Enstitüler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/10
Browse
Browsing Enstitüler by Title
Now showing 1 - 20 of 1219
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis 10-12 yaş öğrencilere uygulanan 8 haftalık eğitsel oyunların motorik özellikler üzerine etkisi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Zurnacı, Yaren Ezer; Türkmen, MustafaBu tezin amacı 10-12 yaş arası öğrencilere uygulanan 8 haftalık eğitsel oyunlar çalışmalarının motorik özellikler üzerine etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Çalışmaya Mardin Midyat'ta bulunan Barıştepe Ortaokulu'nda 2022-2023 yılında öğrenim gören 25 kişi deney grubu 25 kişi kontrol grubu olmak üzere toplamda 50 öğrenci katılım göstermiştir. Deney grubuna 8 hafta, haftada 3 gün olmak üzere eğitsel oyun oynatılmıştır, kontrol grubunun ise herhangi bir fiziksel aktiviteye katılmaması sağlanmaya çalışılmıştır. Çalışmada öğrencilere boy uzunluğu, kilo, kulaç uzunluğu, otur eriş, dikey sıçrama, sağlık topu atma, 20 m sürat, sağ ve sol el kavrama, reaksiyon testi ölçümleri yapılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Çalışmada grup içi ve gruplar arası ön test ve son test değerleri karşılaştırılmıştır. İstatiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlenmiş ve veriler etki büyüklüğü (effect size) incelenerek yorumlanmıştır. Yapılan araştırmada ön test ve son test değerlerine bakıldığında boy uzunluğu, kulaç uzunluğu, otur eriş, dikey sıçrama, sağlık topu fırlatma, 20 m sürat, sağ ve sol el kavrama, refleks adet, refleks ortalama süre, yeşili bul adet, dikkatli ol adet, dikkatli ol ortalama süre parametrelerinde her iki grubun istatiksel olarak grup içi anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Yeşili bul ortalama süre ve kilo parametrelerinde her iki grubun grup içi karşılaştırmasında istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Boy uzunluğu(ön test-son test), kilo(ön test-son test), kulaç uzunluğu(ön test-son test), otur eriş(ön test-son test), dikey sıçrama(ön test), sağlık topu fırlatma(ön test), 20 m sürat(ön test), refleks adet(ön test), refleks ortalama süre(ön test-son test), yeşili bul adet(ön test), yeşili bul ortalama süre(ön test-son test), dikkatli ol adet(ön test),dikkatli ol ortalama süre(ön test) parametrelerinde gruplar arası karşılaştırmada anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Dikey sıçrama(son test), sağlık topu fırlatma(son test), 20 m sürat(son test), sağ ve sol el kavrama(ön test-son test), refleks adet(son test), yeşili bul adet(son test), dikkatli ol adet(son test), dikkatli ol ortalama süre(son test) parametrelerinde gruplar arası karşılaştırmada istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05).Yapılan eğitsel oyunlar uygulamasının 10-12 yaş grubunda deney grubu lehine farklılıklara katkı sağladığı görülmüştür. Benzer yaş gruplarında yapılan fiziksel aktiviteler ile belirgin bir gelişme gözlemlenmesi yapılan çalışmaların ortak bir özelliği olduğu söylenebilir.Master Thesis 12. ve 13. yüzyıllarda Fırat Adasının alimlerinin dış tehditlere karşı rolleri(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Denizer, Berivan; Kadro, NarjesMedeniyet gelişimin deve toplumların ilerlemesindeki en önemli faktölerin arasına alimler ve fakihler gelir. Peygamberlerin varisi ve islamın sancağını taşıyanlar oldukları için alimler, Allah katında ve müslüman toplumda büyük bir yere sahiptir. Şayet onların fetvaları ile toplum aydınlanabilir. Müslümanların maruz kaldığı fitne ve musibetlere karşı müslümanların güvenlik çemberi ve müdafaa hattı olmuşlar. Müslümanların maruz kalıp yaşadığı en büyük sınavlardan iki vakası 490h./ 1096 m. yılında gerçekleşmiş olan Haçlı seferleri ve 616h./ 1219 m. yılında İslam diyarını savuran Moğol istilaları idi. Toplumun en önemli kesimlerinden biri olan seçkin âlimlerin tutumlarını incelemek, Fırat bölgesinin işgaline karşı tutumlarını ve zaferlerin elde edilmesi konusunda ne kadar bir katkıda bulunduğunu inceleyip netleştirmek için bu önemli konunun incelenmesini önemi yukarıdaki belirttiği malimlerin öneminden kaynaklanmaktadır. Bu konubirgiriş, altı bölüm ve en önemli bulguları içeren bir sonuçtan oluşan bu araştırma aracılığıyla incelenmiştir. Birinci bölüm, Fırat bölgesinin ve en önemli şehirlerinin tarihi özetini ve Hicrialtıncı ve yedinci yüzyıllar ile Miladi on ikinci ve on üçüncü yüzyılların önemini ele aldı. İkinci bölümde ise, Haçlı Seferleri öncesi İslâmî Doğu'nun genel durumu, Haçlı tehlikesinin Fırat bölgesindeki etkisi ve Eyyubi devletinin