Savur Meslek Yüksekokulu
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/34
Browse
Browsing Savur Meslek Yüksekokulu by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 65
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Birleşme sonrasındaki örgütsel kültürün örgütsel bağlılık üzerine etkisi(Dumlupınar Üniversitesi, 2010) Gökaslan, Mehmet Oktay; Demirci, Mustafa KemalGünümüzde şirketlerin faaliyet göstermiş oldukları piyasalarda rekabet artmıştır. Sıkılaşan rekabet ortamında şirketler birleşmeler yaparak yaşamlarını sürdürmeye, verimliliklerini arttırmaya ve büyümeye çalışmaktadırlar. Birleşmelerin amacı olan kârlılığın arttırılması ile hem şirketin verimliliği hem de örgütün gücü arttırılmış olur. Şirket birleşmeleri neticesinde farklı kültürlere sahip örgütler de bir araya gelirler. Farklı örgütlerin birbirleri ile kaynaşması neticesinde başarı yakalanabileceği gibi çalışanların örgütlerine olan bağlılıkları da artar. Örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkileri inceleyen daha önceki araştırmalardan da yola çıkarak şirket birleşmelerinde, örgüt kültürünün örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ele alabiliriz. Böylelikle, şirket birleşmelerinde farklı kültürlerin bir araya gelmesi neticesinde örgüt kültürünün örgüte olan bağlılık üzerinde bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu araştırmanın temel amacı, şirket birleşmeleri neticesinde farklı kültürlerden gelen bireylerin, yeni kurulan örgüt içerisinde oluşan kültürü benimseme durumları ve yeni kurulan örgüte olan bağlılıklarının derecesinin tespit edilmesidir. Amaç doğrultusunda, Türkiye’de 2000’i aşkın çalışanı ile faaliyet gösteren ve iki bankanın birleşmesi sonucunda kurulan özel bir bankanın çalışanları üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket sonucunda elde edilen veriler çeşitli istatistiksel yöntemler yardımıyla yorumlanmış ve birleşme sonucunda kurulan şirkette örgüt kültürünün düzeyi ve örgütsel bağlılık dereceleri ile ilgili sonuçlara ulaşılmıştır.Master Thesis Çatak (Van) civarında yüzeylenen genç (kuvaterner) bazaltik volkanizmanın mineralojik-petrografik ve jeokimyasal özellikleri(Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2015) Mercan, ÇağrıBu çalışmada, Van-Çatak bölgesindeki Kuvaterner yaşlı (0.66 – 0.63 My) volkanik kayaçların mineralojik-petrografik ve jeokimyasal özellikleri incelenmiş, volkanizmanın kökeni ve oluşumunda etkili olan süreçlere açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Çalışma alanında Permiyen öncesi döneme ait Hulkan formasyonu, Toyaç formasyonu ve Samanlı formasyonu, Permiyen dönemine ait Körüklü formasyonu ile Kuvaterner yaşlı Bazanitler ve taraçalar bulunmaktadır. Bazanitik volkanizma bir açılma çatlağı boyunca meydana gelmiş lav ve piroklastiklerden oluşmaktadır. Majör, NTE element jeokimyası ve Sr, Nd izotop bileşimleri, bazanitlerin evrimleşmesinde olivin ve piroksen minerallerinin rolünü göstermiş ve lavların yeryüzüne ulaşıncaya kadar %2’lik oranda üst kabuğu karakterize eden litolojiler tarafından kirletildiğini ortaya koymuştur. MELTS modellemesi bazanitlerin, 4-5kb lık basınç altında %1’lik su muhtevasında ve 1300 – 1000 0C arasındaki sıcaklıklarda fraksiyonel kristallenmeye uğramış olabileceğini göstermiştir. Kısmi ergime modellemesi, Çatak volkanitlerinin %1’in altında gerçekleşen kısmi ergime derecelerinde %95’in üzerinde granatça zengin astenosferik bir mantodan itibaren oluştuğunu ortaya koymuştur. Major element içerikleri kullanılarak yapılan termobarometrik hesaplamalar, Çatak volkaniklerinin Doğu Anadolu’da yüzeylenen diğer çarpışma sonrası volkaniklere göre daha derin kökenli bir manto kaynağından itibaren türemiş olduğunu göstermiştir.Master Thesis MUHASEBE HATA VE HİLELERİNİN TESPİT VE ÖNLENMESİNDE MUHASEBE MESLEK MENSUPLARININ SORUMLULUĞU VE BİR ARAŞTIRMA(Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2015) Akatak, Ahmetİnsanlık tarihi kadar bir geçmişe sahip olan muhasebenin, günümüz dünyasında özellikle yaşanan teknolojik gelişmelerle beraber bilgi dünyasındaki yeri ve önemi göz ardı edilmeyecek bir konuma gelmiştir. Muhasebe bilgi sisteminin sağladığı verilerin ilgili kişilere ve kamu kuruluşlarına aktarılmasında köprü vazifesi gören muhasebe meslek mensuplarının bu görevi yerine getirirken tarafsız, güvenilir ve bağımsız bir sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri son derece önemlidir. Bu çalışmada muhasebede hata ve hilelerin tespit ve önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının sorumluluğu üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda ilk iki bölümde muhasebe hata türleri ile