Sosyal Hizmet Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/2459
Browse
Browsing Sosyal Hizmet Bölümü Koleksiyonu by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 35
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Yaşlılarda Sık Kullanılan Düşme Riski Ölçeklerinin duyarlılıklarının İncelenmesi(2015) Baran, Leyla; Güneş, ÜlküBu araştırma huzurevinde kalan yaşlılarda Morse, Hendrich II ve DENN düşme riski ölçeklerinin risk belirlemede ne kadar özgül ve duyarlı olduğunu saptamak amacıyla planlanmıştır. Çalışma 15 şubat- 15 Haziran 2014 tarihleri arasında Türkiye‟de bir Huzurevi‟nde kalan, 65 yaş ve üzerinde olan, yatağa bağımlı olmayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 159 yaşlı birey ile yürütüldü. Araştırma verilerinin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Formu, Morse, Hendrich II ve DENN düşme riski ölçekleri kullanıldı. Veriler, araştırmacı tarafından yaşlı bireyler ile görüşülerek ve hemşire kayıt formlarından elde edildi. Araştırma kapsamına alınan bireylere ilk gün Tanıtıcı Özellikler Formu, Morse, Hendrich II ve DENN düşme riski ölçekleri uygulandı ve 60 gün boyunca bireylerin her gün düşme riski ölçeklerinden aldıkları puanlar kaydedildi. Aynı zamanda bu süre içinde bireylerin düşme durumları değerlendirilip gözlem formuna kaydedildi. Araştırmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesi bilgisayar ortamında SPSS (Statistical Package for Social Sciences / 18.0 for Windows) programı kullanılarak yapıldı. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik ve ROC (Receiver Operating Characteristic) analizi kullanıldı. Araştırmaya katılan bireylerin % 59.7‟si bayan olup yaş ortalaması 76.38 ± 7.97‟dir. Gözlemlenen 159 bireyin 59‟unda düşme gözlenmiştir. Bireylerin %82.4‟ünün herhangi bir görme problemi olduğu, %46.5‟inin herhangi bir işitme problemi olduğu ve %47.8‟inin yürümek için yardımcı bir araç kullandığı saptanmıştır. Bireylerin %94.3‟ünün kronik hastalıklardan en az birine sahip olduğu görülmektedir. Bireylerin “DENN Düşme Riski Değerlendirme Skalası” toplam puan ortalaması 13.58 ± 7.71 (Min-Max; 0-31) ve duyarlılık ve özgüllüğün aynı anda yüksek olduğu kesme noktası 14 olarak bulunmuştur. “Morse Düşme Ölçeği” toplam puan ortalaması 44.23 ± 26.86 (Min-Max; 0-105) ve duyarlılık ve özgüllüğün aynı anda yüksek olduğu kesme noktası 45 olarak bulunmuştur. “Hendrich II Düşme Riski 45 Ölçeği” toplam puan ortalaması ise 6.43 ± 3.63 (Min-Max; 0-14) ve duyarlılık ve özgüllüğün aynı anda yüksek olduğu kesme noktası 5 olarak bulunmuştur. Duyarlılık, Özgüllük, Pozitif ve Negatif yordama değerleri DENN Düşme Riski Değerlendirme Skalası için sırasıyla %84.31, %71.30, %58.11 ve %90.59; Morse Düşme Ölçeği için sırasıyla %74.51, %70.30, %55.07 ve %825.56; Hendrich II Düşme Riski Ölçeği için sırasıyla %80.39, %43.52, %40.20 ve %82.46‟dır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre ölçek sahiplerinin önerdikleri kesim noktalarına göre hem duyarlılığı hem de özgüllüğü yüksek olan ölçek DENN Düşme Riski Değerlendirme Skalasıdır. Buna göre özellikle yaşlı bakım evlerinde kalan bireylerin düşme riskinin tanılanmasında DENN risk değerlendirme ölçeğinin daha doğru sonuçlar verebileceği görülmekte ve huzurevlerinde öncelikli olarak bu ölçeğin kullanılması önerilmektedir.Article The effect of acupressure on postoperative pain of lumbar disc hernia: A quasi-experimental study(ELSEVIER SCI LTD, 2018) Tanrıverdi, Seher; Sarıtaş, SerdarLumbar disc herniation (LDH) is a disease characterized by lumbar and leg pain that occurs as a result of compression of the lumbar spinal root by the degenerated disc. The results of the study showed that 80% of humans experienced lumbar pain in any period of their lives [[1], [2], [3]]. Comprising an important part of lumbar pain; lumbar disc herniation (LDH) has an prevalence of approximately 15–56% per year [4,5]. One of the treatment methods preferred for patients diagnosed with lumbar disc herniation is surgery. Patients, who undergo surgery, experience intense pain in the early postoperative period [6]. It is known that medications are commonly used in pain control. Analgesic treatment used for pain control is the most preferred treatment method for pain relief as it has a rapid action and is administered easily [7,8]. Damages in both individual and national economy