temellerini atan Fakih İsa el-Hakari gibi önde gelen âlimleri ve onların Haçlılara karşı cihadda kirollerini anlatmıştır. Üçüncü bölüm de araştırmacı ,Selahaddin Eyyubi'nin çağdaşı ve ilmî hareketin ilerlemesine katkıları bulunan Bahaaeddin İbn Şeddadel-Mevsilive ilk Moğol saldırıların atanık olan ve Cengiz Han'ın hükümdarlığı ve İslam ülkelerindeki Moğol ordularının hareketlerini izleyip inceleyebilen İbnü'l-Esirel Cezeri gibi Fırat Adası'ndaki alimlerin Haçlı istilasına karşı siyasi ve entelektüel konumlarını ve cihatçı rollerini açıkladı. Dördüncü bölümde, Tasavvufun ve Şiiliğin yayıldığı ve İslam dünyasının büyük bir kayıp ve dağılma içinde olduğu Moğol saldırısı öncesi İslami Doğu'nun durumu ve Fırat adasına yapılan Moğol saldırıları ele alınmıştır. Beşinci bölümde, Moğol istilaları sırasında Müslüman âlimlerin cihattaki rolü ele alınmış. Özellikle İbnü's-Salah'ın toplumdaki sapkınlıklardan ve bidatlerden kaynaklanan yozlaşmayla mücadeledeki rolü ve Şeyhel-İslam İbn Teymiyye'nin Moğollara karşı cihade etkisi açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümü olan altıncı bölümde ise gerek fıkıh ve hadis gibi dini ilimlere olan ilgileri gerekse de medreselerin kurulmasıyla önemli bir rol oynayan Rabia Hatun ve Zümrüd Hatun gibi âlim, fakih ve muhaddis kadınlardan oluşan toplumun birkesimi incelenmiştir. Bu çalışma sayesinde, âlimlerin toplumu, toplumda yaygın olan fitne ve yozlaşma kaynaklarından arındırmaya ne kadar hevesli oldukları anlaşılmıştır. Bu çalışma sayesinde, müslüman topluluğun Moğollara karşı durabilmelerini uman alimlerin toplumu, toplumda yaygın olan fitne kaynaklarından arındırmaya ve onları manevi açıdan hazırladıkları ve bukonuda ne kadar hevesli oldukları anlaşılmıştır. Bu araştırmada milleti yönlendirip rehber etmek ve cihada katılıp katılmaya teşvik etmek ve İslam'ı yaymak gibi her alan da alimlerin harikulade duruşları ortaya çıkmıştır.Master Thesis 14-17. yüzyıllarda Osmanlı Devlet Yönetimi'ni etkilemiş bazı saray kadınları(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Sever, Sinan; Gümüş, ErcanKuruluş Dönemi'nde sultanlar, kadınları devlet yönetiminden uzak tutmaya çalışmışlardır. Bu dönemde sultanlar genellikle siyasi evlilikler yapmışlardır. Güçlü kadınların varlığı devlet yönetimine zarar verememiştir. Tabi böyle bir girişimin olmadığı anlamına gelmemektedir. Kuruluş Dönemi'nde güçlü padişahların başa geçmesi kadının yönetime olan etkisini de azalmıştır. Saray kadınlarının yönetime dâhil olmaması hak ettikleri payın fazlasına sahip olmalarına sebep olmuştur. Bundan dolayı bu dönemlerde kadınlar saltanatından söz etmek mümkün değildir. Ama bu durum hanedan arasında bir iş birliğinin olmadığı manasına da gelmemektedir. Bu dönemlerde saray kadınlarının geri plana atılmaları ve kaderci tavır takınmaları eleştirilmiştir. Fatih Sultan Mehmed Han Dönemi'ne kadar siyasi evlikler devam etmiştir. Daha sonraki dönemlerde siyasi evliklere son verilmiş ve saray içinde cariyelerle ilişkilerin başlandığı görülmüştür. Bu evliliklerde kadınlar devşirilmiş, 17. yüzyıla gelindiğinde ise valide sultanlar Osmanlı sarayında ve devlet yönetiminde oldukça söz sahibi olmuşlardır. Daha sonraki dönemlerde padişahların küçük yaşta olmaları ve aklıselim olmamalarından dolayı valide sultanlar yönetimin tek sahibi olmuşlardır. Osmanlı sarayında padişah ve ailesinin bulunduğu haremde bazı dönemlerde sayıları yüzleri aşan kadınların bulunması giderlerin zamanla artmasına ve Osmanlı ekonomisinin olumsuz etkilenmesine sebep olmuştur. Haremde valide sultanların ve haseki sultanların birbirleriyle mücadele etmeleri Osmanlı Devleti'nin tarihini olumsuz yönde etkilemiştir. Şehzadelerin sancağa çıkmaması ve saray içi eğitime tabii tutulması (Kafes Sitemi) onların devlet yönetiminden bihaber olmalarına ve tecrübesiz kalmalarına sebep olmuştur. Hürrem Sultan'dan itibaren kadınlar saltanatı artış göstermiş olup bu durum Turhan Sultan döneminde son bulmuştur.Master Thesis 15 DEYÎRÊ (KLAMÊ) ÇEWLÎGÊ,VATEYÊ Û HÎKAYEYANÊ ÎNAN SERO(Mardin Artuklu Üniversitesi, Türkiye'de Yaşayan Diller Enstitüsü, 2022) Yolcu, Ahmet NuriNa xebate de, ma mûzîk çinayo û taybetmendîye mûzîk çinayo? sero etûde xo kenê û 15 deyîrî Çewlîgî yê Zazakî pê vateyê û hîkayeyanê înan tehlîl kene. Ma xebatê xo de pêcigêrayîşane wareyan kesane xûsûsan, meqaleyan û çend kitaban ra îstîfade kerdî. Vêrcû zazakî de tenya edebîyatê fekî averşîyîbî, seba ney muzîk hîkayeyan de, sanikan de, çibenokan lezvateyan de tim û time estbîyo. Na xebat de zî armanc deyîranê çewlîg ra varyantanê înan