Araştırma Çıktıları | TR-Dizin | WoS | Scopus | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/1834
Browse
Browsing Araştırma Çıktıları | TR-Dizin | WoS | Scopus | PubMed by Department "MAÜ, Fakülteler, Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü"
Now showing 1 - 20 of 27
- Results Per Page
- Sort Options
Article An analysis of age-standardized suicide rates in Muslim-majority countries in 2000-2019(BMC Public Health, 2022) Zeyrek-Rios, Emek Yüce; Bob Lew; Lester, David; Kõlves, Kairi; Yip, Paul S. F.; Ibrahim, NorhayatiBackground: This study examines the 20-year trend of suicide in 46 Muslim-majority countries throughout the world and compares their suicide rates and trends with the global average. Ecological-level associations between the proportion of the Muslim population, the age-standardized suicide rates, male-to-female suicide rate ratio, and the Human Development Index (HDI) in 2019 were examined. Methods: Age-standardized suicide rates were extracted from the WHO Global Health Estimates database for the period between 2000 and 2019. The rates in each country were compared with the age-standardized global average during the past 20 years. The countries were further grouped according to their regions/sub-regions to calculate the regional and sub-regional weighted age-standardized suicide rates involving Muslim-majority countries. Correlation analyses were conducted between the proportion of Muslims, age-standardized suicide rate, male: female suicide rate ratio, and the HDI in all countries. Joinpoint regression was used to analyze the age-standardized suicide rates in 2000-2019. Results: The 46 countries retained for analysis included an estimated 1.39 billion Muslims from a total worldwide Muslim population of 1.57 billion. Of these countries, eleven (23.9%) had an age-standardized suicide rate above the global average in 2019. In terms of regional/sub-regional suicide rates, Muslim-majority countries in the Sub-Saharan region recorded the highest weighted average age-standardized suicide rate of 10.02/100,000 population, and Southeastern Asia recorded the lowest rate (2.58/100,000 population). There were significant correlations between the Muslim population proportion and male-to-female rate ratios (r=-0.324, p=0.028), HDI index and age-standardized suicide rates (r=-0.506, p<0.001), and HDI index and male-to-female rate ratios (r=0.503, p<0.001) in 2019. Joinpoint analysis revealed that seven Muslim-majority countries (15.2%) recorded an increase in the average annual percentage change regarding age-standardized suicide rates during 2000-2019. Conclusions: Most Muslim-majority countries had lower age-standardized suicide rates than the global average, which might reflect religious belief and practice or due to Muslim laws in their judicial and social structure which may lead to underreporting. This finding needs further in-depth country and region-specific study with regard to its implication for public policy.Article Comparison of healthcare workers and non-healthcare workers in terms of obsessive-compulsive and depressive symptoms during COVID-19 pandemic: a longitudinal case-controlled study(Frontiers, 2023) Uyar, Betül; Dönmezdil, SüleymanObjective: The aim of this study was to investigate the obsessive-compulsive and depressive symptoms of healthcare workers in a case-control setting as longitudinal. Method: In this study included 49 healthcare workers and 47 non-health workers. A sociodemographic data form, the Maudsley Obsessive-Compulsive Inventory (MOCI), the Symptom Checklist-90 (SCL-90), and the Hamilton Depression Rating Scale (HAM-D) were used to assess individuals between June 1, 2020 and June 30, 2021. We assessed the same healthcare workers after 12 months on June 30, 2021 using MOCI, HAM-D, and SCL-90. Results: MOCI and SCL-90 obsessive-compulsive subscale scores were significantly higher in the healthcare workers than in the non-health workers. When we assessed MOCI, HAM-D, and SCL-90 obsessive-compulsive subscale scores after 12 months, there was a statistically significant decrease in the scores of all three scales among the healthcare workers. Conclusion: The results of the study showed that healthcare workers were more likely to have