hile kavramları açıklanmış, daha sonra muhasebe mesleğinin tarihsel gelişimi ve muhasebe meslek mensupları hakkında genel bilgi verilerek meslekin ahlaki boyutunu oluşturan etik kuralları ve mesleki sorumluluk konuları açıklanmıştır. Bu çalışmanın amacı muhasebe meslek mensuplarını hata ve hilelere yönlendiren etmenler ile etik dışı davranışlara yönelik tutumlarını incelemektir. Çalışmanın amacına ulaşmak için Mardin ve Şırnak illerinde mesleğini icra eden muhasebe meslek mensupları üzerinde bir anket araştırması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler çeşitli istatistiki yöntemlerle test edilmiş ortaya çıkan sonuçlar paylaşılmıştır. AnahtarConference Object Quaternary Basanitic Rocks within the Eastern Anatolian Volcanism (Turkey): Petrological and Geochemical Constrains(19th EGU General Assembly, EGU2017, 2017) Özdemir, Yavuz; Mercan, Çağrı; Oyan, Vural; Atakul Özdemir, AyşeThe Eastern Anatolian Cenozoic continental intraplate volcanism was initiated in Middle Miocene as a result of the convergence between the Arabian and Anatolian plates. The origin of Eastern Anatolian volcanism has been the focus of many petrological studies that have aimed to resolve the relative contributions of asthenospheric mantle and/or lithospheric mantle with/without subduction component in the genesis of magmas that compositionally have many affinities to ocean island basalts (OIB) and volcanic arcs. Volcanism in the region characterized by mainly stratovolcanoes, basaltic lava plateaus and are dominantly spread at the northern parts of Bitlis Pötürge Massif (BPM). Our study focuses on a small scale Quaternary basaltic system that firstly observed within the BPM. The volcanic rocks of our study located 50 km to the south of Lake Van and are basanitic in composition. They exposed along K–G striking tensional fissures and crosscut the Upper unit of the Bitlis Massif. Initial products of the volcanism are scoria fall deposits. Thick basanitic lava flows overly the pyroclastics and formed columnar structures. The basanites are generally fine-grained with phenocrysts of olivine+clinopyroxene. The groundmass is typically of clinopyroxene, olivine and Ti magnetite and Cr spinel with interstitial nepheline. The olivine phenocrysts are typically euhedral to subhedral with Forsterite contents of Fo73-83. Clinopyroxenes are highly calcic and show modest variations in Wo47-52-En34-42-Fs10-15 and are weakly zoned with mg# 89-87 at cores to 86-84 at rims. Nephelines occur as minor minerals within the networks of other groundmass minerals. Ti rich and Fe-Cr spinels occur as inclusions in olivine and clinopyroxenes as well as within the groundmass. LILE and LREE enrichments over HFSE and HREE suggest similarities with magmas generated from enriched mantle sources. EC-AFC modeling of trace element and isotope compositions indicates that assimilation of crustal lithologies have minor effect on the evolutionary stages of basanitic rocks. Based on LREE/HREE, MREE/HREE ratios and partial melting models, we suggest that basanitic rocks of Çatak are produced from a lower degree melting of a garnet bearing mantle source.Conference Object Petrology of the quaternary basanitic rocks from Bitlis Massif(World Multidisciplinary Earth Sciences Symposium (WMESS 2017), 2017) Özdemir, Yavuz; Mercan, Çağrı; Oyan, Vural; Atakul-Özdemir, AyşeVolcanism within the Eastern Anatolian High Plateau characterized by mainly stratovolcanoes, basaltic lava plateaus and it is dominantly spread at the northern parts of Bitlis Pötürge Massif (BPM). Our study focuses on a small scale Quaternary basaltic system that firstly observed within the BPM. The volcanic rocks of our study are basanitic in composition. They exposed along K-G striking tensional fissures and crosscut the Upper unit of the Bitlis Massif. Initial products of the volcanism are scoria fall deposits. Thick basanitic lava flows overly the pyroclastics and formed columnar structures. The basanites are generally fine-grained with phenocrysts of olivine+clinopyroxene. The groundmass is typically of clinopyroxene, olivine and Ti magnetite and Cr spinel with interstitial nepheline. The olivine phenocrysts are typically euhedral to subhedral with Forsterite contents of Fo73-83. Clinopyroxenes are highly calcic and show modest variations in Wo47-52-En34-42-Fs10-15 and are weakly zoned with mg# 89-87 at cores to 86-84 at rims. Nephelines occur as minor minerals within the networks of other groundmass minerals. Ti rich and Fe-Cr spinels occur as inclusions in olivine and clinopyroxenes as well as within the groundmass. LILE and LREE