due to preferring carelessly and frequently analgesics affect negatively some physiological functionings and have negative effects such as development of addiction with the increase of dosages every time especially in cases where narcotics are preferred [9]. Thus, it is indicated that the administration of non-pharmaceutical methods by nurses to relieve the postoperative pain in patients in addition to medications increases the action of medications [8]. It is anticipated that there are numerous non-pharmaceutical methods which are efficient in pain management, such as distraction, relaxation, therapeutic touch, transcutaneous nerve stimulation (TENS), informing, hypnotherapy, acupuncture, massage, aromatherapy, music and meditation, yoga, attention-grabbing, imagination, cognitive-behavioral techniques. But, it is known that nurses do not use these methods adequately to relieve pain [10]. It may be asserted that non-pharmaceutical treatments are among independent nursing roles of professional nurses who have theoretical knowledge and problem solving ability. Nurses are required to take a role in non-pharmaceutical interventions in order to meet the health needs of individuals, families and society [11]. One of the non-pharmaceutical treatment methods used in pain relief is acupressure. Applied with touch pressuring on the acupuncture points using hands, fingers, thumbs or small beads according to the traditional Chinese medicine; acupressure is a non-pharmaceutical pain relief example that balances energy in the body [[12], [13], [14]]. Advantages of acupressure include low cost, learning convenience and non-invasive characteristics [14]. Besides, randomized clinical studies conducted to compare physiotherapy and acupressure in decreasing lumbar pain (LBP) have reveal that acupressure might be effective [[15], [16], [17]]. The use of acupressure in nursing practices by taking all its positive effects into consideration will contribute to the establishment of qualified nursing care standards.Article Türkiye’xxdeki Mültecilere Transkültürel Hemşirelik Yaklaşımı(DergiPark, 2018) Tanrıverdi, Seher; Söylemez,Neslihan; Tanrıverdi,Ömer; Dilekçi,ÇelebiSağlık ve hastalık aynı zamanda kültürel olgular olduğundan bu terimler her toplumda aynı anlamları taşımamaktadır. Toplumlar arasında farklılık gösteren kültür olgusu bireylerin hastalık, sağlık, mutluluk ve hüzün gibi durumlara yaklaşımını etkilemektedir. Toplumdaki farklı kültür yapılarındaki bireylerin sağlık bakımı algılarını etkileyen hemşirelik, bu konuda çok önemli bir yere sahiptir. Bu derleme makale ile Türkiye'deki mültecilere transkültürel hemşirelik yaklaşımı incelenerek literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır.Article The effect of acupressure on postoperative pain of lumbar disc hernia: A quasi-experimental study(ELSEVIER, 2018) Tanrıverdi, Seher; Sarıtaş, SerdarThe effect of acupressure on postoperative pain of lumbar disc hernia Background: This study has been conducted for the purpose of examining the effect of acupressure on postoperatıve paın of lumbar disc hernia. Methods: This research was conducted between January 2015- July 2016 at the Neurosurgery Clinics of Turgut Özal İnönü University and Malatya State Hospital as a quasi-experimental research with pretest-posttest designs. The study population consisted of patients who were hospitalized in these clinics after operation of lumbar disc hernia. The sample group consisted of 112 patients selected with random sampling and stayed in these clinics after the power analysis (56 test, 56 control). This research data was collected between January 2016 - March 2016. Patient identification forms and visual analog scales (VAS) were used for data collection. Patient identification form was applied to the patients in the experimental group, after acupressure was applied to patients for 15-20 minutes, their level was determined with the VAS. When the acupressure was stopped, their pain was determined with the VAS. Whereas in the control group, their pain was determined with the VAS and taking the end of the time during which acupressure was applied to experimental group into consideration, their pain level was reevaluated in the 20th minute. Data were evaluated with percentage, arithmetic average, chi-square test and independent groups