ke nênûsîyayê înan mojnayîş û behsê hîkayeyanê înan kerdişo.Master Thesis 16. yüzyıl Osmanlı tarih yazarları ve eserlerinde Şia-Safevi algısı(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Artiş, Rojbin; Gümüş, ErcanXVI. yüzyılın en önemli dönüm noktalarından biri Safevi Devleti'nin ortaya çıkması olmuştur. Osmanlı Devletinin doğu tarafında ortaya çıkan bu siyasi güç, dönemin tarihi seyrini değiştirmiş, adeta tarihin akışına yön vermiştir. Ataları Şeyh Safiyüddin tarafından Sünni bir nitelikte kurulan Safeviyye Tarikatı, şahlık postundaki değişikliklerle bambaşka bir kimliğe bürünmüştür. Zaman içerisinde adından söz ettiren tarikat, geniş bir alana nüfuz ederek dini yönünden ziyade siyasi özellikleri ile ön plana çıkmıştır. Sünnilikten Şiiliğe temayül eden tarikat, Şeyh Cüneyd döneminde siyasallaşmış, torunu Şah İsmail döneminde ise devlet haline gelmiştir. Safevi Devleti'nin müritleri "Kızılbaş" olarak anılmış, resmi mezhebi ise "Şiilik" olmuştur. Şii nitelikte olan Safevi Devleti'nin faaliyetleri, Sünni mezhepli Osmanlı Devleti'ne ters düşmekle birlikte halk arasında karışıklığa yol açmıştır. Nitekim bu karışıklıklar geniş çaplı isyanların ortaya çıkmasına, Osmanlı için kayıplar verdirmesine yol açmıştır. Dönem içerisinde vuku bulan olaylar Osmanlı tarih yazarlarının kroniklerine de yansımıştır. Bu yansımalar aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin Şiilere ve Safevilere bakış açısını da ortaya koymaktadır. Sünni mezhebin koruyucuları olarak ayrı bir yere oturtulan Osmanlı tarih yazarlarının, Safevi Devleti'ne ve Kızılbaşlara olan bakışı hiçbir zaman olumlu yönde gelişmemiştir. Olumsuz bakış açılarını kaleme aldıkları kroniklerine de yansıtarak Şah İsmail ve müritleri için her zaman aşağılayıcı, kötüleyici ve küçümseyici tabirler kullanılmıştır.Master Thesis 17. yüzyıl şer'iyye sicillerinde 1 no'lu muhasebe defterine göre İstanbul ve çevresinde para vakıfları (1633-1634)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Yıldırım, Pınar; Çuhadar, PınarOsmanlı Devleti'nin iktisadi ve içtimai hayatının her alanında varlığını sürdüren vakıflar, devletin hukuki ve şer'i yapısı temelinde uzun yıllar faaliyetlerini icra etmişlerdir. Osmanlı'nın kuruluş yıllarından itibaren işlerliklerini sürdüren vakıflar, devletin büyümesine paralel olarak gelişme göstermiştir. Nitekim Osmanlı Devleti, kendisinden önce de var olan vakıf müessesesini etkili bir şekilde uygulamıştır. Bu durumun neticesi olarak vakıfların bir türü olan para vakıfları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, Şer'iyye sicillerinde yer alan 1 No'lu muhasebe defterinden hareketle 1633-1634 yıllarında İstanbul'da faaliyette bulunan vakıfların ekonomik ve sosyal faaliyetleri irdelenmiştir. Bu çerçevede; vakıfların ekonomik ve sosyal hizmetleri tablolar vasıtasıyla kapsamlı bir şekilde aktarılmıştır. Çalışmada, para vakıflarının elde ettiği gelirler ve yaptığı giderler hakkında bilgilere verilmiştir; vakıfların ekonomik bağlamda kişilere verdikleri borç para ve toplam miktarı da gösterilmiştir. Muhasebe defterlerinden elde edilen veriler ışığında vakıfların temel gelir kaleminin murabaha olduğu; en çok harcama yaptığı giderlerin ise kendi bünyesinde istihdam ettiği görevlilerinden oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen muhasebe defterinde en çok dikkat çeken bulgu sosyal hizmet bağlamında gerçekleşen yardımların az olduğudur. Bununla birlikte incelenen vakıfların toplumun her kesimden kişilere borç para verdiği de tespit edilmiştir. Bu durum, para vakıflarının Osmanlı toplumunun refah düzeyi açısından ne kadar önemli ve etkili bir kurum olduğunu ortaya çıkarmaktadır.Master Thesis 17. YÜZYILDA DİYARBAKIR'DA TASAVVUFÎ HAYAT(2017) ASLAN, NAZİMİslam dünyasında dokuzuncu ve onuncu yüzyıllardan itibaren önemli bir yer edinen ve daha sonraki dönemlerde de bu önemini koruyan tasavvuf konusu, günümüzde de birçok araştırmacının çalışma alanını oluşturmaktadır. Tasavvuf kültürü üzerinde çok sayıda araştırma yapılmış ve bu araştırmalar halen hem yerli hem de yabancı araştırmacılar tarafından devam ettirilmektedir. Tasavvuf kültürünün önemli bir parçası olan tarikatlar bu araştırmalarda büyük bir yer teşkil etmektedir. Osmanlı eyalet merkezlerinden biri olan Diyarbakır bölgesi de uzun yıllar Anadolu medeniyetlerine ev sahipliği yapmış ve tasavvuf kültürünü bünyesinde barındırmıştır. Bu sebeple mevcut çalışma 17. yüzyılda Diyarbakır bölgesinde tasavvuf konusunu incelemeyi hedeflemektedir.Master Thesis 18. yüzyılda Diyarbekir'de dini hayat ve