enrichments over HFSE and HREE suggest similarities with magmas generated from enriched mantle sources. EC-AFC modeling of trace element and isotope compositions indicates that assimilation of crustal lithologies have minor effect on the evolutionary stages of basanitic rocks. Based on LREE/HREE, MREE/HREE ratios and partial melting models, we suggest that basanitic rocks of Çatak are produced from a lower degree melting of a garnet bearing mantle source.Article Öğretmenlerde Örgütsel Bağlılık, İşe Gömülmüşlük, İşe Adanmışlık ve İşten Ayrılma Niyeti İlişkisi: Bir Alan Çalışması(Hasan Kalyoncu Üniversitesi, 2018) Gökaslan, Mehmet Oktayİyi eğitim almış bireyler öncelikle ülkelerinin gelişme düzeylerini olumlu yönde etkileyen, çağa ayak uydurabilmelerini sağlayan ve insanlığın gelişmesine de etki eden en önemli faktördür. Eğitim her yaşta devam eden bir süreç olması bir yana en önemli eğitim dönemi çocukluk ve gençlik dönemleridir. Ülkemizde temel eğitim olarak 12 yıl süre ile zorunlu eğitim genel olarak devlet eliyle verilmektedir. Öğrencilerin iyi eğitim alması için fiziki ve teknolojik imkanların yanı sıra onları eğiten öğretmenlerinde eğitim verme kalitelerinin arttırılması için öğretmen sorunlarının ele alınıp incelenmesi ve bu sorunların çözümüne ilişkin çalışmalar yapılıp kalitelerinin arttırılması gerekmektedir. Sosyal bir varlık olmanın yanında iş görenlerin yaptıkları işi benimseme o işi sahiplenme dereceleri de hem yaptıkları işten zevk almaları hem de yapılan iş neticesinde muhatapları olan müşterilerinin ki eğitim sisteminde müşteri kitlesi öğrenciler olmaktadır, memnuniyet düzeylerini arttırmaktadır. Sadece müşteri açısından ziyade çalışanın işi ile bütünleşmesi işten ayrılma niyetini de negatif yönde etkileyerek işten ayrılma durumunu azaltmaktadır. Bu çalışmada öncelikle öğretmenler için örgütsel bağlılık, işe gömülmüşlük, işe adanmışlık ve işten ayrılma niyeti kavramları teorik olarak açıklanmıştır. Daha sonra bir anket formu oluşturularak belirlenen örneklem üzerinde uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS 21 programı ile analiz edilmiştir.Article İşe Gömülmüşlük, İşe Adanmışlık ve İşten Ayrılma Niyeti İlişkisi: Bir Alan Çalışması(Mukaddime, 2018) Büyükbeşe, Tuba; Gökaslan, Mehmet OktayThe most important element in today’s working life is a qualified human resource. It is assumed that the employees who know the system of the organization, have adopted the culture of the organization, and are devoted to their organization and work will continue working in their current organization. It is a real problem for organizations when employees leave their jobs. The process of hiring new employees may lead to problems in terms of commitment and organizational culture for both the employees and the organizations. No matter how much practice and experience a new employee might have, it takes a considerable amount of time to adapt to the new working environment. Moreover, in this process, it is not certain for the new employee to be pleased with the job. It is vital for organizations to have the employees who work with a commitment to the organization. The current study aims to determine the relationship between employees’ job embeddedness, job engagement, and intention to quit job in a large-scaled textile factory in Diyarbakır. With this aim, we, first, explained job embeddedness, work engagement, and intention to quit the job theoretically, and then prepared the questionnaire, conducted it on a sample group, and analyzed the data we obtained using IBM SPSS 23Conference Object KENTLERİN MARKALAŞMASI VE TÜRKİYEDEKİ MARKALAŞAN KENTLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA(İksad Uluslararasi Yayinevi, 2018) Akatak, Ahmet; Gökaslan, Mehmet OktayModern veya post modern yaşamın bireylerin tüketim kalıplarına ve yaşam kalitesine etkisi inkar edilemez bir gerçekliktir. Müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılan çalışmaların odak noktasını “farklılaşmak” kavramı oluşturmaktadır. Bir ürün ya da bir hizmeti satın alırken ayırt edici olan nedir sorusu tatmin düzeyi ve beklentisi ile paralel bir zemin meydana getirmektedir. Küreselleşmenin de beraberinde getirdiği yoğun ve yüksek rekabet, işletmeleri/firmaları/organizasyonları karlılık düzeylerini muhafaza etme ya da arttırma ihtiyacını doğurmak anlayışına yöneltmektedir ve bu durum aynı zamanda kentlerin markalaşma düzeyine de etki etmektedir. Özel sektördeki bu rekabetin kimi izdüşümlerini marka kent oluştururken görmek mümkündür. Bu bağlamda öğrenci, turist, yatırımcılar vd. unsurları bir kente çekmenin önemi gittikçe artmaktadır. Doğal güzelliklerin, mimari