t test. Results: The research result showed that owing to the effect of acupressure the pain level of the experimental group decreased from 7.75±1.67 to 2.58±1.18. (p= .00). Conclusions: Hence this result suggests the effectiveness of acupressure on postoperatıve paın of lumbar disc hernia.Article Examining the hand hygiene beliefs and practices of nursing students and the effectiveness of their handwashing behaviour(Journal of Clinical Nursing, 2020) Baran, Leyla; Ceylan, Burcu; Güneş, Ülkü Yapucu; Öztürk, Huri; Sahbudak, GülAims and objectives: To examine the hand hygiene beliefs and practices of Turkish nursing students and the effectiveness of their handwashing. Background: Handwashing is the most important part of preventing cross-infection, but there is a considerable amount of evidence that shows that the handwashing technique of nurses and nursing students is not always very effective. Design/Methods: This research was carried out in two stages and is type of descriptive, analytical and observational. The study comprised 563 students from a Faculty of Nursing. Besides evaluating the nursing students' sociodemographic data, we assessed their beliefs and hand hygiene practices using a Hand Hygiene Beliefs Scale (HHBS) and Hand Hygiene Practices Inventory (HHPI) and also used with “Derma LiteCheck” device to assess how effectively they washed their hands. The STROBE checklist was used. Results: The handwashing frequency of the female students was significantly higher. The scores on both the HHBS and the HHPI were significantly higher among the female students compared to the males. The dirtiest areas of the hand were determined as nails (nail beds, beneath the nails), skin between the fingers and fingertips. Conclusions: The results of our study indicate that although student nurses have positive perceptions about hand hygiene and appear to have developed good habits, the effectiveness of their handwashing is poor. Relevance to clinical practice: It is of great importance that UV light and florescent gel are made readily available both at nursing schools and in hospitals and other health institutions since these elements are useful in providing immediate visual feedback for a full assessment of handwashing behaviour.Article YAŞLILARDA SOSYAL DIŞLANMA ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI(2020) Apak, Emrah; Apak, HıdırYaşlılık dönemi özelliklerinden kaynaklı olarak meydana gelen çok boyutlu sorunlardan bir tanesi sosyal dışlanmadır Bu çalışma yaşlıların sosyal dışlanma süreçlerini anlamak için tasarlanmış "Yaşlılarda Sosyal Dışlanma Ölçeği”nin geliştirilmesi amacını taşımaktadır. Çalışmaya 600 yaşlı birey dâhil edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğinin saptanmasında açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri kullanılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek için kullanılan açımlayıcı faktör analizinden sonra 22 maddeden ve dört faktörden (maddi yoksunluk, enformel sosyal destekten yoksunluk, ulaşım ve finansal hizmetler, çevre dışlanması) oluşan bir yapı elde edilmiştir. Ölçeğin açıkladığı toplam varyans oranı %55.90’dır. Ölçekteki maddelerin faktör yükleri .54 ile .85 arasında değişim göstermektedir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin yeterli uyum indeksi değerlerine sahip olduğu doğrulanmıştır. Ölçeğin alt boyutlarının güvenirlik katsayılarını belirlemek için hesaplanan Cronbach Alpha katsayıları .71 ile .89 arasında değişim göstermektedir. Tüm geçerlilik ve güvenilirlik analizlerinin sonucu olarak, Yaşlılarda Sosyal Dışlanma Ölçeği’nin yaşlıların yaşadıkları sosyal dışlanmanın saptanmasında kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ortaya konmuştur.Article Examining the hand hygiene beliefs and practices of nursing students and the effectiveness of their handwashing behaviour(Wiley Online Library, 2020) Ceylan, Burcu; Güneş, Ülkü; Baran, Leyla; Ozturk, Huri; Sahbudak, GulAims and objectives: To examine the hand hygiene beliefs and practices of Turkish nursing students and the effectiveness of their handwashing. Background: Handwashing is the most important part of preventing cross-infection, but there is a considerable amount of evidence that shows that the handwashing technique of nurses and nursing students is not always very effective. Design/methods: This research was carried out in two stages and is type of descriptive, analytical and observational. The study comprised 563 students from a Faculty of Nursing. Besides evaluating the nursing students' sociodemographic data, we assessed their beliefs and hand hygiene practices using a Hand Hygiene Beliefs Scale (HHBS) and Hand Hygiene Practices Inventory (HHPI) and also used with "Derma LiteCheck" device to assess how effectively they washed their hands. The STROBE checklist was used. Results: The handwashing frequency of the female students was significantly higher. The scores on both the HHBS and the HHPI were significantly higher among the female students compared to the males. The dirtiest areas of the hand were determined as nails (nail beds, beneath the nails), skin between the fingers and fingertips. Conclusions: The results of our study indicate that although student nurses have positive perceptions about hand hygiene and appear to have developed good habits, the effectiveness of their handwashing is poor. Relevance to clinical practice: It is of great importance that UV light and florescent gel are made readily available both at nursing schools and in hospitals and other health institutions since these elements are useful in providing immediate visual feedback for a full assessment of handwashing behaviour.Article Hemşirelik Öğrencilerinin Özyeterlilik Düzeyleri ile Psikomotor Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2020) Baran, Leyla; Güneş, Ülkü; Khorshid, LeylaBu çalışma hemşirelik öğrencilerinin özyeterlilik düzeyleri ile intravenöz kateter yerleştirme psikomotor becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışmanın verileri Kasım 2017 ve Ocak 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın evrenini bir hemşirelik fakültesinde öğrenim gören 2. sınıf öğrencileri (N=298), örneklemini ise araştırmaya katılmayı kabul eden öğrenciler oluşturmuştur (n=94). Verilerin toplanmasında “Birey Tanıcı Bilgi Formu”, “Genel Özyeterlilik Ölçeği” ve “İntravenöz Kateter Yerleştirme İşlem Basamakları Kontrol Listesi” kullanılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin özyeterlilik düzeylerinin orta düzeyde olduğu ve özyeterlilik düzeyleri ile İntravenöz kateter yerleştirme psikomotor becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Çalışmada sadece bir psikomotor beceri değerlendirilmiştir. Bu nedenle, özyeterlilik ve psikomotor beceriler arasındaki ilişkiye odaklanan ve diğer psikomotor becerilerin de kullanıldığı ileri araştırmalara gereksinim duyulmaktadır.Article Medication administration error reporting rate and perceived barriers among nurses in Turkey(2020) Güneş, Ülkü; Baran, Leyla; Ceylan, BurcuThis study was planned to determine the barriers perceived by nurses in medication administration error (MAE) reporting. The data of this descriptive and crosssectional study were collected between January and April 2017. The universe of the study consisted of nurses working in two hospitals in Turkey (N=547). The sample of the study consisted of nurses who met the inclusion criteria of the study and agreed to participate in the study (n=253). The overall response rate is 64%. 90.5% of nurses are women. The mean age of the nurses was 33.5 years. Their mean nursing experience was 10.4 years (SD 8.43 years). Of the study population, only 32% experienced a medication administration error during their working lives and who had a medication error experience, 23.5% reported their error. The most common perceived barriers among nurses are “heavy workload” (81.4%), “fear of being accused by supervisor” (80.6%) and “management believes that medication administration error is caused by individual factors rather than system factors” (80.2%). It was observed that the nurses made a medication administration error, but the majority were not reported.Article Gerontolojiye Yunan Mitolojisinden Bakmak(2020) Apak, Hıdırİnsanlık tarihi, geçmişin mirasını paylaşıp üzerine eklenen yenilik ve değişikliklerle şekillenmeye devam etmektedir. Bu durum kendini, insan yaşamının bir evresi olan yaşlılıkta da göstermektedir. Yaşlılık, kronolojik yaşın ilerlemesine paralel olarak biyolojik, psikolojik ve sosyolojik boyutlar kazanan bir dönem olarak tanımlanabilir. Tarihin başlangıcından beri, yaşlanma süreci ve ölümün üstesinden gelmeye ilişkin çabalar