obsessive-compulsive symptoms than non-health workers in the early part of the pandemic on June 1, 2020, as shown by their scores on MOCI and the obsessive-compulsive subscale of SCL-90. When we assessed the same participants after 12 months (June 30, 2021), both MOCI and SCL-90 obsessive-compulsive subscale scores had decreased significantly. In contrast to these results, HAM-D scores significantly increased.Article Correction: An analysis of age-standardized suicide rates in Muslim-majority countries in 2000-2019(BMC Public Health, 2022) Zeyrek‑Rios, Emek Yuce; Lew, Bob; Lester, David; Kõlves, Kairi; Ibrahim, NorhayatiTe original publication of this article [1] contained an error in the discussion section. Te incorrect and correct information is shown below.Article COVID-19 Sürecinde Önleyici Davranışlar ile Yaşam Kalitesi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2021) Ergün, Naif; Sakız, HalisCOVID-19 pandemisini önlemek amacıyla önleyici tedbirlerin (sosyal mesafe, sokağa çıkmama, elleri yıkamak gibi hijyen kurallarına uyma) insanların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda, virüsün bulaşmasını önlemek amacıyla önleyici davranışlara uyma düzeyi ile insanların yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Mardin Artuklu Üniversitesi 11.04.2020 tarih ve 34233153-050.04.04 sayı kararı ile etik açıdan uygun bulunduktan sonra çalışmanın verileri toplanmaya başlanmıştır. Araştırma, Türkiye’nin yedi bölgesinden 18-64 yaş aralığında toplam 1308 katılımcıyla yürütülmüştür. Araştırma sonuçları, (a) katılımcıların önleyici davranışlara uyma düzeylerinin cinsiyet gibi bazı demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiğini, (b) genel anlamda önleyici davranışlara uyma düzeyinin yüksek olduğunu, (c) yaşam kalitesinin coğrafi bölge, cinsiyet ve sosyoekonomik düzeye göre anlamlı düzeyde farklılaştığını, (d) yaşam kalitesi düzeyinin önleyici davranışlarla ilişkili olduğunu, ve (e) el yıkama ve sosyal ortamdan uzak durmanın yaşam kalitesini pozitif; evde kalma ve maske/eldiven kullanmanın ise yaşam kalitesini negatif yordadığını ortaya koymuştur. Elde edilen bu sonuçlar, COVID-19 pandemisi döneminde medikal sonuçlarla birlikte psikolojik, sosyal ve çevresel sonuçların da göz önünde bulundurulması gerektiğini işaret etmektedir.Article DEVELOPING THE ONLINE PORNOGRAPHY ADDICTION SCALE AND EXAMINING ITS ASSOCIATIONS WITH PSYCHOSOCIAL FACTORS(Fundacion VECA, 2023) Ergün, NaifThis study aims to develop the Online Pornography Addiction Scale (OPAS) using the behavioral addiction model and to explore the relationships between the scale, demographic variables, psychosocial variables, and pornography viewing behaviors. Two studies were conducted, the first of which involved two phases. The findings from Study 1a and Study 1b reveal that the OPAS comprises 23 items organized into four sub-scales: Compulsiveness-Uncontrollability, Psychosocial Effects, Sexual Effects, and Tolerance-Withdrawal. Overall, the scale demonstrates consistency and reliability. The results of Study 2 indicate that the OPAS correlates with gender, access to professional support, levels of hopelessness, communication with partners, degree of religious affiliation, engagement with sexual videos, frequency of pornography consumption, time devoted to pornography viewing, longest duration without pornography, impact of pornography on sexual experiences, and influence of pornography on daily life. Communication with partners of the opposite sex, engagement with sexual videos, impact on daily life, and religious affiliation levels are also significant predictors of the OPAS score. These findings are discussed in relation to relevant literatureArticle DİNDARLIK İLE ÖZGECİLİK ARASINDAKİ İLİŞKİ: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ İLE YAPILAN BİR ARAŞTIRMA(Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2020) Az, Mehmet Sait; Acar, Muhammet CevatBu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin dindarlık düzeyleri ile özgecilik düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın bir diğer amacı da öğrencilerin dindarlık ve özgecilik düzeylerinin cinsiyet, sınıf ve fakülte değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesidir. Bu amaçla Dinsel yaşayış Ölçeği ile Özgecilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma, kotalı ve seçkisiz örnekleme yöntemleri kullanılarak belirlenen 510 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin dindarlık düzeyleri ile özgecilik düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bir diğer sonucu ise Cinsiyetin dindarlığın ibadet alt boyutunda ve özgeciliğin tüm alt boyutlarında anlamlı bir farklılığa yol açtığıdır. Sınıf ve fakülte değişkenleri de dindarlığın ve özgeciliğin bazı alt boyutlarında farklılaşmaya yol açtığıdır.Article Dinî Boyutun Psikolojik Danışma Sürecine Etkisi: Üniversite Öğrencileri İle Yapılmış Deneysel Bir Çalışma(2019) Acar, Muhammet Cevat; Karaca, FarukBu çalışma, dinî boyutun dâhil edildiği psikolojik danışma sürecinin üniversite öğrencilerinin psikopatolojik düzeylerini gidermede etkili olup olmadığının sınanması amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Mardin Artuklu Üniversitesine bağlı farklı birimlerde lisans düzeyinde öğrenim gören on beş öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu öğrencilerden yedisine bireysel psikolojik danışma; sekizine ise dinî boyutun dâhil edildiği bireysel psikolojik danışma uygulanmıştır. Deneklerin seçilmesinde ve uygulamanın etkililiğini ölçmede Kısa Semptom Envanteri (KSE) kullanılmıştır. KSE, psikolojik danışma müdahalesinden önce, müdahale süreci bittikten hemen sonra ve son test uygulandıktan 6 ay sonra danışanlara uygulanmıştır. Psikolojik danışma müdahalesinin danışanların psikopatolojik düzeyleri üzerindeki etkisini test etmek amacıyla toplanan veriler, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak çözümlenmiş ve MannWhitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda dinî boyutun dahil edildiği bireysel psikolojik danışma uygulamasının üniversite öğrencilerinin psikopatoloji düzeylerini düşürmede kalıcı bir etkiye sahip olduğu ve somatizasyon, obsesif- kompulsif düşünceler, depresyon ve anksiyete alt boyutları ile genel psikopatoloji düzeyini düşürmede bireysel psikolojik danışmadan daha etkili olduğu saptanmıştırBook Part Extended contact with Turks and Syrian refugees' intention to migrate: The mediating roles of ingroup and outgroup identification(Taylor & Francis Group, 2022) Özkan, Zafer; Ergün, NaifTurkey hosts millions of Syrian refugees, while very little is known about the factors that relate to their voluntary intentions to return and migrate to Western countries. We proposed that extended contact with the host group members, the mere knowledge of ingroup members having positive interactions with others, can be associated with refugees’ intentions to return and migrate to Western countries. To investigate this idea, we examined associates of both positive and negative extended contact because negativity is also a part of intergroup interactions with a sample of Syrian adults (N = 358). We also examined mediating roles of ingroup identification (identification with Syrians) and identification with the host society (identification with Turks) for the associations between intergroup contact and intentions to migrate. Results revealed that positive and negative extended contact were associated, respectively, with reduced and greater return migration intentions via identification with the host society. Extended positive contact was related to reduced intentions to migrate to the West while negative contact did not have a significant association with the intention to migrate. Ingroup identification was solely associated with increased intentions to return. Intergroup contact and social identification processes maintain a potential to explain the underlying processes behind migration decisions among refugees.Article Göçmen Öğrencilerin Uyumlarında Temasın Rolü(Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 2022) Ergün, NaifGöçmen bireyler sosyal, ekonomik, politik ve psikolojik birçok problem yaşamaktadır. Bu problemlerin başında ise göçmenlerin göç ettikleri yerde yaşadıkları uyum problemleri gelmektedir. Göçmenlik olgusu kendi içinde birçok farklı göç türünü barındırmaktadır. Bu yüzden bu çalışmada göçmenlik olgusu, bir ülkeden veya bir yerden başka bir ülkeye veya aynı ülkenin içinde farklı bir yere daimi veya geçici göç etmeyi ifade edecek şekilde kullanılmıştır. Bu kapsamda, bu