yapıların, coğrafi konumların marka kent meydana getirmesinde işlerliği daha açık iken bu özelliklere sahip olmayan kentlerin planlı ve stratejik hedefleri ayrı bir önem arz etmektedir. Markalaşmaya dair hizmet ve ürünler üzerinde birçok araştırma yapılmıştır. Kentlerin markalaşması üzerine de çeşitli araştırmalar mevcuttur. Kentlerin ayırt edici özelliklerinin ortaya çıkartılması ile markalaşmaları sağlanmak istenmektedir. Bu çalışmada kentlerin markalaşmaları bağlamında; marka ve kent kavramları için yapılan tanımlara bakılmış, kentlerin markalaşması ve kent markası yaratma sürecinden bahsedilip Türkiye‟de markalaşmayı başarmış ve akademik çalışmalara konu olmuş Marmara bölgesinden en fazla nüfusa sahip İstanbul, İç Anadolu‟dan Türkiye‟nin başkenti Ankara, Ege bölgesinin en kalabalık kenti İzmir, Akdeniz bölgesinde adını turizm ile duyuran Antalya ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden sanayi ve kültür şehri olarak bilinen Gaziantep kentleri ile ilgili bir yazınsal çalışma yapılmaya ve ele alınan kentler için markalaşma hususunu ön plana çıkartan kendilerini diğer kentlerden ayıran fark yaratmalarını sağlayan özelliklerin neler olduğuna değinilmeye çalışılmıştır.Conference Object EKONOMİK İSTİKRAR BAĞLAMINDA KIRILGAN BEŞLİ VE TÜRKİYE ÜZERİNE MAKROEKONOMİK BİR ÇALIŞMA(İKSAD Yayınevi, 2018) Arslan, İbrahim; Bayar, İlyas; Kavak, OsmanDünya ölçeğinde ülkelerin ekonomik durumlarını etraflıca irdelemenin yollarından biri rating kuruluşlarının raporları ve araştırmalarıdır. Rating kuruluşlarının varlık nedeni her ne kadar tasarruf açığı olan ülkelerin dış borç temininin sağlaması için kredibilite durumlarını tespit etmek olsa da söz konusu kuruluşların görüşleri ülkeler arası sermaye hareketlerini, doğrudan ve dolaylı yoldan bireylerin/kurumların/kuruluşların yapacakları yatırımları, iktisadi aktörlerin ekonomik kararlarını etkilediği yadsınamaz bir gerçektir. Özellikle bir bütün olarak değerlendirildiğinde hem siyasi hem de ekonomik düzlemde gelişmiş ülke ekonomileri gibi sağlam bir zemine oturmayan ülkeler “kırılganlık” riski ile karşı karşıya kalmaktadır. Gelişmekte olan ve yükselen piyasa ekonomilerden biri olarak kabul edilen Türkiye‟nin ekonomik görünümü bu bağlamda ayrı bir önem arz etmektedir. ABD'li Uluslararası Finansal Hizmetler ve Yatırım Bankacılığı Kuruluşu Morgan Stanley, Ağustos 2013 yılında yayınladığı ekonomik raporda kırılgan beşli diye bir gruplamaya gitti. Bu raporda Kırılgan beşli olarak Hindistan, Brezilya, Endonezya, Türkiye ve Güney Afrika ülkeleri belirlenmişti. 2016 yılının sonunda Morgan Stanley kırılgan beşli sınıflandırmasını revize etti. Brezilya ve Hindistan bu gruptan çıkarılıp yerlerine Meksika ve Kolombiya dahil edilerek yeni kırılgan beşli Endonezya, Türkiye, Güney Afrika, Kolombiya ve Meksika olmuştur. Kasım 2017 yılında rating kuruluşlarından biri olan Standard and Poor‟s ( S&P) da yayımladığı raporda yeni bir kırılgan beşli listesi oluşturmuştur. Bu yeni liste Türkiye, Arjantin, Pakistan, Mısır ve Katar‟dan meydana geliyordu. Son beş yılda iki farklı kuruluş tarafından yayınlanan üç raporda da Türkiye yer almaktadır. Bu çalışmamızda ekonomik istikrarın sağlanması için hedeflenen ekonomik politikalar ışığında Türkiye‟yi, Morgan Stanley‟in yeni kırılgan beşli listesinden yer almayan Brezilya ve Hindistan ülkelerinin 2013-2017 makro ekonomik performanslarını karşılaştıracağız. Çalışmamızda Türkiye‟nin halen kırılgan beşli grupta yer almasının ulusal bir algı mı yoksa rasyonel bir karar mı olduğunun değerlendirmesini reel verileri göz önünde bulundurarak yapmaya çalışacağız. Kuşkusuz Türkiye‟nin içinde bulunduğu coğrafya, Ortadoğu‟da ve bazı Arap ülkelerinde kimi siyasi hareketlerin yarattığı bunalımlar, araştırmamızın belli noktalarına kısıtlar getirse de araştırmanın ekonomik bir projeksiyon oluşturmasına katkı sağlayacağı aşikardır.Conference Object Bitlis Kenet Kuşağı İçerisinde Gözlenen Kuvaterner Yaşlı Bazanitik Çatak (Van) Volkanitlerinin Jeolojik ve Jeokimyasal Özellikleri(8.Geochemisty Symposium, 2018) Mercan, Çağrı; Özdemir, Yavuz; Oyan, VuralArap ve Avrasya plakaları arasında meydana gelen çarpışma Orta-Miyosenden itibaren Doğu Anadolu Bölgesi’nin yükselmesine ve yoğun volkanik aktiviteye maruz kalmasına sebep olmuştur. Van’ın Çatak ilçesinde yer alan volkanikler, çarpışma sonrası volkanizmanın en nadir görülen üyelerinden biri olup K-G yönlü açılma çatlağı boyunca yüzeye ulaşmış olan bazanitik lavlarla temsil edilirler. Bitlis Masifi kayaçlarını keserek yüzeylenen bazanitlerden yapılan K-Ar radyometrik yaşlandırmalarından 0.66 ve 0.63 milyon yıllık yaşlar elde edilmiştir. Volkanizma