ıstılahat sözlükleri, 19. yüzyıl öncesi ile dönüşüm çağını biraraya getiren depolama birimleri olması sebebiyle eşik rolünü üstleniyor. Bu rolde, etimoloijik akrabalıklarda ve 19. yüzyıl öncesi metinlerinde alışkanlığa dönüşen tarihsel kullanım biçimlerini içermesi ve birtakım yeni kavrayışların ve ıstılahat gerilimlerinin sızdırılması söz konusudur. Sonuç olarak, sadece “alan”a kapatılan kalfanın, uzmanlık alanlarına ayrılmış mühendisin, ilim, fen ve sanat alanlarına dair bilgilerle mimarlık üretecek yegâne aktör inancında biçimlenen bir “orkestra şefi” olarak mimarın icadı bu zamansal aralıkta ortaya çıkmaya başlar. Mimarlık tarihi ve sanat tarihi disiplinlerinin doğuşuyla eş zamanlı olarak, estetik içerisinde ve tarihsel biçim repertuarına başvurarak mimarlık üretiminin sayısal standartlara indirgenmeye başlanması yine benzer tarihsellikte icat edilir. Mimarlıkların tasniflenme alışkanlıkları, örneğin sivil mimarlık, mülki mimarlık ve umumi mimarlık kategorileri oluşmaya başlar. Mülkün parçalanışıyla birlikte, mülk ve mekân krizleri ortaya çıkar. “Umumi” veya “kamusal” fizikselliğin sınırlarını belirleme, sayısal standartlarla uygun hale getirme, müşterek mekânları ayırma ve umumî/kamusal olanın doğrudan tahayyül edilerek mekânsal sınırların oluşturulma sancısı yaşanır. Böylelikle “umumi” özelinde mekânsal düzen yaratma çabası/sancısı yeni bir sorunsal olarak tecrübe edilmeye başlanır. “Müphemlikten muhkemliğe” doğru salınımın görülmeye başlandığı bu zamansal aralık, üç düzen altında “sınırlar” belirleme saplantısına dönüşür. Saplantının kendisi katı sınırlar üretme, bilgi biçimleri dayatma ve sınırlarası ilişkileri kaçınılmaz hale getirmenin deneyimi olur.Master Thesis Şair Piremerdin şiirlerinde eşanlamlılık ve çok anlamlılık(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2016) Salıh, Tara Mushır Salıh; Sulaıman, Rafık DrAraştırma özeti Bu araştırmanın konusu ( eşanlamlılık ve çok anlamlılık piremerdın şiirinde) dır. Kürtçe dilinde Eşanlamlılık ve çok anlamlılığı kapsayan bi çalışmadır. piremerd şaiirin şiirlerı üzerine yapılan bir çalışmadır.anlam bilimini detaylı bir şekilde anlattmıştır. Bu tez : ön söz , üç bölüm , sonuç , kaynakça ve referans listesinden oluşmaktadır. Birinci bölüm iki eksenden oluşmuştur, birinci eksenin konusun(anlam biliminin doğumu ) dır. Ikinci eksenin temel başlığı ise ( kelime anlam bilimi)dır, bu eksende sözcük tanımı, anlam biliminin bazı yönleri (pragmatik,simantik) , anlam teorileri , anlam biliminin türleri anlatılmıştır. Ikinci bölüm de iki eksenden oluşmaktadır , birinci eksenin konusu ( anlam birimleri) olan , anlam türleri , anlam teorileri) olmak üzere iki temel başlığa ayrılmıştır. Ikinci eksenin konusu ise ( anlam ilişkileri ) dır , bazı önemli konular içeriyor : eşanlamlıların derin ilişkileri , türleri , yatay ilişkileri , sözcüğün anlam belirsizliği , birden fazla anlamlılar ve sorunları gibi , piremerd şaiirin şirindeki ve şimdiki zamanın halk arasındaki anlamlar arasındaki farklılıklar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Araştırmanın