çalışmadagöçmen öğrenciler ile kast edilen mülteci/sığınmacı/ekonomik veya başka nedenlerden kaynaklı göç eden öğrencilerin tümü için kullanılmıştır. Bu anlamda bu çalışmanın amacı, göçmen öğrencilerin toplumsal uyumlarında temasın önemini ve göçmen çocuklarına yönelik önyargı ve ayrımcı tutumları düşürmede temasın etkisini inceleyen araştırmaları sistematik bir şekilde incelemektir. Çalışma kapsamında 2000 yılı sonrasında göçmen çocukların okula uyumlarına yönelik Web of Science ve DergiPark veri tabanlarında Türkçe ve İngilizce dilllerinde yayımlanmış araştırma makaleleri içerik analiziyle incelenmiştir. Çalışma bağlamında incelenen 47 makale sonucunda ‘doğrudan temas’ (olumlu ve olumsuz temaslar) ve ‘dolaylı temas’ (e-temas, yayılmacı temas, hayali temas, para-sosyal temsili temas ve kuşaklararası aktarımlı temas) türlerinde araştırmalara rastlanmıştır. Bu çalışmaların çoğunda gruplar arası temasın göçmen çocuklara yönelik önyargıyı, ayrımcı tutumları zayıflatma etkisine bakılmış ve temas türlerinin tümünün göçmen çocuklara yönelik olumsuz tutumları düşürdüğü ve göçmen çocukların uyumunu iyileştirmede önemli bir rolü olabileceği düşünülmüştür.Article Identity development of Assyrian/Syriac youth: Narratives of becoming a self(Elsevier, 2022) Ergün, NaifThis study aims to analyze the narrative identities of a group of Assyrian/Syriac youth, in particular, to investigate the role of their intergenerational narratives on their narrative identities. Accordingly, interviews were conducted with eight male Assyrian/Syriac young people and the families of four of them who lived in Mardin, Turkey. The narratives of each participant were examined through a holistic approach, analyzing their lives in the context of their personal and intergenerational narratives throughout their lifelines. In the analysis, the turning points of individuals are depicted on the figures, and three lifeline figures were mapped. Findings indicated that although the participants lived under similar living conditions and grew up in the same area, they each narrated their identities differently. For example, one participant described his identity as victimic, communion and burden, while another participant described his identity as agentic, communion, and benefit, and yet another narrated his identity as agentic, agency, and benefit. The individual analysis that emerged in the narratives of all participants was discussed in the context of the literature on identity and narrative identity.Article Including Students with Visual Difficulty withinHigher Education: Necessary Steps(ExceptionalityA Special Education Journal, 2017) Sakız, Halis; Sarıçalı, MehmetThe aim of this research study was to investigate the inclusion of students with disabilities studying in Turkish universities. Students with visual difficulty were selected as a case from 24 different universities. A survey with seven dimensions was administered to 73 students, and 12 students were inter- viewed. Survey and interview findings revealed both progress and, to a larger extent, dissatisfaction with (i) the physical and psychosocial environment of universities; (ii) the way diversity and disability were viewed; (iii) the way support was planned and delivered; (iv) the level and quality of communica- tion and collaboration; (v) the teaching and learning processes; and (vi) the way higher education policy was made and implemented. Findings highlight the need for prioritizing university cultures that are inclusive of students with diverse backgrounds and translation of the inclusiveness into effective prac- tice of providing pedagogical and material support to these students.Article Intentions to Return and Migrate to the Third Countries: A Socio-Demographic Investigation Among Syrians in Turkey(SpringerLink, 2023) Ergün, Naif; Zafer Özkan, Ayberk Eryılmaz, Naif ErgünTurkey hosts the highest number of Syrians in the world. While some of them intend to migrate to Western countries, others intend to return to their homeland. In a cross-sectional study, we examined several socio-demographic associates with their migration intentions (N=358). Results revealed that their intentions to migrate were related to factors such as gender, living in the East or West in the host