ince taneli skorya geri düşmeleri ile başlamış boyutları artan skoryalar ve bunlara eşlik eden volkanik bombalarla devam etmiştir. Bazanitik lavlar ise volkanizmanın son ürünleri olup arazide sütunsal yapılar sunarlar. Lavlar genellikle ince taneli olup olivin, klinopiroksen fenokristalleri ile olivin, klinopiroksen, Ti manyetit, nefelin, Cr spinel içeren bir matriksten oluşmuştur. Olivinler yarı özşekilli ve özşekilli taneler şeklindedir ve Fo73-80 arasında değişen forsterit oranlarına sahiptir. Klinopiroksenler kalsik karakterde olup Wo47-52 En34-42Fs10-15 içerikleri ile belirgindirler. Nefelinler ise matriksi oluşturan mikro kristaller arasında aradolgu şeklinde bulunmaktadır. EC-AFC modellemesi lavların yeryüzüne ulaşıncaya kadar %2 oranında üst kabuğu karakterize eden litolojiler tarafından kirletildiğini, iz element jeokimyası ve Sr-Nd izotop bileşimleri ise bazanitlerin zenginleşmiş bir manto kaynağından türediklerini ortaya koymuştur. Major element içerikleri kullanılarak yapılan termobarometrik hesaplamalar Çatak volkanitlerinin Doğu Anadolu’da yüzeylenen diğer çarpışma sonrası volkanitlere göre …Conference Object BİTLİS MASİFİ’NDEKİ BAZANİTİK VOLKANİTLERİN JEOLOJİK VE PETROLOJİK ÖZELLİKLERİ(71. Türkiye Jeoloji Kurultayı, 2018) Mercan, Çağrı; Özdemir, Yavuz; Oyan, Vuralİnceleme alanını içinde barındıran Doğu Anadolu Bölgesi Oligo-Miyosen’den bu yana Arap Plakası ile Avrasya Plakası’nın aktif bir çarpışma bölgesi olmuştur. Bitlis-Zagros Kuşağı boyunca gerçekleşen bu çarpışmanın ardından bölge yükselmeye başlamış ve yoğun şekilde volkanizma oluşmuştur. Bu çalışmayı oluşturan Bitlis Masifi’ndeki Çatak volkanitleri Van’ın Çatak İlçesi’nde bulunmaktadır ve Doğu Anadolu’da eşine az rastlanan bazanitik türde kayaçlardan oluşmaktadır. Bazanitik volkanitler K-G yönlü bir açılma çatlağı boyunca yüzeye ulaşmışlardır. K-Ar radyometrik yaşları, söz konusu volkanik kayaçların 0.66 ve 0.63 My. (Orta Pleyistosen) yaşlarında olduğunu göstermektedir. İnceleme alanındaki volkanik istif alttan üste doğru ince taneli skorya geri düşme çökelleri ile başlamış, boyutları artan skoryalar ve bunlara eşlik eden volkanik bombalarla devam etmiştir. Bazanitik lav akıntı ürünleri ise bölgedeki volkanizmanın son ürünleri olup arazide sütunsal soğuma yapıları ile tipiktirler. Porfiritik dokuya sahip bazanitler çoğunlukla olivin+piroksen fenokristallerinden meydana gelmektedirler ve bu fenokristaller olivin, piroksen, Ti-manyetit, nefelin, Cr-spinel içeren bir matriks içerisinde bulunmaktadır. Bazanitler çoğunlukla taze olup, sadece olivinlerde yer yer iddingsitleşmeler gözlenmektedir. Düşük SiO2 (%40-41) ve yüksek MgO (%9-10) içeriklerine sahip olan bazanitler belirgin iri katyonlu litofil (LIL) ve hafif nadir toprak element (LREE) zenginleşmeleri ile karakteristiktirler. İz element jeokimyası ve Sr-Nd izotopik bileşimleri bazanitlerin zenginleşmiş bir manto kaynağından itibaren türediklerini ortaya koymaktadır. Ana element jeokimyası kullanılarak yapılan termobarometrik hesaplamalar bazanitlerin Doğu Anadolu’da yüzeylenen diğer çarpışma sonrası volkanitlere göre daha derin kökenli bir manto kaynağından itibaren türemiş olduğunu göstermiştir. Buna paralel olarak nadir toprak element oranları kullanılarak oluşturulan kısmi ergime modellemesi, bazanitik magmanın astenosferik mantonun düşük dereceli (<1) kısmi ergimesi sonucunda oluştuğuna işaret etmektedir. Kabuksal katkının varlığını ortaya koymak amacıyla iz element ve Sr-Nd izotop içerikleri kullanılarak oluşturulan EC-AFC modellemesi lavların yeryüzüne ulaşıncaya kadar %2 oranında üst kabuğu karakterize eden litolojiler tarafından kirletildiğini göstermektedir.Article GÖÇÜN İNSANİ BOYUTU: ÖMERLİ ÖRNEĞİ(Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science, 2018) Arslan İbrahim; Bayar İlyas; Kavak, OsmanOrtadoğu ve Arap Baharının tesiriyle başlayan Suriye iç savaşının yıkıcı yansımaları, sınır komşusu olmamız nedeniyle kaçınılmaz bir şekilde ülkemizin her noktasında hissedilmektedir. Yalnızca ekonomik, kültürel, sosyal boyutu ile değil en önemlisi yaşamsal nosyonlara dayanan “insani” boyutu ayrı ve öncelenmesi gereken bir biçimde önem taşımaktadır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının formüle ettiği ve literatüre eklediği insani yoksulluk endeksinin ne boyutta olduğunu belirlemek ve sosyal politika çerçevesinde hem kamuyu hem özel sektörü nasıl harekete geçirebiliriz sorusuna cevap aramak araştırmamızın asıl amacını oluşturmaktadır. Bununla birlikte göç olgusunun sonuçlarından biri olan mekânsal ve kültürel değişimin, sosyal çevreye uyum ve iletişim üzerindeki etkisini ölçmek sosyal programların oluşturulması açısından öncül bir projeksiyon sağlayacağına ve katkı sunacağına inanmaktayız. Araştırmamızda nitel araştırma yöntemi kullanılarak, Mardin ilinin Ömerli ilçesine göç etmek zorunda kalan Suriyeli evli kadınların sosyoekonomik durumunu özellikle yoksulluk boyutuyla ele almaya çalıştık. kullanılmıştır. Suriyeli göçmenlerin toplumsal entegrasyon noktasında birçok eşiği atladıkları halde ekonomik anlamda ciddi zorluklar çektikleri görülmektedir.Master Thesis Birikim Dergisi Örneğinde Türk Solunun Kürt Meselesine Bakışı(Afyon Kocatepe Üniversitesi, 2018) Evren, MuhittinKürt meselesi yıllardır konuşulan ve tartışılan bir günde. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin işleyişinden itibaren bu sorunun varlığı daha belirgin hale gelmiş Uzun süredir Türkiye'de önemli bir yer teşkil eden bu politikanın birçok kesimi tarafından incelenmiş ve farklı bakış açıları ve çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Son dönemlerde ise sorunun çözümü için adımlar atılmıştır. Bu çözüm arama çabaları Kürt meselesinin siyasi arenada daha fazla tartışılması da devam ediyor. Türk çözümü içerisinde yer alan Birikim Dergisi'nin Kürt meselesi ile ilgili olarak ortaya konulan içerikleri korunur. Bu başarılı olabilir, derginin önde gelen isimlerinin yazılarının yanı sıra dergide bu mesele ile ilgili diğer yazılar da vardı. Bu yazılarda Birikim Dergisi'nin Kürt meselesi konusunda nasıl bir bakış açısı içerisinde olduğu ve zaman içerisinde görüşlerinde bir farklılık olup olmadığı da araştırılmıştır. Bütün birlikte, Birikim Dergisi'nin Kürt meselesinin dağılımı analiz edilerek çalışma sağlanmıştır.Conference Object KURUMSAL YÖNETİMİN İŞLETMELER İÇİN ÖNEMİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME(İksad Uluslararasi Yayinevi, 2018) Akkuş, Baran; Bakır Kaya, Sevim; Akatak, AhmetGenelde işletmedeki tüm tarafların özelde pay sahiplerinin ortak ekonomik amaçlarının gerçekleştirilmesi, ekonomik, rekabet, sosyal vb. çevre şartlarının etkisi altında olmakla birlikte bu şartları gözeten ve bunlara uygun işletme politikalarını uygulayacak olan yönetimin performansına bağlıdır. Söz konusu performansı nasıl bir işletme yönetimi anlayışının sağlayacağı konusundaki arayışlar, 2000‟li yılların başında “kurumsal yönetim” anlayışıyla karşılık bulmuştur. Kurumsal yönetim anlayışı ile ilgili literatürdeki çok sayıda tanımda ortak vurgu, kurumsal yönetimin, öncelikle şirketlerin ve kurumların yönetildiği ve faaliyetlerinin kontrol edildiği bir sistem olduğudur. Ancak bu tür sistemi oluşturabilmek için de bazı ilkelere uymak gerekir. OECD tarafından hazırlanan ve kurumsal yönetim ilkeleri olarak adlandırılan söz konusu ilkeler; şeffaflık, adillik, hesap verebilirlik ve sorumluluktur. şeffaflık, şirketle ilgili finansal ve finansal olmayan, ticari sır olmayan ve henüz kamuoyu ile paylaşılmayan, bilgilerin, doğru, açık, zamanında ve karşılaştırılabilir şekilde kamuoyuna sunulmasıdır. Adillik ise, işletme yöneticilerinin karar alırken, bu kararlardan etkilenen tüm işletme taraflarının menfaatini gözetmesi ve kararlarında hepsine eşit mesafede olmalarıdır. Hesap verebilirlik, karar vericilerin ve faaliyette bulunanların tüm karar ve faaliyetlerinden ötürü hesap verme zorunluluğu olduğunu ifade eden ilkedir. Son olarak sorumluluk ilkesinde ise yönetiminin tüm faaliyetlerinin ilgili mevzuata, şirket sözleşmesine,şirket içi düzenlemelere, toplumsal ve etik değerlere uyma yükümlülüğü ve bu hususlarda denetime tabii olmasını kapsamaktadır. Böylece kurumsal yönetim; işletmelerde hesap verebilir, şeffaf, adaletli, toplumsal kurallara ve etik değerlere uyan bir yapının kurulmasını hedeflemektedir. Kurumsal yönetimle birlikte hem toplum nezdinde hem de yatırımcılar nezdinde daha güvenilir bir işletme imajı oluşturmamız mümkün olmaktadır. Bu sayede daha karlı ve sürdürülebilir işletmeler ortaya çıkmaktadır. Bunların yanı sıra işletmeye yatırım yapanların daha aktif olarak işletmeyi denetlemelerine imkan sağlayan bir yapı oluşturulmaktadır. Ayrıca kurumsal yönetim kavramı işletmelerde iyi yönetim olgusunun yerleştirilmesidir. Kurumsal yönetime geçebilen işletmeler finansman kaynaklarına daha kolay ve az maliyetle ulaşabilirler. Ayrıca kaynakların daha verimli hale gelmesi sağlanmış olur. Kurumsal yönetim ilkelerini benimseyen, hayata geçiren ve uygulayan işletmeler yatırımcıların tercihi olmaktadır. Ayrıca kurumsal yönetimin yaygın olduğu ülkelerde kayıt dışının azaldığı, refah seviyesinin yükseldiği gözlemlenmektedir. Kurumsal yönetimi benimseyen işletmeler daha uzun ömürlü olmakta, tek kişinin (işletme sahibi) yönettiği yapı ortadan kalkmakta ve