insanların sözlü tarihinin ve kültürünün en önemli birleşimlerinden olan mitlerde de yer almıştır. Yaşlanma sürecine ilişkin mitlerle ruhsal bir derinlik ve temel insanlık geleneklerini eklemek, gerçekçi ve kalıcı sonuçlar ortaya koyacaktır. Yunan mitolojisi kültür veya bölgeden bağımsız olarak, gerontolojinin daha iyi anlaşılması için değerli bir bilgi kaynağı olarak görülebilir. Bu çalışma, Antik Yunan mitolojisinin imgesel ufkundan yola çıkarak gerontolojiye yansımalarını tartışmaktadır. Çalışmada gerontoloji ile mitoloji ilişkisi Yunan mitolojisi üzerinden incelenmiştir. Yaşlılık ile ilgili mitolojik referanslar, mitoslar ve Tanrılar üzerine analizler yapılmaya çalışılmıştır. Yunan mitolojisinde yaşlılık tedavi edilmesi ve savaşılmesı gereken, insanın başına musibetler açan, ölümsüzlüğü engelleneyen, istenmeyen ve güçsüzlük olarak tanımlanmaktadır. Bu mitolojik anlatılardan bazıları bugün hala yaşlılık olgusunu anlamada ışık tutmaktadır.Doctoral Thesis Ventrogluteal Bölgeden Uygulanan İntramüsküler Enjeksiyonda Aspirasyon İşleminin Gerekliliğinin ve Ağrı Üzerine Etkisinin İncelenmesi(2020) Baran, Leyla; Güneş, ÜlküBu araştırma, ventrogluteal (VG) bölgeden uygulanan intramüsküler (İM) enjeksiyonda aspirasyon uygulamasının gerekliliğini ve ağrı üzerindeki etkisini incelemek amacıyla planlanan, randomize kontrollü deneysel ve çift kör bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 14 Ocak 2019 – 20 Mayıs 2019 tarihleri arasında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi Hızlı Bakı Birimi’ne intramüsküler enjeksiyon yaptırmak için başvuran 2430 hasta, örneklemi ise araştırmanın içleme kriterlerine uyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 834 hasta oluşturmuştur. Veriler araştırmacı ve bir hemşire tarafından toplanmıştır. Verilerin toplanmasında ―Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu‖, ―Birey Tanıtıcı Bilgi Formu‖ ve ―Görsel Kıyaslama Ölçeği (GKÖ)‖ kullanılmıştır. Çalışmada araştırmanın içleme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden hastalar, cinsiyete göre tabakalandırılmış blok randomizasyon listesine göre; aspirasyon süresinin 5-10 saniye olduğu İM enjeksiyon grubuna (Uygulama Grubu A), aspirasyon süresinin 1-2 saniye olduğu İM enjeksiyon grubuna (Kontrol Grubu) ve aspirasyon işleminin uygulanmadığı İM enjeksiyon grubuna (Uygulama Grubu B) atanmışlardır. Tüm enjeksiyon uygulamalarında aynı ―İntramüsküler Enjeksiyon Uygulama Protokolü‖ uygulanmıştır. Araştırma amacına uygun olarak toplanan verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde, SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya dahil edilen hastaların tanıtıcı bilgilerine ilişkin verileri için; sayı, yüzde dağılımları, ortalama, standart sapma, ortanca, minimum ve maksimum değerler verilmiştir. Ayrıca ANOVA, Kruskal Wallis Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılarak, istatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için Ege Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Tıbbi Araştırmalar Etik Kurulu’ndan, Ege Üniversitesi Tıp IV Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı‖ndan ve araştırmaya katılan hastalardan yazılı izin alınmıştır. Araştırma sonucunda, araştırma kapsamına alınan hastaların yaş ortalamasının 34.48±12.49 (18-65) olduğu, her üç araştırma grubunda da yaş dağılımının homojen olduğu, hastaların %33.2’sinin üst solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle diklofenak sodyum enjeksiyonu endikasyonu olduğu saptanmıştır. Ventrogluteal bölgeye uygulanan enjeksiyonlarda aspirasyon süresinin 1-2 saniye ve 5-10 saniye sürdüğü enjeksiyonların hiçbirinde aspirasyon esnasında kan gelmediği saptanmıştır. Araştırma gruplarının GKÖ ağrı puan ortalamaları kıyaslandığında; aspirasyon işleminin uygulanmadığı Uygulama Grubu B ile aspirasyon süresinin 1-2 saniye sürdüğü Kontrol Grubu’ndaki hastaların ağrı puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olmadığı (p=0.521); ancak aspirasyon süresinin 5-10 saniye sürdüğü Uygulama Grubu A ile Kontrol Grubu (p<0.001) ve Uygulama Grubu A ile Uygulama Grubu B’deki hastaların (p<0.001) GKÖ puan ortancaları arasındaki farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda; aspirasyon süresinin ağrı üzerinde etkili olduğu ve doğru bir bölge tespiti ile VG bölgeden yapılan İM enjeksiyonlarda aspirasyon uygulamasının