country, employment status, the language spoken at home, owning a property in the host country, accommodation conditions (living in a camp, staying with relatives, e.g.), and education level. Moreover, the strongest correlates of intention to return were years spent in Turkey, perceived threat in Syria, the number of children, and age. Finally, the strongest correlates for intentions to migrate to Western countries were Turkish speaking level, the number of children, and family income. We discuss the fndings in relation to the integration paradox hypothesis.Article Mediator Role of Metacognitive Awareness in the Relationship between Educational Stress and School Burnout among Adolescents(2017) Sarıçam, Hakan; Çelik, İsmail; Sakız, HalisMetacognition is accepted as a process that affect learning of students directly and is composed of metacognitive skills such as planning of learning, use, regulation and evaluation of learning strategies as well as information on the individual, duty and strategy variables. Educational stress is defined as reactions given by all individuals in the school to the problems they encounter as they carry out their duties and it has an impact on their success both at and outside of school. School burnout is handled in the dimensions of exhaustion against school demands, scornful attitude towards school and the inadequacy felt as a student. The aim of this study is to investigate the relationship between metacognition, educational stress and school burnout and the mediator role of metacognitive awareness in the relationship between educational stress and school burnout. The sample of 303 students was selected from 7th, and 8th grade students who were at 13, 14 and 15 years old at middle schools in Ağrı, Turkey. The Junior Metacognitive Awareness Inventory, the Educational Stress Scale and the School Burnout Scale were used for data collection. Pearson Product Moment Correlation Analysis was applied in order to determine relationship between the variables and simple, multiple/stepwise regression analysis were used to determine predictor roles of metacognition and educational stress on the school burnout. In correlation analysis, there are statistical significant correlations between metacognition, educational stress and school burnout. In stepwise regression analysis, metacognition is a mediator in relationship between educational stress and school burnout, and educational stress was strongest predictor of school burnout.Article Minnettarlık Ölçeği: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması(Artuklu Akademi, 2022) Acar, Muhammet CevatPozitif psikoloji ile gündeme gelen kavramlardan biri olan minnettarlık, birçok ruh sağlığı göstergesi ile ilişkilidir. Bu çalışma, Likert tipi Türkçe Minnettarlık Ölçeği geliştirilmesi için yürütülmüştür. Araştırma verileri lisans düzeyinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinden toplanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi için 477; açımlayıcı faktör analizi için 369 ve test tekrar test analizi için 24 olmak üzere toplam 870 veri kullanılmıştır. Uzman görüşlerinin ardından psikoloji lisans öğrencileri ile odak grup görüşmesi yapılmış ve 48 maddelik madde havuzu ile ilk uygulama ve açımlayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Faktör analizi sonucunda madde yükleri düşük olan maddeler ölçekten çıkarılmış ve 26 madde ile birinci düzey doğrulayıcı faktör analizi için veri toplanmıştır. İlgili modelin test edilmesi sonucunda 4 madde daha ölçekten çıkarılmış ve 5 faktörlü 22 maddelik bir ölçek formu elde dilmiştir. İlgili maddelerin toplam varyansın % 53.51’ini açıkladığı görülmüştür.Article Modus operandi of persons convicted of a sexual offense from victims' perspectives in a Turkish sample(SAGE Publications, 2021) Gönültaş, Burak M.; Zeyrek-Rios, Emek Yüce; Lester, DavidChild sexual abuse is typically studied using reports from the offender and in Western countries. The aim of the present study was to investigate pre- and post-abuse strategies of persons convicted of a sexual offense to children in Turkey using the statements made by the child victims and to frame the results using rational choice theory. A qualitative study was made for the themes in the police statements from 