kurumlar(1732-1747)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Serim, Erkan; Gümüş, ErcanDin Ortadoğu'da sosyo-kültürel yapının şekillenmesi üzerinde son derece etkili bir dinamiktir. Esasen bu sadece Ortadoğu'nun değil, doğu kültürlerinin tamamı için geçerli bir tespittir. Dinler yerleştikleri coğrafyalarda gerek devletlerarası diplomasiyi, gerekse sosyolojik açıdan insan ilişkilerini etkilemektedir. Öyle ki dinlerin ortaya çıktığı, medeniyetin doğup uzun süre olgunlaştığı Ön Asya ve Mezopotamya toprakları, günümüzde dahi tartışma ve çatışmaların odak noktasındadır. Ortadoğu halklarının omzuna aldığı bu hassas mirasın sistemleştirilerek sürekli gündemde tutulması ve bölgeye hükmetmenin yolu olması nedeniyle din, daha uzun yıllar üzerine araştırmalar yapılabilecek tarihsel bir olgudur. Dinin bölge üzerindeki etkisi için yazılanlar XVIII. yüzyıl Diyarbekir'i içinde geçerlidir. Zira Diyarbekir bu tarihte henüz dinsel ve sosyolojik dönüşümünü sağlayamamış, XVIII. yüzyılda aldığı ve verdiği göçler, yaşadığı kıtlık ve doğal afetlerle Osmanlı Devleti'nin iktisadi ve idari anlamda gerileyişinden nasibini almıştır. Bu yüzyılda şehre gelen seyyahların seyahatnameleri, XVIII. yüzyıl Diyarbakır Şer'iyye Sicilleri ile yapılan araştırmalar, yüzyılın sonuna kadar da kentin çok inançlı ve çok dilli kültürel dokusunu koruduğunu ancak buna rağmen gelecekte kozmopolit yapısını koruyamayacağını ispat etmiştir.Master Thesis 1884-1885 Berlin Batı Afrika Konferansı Sonrasında Osmanlı Devleti'nin Afrika'daki Durumu(2024) Köme, Cihan; Yelbaşı, Canerdaha sonra doldurulacaktırDoctoral Thesis 19. Yüzyıl Kudüs Hıristiyanları(2024) Yiğit, Emine; Yiğit, Sibel CeylanKadim kutsal şehir Kudüs, 19. yüzyıl'dan itibaren Batılı devletlerin siyasi ve dini faaliyetlerine sahne olmuştur. Osmanlı Kudüs'ü, Napolyon Bonapart'ın 1798'de Mısır işgaliyle başlayan kırılma sürecinin Mısır yönetimiyle (1831-1840) başka bir boyuta taşınması sonucu toplumsal düzeyde önemli bir değişim yaşamıştır. Osmanlı Devleti'nin 1840'ta Tanzimat ile şehre dönmesi Mısır yönetimindeki değişim ve dönüşümün kalıcı hale gelmesine sebep olmuştur. Bu dönemde Kudüs'te açılan konsolosluklar, Osmanlı Devleti'nin tanzimatla birlikte verdiği imtiyazların şehirdeki uygulamasının takip mekanizması olarak kullanılmasını sağlamakta, ayrıca Hıristiyan cemaatlerin hakları gerekçesiyle Osmanlı'nın devlet siyasetindeki değiştirici gücünü ortaya koymaktadır. Bu imtiyazların yereldeki kontrolünün Osmanlı'nın dış politikasına etkisi, Kırım Savaşı'nın hem sebepleri hem sonuçları ölçüsünde örneklik teşkil etmektedir. Nitekim Osmanlı, Kırım savaşı sonrasında ilan ettiği Islahat Fermanı'yla Batıyı uzak tutmaya çalışsa da gayrimüslimlere bu Ferman ile verdiği haklar, Kudüs dönüşümünü hızlandırmış ve Kudüs şehrinin sur dışına taşmasıyla yeni bir şehir olarak yapılanmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada, 19. Yüzyıl siyasetinin şehrin toplumsal yapısında oluşturduğu değişim, Hıristiyan cemaatler ve onları gerekçe gösteren Batılı devletlerin müdahalesi üzerinden okunmaktadır. Bu bağlamda, Kudüs'ün Hıristiyan cemaatleri, Osmanlı Devleti'ndeki hukuksal düzlemi ve şehir hayatı da ele alınarak 19. yüzyılda batı nüfuz hareketlerinde etkin faktör olan Hıristiyan cemaatlerin yüzyılın sonunda batının gölgesinde bir varlık mücadelesinde olduğu görülmüştür. Kudüs'ün bu dönemdeki dinamikleri, Batı'nın artan etkisi ve Osmanlı'nın iç ve dış politikaları ekseninde şekillenmiş ve yeni şehirdeki toplumsal yapının temellerinin atılmasında etkili olmuştur.Master Thesis 19. yüzyıl seyyahlarının gözüyle Birecik(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Aktaş, Hatice Abdullah; Turay, Esra DoğanGüneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan Şanlıurfa iline bağlı Birecik ilçesi, tarih boyu gerek hac yolcuğu, gerek misyonerlik faaliyetleri gerek bilimsel araştırmalar gerek de ticaret için seyyahların kontak noktası olmuştur. Bölgenin Fırat Nehri yanında olması ve sınır bölgelere yakın olması bunun nedenlerindendir. İçinde her dinden insan barındıran Birecik şehri özellikle Ermenilerin Müslümanlarla yaşadığı çok kültürlü bir kenttir. Şehirde bulunan Birecik Kalesi ve şehrin yanından geçip suları Basra'ya kadar dökülen Fırat Nehri seyyahların ilgi odağı olmuştur. Nehir taşımacılığının başlamasına neden olan bu durum her zaman kenti görmeye değer kılmıştır. Özellikle 17. Yüzyıldan itibaren başlamış olan bir ilgi ile 20. yüzyıla kadar birçok kişi çeşitli sebeplerle Birecik şehrini ziyaret etmişlerdir. İranlılar Atabat ziyareti