Browsing by Author "Özdemir, Emrah"
Now showing 1 - 3 of 3
- Results Per Page
- Sort Options
Book Part Maktel-i Hüseyin Metinlerinde Nusaybin(Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları, 2022) Özdemir, EmrahHz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in bazı aile fertleri, akrabaları ve sevenleri ile beraber 10 Muharrem 61 (m. 680) yılında Yezid b. Muâviye’ye bağlı askerler tarafından Kerbelâ çölünde şehit edilmelerinin ardından, Kerbelâ Olayı ile ilgili edebî ve târihî değeri olan eserler kaleme alınmıştır ve bu eserler Maktel-i Hüseyin üst başlığı ile isimlendirilmiştir. Kerbelâ Olayı’na dair kaleme alınan ilk dönem metinler, Kerbelâ’da yaşanılanları tarih yazımının imkânı nispetinde gerçeğe yakın bir şekilde aktarırken, sonraki dönemde kaleme alınan eserler, tarih biliminin gerçeklik sınırlarını aşıp edebiyatın geniş dil imkânları ile gerçeklikten uzaklaşmış, menkıbevî bir boyut kazanmıştır. Bu bağlamda Maktel-i Hüseyin metinleri, özellikle hicrî yedinci yüzyıldan sonra popüler kültürün Kerbela hafızasının oluşumunda ve Kerbela Olayı’nın yeniden üretimi konusunda önemli bir enstrüman haline gelmiştir.Article Muhammed Hulusî Usturumcavî’nin Bilinmeyen Bir Risalesi: Risâletü'l-Esmâi'l-İsnâ 'Aşere-Dâ'iretü’l Beyne'lCelvetîyye(Mukaddime Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 2020) Özdemir, Emrahİnsan-ı kâmil olma yönünde, riyazet, halvet, uzlet gibi tavırlarla nefsle mücahede etmeyi esas alan ve Kur’an ve sünneti bu mücahede sürecinde merkeze alan sufî hayat tarzı tasavvuf ve tarikat adları ile kurumsal bir hâl almış ve belirli bir sistematik içerisinde manevi eğitimin merkezleri haline gelmiştir. Her tasavvufî yolun yani tarikatın kurucu şeyhi, o yola tabi olanlara yolun âdâb ve erkânını içeren eserler kalem almışlar ya da yolun prensiplerine dair yaptıkları sohbetler daha sonra müntesipleri tarafından kaleme alınıp kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Fıkıh, kelam, hadis, tefsir gibi temel İslamî disiplinlerin her birinin kendine ait ıstılahları vardır. Tasavvuf, duyu organlarının kifayet etmediği metafizik âleme kalp ile yapılan bir yolculuktur. Sufînin elde ettiği bu manevî bilgi doğrudan doğruya nâzil olan vahiyden farklı olarak perdelidir ve çoğu zaman tevile muhtaçtır. Bu manevi yolculukta sâlikin rehberi ve açılan her bir âlemin tevil edicisi onun pîri mürşid-i kâmilidir. Celvetî tarikatı da kulun rıza makamına ulaşması ve sâlikin insân-ı kâmil mertebesine ulaşması amacıyla ortaya çıkan manevi bir teşekküldür. Celvetîler de Lâ ilâhe illallah olan tevhid zikrinin yanı sıra diğer isimlere de temessük etmişlerdir. Celvetî şeyhlerinden İsmail Hakkı Bursevî bu yedi isme beş isim daha ilave ederek Celvetî sâliklerinin sülûkunun on iki isimle tamama ereceğini ifade etmektedir. Bu isimler Lâ ilâhe illallâh, Allah, Hû, Hak, Hayy, Kayyûm, Kahhâr, Vehhâb, Fettâh, Vâhid, Ahad, Samed isimleridir. İsmail Hakkı Bursevî’nin 18. yy’da bugünkü Kuzey Makedonya sınırları içerisinde yer alan Usturumca şehrinde yaşamış olan şeyh ve şair halifelerinden Muhammed Hulusî, Celvetî sâliklerinin kullandığı on iki isme dair “Risâletü'l Esmâi'l-İsnâ 'Aşere-Dâ'iretü’l Beyne'l-Celvetîyye" adlı Arapça risaleyi kaleme almış ve Celvetîler arasında kullanılan on iki isimle birlikte istiğfar, salâvat-ı şerif ve kelime-i tevhidin de şerhlerini yapmıştır. Her bir kelimenin lügat anlamının yanında, Arapça sarf ilmine göre kelimelerin nasıl türetildiğini ve nahv ilmine göre ise kelimelerin cümle içinde nasıl bir anlam kazandığını bu ilimlerin otoritelerinden referanslar sunarak aktarmıştır. Usturumcavî, Celvetî şeyhlerinin sâliklere hangi