her açıdan daha güvenilir, şeffaf, hesap verebilir, adil bir yapı oluşmaktadır. Türkiye'de de kurumsal yönetimin gelişmesine yönelik ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Özellikle KOBİ'ler ve aile şirketlerinin de kurumsal yönetim uygulamalarını benimsemesi ülkemiz açısından güzel gelişmelerin olmasını sağlayacaktır. Bu çalışmada da kurumsal yönetim, kurumsal yönetim ilkeleri, işletmelerde benimsenmesinin gerekliliği ve Türkiye' de kurumsal yönetim faaliyetlerinin önemi açıklanmaya çalışılmıştır.Conference Object MANTLE SOURCE CHARACTERISTICS OF THE NE-BASANITES FROM NORTH EASTERN EDGE OF THE ARABIAN PLATE(World multidisciplinary earth sciences symposium 2019, 2019) Özdemir, Yavuz; Mercan, Çağrı; Oyan, Vural; Atakul-Özdemir, AyşeThe Quaternary nepheline basanites are firstly observed volcanic products of Arabia-Eurasia collision on Bitlis Suture Zone which is an accumulation of Precambrian to Cretaceous metamorphic rocks, Late Cretaceous – Eocene and Middle Eocene volcano-sedimentary units thrust over the Arabian platform between late Eocene and Middle Miocene after the convergence between Anatolian and Arabian plates. Nepheline basanites are composed of clinopyroxene, olivine, Ti-magnetite, Cr spinel, and nepheline. They are characterized by low SiO2 (40.16-41.96 wt %), high MgO contents (8.54-9.73 wt %) and similar Sr-Nd isotopic compositions with Arabian Plate volcanics. Independent barometers indicate that crystallization takes place over a wide range of pressure 8–20 kbar and melt cooled from about 1301°C-1035°C. Trace elements together with Sr isotopic compositions inferred negligible assimilation of the local upper crustal material. The calculated average pressure and temperature of mantle melting for ne-basanites is 2,85 kbar and 1353oC respectively. FC3MS (wt. % FeO/CaO-3*MgO/SiO2) parameter and melting models using REE data reveal that Çatak basanites are products of amphibole and phlogopite bearing metasomatised lithospheric mantle in garnet stability field. Results of thermobarometric calculations together with the recent geophysical data point out melting originated from the base of Arabian lithospheric mantle.Conference Object Yoksulluk ve Çevresel Bozulma Arasındaki Etkileşim: Batman Örneği(Şırnak Üniversitesi, 2019) Serin, Zehra Vildan; Dursun, Hasan; Kavak OsmanÇevresel bozulma kendini insanoğlu ile göstermiştir. Ancak insanoğlunun çevresel bozulma üzerindeki etkisi geçmişten günümüze kadar sürekli artmıştır. Küreselleşme ile birlikte çevresel bozulma üst düzeylere ulaşmış ve çevrenin kendini yenileme fırsatı olmadan eskilerine yenileri de eklenmiştir. Buna bağlı olarak sorunun çözümü amacıyla uygulanan politikalar mevcut çevresel sorunların karmaşık yapısı nedeniyle genellikle başarısız olmuştur. Günümüzde çevresel bozulma ile yoksulluk ilişkisi incelendiğinde dünya genelinde aynı tablo ile karşı karşıya kalınmaktadır. Yoksulluk-çevre bozulması arasındaki ilişki bizlere önemli doneler vermektedir. Günümüzde bu iki sorun kalkınmanın önünde önemli birer engel olarak görülmektedir. Bu çalışmada Batman ilinde; çevresel bozulma ve yoksulluk arasındaki etkileşim, çevresel bozulmanın nedenleri, nüfus, eğitim ve kişi başına düşen gelir faktörlerinin çevresel duyarlılıkla ilişkileri incelenmiştir. 2006-2017 yılları arasındaki eğitim, nüfus ve gelir verileri ışığında sözü geçen yıllar için karşılaştırma yapılarak yıllar içindeki değişim ve gelişim irdelenmiştir.Article ADLİ MUHASEBE UYGULAMA ALANLARI İLE ADLİ MUHASEBE KAPSAMINDA HİLE VE YOLSUZLUKLARIN İNCELENMESİ(Mardin Artuklu University, 2019) Akatak, AhmetBu çalışmanın amacı adli muhasebe ve adli muhasebecilik mesleği hakkında bilgi vermek, adli muhasebecilik mesleğinin günümüzdeki mevcut durumunu değerlendirmek, adli muhasebenin uygulama ve faaliyet alanlarının belirtilip adli muhasebe kapsamında hile ve usulsüzlüklerin incelenmesini sağlamaktır. Tüm Dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de işletmeleri ve işletmelerin içinde olduğu ekonomik çevreyi olumsuz bir şekilde etkileyen hile ve usulsüzlüklerin olduğu bilinmektedir. Muhasebedeki finansal tablo hileleri yoluyla birçok kişi, kurum ve kuruluş finansal zarara uğramaktadır. Özellikle teknolojik alanda yaşanan gelişmelerle bilgisayarın daha fazla çalışma hayatında yer alması yeni bir hile ve yolsuzluk alanları oluşturmuştur. Bu tür olayları ortaya çıkarmak ve önlemek için hem muhasebe hem de hukuk bilgisine sahip alanında uzman kişilere duyulan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Yeni bir muhasebe uzmanlık alanı olan Adli muhasebe, uyuşmazlıkların çözümünde mahkemelere yardım