için bu yolu kullanmışlardır. Birecik şehri özellikle 19. yüzyılda artan nehir taşımacılığında keleklerle yolculuk yapmak için yol güvenliği açısından ve hızlı olmasından dolayı seyyahların güzergâh olarak seçtiği bir bölgedir. Bölgeye İngiltere, Almanya ve İran olmak üzere birçok ülkeden seyyah gelmiştir. Bazı seyyahlar da nehir yolculuğu yapmadan Birecik şehrini ziyaret edip gezmiştir. Bu seyyahlar yazmış oldukları seyahatnamelerde şehirde gördükleri tarihi yapıları ve bölgedeki toprağın verimliliğini bahsetmeye değer bulmuşlardır. Bölgeye yakın olarak gerçekleşmiş olan Nizip harbindeki Osmanlı ordusunun ihtiyaçları nehir yolculuğuyla getirilmiştir. Alman ve İngiliz seyyahların Birecik şehrini gezdiklerinde genel olarak vermiş oldukları bilgiler Birecik Kalesi, Fırat Nehri ve Kelek taşımacılığı ile ilgilidir. Kalenin mimarisini nehrin güvenliğini çoğu zaman da keleklerin yapımından bahsetmişlerdir. İncelenen bu seyyahların kaydetmiş oldukları bilgilerde 19.yüzyılda şehrin tarihi ve coğrafi yapısı tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen bu veriler tarih kaynaklarıyla desteklenmiştir. Bu dönemdeki Birecik ile ilgili seyyahların kaydettikleri bilgiler günümüzde yapılan araştırmalara ışık tutmuş olacaktır.Doctoral Thesis 19. yüzyılda Diyarbekir'de kıtlık(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Mengirkaon, Sabri; Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimKıtlıklar, insanların geçmişten bu yana en fazla etkilendikleri afetlerin başında gelmektedir. Ortaya çıkmaları ve sonuçları itibariyle etki alanları büyük olan bu afetler toplumların sosyo-ekonomik yapılarını her açıdan etkilemiştir. Bu çalışmada 19. yüzyılda Diyarbekir'de meydana gelen kıtlıklar sebepleri ve sonuçları bağlamında incelenmiştir. Ayrıca konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bu dönemde Diyarbekir'de başta tarım olmak üzere toplumsal refahın kaynakları ile ulaşım ve haberleşme imkânları da değerlendirilmiştir. Çalışmada ele alınan diğer konular kıtlıkların 19. yüzyıl Diyarbekir'inde sosyal yapıya ne şekilde etki ettiği ve devletin kıtlıklarla mücadele stratejileridir.Kıtlıklar, ortaya çıkışları itibariyle birçok olumsuzluğun müşterek sonuçlarıdır. Dolayısıyla bu çalışmada 19. yüzyıl Diyarbekir'inde meydana gelen kıtlıklar, başta asayişsizlik olmak üzere dönemin yerel meseleleri ile beraber ele alınmıştır. Bu nedenle Osmanlı arşiv belgeleri, konsolosluk raporları, Diyarbekir Vilayet Gazetesi gibi yerel kaynaklar analiz edilmiştir. Ayrıca Diyarbekir'e gelen seyyahların ve dönemin bazı müelliflerinin yazdıkları kitaplar da bu çalışmanın ana kaynaklarındandır.Bu çalışmanın sonuçlarına göre 19. yüzyılda Diyarbekir'de ulaşım ve taşıma imkânlarının yetersizliği tüketim maddelerinin teminini tamamen yerele bağımlı hale getirmiştir. Bu dönemde Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Diyarbekir'de de iaşe büyük oranda buğdaya bağlı olduğundan, tarımsal üretimi olumsuz etkileyen başta kuraklıklar, göçebe aşiretlerin baskıları, çekirge istilaları, salgın hastalıklar gibi birçok mesele kıtlıklara zemin hazırlamıştır. Özellikle yüzyıl boyunca eksik olmayan asayişsizlikler kıtlığa neden olan bu olumsuzlukların etkilerini daha da artırmış hatta bunların etkilerini de aşarak kıtlığın sürekli hale gelmesinde katalizör görevi görmüştür.Doctoral Thesis 19. yüzyılda İngiliz ve Amerikalı seyyahların Diyarbekir izlenimleri(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Özkarslı, Fatih; Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimBu çalışma 19. yüzyılda Diyarbekir'e gelen İngiliz ve ABD'li seyyahların Diyarbekir şehrine dair izlenimlerine ve anlatılarına odaklanmıştır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde seyahat yazınının batıdaki tarihçesi ve gelişim süreci hakkında kısa bilgiler verilmiş, tezin amaç, yöntem ve sınırlılıklarına değinilmiştir. Birinci bölüm çalışmada ele alınan Batılı seyyahların kısa biyografilerine ve profillerine ayrılmıştır. İkinci bölümde 19. yüzyılda seyyahların anlatılarında Diyarbekir tarihi ve coğrafyasına değinilmiştir. Üçüncü bölüm 19. yüzyılda seyyahların gözünden Diyarbekir'deki yapılara odaklanmıştır. Dördüncü bölümde 19. yüzyılda seyyahların gözünden Diyarbekirliler ve şehirdeki sosyal hayata dair anlatılara yer verilmiştir. Beşinci bölüm ise seyyahların gözünden Diyarbekir'de genel asayiş ve yöneticilere dair anlatılara ayrılmıştır. Bu çalışmada 19. yüzyılda Diyarbekir bütünüyle Batılı seyyah anlatıları üzerinden değerlendirilmiştir. İncelenen dönemdeki bulgular dikkate