46 children who were victims of child sexual abuse. The content analysis revealed that persons convicted of a sexual offense to children differ in terms of their methods to approach children and in their pre- and post-abuse behaviors depending on their relationship with the victim. A total of 85 percent of the offenses were extra-familial and 15 percent within the family. Only 21 percent of the extra-familial offenses were opportunist; most involved bribes and introductions through friends or intermediaries. Two tactics unique to Turkey were promises of marriage and the use of children as intermediaries. The use of force and blackmail was more common in the intra-familial offenses. The results of the qualitative analysis were, on the whole, consistent with results from persons convicted of a sexual offense to children’s statements, but some of the tactics used by offenders in Turkey were unique to Turkish culture.Article Offense Narrative Roles of Turkish Offenders(International Journal of Offender Therapy and Comparative Criminology, 2021) Zeyrek-Rios, Emek Yüce; Canter, David V.; Youngs, DonnaThe study of offense narratives emphasizes the agency of the offender which brings psychology closer to law. As an effort to create a standardized and quantitative method to evaluate offender narratives, Youngs and Canter developed the Narrative Roles Questionnaire (NRQ) based on the content analyses of the crime narratives of offenders in UK prisons. The current study aims to investigate the applicability of offense narrative roles framework among Turkish offenders. The application of the offense narrative roles model to a non-Western country is the first step toward the acceptance of criminal narrative theory as a universal explanation of criminal behavior. A translation of the NRQ was administered to 468 Turkish male inmates who have committed a wide range of offenses from fraud to murder. The results of an MDS analysis yielded four roles, namely Professional, Revenger, Hero, and Victim, echoing the original formulation proposed by Youngs and Canter. The reliability coefficients of scales derived for these roles were all at desired levels. The results support the applicability of the NRQ framework in a non-English context.Article Öğrenme Güçlüğü Olan Çocukların ve Ebeveynlerinin Yaşam Kalitesi Algılarının Belirlenmesi(Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi, 2019) Sakız, Halis; Baş, GüldestBu araştırmanın amacı, öğrenme güçlüğü olan çocukların ve ebeveynlerinin yaşam kalitesi algılarını incelemektir. Araştırmada 120 çocuk ve 120 ebeveynin yaşam kalitesi algıları sırasıyla Çocuklar İçin Genel Amaçlı Sağlıkla İlgili Yaşam Kalitesi Ölçeği (KINDL-R) ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği-Kısa Formu Türkçe Versiyonu (WHOQOL-BREF-TR) ile ölçülmüş olup; yaşam kalitesi düzeyleri ve bu düzeyler arasındaki ilişki ile çocuk yaşam kalitesinin ebeveyn yaşam kalitesi algılarını ne düzeyde yordadığı betimsel ve çıkarımsal istatistiksel analiz yöntemleri ile araştırılmıştır. Bulgular, çocuk ve ebeveyn yaşam kalitesi algıları arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ve çocuk yaşam kalitesinin ebeveyn yaşam kalitesini anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir. Elde edilen sonuçlardan yola çıkılarak ebeveynlerin yaşam kalitelerini artırmanın yolunun çocuklarının yaşam kalitesini artırmaktan geçtiği söylenebilir.Article Öğrenme Güçlüğünde Yaşanan Zorlukların Eğitsel Çerçevede İncelenmesi(Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2016) Sakız, Halis; Sart, Zeynep Hande; Ekinci, AbdurrahmanBu araştırmanın temel amacı, ilk ve ortaokullarda eğitim görmekte olan ve öğrenme güçlüğü (ÖG) tanısı almış çocukların yaşamış oldukları sorunları eğitsel alan çerçevesinde incelemektir. Araştırmanın ikinci amacı, belirlenen zorluk alanlarının cinsiyet ve okul kademesi açısından farklarını ve boyutlarının birbiri ile ilişkisini incelemektir. Araştırmada, Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nde tanılanmış ve kaynaştırma yoluyla eğitim uygulaması yapan okullarda bireyselleştirilmiş eğitim programı kapsamında eğitim gören 261 çocuğun öğretmenlerinden Öğrenme Bozukluğu Belirti Tarama Testi kullanılarak veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin testin tüm boyutlarında sorun yaşadığı, en sık sorun yaşanan alanların, ‘akademik başarı’, ‘yazma’, ‘sosyal-duygusal’, ‘aritmetik’, ‘sıralama’, ‘organize olma’, ‘okuma’, ‘dikkat’, ‘motivasyon’ ve ‘çalışma alışkanlığı’ olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bazı alanlarda hem cinsiyet, hem de okul seviyesi (ilkokul ve ortaokul) açısından öğrenme güçlüğü belirtilerinde anlamlı farklılıklar bulunmuş; ölçeğin boyutları arasında da anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarının ÖG olan çocukların sorun alanlarının tespitine ve uygun okul stratejileri ve öğretmen uygulamalarına rehberlik edeceği öngörülmektedir.Article Okul Yöneticilerinde Algılanan Yaşam Kalitesi(Gaziantep University Journal of Social Sciences, 2017) Ekinci, Abdurrahman; Sakız, Halis; Bindak, RecepBu makale Türkiye’de Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görev yapmakta olan 127 okul yöneticisinin yaşam kalitesini çeşitli değişkenler açısından inceleyen bir araştırma bulgularından yola çıkılarak yazılmıştır. Araştırmada okul yöneticilerinin yaşam kalitesine dair kendi görüşleri, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-BREF) Türkçe formu kullanılarak alınmıştır. Araştırmada nicel desen kullanılmış ve analizler betimsel istatistik ve fark testleri (t-testi) ve korelasyon testi (Pearson) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, (i) okul yöneticilerinin yaşam kalitelerinin hem toplamda hem de çevresel, psikolojik, fiziksel ve sosyal ilişkiler alanlarında ortalamanın üstünde olduğunu, (ii) yaşam kalitesi puanlarının medeni durum, deneyim, çalışılan okulların öğrenci ile öğretmen sayıları gibi değişkenlere bağlı olarak anlamlı farklılıklar içerdiğini ve (iii) yaşam kalitesi alanlarının tümünün birbiriyle anlamlı ilişkilere sahip olduğunu göstermiştir. Araştırma sonucunda, okul yöneticilerinin okullarında nitelikli eğitim sunulması sürecini yönetmeleri için kendi yaşam kalitelerinin düzeyini anlama ve ihtiyaç duyulan alanlarda iyileştirilmesinin bir gereklilik olduğunu savunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul yöneticileri, yaşam kalitesi, tarama çalışması, demografik değişkenlerArticle Refugee Children in the Scope of Mental Health Services at School(2022) Bozdağ, Faruk; Ergün, NaifSchools play an important role in the psychosocial, academic, and professional development of refugee children. Specifically, psychological counselors and guidance (PCG) experts who provide mental health services in schools have a critical role in this process. The way of approach to the problems, areas of difficulty, support needs, and suggestions of PCG experts who have experience working with refugee children can increase the quality of the services to be provided in this direction. In this study based on qualitative design, the experiences of PCG experts who have worked with refugee children were examined. The data were collected from 38 PCG experts. The data were analyzed with the thematic analysis technique. As a result of the analyses, 27 sub-themes related to six themes were determined: the perceptions of the PCG experts about refugee children, their approach to refugee children, the demands of refugee children, the activities carried out for refugee children, the competence to work with refugee children, and effective intervention proposals for refugee children. It has been determined that PCG experts have a realistic perception of refugee children, they carry out various activities towards refugee children in a professional manner in line with their demands, and they develop various coping methods against difficulties in this process. Although working with refugee children contributes to improving the professional skills of PCG experts, PCG experts need training to giving effective services to refugee children such as non-language-based methods, trauma education, refugee rights, psychoeducation and play therapy activities. Based on PCG experts’ experiences, they offer various recommendations for effective interventions for refugee children. In line with the results obtained, it has been evaluated that school counseling services can be the pioneer of activities to increase positive experiences in order to increase the mental health of refugee children.