konusu olan ( eşanlamlılık ve çok anlamlılık piremerd şaiirin şiirinde ) araştırmanın uygulamalı tarafıdır. Bu bölümde iki eksenden oluşmaktadır, birinci eksende kısaca piremerd şaiirin hayatı ve şirindeki eş anlamlılık ve türleri incelenmiştir. Ikinci eksende ise piremerdin şiirindeki birden fazla anlamlılar gösterilmiştir. Son olarak bu araştırma Türkçe , Arapça ve İngilizce dillerde özetlenmiştir.Master Thesis SOSYO - MEKANSAL ÜRETİM İLİŞKİLERİNİ ‘SINIR KAVRAMI’ ÜZERİNDEN OKUMA DENEMESİ: SINIR İMGELERİ(2019) Elif Ebru YILMAZÖZET Yüksek Lisans Tezi SOSYO - MEKANSAL ÜRETİM İLİŞKİLERİNİ ‘SINIR KAVRAMI’ ÜZERİNDEN OKUMA DENEMESİ: SINIR İMGELERİ Elif Ebru YILMAZ Mardin Artuklu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Anabilim Dalı 2019: 101 Sayfa Kırmızı bölgeler, mayınlı araziler ve beton blok duvarlardan çok daha keskin ve sert bir biçimde, tehlikeden çok denetim odaklı politikalarla çevrelenmiş günümüz toplumsallığı, krize girmiş bir göstergeler sistemine maruz kalmaktadır. Ulus-devlet sınırlarından kent çeperlerine ve hatta merkezlerine konumlandırılan sınırlar kadar, gündelik yaşam pratiklerini örgütleyen sınır dinamikleri, kentsel hayatı toplumsal mekanlar üzerinden sorunsallaştırmaktadır. Bu çalışma dünyanın farklı coğrafyalarında çeşitli politik, ekonomik ve kültürel çatışmaların kesiştiği kriz mekânlarında, toplumsal ve ideolojik pratiklerle şekillenen sosyal hayatın gündelik ve kolektif ritimlerini, imkanlarını ve niteliklerini ‘sınır kavramı’ üzerinden okumayı amaçlamaktadır. Sınır kavramının kendinden menkul anlamlarının yanı sıra, günümüz enformasyon çağında kapsamı ve niteliği oldukça değişen ve genişleyen kavramın, gündelik hayatı hangi değişken ve paradigmalarla karakterize ettiğini; bu süreçte meydana gelen topolojik dönüşümlerin kentsel ve toplumsal mekânları nasıl sorunsallaştırdığını sorguluyor.Master Thesis Sosyolojik eleştirel açısından Hesenê Metê'nin romanları(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2014) Kocher, Bangeen Ibrahim Hami; Ismaıl, FaroukBirebir Sosyoloji- özellikle Novel- toplum ve edebiyat arasındaki diyalektik bağlantının üzerine odaklanan yeni ve çağdaş kritik analizler biridir. eleştirmenlerin hedefi bu bağlantıları belirlemek ve edebi ve sosyal görevleri netleştirmek için oldu. Buna göre, eleştirmenler her şair, yazar ya da romancı işin edebi bir parça yazıyor konuda vurguladı ölçümlerin şekillenme ve sosyolojik değerler onun / onu edebi çalışmalarında yansıtmalıdır. başlıklı bugünkü mektupta, (Hasan Mata'nın romanlarının bir sosyal elestiri), biz sosyal kalkınma ve edebi üretim, özellikle romanın arasında edebi sosyoloji kavramları göstermek kritik teorilerini ele aldı. Kürt edebiyatı, özellikle roman, bu kritik araştırmalardan elde mahrum edilmemelidir. Böylece, Hasan Mata, bir romancı olarak, ölçümler ve sosyolojik değerler onun dört romanları arasında (Labiranta Jinan, Tofan, Gotnen Gonahkar, Dire Li) kritik değerleri aşağıdaki olsun ya da olmasın düzenlemesinde odaklanarak oldu.