ismi neden zikretmesi gerektiğini ve sâlikin devam ettiği zikir sonucunda nasıl bir davranışa sahip olması gerektiğini eserinde zikretmektedir. Usturumcavî, şeyhi İsmail Hakkı Bursevî’den öğrendiği sülûk sistemini, kendinden sonra gelecek olan müritlere de izahlı bir şekilde aktarmıştır.Article Muhammed Hulusî Usturumcavî’nin Bilinmeyen Bir Risalesi: Risâletü'l-Esmâü'l-İsnâ 'Aşere-Dâ'iretü’l Beyne'l-Celvetîyye(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2020) Özdemir, EmrahTasavvuf, İslam’ın ruh hayatı ve İslam peygamberinin şahsında temsil ettiği manevi otoritenin kurumsallaşmış ve günümüze kadar yaygınlaşarak gelmiş şeklidir. Konusu marifetullah, gayesi sâlikleri ‘ihsan’ denilen ve Allah’ı görüyormuşçasına yapılan kulluk şuuruna erdirmek ve Kur’an’ı Allah Resulü’nün yaşadığı gibi yaşamaya çalışmaktır (Haksever 2017: 18). Mutasavvıflar tasavvufun kaynağını doğrudan doğruya Kur’an ve sünnete bağlamaktadırlar. İslam’ın şer’î ve zahirî hükümlerinin yanında sufîler, tasavvuf adı altında ilm-i ledûna talip olmuşlar ve riyazet, mücahede gibi usullerle insan-ı kâmil olmayı ve Hakk’ın rızasını kazanmayı amaç edinmişlerdir. Tasavvufî hayatın kurumsal teşekkülleri olan tarikatlar, müntesiplerinin bu gayeye ulaşmalarında önemli rol oynamaktadır. Her tarikatın pîri ve kurucusu kabul edilen şeyh, kendisinden sonra gelecek olan mürîd ve sâlikler için o tarikatın âdâb ve erkânını ihtiva eden eserler kalem almışlardır. Bu eserler kuşaktan kuşağa o tarikatın müntesipleri arasında okunmuş, şerhleri edilmiş, kimi zaman da farklı dillere çevirilileri yapılmıştır. Bu çalışmada 18. yy. Celvetî şeyhlerinden ve İsmail Hakkı Bursevî’nin halifelerinden olan Muhammed Hulûsî Usturumcavî‘nin Arapça kaleme aldığı “Risâletü'l-Esmâi'l-İsnâ 'Aşere-Dâ'iratü’l Beyne'l-Celvetîyye” adlı risalesinin tarafımızdan tercüme edilen metni ve metnin incelemesi ele alınacaktır. Çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müellifin hayatı ve intisap ettiği Celvetî tarikatı hakkında kısa bilgiler verilecek, ikinci bölümde eserin muhtevası ve eserde geçen kavramların kısa açıklamaları yapılacak, üçüncü bölümde ise eserin Arapçadan Türkçeye çevrilen metni verilecektir. Müellif hakkında bilgi edinebildiğimiz tek kaynak Bursalı Mehmet Tahir’in Osmanlı Müellifleri adlı eseridir. Çevirisini ve incelemesini yaptığımız “Risâletü'l-Esmâi'l-İsnâ 'Aşere-Dâ'iretüi’l Beyne'l-Celvetîyye” adlı risale Mehmet Tahir’in, Usturumcavî’nın eserlerini tanıttığı bölümde yer almamaktadır. Bundan dolayı makale “Muhammed Hulusî Usturumcavî’nin Bilinmeyen Bir Risalesi” başlığı ile isimlendirilerek müellifin bilinmeyen bir eserini tanıtmayı amaçlamaktadır. Usturumcavî’nin hayatı ve Celvetî tarikatı ile irtibatı noktasında kaynak olarak başvurulan Mehmet Tahir’in Osmanlı Müellifleri’nin yanında yine Usturumcavî’nin kalem aldığı Divançe’si olmuştur. “Balkan Şairi Muhammed Hulûsî Usturumcavî ve Dîvânçesi” başlığı ile Burçin Özdemir tarafından yayımlanan makale, Usturumcavî’nın hayatı ve tasavvufi yönü hakkında başvurulan çalışmalar arasındadır. Usturumcavî’nın intisap ettiği ve şeyhlik makamına ulaştığı Celvetî tarikatı hakkında, tarikatın kurucu şeyhlerinin kaleme aldıkları ilk el kaynaklardan istifade edilmiş ve Celvetî tarikatının tarihçesi, tarikat silsilesi ve âdâb ve erkânı hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Bu çalışmalar arasında Celvetîyye tarikatının âdâb ve erkânını belirtmesi açısından İsmail Hakkı Bursevi`nin, Kitabu’s-silsileti’l-celvetiyye’si ve Şerh-i Ecvibet-i Haci Bayram-i Veli adlı eserleri; Aziz Mahmud Hüdayî’nin Vâkıât-ı Üftâde ve Ecvibe-i Mutasavvıfane adlı eserleri önem arz etmektir.