yapılmasına gerek olmadığı söylenebilir.Article Medication Errors Made by Nursing Students in Turkey(2020) Güneş, Ülkü; Efteli, Elçin; Baran, Leyla; Öztürk, Huri; Şahbudak, GülAbstract Background: Medication errors are a serious problem in the world and one of the most common medical errors that threaten patient safety. Current studies on medication errors focuses on nurses, there is insufficient data available concerning the type of medication errors committed by nursing students. Objectives: The purpose of this study is to determine the types of medication errors made by the nursing students through a web-based medication error reporting system, and to explore the causes of these errors, their frequencies, categories and the factors that contribute to their occurrence. Design: A descriptive study. Setting: A faculty of nursing in Turkey Participants: All 2nd, 3rd and 4th year nursing students (1156 students) in the faculty of nursing Methodology: The study was conducted in a faculty of nursing between the years of 2016 - 2017. We developed a web-based medication error reporting system for nursing students to use during their clinical practices. All students (1156 students) who were in clinical practice were invited to participate. The students used the "Medication Error Reporting System" to submit their medication errors. Results: A total of 1156 students reported 72 medication errors over the course of 28 weeks. The most common type of medication error to be reported was “treatment delay” at a rate of 76.4% and the most common cause of medication errors was “poor communication” at a rate of 38.7%. Conclusions: Although the reporting rate is quite low, we have suspected that the number of medication errors involved nursing students may be probably more than the reported. The medication errors made by nursing students are generally due to a lack of knowledge and experience, poor communication and carelessness. Therefore, patient safety issues should be integrated throughout the courses offered in the nursing program in order to develop the culture of safety.Article Frequency of Clinical Alarms in Intensive Care Units and Nurses' Sensitivity to Them: An Observational Study(2021) Ceylan, Burcu; Baran, Leyla; Güneş, ÜlküBackground All clinical alarms require nurses to respond even if an intervention is not needed. Nurses are expected to respond appropriately to each alarm and establish priorities among their care practices accordingly. This study was conducted to examine the number and types of clinical device alarms used in intensive care units, the duration of their activation, and nurses’ degree of sensitivity to them. Methods This observational study was conducted in 4 intensive care units in a university hospital in Turkey. A total of 20 nurses (5 from each unit) were observed for a total of 80 hours. The alarms were categorized as valid, false, or technical. Results During the study observation period, the mean number of alarms sounding per hour per bed was 1.8. A total of 144 alarms were recorded, of which 70.8% were valid, 15.3% were false, and 13.9% were technical. The mean duration of alarm activation was 8 minutes for valid alarms, 14 minutes for false alarms, and 53 minutes for technical alarms. Conclusions Nurses’ responses to alarms differ depending on alarm type; for alarms that do not require an emergency intervention, nurses tend to respond late or not at all.Article Öğrenci Hemşirelerin Kesici-Delici Tıbbi Aletleri Güvenli Kullanımına Yönelik Tutumlarının Belirlenmesi(DergiPark, 2021) Soylu,Dilek; Soylu,Ayşe; Tanrıverdi,Ömer; Tanrıverdi, Seher; Aksu,EkremAmaç:Araştırmamız, öğrenci hemşirelerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Hastalar ve Yöntem:Verilerin toplanmasında, sekiz sorudan oluşan öğrencilere ait tanıtıcı özellikler içeren öğrenci bilgi formu, sağlık çalışanlarının kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutum ölçeği kullanıldı. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzdelik dağılım, ortalamalar, İndependet-sample t-test, One-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular:Öğrencilerin ölçekten aldıkları puanların bağımsız değişkenler ile karşılaştırılmasına ilişkin bulguların incelenmesinde; 21 yaş ve üzeri öğrencilerde duyuşsal, kadınlarda davranışsal, 4. sınıf öğrencilerde bilişsel, eğitim alanlarda ise davranışsal alt ölçek puanı ve toplam ölçek puan ortalamalarının anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç:Yaşı ve klinik deneyimi artan, eğitim alan öğrencilerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının da arttığı belirlendi. Klinik uygulamaya başlamadan önce öğrencilere eğitim verilmesi, hastane yönetimlerinin kesici delici alet yaralanmalarını önlemeye yönelik kurum politikaları geliştirmesi ve yaygınlaştırması önerilebilir.Article Kırsal Alanda Yaşayan Yaşlılarda Sosyal Dışlanma: Sosyodemografik Değişkenlerle İlişkiler(2021) Apak, Emrah; Apak, Hıdır; Doğan, BeyhanBu çalışma, Türkiye’de kırsal alanda yaşayan yaşlı bireylerin yaşadıkları sosyal dışlanma durumlarını çeşitli sosyodemografik değişkenlerle açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmadan elde edilen verilerin ve ortaya konulan önerilerin başta alan çalışanları olmak üzere, politika yapıcılara, öğretmenlere katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma, tarama modelinin kullanıldığı nicel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini Bingöl’de nüfusu on binin altında olan yerleşim yerlerinde ikamet eden 276 yaşlı birey oluşturmaktadır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak; araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyo-demografik anket formu ve Yaşlılarda Sosyal Dışlanma Ölçeği kullanılmıştır. Veriler ANOVA, Tukey, t testi ve çoklu regresyon ile analiz edilmiştir. Kırsal alanda yaşayan yaşlıların sosyal dışlanma puanlarında farklılaşmaya yol açan faktörler; gelir durumu, eğitim düzeyi, sağlık durumları ve bir ulaşım aracına sahip olma durumudur. Kurulan çoklu regresyon modelinde araba durumu, sağlık durumu ve aylık gelirin sosyal dışlanma düzeyi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmanın çıktıları, kırsal alanda yaşayan yaşlılara uygulanacak sosyal politikalar geliştirilmesine yönelik kılavuzlar da sağlamaktadır.Article COVID -19’ un sağlık çalışanlarının ruh sağlığına etkisi ve ruhsal travmaların önlenmesi(DergiPark, 2021) Tanrıverdi,Ömer; Tanrıverdi, SeherDünyada hızla yayılıp yaklaşık 2 milyon insanın ölümüne sebep olan coronavirüs (COVID-19), ilk olarak Çin’in Wuhan Eyaleti’nde 2019 yılı Aralık ayının sonlarında ortaya çıkarak, solunum yolu enfeksiyonuna neden olup, insandan insana bulaşabilen bir virüstür. Önce Asya sınırlarına, sonra tüm Avrupa’ya yayılan COVID-19 WHO tarafından pandemi olarak kabul edildi. Pandemi sürecindeki bu müdahaleler bireysel ve toplumsal ruh sağlığı üzerinde oldukça olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Toplumun salgınla mücadele sürecinin en önemli üyelerinden olan sağlık çalışanları da bu olumsuz etkilere en fazla maruz kalan meslek gruplarından olup fiziksel ve psikolojik yönden birçok tehdite maruz kalmaktadırlar. COVID-19 salgınının ilk ortaya çıktığı Wuhan kentinde sağlıkçılar üzerinde gerçekleştirilen ilk çalışmada, salgının hemen ardından sağlık ekiplerinin %71,3'ünde eşik altı ve hafif düzeyde, %22,4'ünde orta düzeyde, %6,2’sinde ciddi düzeyde ruhsal bozuklukların meydana geldiği belirlenmiştir. COVID-19 pandemisinde sağlık çalışanlarının ruhsal travmalardan korunması için; yeterli uyku, yoga, meditasyon gibi gevşeme uygulamaları stres azaltıcı, müzik dinleme, resim çizme gibi yöntemler faydalı olacaktır.Book Part Enteral Beslenme Uygulamaları(Akademisyen Kitabevi, 2021) Baran, LeylaAMAÇ: Nazogastrik tüp uygulamasında aşağıdaki amaçlar yer almaktadır: Mideye doğrudan bazı maddeler vermek; • Besin alımında sorun olan, ancak sindirim ve emilim bozukluğu olmayan bireyleri tüp aracılığıyla beslemek (gavaj), • Mide kanamasını durdurmak için buzlu su vermek, • Zehirli maddeleri nötralize etmek için ilaç ya da su vermek, • Kontrast madde vermek, Mide içeriğini boşaltmak; • Kaza ya da kasıtlı olarak alınan zehirli maddeleri veya aşırı dozda alınan ilacı dışarı çıkarmak, mideyi yıkamak (lavaj), • Majör travma ya da cerrahi sonrası aspirasyonu önlemek için mide içeriğini dışarı almak, • Kardiyopulmoner resusitasyon sırasında midede biriken havayı çıkarmak, • Bulantı ve kusmanın önlenmesi için mide içeriğini boşaltmak, • Midedeki sıvı ve gazları boşaltarak mide basıncını azaltmak (dekompresyon), • Mide kanamasında mide içeriğini boşaltmak, • Bağırsak tıkanıklığında ve diğer gastrointestinal hastalıklarda gerginliği