alındığında seyyah anlatıları surların ihtişamlı görüntüsü ve şehrin güvenliğine sağladığı katkı konusunda genellikle olumlu, evler, sokaklar ve şehrin genel temizliği gibi konularda genellikle eleştireldir. Seyyahların toplumsal ilişkilerle ilgili özellikle Müslüman nüfusa yönelik anlatılarında ön yargılarına yenik düştükleri anlaşılmıştır. Müslümanlar için bağnaz, gerici, şiddet eğilimli gibi genel yargılamalara varıldığı, topluma yönelik ders verici ve üstten bir dil kullanıldığı görülmüştür. Seyyah anlatılarında yönetim konusunda başarılı valilerin varlığından söz edilmekle birlikte şehrin geçirdiği dönemle bağlantılı olarak Diyarbekir ve çevresinde genel bir asayişsizlik durumunun olduğu belirtilmiştir. 19. yüzyıl boyunca şehre gelen Batılı seyyahların çeşitli konular hakkındaki izlenimleri ve anlatıları üzerinden ele alınan Diyarbekir, bu zaman zarfında geçirdiği süreçlere ve seyyahların algı ve üslubuna bağlı olarak seyahatnamelerde hem olumlu hem eleştirel nitelemelerle yer almıştır.Master Thesis 19. YÜZYILIN İKİNCİ YARISINDA SİVEREK (Şehir, Mekân ve İnsan)(2017) Akman, EkremBu araştırmanın konusu, Osmanlı idaresinde klasik bir sancak ve kaza merkezi olan Siverek’te 19. Yüzyılın ikinci yarısındaki yönetim, şehir mekânı ve toplumsal hayatı birey odaklı olarak ortaya koymaktır. Siverek, İslam hakimiyeti öncesinden kalma, mevcut höyük şeklindeki toprak yığma kalesi, Artuklu ve Osmanlı döneminde inşa edilen, camiler, hamamlar, han, bedesten ve konakları ile özgün özellikleri olan bir Osmanlı/İslam şehridir. Bölge coğrafyası ve iklim şartlarının mekâna yansıyan fiziki yapısına uygun yaşam koşullarının şekillendirdiği düz damlı bitişik evleri, dar ve düzensiz küçeleri ve farklı dini cemaatlerin aynı sokakta oturdukları mahalleleri ile mütevazı bir şehirdir. 19. yüzyılın ikinci yarısında şehrin sosyal idari, siyasi ve toplumsal hayatı Şeri’ye sicilleri ve arşiv belgeleri temelinde araştırılmıştır. Tanzimat reformlarının ve I. Meşrutiyetin şehirdeki sosyal, idari ve adli yansımalarının yanında, genel tarih içinde sesleri ve renkleri duyulmayan (kadınlar, erkekler, esnaf, hastalar, mahkûmlar, dini cemaat mensupları) bireylerin gündelik hayatına dokunulmuş ve Siverek’in mütevazi bir evinin avlusundan, sokaklarına ve çarşısına odaklanılmıştır. Siverek, yerel güç unsurlarından sayılan aşiretlerin, çevresinde sürekli cevelan ettikleri bir coğrafya olduğundan, aşiretlerin devletle ve şehrin ileri gelenleri ve doğal liderler olan eşrafla ilişkileri bu çalışmanın önemli başlıklarındandırDoctoral Thesis 19. yüzyılın ilk yarısında Hakkâri'de idârî ve sosyal yapı (1800-1850)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Ülke, Cemal; Özcoşar, İbrahim; Özcoşar, İbrahimHakkâri ve çevresinin içinde bulunduğu bölge, Çaldıran Savaşı'nın ardından 1548 yılında Osmanlı hâkimiyetine girmiş ve Van Eyaleti'ne bağlı hükûmet sancaklar statüsünde Osmanlı idârî yapısı içerisinde yer almıştır. Daha sonra bölgenin kontrolü Van beylerbeyi aracılığıyla yerel güç unsurlarından Şenbu hanedanına verilmiştir. Şenbu hanedanı, 19. yüzyılın ilk yarısına doğru uygulanmaya çalışılan Tanzimat'ın merkezîleşme politikalarına kadar Hakkâri'nin kontrolünü ellerinde bulundurmuştur. 19. yüzyılın ilk yarısında başlayan merkezîleşme çabaları, Osmanlı Devleti'nin uç bölgelerindeki yerel beyler/mîrler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Merkezileşme politikalarının ısrarlı bir şekilde uygulanması, devletin uç bölgesinde hâkimiyeti elinde bulunduran mîrlerin isyanına neden olmuş ve bu süreç emirliklerin tasfiye edilmeleriyle sonuçlanmıştır. Emirliklerin lağvedilmesinin hemen ardından 1847 yılında; Diyarbekir, Cizre, Van ve Hakkâri'yi kapsayan bölgede "Kürdistan Eyaleti" kurulmuştur. Eyaletin tesis edilmesiyle birlikte Hakkâri'nin de içinde bulunduğu bölgede Tanzimat uygulanmaya başlanmıştır. 1849 yılında bölgede ikamet eden son Hakkâri Mîri Nurullah Bey'in de sürgüne gönderilmesinin ardından, aşiretli-aşiretsiz Kürt ve Nasturilerin yoğun bulundukları Hakkâri, Kürdistan Eyaleti'nden ayrılarak "Hakkâri Eyaleti" olarak yeniden teşkilatlandırılmıştır. Hakkâri Eyaleti'nin kurulmasıyla beraber bölgede Tanzimat'ın uygulanma alanı daha da genişlemiş ve Hakkâri'ye ilk defa merkezden memurlar gönderilmeye başlanmıştır. Osmanlı Devleti, memurların "dirayetli ve vukuflu" olmalarına özen göstermiş ve yerel güçleri de Hakkâri yönetimine dahil etmişse de sorunlar/çatışmalar son bulmamış, idârî bir boşluk meydana gelmiştir. Kürt beylerinin/mîrlerinin tasfiye edilmelerinin ardından ortaya çıkan