Browsing by Author "Yirmibeş, Mert Can"
Now showing 1 - 3 of 3
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Descartes’ın Metodik Şüphesi ve Tanrı’nın Varlığının Kesinliği Fikri Üzerine Bir İncelenme(2026) Babat, Gonca Salık; Yirmibeş, Mert CanDESCARTES'IN METODİK ŞÜPHESİ VE TANRI'NIN VARLIĞININ KESİNLİĞİ FİKRİ ÜZERİNE BİR İNCELENME Bu tez çalışmasında Descartes'ın şüphe metodu ve bu metotla ulaştığı düşünen ben kavramından hareketle varlığın kaynağı olan Tanrı fikri ele alınacaktır. Descartes'ın kurucularından biri olduğu Rasyonalizm akımı, özetle belirtecek olursak felsefi olarak bilgilere akıl yoluyla ulaşılabileceği iddiasındadır ve Descartes kendi rasyonalizminin merkezine şüpheyi oturtur. Bu bağlamda Descartes, Tanrı bilgisine ulaşırken de aklı referans alma güdüsü taşır. Tez çalışmamızın birinci aşamasında Descartes'ın Tanrı ile ilgili iddialarını şüphe çerçevesinde değerlendirebilmek amacıyla öncelikle Birinci Meditasyon bağlamında şüphe metodu serimlenmiştir. Sonraki aşamada Tanrı'nın varlığına uzanan özne olması sebebiyle İkinci Meditasyon bağlamında düşünen varlık ve kesinliği zihin-beden kavramları ekseninde değerlendirilmiştir. Descartes'ın Tanrı'nın varlığının kesinliğini öne sürdüğü meditasyonu Üçüncü Meditasyon'dur. Descartes, bu meditasyonda Tanrı'ya ilişkin iddialar öne sürerken döneminin özellikleriyle inancının etkilerini silememiş, ön kabul ve bilgilerini tamamen askıya almamış, dolayısıyla şüphe metodunu işletmek konusunda yeterince titiz davranmamıştır. Bu çalışmanın ana amacı da Descartes'ın Üçüncü Meditasyon eksenindeki Tanrı iddialarıyla metodik şüphesinin eşgüdümlü ilerlemeyişini, bu bağlamda mevcut olan çelişkileri ortaya koymaktır. Anahtar sözcükler: Descartes, Şüphe Metodu, Üçüncü Meditasyon, Tanrı.Article Hegel’in Sisteminde Doğa: İdealizmi Doğayla/Doğada Yeniden Düşünmek(2023) Yirmibeş, Mert CanHegel'in felsefe sistemi, geniş çapta bilinen eleştirel okumalarından büyük ölçüde farklı bir idealizm için kompleks bir düşünce dizilimi sunar. Bu makale Hegel'in sisteminde doğanın konumunu sistemin mistik bir idealizm olarak düşünülmesine izin vermediğini, düşünce sistemi olarak felsefenin gelişiminde bir noktada maddi dünya ile ilişkilendirilmesi gerektiği fikrini, mantık-doğa ve doğa-tin ilişkilerini inceleyerek göstermeyi amaçlamaktadır. Bu makale, önce idealizm ve natüralizm terimlerinin Hegel'in sistemi ile uyumlu tanımlarını sunar. Makale Hegelci bir anlamda idealizm tanımını kabul ederken, indirgemeci-olmayan natüralizmi, Hegel'in sistemiyle uyumlu bir natüralizm biçimi olarak, amacı için kabul eder. Verilen tanımlar ışığında, makale ikincil olarak Hegel'in sisteminde mantık ile doğa arasındaki ilişkiyi incelemekte ve üçüncü olarak doğanın tin ile ilişkisini incelemektedir. Doğanın mantık ve tin ile ilişkisi, Hegel'in felsefe sisteminin idealizmle birlikte indirgemeci-olmayan natüralizmin unsurlarını içermeye açık olduğuna dair sonuç çıkarmamıza olanak tanır.Master Thesis The Kantian Origins of Aesthetic Judgment in the Context of Bourdieu’s Social Critique(2026) Tan, Fatih; Yirmibeş, Mert CanBu tez, estetik yargı sorununu estetik kuram çerçevesinde ele alan bir inceleme sunmaktadır. Çalışma, estetik yargının yalnızca bireysel beğeniye indirgenerek ya da bütünüyle toplumsal belirlenimlere bağlanarak açıklanamayacağı kabulü doğrultusunda şekillenmiştir. Bu nedenle tez, estetik yargının normatif özellikleri ile toplumsal bağlamdaki işleyiş biçimlerini ayrı çözümleme düzlemleri olarak ele almaktadır. Çalışmada Kant ve Bourdieu'nün, estetik yargıya ilişkin farklı sorular etrafında geliştirilen iki ayrı kuramsal yaklaşım olarak değerlendirilmiştir. Kant'ın estetik kuramı, estetik yargının normatif geçerlilik iddiasını ve bu yargının özgül yapısını tartışma konusu haline getirirken; Bourdieu'nün çözümlemeleri, estetik yargıların toplumsal alandaki tanınma, dolaşım ve meşrulaşma süreçlerine odaklanmaktadır. Bu yaklaşımlar, birbirlerinin yerine geçen ya da birbirini temellendiren kuramlar olarak değil, estetik yargının farklı yönlerini ele alan ayrı okuma biçimleri olarak ele alınmıştır. Tezde kullanılan birincil ve ikincil sahne ayrımı, bu iki okuma biçimini farklı düzlemlerde konumlandırmayı amaçlayan sınırlı bir kavramsal çerçeve niteliğindedir. Birincil sahne, estetik yargının normatif boyutuna ilişkin çözümlemelerin yürütüldüğü düzlemi; ikincil sahne ise estetik yargıların toplumsal bağlamda ele alındığı inceleme düzlemini ifade etmektedir. Bu ayrım, kuramsal bir bütünlük inşa etmeyi ya da yeni bir kuram ortaya koymayı amaçlamamaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, estetik yargının normatif ve toplumsal boyutlarını iki ayrı çözümleme düzeyinde ele almaktadır.