azaltmak, Mide işlevini ya da içeriğini test etmek; • Laboratuvar incelemesi için mide içeriğinden numune almak (gastrik analiz/ mide tubajı), • Mide basıncını veya motor sistemin etkinliğini test etmek.Article Öğrenci Hemşirelerin Kesici-Delici Tıbbi Aletleri Güvenli Kullanımına Yönelik Tutumlarının Belirlenmesi(Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 2021) Soylu, Dilek; Soylu, Ayşe; Tanrıverdi, Ömer; Tanrıverdi, Seher; Aksu, EkremAmaç:Araştırmamız, öğrenci hemşirelerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Hastalar ve Yöntem:Verilerin toplanmasında, sekiz sorudan oluşan öğrencilere ait tanıtıcı özellikler içeren öğrenci bilgi formu, sağlık çalışanlarının kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutum ölçeği kullanıldı. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzdelik dağılım, ortalamalar, İndependet-sample t-test, One-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular:Öğrencilerin ölçekten aldıkları puanların bağımsız değişkenler ile karşılaştırılmasına ilişkin bulguların incelenmesinde; 21 yaş ve üzeri öğrencilerde duyuşsal, kadınlarda davranışsal, 4. sınıf öğrencilerde bilişsel, eğitim alanlarda ise davranışsal alt ölçek puanı ve toplam ölçek puan ortalamalarının anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç:Yaşı ve klinik deneyimi artan, eğitim alan öğrencilerin kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının da arttığı belirlendi. Klinik uygulamaya başlamadan önce öğrencilere eğitim verilmesi, hastane yönetimlerinin kesici delici alet yaralanmalarını önlemeye yönelik kurum politikaları geliştirmesi ve yaygınlaştırması önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Yaralar, Kesici alet, Hemşirelik öğrencisi, Sağlık Bakımı Kalite GüvencesiArticle Investigation of the Necessity of Aspiration During the Intramuscular Injection Administered in the Ventrogluteal Site and Its Effect on Pain: A Randomized Controlled Trial(Sage Journals, 2022) Baran, Leyla; Güneş, Ülkü; Dönmez, HilalThis experimental study, which was conducted to examine the necessity of aspiration procedure and its effect on pain in intramuscular (IM) injections made into the ventrogluteal site (VGS), is randomized controlled and double-blind. The patients in the study group (n = 834) were assigned to the IM group with the aspiration period of 5 to 10 seconds (Implementation Group A-IGA), the aspiration period of 1 to 2 seconds (Control Group-CG), and no aspiration (Implementation Group B-IGB) according to stratified block randomization list. Patients’ pain levels were evaluated with the Visual Analog Scale (VAS). No bleeding was observed when aspiration periods of 1 to 2 and 5 to 10 seconds were followed during the injections administered to the VGS. The difference between the pain medians of patients in IGB and the CG were not significant (p =.521). It can be said that there is no need to apply aspiration in IM applied into the VGS if the correct site is determinedArticle The Effect of Progressive Muscle Relaxation on Abdominal Pain and Distension in Colonoscopy Patients(ScienceDirect, 2022) Tanrıverdi, Seher; Parlar Kılıc, SerapAbstract Purpose This study was conducted to examine the effect of progressive muscle relaxation on abdominal pain and distension in colonoscopy patients. Design A randomized controlled experimental design. Methods The experimental group was informed about progressive muscle relaxation (PMR) and an audio recording was provided. After the colonoscopy, abdominal pain (Visual Analogue Scale (VAS) pain) and distension (VAS distension) scores were assessed, then PMR was applied for 30 minutes and pain scores were determined again. VAS pain and VAS distension scores of the control group were determined after colonoscopy and 30 minutes later. VAS abdominal pain and VAS distension scores were evaluated at the 2nd, 4th, 8th, 12th, 16th, and 24th hour after the procedure on all patients. The day after the colonoscopy, post-test data were collected. Findings The pretest VAS pain and VAS distension mean scores were similar in the intervention and control groups (P > .05). The mean VAS pain and VAS distension scores decreased significantly in the intervention group post procedure (P < .05). Conclusions PMR was determined to be effective in reducing abdominal pain and distension after colonoscopy.