bu idâri boşluk, seyyidler/şeyhler tarafından doldurulmaya başlanmıştır. Bu bağlamda, "19. yüzyılın ilk yarısında Hakkâri"nin idârî ve sosyal yapısı"na odaklanan çalışma, Osmanlı arşiv belgeleri ışığında Tanzimat sonrası merkezileşme politikalarının Hakkâri ve çevresine etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 19. yüzyılın ilk yarısında Hakkâri, tarih disiplini içerisinde şimdiye kadar bir bütün olarak incelenmemiş ve bu yönde bir boşluğun olduğu görülmüştür. Bu yöndeki boşluğu doldurmayı hedefleyen çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Hakkâri Emirliği'nin tarihçesi; ikinci bölümde Tanzimat Fermanı'nın Hakkâri ve çevresinde etkileri ve sonuçları; üçüncü bölümde ise Hakkâri'nin etnik, sosyal ve dini kimliğini oluşturan aşiretler/konfederasyonlar ele alınmıştır.Master Thesis 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve Şırnaklı Kıbrıs Gazileri(2024) Gözlek, Mevlan; Çiftçi, ErdalKıbrıs Adası, jeopolitik konumu sebebiyle her daim stratejik bir öneme haizdir. Bu yüzden tarih boyunca egemenlik yarışına sahne olmuştur. 1571'den 1878 yılına kadar Osmanlı hâkimiyetinde kalan adanın idaresi, 1878'de geçici olarak İngiltere'ye bırakılmıştır. İngilizlerin patronajlığında Rumlar ada yönetiminde etkin hale gelmişlerdir. Bunu tarihi fırsat olarak gören Rumlar, Enosis düşüncesiyle kurdukları EOKA gibi örgütlerin öncülüğünde adadaki Türklere baskı ve katliamlar yaptılar. Baskılara karşı Türkler de meşru savunma şuuruyla Türk Mukavemet Teşkilatı gibi örgütler kurdu. Adadaki İngiliz yönetimi 1960'da Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin öncülüğünde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sona ermiştir. Ancak bu yeni cumhuriyetin ömrü, Rumların tavırlarından ötürü kısa olmuştur. 1963-1967 yılları arasında; Tahtakale, Kanlı Noel, Boğaziçi ve Geçitkale olaylarıyla Türklere saldırıların yoğun olduğu bir süreç olmuştur. Kıbrıs'ta 15 Temmuz 1974 tarihinde Yunanistan destekli ve Enosis'in gerçekleşmesi için büyük adım olarak yorumlanan darbe yaşandı. Türkiye, Garanti Antlaşması ile elde ettiği müdahale yetkisine dayanarak Kıbrıs Adası'na 20 Temmuz 1974'te Türk Silahlı Kuvvetleri öncülüğünde Barış Harekâtı düzenlemiştir. Çalışmada, Kıbrıs Barış Harekâtı'na giden süreç ve harekâtta yer alan 22 Şırnaklı gazinin anlatımlarına yer verilmiştir. Gazilerin vermiş oldukları bilgiler ışığında harekâtı yeniden değerlendirmek, gazilerin yaşadığı deneyimler, tanıklıkları aracılığı ile harekâtın bilinmeyen yönleri aydınlatılmaktadır. Sözlü tarih metodunun kullanıldığı bu çalışma ile harekâtın ayrıntıları, psikolojik etkileri ve adada yaşanan gelişmelere değinilecektir. Belge analiz tekniği yöntemi ile olay bizzat tanıkların gözüyle tartışılmıştır. Bu amaçla çalışma hazırlanırken akademik kaynaklar, İslam ansiklopedisi, meclis tutanakları, arşiv belgeleri, yerel ve ulusal gazetelerden istifade edilmiştir.Master Thesis 2-Amino-1,3,5-triazine-4,6-dithiol' un yumuşak çelik üzerine hidroklorik asit çözeltisinde korozyonuna karşı adsorpsiyon ve inhibisyon özelliklerinin incelenmesi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Arslanhan, Selim; Yıldız, Reşit; Yıldız, Reşit2-Amino-1,3,5-Triazine-4,6-Dithiol (2-ATD) 'in 0,5 M HCl çözeltisi içindeki yumuşak çelik korozyonuna etkisi, farklı konsantrasyon ve sıcaklık değerlerinde deneyler yapılarak araştırılmıştır. Araştırmada potansiyodinamik polarizasyon, elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve lineer polarizasyon direnci (LRP) tekniklerinden yararlanılarak elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Derişim arttıkça inhibisyon etkinliğinin arttığı ancak sıcaklığın artmasıyla inhibisyon etkinliğinin azaldığı görülmüştür. Ayrıca 120 saat boyunca ayrı ayrı hem inhibitörlü hem de inhibitörsüz ortamda bekletilen yumuşak çeliğin yüzey morfolojisi için taramalı elektron mikroskobu, atomik kuvvet mikroskobu ve enerji dağılımlı X- ışını spektroskopisi yöntemleri kullanılmıştır. Potansiyodinamik polarizasyon verileri, deneylerde kullanılan organik inhibitörün hem anodik hem de katodik bölgelerdeki reaksiyonlara etki etmesi sebebiyle karma bir inhibitör olarak tanımlanmıştır. Yumuşak çelik yüzeyine iyi tutunarak korozyon hızını ciddi anlamda azaltan 2-ATD'nin yüzey adsorpsiyon ölçümlerinin Langmuir izotermine uygun olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca deneyle ilgili Kads, ?G0ads gibi termodinamik değişkenler hesaplanarak tartışılmıştır.Master Thesis 217 numaralı Mardin Şer'iyye Sicilinin transkripsiyon ve