etmelerinin yanı sıra, hile ve usulsüzlükleri önleyici tedbirlerin alınması ile hile ve usulsüzlüklerin ortaya çıkartılması konularını kapsamaktadır.Presentation Aydınlanma Düşüncesinin Geliştirdiği Modern ve Postmodern Dönemlerinin Cemaatleşmeye Etkisi(İlmi Edütler Derneği, 2019) Özçelik, Musaye KonakCemaat insanlık tarihinin başlangıcından beri vardır. Çünkü insan toplumsa bir varlıktır ve yalnız yaşaması mümkün değildir. bundan dolayı bireyler daima cemmatler içerisinde bulunma ihtiyacı duymuş ve cemaatler oluşmuştur. klasik sosyoloji boyunca cemaat hep Tönnies'in ortaya koyduğu anlamda, geleneksel tarım toplumunun sanayi öncesi yaşam biçiminini niteleyen toprak temelli, dini geleneklere bağlı komünal ve yarı komünal derin bir bizlik duygusu içeren toplumsal yaşam biçimi olarak algılanmıştır. fakat modernleşme ile birlikte bu anlamdaki cemaaten topluma geçileceği ve cemaatin yok olacağı, yerini toplumun alacağını fikri benimsenmişti. Toprağa bağlı çözülerek birincil önemini yitirmiştir. Ancak hiçbir zaman tamamen yok olmamıştır. Cemaat toplumsal yaşantının ilk ve en önemli özelliği olarak daima vardır ve çok çeşitli biçimlerde de olsa özünün koruyarak var olacaktır. Çünkü her fert cemaat içinde doğar ve yaşamını cemaate borçludur.Article Composition, pressure, and temperature of the mantle source region of quaternary nepheline-basanitic lavas in Bitlis Massif, Eastern Anatolia, Turkey: A consequence of melts from Arabian lithospheric mantle(Elsevier, 2019) Mercan, Çağrı; Özdemir, Yavuz; Oyan, Vural; Atakul Özdemir, AyşeThe Quaternary (0.66–0.63 Ma) nepheline basanites (ne - basanite) are the firstly observed volcanic products of Arabia-Eurasia collision on Bitlis Pötürge Massif. They composed of clinopyroxene, olivine, Ti-magnetite, Cr spinel, and nepheline. The forsterite compositions of olivines range between 73 and 83%, calcic clinopyroxenes show modest variations in Wo48–57-En37–45-Fs5–7 and nephelines occur as minor minerals within the networks of other groundmass minerals. They are characterized by low SiO2 (40.16–41.96 wt%), high MgO contents (8.54–9.73 wt%) and similar Srsingle bondNd isotopic compositions with Arabian Plate volcanics. Mineral and whole rock thermobarometry yield crystallization pressure and a temperature range between 8 and 20 kbar and 1301 °C – 1035 °C respectively. Lavas have high Mg-number (>0.58), high Cr and Ni contents and strong LREE enrichment but depletion in Rb, K, and Pb. Trace elements together with Sr isotopic compositions inferred negligible assimilation of the local upper crustal material. The calculated average pressure and temperature of mantle melting for ne-basanites is 2,85 kbar and 1353 °C respectively. FC3MS (wt% FeO/CaO-3*MgO/SiO2) parameter and melting models using REE data reveal Çatak basanites are products of amphibole and phlogopite bearing metasomatised lithospheric mantle in garnet stability field. They seem to originated from depths of ~ 85 km which corresponds to the base of the Arabian lithosphere in the region.Conference Object YÜKSEKÖĞRETİM TALEBİ VE GETİRİLERİ(BİL-TEK, 2019) Gölpek Filiz; Kavak OsmanDünyanın birçok ülkesinde okullaşma oranı, ailenin sosyo-ekonomik statüsü, eğitim harcamaları, beşerî sermayenin özel faydası olan kazanç farklılıkları, işsizlik ve istihdam oranları, işsiz kalma süresi faktörleri yükseköğretim talebini etkilemektedir. Ancak bu faktörler, bir öğrencinin yükseköğretim talebini aynı yönde etkilememektedir. Özellikle bireylerin ve toplumun eğitimden ne kadar fayda elde ettiklerini tespit etmek için de özel ve sosyal fayda değerleri üzerinde durulmaktadır. Bu konudaki çalışmalarda, genel olarak, ilk ve ortaöğretim seviyelerinde sosyal, yükseköğretimde özel faydaların ağır bastığına dair sonuçlar elde edilmiştir. Bu araştırmanın amacı, OECD ülkelerinde ve Türkiye’de yükseköğretim talebi ile yükseköğretimin faydaları (getiri) arasındaki ilişkiyi kavramsal anlamda analiz etmektir. Bu çerçevede, önce yükseköğretim talebinin artması, eğitim seviyelerine göre kayıt oranları, eğitim harcamalarının kamu ve özel dağılımı ve öğrenci başına yapılan harcamalar ile ele alınmıştır. Daha sonra, yükseköğretimin getirisi, eğitim seviyelerine göre özel ve sosyal getiri oranları, kazanç farklılıkları, işsiz kalma süreleri, işsizlik oranı, istihdam oranı ve parasal olmayan getiriler ile açıklanmıştır. Sonuçta ise, oldukça maliyetli olan yükseköğretimin devletçe sosyal mal sayıldığından parasız sunulduğu, yükseköğretimin bireylere yansıyan özel faydasının topluma yansıyan sosyal faydasından daha fazla olduğu, bunun da bireylerin yükseköğretim talebini arttırdığı ifade edilmiştir.