değerlendirmesi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2020) Dilmen, Mehmet; Dinç, FasihÇalışmasını yaptığımız 217 Numaralı Mardin Şer'iyye Sicil Defteri, H.1263-1267, M.1847-1852 yılları arasında Mardin mahkemesine yansıyan kayıtları ihtiva etmektedir. Ankara Milli Kütüphanede 7149 mikro film numarası ile kayıtlı olan sicil aynı zamanda Mardin Artuklu Üniversitesi Kütüphanesinde de bulunmaktadır. Sicilimizde ki kayıtlar çeşitlilik göstermekle birlikte ekseriyetle sosyal konular olan aile yapısı, evlilik, boşanma, tereke ve mehir gibi hükümleri oluştururken, Tanzimat uygulamaları çerçevesinde yeni kurulacak olan idari yapıya dair merkezden gönderilen ferman, emirname ve görevlendirme kayıtlarına dair belgeler de bulunmaktadır. Ekonomik hayata ilişkin de önemli bilgiler içeren sicil defteri; tevzi vergi kayıtları, miras, vakıf, alım-satım, şehirde yapılan harcamalar ve narh hükümleri gibi içerikleri de ihtiva etmektedir. Çalışmamız 217 Numaralı Mardin Şer'iyye Sicili Defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesinden oluşmaktadır. Değerlendirmede sicilde geçen hükümler ışığında Mardin'in 1847-1852 yılları arasında sosyal ve ekonomik yapısına ışık tutan hükümlerin her ne kadar mahkemece kaydı yapılmış olsa da söz konusu hükümlerin tarihsel bağlama oturtulması için araştırma kaynaklarına da başvurulmuştur.Master Thesis 24 OCAK KARARLARI: HÜRRİYET VE CUMHURİYET GAZETELERİNDE YAYINLANAN KÖŞE YAZILARININ İÇERİK VE SÖYLEM ANALİZİ(2019) KALYA ALTEKİN, VASFİYEBu çalıĢma, Türkiye‟nin neoliberal ekonomi politikalarını hayata geçirmeye baĢladığı 24 Ocak Kararları‟nın Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinde yayınlanan köĢe yazıları yoluyla topluma nasıl aktarıldığını incelemektedir. Bu doğrultuda öncelikle 24 Ocak Kararları‟nın temelini oluĢturan neoliberalizm kavramına dair tartıĢmalar, Türkiye‟de neoliberalizm öncesinde yaĢanan geliĢmeler, 24 Ocak Kararları, kararların uygulama süreçleri ve sonuçlarına yer verilmiĢtir. Daha sonra sırasıyla merkez ve eleĢtirel bakıĢ açısına sahip olan Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinde yayınlanan köĢe yazılarına dair içerik ve söylem analizi uygulanmıĢtır. Ġçerik analizi ile belirlenen kavramların kullanılma sıklıklarına dair bir inceleme yapılmıĢtır. Bu analiz sonucunda 24 Ocak Kararları öncesi ve sonrasında bazı kavramların frekans değerlerindeki değiĢmelerin söz konusu ekonomik uygulamalar ile iliĢkili olduğu görülmüĢtür. Her iki gazetede yayınlanan köĢe yazılarında en çok “fiyatlar” kavramının tekrar ettiği ve “neoliberalizm” kavramının hiç kullanılmadığı fark edilmiĢtir. “Fiyatlar” kavramını sırasıyla Hürriyet gazetesinde “zam, döviz”, Cumhuriyet gazetesinde ise “borçlar, sendika” takip etmiĢtir. Söylem analizi ile her iki gazetede yayınlanan köĢe yazılarında belirlenen kavramlar konusunda ayrıĢtıkları ve ortaklaĢtıkları noktalar saptanmıĢtır. ÇalıĢma sonucunda 24 Ocak Kararları öncesinde gazetelerin ayrıĢtıkları konuların “hükümet-yönetim”, “kamu-özel kesim iliĢkileri” ve “sistem-kapitalizm” olduğu, ekonomik kararların hayata geçirilmesinden sonra ise “yabancı sermaye” üzerinde ayrıĢtıkları tespit edilmiĢtir. Gazetelerin ortak görüĢe sahip oldukları konuların sayısı 24 Ocak Kararları öncesi ve sonrası dönemde sırasıyla dokuz ve on Ģeklindedir. Gazetelerin farklı bakıĢ açılarına sahip olmalarına rağmen ortak görüĢ ekseninde toplandıkları konu sayısının fazlalığı dikkat çekicidir. Bu fazlalığın Türkiye‟nin neoliberal ekonomi politikalarını kendine özgü uygulama isteğinden, içinde bulunduğu siyasi ortamdan ve etkili toplumsal muhalefetten kaynaklandığı kanaatine varılmıĢtır.Master Thesis 249 NUMARALI MARDİN ŞER’İYE SİCİL DEFTERİ’NİN TRANSKRİPSİYON VE DEĞERLENDİRMESİ(2018) ATAYOĞLU, ŞEMSETTİNÇalışmasını yaptığımız 249 No’lu Mardin Şer’iye Sicil Defteri, Osmanlı tarihinde Tanzimat Dönemi olarak adlandırılan dönem içerisinde 1845-1863 yılları arasını kapsamakla beraber belge yoğunluğunun 1858 yılına ait olduğu mahkeme kayıtlarının tutulduğu bir defterdir. Bu defterdeki kayıtlar, çeşitlilik göstermekle birlikte ekseriyetle aile hayatını ilgilendiren mehir, boşanma, nafaka, veraset, tereke, vasi tayini gibi hükümleri oluştururken, ekonomik hayata ilişkin olarak da alımsatım, şufa hakkı, narh, icar, alacak verecek ve binek hayvanlarına yönelik hükümler teşkil etmektedir. Bununla birlikte vakıf mallarının idaresi, asker erzakının temini, kilise tamiratı, görev ilamı, buyruldu, ferman, hırsızlık, yağma-çapul, gasp, yaralama, katl, kısas vb. konular defterin kayıt çeşitliliğini oluşturmuştur.